MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Arma:

(it.i.) 1- Altın takı. (yüzük, köstek vb.) 2- Saat altın saat. Alinin arması yolundadır. Kıyafetçe de tirendazdır. (Hulusi Kodaman, Zar- Kağıt Oyunları ve Hileleri)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Sinüzoit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sinyal:  

(fr.i. signa) 1- Dilenme, dilencilik. Örn:: Bu işin meslek çevresindeki adı daha bir başkadır. Sinyal. 2- Yankesiciler, hırsızlar, erketeler vb. arasındaki özel anlaşma işareti.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sinyal Geçmek:  

(d. fr. türk.) 1- Dilenmek. 2- (Birisine) Anlayacağı biçimde işaret vermek. Haber vermek, uyarmak. Örn:: Sen ona bir sinyal geçsen tamamdır. (Aziz Nesin, Toros Canavarı) (bkz:: Sinyal Çekmek, Sinyal Vermek biçiminde de şöylenir. Örn:: Aslında hiç sigara içmezmiş ama polislere sinyal vermek için önceden planlamışlar. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyal Yapmak:  

(d. fr. türk.) Dilenmek. Örn:: Mehmet- Keleğin Allahı değil mi abi? Biz hayatımızı sinyal yaparak geçiriyoruz. Gariban ayağı yapmıyoruz harbi delikanlıyız ama sizde durumu biraz çakın be abi.. (Aydın Ulun, Sinyal Yaparak Geçiniyoruz) Sinyale Yatmak diye de kullanılır.(Örn:: Sinyal Geçmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyalci:  

(fr.i. türk. e.) 1- Dilenci. Örn:: Fırsat bulunca yankesicilik de yapan dilenci. Yoksa tanıyor musun onu?. -Sinyalcinin biri. (Y. Kenan Karacanlar, Orhan Kemal'den Anılar) 2- Erkete. Belirli bir yasadışı iş yapılırken çevreyi kollayıp durumu işaretlerle bildiren kimse. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyalcilik:  

(fr.i. türk. e.) Dilencilik, başkalarını açındırarak para ve çıkar elde etme eylemi. Örn:: O zaman sinyale yatmışsa fasulyeyi çarığa doldurmuştur. Şu sinyalcillk ölmez be kardeşim, ölmez. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyale Yatmak:  

(bkz:: Sinyal Yapmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sinyalizasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sinyor:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sipahi:  

(f.i. erk.) Osmanlı İmpa-ratorluğu'nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Sipali:  

(çing.i.) 1- Karagözcü argosunda paraya verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- (Şarkıcı, çalgıcı, çengi köçek vb.) Örn:: Bir eğlentide, yaptığı iş karşılığında aldığı ücret. Örn:: -Gezelim ama dedi. Sipali var mı? -Ohoo -Yerin? -Yerim de. -Tosla bakalım sipalileri. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu) 3- es. Bin lira, bin liralık kağıt para. (Sipali, dönemin ortalama geçerli en az-en çok sayılabilecek para birimi için de kullanılır: Beş sipali iç ettim gibi.) Spali, Sipari, Spari biçimlerinde de söylenir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipali Alıkmak:  

(d. çing, türk.) 1- Para almak, Para kazanmak. 2- Paraya gereksinimi olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipaliyi Demetlemek:  

(d. çing. yun. demati, demet - türk. e.) Bol Bol para kazanmak. Kazandığı parayı harcamayıp biriktirmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipaliyi Vurmak:  

(d. çing. türk.) Bol para kazanmak, emek harcamadan ya da az emek harcayarak çok para kazanmak. Örn:: Hep laçolara değil biraz da balamozlara takıl bakalım. Takıl da spaliyi vuralım. (anonim, Biz Şorololar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipar:  

(f.i. ka.) 1- Feda eden, veren. 2- Suya kanmış. 3- Taze, körpe.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Sipar:  

(çing.i.) Sigara. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipar:  

(Ort. O.) Aşık, ya da genç adam tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Sipari:  

(bkz:: Sipali)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipas:  

(f.i. ka.erk.) Şükretme, dua etme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Siper:  

Savaş sırasında korunmak, düşmana hedef olmadan ateş edebilmek için toprakta uzunlamasına kazılan üstü açık hendek.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Siper:  

(Eskrim Ter.) Rakipten gelen dürtüşten korunma amaçlı pozisyon. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Siperyo Perdesi:  

(Kar.) Perdenin üstünde, meşinden yapılmış yarım perde.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Sipi:  

(i.) Sigara. (bkz:: Sipsi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipilofobi:  

(ing.i. syphilophobia) bir tür cinsel hastalıktan (frengi) korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Sipolin:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sipsi:  

(i. esk. türk. sıbızgu düdük'ten) 1- Karagözcü argosunda sigaraya verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- Sigara. Örn:: Al ulan be bir sipsi tüttür dedi. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sipsi:  

(Kar.) Karagöz, Matiz ve Külhanbeyin "tütün" ya da "sigara" için kullandığı terim.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Sipsi Majör:  

(d. türk. lat. majör, büyük'ten) Esrarlı sigara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sirac:  

(f.i. erk.) 1- Işık meşale, kandil, çerağ. 2- Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Siraceddin:  

(a.i. erk.) Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Siran:  

(a.i. erk.) Kaleler, hisarlar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sirar:  

(i.) Karagözcü argosunda Çelebi karakterine verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü). Tiyatroda özellikle bulvar oyunlarında yakışıklı genç erkek, Jön. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Siren:  

(t.i. ka.) Mitolojide geçen, denizde kayalar üzerinde gemicilere şarkılar söyleyen, belden aşağısı balık biçiminde kadın, deniz kızı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Siren:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Siret:  

(a.i. erk.) Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi. Hz. Muhammed'in hal tercümesi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sirfiraz:  

(f.i. ka.) Başını yukarı kaldıran yükselten, benzerlerinden üstün olan. Aslı Serfıraz'dır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Sirk:  

(Alm. Zirkus - Fr. cirque - İng. circus) Cambazlık, hayvan hünerleri, palyaço güldürüleri gibi gösterileri, çoğu kez büyük bir çadırda seyircilere sunan gezici topluluk.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Sirk:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirkaf:  

(çing.i. strkarfya'dan) 1- Ayakkabı. Giysi. 2- (Konuşmada) İma, kinaye. 3- (Kumarda) Hile, kağıt çalma, kağıt değiştirme. Örn:: Evvela sirkaf dedikleri el çabukluğunu öğrenmek lazımdır. (Refi Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar) 4- Ev, konut. Örn:: Sirkafımı laçoya alıktırma. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) (bkz:: Sinkaf, Boyalı Sirkaf, Kazıma Sirkaf, Yalama Sirkaf)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sirkaflamak:  

(i.) 1- İskambil kağıdının arkasına hile amacıyla özel işaret koymak. Örn:: Sirkafladığımız kağıtta bite şans tutmuyor. (Mehmet Şeyda, Erkekamet) 2- Kağıt çalmak, kağıt değiştirerek hile yapmak. (bkz:: Sirkaf, Sinkaflamak(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sirkaflı:  

(sf.) 1- Hileli. (iskambil kağıdı) Örn:: Bazı hileler vardır ki bütün oyunlarda tatbik şekli birdir. Mesela sirkaflı kağıt oynamak. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- İmalı, kinayeli. (söz) (bkz:: Sirkaf, Sinkaflı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sirke:  

(fars.i. bit yumurtası ) Bozuk para. (Tanık için bk. Bit.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sirkülasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirküler:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirmata:  

(Lat. syrmata) Romalı oyuncuların giysisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Siroko:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Siroz:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirozlu:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirrus:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sirto:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

sis:  

ad 1. atmosferin aşağı katmanlarındaki buhardan ya da küçük su taneciklerinden oluşmuş olan bulutların alçalarak yeryüzüne değin inmesiyle oluşan duman. 2. ASKERLİK TERİMİ ordunun yer değiştirişlerini, devinimlerini düşman gözünden kaçırmak için o yerde özel olarak oluşturulan duman. 3. MEC. bir olayın gizli ve karanlık yönü. "Olaydaki sis perdesini kaldırırsanız, durum görülür"(Konusu: , Kökeni: )

Sismik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sismograf:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sismolog:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

sismoloji:  

(ing.i. seismology) deprem bilimi. yer sarsıntılarının oluş kökenini, deprem işleyişini, boyutunu, etkilerini ve alt yapısını araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Sismoloji:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistem:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistem Araçları:  

""Başlat / Tüm Programlar / Donatılar / Sistem Araçları"" yolunu takip ederek ulaşabileceğiniz uygulamalara verilen genel addır. Bu uygulamaların temel amacı, Windows'un sorunsuz çalışması için gerekli bakımların yapılmasını sağlamaktır. ""Disk Birleştiricisi"", ""Disk Temizleme"" ya da ""Yedekleme"" gibi birçok küçük uygulamayı sistem araçlarının arasında bulabilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sistem Bilgisi:  

""Sistem Araçları"" klasöründe yer alan özel bir uygulamadır Uygulamanın görevi, sistem hakkındaki ayrıntılı bilgileri kullanıcıya ulaştırmak şeklinde açıklanabilir. Bu bilgiler arasında hem donanımlarla ilgili, hem de yazılımlarla ilgili ayrıntılara yer verilmektedir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sistem Çökmesi:  

İşletim sistemleri her ne kadar gelişmiş olsalar da. çeşitli nedenlerden dolayı çalışmalarında aksaklıklar meydana gelebilir. Üstelik bazı durumlarda, ortaya çıkan hataların düzeltilmeleri de mümkün olmaz. Sonuçta işletim sisteminiz çalışmayı reddedecektir. İşte bu gibi durumlara sistem çökmesi adı verilmektedir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sistem Kaynakları:  

"Bir işletim sistemi, çalışırken bilgisayarın tüm bileşenlerini denetler ve kontrol altında tutar. Sistemin doğru bir biçimde çalışması için bu şarttır. Bileşenler arasındaki veri akışını sağlayan veriyolları, yazılımların çalışmak için ihtiyaç duydukları bellek miktarı, sabit disk üzerindeki ""sanal bellek ""alanı ve işlemcinin kullanılabilir kapasitesi gibi değerlerin hemen hepsine, genel olarak sistem kaynakları adı verilmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz kontrol işleminde, işte bu kaynaklar denetlenir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sistem Klasörü:  

"Windows işletim sisteminin önemli uygulama dosyalarını depoladığı klasöre verilen isimdir. Bu klasör oldukça önemlidir; çünkü içerisindeki dosyalar üzerinde yapılacak yanlış bir işlem, sistemin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Tecrübesiz kullanıcıların bu klasöre dokunmamaları tavsiye edilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sistematik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

sistematize:  

Metodlu Duruma Koymak, Usuli Biçimde, Sistemleştirilmek.(Konusu: , Kökeni: )

Sistemleşmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistemleştirilmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistemleştirmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistemli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistemsiz:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistire:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistirelemek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistirelenmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistireli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sistol:  

(Biy.Sp.Ter.) Kalp kasılma durumu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Sistol:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sitare:  

Kerime Nadir'in yazdığı Solan Umut kitabının baş kahramanı. On yedi yaşlarında çok güzel bir kız. Mutluluğu başka yerlerde arıyor.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Sitare:  

(f.i. ka.) Yıldız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Sitaregan:  

(f.i. ka.) Yıldızlar.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Site:  

İnternet üzerindeki bilgiler, HTML diliyle hazırlanmış veri dosyaları halinde saklanırlar. Bu veri dosyalarının her birine web sayfası adı verilmektedir. Site terimi ise, birden çok web sayfasından oluşan ve kendi içerisinde organize edilmiş sayfalar topluluğunu tanımlamak için kullanılır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Site:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sitofobi:  

(ing.i. sitophobia, sitiophobia) yiyecek şeylerden veya yemekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Sitoloji:  

(ing.i. cytology) gözebilim. hücrelerin fizyolojisini, yapısını, içerdiği organelleri, bulunduğu ortamla olan ilişkisini, yaşam döngüsünü, bölünmesini ve ölümünü inceleyen bilim dalı. hücre biyolojisi adıylada anılır. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Sitoloji:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sitoplazma:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sitrik Asit:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sittir:  

(bkz:: Siktir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Siva:  

(a.i. ka.) Başka, gayrı özge.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sivas:  

Sivas Tarihi; MÖ 17. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alır. 1174'te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. 1403-1408 arasında Yıldırım Beyazıd zamanında Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Sivas:  

Sivas İlçeleri: 1-Merkez 2-Akıncılar (20.05.1990) 3-Altınyayla (20.05.1990) 4-Divriği 5-Doğanşar (20.05.1990) 6-Gemerek (01.03.1953) 7-Gölova (20.05.1990) 8-Gürün 9-Hafik 10-İmranlı (01.01.1948) 11-Kangal 12-Koyulhisar 13-Suşehri 14-Şarkışla 15-Ulaş (20.05.1990) 16-Yıldızeli 17-Zara (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Sivas:  

Sivas; Kuzeyden Giresun, Ordu ve Tokat, Doğudan Erzincan, Güneyden Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Batıdan Yozgat ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Sivas:  

Tel. Kodu: 346(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Sivas:  

Plaka Kodu: 58(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Sivas:  

Nesiyle Meşhur: Zara Balı, Pezik (Dal) Turşusu, Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel, Kangal Çoban Köpeği, Bıçak, Cam üfleme, Divriği’nin Demiri meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Sivas:  

Sinop'ta Gezilecek Yerler: Sivas 4 Eylül Kongre Binası, Koyunkaya Mesire Yeri, Eğriçimen Yaylası, Başalağan Yaylası ve Ağcabel Yaylası, Tödürge Gölü, Hafik Gölü, Sivas Çifte Minareli Medrese, Şifaiye Medresesi, Sızır Şelalesi, Divriği Ulu Camii, Kangal Balıklı Kaplıcaları, Tekke Deresi, Kızılelma Köyü – Oymalık Parkı.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Sivas:  

Genel Bakış: Coğrafi bölge olarak toprak çoğunluğu İç Anadolu Bölgesi olmak üzere Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir ildir. • Sivas Akarsu bakımından Türkiye'nin en zengin ilidir. Sivas Kızıldağ'dan doğan Kızılırmak, Kösedağından doğan Yeşilırmak ve yine Kösedağdan Doğan Fırat'ın en önemli kollarından biri olan Karasu nehri Sivas ili sınırları içinde doğmaktadır. • Sivaslılar başlarına bir musibet gelince derler ki "Timur'dan beri böylesini görmedik." Söylentiye göre Sivaslı büyücüler Timur'un kızını çıldırtınca Timur da Sivas'a ayrı bir kin beslemiş. Bugün de büyücüleri meşhurdur. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

Sivasspor:  

Kulüp Lakabı: Yiğidolar (Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )

Sivil:  

(fr.sf.i. civil'den) 1- Çıplak, çırılçıplak. (kimse) Örn:: ben yüzmeyi 1944 ya da 1945 yazında orada derin yerde öğrendim önce sivil giriyorduk. (Ece Ayhan, Çanakkaleli Melahata İki El Mektup) 2- Üniformasız polis, sokaktaki adam gibi giyinmiş polis ajanı. Örn:: Sivilleri Beykoz kunduralarından çakardık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sivil:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

WhatsApp