Haydi Öğrenelim!
sık sık:
belirteç [ik.] 1. çok az aralıklarla. "Kavaklar sık sık dikilmişti" 2. (zaman için) arası çok geçmeden, çok sık olarak, oldukça sık bir biçimde. "Onu orada sık sık görüyordum"
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Fayton:
(yun.i.) 1- Tek körüklü, dört tekerlekli, bir çift at tarafından çekilen binek arabası. 2- (hayb.) Perdeayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Faytoncu:
(yun.t.i.) 1- Fayton sürücüsü. 2- Fayton işleten kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Faz:
(fr.i.) (fiz.) Elektrik geriliminde evre.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fazıl:
(a.i. erk.) 1- Faziletli, fazilet sahibi. 2- Erdemli, faik, üstün. (bkz:: Faik, Fadıl)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fazıla:
(a.i. ka.) (bkz:: Fazıl)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Fazilet:
(a.i. ka.) 1- İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf. 2- Kişiyi, ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. 3- İnsanın yaratılışındaki iyilik, iyi huy, erdem. 4- İyi anlak, iffet. (bkz:: Erdem)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
fazilet:
1- Olgunluk, erdemlilik, üstünlük, değer, kıymet. Örn:: “Amellerin en faziletlisi vaktinde kılınan namaz, anaya babaya yapılan iyilik ve kabul olmuş hacdır.” (Hadis) 2- İffet, namus, güzel ahlak. Örn:: “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” (M. A. Ersoy) 3- İnsanın doğuştan sahip olduğu ve sonradan çalışma yoluyla geliştirip zenginleştirdiği güzel nitelikler. Örn:: “Allah, insanı yarattı, seçerek yükseltti ve ona fazilet, bilgi, akıl ve anlayış verdi.” (Yusuf Has Hacip)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fazilet Partisi:
Kısa Adı: FP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 17.12.1997. Millî Görüş hareketinin Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına (16 Ocak 1998) az bir zaman kala İsmail Alptekin başkanlığında kurulan siyasî parti. Genel Başkanı: Recai Kutan, Kurucusu; İsmail Alptekin Sona Eriş Tarihi: 22.06.2001 Sona Eriş Nedeni: 22 Haziran 2001 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Bu partinin devamı niteliğinde Recai Kutan önderliğinde Saadet Partisi kuruldu. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
fazla:
sıfat · belirteç 1. alışılmıştan, gereğinden çok olan. "Fazla düşünmek kafa yorar" 2. daha çok, –den çok olan, aşkın. "Derdim seninkinden fazladır" 3. arta kalmış olan, artan. "Fazla kitaplarını bana ver" 4. gereksiz, yersiz. "Fazla dedikodu zararlıdır" 5. gereğinden artık olmak, artmak. 6. bıktıracak, çekilemeyecek, tedirgin edecek bir durum almak. 7. çok olmak. "Ona bu kadar para fazla oldu" 8. artık çekilmez olmak, dayanma gücünü aşacak davranışlarda bulunmak, ileri gitmek, ölçüyü kaçırmak. "Bu adam da fazla oldu artık"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: Arapça)
Fazladan Atış:
(Atıcılık Ter.) Önceden belirlenen atış sayısından daha fazla atış yaparak, ceza puanı getiren atış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Fazlı:
(a.i. erk.) 1- Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2- Fazla, ziyade, artık, baki. 3- İki sayının birbirinden olan farkları. 4- İlim ve irfan sahibi. 5- Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6- Olgunluk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fazlullah:
(a.i. erk.) Allah'ın fazlı, erdemi, lütfü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fazmofobi:
(ing.i. phasmophobia) ruhlardan, hayaletlerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Febrifobi:
(ing.i. febriphobia) vücut sıcaklığının artmasından (ateşlenmekten) korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
fecir:
1- Güneşin doğmasından önceki vakit, tan yerinin ağarması. Örn:: “(Kadir Gecesi’nde) melekler ve Ruh Rablerinin izniyle ilahî rahmeti taşıyarak bölük bölük inerler. Bu gece, insanı fecre kadar her türlü kötülükten emin kılar.” (Kur’an-ı Kerim Kadir suresi 97/4-5 nci Ayet) 2- Gece ile gündüzü birbirinden ayıran ve sabah namazının vaktinin girdiğini gösteren aydınlık. Fecir vakti, sabah namazının vaktinin girdiğini veya sahurun bitip oruç tutma zamanının başladığını bildirmesi açısından önemlidir. Fecrin namaz ve oruçla ilgili yükümlülükleri belirleyecek şekilde tespiti Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına dayanır. 3- Sabah namazı. Örn:: “Ortalık ağarınca fecri kılın. Çünkü (bu vakitte kılmanın) sevabı daha çoktur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fecr Suresi:
(a.i. سورة الفجر) fecr suresi; tan yerinin ağarması ve şafak manasına gelir. kur'an-ı kerim'de 89 ncu sure, 30 ncu cüz, 592 nci sayfadadır. 30 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 10 ncu sıradadır. leyl suresi'nden sonra, duha suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. bu sûrede eski kavimlere ait kıssalar hatırlatılır. insanoğlunun kötülüğe yönelmekte olduğu belirtilerek bunun kötü sonucu, dünya hayatından sonraki hayat ve oradaki durumlar kısaca anlatılır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Fecr Suresi:
Kur'an-ı Kerim’in seksen dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz ayettir. Adını üçüncü ayette geçen ve “tan yerinin ağarması” anlamına gelen “fecr” kelimesinden almıştır. Surenin ilk dört ayetinde; fecre, on geceye, çift ve tek olana ve her şeyi örten geceye yemin edilir. Fecrin, Kurban Bayramı sabahı veya Kadir Gecesi’nin sabahı; on gecenin de zilhicce ayının ilk on gecesi veya Hz. Peygamber’e ilk vahyin geldiği Ramazan ayının son on gecesi olduğu söylenir. “Tek” olandan kastedilen Allah’ın tek ve eşsiz oluşu; “çift” olandan kastedilenin ise insanın ve diğer canlıların birbirine benzer şekilde yaratılmış olmalarıdır Sonraki ayetlerde küfrün ve zulmün sonunun yaklaşmakta olduğuna dikkat çekilir. Ad ve Semud kavimlerinin ve Firavun’un, inananlara yaptıkları zulümler sebebiyle yok oluşları anlatılır. İnkârcıların uğradıkları felaketler birer ibret tablosu biçiminde gözler önüne serilir. Verilen bu örnekler Mekke müşriklerine bir uyarıdır. Allah’ın bu uyarısı kendisinin her şeyi görüp gözetlediğini belirten ayetle pekiştirilir. Surede, insanın bencilliğinden, kendisine bol rızık verildiği zaman sevinmesinden ve az rızık verildiğinde de sızlanmasından söz edilir. Sızlanmak yerine kazancı bol olduğunda fakirleri ve yetimleri kollayıp gözetmesi tavsiye edilir. İnsanın mala karşı düşkünlüğü, helal haram demeden biriktirme arzusu anlatılır. Geçici olan dünya malına karşı dengeli bir tutum içinde olmak tavsiye edilir ve kıyamet gününün dehşeti dile getirilir. O gün herkesin Allah’ın huzurunda hesaba çekileceği, cehennemin bütün dehşetiyle ortaya çıkacağı ve inkârcıların pişman olacağı fakat son pişmanlığın fayda vermeyeceği belirtilir. Hırslarına engel olup teslimiyetle Allah’ın emirlerine itaat edenlerin cennete gireceklerini müjdeleyen ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fecri:
(a.i. erk.) Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fecri Ebcioğlu:
Fecrettin EBCİOĞLU (d:1927; ö:1989)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
fecrikâzip:
Sabaha karşı doğu yönünde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde ve Samanyolu ışığına benzeyen beyazlık. “Yalancı sabah” anlamına gelen fecrikâzibe Araplar arasında “kurt kuyruğu” da denir. Fecrikâzip, gecenin bir bölümü kabul edildiği için dinî bir hükme konu teşkil etmez. Bu vakitte sabah namazı kılınmaz, oruç tutma zamanı başlamaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
fecrisadık:
Fecrikâzipten bir süre sonra ufukta yatay olarak boydan boya uzanan ve giderek genişleyip yayılan aydınlık. Sabah namazı vaktinin girmesi, sahurun sona erip orucun başlaması fecrisadıkın girmesiyle olur. Hz. Peygamber’in şu hadisi fecrisadığı tanımlamaktadır: “İki çeşit fecir vardır. Kurt kuyruğu gibi olan fecir, herhangi bir şeyi ne helal ne de haram kılar. Ufukta genişliğine yayılan fecre gelince, sabah namazı o vakitte kılınır ve sahur yemeği de o vakit içinde haram olur.”(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fecriye:
(a.i. ka.) (bkz:: Fecri) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
feda:
belli bir amaç uğruna taraflardan birinin sahip olduğu materyal'den vazgeçmesi.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
feda:
ad bir amaç yolunda bir değer ya da varlıktan vazgeçme.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Fedai:
(a.i. erk.) 1- Canını esirgemeyen, mühim bir maksat uğrunda canını vermeye hazır bulunan. 2- Allah yoluna baş koymuş. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
fedailülkur’an:
1- Kur'an-ı Kerim’in üstünlükleri. 2- Kur'an-ı Kerim’in faziletini, onun tamamını veya bazı sure ya da ayetlerini öğrenip okuyan, öğreten, dinleyen, ezberleyen ve hükümlerine göre amel edenlerin kazanacakları sevaplardan bahseden Kur'an ilmi, tefsir usulü ilminin bu bilgilere dair bölümü. 3- Bazı sure ya da ayetlerin şifalı oluşuna ilişkin bilgileri nakleden eserler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fedakar:
(f.i. erk.) Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Fedayican:
(a.f.i. erk.) Canını vermeye hazır, canını verme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)
Federal:
(fr.sf.) Federasyon durumunda birleşmiş olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Federalist:
(fr.i.sf.) 1- Federalizm yandaşı (kimse, görüş). 2- Federalizmle ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Federalizm:
(fr.i. federalisme) Birçok devletin özel yasalara ve bağımsızlığa sahip olarak tek bir devlet durumunda birleşmeleri yöntemi.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Federalizm:
(fr.i.) İki ya da daha çok devletin, ayrı ayrı bağımsız olmakla birlikte, kendi gönüllü katılımlarıyla tek bir devlet durumunda birleşmeleri biçimindeki siyasal birlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Federasyon:
(gnl.ter.) Aynı spor dalında olan kulüplerin veya kuruluşların oluşturdukları ve kendileri için bağlayıcılığı olan birlik. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Federasyon:
(fr.i.) 1- İki ya da daha çok devletin tek bir devlet durumuna gelmek için oluşturdukları siyasal birlik, devletler birliği. 2- Amaç birliği bulunan birçok örgütün, kuruluşun birleşerek oluşturduğu birlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Federatif:
(fr.sf.) Federalizme uygun olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Federe:
(fr.sf.) 1- Bir federasyona bağlı olan. 2- Bir konfederasyonun üyesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fedon:
Fedon KALYONCU (d:1946; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Fehamet:
(a.i. ka.) (bkz:: Fahamet)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Fehim:
(a.i. erk.) Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fehmi:
(a.i. erk.) Fehme mensup, fehim ile ilgili. (bkz:: Fehim)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Fehmiye:
(a.i. ka.) (bkz:: Fehmi)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
FEI:
(Binicilik Ter.) Uluslararası Binicilik Federasyonu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Fekül:
(fr.i.) Kimi patates benzeri bitkilerin yumrularında bulunan nişasta.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Felah:
(a.i. erk.) Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
felah:
1- Kurtuluş, zafer, selamet. Örn:: “(Bu dünyada) Kendisini arındıran (öbür dünyada) felah bulmuştur.” (Kur’an-ı Kerim A'la suresi 87/14 ncü Ayet) 2- Mutluluk, bahtiyarlık. 3- Arzu edilen şeyleri elde etme, istenmeyen şeylerden kurtulma, hayır, nimet. Örn:: “Ey iman edenler! Zorluklara sabırla katlanın ve birbirinizle sabırda yarışın, savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun. Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyun ki felaha erebilesiniz.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/200 ncü Ayet) 4- Allah’ın affını ve bağışını kazanma. Örn:: “…Kâfirler (hiçbir zaman) felah bulmazlar.” (Kur’an-ı Kerim Kasas suresi 28/37 nci Ayet) 5- Kişinin dinî ve ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmesinin sonucunda dünyada elde edeceği başarı ve mutlulukla, ahirette ulaşacağı ebedî kurtuluş. Örn:: “Namazlarını huşu ile kılan, boş söz ve davranışlardan uzak duran, zekâtlarını veren, namuslarını koruyan müminler felah bulmuşlardır.” (Kur'an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/1-5 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Felak:
(a.i. ka.erk.) 1- Gün ağarması. 2- Kur'an-ı Kerim'in 113. suresinin adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Felak Suresi:
(a.i. سورة الفلق) felak suresi; sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. bundan sonra gelen nas suresiyle birlikte ikisine "iki koruyucu" anlamında "muavvezeteyn sureleri" denir. kur'an-ı kerim'de 113 ncü sure, 30 ncu cüz, 604 ncü sayfadadır. 5 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 20 nci sıradadır. fil suresi'nden sonra, nas suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede yaratılanların şerrinden, düğümlere üfleyen (büyücü, üfürükçü) kadınlardan, gecenin karanlığından ve hasedçinin hasedinden feleğin sahibi (Allah)na sığınma tavsiye edilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Felak suresi:
Kur'an-ı Kerim’in yüz on üçüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. Beş ayettir. Adını birinci ayette geçen ve “sabah aydınlığı, şafak” anlamına gelen “felak” kelimesinden almıştır. Sureye, felak’ın Rabb’ine sığınma emri ile başlanılır. Birinci ve ikinci ayetler arasındaki ilgiye bakıldığında kâinatın yokluktan bir patlama ile meydana geldiğine hükmedilebilir. Suredeki bastıran karanlıktan maksat gece karanlığı, zulmün ve cehaletin karanlığı, insanın iç dünyasını karartan kin, öfke, şehvet ve kıskançlık olabilir. Dördüncü ayette “düğümlere üfleyenlerin şerrinden” Allah’a sığınmanın gerektiği dile getirilir. Bu ifade ile üfürükçülük ve büyücülük gibi kötülüklerin etkisinden ayrı olarak, sapık fikirlerin tesiriyle insanların içindeki inançsızlık düğümlerinin çözülüp küfür ve ümitsizlik karanlıklarına düşmemelerine de işaret edilir. Hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmanın önemini dile getiren ayetle sure son bulur. Fakat bu sığınma sadece sözle olmamalı ve beraberinde bütün tedbirler alınarak yapılmalıdır. Felak ve Nâs Sureleri’nin ikisine birden “kendileriyle Allah’a sığınılan” anlamında “Muavvizeteyn” denilmiştir. Hz. Peygamber, İhlas, Felak ve Nâs Sureleri’ni her gece yatmadan önce okumak suretiyle zararlı şeylerin şerrinden Allah’a sığınmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Felatun Bey ile Rakım Efendi:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ahmet Mithat Efendi Kitabın Konusu: Romanın kahramanlarından Felatun Bey ile Rakım Efendi aynı yaşlarda, aynı derecede eğitim görmüş yakın iki arkadaştır. Felatun ile Rakım'ı benzer olaylar ve durumlar içerisine yerleştirerek aralarındaki farkı belirler. Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Feldispat:
(alm.i.) Potasyumlu, sodyumlu ve kalsiyumlu olarak üçe ayrılan, en önemli silikatlı mineral grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)
Feldmareşal:
(alm.i.) (ask.) Kimi batı devletlerinde en yüksek askeri rütbe.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)
Feleği Şaşmak:
(d. a. felek, türk.) 1- (Bir vuruş, bir darbe vb. nedeniyle) Dengesini yitirmek neye uğradığını anlayamamak. Örn:: Önce feleğini şaştı sonra iki seksen uzanıp yıldızları saydı. 2- (İçki içerek, uyuşturucu kullanarak) Kendisinden geçmek, keyiflenmek. 3- (Bir kızın, bir kadının etkisiyle) Cezbeye kapılmak, kendisinden geçmek. 4- Güllü'nün evinde feleğiniz şaşırabilir. (Oya Kayacan, Aman Su-lukule Canım Sulukule)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Felek:
(a.sf.i. esk.) Kambur. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Felin:
(a.i. ka.erk.) Mantar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Felinofobi:
(ing.i. felinophobia) kedi korkusu. (bkz:: elurofobi, aylurofobi, galeofobi)(Konusu: Fobiler, Kökeni: İngilizce)
felinoloji:
(ing.i. felinology) (kedib.) kedileri inceleyen bilim dalı. evcil ve vahşi kedilerin anatomisi, genetiği, fizyolojisi ve ıslahı ile ilgilenen bilim dalı. (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
felsefe:
1- Hikmet, hikmet sevgisi. 2- İnsanın gücü ölçüsünde ebedî ve külli varlıkların mahiyet ve sebeplerini bilmesi. 3- İnsanın kendini tanıması. 4- Varlık, bilgi ve değer alanlarıyla ilgili problemleri, akılcı, tenkitçi yöntemlerle inceleyen ve temellendiren sistemli bilgi faaliyeti. 5- Madde ve hayatı; bunların toplum, ruh, kâinat gibi belirtilerini; sebep, prensip ve gaye bakımından inceleyen zihnî çalışma ve bu çalışmaların zihnî ürünü; varlığın ve bilginin kaynağının ilmî olarak araştırılması(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
felsefe:
ad 1. var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Benzer: düşünbilim 2. bir bilgi alanının ya da bilimin temelini oluşturan ilkeler bütünü. \"Sanat felsefesi, bütün sanatlarla ilgilenir\" 3. bir filozofun, bir felsefe okulunun ya da bir çağın öğretisi. \"Klasik Yunan felsefesi\" 4. kişisel yaşantının ve yaşamın derinliklerinden çıkan değerler ve bu değerler düzenine varma, dünyayı anlayış, algılayış vb. biçimi, dünya görüşü. \"Bu iş benim felsefeme sığmaz\" 5. bir konuda soyut düşünüş, düşünce üretimi. \"Seninki felsefe yapmak, bu da çözüm getirmiyor\"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Feminist:
(fr.i.sf.) Feminizm yanlısı kimse veya görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Feminizasyon:
(feminization) Dişilik vasıflarının gelişimi, kadınlaşma, dişileşme.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Feminizm:
(fr.i. feminisme) (topb.) Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Feminizm:
(fr.i.) XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Femoris:
Femur ile ilgili olan, femura ait olan.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Femur:
Uyluk kemiği.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
fenafillah:
1- İnsanın benlik duygusundan vazgeçerek söz ve davranışlarında yalnızca Allah’ın iradesine göre hayatına anlam vermesi. 2- Tasavvuf yoluna giren dervişin, tüm davranışlarında Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmayı gaye edinmesi sonucunda ulaşabileceği hâl. 3- İnsanın yaratıcısıyla iletişim kurmasının bir sembolü olarak tüm söz, davranış ve ibadetlerinde Allah’ı görüyormuşçasına bir bilinç hâliyle sadece onun rızasını gözeterek Allah’a yönelmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fendaz:
(bkz:: Fetbaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Fener:
(yun.i. erk.) İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Yunanca)
Fener:
(yun.i.) 1- İçinde bir ışık kaynağı bulunan, dışı cam ve benzeri saydam bir maddeden yapılmış, türlü biçimlerde olabilen aydınlatma aracı. 2- Elde taşınabilen ve pille çalışan, el feneri, cep feneri gibi adlar verilen aydınlatma araçlarının ortak adı. 3- (mim.) Kimi yapıların çatılarında, içeriye ışık gelsin diye yapılmış, çevresi pencereli, üstü kapalı, çokgen planlı alçak kule. 4- (den.) Deniz feneri. 5- Geceleyin elinde fenerle, arkadan gelenler için yolu aydınlatarak önden gitmek. 6- Bir kalabalığa önderlik etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fener Balığı:
Bilimsel Adı: Lophius piscatorius. Familyası: Deniz balığı. Beyaz etli balık. Yüzünün önüne sarkan "feneri" ile denizin derinliklerindeki karanlıkta ışık yaparak ufak balıkları avlar. Türkiye'de Akdeniz, Ege denizi ve Marmara denizinde bulunur. Ayrıca Atlas Okyanusunda bulunur. Vücudu çok yassıdır, büyük bir kafası ve çok büyük bir ağzı vardır. İspanya''da "Rape" isimi ile, İtalyada ise "Coda di Rospo" isimi ile restoranların kartlarında bulunur. Fener'in en lezzetli zamanı ise Kasım ve Aralık aylarıdır. Pulsuz ve çıplak vücudunu kapsayan sıvı insan cildi için tehlikelidir. Mart-ağustos arası derinlere inerek ürer. Eti çok lezzetlidir, ekonomik değeri yüksektir. Şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ensülin ilacı ilk kez fener balığı pankreasından elde edilmiştir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Fener Balığı:
(yun.t.b.i. Lophius piscatorius) (hayb.) Fenerbalığıgillerden, sıcak ve ılık denizlerde yaşayan, vücudu armuda benzeyen, sırtı esmer, karnı beyaz, kaygan derili, başı üstten yassı ve çok büyük, vücudunda ışık veren çok sayıda organı bulunan, eti lezzetli olmakla beraber çirkin görünüşü nedeniyle pek tutulmayan bir balık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fenerbahçe:
Kulüp Lakabı: Sarı Kanarya Taraftar Grubu: Fenerbahçe 4 büyük taraftar grubuna sahiptir. Bunlar Genç Fenerbahçeliler, Kill For You, 1907 ÜNİFEB, Antu/Fenerlist. Bayan Voleybol lakabı: Sarı Melekler(Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )
Fenerbalığıgiller:
(yun.t.b.i.) (hayb.) Kemikli balıklar takımının, sıcak ve ılık denizlerin derin yerlerinde, diplerde yaşayan vücudları basık, derileri çıplak, ağızları çok büyük olan, boyları 70 cm ile 2 metre arasında olabilen, ışık veren organlarıyla avlarını çeken balıkları içine alan bir familya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fenerci:
(yun.i.) 1- Fener yapan ya da satan kimse. 2- Deniz feneri bekçisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fenerli:
(yun.sf.i. phanari, ışıldak türk. e.) 1- Uzun sakallı, sakalı göğsünde. (erkek). 2- Fenerbahçe spor takımı taraftarı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Fenerli:
(yun.t.sf.) Feneri olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fenersiz:
(yun.t.sf.) Feneri olmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fenik:
(alm.i.) (esk.) Eski Alman parası markın yüzde biri değerinde Alman para birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)
Fenol:
(fr.i.) (kim.) Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi. eş anl:: asit fenik. (C6H5OH) (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
fenoloji:
(ing.i. phenology) belirti bilimi. çiçeklenme, göç, emzirme gibi periyodik biyolojik olguları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Fenomen:
(fr.i.) Gözlenebilen, duyularla algılanabilen her şey. eş anl:: olgu, olay, görüngü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fenomenizim:
(fr.i.) (fels.) Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş. eş anl:: görüngücülük.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fenomenizm:
(fr.i. phenomenisme) (fel.) Görüngücülük, Olaycılık. Fenomenlerden, yani zaman veya mekan içinde ortaya çıkan ve deney konusu olabilecek olay ve olgulardan başka hiç bir şeyin var olmadığını ileri süren felsefe doktrini.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
fenomenoloji:
(ing.i. phénoménology) görüngü bilim. gerçekliğinden bağımsız olarak bilimi inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Fenomenoloji:
(fr.b.i.) 1- (fels.) Görüngülerin, olgu ve olayların, nesnenin özüne varmaya uğraşan felsefe yöntemi, görüngüler öğretisi, olaybilim. 2- (topb.) Olayların incelenmesinde tek doğru yöntem bulunduğunu, olaylara ilişkin insan bilgisinin ancak duyu organları aracılığıyla ve onların olanakları, yeterlikleri ölçüsünde elde edilebileceğini öne süren görüş. 3- (ruhb.) Davranışın dış gerçeklik yerine yaşantı görüngüleriyle belirlendiğini öne süren görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fenotip:
(fr.i.) Bir canlının gözle görünen ya da herhangi bir yöntemle varlığı saptanabilen ayırıcı özelliklerinin tümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Feodal:
(fr.sf.) Derebeylikle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Feodalite:
(fr.i.) (tar.) 1- Derebeyi olma durumu. 2- Özellikle Avrupa’da, toprağı ve o toprak üzerinde yaşayan köylüleri bir tek kişinin malı sayan, toprak köleliğine dayanan ortaçağ siyasal düzeni. 3- Bir derebeyinin malı, toprağı olan ve derebeyce yönetilen bölge. eş anl:: derebeylik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Feodalizm:
(fr.i. feodalisme) Derebeylik sistemi. Başta Ortaçağ Avrupası olmak üzere tarihin birçok evresinde rastlanan toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimidir. Feodalizm kelimesi, Latince feodum (tımar) ile taşınabilir değerli mal anlamına gelen Latin kökenli bir kelimeden türetilmiştir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Feodalizm:
(fr.i.) (bkz:: Feodalite) eş anl:: derebeylik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ferağ:
(f.i. erk.) Serin rüzgar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Ferah:
(a.i. ka.) 1- Gönül açıklığı. 2- Sevinç, sevinme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Ferahengiz:
(f.b.i. ka.) Ünlü bir çeşit lale.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Ferahet:
(f.i. ka.erk.) Şan ve şeref. Erkek ve kadın adı.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Ferahfeza:
(a.f.i. ka.) 1- Ferah artıran. 2- Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. 3- Meşhur bir lale türü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Ferahna:
(f.i. ka.) 1- Bolluk, genişlik. 2- Geniş yer.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Ferahnak:
(a.f.b.s. ka.) Sevinçli. Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Ferahnaz:
(Fars.) Ka. Nazlı kız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Ferahşan:
(a.f.b.s.) Ka. 1- Sevinç veren. 2- Ferah saçan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)