MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Livayihamd:

Mahşer günü Hz. Muhammed’in kendisine iman eden müminleri korumak için altına alacağı manevi sancak. Dinî kaynaklarda, Livayihamd’ın altına girip Hz. Peygamber’in himayesini elde edebilmek için kişinin Müslümanca bir hayat sürüp yaşantısında Hz. Muhammed’i örnek alması ve Müslüman olarak vefat etmesinin zorunlu olduğu haber verilmiştir. Örn:: “Övünmek için söylemiyorum! Kıyamet gününde ilk diriltilecek benim. İlk şefaat isteyen ve şefaati kabul edilen benim. Livayihamd benim elimde olacaktır.” (Hadis)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Habe:  

(çing.i. habe, besin ekmek, yiyecek Ekmek.) 1- Yemek, öğün. Örn:: Kardeşim bizde başka habe yok, bak işte görüyorsun. Bir turp salatası var, bir iki tanede lebiebi var o kadar (anlatan: Hayali Küçük Ali Dünya Güzeli- Meddah hikayesi). Örn:: -Bari oldu olacak akşam habesine (yemeğine) kalın zati havamız da açtı. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler) 2- (Habe ile Haybe Arapça kökenli sözcük ve türetileri zaman zaman birbirine karıştırılır.) HABBE Habibe diye de kullanılır. (Alman argosunda chaben çing. kökenlidir ve yemek anlamında kullanılır. -Siegmund A. Wolf Wörter-buch des Rotvvelschen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habe:  

(Kar.) Karagöz ustalarının "ekmek" e verdikleri ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Habe Etmek:  

(d. çing. türk.) Ekmek yemek, yemek yemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habe Kayız Etmek:  

(d. eşanl. çing. türk.) Habe Kaymak. Örn:: Ulan namussuz dedi beygir kasabına şu suratın gözümün önüne gelince iki lokma habe kayiz edemez (ekmek yiyemez) oldum. (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habe Kaymak:  

(d. çing türk.) Ekmek yemek, karnını doyuracak şeyler yemek. Örn:: Hay pisboğaz hay, Akı (a kız) tıka basa habeye kayalı daha kaç dakika oldu ki. Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun? (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler) Habeye Kaymak biçiminde de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habe Uçlanmak:  

(d. eşanl.) Habe Kaymak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habeci:  

(çing.sf. türk. e.) 1- İşi gücü karın doyurmak olan kimse. 2- Alık, bön. (bkz:: Haybeci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habeci Kostik:  

(d. eşanl.) Habeci(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habeden:  

(bkz:: Haybeden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

haber:  

ad 1. son zamanlarda geçen bir olay, yer alan bir olgu, değişen bir durumla ilgili olarak edinilen bilgi, duyulan söylenti. "Bu haberi size kim iletti" 2. ülkede ve dünyada son gün ya da günlerde yer alan olaylarla ilgili olarak basın, yayın ve iletişim organlarıyla kamuya iletilen her türlü bilgi. "Gazeteler haberlere geniş yer verir" 3. bilme işi, bilgi. "Onun bundan haberi var mı?" 4. haber ajanslarının ilgili yerlere ulaştırdığı haberler metni. 5. radyo ve televizyonda sunulan, iç ve dış olaylarla ilgili bilgiler veren kısa metin. 6. kimi kuruluşların kendi haberlerini duyurmak için belli zamanlarda yayımladıkları bülten. 7. (bir durumu) bildirmek, duyurmak. "Bu işi sana haber vermek için telefon ediyorum" 8. bir olayın, bir durumun belirtisi olmak. "Karların eriyişi ısınmayı haber vermektedir"(Konusu: , Kökeni: arapça)

Haberci:  

(bkz:: Ulak)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Habercinin Anlatısı:  

(Alm. Botenbericht - İng. messenger-speech) Klasik Yunan tiyatrosunda seyircilerin görmediği olayları, bunları görmüş varsayılan bir habercinin anlatması.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

haberdar:  

ad · sıfat (konuyla ilgili) bilgisi bulunan, bilgili, haberli1.(Konusu: , Kökeni: )

Haberivahid:  

(bkz:: ahad haber)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Habeşi:  

(a.i. erk.) Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Habib:  

(a.i. erk.) Sevgili. Seven, dost.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Habibe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Habib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Habibe:  

(a.i. habibe, çing. habe) Azık yemek. Bk. Habe. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habibe Alıkmak:  

(d.) Yemek yemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habibeci:  

(sf. eşanl.) Habeci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habibi Şaşmak:  

(d. a. türk.) Çaresiz, ne yapacağını bilemez duruma düşmek. Örn:: Ulan ırzı kırık Muhtar habibim şaştı cigarasızlıktan burda Bir cigara ver. (Tarık Dursun K. Sabah Olmasın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habibini Şaşırmak:  

(d. a. habib, dost, sevilen kişi. türk) (Birisini) Ne yapacağını bilmez hale getirmek, döverek güç durumda bırakarak aptallaştırmak. Örn:: Heye dedi bıraksalardı yani habibini şaşıracaktı. Lakin bravo İhtiyar mihtiyar amma. (Orhan Kemal, Murtaza)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Habibullah:  

(a.i. erk.) Allah'ın sevgilisi. Hz. Peygamber.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Habibullah:  

“Allah’ın en sevgili kulu.” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı ve hürmet ifadesi, Hz. Peygamber’in sıfatlarından biri. Örn:: “Ya Habiballah bize imdad kıl, / Son nefes didarın ile şad kıl.” (Süleyman Çelebi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Habil:  

(a.i. erk.) Hz. Adem'in oğullarından, Kabil'in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Habil:  

Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın küçük oğlu. Kur’an-ı Kerim, Habil’in, kardeşi Kabil tarafından haksız yere öldürülüşünden bahseder. Yüce Allah, Habil’in öldürülmesinin en büyük günahlardan biri olduğunu vurgulayarak insanları haksız yere kan dökmemeleri konusunda uyarır. Kur’an-ı Kerim, Habil’in öldürüldükten sonra kardeşi Kabil tarafından gömülmesini ve Kabil’in daha sonra onun ölümünden duymuş olduğu üzüntüyü de anlatır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Habinar:  

(a.i. ka.) Nar tanesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Habir:  

(a.i. erk.) 1- Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2- Cenab-ı Hak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Habîr:  

(el-Habîr) “Her şeyi tüm ayrıntılarıyla bilen ve kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kullarının niyet, söz ve davranışlarından haberdar olan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Sözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun (fark etmez). Çünkü Allah, insanın içinden geçenleri bile bilir. Yaratan bilmez mi? Yalnız o, (hikmetinde) erişilmez bir derinlik sahibi ve Habîr’dir.” (Kur'an-ı Kerim Mülk suresi 67/13-14 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

habis:  

1- Bayağı, kötü, fena, pis. Örn:: “Habis olan şeyleri sadaka olarak vermeyin. Bilin ki Allah zengindir ve her türlü övgüye layıktır.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/267 nci Ayet) 2- Alçak, soysuz, kötü insan. 3- Haram kazanç. Örn:: “…(O Peygamber ki) sizlere temiz olan şeyleri helal kılıyor, habis olan şeyleri ise haram kılıyor…” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/157 nci Ayet) 4- Kâfir. Örn:: “Öyle ki Allah, habisi temizden (müminden) ayırır, kötüleri bir araya toplar ve hepsini birden cehenneme koyar…” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/37 nci Ayet) 5- Zina yapan. Örn:: “Habis kadınlar, habis erkeklere; habis erkekler habis kadınlara layıktır.” (Kur'an-ı Kerim Nur suresi 24/26 ncı Ayet) 6- Kötü ve zararlı olduğu için insan tabiatının hoşlanmadığı, aklın ve dinin benimsemediği şeyler. Örn:: “De ki: ‘Habisin çokluğu hoşuna gitse bile habis ile temiz eşit değildir. Ey akıl sahipleri! Allah’(ın azabın)dan sakının ki kurtulasınız.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/100 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

hablullah:  

Kur’an-ı Kerim; Allah’ın peygamberlerine bildirmiş olduğu vahiy. Örn:: “Hep birden topluca hablullaha sarılın, ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/103 ncü Ayet) 2- Allah’ın dini; İslam. 3. Allah’ın ahdi; sözü, koyduğu kurallar. 4- Hz. Peygamber’in sünneti. 5- Hayırda ve güzelde bir araya gelen, her türlü kötülüğe tavır alan insanlar topluluğu.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Habur Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Şırnak Açıldığı Tarih: 18.07.1969 Bağlandığı Ülke: Irak Karşıdaki Sınır Kapısı: Zaho Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında: Şırnak Silopi’de bulunan Habur Sınır Kapısı, Türkiye ile Irak arasında tek geçiş noktası. Kuzey Irak özerk yönetimine bağlı Zaho şehrine geçiş imkanı sunan kara yolunun başlangıç noktasında İbrahim Halil Sınır Kapısı yer alıyor. Orta Doğu ülkelerinin Türkiye üzerinden Avrupa ile kara yolu aracılığıyla en önemli ticaret bağlantısı olan Habur, Türkiye-Irak ilişkilerinin durumuna göre inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Sınır kapısı 320 bin metrekare alanda hizmet veriyor. 3 bin 500 metrekare ticari bina, 6 bin metrekare idari bina, 12 giriş ve 12 adet de çıkış peronu bulunuyor. (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

hac:  

İmkânı olan Müslümanların zilhicce ayında ihram giyerek, Arafat’ta vakfe yaparak ve Kâbe’yi tavaf ederek yaptıkları farz ibadet, İslam’ın beş şartından biri. İslami kaynaklara göre haccın tarihi Hz. Âdem’e kadar uzanır. Tarih içerisinde zaman zaman unutulan bu ibadet, İbrahim Peygamber tarafından tekrar canlandırılmıştır. Kur’an-ı Kerim’e göre, Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile beraber Kâbe’nin eski temellerini bularak yeniden inşa etmiş ve insanları hac ibadetini yapmaya çağırmıştır. Hz. İbrahim, haccın kurallarını tespit ederek insanlara öğretmiştir. Zamanla bu ibadet unutulmuş, insanlar İslam’ın onaylamadığı bazı uygulamaları hacca karıştırmıştır. İslam’ın doğuşu sırasında ise Kâbe’yi tavaf, umre, Arafat ve Müzdelife’de vakfe, kurban kesme gibi âdetler devam ettirilmekle beraber, hacca birçok putperest gelenek de eklenmiştir. Hz. Peygamber’e hac farz kılınınca, putperestlikten kalma bütün âdetler kaldırılmıştır. Hz. Muhammed ‘Ben nasıl hac yapıyorsam siz de öyle hac yapın.’ buyurarak haccın kurallarını özüne uygun olarak belirlemiş ve bu ibadeti tevhit inancına uygun hâle getirmiştir. Hac ibadeti dinen zengin sayılan, akıllı, ergin, sağlıklı Müslümanlara ömürlerinde bir kez olmak üzere farzdır. Kendilerine hac farz olan Müslümanların en kısa zamanda hacca gitmeleri gerekir. Örn:: “Kâbe’yi haccetmek gücü yeten bütün Müslümanların Allah’a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Kendine hac farz olduğu hâlde, nimetlere karşı nankörlük edip hacca gitmeyenler, bilsinler ki Allah, insanlara muhtaç değildir.” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/97 nci Ayet) “Kendisine hac farz olan kişi hacca gitmekte acele etsin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hac Suresi:  

(a.i. سورة الحج) hac suresi; hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 22 nci sure, 17 nci cüz, 331 nci sayfadadır. 78 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 103 ncü sıradadır. 19. âyetten itibaren 6 ayet medine'de, diğerleri mekke'de nazil olmuştur. nur suresi'nden sonra, münafikun suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. surede kıyamet günü'nün dehşetinden, kıyamet günü yaşanacak sahnelerden, cihattan ve İbrahim, Lut gibi peygamberlerden, Kurbandan ve ad, Semud gibi toplumlardan söz edilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Hac suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in yirmi ikinci suresidir. Surenin çoğunluğu Mekke’de inmesine rağmen içerisinde Medine’de inen ayetler de vardır. Yetmiş sekiz ayettir. Adını yirmi yedinci ayette geçen “hac” kelimesinden almıştır. Surede, Allah’ın birliği, kıyametin kopması, öldükten sonra dirilmenin ve Allah’ın huzurunda hesaba çekilmenin kesinliği vurgulanır. Ayrıca, Mekkeli müşrikler kendilerinin, soyundan geldiklerini iddia ettikleri İbrahim Peygamber’in getirdiği Haniflik diniyle bütün bağlarını kopardıkları ve dinlerini, ibadetlerini bir eğlenceye dönüştürdükleri için uyarılırlar. Surede, Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girmenin yanlışlığı belirtilir. İnsanları Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak müminler üzerinde egemenlik kurmak isteyen müşrikler uyarılır. İmanla beraber salih amellerde bulunan müminlere cennet müjdesi verilir. Putperestliğin anlamsızlığına dikkat çekilir. Tabiattaki varlıklar bile Allah’a secde ederken insanların inkârı tercih etmesi sebebiyle ilahî azaba uğrayacakları anlatılır. Surede, inkârcıların Allah’a inkârla yetinmeyip insanları Allah yolundan saptırmak ve haccı engellemek suretiyle zulümde ileri gitmelerinden söz edilir. Haccın sağladığı maddi ve manevi yararlarla birlikte kurban kesmenin öneminden söz edilir. Kurban ve haccın esas amacı olan takva konusu vurgulanır. Müminlerin kendilerine yapılan saldırılara karşı inançlarını koruma uğrunda savaşabilecekleri bildirilir. Surede, Hz. Peygamber’e karşı direnen Mekke müşriklerinin psikolojik durumları ele alınır. Hz. Nuh’tan beri bütün peygamberlerin benzer direnişlerle karşılaştıkları hatırlatılır. Peygamberlerine karşı direnen bu kavimlerin yok olmasından müşriklerin ibret alması öğütlenir. Kur’an’ın içeriğinin tamamen gerçekleri yansıttığı ifade edildikten sonra bilgisizliğe dayalı bir inkârın tehlikeleri üzerinde durulur. Müminlere, imanlarının karşılığı olarak ahirette elde edecekleri makamlar müjdelenir. Hicretin, cihadın ve Allah yolunda çekilen sıkıntıların karşılığının Allah tarafından eksiksiz ödeneceği belirtilir. Allah’a ibadet edenlerle ona ibadet etmeyenlerin eşit tutulmayacakları haber verilir. Allah’tan başka ibadet edilen varlıkların batıllığı üzerinde durulur. Hatta, ‘onların hepsinin bir araya gelmeleri durumunda bile bir sivrisineği yaratamayacakları’ hatırlatılır. Müminlere bu gibi batıl varlıklara iltifat etmemeleri, yalnızca Allah’a secde ve rükû etmeleri, birbirlerine iyilik yapmaları, Allah yolunda sürekli çalışmaları, İbrahim Peygamber’in getirmiş olduğu haniflik yolundan ayrılmamaları emredilir. “Namazı kılınız, zekâtı veriniz, Allah’ın emirlerine sıkıca sarılınız, o sizin dostunuzdur; ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır.” öğüdüyle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hacamat:  

(a.i. hacamet'ten) (Kesici bir araçla) Yaralama. Örn:: Küçük bir hacamattı canım. Kıçından Örtbas edilmiş bile. (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacamat Etmek:  

(d. a. türk.) (Birisini) Kesici bir araçla yaralamak. Örn:: Temel- (Girerek) Çakal Rüstemin adamları Esse oğlu Musayı hacamat etmişler. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) Örn:: Serseri- İlk sayıda abiler sabıkalıların durumunu almalısınız Herif kafayı tutmuş hacamat etmiş birini yahut iki armut yürütmüş sergiden. Ömrü billah aynasızlarla uğraşmamalı. Tövbekar oldu mu rahat etmeli. (Çetin Altan, Suçlular) Hacamatlamak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacamatçı:  

(a.i. türk. e.) Kavga, saldırı gibi durumlarda özellikle bıçak vb. kesici araçlar kullanan. (kimse, kabadayı) Örn:: Çünkü burada Galata'da ün kazanmış kabadayılar, hacamatçılar, polisler, şuradan buradan getirilmiş karılar, paralı enayi tutgunlar bulunurdu. (Ahmet Rasim, Fuhş-i Atik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacamatçılık:  

(a.i. türk. e.) Hacamatçı'nın işi, edimi, eylemi, yaralama. Örn:: Ancak şu kadarını deyivereyim son işi ufaktan bir hacamatçılık. Ruhsatsız, diplomasız operatörlük yapmağa kalkmış. (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacamatlamak:  

(bkz:: Hacamat Etmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacamatlı:  

(a. sf.i. türk.) Kesici bir araçla yaralanmış, eskiden kesici bir araçla yaralandığı belli. (kimse) Örn:: Belalı takım omuzdaşlıkta, fiyakalı kabadayılıkta namlı vücudunun her tarafı hacamatlı zaptiye kapısının sicilinde sabıka mükerrere ashabından diye kayıtlı bıçkınlardı. (Sermet Muhtar Alus, Eski Beyoğlu Adet ve Alemleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Haccac:  

(a.i. erk.) 1- Delil ikame eden. Delille galip olan. 2- Irak valisi olup, Hz. Muhammed soyuna ve taraflarına eziyet eden Yusuf b. Sakail'nin unvanı. Yezid'in komutanlarından.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hacce:  

(a.i. ka.) Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. 2. Bir çeşit akdiken. - Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

haccıasgar:  

1- Küçük hac, umre. 2- Arafat vakfesinin cumadan başka bir güne denk gelmesiyle yapılan hac.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

haccıekber:  

1- Büyük hac, hac. Örn:: “Allah’ın ve Resulünün, müşriklerden uzak olduğunun haccıekber gününde insanlara duyurusudur: Eğer tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlı olur; yüz çevirirseniz bilin ki Allah’ı âciz bırakamazsınız. Ey Muhammed! İnkâr edenlere can yakıcı bir azabı haber ver.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/3 ncü Ayet) 2- Arafat vakfesinin cumaya rastlamasıyla yapılan hac. Bazı İslam âlimleri, arefe gününün diğer günlere bir üstünlük taşıdığı ve o gün yapılan duaların daha faziletli olduğuna dair rivayetlerle, Cuma gününün önemini belirten rivayetleri bir araya getirerek Arafat vakfesinin cumaya denk gelmesiyle yapılan haccın daha fazla sevap kazandırdığını söylemişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

haccıifrad:  

İhrama girerken yalnız hacca niyet edilip içerisinde umre yapmanın olmadığı ve kurban kesmenin gerekmediği hac türü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

haccıkıran:  

İhrama girilirken hac ve umreye birlikte niyet edilip önce umrenin yapıldığı, sonra da ihramdan çıkılmaksızın hac görevlerinin yerine getirildiği ve kurban kesmenin de vacip olduğu hac türü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

haccıtemettü:  

Niyet edilerek önce umre için ihrama girilip umre tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılarak aynı yılın hac ayı içerisinde ikinci kez ihrama girilmek suretiyle yapılan ve kurban kesmenin de vacip olduğu hac türü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hace:  

(f.i. erk.) 1- Hoca. 2- Bilgin, öğretmen. 3- Çelebi, sahip, muallim, profesör. Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Haceli:  

Fakir Baykurt'un yazdığı Yılanların Öcü kitabının baş karakteri. Pısırık, kendine öz güveni olmayan, toplumun ve başkalarının arkasına sığınan, sönük ayrıca egoist bir kişilik yapısına sahiptir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Hacer:  

Mehmet Rauf'un yazdığı Eylül kitabının ana karakteri. Her ikisi de evli olan Suat'ın kardeşi Hacer ve Necip'in ellerinde olmadan, bir arada bulundukları sürede birbirlerine, eşlerinden habersiz yakınlaşırlar ve aralarında yasak aşk başlar.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Hacer:  

(a.i. ka.) 1- Taş, kaya. Hacer-i Esved: Kabe'nin duvarında bulunan meşhur kara taş. 2- Hz. İsmail'in annesi ve Hz. İbrahim'in cariyesinin adı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Haceriesvet:  

Tavafın başlangıç yerini göstermek üzere Kâbe’nin güneydoğu köşesinde bulunan, yerden 1.5 metre yüksekliğinde, oval biçiminde, hafif kırmızı ve sarı damarcıkları bulunan, 30 cm. çapında oldukça parlak siyah bir taş. Kâbe duvarında bulunan ve Müslümanlarca kutsal sayılan Haceriesvet’in cennetten geldiğine inanılır. Haceriesvet, Kâbe’yi tavafın başlangıç ve bitiş noktasıdır. Örn:: “Ataydım Kâbe’ye özüm, / Göreydi Ravza’yı gözüm, / Haceriesvet’e yüzüm, / Sürsem, yalvarsam, ağlasam.” (Âşık Ruhsati)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hacerunnur:  

(a.i. ka.) Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın sarısı renginde.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

hacet namazı:  

Herhangi bir ihtiyacı olan Müslümanın bu ihtiyacının karşılanmasını Allah’tan istemeden önce kılmış olduğu nafile namaz. Örn:: “Kimin Allah’a veya insanlardan birine bir ihtiyacı olursa, güzelce abdest alsın, iki rekât hacet namazı kılsın, hacet duasını okusun sonra da dünya ve ahiretle ilgili dileğini Allah’tan istesin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

HACHI MAKI:  

(hacımaki) Kafa bantı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

HACHIJI:  

(hachiji) Açık bacak duruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Hacı:  

(a.i. erk.) 1- Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden, hacı. 2- Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hacı:  

(a.i.) Riyal, Suudi Arabistan parası.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

hacı:  

Hac görevini yerine getiren Müslüman. Örn:: “Hacının, Allah yolunda savaşan gazinin ve mazlumun duasını Allah geri çevirmez.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hacı Ağa:  

(d. a. türk) 1- Alışveriş etmek ve eğlenmek İçin büyük kente gelmiş zengin taşralı. 2- al.y. (Yankesici İçin) Av, keriz. Örn:: Caddelerde andavallıdan geçilmiyor. Namuslu çalışana günde üç dört iş var. Hele otobüsler hacıağa panayırı. Kime dokunsan boş çıkmıyor. (Adnan Veli, Mapushane Çeşmesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacı Anne:  

(d. a. türk.) (Özellikle Anadolu kentlerinde) Genelev yöneticisi (sahibi) kadın mama. Örn:: Başörtüsü kar gibi beyaz, beş vakit namazını sektirmeyen hacı anne tipi kerhane maması. (Engin Ardıç, Huoop Hadi Beyler Haftayım)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacı Baba:  

(d. a. türk.) 1- Erkeklik organı, penis. 2- (Bazı küçük kumar oyunlarında) Kasa oyunu oynatan kişinin cebi. Örn:: Acı-baba aslında Hacıbabanın bir tür telaffuzu. Bakınız: Bitirimler Sözlüğü. (Hulki Aktunç, İtiraf-Nağmeler) Örn:: Paralar Hacı Babaya eller cebe yeni oyun başlıyor.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacı Pintorosa Kavuşmak:  

(d. a. türk.) 1- Dövülmek, dayak yemek. 2- Ölmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacıl:  

(i.) (Kumarda) Saf oyuncu, deneyimsiz oyuncu, av. Örn:: İsmail'le Topal Recep ökseye düşecek hacılları bulup buluşturuyor, getiriyorlar. İş küçükten başlıyor alabildiğine büyüyor. (Tarık Dursun K. Rıza Bey Aile Evi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacılamak:  

(a.f. türk. e.) (Bir şeye) Sahiplenmek, el koymak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacılara Gelmek:  

(d. a. türk.) Aldatılmak, kandırılmak, dolandırılmak. Örn:: Sen bu oyuna dalınca hacılara geliyorsun aslında. (Hulki Aktunç, İtiraf Nağmeler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacım:  

(d. a. hacc, türk. e.) Azizim, dostum, arkadaşım anlamında kullanılır. Örn:: Hacım sana az birşey de Memleketde olan son tiyatroları anlatayım. (Özdemir Kaptan Arkan, Beyoğlu Kısa Geçmişi Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Hacıvat:  

(Kar.) Gölge oyununda Karagöz tipinden sonra ikinci önemli tip. Hacivat yarı aydın, Osmanlıca konuşmaya özenen, saman altından su yürüten, kurnaz, çıkarını düşünen bir Osmanlı tipidir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Hacıyofobi:  

(ing.i. hagiophobia) din ulularından ve kutsal şeylerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Hacib:  

(a.i. erk.) 1- Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2- Kapıcı. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hacim katıları:  

Pigment ve bağlayıcının hacmi toplamının, toplam hacme bölümü. Yüzde(%) olarak ifade edilir. Yüksek hacim katıları, daha kalın kuru film tabakası, ileri örtücülük ve yüksek dayanıklılık demektir.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Hacir:  

(legal incapacity) Kişinin medeni haklarını kullanma yetkisinin mahkemece kaldırılması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Hacir:  

(a.i. erk.) 1- Hicret eden, bir başka yere geçen. 2- Sayıklayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hacker:  

Diğer kullanıcıların bilgisayar sistemlerine izinsiz girerek üzerlerinde işlem gerçekleştiren kişilere verilen genel addır. Başka bir deyişle hacker'lar, ağ düzenini çok İyi bilen ve bu potansiyelden istifade ederek kişisel olarak kendini ödüllendirmek isteyen ya da intikam almak amacıyla internetin zayıf noktalarını bulmaya çalışan kişilerdir. Hackerların amacı, farklı insanların kredi kartı şifrelerini öğrenmek ya da değerli verilere ulaşmak olabilir. Ancak bazen, ortada hiçbir neden yokken başka kullanıcıların bilgisayarlarına giren ve sisteme zarar veren hacker'lara da rastlayabilirsiniz. Bu tip kötü niyetli insanlar, yaptıkları zararlı işleri sadece zevk için gerçekleştirdiklerini iddia ederler. Bir grup hacker ise, bilgisayarlara izinsiz girerek kendilerini ne kadar geliştirdiklerini ispat etmeyi amaçlarlar. Sonuçta amaç ne olursa olsun, yapılanlar hem ahlaki açıdan, hem de yasal olarak kabul edilir bir davranış biçimi değildir. Yeni yasal düzenlemeler, hacker'lar için caydırıcı hükümlerin de devreye girmesini sağlamıştır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

haç:  

1- İstavroz, salip. 2- Birbirini dikey olarak kesen iki çizginin oluşturduğu artı şeklinde bir işaret, Hristiyanlığın simgesi, çarmıh. Hristiyanlar haçın, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini temsil ettiğine inanırlar. Hristiyanlarca haç çıkarma işlemi günahlara tövbeden sonra yerine getirilir. Katolikler haç çıkarırken ellerini önce alın, sonra göğüs, daha sonra da sağ ve sol omuz üzerine koyarlar. Ortodokslar ise önce alna, sonra sağ ve sol omuz üzerine koyarlar. Protestanlar ise haç çıkarmazlar. Örn:: “Hilal haça yenilmesin! Âmin! / Türklük bitti denilmesin! Âmin!” (Ziya Gökalp)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Haç:  

Hristiyanlıkta kutsal sayılan, iki çizginin kesişmesiyle oluşan dinî sembol.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Haçlı:  

Haç taşıyan veya Haçlı Seferleri’ne katılmış kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Haçlılar:  

XI. yüzyılın sonlarında Avrupa dünyasının, Kudüs’ü kurtarma sloganı ile Türkleri Anadolu’dan atmak ve bütün Orta Doğu’yu ele geçirmek için başlattığı siyasal amaçlı askerî harekâta katılanlar. Haçlı seferlerine katılanların elbiselerinin üzerinde haç işareti bulunduğu için bu ad verilmiştir. 1096 yılında başlayan Haçlı Seferleri 1291’de Latin Hristiyanların doğuda son merkezi olan Akka’dan çıkarılmasına kadar süren yaklaşık 200 yıllık dönemi kapsar. Bu dönem içinde 9 büyük sefer yapılmış ve bazı küçük savaşlar da olmuştur. Daha sonra tarihte Türk-İslam dünyasına karşı yapılan bütün savaşlar da Haçlı Seferi olarak adlandırılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Haçlılar:  

Orta Çağ’da Hristiyanların düzenlediği Haçlı Seferleri’ne katılanlar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

had:  

1- Sınır, iki şeyin arasını ayırma. 2- İslam dininin koyduğu helal haram sınırları, ölçüleri. Örn:: “Bunlar Allah’ın hadleridir. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse Allah onları içinden ırmaklar akan cennete kor. Onlar orada ebedî olarak kalırlar. En büyük kurtuluş budur. Her kim de Allah’a ve Resulüne isyan eder ve Allah’ın hadlerini çiğnerse Allah onu cehennemine kor ve o orada ebedî olarak kalır. Cehennemde çok şiddetli bir azap vardır.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/13-14 ncü Ayet) 3- Kur'an-ı Kerim ve sünnette suçlular için öngörülen, miktarı dince belirlenmiş ve tanımlanmış ceza, müeyyide, yaptırım. Örn:: “Şüpheli olan şeylerde; kişinin suçlu olduğuna dair kesin bulgular olmadıkça hadleri uygulamayınız.” (Hadis) 4. Bir kavramın özünü tanıtan ve başka kavramlardan farkını belirleyen mantık terimi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Haddas:  

(a.i. ka.erk.) Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Haddehane:  

(b.i) Hadde fabrikasında içinde ham demir madeninin eritildiği fırın.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Hadefobi:  

(ing.i. hadephobia) cehennemden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

hades:  

1- Ayıp, kir, kusur, pis olan şey. 2- Din açısından temizlenmeyi gerektiren manevi kirlilik durumu, cünüplük. 3- Abdestsiz olma hâli. Örn:: “Hadesten sonra abdest almak gerekir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

hadesten taharet:  

1- Kişinin manevi kirlilik durumundan temizlenmesi. 2- Namaz kılacak kişi abdestsiz ise abdest alması; cünüp olanın cünüplük, hayız olanın hayız, lohusanın da lohusalık durumundan temizlenmesi, gusül abdesti alması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hadi:  

(a.i. erk.) 1- Yenilene yardım eden, yardımcı. 2- Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehber. 3- Önde giden kimse. 4- Mızrak ucu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hâdi:  

(el-Hâdi) “İnsanlara doğru yolu gösteren, rehberlik eden, onların zihinlerini ve gönüllerini aydınlatarak hayır ve mutluluk veren.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “(Senin çağında olduğu gibi) Biz her peygambere, günahlara batan kimselerin arasından düşmanlar çıkarırız. Bununla birlikte sana Hâdi ve yardımcı olarak Rabb’in yeter.” (Kur'an-ı Kerim Furkan suresi 25/31 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hadic:  

(a.i. erk.) Erken doğan oğlan çocuğu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hadice:  

(a.i. ka.) Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Hadice: Hz. Muhammed (s.a.s)'in ilk eşi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Hadid:  

(a.i. erk.) 1- Keskin. 2- Demir. 3- Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4- Kur'an-ı Kerim'in 50. suresinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Hadid Suresi:  

(a.i. سورة الحديد) hadid suresi; arapça'da demir anlamına gelen "hadid" kelimesiyle isimlenen ve demirin önemine işaret ettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 57 nci sure, 27 nci cüz, 536 ncı sayfadadır. 29 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 94 ncü sıradadır. zilzal suresi'nden sonra, muhammed suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. hadid suresinde Allah’ın sıfatlarından ilim ve kudretinden, iman etmenin ve ihsanda bulunmanın gerekliliğinden müminler ile münafıkların ahiretteki durumlarından, dünya hayatının anlamından, hıristiyanlıktaki ruhban anlayışından bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Hadid suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in elli yedinci suresidir. Medine’de inmiştir. Yirmi dokuz ayettir. Adını yirmi beşinci ayette geçen ve “demir” anlamına gelen “hadid” kelimesinden almıştır. Sure, yeryüzündeki canlı-cansız bütün varlıkların Allah’ı tespih ettiğini bildiren ayetle başlar. İnsanlar tarafından görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen bütün âlemlerde Allah’ın kudretinin ve ilminin sonsuzluğu ele alınır. İnsanlar peygamberlerin yapmış oldukları çağrıyı kabul etmeye davet edilir. Dünya malının emanet olduğuna işaret edilerek Allah yolunda harcamanın, fakirleri gözetmenin gerekliliği üzerinde durulur. Mekke’nin fethinden önce Allah yolunda harcamada bulunanlar ile cihat edenlerin üstünlükleri dile getirilir. Surede, Allah’a samimiyetle inanan erkek ve kadınların ahirette elde edecekleri mükâfatlar ele alınırken, münafıkların dünyada ve ahirette uğrayacakları felaketler dile getirilir. İhtiyaç sahiplerine borç vermenin Allah’a borç vermek gibi önemli bir erdem olduğu vurgulanır. Surede, dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı ele alınır. Bundan dolayı insanların Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda yarışmaları tavsiye edilir. Mal ve servet uğruna şımarmanın çirkinliği dile getirilir. Surede, Allah’ın insanlara yeryüzünde adaleti ayakta tutmaları için kitap göndermesinden ve onlara çeşitli yararlar sağlayan demiri yaratmasından söz edilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hadim:  

(a.i. erk.) Hizmetkar, yardım eden. Hadim-i Harameyn: Harem-i Şerifin hizmetkarı. Hicaz'ın alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

hadis:  

1- Söz, haber. “Herhâlde sen, onlar bu hadise inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helâk edeceksin.” (Kur’an-ı Kerim Kehf suresi 18/6 nci Ayet) 2- Hz. Peygamber’in sözleri, fiilleri ve takrirleri; sahabelerin dine aykırı olmayan söz ve davranışlarını onaması. Örn:: “Benden bir hadis işitip ezberleyip sonra da onu başkalarına aktaran kişinin Allah yüzünü ak etsin.” (Hadis) 3- Hz. Peygamber’in Kur'an-ı Kerim’den anladıklarını söz ve davranışlarıyla ifade etmesi. 4- Kur'an-ı Kerim’deki açıklanması gereken yerleri açıklama, emir ve yasakları insanlara bildirme, Kur'an-ı Kerim’de hükmü olmayan konularda hüküm koyma, bireysel ve toplumsal hayatın tüm alanlarında kişileri ahlaken geliştirme amacıyla Hz. Muhammed’in söylemiş olduğu sözler. Hadis bilginlerine göre “sünnet” terimiyle eş anlamlı olan “hadis”, sünnete oranla daha genel bir anlama sahiptir. Çünkü sünnet, Hz. Peygamber’in sadece fiilleri, hadis ise hem sözleri hem de fiilleri anlamında kullanılır. “Kim benim adıma hadis uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hadis Ekolü:  

(bkz:: Ehlihadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

hadis usulü:  

Hz. Peygamber’den nakledilen hadis metinlerinin aslına uygun olarak muhafaza edilip rivayet edilmesini ve hadislerin rivayet olunma şartlarını, çeşitlerini, sahih olup olmadıklarını, ravilerin durumlarını ve özelliklerini inceleyen ilim dalı. Hadis usulü sayesinde, hadislerin ne derecede sahih ve kabul edilebilir oldukları ve hangilerinin uydurma oldukları anlaşılır. Ayrıca, hadisleri doğru anlayıp yorumlamada hadis usulünü bilmenin önemi büyüktür.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Hadise:  

Hadise AÇIKGÖZ (d:1985; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

hadisierbain:  

(bkz:: kırk hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

hadisikudsi:  

(bkz:: Kudsî hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp