MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Yemen:

Dini: Hristiyanlık, İslamiyet, Hinduizm, Musevilik (Yahudilik) Mezhebi: Sünnilik, Şiilik NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




gelişmek:  

nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. (canlılar) serpilip büyümek, boy atıp yetişmek. 2. MEC. (bir konu, durum, olay vb.) ileriye doğru değişmek, iyiye gitmek, olgunlaşmak, genişlemek, ilerlemek. "Gelişmekte olan ülkeler çoğalıyor"(Konusu: , Kökeni: )

Geliyofobi:  

(ing.i. geliophobia) kahkaha’dan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Gelmek:  

(f.) Vermek. Örn:: Yüz papel gel bakalım.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Gelotofobi:  

(ing.i. gelotophobia) dalga geçilme korkusu. kişinin kendisiyle dalga geçildiği veya alay edildiği kanısıyla yakınlarında gülen birilerinden rahatsız olması durumu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Gemçirmek:  

(bkz:: Geçirmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

geme:  

halk arasında fare ve iri fare anlamında kullanılan bir ege sözcüğü geme 1. Fare. 2. Bir çeşit köstebek. 3. Kısa burunlu hayvan. geme 1. Büyük dişli (kimse). 2. Düzgün, beyaz dişli (kimse). 3. Alt ya da üst çenesi uzun (kimse). 4. Ön dişleri öne doğru çıkık (kimse). 5.bk. gevik (I). geme Boyu büyümeyen katır. geme Kemer. geme Eğri, yamuk. geme Haddinden fazla uzun. geme Koyunların üzerinde bulunan bit. geme Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için) geme < Erm. kam: kama geme Küçük ağaç kirkit. (Dişkaya *Eşme -Uşak) geme Büyük fare.(Konusu: , Kökeni: )

Gemeter:  

(i.) 1- Makat, anus. 2- Kalçalar, kıç. (bkz:: Gömeter) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

gemi:  

ad su üstünde yüzerek yol alan, insan ve yük taşımaya yarayan, büyük deniz taşıtı.(Konusu: , Kökeni: )

Gemlik Körfezi:  

Gemlik Körfezi, Marmara Denizi'nin, güneydoğu yönündeki koludur. Doğu-batı doğrultusundadır. Çevresinde birçok yerleşim yeriyle, orta yükseklikte sıradağlar yer alır. Yerleşim yerleri Bursa ve Yalova illerine bağlıdır. Etrafındaki kentler; Mudanya, Gemlik, Narlı, Trilye, Kumla, Armutlu.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

gemoloji:  

ing.i. gemology) değerli taşbilim. süs malzemeleri ve kıymetli taşları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Gen:  

(gene) Bir kromozom içinde belirli bir noktayı (lokus) işgal eden kalıtsal materyal ünitesi. Kalıtımın temel birimi olup, özel bir polipeptit zincirinin amino asit sırasını şifreleyen DNA kesimidir.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Gen:  

Kalıtım birimi, DNA parçası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Gencal:  

(t.i. erk.) Genç kal. (bkz:: Genç)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Gencay:  

(t.i. ka.erk.) Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli, hilal.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Gence:  

(f.i. erk.) Kuzey Azerbaycan'ın Baku'dan sonra en büyük şehri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Gence:  

(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Gencer:  

(t.i. erk.) Yeni taze, körpe kimse, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Genç:  

(f.i. erk.) 1- Hazine define. 2- (a.) Naz, eda, cilve.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

genç:  

sıfat · ad 1. yaşı ilerlememiş olan. 2. çocukluk çağından çıkmış bulunan kimse, delikanlı. \"Onun yanındaki genci tanıyordum\" 3. (hayvan ve bitki için) gelişmesini tamamlamamış olan. \"Ormanın genç ağaçları kesilmez\" 4. henüz yaşlanmamış olan ya da gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç. \"Henüz gençti, ama emekli olmuştu\" 5. zihinsel ve deneyimsel yönden yeterince gelişmemiş olan, toy. \"Genç o, öğreneceği çok şey var\" 6. genç ya da genç kalmış birine ait olan. \"Genç bir yüzle yaşlı bir kafa, aynı kişide toplanmıştı\" 7. MEC. kısa bir geçmişi olan, yeni yeni gelişen. \"Genç demokrasimizi savunmak zorundayız\"(Konusu: , Kökeni: )

Genç (Prımeur) Şarap:  

Üzümün birincil aromalarını kaybetmeyeceği özel bir yöntem ile üretilip hemen şişelenen ve fazla bekletilmeden tüketilmeleri gereken şaraplar.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Genç Anadolu Partisi:  

Kısa Adı: GAP Genel Merkezi: Mamak, Ankara Kuruluş Tarihi: 06.08.2013 Genel Başkanı: Ali Alemdaroğlu Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Genç Demokrat Parti:  

Kısa Adı: GDP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 04.10.1994 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 05.10.1994 Sona Eriş Nedeni: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile birleşti. 1982 Anayasası'nın eski 84. maddesiyle getirilen engeli aşmak üzere kurulmuş olan parti. (Hülle Partisi) Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Genç Erkek Rolü:  

(Alm. jugendliche Mönnerrolle - İng. juvenile) Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırdığı rol.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Genç Kız:  

(Kuk.) Genç aşık tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Genç Kız Rolü:  

(Alm. jugendliche Mödchenrolle - Fr. ıngenue) Genç kızı kişileştiren rol.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Genç Parti 1:  

Kısa Adı: GENÇPARTİ veya GP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 10.07.2002 Genel Başkanı: Cem Uzan Sona Eriş Tarihi: 02.08.2002 Sona Eriş Nedeni: Genç Parti kendini feshederek Yeniden Doğuş Partisi'ne (YDP) katıldı. Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: Sekülerizm, Laiklik, Cumhuriyetçilik, Popülizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Genç Parti 2:  

Kısa Adı: GENÇPARTİ veya GP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 23.08.2002. Yeniden Doğuş Partisi (YDP), 23 Ağustos 2002'de 3. Olağanüstü Kurultayı'nda "Genç Parti" adını aldı ve parti başkanlığına Cem Uzan seçildi. Genel Başkanı: Cem Uzan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez İdeoloji: Sekülerizm, Laiklik, Cumhuriyetçilik, Popülizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Gençlerbirliği:  

Kulüp Lakabı: Şimşekler Taraftar Grubu: Alkaralar. (Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

gençlik kampı:  

(B-36) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yol kenarında gençlik kampı olduğunu gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

gençlik kampı:  

Gençlerin serbest zamanlarını çeşitli sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle değerlendirmelerini sağlamak amacıyla kurulmuş tesislerdir. Kamplara katılan gençlerin ulaşım konaklama ve yemek ihtiyaçları Gençlik ve Spor Bakanlığınca karşılanmakta ve gençlerden her hangi bir ücret alınmamaktadır.(Konusu: , Kökeni: )

Gençlik Tiyatrosu:  

(Alm. Theater der jugend - Fr. theôtre pour les jeunes - İng. youth theatre) 1- Gençlerin bir araya gelerek kurdukları topluluk; 2- Repertuvarı gençlik için düzenlenmiş eğitsel tiyatro.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gençyaz:  

(t.i. ka.erk.) İlkbahar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

genekoloji:  

(ing.i. gencology) çevre ile ilişkili genetik farklılıkları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

genel:  

sıfat 1. tek bir kişiye ya da bir şeye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, özel olmayan. "Kentler bayramlarda değil genel günlerde güzel olur" 2. ayrıntıları, özel yönleri değil bütünü bakımından göz önüne alınan. "Öğrencilerin genel durumu iyi" 3. herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). "Belediye otobüsleri gibi genel taşıtlar çoğalmalı" 4. bir genelleme sonucunda elde edilen. "Genel kanı, bu işin uzun sürmeyeceğidir" 5. belirli ya da kesin olmayan. "O her zaman çok genel konuşur" 6. geniş yetkileri olan kimi resmi görevlerin adında yer alır; örneğin genel müdür, genel başkan gibi. 7. FELSEFE TERİMİ azlık, çokluk ya da bütünlüğü belirlemeden bir sınıfta birçok bireye, her biri bölünmez bir bütün kuran birçok öbeğe uygun düşen, bir nesne sınıfının bütününü kapsayan. "Yasalar geneldir" 8. genel başkan olan kimsenin görevi. 9. genel başkanın görev yaptığı yapı. 10. bir yeri bütünüyle görmeyi sağlayan görünüm. 11. bir şeyin bütününü kapsayan dıştan görünüşü. "Evin genel görünümü iyiydi" 12. genel yazman olma durumu ya da genel yazmanın görevi. 13. genel yazmanın çalıştığı yer. 14. EĞİTBİLİM TERİMİ ölçülen yeteneklerin ortalaması sayılan yetenek. 15. RUHBİLİM TERİMİ türlü işlerin başarılmasında etkili olan ve bireylere göre ayrılık gösteren genel zihinsel yeti. 16. bireyin belli, kendine özgü, bağımsız yeteneklerinden ayrı olarak, karşılaştığı genel durumlara uymada gösterdiği yetenek. 17. zekâ testleriyle ölçülen değişik yetenek ve güçlerin bireşimine verilen ad.(Konusu: , Kökeni: )

Genel Çalışma:  

(bkz:: Son Çalışma)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Genel Kurul:  

(general assembly) Adli Tıp Kurumu başkanı, ihtisas kurulları başkan ve üyelerinden oluşan, mahkemeler ve savcılıklar tarafından kanaat verici bulunmayan, ihtisas kurullarınca oy birliğiyle alınmamış kararları, aralarında çelişki bulunan bilirkişilik raporlarını görüşen kurul.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Genelkurmay Başkanı:  

Genelkurmay Başkanı; Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerini komuta eden ve yönlendiren Çankaya, Ankara'daki en üst düzey askerî birim olup Genelkurmay Başkanı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 117. Maddesi gereğince Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Genelkurmay, silahlı kuvvetlere komuta etmek için kurulan en üst düzey kuruluştur.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

genellikle:  

belirteç büyük bir çoğunlukla, genel olarak, yaygın bir biçimde.(Konusu: , Kökeni: )

geneloji:  

(ing.i. genelogy) soy kütüğü bilimi. aile içindeki ilişkileri, özellikle soy kütüğü çıkarmaya yönelik araştırmaları konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

General:  

En yüksek askerî rütbelerden biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Generallik:  

General olma durumu/rütbesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Genetif:  

Genetif (Genitif): Dilbilgisinde “-in hali” (tamlayan durumu).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Genetik:  

(genetic) Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili, genlerle geçen.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Genetik:  

Kalıtım ve genlerle ilgili bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

geniş:  

sıfat 1. ortalamayı aşan eni bulunan, eni çok olan, dar olmayan, enli. "Saraya geniş bir kapıdan giriliyormuş" 2. içine çok şey alabilecek durumda olan, içine alması gerekenden daha çoğunu alabilen, alanı dar olmayan.(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )

Geniş Açılı Işıldak:  

(Alm. Flutlichtleuchte - İng. wide-angle floodlight) Geniş bir alanı aydınlatan ışıldak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Geniş Açılı Işın:  

(Alm. breiter Lichtkegel - Fr. faisceau large - İng. wide-angle beam) 91 - 179 kadar olan açılarla verilen ışık.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Geniş Bant Bağlantısı:  

"DSL ya da kablo gibi hızlı internet erişimi sunan bağlantı tiplerine genel olarak ""geniş bant bağlantısı"" adı verilir. Geniş bant bağlantıları, saniyede 256 kilobayt'a (256 KB/s) veya çok daha yüksek hızlara ulaşabilirler. Bunu nedeni, kablolar üzerinden çok büyük verilerin kısa sürede karşı tarafa aktarılabilmesidir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Geniş Ses:  

(Alm. breites Stimmaterial - Fr. Voix etendue) Tiyatro konuşmasında bir sesin yükseklik yönünden geniş olması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Geniş Zamanlar:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ayşe KULİN Kitabın Konusu: Varlıklı bir evde yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkilerinin sosyal farklılıklar nedeniyle nasıl çözüldüğünü anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Sosyal yaşam farklılıklarının insan ilişkileri üzerindeki etkisi.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Genişleme Yuvası:  

"Bilgisayarlarda kullanılan donanımları, harici ve dahili olmak üzere iki farklı gruba ayırabiliriz. Harici donanımlar kasanın dışında kullanılırlar ve bağlantı için USB ya da seri bağlantı noktalarını kullanırlar. Dahili donanımları ise anakart üzerindeki slotlara takmanız gerekir.Kasanızın arka kısmında bulunan ve ince şeritler görünümünde olan boşluklara ise ""genişleme yuvası"" deniliyor ve bu yuvalar, slotlara taktığınız dahili donanımların dış bağlantılarını yapmak için kullanılıyorlar. Her kasa modeli, farklı sayılarda genişleme yuvasına sahip olabilir. Eğer kasanın arkasında yeterli sayıda genişleme yuvası yoksa, anakart üzerinde çok fazla slot bulunması pek bir anlam İfade etmeyecektir. Bu yüzden yeni bir PC satın alırken, tercih ettiğiniz kasanın yeterli sayıda genişleme yuvasına sahip olup olmadığına dikkat etmenizde yarar var."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

genişliği … metreden fazla olan taşıt giremez:  

(TT-20) Trafik Tanzim İşareti: işaret levhası, toplam genişliği levhada belirtilmiş olan değerden fazla olan taşıtların girişinin yasak olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Genişlik:  

(Alm. breiter stimmum(ang - Fr. etendue) Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı çeşitli ses tonlarının tümüne birden verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

genital:  

Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül. Üremek durumu.(Konusu: , Kökeni: )

Geniyofobi:  

(ing.i. geniophobia) çene korkusu. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Genleştirici:  

Pigmentlerin boşluklarını doldurup genleştiren titanyum dioksitten daha ucuz içeriktir. Genleştirici pigmentsiz kullanılamaz. Yaygın kullanılan bazı genleştiriciler şunlardır: kaolen, kalsit ve silika.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Genofobi :  

(ing.i. genophobia) seks korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Genom:  

(genom) Bir bireyin ya da bir hücrenin genetik materyalinin tamamı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Genom:  

Bir canlının tüm genetik materyali (DNA bütünü).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Genosit:  

Soykırım (bir topluluğu yok etme).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Genotip:  

Canlının sahip olduğu tüm genetik yapı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Gent:  

Gent; (Fransızca: Gand), Belçika'da, Felemenkçe konuşulan topluluğa dahil Flaman Bölgesi'nde Doğu Flandre ilinin merkezi ve en büyük nüfuslu yerleşkesi olan bir şehirdir. Şehir, Schelde Nehri ve Lys ırmaklarının akarsu birleşiminde kurulmuştur. Orta Çağlarda kuzey Avrupa'nın en büyük ve en zengin şehirlerinden biri olmuştur. Günümüzde de bir limanı ve üniversitesi olan önemli bir şehirdir. Nüfus itibarıyla Belçika'nın ikinci büyük belediyesi ve dördüncü büyük metropoliten bölgesi olur. Gent'te her yıl 10-15 gün süren "Gent Festivali" (Felemenkçe "Gentse Feesten") organize edilmektedir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Genufobi:  

(ing.i. genuphobia) diz korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Geometri:  

Nokta, doğru, şekil ve uzayı inceleyen matematik dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Geometrik:  

Geometriyle ilgili, şekilsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Georg Simon Ohm:  

Georg Simon Ohm (1789 -1854) Alman mucit. 1827 yılında. Bir iletkenden geçen akımın iletkenin uçları arasındaki gerilim ile doğru, iletkenin direnciyle ters orantılı olduğunu formüle etti. (akım şiddeti=gerilim/direnç) biçiminde göste­rilen ünlü elektrik akımı yasası'nı orta­ya attı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

George Bednorz:  

George Bednorz (1950- ?) Alman fizikçi, mucit. 1986 yılında kayıp olmaksızın enerjiyi transfer edebilen bir madde geliştirdi. Böylece “süper iletken” kavramı hayatımıza girmiş oldu. Süper iletkenler, “bilgi çağı” açısından çok önemli gelişmeleridir. Sıradan bir bakır telden iletildiğinde enerjinin yaklaşık % 40’ı kaybolmaktadır. İşte bu yüzden süper iletkenler insanlığın enerjiyi doğru ve verimli kullanabilmesi açısından çok önemlidir.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

George Devol:  

George Devol (1912-2011) Amerikalı mucit. İlk robot kol'u icad etmiştir. 1950’lerin başında Devol programlanabilir mekanik bir kol geliştirmek için elektrik mühendisliği ve makine kontrolü alanındaki yeni işini kurdu. 1954 yılında mühendis dostu Joseph Engelberger’e mekanik kol tasarımının detaylarını açıkladı ve onun desteğiyle patent başvurusu yaptı. 1961 yılında Universal Automation-Unimation adıyla konseptinin patentini aldı. Engelberger ise Unimation Inc. adıyla bu mekanik kol tasarımını pazarlamak için bir şirket kurdu. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

George Eastman:  

George Eastman (1854–1932) Amerikalı mucit. 1888 yılında taşınabilir fotoğraf makinesi'ni yaptı, rulo filmi yaşama geçirdi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

George Jetgil:  

Çizgi filmin orjinal adı The Jetsons'dur. Jetgiller, uzayın ortasında birbirinden harika imkanlar içinde yaşayan bir ailenin reisi ve filmin ana karakteridir. Bütün olaylar George Jetgil etrafında gelişir. Elroy Jetgil ve Judy Jetgil isminde 2 çocuğu vardır. Spacely Dişlileri şirketinde çalışmaktadır. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

George William Manby:  

George William Manby (1765-1854) İngiliz mucit. Gemi enkazlarından hayat kurtarmak için bir cihaz tasarladı. 1816’da ilk yangın söndürücü'nün temellerini atmış oldu. Alet, su içeren metal bir silindirden oluşuyordu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Gepçirmek:  

(bkz:: Geçirmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Gepetto:  

Pinokyo'yı tahtadan bir çocuk haline getiren marangoz ustası. Yaşlı ve yalnız bir marangoz olan Gepetto usta, bir kütükten kukla yapar ve ona Pinokyo ismini verir. Pinokyo, etten kemikten olmasa da tahtadan bir çocuk haline gelir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Gerali:  

(sf.) Çılgın, İyice deli, alık, aptal. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Geranos:  

(Yun. geranos) Eski Yunan tiyatrosunda kişileri havada uçuran ve yeryüzüne indiren vinç. (bkz:: Mekane)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Geraskofobi:  

(ing.i. gerascophobia) yaşlanmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Gerbert of Aurillac:  

Gerbert of Aurillac (II. Sylvester) (946-1003) Bilim adamı, öğretmen mucit. Arap ve Greko-Arjantin aritmetiğini, matematik ve astronomi alanındaki çalışmaları desteklemiş ve Avrupa'ya Greko-Romen döneminin sonundan bu yana olmayan abaküs ve armillary küresini geri getirmiştir. Avrupa'da ondalık rakam sistemini, Arapça rakamlar kullanarak ilk kez tanıtan kişi olduğu söyleniyor. 999 yılında Fransız keşiş ve sonrasında Papa olan Gerbert’in ağırlıklar kullanarak çalışan ilk mekanik saat'i günümüze kadar pek çok kez geliştirildi.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

gerçek:  

sıfat 1. el ile tutulup göz ile görülecek biçimde tam anlamıyla var olan, varlığı hiçbir biçimde yadsınamayan, bir durum, bir olgu, bir nesne ya da bir nitelik olarak var olan. "Kâğıt paranın üzerinde saymaca değeri yazılıdır, onun gerçek değeri ancak kâğıttır" Benzer: hakiki 2. kendisi gibi olan, aslına uygun bulunan, yapay olmayan. "Gerçek inciden gerdanlık pahalı olur" Benzer: sahici 3. doğadaki gibi olan, doğayı, var olanı olduğu gibi veren, yansıtan. "Bu tabloda gerçek renkler görüyoruz" 4. başlıca, ana, temel, asıl. "Gerçek erdem, sevgidir" 5. ad doğru olan, yalan olmayan şey. "Gerçekler acıdır" 6. ad bireşim yoluyla elde edilmeyip doğal olarak var olan şey, yapay olmayan şey. "Bu inci gerçektir" 7. ad gerçek durum, var olan şeylerin tümü, gerçeklik. Benzer: realite 8. sıfat FELSEFE TERİMİ bilinçten bağımsız olarak var olan. 9. sıfat FELSEFE TERİMİ düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. 10. sıfat TOPLUMBİLİM TERİMİ nesnel olan ve olanağın yerine gelmesi sonucunda ortaya çıkan (durum, koşul, nesne).(Konusu: , Kökeni: )

Gerçek Yanılması:  

Gerçeğin sahne üzerindeki görüntüsünden ortaya çıkan değişme, yanılma.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gerçekçi Tiyatro:  

(bkz:: Realist Tiyatro)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

gerçekçilik:  

(Alm. Realizm - Fr. realisme) (bkz:: Realizm)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gerçeküstü Oyun:  

(Alm. surrealistisches Stück - Fr. piece surrealiste - İng. surrealistic play) İlkin, 1918'de, Apollinaire'in " Tiresias'ın Memeleri" adlı oyunu için kullanılan bir terim. Gerçekçi, mantıkçı, usçul, alışılagelmiş imgeleri bırakıp oyuna mantık dışı çağrışımlar, bilinç altından kopma ayrıntılar, düşsel öğeler getiren oyun. Örnek : Cocteau'nun "Orphee" si (1 926), Antonin Artaud'nun "Kan Fıskiyesi".(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gerçeküstücülük:  

(bkz:: Sürrealizm)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gerdan Süpürgesi:  

(d. fars. çerden'den türk.) Bıyıklar. Sakal.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Gerdel:  

Büyük kova, genelde su taşımak için kullanılan kap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

gereç:  

Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal.(Konusu: , Kökeni: )

gerek:  

ad · sıfat 1. bir şeyin yapılabilmesinin, olabilmesinin koşulu olan, bir şeyin olmasının onun gerçekleşmesine bağlı bulunduğu (şey). "Bunun gereğini yapmalısınız" 2. güçlü olasılık anlatır. "Bir bildiği olsa gerek, ısrar ediyor" 3. kesinlik anlatır. "Bunun böyle yapılması gerek, yoksa işe yaramaz"(Konusu: , Kökeni: )

gerekli:  

sıfat herhangi bir şeyin yapılabilmesi için varlığı zorunlu olan, olması ya da bulunması yerinde ve uygun olan, olması gereken, gerek olan.(Konusu: , Kökeni: )

Gergi:  

(Alm. Projetionsleinwand - Fr. toile - İng. screen) Perde. Daha çok sahne dibinde gerili alan projeksiyon perdesi için kullanılır. (bkz:: Ekran)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gergi Çubuğu:  

(Alm. Zugstange - Fr. Porteuse metallique - İng. barrel) Perdeleri germekte kullanılan çubuk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Gergin Oturuş:  

(Cimnastik Ter.) Vücudu dik tutarak gergin ve açık bacaklarla oturuş. Açık oturma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Gergin Sıçrama:  

(Cimnastik Ter.) İki ayakla yeri itip, kolların önden yukarı savrulması ve bacakların geriye itilmesiyle vücudun, havada bir yay şeklini almasını sağlayan sıçrayış.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Gergin Yatış:  

(Cimnastik Ter.) Vücudun, başın yanlarından birbirine paralel uzanmış kollarla, sırt üstü yatmış bulunduğu durum,tepeden tırnağa gergin yatma biçimi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

GERI / KERI:  

(geri) Ayak, bacak, tekme.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

geri:  

ad 1. bir şeyin arkadan gelen bölümü, arka. "Otobüsün gerisi boştu" 2. alt yan, alt. "İşin gerisi bizi ilgilendirmez" 3. arkanın biraz uzağı. "Araba on metre gerimizdeydi" 4. bundan başkası. "Gerçek bu, gerisi yalan" 5. son, sonuç. "Yaptığın işin gerisini düşündün mü?" 6. bir şeyin sona kalanı, sonraki bölümü. "Yazının gerisi yarın yayımlanacakmış" 7. arkada kalmış zaman, geçmiş. "Gerimizi düşününce, bugün daha iyiyiz" 8. (insan ve hayvanda) boşaltım organının sonu, dışkılık. Benzer: anüs 9. sıfat MEC. benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş olan, benzerlerinden daha alt düzeyde bulunan. "O geri ülkelerde olur bunlar" 10. sıfat (saat için) zamanı olduğundan eksik gösteren. "Saatin iki dakika geri, ayarlamalısın" 11. sıfat anlayışı kıt, anlayışsız, aptal. "Böyle gerilerle işin ne?" 12. sıfat düşünce olarak çağa uyamamış olan. "Çok geri biri, elli yıl önce gelmeliydi" 13. belirteç arkaya, geriye doğru. "Başını geri çevir" 14. ünlem (buyruk olarak) geri dön, geri git! "Silahlı nöbetçi bağırdı, geri!" 15. verdiği şeyi geri istemek. 16. geriye, arkaya doğru götürmek ya da gitmesini sağlamak. "Arabayı geri almak için vites değiştirdi" 17. düşman eline geçmiş yeri düşmandan kurtarmak. 18. (söz için) söylediğinin yerinde ya da doğru olmadığını, söylenmemiş sayılmasını bildirmek. "Sözünü geri almak ona düşer" 19. bulunduğu yerden geriye, arkaya doğru gitmek. 20. MEC. ileri gitmemek, kaçmak. "Zoru görünce geri çekildi" 21. MEC. karıştığı bir işi sürdürmekten ya da sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek. 22. ASKERLİK TERİMİ geri çekilme eylemini yapmak. "Düşman geri çekilmekteydi" 23. arkaya, geriye doğru döndürmek. "Başını geri çevirince beni gördü" 24. geldiği yere göndermek. "Adamı eli boş olarak geri çevirmek istemedi" 25. gelen bir şeyi istemeyip geri vermek, kabul etmemek. "Babası onun isteğini geri çevirmek istemiyordu" Benzer: reddetmek 26. geldiği yere dönmek. 27. MEC. kötüleşmek. "Hasta gün güne geri gitmekteydi" 28. etkinliği az olan ya da ağır olmayan, kolay görev. 29. ASKERLİK TERİMİ ordunun, ateş çizgisinin gerisindeki hizmet, ordunun türlü gereksinimleriyle ilgili işlerin tümü. 30. arkada, geride kalmak. 31. gecikmek, yetişememek. "İşte geri kalmıştık, onlara yetişmek istiyorduk" 32. (saat) zamanı eksik göstermek. "Bu saat her zaman geri kalıyor" 33. çağdaşlarının, benzerlerinin düzeyine ulaşamamak ya da gereken düzeyde olmamak. "Ülkemiz hep geri kalacak değil, bir gün çağa ulaşacaktır" 34. (bir şeyi yapmaktan) çekinmemek, kaçınmamak. 35. (birinden) herhangi bir yönden daha aşağı olmamak. "O da çalışkanlıkta senden geri kalmaz" 36. ilgisizmiş gibi görünerek, yakın bir ilgi göstermeyerek, uzaktan. "Çocukla, geriden geriye de olsa, ilgilen, başına iş gelmesin" 37. gizlice, sinsi sinsi, sinsice. "Adam geriden geriye kuyumuzu kazmaktaymış"(Konusu: , Kökeni: )

geri:  

HALK AĞZINDAN ad at arabalarında, arabanın içinde gerilerek kenarları arabanın korkuluklarına tutturulan ve içine tahıl ya da saman doldurulan büyük çuval.(Konusu: halk ağzı, Kökeni: )

Geri Adım:  

(Tekvando Ter.) Dwikubi Sohgi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Geri Çekilerek Atış:  

(Basketbol ter.) Fadeaway. Bir oyuncunun sıçradıktan sonra havada geriye doğru gittiği, savunmanın işini zorlaştıran bir atış türüdür. Bu tür şutların amacı, savunma oyuncusu ile arasında temiz bir atış yapmak için boşluk yaratmaktır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Geri Dönüşüm Kutusu:  

"Windows işletim sistemlerinde silinen bir dosya ya da klasör, aslında tam anlamıyla yok olmaz. Bunun yerine silmek istediğiniz veriler, bulundukları konumdan alınırlar ve ""Geri Dönüşüm Kutusu"" adı verilen özel bir klasöre taşınırlar. Bu sayede yanlış bir silme işlemi sonrasında, sildiğiniz veriyi tekrar eski konumuna döndürme şansına sahip olabilirsiniz. Eğer ""Geri Dönüşüm Kutusu""nda toplanan verileri tamamen silmek isterseniz, ""Geri Dönüşüm Kutusunu Boşalt"" komutunu kullanmanız yeterli olacaktır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

geri er:  

bir er zincirinde bir başka er tarafından korunulamayan erdir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

WhatsApp