MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Havalı:

(a.sf.i. türk. e.) Eşanl. Havai. Örn:: Hem duymuştu artık hileli zarlar yani civalı, havalı zarlar olduğunu masa altlarına mıknatıs konulduğunu duymuştu.) kötüye bağlayan havai zar vardı. Onu hafif atmak gerekirdi. Hafif atılınca çünkü iyi gelirdi. Kimi matkapla oyulur içine civa doldurulurdu. (Celalettin Çetin, Kumarbazlar Arasında)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Cihanmert:  

(f.i. erk.) (bkz:: Cihaner)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Cihannur:  

(f.i. ka.erk.) Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı. Türk-Hind padişahı Ekber'in büyük oğlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Cihanser:  

(f.i. ka.erk.) Cihan'ın başı. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Cihansuz:  

(f.i. ka.) 1- Cihan yakan. 2- Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin'e verilen ad.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Cihanşah:  

(f.i. erk.) Cihan'ın şah'ı. Kara-Koyunlu padişahlarından Timur'un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

cihat:  

1- Söz ve fiille bütün kuvvetini harcayarak çalışma, yorulma, aşırı gayret etme. Örn:: “Mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle (Allah yolunda) cihat ediniz.” (Hadis) 2- İyiliğin yerleşmesi ve kötülüğün ortadan kalkması için maddi ve manevi tüm imkânlarını kullanarak gayret sarfetmek. Örn:: “(Şunu bilin ki) Gerçek müminler, yalnızca, Allah’a ve Resulüne iman edenler ve (bu konuda) bütün şüphelerden uzak duranlar; Allah yolunda bütün malları ve canları ile cihat edenlerdir. İşte onlar imanlarında sadık olanlardır.” (Kur’an-ı Kerim Hucurat suresi 49/15 nci Ayet) 3- Düşmanlara karşı ülkeyi savunmak amacıyla silahlı mücadele verme. Örn:: “Amellerin en üstünü; vaktinde kılınan namaz, anne babaya iyi davranmak ve Allah yolunda cihat etmektir.” (Hadis) 4- İnsanın her türlü kötülüğe, şeytana karşı verdiği mücadele ve içindeki çirkin tutkuları yenme çabası. Örn:: “Gerçek mücahit; kendi nefsiyle ve tutkularıyla cihat edendir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Cihat Arman:  

(lakabı/sp.) Uçan kaleci(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Ciklet Balığı:  

Bilimsel Adı: Cichlidae. Familyası: Akvaryum balığı. Diğer Adı: Üyeleri çiklit, çiklet ya da sihlit adıyla bilinir. Anavatanları Güney Amerika ve Afrika kıtasıdır. Tanımlanmış 1650 kadar türü bulunur. Birçok türü akvaryum balığı olarak yetiştirilir. Ağızda yumurtlayan ve çok özel renklere sahip olan bu balıklar yavru balıklara annelik yapmaları ile de meşhurdur. Akvaryum içinde eşsiz bir renk kontrastı oluştururlar.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Ciks:  

(ing.i. jig, kılavuz) Parasal durumu çok İyi olup, pahalı şeyler giyinen kişi. (genç adam) (bkz:: Tiki)'nin karşıtı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cila:  

(a.i.) 1- Sert bir içkiden sonra içilen daha hafif içki. Örn:: Biralayalım cila olsun. 2- Bir uyuşturucu kullandıktan sonra yenilen şey, (örneğin esrar üzerine baklava) içilen içecek. (örneğin çay) Örn:: Cila. Esrar içtikten sonra İçilen çay. (Erhan Akyıldız, Sahte Cennetin Tutsakları) 3- Belirtilen şeyleri yeme içme eylemi. Örn:: Önce ot çekizle sonra cila.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cila Çekmek:  

(a. türk. i.) İçki içtikten ya da uyuşturucu kullandıktan sonra içkinin, uyuşturucunun etkisini artıracak (bazen de azaltacak) bir şey yemek ya da içmek. Örn:: Rakıya birayla cila çek, esrara baklavayla.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cila Vermek:  

(d. a.türk.) (Yiyecek ya da içecek için) Bir içki ya da uyuşturucunun yaptığı etkiyi artırmak. (azaltmak) Örn:: Kanlı Nİgar- Senin dişine göre bir tabak revani var afyona cila verir. (Karagöz, Kanlı Nigar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cilasun:  

(t.i. erk.) Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

cilt:  

ad 1. deri, ten. 2. kartondan ya da mukavva üzerine deri, bez, kâğıt kaplanmış kitap kapağı. 3. bir kitabın formalarını dikerek ya da birbirine yapıştırarak ya da yapraklarını sırttan kesip birbirine yapıştırarak kapak geçirme. 4. bir yapıtın ayrı bir kitap olarak yayımlanan bölümlerinden her biri. "Yazar, dört cilt olan yapıtında tümüyle Çukurova’yı anlatmıştır"(Konusu: , Kökeni: arapça)

Cilve:  

(a.i. ka.) 1- Hoşa gitmek için yapılan davranış. 2- İşve, naz. 3- Yeni gelin duvağının kaldırılması merasiminin ve bu münasebetle güveyin geline verdiği hediyenin (Türk yüz görümlüğü) adıdır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Cilvegözü Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Hatay Açıldığı Tarih: 04.09.1953 Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: Bab el-Hava Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında: Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Sınır Kapısı, Suriye’nin Halep şehri ile doğrudan kara yolu bağlantısına sahip. 85 bin metrekarelik bir alanda kurulu olan sınır kapısında 3 bin metrekare ticari hizmet binası, 4 bin metrekare de idari bina yer alıyor. 1953’ten bu yana faaliyette olan sınır kapısı Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle ticari geçişlerin sınırlandırılmasıyla eski hareketliliğinden uzak bir görünümde. Sınır kapısında ticari gümrük hizmetlerileri ile yolcu çıkış hizmeti yapılmıyor. (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Cimbom:  

(i.) 1- Galatasaray spor kulübü. 2- Galatasaraylı sporcu. 3- Galatasaraylı taraftar. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cimcirik:  

(sf. i.) Bücür, kısa boylu ve sıska. (kimse) Örn:: Ulan çıngar çıkaracak bu cimcirik. (Turhan Selçuk, Abdülcanbaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cime:  

(i.) (Erkek için) Sevgili, sevilen kız ya da kadın.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cimilli İbo:  

(lakabı/müz.) İbrahim Özer(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Cimnastik:  

(Cimnastik Ter.) Çevik, güçlü, dayanıklı, dinç, sağlıklı olmak, vücudun gelişmesini sağlamak amacıyla alet ve hafif araçlarla veya aletsiz olarak yapılan, yöntemli ve düzenli vücut hareketlerini ve bu hareketleri kapsayan yarışmalar. Kişinin hareket sistemine (sinir, eklem, kas ve bağlantı gruplarının) önem ve görevlerine göre uygulanması gereken ritmik, estetik, sanat görüşüne ve diğer amaçlara da yöneltebilen, kurallara bağlı kalarak beden ve ruh yapısının koordinasyonuna ulaşma imkanı veren sistematik hareketler. İnsan vücudunun hareketlerini mükemmelleştirmek ve uyum sağlamak, düzgün bir postür kazanmak için, analitik veya global olarak uygulanmış fizik egzersizler sistemi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Cimnastik:  

(i.) (bkz:: Jimnastik) Bedeni, fiziksel yapısını düzeltme güçlendirme ve geliştirme amacıyla düzenli hareket ettirme sanatı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Cimnastik Araçları:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastik alıştırmalarında, türlü amaçlarla kullanılan taşınır ya da durağan araçlar. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Cimnastik Kasnağı:  

(Cimnastik Ter.) Çapı 0.80 m olan tahtadan yapılmış kasnak biçiminde jimnastik el aracı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Cimnastik Topu:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastikte el aracı olarak kullanılan 15-23 cm çapında hava dolu lastik top.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Cimnastik Yarışmaları:  

(Cimnastik Ter.) Denge aleti, atlama beygiri, kulplu beygir, halka paralel bar ve yer aletlerini kullanarak yapılan hareketlerden oluşan yarışmalar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

cimri:  

Elindeki imkânları kullanmaktan aşırı derecede kaçınan, her türlü sıkıntıya katlanarak mal biriktiren ve harcanması gereken yerde harcamayan; pinti, hasis. Örn:: “…İman ile cimrilik aynı gönülde bir araya gelmez.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

cimri:  

sıfat parası olduğu halde harcamayan, türlü sıkıntılar çekerek para biriktiren, para harcamaya eli varmayan (kimse). Benzer: elisıkı pinti(Konusu: , Kökeni: farsca)

Cin:  

Cin; Votka gibi patates ya da tahıllardan damıtılarak elde edilir. Cin temelde tahıllar, ardıç meyvesi, anason, kişniş, melekotu ve kökü, meyankökü, tarçın, rezene, turunç kabukları vb. bitkilerin birlikte damıtılması sonucu oluşan renksiz, pürüzsüz, yoğun aromalı bir içkidir. Cin içkisinin adı, Flemekçede juniper diye anılan ardıç bitkisinden ismini almış olan, Hollanda'nın genever likörü'nden gelir. Birçok kokteylle uyumlu olması sebebiyle dünya çapında sevilerek tüketilen bir içkidir. Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

Cin:  

(Kar.) Göze görünmediğine ya da arada sırada görünüp de elle tutulamayacağına inanılan hayali bir tip. Bu tipe daha çok Cumhuriyet öncesi Karagöz oyunlarında rastlanır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

cin:  

Duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahî emirlere uymakla yükümlü tutulan ve mümin-kâfir gruplardan oluşan varlık türü. Cinlerin varlığı, Kur’an-ı Kerim’de haber verilmiştir. Cinler de insanlar gibi Allah’a ibadet için yaratılmışlardır. Cinlerin inkârcılarına şeytan denir. Cinler de yaptıklarından sorumludurlar. Örn:: “Ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Kur’an-ı Kerim Zariyat suresi 51/56 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Cin:  

(ing.i. gin) Buğday, yulaf, arpa gibi tahılların damıtılmasıyle elde edilen bir çeşit içki. [Kokusu ardıç vb. bitkilerle sağlandığı için ardıç rakısı da denir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Cin Suresi:  

(a.i. سورة الجن) cin suresi; bu sûrede, cinlerden bir grubun gelip hz peygamber’den kur’an dinledikleri ve iman ettikleri anlatılmaktadır. kur'an-ı kerim'de 72 nci sure, 29 ncı cüz, 571 nci sayfadadır. 28 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 40 ncı sıradadır. a'raf suresi'nden sonra, yasin suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. cinler ruhani, latif varlıklardır. zâriyât sûresi'nin 56. âyetine göre bunlar da insanlar gibi sorumludur. müslüman ve kafirleri vardır. şeytan da kâfirler grubundandır. surede ayrıca tevhid, peygamberlik ve öldükten sonra dirilmek gibi meseleler de konu edilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Cin Suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in yetmiş ikinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi sekiz ayettir. Sure, birinci ayetten onuncu ayete kadar Hz. Muhammed’in okuduğu Kur’an-ı Kerim ayetlerini cinlerden bir grubun dinleyip iman ettiklerini ve yalnız insanların değil, cinlerin de Kur’an-ı Kerim’e uyduklarını bildirildiği için bu adı almıştır. Surede, Kur’an-ı Kerim dinleyen ve onun üstün ifade özelliği ile yüce gerçeklerinden etkilenip iman eden cinlerin ilahî vahye duydukları hayranlık dile getirilir. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin içerdiği gerçekler cinleri bile etkileyip yola getirdiği hâlde Mekke müşriklerinin bu gerçeklere karşı direnmelerindeki tutarsızlık gözler önüne serilir. Surede, Allah’ın birliği, yüceliği, gizli açık her şeyi bildiği anlatılır. Cinleri tanrı yerine koyarak onlara tapmanın yanlışlığı dile getirilir. Cinler hakkında abartılmış bilgi ve inançların asılsızlığı vurgulanır. İnsanlar ve cinler için ahiret hayatının kesin olduğu haber verilir. Allah’a inanmayan cinlerin de tıpkı insanların kâfirleri gibi cehenneme atılacağı anlatılır. İnanan insanların onlardan korkmasına gerek olmadığı söylenir. Cinlerin Allah’a sığınanlara ve onun koruduklarına hiçbir zarar veremeyeceği özellikle belirtilir. Cinlerin gaybı bilmesinin imkânsız olduğunu ve gaybı ancak Allah’ın bildiğini haber veren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Cinayet Nedeni:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Patricia CORNWELL Kitabın Konusu: Terk edilmiş bir tersanede bir cinayet olayı olmuştur. Bu cinayetin nedeni araştırılmasıyla bir grup siyanist terörist açığa çıkarılarak yakalanmıştır. Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

cincilik:  

Cinlerle uğraşmayı, muska ve büyü ile meşgul olmayı meslek edinme. Cinciler, gizemli bazı sözleri okuyup üfürerek gelecekten haber vermeye çalışıp ilme ve akla aykırı hareketlerde bulundukları için “üfürükçü” olarak da anılırlar. İslam dinine göre cincilik büyük günahlardandır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

cinli:  

sıfat 1. içinde cinlerin olduğuna inanılan (yer, kimse). "O ağaç cinlidir, yaklaşmayın" 2. MEC. öfkeli, sinirli, huysuz (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

cins:  

ad 1. çeşit, tür. "Bu cins işlerden pek anlamam" 2. kök, soy. "Çocuk cinsine çeker" 3. YAŞBİLİM (BİYOLOJİ) TERİMİ aralarında ortak özellikler olan türler topluluğu. "Hayvanbilimde her cins birçok türü içine alır" 4. aralarında ortak yönler, özellikler bulunan varlıklar topluluğu. "Kalemleri, defterleri cinslerine göre ayırınız" 5. sıfat iyi ve yüksek nitelikli. "Ahırında cins atları vardı" 6. sıfat ARGO değişik, garip, tuhaf. "Cins adamlar bunlar abi!" 7. çeşitli, türlü. "Bahçede cins cins çiçekler vardı" 8. türlerine göre. "Bunları cins cins ayırınız"(Konusu: , Kökeni: arapça)

cinsel:  

sıfat erkeklik ve dişilikle ilgili. Benzer: cins eşeysel(Konusu: , Kökeni: ar+t)

Cinsel İstismar:  

(sexual abuse) Psikososyal gelişimini tamamlamamış çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel uyarı için kullanılması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

cinsel istismar:  

Cinsel istismar bir kişinin kendi rızası dışında cinsel bir eyleme hedef olması ya da buna kalkışılmasıdır. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, her cinsiyetten, her meslekten ve her sınıftan insan cinsel istismara uğrayabilir. Cinsel istismar sözle, dokunmayla, davranışlarla olabilir.(Konusu: , Kökeni: )

Cinsel İşlev Bozukluğu:  

(sexual dysfunctions) Cinsel istek, uyarılma, orgazm, ağrı bozuklukları gibi bozukluklar.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

cinsel organı:  

Cinsel organ veya üreme organı, bir hayvan vücudunun cinsel üreme ile ilgili herhangi bir parçasıdır. Üreme organları birlikte üreme sistemini oluşturur. Erkekte testis ve dişilerde yumurtalık, birincil cinsel organlar olarak adlandırılır.(Konusu: , Kökeni: )

Cinsel Saldırı:  

(sexual assault) Cinsel bir amaçla veya cinsel arzuları tatmin amacıyla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlali. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

cinsel taciz:  

Sözle, beden diliyle veya her türlü iletişim aracıyla gerçekleştirilen, kişinin cinsel özgürlüğünü ihlal eden, rızasına dayanmayan cinsel içerikli davranışların tümü cinsel tacizdir.(Konusu: , Kökeni: )

cinsellik:  

YAŞBİLİM (BİYOLOJİ) TERİMİ ad erkeklik ve dişilik olarak canlı varlıkların cinsel özelliklerinin tümü. "Yazar, cinselliği öne çıkarmış"(Konusu: , Kökeni: ar+t)

cinsi:  

sıfat 1. ➽cinsel. 2. ➽cinsil.(Konusu: , Kökeni: arapça)

cinsi münasebet:  

Cinsel Ilişki, Erkek Ve Kadinin Tenasül Organlari Ile Birbirleriyle Temasta Bulunmasi. Çiftleşmesi.(Konusu: , Kökeni: )

cinsi sapık:  

cinsel eğilimleri ahlak normları dışına taşmış bireye denir.(Konusu: , Kökeni: )

Cinuçen:  

(t.i. erk.) Üstün, galip, zafer kazanmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cip:  

(ing.i. jeep) 1- İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan ordusunda kullanılan, 250 – 300 kilo taşıma kapasiteli, dört tekerlekli, kolay tırmanan askerî taşıt. 2- Bundan türeyen, benzeri özelliklere sâhip, sivil binek ve hafif arâzi arabalarının adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Cips:  

(ing.i. chips) Çok ince kesilmiş, küçük küçük kesilerek kızartılmış yiyecek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Ciranta:  

(ita.i. girante) Ticârî bir senedi ciro eden kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Circuit Training:  

(Biy.Sp.Ter.) Dairesel antrenman.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Cirit Atma:  

(Atletizm Ter.) Uzunluğu erkeklerde 2.6 m, bayanlarda 2.2 m.olan, ağırlığı 600 ile 800 gr. arasında değişen ahşap veya metal alaşımlı aleti fırlatmak yöntemiyle gerçekleşen atletizm yarışması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ciro:  

(it.i. giro'dan) (Bir fahişenin dostu, koruyucusu için) Fahişeyi bir başka erkeğe bırakma, devretme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ciro:  

(ita.i. giro) Emre yazılı bir ticârî senedin veya çekin alacaklı tarafından arkasına yazılıp imzâ edilmesi sûretiyle başka birine devredilmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Ciryal:  

(a.i. ka.) 1- Bir nevi kırmızı boya. 2- Altının kırmızılığı. 3- Temiz renk. 4- Saf.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

cisim:  

ad 1. maddenin biçim almış durumu. 2. beden, gövde, vücut.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Civalı:  

(Fars. sf.i. cıva ve türk. -lı ekinden) (Kumarda kullanılan zar için) İstenen biçimde düşebilmesi için oyulup civa doldurulmuş hileli. Örn:: Örneğin şeşbeş vardı, hep gider Cİvalıydı çünkü. Hepsini alırdı. (Celalettin Çetin, Kumarbazlar Arasında) Cıvalı'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Civan:  

(f.i. erk.) Genç, delikanlı, yakışıklı. (bkz:: Cevan, Cuvan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Civanbaht:  

(f.i. erk.) Mutlu, şanslı. (kimse)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Civanmert:  

(f.i. erk.) Cömert, eli açık genç, delikanlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Civanperçemi:  

(yaraotu) Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Faydası:: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Civataları Gevşemek:  

(d. it. chiavar-da, türk.) 1- Öz denetimini yitirecek kadar gevşemek, kendisini bırakmak. Örn:: Öyle pohpohluyor yağ yapıyordu ki, bütün cıvatalarım gevşemişti. (Safa Önal, Aşkın Son Günü) 2- Kendisini tutamayarak gülmek. Sürekli gülmesini engelleyememek. Karş. Civataları Sıkmak, Balataları Gevşemek diye'de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Civciv:  

(i. ono.) 1- Yaşı küçük kız ya da oğlan. 2- Toy, deneyimsiz, kolayca aldanabilecek kız ya da kadın. 3- Genç fahişe. Örn:: Uyuşturucu tüccarlarının özellikle genç kız ve kadınlar üzerinde ısrarla durmasının sebebi İse kaldırım dünyasına civciv adını taktıkları fahişeleri sağlamak. (Akın Kıvanç, Maşalar Müşteriler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Civelek:  

(sf. i.) Edilgin eşcinsel. (oğlan, genç erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cizvit:  

(< fr.i. jésuite < jésus [Îsâ]) 1- XVI. yüzyılda Fransa’da kurulup Hıristiyanlık adına siyâsî faâliyetlerde bulunan, çok bağnaz ve kendi içinde çok sıkı kurallara bağlı olan bir tarîkat. 2- Bu tarîkata mensup kimse. [Cizvitler Papa’ya bağlılık andı içer, misyoner olarak çalışır, eğitim ve öğretim üzerinde çok dururlar] 3- (Bu kimselerin etrafta bıraktıkları hoşnutsuzluk ve olumsuz etki sebebiyle) Bozguncu, fesat, sinsi ve entrikacı kimse. 4- (i.) Zararlı, muzır çocuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Cizvitler:  

Cizvitler ya da İsa Cemiyeti, genel merkezi Roma’da olan, Katolik Kilisesi’nin erkek bir tarikatıdır. 1528’de Paris’te tanışan ve içinde Francisco de Xavier, Pierre Favre ve Tarikatın ilk lideri olan Loyola’lı İgnatius’un da olduğu yedi arkadaş ve öğrenci tarafından kurulmuştur. Kendilerine Compañía de Jesús ve Amigos en El Señor yani ‘Rabbin Arkadaşları’ diyorlardı çünkü İsa tarafından bir araya getirildiklerini düşünüyorlardı.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Cizvitlik:  

(fr.i.) 1- Cizvit tarîkatının esâsını teşkil eden inanç, düşünüş ve davranış sistemi, cizvit olma durumu. 2- Bozgunculuk, fesatlık, sinsilik, entrikacılık. 3- Çocukların sinsi sinsi yaptıkları zararlı yaramazlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

cizye:  

1- Vergi. 2- Geçmişte Müslüman devletlerin, gayrimüslimlerin canlarını, mallarını, namuslarını korumak ve inançlarını özgür bir şekilde yaşamaları için devletin sağlamış olduğu imkânlara karşılık çalışabilir durumda olan erkeklerinden almış olduğu vergi. Kişi Müslüman olursa cizye vermekten de kurtulur. Müslüman olmayanlar, İslam devletinin kendilerine sağlamış olduğu can, mal, namus, din emniyetlerine karşılık bu vergiyi öderler. Cizye ödeyenler askere alınmazlar. Hasta ve yaşlılardan, yatalak kimselerden, delilerden, görme özürlülerden, sakatlardan, din adamlarından, kadın ve çocuklardan cizye alınmaz. Örn:: “Gayrimüslimlerden kim Müslüman olursa onlardan cizyeyi kaldırınız.” (Ömer b. Abdülaziz)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Clark Çekmek:  

(bkz:: Klark Çekmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Classıco:  

Belli tiplerde DOC/DOCG şarabının elde edildiği, toprağın orijinal veya klasik bölgesinde bulunan bağlara ait DOC ve DOCG şaraplarına verilen İtalyanca terim.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Claude Chappe:  

Claude Chappe (1763–1805) Fransız mucit. 1792 yılında Basit Telgrafı icat etti. Claude Chappe, tepelerin üzerine kurulmuş kulelerden oluşan bir ağ sistemi geliştirdi. Her kulenin üzerinde 49 değişik konuma ayarlanabilen iki uzun oka sahip bir makine vardı. Her konum bir harfe ya da rakama karşılık geliyordu. Operatörler böylece bir kuleden ötekine mesaj gönderebiliyorlardı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Clear:  

(Badminton Ter.) Baş üstü yapılan yüksek vuruş. Aşırtma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Clear out:  

(Basketbol Ter.) Dört hücum oyuncusunun sahanın bir kenarına toplanıp, elinde top olan oyuncuya boş alan yaratması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Clıpart:  

Bazı yazılımlara birlikle sisteme otomatik olarak yüklenen ve önceden hazırlanmış küçük resimlere verilen isim. Örneğin bir kelime işlemcisiyle veya çizim programıyla çalışırken clipart'lardan yararlanabilirsiniz. Microsoft'un ünlü Office paketlerinde birçok küçük clipart'a yer verilmiştir. Bu küçük resimleri istediğiniz Office programı (Word, Excel, PowerPoint gibi) ile birlikte kullanmanız mümkün.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Clıpboard (Pano):  

"Clipboard uygulaması, Windows altında belirli programlarla çalışırken, özel komutlar kullanarak seçilen nesneleri geçici olarak hafızaya almanıza olanak tanır. Hafızada saklanan nesneler, daha sonra diğer bir çalışma ortamına aktarılabilir. Hafızaya alma ve aktarma işlemleri için kullanılan komutlar " "kopyala", "kes" ve "yapıştadır. Bu komutların yardımıyla uygun ortamlar arasında hızlı veri aktarımı yapmanız mümkün olabilir. Örneğin bir Word belgesindeki herhangi bir metin bloğunu bu şekilde farklı bir Word belgesine kolaylıkla aktarabilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Clicker:  

(Okçuluk Ter.) Okun atılması anında okun aynı gerginlikte olmasını sağlayan, yayda depolanmış enerjiyi sabit tutan parça. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

CMYK:  

" Baskı için kullanılan renk koduna verilen isim. Kısaltmanın harfleri dört temel rengi ifade ediyor: "Cyan (Mavi)", "Magenta (Kırmızı)", "Yellow (Sarı)" ve "blacK (Siyah)". Bu renklerin kombinasyonlarda diğer tüm renkler elde edilebilir. CMYK kodlaması, genellikle matbaalar tarafından kitapların ve dergilerin basımında ve çok büyük ofis yazıcılarında kullanılır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Cocort:  

(i.) Kör, dilenci. (bkz:: Cort, Kademi Cort)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Resmi Tam Adı: Cocos Adaları Diğer Adı: Keyling (Keeling) Adaları(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Güneydoğu Asya bölgesinde, Hint Okyanusu'nda yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Avustralya'ya 1955 yılında bağlanmış adalar grubu.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Meşrutî Monarşi. (Anayasal Monarşi ya da Meşrutiyet)(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

İdari Yapısı: Avustralya'ya bağlı Denizaşırı toprak.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Başkenti: West Adası(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Komşuları: Endonezya'nın Güneyinde yer almaktadır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Resmi Dili: İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Para Birimi: Avustralya Doları Para Birimi Kodu: AUD(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Plaka Kod: CC(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Tel. Kodu: +891 Bölge 8 – Doğu Asya ve Özel Servisler numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Dini: İslamiyet Mezhebi: Sünnilik NOT: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Cocos Adaları Bayrağı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Milli Marşı: "Advance Australia Fair" (Türkçe: "İleri, güzel, mutlu Avustralya") Cocos Adaları'nın (Avustralya'nın Denizaşırı Toprağı olmasından dolayı) ulusal marşı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Cocos Adaları:  

Genel Bkş: 1609'da kaptan William Keeling tarafından keşfedilen adalar, bundan dolayı Keeling adaları olarak da bilinir. • Cocos Adaları'nın bitki örtüsü Hindistan cevizi ağaçlarından oluşur. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Coflamak:  

(f. ono. coftan) (Bir iş) Başarısız olmak. Batmak. İflas etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Coğrafi:  

(yun.ar.sf. cuğrāfiyā’nın nispet eki -і almış şekli cuğrāfі) Coğrafya ile ilgili, coğrafya bakımından.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

coğrafi bilgi levhası (dağ geçidi):  

(B-11a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yol kenarındaki dağ geçitleri konusunda sürücüleri bilgilendirmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

coğrafi bilgi levhası (dağ):  

(B-11c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yol kenarındaki dağlar konusunda sürücüleri bilgilendirmek için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

WhatsApp