Haydi Öğrenelim!
Voltij:
(Binicilik Ter.) Binicinin at üzerindeyken denge hareketleri yapması.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Çiroz:
(yun.i. tsiros) 1- Kurutulmuş küçük uskumru balığı: “Çiroz salatası.” 2- (i. ve sf.) (mec.) Çok zayıf, kupkuru kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çirozlaşmak:
(yun.t. geçişsiz f. < çiroz+laş-mak) 1- (Uskumru için) Yumurtasını atarak zayıflamak. 2- (mec.) Çok zayıflamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çirozluk:
(yun.t.sf.) 1- Çiroz olmaya uygun yada bunun için ayrılmış balık. 2- (i.) Kara kuruluk, zayıflık, sıskalık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çiştiyye Tarikatı:
Çiştiyye Tarikatı: Seyyid Giyaseddin el çişti tarafından Hindistan'da kurulan tarikat. Nizameddin Evliya (d. 1238 bedayun - ö. 1325), Çiştiyye yolunun büyüklerinden olup, bu tarikata bağlı Nizâmiyye şubesinin pîridir. Hindistan sufilerindendir. Çiştiyye tarikatı, insanın Allah'tan uzak kalmasına yol açabileceği kaygısıyla özel mülkiyete karşı çıkar. Tarikat üyeleri insana zevk veren maddi şeylere değer vermeme eğilimindedirler. Şiddet ve çatışmadan uzak dururlar. Çiştiyye hareketi dostluk ve kardeşliğin önemine vurgu yapar. Çiştiyye tarikatının prensip olarak tarikat mensuplarının devletle temasına hiçbir şekilde izin vermemesi dikkat çekiyor. Çiştiyye Tarikatı Kolları 1- Sabiriye Tarikatı 2- Nizamiyye Tarikatı(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Çita:
(ing.i. cheetal < Hint.) Postu açık kızıl üzerine siyah benekli olan, uzun bacaklı, yırtıcı, etçil memeli hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Çitari:
Bilimsel Adı: Boops salpa. Familyası: Deniz balığı. İzmaritgillerden familyasından, Karagöz ailesinden bir balıktır. Diğer Adı: Sarpan balığı da denir. Boyları 45 santimetre olabilir. Görüntüsü çok güzel fakat eti lezzetsizdir. Bu nedenle fazla ekonomik değer taşımaz. Marmara Ege ve Akdeniz'de bol Karadeniz'de seyrek rastlanır. Yaşam karakteri ve üremeleri Karagöz cinsi balıklarda olduğu gibidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Çitari:
(< Yun.i. kithari) İzmaritgillerden, boyu 35 santimi bulan, yassıca, sırtı kurşunî üzerine parlak sarı çizgili, karnı beyaz, vücûdu pullarla kaplı, başı ve ağzı küçük, görünüşü çok güzel, fakat eti lezzetsiz, yumuşak ve kılçıklı, Marmara’da ve özellikle Akdeniz’de yaşayan bir balık, sarpa. Box salpa.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çitlembik:
(celtis) Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır. Faydası:: Ayak terlemelerini keser. Yaraları tedavi eder. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını dindirir. Öksürüğü keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çitra:
(f.i. erk.) Afganistan'da bir kabile. Büyük ekseriyetle ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü ve gür saçlı, hoş ve cazip tavırlı olmalarına rağmen haşin, sert yapılı ve gaddar olarak bilinmektedirler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Çitsarmaşığı:
(convolvulus sepium) Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Faydası:: Kabızlığı giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çivi:
(sf.i.) 1- Sert dikilmiş diri. (kişi, nesne) 2- Haber verme, gammazlama, ihbar. Örn:: Bir çivi İdareye. Tuttukları gibi beni kolumdan yallah sokağa. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) 3- Paylama, azarlama, Azar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çivi Atmak:
(d.) 1- Gammazlamak, ihbar etmek. 2- Paylamak, azarlamak. (bkz:: Çivilemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çivilemek:
(f.) 1- Sivri bir araçla yaralamak, şişlemek. 2- Gammazlamak, ihbar etmek. Örn:: - Küçük Hıza deyyusu vaziyeti çakallayıp çivilediyse aynasızlar bizi nerede posta edebilirler en çok? Ya Üsküdar İskelesinde ya Kabataşda. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çivili:
(sf.i.) (İskambille oynanan oyunlarda kumarda) İşaretli, mimlenmiş. (kağıt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çivitağacı:
(indigo) Baklagiller familyasından; 1,5 metre kadar boyunda, bodur ağaç veya ağaçcıktır. Afrika, Asya, Amerika ve Avusturalya'da yetişir. Çiçekleri pembe ve beyazdır. Faydası:: Yapraklarından çivit çıkarılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çivitotu:
(lsatis tinctoria) Turpgiller familyasından 1 metre kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Önasya ve Avrupa'da kireçli ve taşlı topraklarda yetişir. Çiçekleri sarıdır. Faydası:: Çivit mavisi renginde boya elde edilir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
çiy:
ad havada buğu durumundayken akşamın, gecenin serinliğiyle yere inen ya da bitki yaprakları üzerinde toplanan su damlacıkları. Benzer: şebnem(Konusu: , Kökeni: )
Çiyonofobi:
(ing.i. chionophobia) kar korkusu. bu fobinin kaynağı, çocuklukta aranabilir. buzlu yolda bir trafik kazası geçirmeniz bile böyle bir korkuya kaynak oluşturabilir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
çizgi:
ad 1. bir şey başka bir şeye dokunarak geçerken o şeyde bıraktığı ince ve uzun iz ya da kalem ve benzeri araçlarla çizilerek, çizmek yoluyla oluşturulmuş iz. "Kısa çizgiyi biraz uzatmak istedi" Benzer: hat 2. yüz ve vücut izlerinin her biri. "Baktım, yüz çizgileri hiç değişmemiş" Benzer: hat 3. MATEMATİK TERİMİ bir noktanın yürütülmesiyle ortaya çıkan ya da noktaların birleştirilmesiyle oluşan biçim. "Nokta devinerek çizgi olur ve çizginin tek boyutu vardır, o da uzunluktur" 4. bir şeyin, bir kimsenin, bir olayın alaylı, insanı güldürecek ve güldürürken de düşündürecek bir biçimde çizilmiş resmi. Benzer: karikatür 5. MEC. bellibaşlı dayanak, temel. "Yaşamımı bu çizgi üzerine kuracağım" 6. MEC. gidiş yolu, ilke. "Yaşamımın çizgisi değişmeyecek" 7. MEC. sınır. "Bu çizginin ötesi tehlikeli olabilir"(Konusu: , Kökeni: )
Çizgi Hakemi:
(Voleybol Ter.) Sahanın içine veya dışına düşen topları takip eden yardımcı hakem. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çizgi Kalemi:
Makyajda gölge ve çizgilerin çizilmesine yarayan özel uçlu kalem.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
çizgili:
sıfat üzerinde çizgi bulunan. "Öğretmen çizgili defter almamızı istedi"(Konusu: , Kökeni: )
Çizgili Mercan:
Bilimsel Adı: Uthognathus mormynıs. Familyası: Deniz balığı. Dip balığıdır. Diğer Adı: (Uthognathus mormynıs) Mırmır balığı da denir. Mercan'a göre vücudu daha uzundur. Genellikle Akdeniz'de bulunur ve en çok 30 santimetreye kadar büyür. Sığ suların bitkilerle örtülü taşlık, kayalık, kumluk bölgelerinde yaşar. Acı su bölgelerine de girer. Biyolojik yaşamı Karagöz ve Mercan balıkları gibidir. Etinin lezzetli olmasına rağmen az bulunan ve sadece taze tüketilen bir balıktır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Çizgili Orkinos:
Bilimsel Adı: Katsowonus pelamis. Familyası: Deniz balığı. Karadeniz Marmara ve Kuzey Ege'ye kadar sularımızda rastlanan orkinos türlerinden biridir. Boyu ortalama 60-100 santimetre olur. Yemlendiği balık sürülerini önüne katarak Karadeniz'e çıkar ve orada sular ısınınca üreme yapar. Bu gidiş-gelişler Karadeniz ve Marmara'daki yerli balıkların doğal dengesini oluşturur. Etinin insan gıdası olarak çeşitli değerlendirilmesi ve avcılık yönüyle aşırı tüketimi hem orkinos türünü hem de onunla akım sağlayan diğer balık türlerini tehlikeli olarak etkilemektedir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Çizgisel Kırık:
(linear fracture) Uzun bir kemiğin uzun ekseni boyunca izlenen kırık. Lineer kırık.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
çizik:
sıfat 1. çizilmiş. "Çizik camı istemem" 2. ad çizi, çizgi. "Tarlada sabanla çizikler çektiler" çizik içeren sözcükler çizik çizik — üzeri çizgilerle, çiziklerle dolu (olan). "Arabanın camı çizik çizikti"(Konusu: , Kökeni: )
Çizmek:
(f.) 1- (Birisini) Kesici bir araçla yaralamak. Örn:: -Ne yaptın kİ -Birini ufacık çizdim - Hacamat mı? (Ahmet Rasim, Baskın) 2- (Erkek) Cinsel ilişkide bulunmak, düzmek. Örn:: Seni evde çiziyim mi Özge? (Kemal Gökhan Gürses, Orda Bir Yer Var Galiba) (bkz:: Hacamat, Kestaneyi Çizdirmek, Kıristali Çizdirmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çoban düdüğü:
(meyhaneciotu) Lohusagillerden, nemli yerlerde yetişen, uzun ve yeşil yapraklı bir bitkidir. Sapları sivri, kısa ve parlaktır. Çiçekleri de çana benzer. Hekimlikte kökü kullanılır. Faydası:: Kabızlığı giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çoban Komedyası:
(Alm. Schöferspiel - fr. comedie pastorale - İng. pastoral comedy) Kır yaşamını, çevresini, çobanların sevişmelerini gösteren, romantik havada komedya türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çoban Kösteği:
(Güreş Ter.) Genellikle karakucak oyununda görülen rakibin topuğunu elleme oyunu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
çoban matı:
oyunun ilk hamlelerinde vezir ve fil ile f7 ve f2 haneleri üzerinde yapılan mat. örneğin: 1. e4 e5 2. Fc4 Ac6 3. Vf3 d6?? 4.Vf7 mat.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Çoban püskülü:
(ilex auifolium) Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Faydası:: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çobanbey Sınır Kapısı:
Bulunduğu İl: Kilis Açıldığı Tarih: 08.02.2013 (karayolu) 04.09.1953 (demiryolu) Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: ? (karayolu) Ahdarin (demiryolu) Geçiş Şekli: Karayolu, Demiryolu Hakkında: (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )
Çobançantası:
(çobankesesi) Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Faydası:: Böbrek, kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Çocuğu Koymak:
(Futbolda) Gol atmak. Örn:: Bazuka gibi bir şutla softaların kaleye çocuğu koydu. (Metin Kaçan, Ağır Roman) Çocuğu Mektebe Koymak biçiminde de kullanılır. (bkz:: Koymak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
çocuk:
ad 1. anne karnında ya da bebeklik çağı ile erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan. "Kadın çocuğunu düşürmüş" 2. küçük yaştaki oğlan ya da kız. "İlkokul çocukları hareketli olur" 3. soy yönünden oğul ya da kız. "Adamın yetişkin iki çocuğu varmış" Benzer: evlat 4. genç erkek, delikanlı. "Kız, çocuğa âşıkmış" 5. MEC. gereğince olgunlaşmamış, çocukça davranışları olan kimse. "Baba oldu ama hâlâçocuk, oğluyla güreşiyor" 6. büyükler, yaşıtlar arasında çoğul biçiminde seslenme sözü olarak kullanıldığında arkadaş anlamını verir. "Çocuklar, bu akşam rakı içelim mi?" 7. büyükler arasında daha az yaşlılar için kullanıldığında adam, kişi, insan gibi bir anlama gelir. 8. belli bir işte yeterince deneyimi olmayan, yeteneği bulunmayan kimse için küçümseme yollu söylenir. 9. (kadın) çocuk doğurmak. 10. (aile) çocuk sahibi olmak, çocuğu doğmak. 11. çocuk kalmış, olgunlaşmamış, yetenekleri gelişmemiş. "Orhan çocuk gibidir, onunla iş yapılmaz" 12. her söylenene kolayca inanır, kolay kanar, kolay aldanır (kimse). "Bizim kapıcı çocuk gibidir, ne dersen yapar" 13. çok kolay iş. 14. önem verilecek bir değer taşımayan, değersiz (şey). 15. çocukların oynadıkları oyunların ortak adı. 16. MEC. çok kolaylıkla yapıyabilecek iş, sıradan iş. "Bu iş bizim için çocuk oyunu, birkaç saatte yaparız" 17. çocuk yalan dolan bilmez, her şeyi olduğu gibi anlatır, onun için haberin doğrusu çocuktan alınır. 18. gizli şeyleri çocuğun yanında konuşmaktan sakınılmadığı için çocuk bunları öğrenir ve gizlilik kavramını bilmediğinden bunları herhangi bir durumda olduğu gibi söyler, çocuk sır saklamaz.(Konusu: , Kökeni: )
çocuk felci:
Çocuk felci (poliomyelit) poliovirüs denen bir virüsün sinir sistemine saldırması sonucu oluşan bir hastalıktır. Çocuk felcini en fazla geçirme tehdidi altında olan yaş grubu 5 yaşından küçük çocuklardır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, her 200 çocuk felci enfeksiyonundan 1'i kalıcı felce neden olmaktadır.(Konusu: , Kökeni: )
Çocuk İstismarı:
(child abuse) Sıfır-18 yaş grubundaki çocukların, sorumlu olan kişi veya kişiler tarafından, zarar verici olan, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Çocuk Kalbi:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Edmondo De AMİCİS Kitabın Konusu: İlkokul çağındaki Enrico adındaki İtalyan bir çocuğun okul ve sosyal yaşamını, çocuğun kendi ağzından anlatan bir romandır. Yazarın kendi oğlunun günlüklerinden esinlenerek yazdığı bir kitaptır. Kitabın Ana Fikri: Etrafındaki öğrenci arkadaşlarına göre maddi bakımdan iyi durumda olan ve ailesi tarafından ilgi gören çocuğun bu ilgiye fazla layık olamaması. Ailesine saygılı, arkadaşlarına iyi davranmasını gerektiği vurgulanmaktadır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çocuk Mahkemesi:
(juvenile court) Küçüklerin yargılanması ile gerekli tedbir ve cezaları hükmetmekle görevli ihtisas mahkemesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Çocuk Oyunu:
(Alm. Kinderstück - fr. piece pour enfant - İng. children's ploy) Çocuklar için düşünülmüş, eğlendirici ve eğitici nitelikteki oyun türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çocuk Ölüsü Gibi:
(d.) (Erkek cinsel organı için) Çok büyük anlamında kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çocuk Suçluluğu:
(juvenile delinquency) On sekiz yaşını doldurmamış kişiler tarafından ceza kanunlarına aykırı bir davranışta bulunulması durumu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Çocuk Tiyatrosu:
(Alm. Kindertheater - fr. thedtre pour enfant - İng. children's theatre) Özellikle çocuklar için kurulmuş ve onlar için oyun oynayan tiyatro.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çocuk Topluluğu:
(Alm. Kindertruppe - İng. boy companies) 1- XVI. yüzyılda saraylarda temsiller veren, kadın ve erkek rollerini çocukların oynadığı tiyatro topluluğu. 2- Genel olarak çocuklardan kurulan tiyatro ya da dans, şarkı topluluğu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çocukçu:
(sf. i.) Çocuklara cinsel istek duyan sapkın, (kimse) sübyancı, pedofil. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çocukçuluk:
(i.) Çocukçu olma sapkınlığı edimi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çocukluğum:
Kitabın Türü: Biyografik Roman Kitabın Yazarı: Maksim GORKİ Kitabın Konusu: Bu kitapta ana konu devrimci düşünce ve devrimci mücadeledir. Uyandırılmak istenen ana düşünce ise halkın kendi acılarına bakarak, nedenini inceleyerek biraz da cesaretle kendini savunabilecek onu ezenlere baş kaldırabilecek duruma gelebileceğidir. Kitabın Ana Fikri: insanlar seviyeleri ne olursa olsun biraz ilgiyle ve bilinçle kendi durumlarını değerlendirebilen, kendini ve sevdiklerini savunabilen birer vatandaş haline gelebilirler.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
çocukluk:
ad 1. çocuk olma durumu. "Rahat bir çocukluk geçirmişti" 2. insanın bebeklikle erginlik arasındaki yaşam dönemi. "Kişi on üç, on dört yaşında çocukluktan çıkarmış" 3. çocukça davranış. "Senin bu yaptığına çocukluk denir" 4. çocuklar gibi davranmak. "Kocaman adam çocukluk etmekten kurtulamadı" 5. gereği gibi ölçüp biçmeden, akılsızca, çocukça iş yapmak. "Oğlan bir çocukluk etmiş, hoş görün"(Konusu: , Kökeni: )
Çoğa:
(t.i. erk.) Çocuk, yavru.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çoğahan:
(t.i. erk.) (bkz:: Çoğa)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çoğan:
(t.i. erk.) Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çoğaş:
(t.i. erk.) Güneş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
çoğu:
belirteç 1. çok kez, çoğunlukla, sık sık. "Günlerim iyiydi, çoğu da balık avlardım" 2. sıfat (bir şeyin) büyük bir bölümü. "Bunu çoğu kimseler bilmez"(Konusu: , Kökeni: )
çoğul:
DİLBİLGİSİ TERİMİ sıfat dilbilgisinde, tekile karşıt olarak çokluğu belirten biçim; örneğin biz, siz, çocuklar gibi biçimler çoğuldur.(Konusu: , Kökeni: )
Çoğul Kişilik Bozukluğu:
(dissociative personality disorder) İki veya daha fazla, birbirinden farklı kimlik veya kişiliğe sahip olma durumu. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Çoğulcu Demokrasi Partisi:
Kısa Adı: ÇDP Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 15.08.2014. Etnik olarak Çerkes kökenli Türk vatandaşlarının kurduğu bir partidir. Genel Başkanı: Kenan Kaplan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Çoğulcu Toplum Partisi:
Kısa Adı: ÇTP Genel Merkezi: Balgat, Ankara Kuruluş Tarihi: 13.05.2013 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: KAPANDI Sona Eriş Nedeni: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, süresi içinde ilk büyük kongresini yapmadığı ve zorunlu organlarını oluşturmadığını iddia ederek kendiliğinden kapanmasına karar verdi. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Çoğun:
(t.i. erk.) Çok defa, ekseriya.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
çoğunlukla:
belirteç 1. çoğunluğa dayanılarak, çoğunluğun oyu ile. "Yasa çoğunlukla geçti" 2. çok kez, çok zaman, az olmayarak, sık sık, çoğu kez. "Konularını çoğunlukla Çukurova’dan seçerdi"(Konusu: , Kökeni: )
çok:
sıfat 1. belirsiz bir biçimde büyük sayıda olan, nicelik, değer, güç, derece gibi yönlerden büyük ve aşırı olan. "Yapılacak daha pek çok iş var" 2. ad bir şeyin büyük bölümü. "Paranın çoğunu harcadım" 3. belirteç sayı, süre, güçlülük, ölçü, yeğinlik vb. yönlerinden aşırılık bildirir. "Artık çok çalışmak gerekiyor" 4. gereğinden çok olmak, yeterli olduktan sonra birazı artmak. "Aldığım çimento çok geldi" 5. çekilmezleşmek, katlanılmazlaşmak, dayanılmazlaşmak. "Bu dertler çok geldi" 6. bir kimseyi o şeye değer bulmamak, o şeyi o kimseden esirgemek. "Bu yardımı ona çok görmek gerekmez" 7. bir kimsenin böyle bir şey yapmış olmasını yadırgamak. "Bu davranışı ona çok görmekten kendimi alamıyorum" 8. ikiden çok yanı ya da yönü olan. "Olayın çok yanlı olduğu söyleniyor" 9. birçok yönden, ayrıntılı biçimde. "Olay çok yönlü araştırılıyor" 10. birçok konuda çalışması ve geniş bilgisi olan. "Yalnız siyasacı değil, çok yanlıydı, bilime, sanata da yakındı"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )
Çokay:
(t.i. erk.) 1- Köy zengini, çiftlik sahibi. 2- Eşkıya.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çokcukluk:
(Alm. Pluralismus - fr. pluralisme - İng. pluralism) Tiyatro alanında çeşitli yöntemin bir oyunda kullanıldığı tür.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çoklu Hücum:
(Voleybol Ter.) Sadece dış smaçörlerle hücumun dışında çeşitli alternatifleri deneyen hücum çeşidi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çokman:
(t.i. erk.) Topuz, gürz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Çolpan:
(t.i. ka.) 1- Çoban yıldızı. 2- Aciz, beceriksiz, zavallı. 3- Zühre, venüs.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Çoluk Çocuk:
(i.) 1- Bütün ev halkı, çocuklar da içinde olmak üzere aile topluluğu. "Çoluk çocuğumuzu geçindirmek zorundayız" 2- İçinde çocukların da bulunduğu kalabalık. "Gelenler hep çoluk çocuktu" 3- Aklı işe ermeyen, deneyimsiz ve yaşça küçük kimseler. "İşler çoluk çocuğa kalmış" 4- Önemsenmemesi gereken, sözleri geçmeyecek denli küçük yaştakiler. "Çoluk çocuk onlar, söylediklerine aldırma" NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Çomar:
(sf. i.) 1- Yaşlı, düşkün. (kimse) Örn:: Karagöz- Kapıyı çalar çalmaz senin koca çomar pencereye koştu. (Karagöz, Bahçe) 2- Yaşlı meyhaneci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çomarlanmak:
(f.) Yaşlanmak, yaşlanıp düşkünleşmek. Örn:: -Bu cenabet her gün münasebetsiz birtakım vırvırlarla beni büfe kocalttı yoğise ben kolay kolay çomar-lar mı idim? (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çonçon:
(i.) Husyeler, erbezleri, testisler.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çoni:
(çing.i.) Çocuk, erkek çocuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çopurina:
(yun.i.) İzmarite benzeyen ufak bir balık cinsi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Çor:
(i.) (hırsız anlamında çing. k.) 1- Hırsız. 2- Hırsızlık, çalma. (bkz:: Çorna, Çornacı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çorba:
(fars.i. şurba'dan) 1- Para. 2- (Görevli kimse için) Rüşvet.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çorbacı:
(fars.i. türk. e.) Patron, amir, üst. Örn:: Rum: ecnebi kırması, Tatlısu, Frengi çorbacı. (Rum) ahbar (Ermeni) bezirgan (Yahudi) (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çori:
(çing.i.) Karagözcü argosunda bıçak manasına gelen bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çorna:
(çing.i.) 1- Hırsızlık edimi, çalma, aşırma. 2- Hırsız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çornacı:
(çing.i. türk. e.) Hırsız. Örn:: Çoğu kişi onu çomacı lubunya (hırsız eşcinsel) olarak tanımaktadır. (Dr. Arslan Yüzgün, Uçurum)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çornör:
(çing.i. çorna'dan n.) Hırsız. (Sözcük Alman argosunda da aynı anlamda kullanılır. Sig-mund A. Wolf VVörterbuch des Rot-welschen.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çoroz:
(sf. esk.) Ahmak, budala.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çorsak:
(i.) Çocuk, erkek çocuk. Dah çor yahşi oğlandır. (M.Ş. Şİralİyev Azerbaycanda İşlenen Argolar) (bkz:: Şovşak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Çorum:
Çorum Tarihi; İlk organize devleti kuran Hititlerin ilk başkenti Hattuşa bulunmaktadır. Ankara Savaşı sonucunda (1402) Yıldırım Beyazıt’ın kurmuş olduğu siyasi birlik bozulmuştur. Timur himayesinde Amasya’da egemenliğini yürüten Çelebi Sultan Mehmet zamanında Çorum, yine Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Bu durum Cumhuriyet yönetimine kadar devam etmiştir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Çorum:
Çorum İlçeleri; 1-Merkez 2-Alaca 3-Bayat (01.04.1958) 4-Boğazkale (04.07.1987) 5-Dodurga (20.05.1990) 6-İskilip 7-Kargı 8-Laçin (15.06.1936) 9-Mecitözü 10-Oğuzlar (20.05.1990) 11-Ortaköy (01.04.1959) 12-Osmancık 13-Sungurlu 14-Uğurludağ (04.07.1987)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Çorum:
Çorum; Doğudan Amasya, Güneyden Yozgat, Güneybatıdan Kırıkkale, Batıdan Çankırı, Kuzeybatıdan Kastamonu, Kuzeyden Sinop, Kuzeydoğudan Samsun ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Çorum:
Nesiyle Meşhur: Leblebisi, Kargı Tulumu, Osmancık Pirinci, Oğuzlar Cevizi meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Çorum:
Çorum'da Gezilecek Yerler: Kargı Yaylası, Kybele Kabartması, Koyunbaba Köprüsü, Çorum Kalesi, Veli Paşa Hanı, Çorum Ulu Camii, Çorum Müzesi, Alacahöyük Tarihi Milli Parkı, Boğazköy Müzesi, Kandiber Kalesi, Çatak Tabiat Parkı, İncesu Kanyonu, Alacahöyük Müzesi, Hitit Yolu, Hattuşaş Antik Kenti.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Çorum:
Genel Bakış: Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alan bir ildir. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Çoşkun Göğen:
(lakabı/sin.) Tecavüzcü Çoşkun(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Çotira:
(i.) (Kökeni belli değil) Vücûdu çok zor ayrılan, sert ve zımpara kâğıdı gibi dişli pullarla kaplı, derisi kalın ve zırh gibi dayanıklı, yelesi üç dikenden ibâret, karın derisinde dikenler bulunan, çok etli, oldukça lezzetli, fakat kılçıkları güç ayıklanan, karaya yakın esmer renkli kemikli balık. Balistes capriscus.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Çotiragiller:
(i.) (kökeni belli değil) Örneği çotira olan kemikli balıklar familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Çotra:
(bulg.i. çotura – çutra) Ağaçtan yapılma, yanda taşınabilir, ağzı dar, su veya içki kabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Bulgarca)
Çökerek Düşüş:
(Halter Ter.) Ayakların aynı anda yana açılarak bükülü hal aldığı çöküş hareketi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çökertme:
(Güreş Ter.) Rakibi elerli ve dizi üstüne düşürme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Çökme Kırığı:
(depression fracture) Kafatası kubbesine gelen künt cisimlerin oluşturduğu ve bu cismin şekline uyan özellikler taşıyan kemik çökmesiyle karakterize kırık.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
çöküntü:
ad 1. çökme. "Çöküntü sırasında apartmanda kimse yokmuş" 2. çöken şeylerin kalıntısı. "Çöküntüyü temizlemişler" Benzer: enkaz 3. yerbilimsel bir olay sonucu oluşan toprak çöküklüğü. 4. RUHBİLİM TERİMİ uyaranlara karşı duyarlığın azalması, girişim gücünün ve kendine güvenin yiterek umutsuzluğun, karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluk. "Bu çöküntüden kurtulması için doktora gitmeli" Benzer: depresyon 5. MEC. yok oluş, yıkılış, dağılış. "Savaşın getirdiği çöküntüyü toplum kaldıramadı"(Konusu: , Kökeni: )
Çölde Bir İstanbul Kızı:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Esat Mahmut KARAKURT Kitabın Konusu: Kitabın konusunu Sermin adlı bir paşa kızının Fikret adında çöl çetesi liderine olan öfkesinin nasıl bir ölümsüz aşka dönüştüğünü ve çölde araların da geçen olayları konu alıyor. Kitabın Ana Fikri: Kitapta, sevginin sonsuz olduğunda ve umulmadık anlarda zıt şahsiyetlerin bile birbirlerini sevebileceğini ve hiç bir zaman insanlara önyargıyla yaklaşmanın iyi olmadığı savunulmuştur. Karakterler: Afif, Nazım Paşa.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Çömçe Gelin:
(T.K.O.) Anadolu'da ilkel kukla oyununa verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Çömelik Atış:
(Atıcılık Ter.) Sağ diz ve sol ayağın yere değdiği atış pozisyonu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )