Haydi Öğrenelim!
Çiğ Işık:
(Alm. volles Licht - Fr. lumiere dure - İng. hard light) Döşem ve kişilerin çok güçlü bir kaynaktan aydınlatılmasıyla doğan durum. Bu durumda gölge ile ışıklı bölgeler kesin çizgilerle ayrılır.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Cehven:
(a.i. ka.erk.) Kurtuba'da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Ceket:
(fr.i. jaquette > caket > ceket) Vücûdun üst kısmına gömlek veya kazak üstüne giyilen, belden bir iki karış aşağı inecek boyda, kollu, önden düğmeli giyecek. [Türkçe’ye ilk girdiği zamanlarda caket diye de kullanılmıştır] (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ceketatay:
(fr. jaquette à taille “boy ceketi”nden) Erkeklerin bâzı törenlerde giydikleri, belden kesik, ön kısmı bele kadar, arka kısmı uzun ve yırtmaçlı, tek düğmeli bir ceketle çizgili pantolondan meydana gelen kıyâfet, jaketatay, bonjur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Celadet:
(a.i. erk.) 1- Gözüpeklik. 2- Yiğitlik. 3- Kahramanlık. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Celal:
(a.i. erk.) 1- Büyüklük, ululuk azamet. 2- Hiddet, öfke. 3- Allah'ın "Kahhar, cebbar, mütekebbir" gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur'an'da Rahman suresi 27, 78. ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Celal:
(el-Celal) “Yücelik ve şeref sahibi Rab, şanı ve büyüklüğü pek yüce olan, inkârcılara ve zalimlere karşı kahredici, azameti ve ululuğu her şeyi kuşatan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Kur’an-ı Kerim’de “şeref ve ululuk sahibi” anlamında “Zü’l-Celali ve’l-İkram” biçiminde geçer. Bazı İslam âlimleri ‘Zü’l-Celali ve’l-İkrâm’ isminin İsmiazam olduğunu söylemişlerdir. Örn:: “Göklerde ve yerde var olan her şey yok olup gitmeye mahkûmdur. Yalnız Zü’l-Celali ve’l-İkram olan Rabbin baki kalacaktır.” (Kur’an-ı Kerim Rahman suresi 55/26-27 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Celaleddin:
(a.i. erk.) 1- Dini savunan. 2- Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılmaktadır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Celasun:
(t.i. erk.) 1- Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2- Genç sağlıklı, gürbüz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Celayir:
(t.i. erk.) Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Celebes Denizi:
Celebes Denizi veya Sulawesi Denizi; Filipinlerin kuzeyinde Mindanao Adası, Sulu Denizi ve Sulu Takımadaları ile doğuda sıralı Sangihe Adaları, güneyde Sulawesi ve batıda Endonezya'daki Kalimantan ile cevrilmiştir. Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir. Deniz güneybatı tarafından Java Denizi'ndeki Makassar Boğazı'na açılır. Celebes Denizinin uluslararası şöhret kazanan korsanları vardır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Celeron:
Intel'in çok güçlü bir sisteme ihtiyacı olmayan, düşük bütçeli ve kullanıcılar için piyasaya sürdüğü işlemcilere verilen isimdir. Celeron'un Pentium 4'den en büyük farkı, üzerindeki tampon belleğin daha küçük olması. Bu da sistemin genel performansını doğrudan etkiliyor.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Celil:
(a.i. erk.) 1- Büyük, ulu. (bkz:: Celal) Allah için sıfat olarak kullanılır. 2- Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3- Güzel sanatlarda bir yazı stili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Celil:
(el-Celil) “Ululuk sahibi, her şeyi kudretiyle kuşatan, zatında ve sıfatlarında büyük ve eşsiz.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “…O Allah ki Celil’dir…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Celilay:
(a.t.i. ka.erk.) Ulu, yüce ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Ar+Tür)
Celile:
(a.i. ka.) (bkz:: Celil)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Celp:
Çağı gelenleri askerlik ödevine çağırma.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Celvet:
(a.i. erk.) 1- Yerini yurdunu terk etmek. 2- Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çıkışına ve fena fillahda fani oluşuna denilir. Celvetiye; Aziz Mahmud Hüdayi'nin kurduğu tarikatının adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cem:
Kerime Nadir'in yazdığı Aşk Bekliyor kitabının ana karakteri. Zeki ve yakışıklı bir genç, fedakar bir insan, aşkı için herşeye razı bir kişidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cem:
(a.i. erk.) 1- Toplama, biraraya getirme, yığma. 2- Hükümdar, şah. 3- Süleyman Peygamberin lakabı. 4- Büyük İskender'in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed'in Çiçek hatundan olma oğlu. (1459-1495)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cem Erman:
Süleyman Faik Durgun(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
cemaat:
1- Topluluk, insan kalabalığı. Örn:: “Ölenler öldü, kalanlarla mustarip kaldık / Vatanda hor görülen bir cemaatiz artık.” (Y. K. Beyatlı) 2- Aynı düşünce etrafında bir araya gelen topluluk. 3- Bir dinden veya bir soydan olanların hepsi. 4- Müslümanlığın din kardeşliği esasına dayalı olarak sevgi ve saygı temelli gerçekleştirilmesini istediği birlik, beraberlik. Örn:: “Cemaatte Allah’ın rahmeti, ayrılık da ise azap vardır.” (Hadis) 5- Namaz kılmak için bir araya gelen ve imama uyan topluluk. İslam dini beş vakit namazın camide cemaatle kılınmasını teşvik etmiştir. Cemaat, cuma ve bayram namazının şartlarındandır. Örn:: “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha üstündür.” (Hadis) 6- Bir ülkede yaşayan dinî azınlık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cemal:
Halide Edip Adıvar'ın yazdığı Ateşten Gömlek kitabının baş kahramanı. Ayşe'nin ağabeyi. Milli Mücadele’nin önemli subaylarından biri. Daha o yıllarda cumhuriyetçi fikirlere sahip.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cemal:
Sait Faik Abasıyanık'ın yazdığı Kayıp Aranıyor kitabındaki baş kahraman. Nevin ile aynı köyde yaşayan, argo kelimeler kullanan, pervasız, bir balıkçıdır. Nevin’le bir ara aşk macerası yaşar.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cemal:
(a.i. erk.) Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah'ın rahmetle tecellisi. Allah'ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cemal:
(el-Cemal) “Allah’ın mutlak güzelliğine, lütfuna ve iyiliğine işaret eden; mutlak güzelliğinin, yaratılışta mükemmellik olarak varlıklara yansıması.” anlamında Allah’ın sıfat isimlerinden biri.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cemal Süreya:
Cemalettin SEBER (d:1931; ö:1990) üvey kızı Gonca Uslu'nun aktardığına göre iddiaya girmeyi çok seven şair arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine iddiaya girmiş, kaybederse soyadındaki "y" harfinden birini sildireceğini söylemiş. İddiayı kaybetmiş ve Süreyya olan soyadını Süreya olarak değiştirmiş. "Süreya" soyadı ilk kez 1956 yılında yayımlanan "Elma" şiirinde görüldü.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Cemaleddin:
(a.i. erk.) Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cemalullah:
(a.i. erk.) Allah'ın lütfü, bağışı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cemil:
Kemal Tahir'in yazdığı Yorgun Savaşçı kitabındaki baş kahraman. Filistin Cephesi’ndeki subaylığı sırasında “Cehennem Topçu” diye tanınırdı. Harp Okulu öğrencisi iken yakalanan Jön Türk takımıyla alakası olduğu sanılarak hapse atılır, Dr. Münir tarafından suçsuzluğu ispatlandıktan sonra hapisten çıkarılır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cemil:
(a.i. erk.) 1- Güzel erkek. 2- İyilikle anma. 3- Eskiden okullarda verilen başarı kağıdı. Kısaltılmış hali; Cemo(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cemile:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Orhan KEMAL Kitabın Konusu: Küçük Adamın Romanı isimli üçlemenin ilki Baba Evi ve ikincisi Avare Yıllar romanından sonra yazılmış bir aşk öyküsü olan Cemile, yoksul kesimlerin ayakta kalma çabasını, direnişlerini de dile getiriyor. Boşnak kızı işçi Cemile ile dar gelirli Katip Necati arasındaki saf aşkı anlatan Orhan Kemal, arka planda yaşanan yoksulluğa, düşmanlığa, ilkesizliğe karşın dayanışma ve dostluğun gücünü vurguluyor. Özetle Avare Yıllar'da ismi verilmeyen, kimliğinden, ailesinden pek sözedilmeyen gelinin, evlenmeden önceki yaşamından bir bölümün öyküsüdür. Kitabın Ana Fikri: Yaşanan tüm kötü durumlara, olumsuzluklara, yoksulluğa ve çamura rağmen umut akıyor. Karakterler: Malik, Sadri, Deveci Çopur Halil, Kadir Ağa, Camgöz Sadık, Karakız, Numan Şerif bey. (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Cemile:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Cengiz AYTMATOV Kitabın Konusu: Cepheden yeni dönen Danyar ile kocası cephede olan Cemile’nin yasak aşkını anlatıyor. Gizliden gizliye severler birbirlerini. Önceleri kendilerine dahi itiraftan korkarlar. Lakin aşkın sis perdesi her ikisini de sarmıştır bir kere. Kitabın Ana Fikri: Sevgi engel tanımaz. (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Cemile:
Peyami Safa'nın yazdığı Cumbadan Rumbaya kitabında ana karakter. Dik başlı ve açık sözlü, güzel bir kızdır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cemile:
Orhan Kemal'in yazdığı Cemile kitabında ana karakter. Güzel, alımlı, saf bir işçi kızıdır. Yitik bir dünyada umudun adı olur. Fabrika katibi Necati'ye aşıktır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Cemile:
(a.i. ka.) 1- Güzel kadın. 2- Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3- İlk Emevi devrinde yaşamış meşhur Arap şarkıcısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Ceminur:
(a.i. ka.) Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
cemiyet:
ad 1. ➽dernek. 2. ➽toplum.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Cemo:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Kemal BİLBAŞAR Kitabın Konusu: Doğu Anadolu’daki ağalık sistemi, etnik gruplar, siyasi gelişmeler ve kadın erkek ilişkileri yerel bir üslupla ortaya konmuştur. Kitabın Ana Fikri: Doğu Anadolu bölgesindeki ağalık sisteminin insanlar üzerindeki kötü sonuçları.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Cemre:
(a.i. erk.) 1- Ateş. 2- Kor halinde ateş. 3- Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4. Hacıların Mina'da şeytan taşlaması. Küçük taş parçası. Arafat'ta hacıların şeytan taşlamaları.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cemşasb:
(f.i. erk.) 1- Hz. Süleyman. 2- Cemşid'in oğlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cemşid:
(f.i. erk.) Cemşasb'ın babası.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cenab:
(a.i. erk.) "Yan" manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenab-ı Hakk, Cenab-ı Halik, Allah. Dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılmaktadır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
cenabet:
1- Cinsel ilişkide bulunmak veya başka sebeplerle zevk duyarak cünüp olma durumu, cünüplük. Örn:: “Ey iman edenler! Cenabet iseniz, yıkanınız.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/6 ncı Ayet) 2- Bazı temel ibadetlerin yerine getirilmesine engel olan manevi kirlilik. 3- Cünüp olup da yıkanmamış (gusül abdesti almamış) kimse. Örn:: “Cenabet kimselerin bulunduğu eve (rahmet) melekleri girmez.” (Hadis) 4- Pis, kötü, hoşlanılmayan kimse veya şey.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cenabıhak:
Yüce Allah.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cenan:
(a.i. ka.) Kalb, yürek, gönül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Cenaze:
(a.i. cinaze'den) 1- Yavaş davranışlı, ağır hareketli kimse, miskin. 2- Sevk edilen kaçak eşya, uyuşturucu madde. Örn:: Cenaze bugün yola çıkıyor. Karşılayın. (Akın Kıvanç, Maşalar Müşteriler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
cenaze:
Gömülmemiş insan ölüsü. Örn:: “Nerden çıktı bu cenaze, ölen kim? / Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.” (C. S. Tarancı)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
cenaze namazı:
Müslüman bir kişi gömülmeden önce Allah rızası için dua amacıyla cemaatle kılınan namaz, meyyit namazı. Cenaze namazının kılınışı şöyledir: Ölen kimsenin erkek ya da kadın olmasına göre niyet edilerek imama uyulur. Tekbir alınır, Sübhaneke duası okunur, tekrar eller kaldırılmadan tekbir alınır, Salli-barik duaları okunur, tekrar tekbir alınır. Bilenler cenaze duasını, bilmeyenler ise Kunut dualarını ya da Rabbena dualarını okur ve tekrar tekbir alırlar. Rükû ve secde yapılmadan selam verilerek namaz tamamlanır. Örn:: “Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamını almak, hastalığında ziyaret etmek, cenazesine katılıp cenaze namazını kılmak, davet ettiğinde davetine katılmak, aksırdığında “Allah sana merhamet etsin.” diyerek dua etmektir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cenazeyi Kaldırmak:
(d. a. türk.) (Garson) Hesabı almak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cendere:
(Alm. Seitcenabdeckung) Sahne ağzının her iki yanında dekorun boşluk bırakan yerlerini kapama işini gören kanat.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Ceneral:
(ita.i. zenerá) [XIX. yüzyıl ortalarında gazete aracılığıyle Türkçe’ye geçmiştir] (esk.) General.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Ceneviz:
(ita.i. Genovese) 1- Osmanlılar’ın Cenova cumhûriyetine verdikleri isim. 2- Bu cumhûriyetin halkından olan kimse, Cenevizli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Cenevizli:
(ita.t.i. ve sf.) (tar.) Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ceneviz (bugünkü Cenova kenti) Cumhuriyeti halkından olanlara verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Cenevre:
Cenevre; İsviçre'de Cenevre Gölü kıyısında yer alan, İsviçre'nin Zürih şehrinden sonra en yüksek nüfuslu ikinci şehridir. Fransızca konuşulan İsviçre bölgesi olan "Suisse Romande" bölgesinin en büyük şehridir. Aynı ada sahip Cenevre kantonu'nun başkentidir. Rhône Nehri'nin Cenevre Gölü'nden çıkışında konumlanmıştır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
Cengaver:
(f.i. erk.) Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cengel:
(f.i. erk.) Orman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cenger:
(f.i. erk.) (bkz:: Cengaver)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cengiz:
(t.i. erk.) Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu, asıl adı Timuçin'dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
cenin:
1- Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuk. 2- Henüz doğmamış, doğum vaktine kadar ana rahminde kalan çocuk. Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışı anlatılırken onun anne karnında çeşitli evrelerden geçtiği ve belli bir süre sonunda rahimdeki gelişmesini tamamlayıp dünyaya geldiği belirtilmektedir. Çocuğun anne karnında geçirmiş olduğu bu sürece cenin dönemi denilir. Fıkıh bilginleri cenini, hayat hakkına sahip bir varlık olarak kabul etmişlerdir. Hakkında miras, vasiyet vb. hükümler geçerlidir. Dinen ve tıbben geçerli olmayan bir nedenle cenini düşürmek veya aldırmak helal görülmemiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cenk:
(f.i. erk.) Harp, savaş, kavga. İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Cenk Torun:
Dizi Karakteri: Oktay Dizi Adı: Çılgın Bediş. Komedi ve gençlik türündeki dizi 8 Temmuz 1996 tarihinde Kanal D'de yayımlanmaya başladı. Son sezonu olan 4. sezon Show TV'de yayımlandı ve 3 Mart 2001 tarihinde yayımlanan 70. bölümü ile sona erdi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
Cenker:
(f.t.i. erk.) İyi savaşan, savaşçı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Cennet:
(a.i. ka.) 1- Uçmak. 2- Bahçe. 3- Çok ferah ve havadar yer. 4- Firdevs. Allah'ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, Allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel yer. 8 cennet olduğu rivayet edilmiştir. dâr-ül-celâl, Dâr-üs-selâm, Cennetü'l-Me'va, Cennetü'l-Huld, Cennetü'n-Naim, Cennetü'l-Firdevs, Cennetü'l-Karar, Cennetü'l-Adn.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
cennet:
1- Bahçe, çok güzel ve ferahlık veren yer; meyvelik, ağaçların, suların ve gölgelerin bol olduğu yer; uçmak. Örn:: “Dediler: ‘Cehennem’de odun bulunmaz; / Yolcu, yakacağını kendi götürür!’ / Anladım ki cennete giden de buradan / Gülünü zambağını kendi götürür!” (A. N. Asya) 2- Günahsız, günahları affedilen ya da günahlarının cezasını cehennemde çekmiş olan müminlerin, içerisinde sonsuza dek kalacakları yer. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde sekiz cennet ismi geçmektedir: Firdevs, Adn, Me’va, Naîm, Huld, Karâr, Dârüsselâm ve Dârülmukame. Her mümin, yaptığı iyi işler ve amellerine göre cennette bir derece kazanır. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde, cennet hakkında verilen bilgiler ve betimlemeler, müminlere anlayış ve kavrayış imkânı verir, yoksa bunların dünyadaki nimetlere benzemesi ve niteliklerin aynıyla orada bulunması kastedilmez. Cennetin mahiyeti ve özü akılla da kavranamaz. Örn:: “Müttakilere vadolunan cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren cennet şarabından ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlama vardır…” (Kur’an-ı Kerim Muhammed suresi 47/15 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
cennet:
ad 1. dinsel inanışlara göre, bu dünyada günah işlememiş ya da yaptığı iyi eylemlerle, tapınmayla günahları Tanrı’ca bağışlanmış kimselerin öldükten sonra gidecekleri ve sonsuz bir gönenç içinde yaşayacakları, her türlü güzelliklerle dolu yer. 2. MEC. çok güzel yer.(Konusu: , Kökeni: )
Cennet Mavisi:
(d. a. cennet, mai, türk. e.) LSD lizerjik asit dietilamid. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cennet Öküzü:
(d. a.türk.) Zamparalık yapmayan evli erkek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cennet Tozu:
(d. a.türk.) Kokain. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cennetülbaki:
Medine’de Hz. Peygamber tarafından kurulan ilk mezarlık. Hz. Muhammed tarafından mezarlık olarak kullanılmasına karar verilmeden önce Cennetülbaki, “gargad” adı verilen bir tür çalılıkla kaplı bir yerdi. Resulullah arkadaşlarından vefat edenlerin defnedilmesi için bir yer aramış ve Baki mevkiini mezarlık olarak kararlaştırmıştır. Türkler arasında Cennetülbaki adıyla meşhurdur. Cennetülbaki’ye ilk defnedilen, muhacirlerden Osman b. Mazun’dur. Daha sonra vefat eden bir kimsenin nereye defnedileceği sorulduğu zaman Hz. Peygamber “Ahirete ilk gidenimiz olan Osman b. Mazun’un yanına.” buyurmuştur. Ensar’dan Cennetülbaki’ye ilk defnedilen ise Esad b. Zürare’dir. Cennetülbaki, günümüzde de Medine’de mezarlık olarak kullanılmaktadır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cennetülmualla:
Mekke’nin en eski mezarlığı. Cahiliye devrinden bugüne kadar Mekke mezarlığı olan ve Kâbe’nin yaklaşık iki kilometre kuzeyinde Cin Mescidi’nin yanındaki bu yer İslam öncesi kaynaklarda “Hacun” diye geçmektedir. Hz. Peygamber’in dedelerinden Kusay ile Abdülmuttalip’in ve amcası Ebu Talip ile Hz. Peygamber’in hanımı Hz. Hatice’nin buraya defnedildiği bilinmektedir. Rivayetlere göre, Kusay defnedildikten sonra burası mezarlık olarak kullanılmaya başlanmıştır. Cennetülmualla’daki sahabelerin mezarlarına Osmanlılar tarafından kubbeler yaptırılmış ancak Abdülaziz b. Suûd’un emriyle 1926 yılında bütün türbeler yıktırılmış ve mezar taşları kaldırılmıştır. Bugün hiçbir türbe ve mezar taşının bulunmadığı Cennetülmualla hâlen mezarlık olarak kullanılmaktadır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Centilmen:
(ing.i. ve sf. gentleman < Lat.) İnce, kibar, görgülü erkek, salon adamı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Centilmence:
(ing.sf. ve zf.) Centilmene yakışır tarzda, kibarca.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Centilmenlik:
(ing.t.i.) 1- Kibarlık, muâmele bilme. “Centilmenliğine diyecek yok.” 2- Centilmene yakışır davranış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Centiyane:
(yılanotu) Doğu Karadeniz bölgesi ve Uludağ'da yetişen, 1 metre kadar yükseklikte, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. İçi sarı, dışı esmerdir. Hekimlikte, kökü kullanılır. Sarı ve mavi türü vardır. Faydası:: İştah artırır, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve ekşimesini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Centre:
(Güreş Ter.) Hakemin güreşçileri ortaya davet etmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Cep Astarı:
(d. a.türk.) Para çantası, cüzdan, portföy.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
cep telefonu:
HALK AĞZINDAN çok küçük boyutlu, cepte taşınabilen, pille ya da aküyle çalışan, manyetik kartlı, kablosuz telefon.(Konusu: , Kökeni: )
Cepane:
(bkz:: Cephane)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cepçi:
(i. a.türk. e.) Yankesici, kalabalık yerlerde taşıtlarda cepten para cüzdan vb. çalan hırsız. Örn:: Cebi boş olan giremez. Cepçi. (Süavi Süalp-İSmail Gülgeç, Kolombo Şakir) Örn:: Bunlar zaten cepçi adamlar, hapisten çıkmış iki parmağı ile adamın cebinden para çekenler. (Özcan Ercan, Bu Çocuklara Yazık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cepçilik:
(a.i. türk.e.) 1- Cepçinin yaptığı İş. 2- Cepçinin çalma biçimi. (bkz:: Cepçi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cephane:
(b.i) Ateşli silahlarda kullanılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı maddenin genel adı.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Cephane:
(fars.i. cebe-hane'den) Uyuşturucu madde özellikle afyon.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cephe:
(a.i. cebhe'den) (Kadında kızda) Önden görünüm özellikle göğüsler, memeler. Örn:: Cephen ne şık çift bölme. Sakın ki matiz deme. (Hilmi Tüner, Uyumsuzlar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cephe Duruşu:
(Cimnastik Ter.) Cimnastikte, avuç içlerini ve ayak parmak uçlarını yere dayayıp, vücudun yüz yere dönük ve gergin olarak tutulduğu durum. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ceplemek:
(f.Eşanl.) Cebellezi Etmek. İstediğin dakikada paraları cebler, istediğin yere tüyeriz. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cereme:
(a.i. cürm'den) Fiyat, eder. Örn:: Söyle bakalım Ağa, bunun ceremesi ne? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Ceren:
(t.i. ka.) Halk ağzında "ceylan" anlamına gelir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
cereyan:
ad 1. ➽akıntı2. 2. ➽akım2. 3. bir şeyin gelişme, oluş durumu, oluş biçimi, akış. "Olayın cereyanına bakılırsa, gidiş iyidir" 4. MEC. ➽akım5. 5. elektrik akımına tutulmak. 6. bir akarsuyun güçlü akıntısıyla sürüklenmek. 7. MEC. bir akıma uymak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
cerh:
Bir hadis ravisinin temel inanç esasları, dinî sorumluluklarını yerine getirme ve duyup öğrendiği hadisleri başkalarına aynen rivayet etme bakımından bir kusurunun ve yanlışının bulunması. İslam tarihinde nesilden nesile aktarılan hadisler çok sıkı bir inceleme yapılarak hadis kaynaklarına kaydedilmiştir. Bunun için, hadisleri rivayet edenlerin; iman esasları, Kur’an ve sünnete bağlılık gibi birçok açıdan değerlendirilmeleri yapılmıştır. Bu ölçülere aykırı bulunan ravilerin naklettiği hadisler makbul sayılmamıştır. Ayrıca, bir hadis ravisi kitabındaki veya ezberindeki hadisleri değiştirmeden aynen veya farklı kelimelerle de olsa yanlış anlamaya sebep olmayacak biçimde rivayet etmelidir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Cerib:
(a.i. ka.erk.) Hububat için kullanılan bir ölçek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Cerir:
(a.i. erk.) İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cerit:
(a.i. erk.) 1- Verimsiz çorak yer. 2- Bekar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Cerlemek:
(f.) Demek, söylemek. Örn:: Vay gidi gafa vay. Herifin hire hire yüzüme cerlemekten kelli bi şey de bildiği yok ki. (Meddah, Aşkı Mühürcü) Örn:: Nakinta şiloz ceriedim. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) Örn:: Cerremek- pis danışmag. (M.Ş. Şiraliyev Azerbaycanda İşlenen Argolar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cermakcur:
(bkz:: Carmakçur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Cermen:
(fr.i. germain < Lat.) 1- Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk. 2- Bu halktan olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Cermence:
(fr.i.) i. Hint-Avrupa dil âilesinden Almanca, İngilizce, Norveççe, İsveççe, Flemenkçe, İzlanda dili gibi dillerin kökü olan dil, Cermen dili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
cerrahi:
sıfat 1. cerrahlıkla ilgili. 2. ad hekimliğin, ameliyatla sağaltım yapan dalı. Köken(Konusu: , Kökeni: arapça)
Cerrahi Tarikatı:
Cerrahîlik (Cerrahîyye, Osmanlıca: جراحية ) bir İslâm tarikatı, Halvetîyye'nin kolu olan Ramazânîyye'nin alt şubesi. Cerrahîlik, adını kurucusu olan Nureddîn Muhammed ibn-i Abdullah er-Rûmî el-İstanbulî el-Cerrahî'den alır. 17. yüzyılın sonlarında kurulmuş olan Cerrâhî tarikatı, eski İstanbul'un en yaygın tarikatlarından biriydi.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Cesaret:
(a.i. ka.) Yüreklilik, korkusuzluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Cesaretle Yaşamak:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Jean-louıs Servan SCHREIBER Kitabın Konusu: Kitabın Ana Fikri: (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )