MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

hızlan:

1- Yardımı kesme, kendi hâline bırakma. “Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Eğer sizi Allah hızlanda bırakırsa Allah’tan başka size kim yardım edebilir? O hâlde müminler ancak Allah’a güvenip dayansınlar!” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/160 ncı Ayet) 2- Gaflet veya kasıt sebebiyle kişinin kendisine verilen nimetleri koruyamaması. 3- Buyruklarına boyun eğmeyen, açıkça emirlerine karşı gelen, ilahî yasalara meydan okuyan ve günahlara çokça dalan kimselerden Allah’ın yardımını kesmesi, onları kendi hâllerine bırakması.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Dekorasyon:  

(fr.i. décoration) 1- Dekor yapma işi. 2- Bir şeyin etrâfını belli bir görünüş elde etmek için süsleme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekorasyon:  

Yanlış: Dekarasyon Doğru: Dekorasyon(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Dekoratif:  

(fr.sf. décoratif) 1- Süslemeyle ilgili, süslemeye yarayan: “Dekoratif sanatlar.” 2- (teşmil.) Güzellik ve sanat amacı güdülerek yapılmış, bir dekor havası taşıyan, göz önünde belli bir manzara canlandıran.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekoratör:  

(Alm. Bühnenbildner - Fr. decorateur - İng. decorator) Bir oyunun dekorunu önce kağıt üzerinde renkli taslağı, sonra planlayıp çizen ve sonunda bu plana göre hazırlanmasını denetleyen sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dekoratör:  

(fr.i. décorateur) 1- Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. 2- Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. 3- İç mimar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekorcu:  

(fr.t.i.) (tiy. sin.) Tiyatrolarda ve filim çekimlerinde dekorları hazırlayan kimse, dekoratör.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekore:  

(fr.sf. décoré) Bir yere süsleme amacıyla düzen vermek` anlamındaki dekore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekovil:  

(fr.i. decauville) [Mûcidi Paul Decauville’in adından] Ray aralıkları 60 veya 40 santim olan, üzerinde buharlı lokomotifler, elle veya hayvan gücü ile çekilen ufak vagonlar işleyen küçük ve basit demiryolu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekstrin:  

(fr.i. dextrine < Lat.) Nişastanın bölünmesinden, biçimlenmemiş bir tutkal görünümünde olan yapışkan madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Dekstrofobi:  

(ing.i. dextrophobia) Vücudun sağ tarafında herhangi bir nesne bulunma korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Dekupaj:  

(fr.i. découpage "kesip ayırma" < découper < couper) Beğenilmeyen parçayı oyup çıkarma, kesme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Delal:  

(a.i. ka.erk.) İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Delay of Game:  

(Basketbol Ter.) Topun aktif olduğu zamanları azaltmaya çalışma girişimi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Deldirmek:  

(f.) Bıçaklanmak, kurşuna hedef olmak anlamlarında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Delegasyon:  

(fr.i. délégation) Herhangi bir topluluğu temsil etmekle görevlendirilmiş yetkili heyet, kurul.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Delege:  

(fr.i. délégué < Lat.) 1- Kendisine devleti ya da halkı ya da bir kuruluşu, kurumu temsil yetkisi verilerek bir yere, bir toplantıya gönderilen kimse. 2- Parti, sendika, dernek gibi kuruluşlarda, üst toplantılara katılma yetkisi verilen seçilmiş kimse. murahhas.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Delfin:  

(yun.i. ka.erk.) Yunus balığı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Yunanca)

Deli Bey:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Gülten DAYIOĞLU Kitabın Konusu: Köy, kasaba ve kentlerde, başta okul olmak üzere, değişik yaşam ortamlarında, çocuklar tarafından yaşanmış, çocukça serüvenleri içeriyor. Kitabın Ana Fikri: Savurganlığın insana verdiği zararlar.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Deli Cevat:  

Deli Cevat, Gökhan Dabak tarafından yaratılmış bir çizgi roman kahramanıdır. Lombak dergisine giden karikatürlerden sonra Leman'da yayımlanmıştır. En belirgin özelliği saati takmaması gereken bir yere takmasıdır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

delici:  

sıfat 1. delmek işini yapan, delen (şey). 2. MEC. içe işleyen, çok etkileyen, etkileyici.(Konusu: , Kökeni: )

Delif:  

(çing.sf.) Karagözcü argosunda güzel manasına gelen bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Delik:  

(foramen) Bir boşluğu başka bir boşluğa birleştiren veya bir kanalın ağzı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Delik:  

(i.) 1- Hapisane, tutukevi. Örn:: Bir hafta deliğe soktular. Hapisten çıkınca büsbütün şaşaladım. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya) Örn:: Deliğe girdikten sonra arslanlığımız kalmadı birader. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) 2- Dişilik organı, vagina. Makat, anus. Örn:: Delik buldukça girmezsin, uğursuz Edersin bazı falso haricinde. Ne a. dan kısmetin vardır ne g.tden. S..im kaldın mı kadro haricinde? (Şair Eşref, kıta)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

delik:  

ad 1. (nesnede) dar ve küçük açıklık, ötesi görülebilen boşluk. \"İğnenin deliğine iplik taktı\" 2. (nesnede) dar ve küçük çukur, boşluk. \"Asfaltta delikler açılmıştı\" 3. (nesnede) oyuk biçiminde oluşan ya da yapılan her türlü açıklık, çukur, boşluk. \"Ozon tabakasının deliği tehlikeli oluyor\" 4. küçük hayvan yuvası. \"Yılan deliğine parmak sokulmaz\" 5. MEC. rahat yaşamaya elverişli olmayan barınak. \"Bu delikte daha kaç yıl yaşayacağız?\" 6. ARGO cezaevi, hapishane. 7. sıfat delinmiş olan, deliği bulunan. \"Delik kovayla su taşınmaz\"(Konusu: , Kökeni: )

Delikanlı Başı:  

(T.K.O.) : Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Delikli:  

(i. esk.) 1 kuruşluk metal para, yüz paralık sikke, ortası delik metelik. Tabanca. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Deliksiz:  

(zf.) 1- Tam anlamıyla mükemmel. 2- (Futbol topunun kaleye basket topunun potaya girişi için) Hiçbir yere çarpmadan tartışmasız. 3- Ara vermeden sürekli.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Delil:  

(evidence) Herhangi bir olayın mahkemede değerlendirilmesi sırasında doğruluğu kabul edilmiş ifade, belge ya da belirti.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Delil:  

(T.K.O.) Anadolu'da oyunları yönetene verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

delil:  

1- Yol gösteren, kılavuz, rehber, işaret, iz. Örn:: “İnsanlara hayır yollarını gösterme konusunda delil olan kişi sanki onu işlemiş gibi sevap alır.” (Hadis) 2- Alamet, emare. 3- Bir konu hakkında olumlu veya olumsuz hüküm vermeye götüren şey. 4- Bir davayı ispat etmeye yarayan şey, kanıt. Örn:: “Siz ihtilafa düştüğünüz bir konuda bana gelirsiniz. Biriniz (haksız olduğu hâlde) delillerini daha iyi anlatır. Ben de dinlediğim şekilde hüküm veririm. (Dinlediğime göre) kime kardeşinin bir hakkını vermiş olursam onu almasın. Çünkü o (haksız yere alınan şey), ateşten bir parçadır.” (Hadis) 5- İnsanlara, Allah’ın rızasını kazanmanın yollarını tutum ve davranışlarıyla gösteren kişi, mürşit.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Deliran Aktif:  

(delirent active) Mistik paranoyası olan, lider durumunda olan ve peşinden deliran pasif bir grubu sürükleyen, onlara tüm isteklerini yaptırabilen kişi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Deliran Pasif:  

(delirent passive) Mistik paranoyası olan, lider durumundaki bir kişinin peşinden giden, onun her istediğini yapan histerik veya oligofren insanlar.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Delistan:  

(t.i. ka.) İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Delmek:  

(f.) (Birini) Bıçaklamak, kurşunlamak. Örn:: Bu sefer deldim seni tazı kılıklı herif. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Deload:  

Aşamalı olarak artan yüklenmelerden sonra bir noktada tıkanıldığı zaman vücudun dinlendirilmesi ve yüklenmelerin düşürülmesi anlamına gelir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Delta:  

(yun.i. délta) 1- Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D, d). 2- (coğ.) Bir akar suyun deniz veya göle kavuştuğu yerde bir kaç kola ayrılmasıyle meydana gelen, alüvyonların yığıldığı, üçgene benzer arâzi parçası, çatal ağız. YUNAN HARFLERİ: 1- Alfa (Αα) 2- Vita (Ββ) 3- Gama (Γγ) 4- Delta (Δδ) 5- Epsilon (Εε) 6- Zita (Ζζ) 7- İta (Ηη) 8- Thita (Θθ) 9- İota (Ιι) 10- Kappa (Κκ) 11- Lamda (Λλ) 12- Mi (Μμ) 13- Ni (Νν) 14- Ksi (Ξξ) 15- Omikron (Οο) 16- Pi (Ππ) 17- Ro (Ρρ) 18- Sigma (Σσς) 19- Taf (Ττ) 20- İpsilon (Υυ) 21- Fi (Φφ) 22- Hi (Χχ) 23- Psi (Ψψ) 24- Omega (Ωω)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Deltakası:  

(yun.b.i.) (gövb.) Omuz başında yer alan, omuz eklemini saran üçgen biçimindeki kalın kas.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

deltiyoloji:  

(ing.i. deltiology) posta kartlarının resimlerini araştıran, daha çok biriktiren dal.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Deltoideus:  

Delta şeklinde olan.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Deltoids:  

Omuz.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Dem:  

(fars.i.) 1- Uyuşturucu olarak kullanılan esrar. T.iç. (bkz:: Keyif). 2- Rakı. Şarap.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demagog:  

(fr.i. démagogue < Yun.) Kendine destek sağlamak ve bundan yararlanmak amacıyle hassas noktasına hitap ederek halkı öven, kendini halka beğendirerek onun hoşuna gidecek tarzda konuşan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demagoji:  

(fr.i. démagogie < Yun.) Topluluğun duygularını okşayarak görüşünü kabul ettirme, kendi dâvâsını yürütme yolu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demagoji:  

Yanlış: Demogoji Doğru: Demagoji(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Demagojik:  

(fr.sf. démagogique) Laf cambazlığı ile ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demans:  

(dementia) Entelektüel işlevlerin değişik boyutlarının kişinin sosyal ve ekonomik aktivitelerini olumsuz etkileyecek biçimde sürekli ve ilerleyici şekilde bozulması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

demek:  

/–/ 1. (bir şey, söz) söylemek. "Bunları demek için aramıştım" 2. –E•– ad vermek, adlandırmak. "Buna yemiş derler" 3. (bir dilde) karşılığı olmak. "Tabiat öz Türkçe doğa demektir" 4. anlamına gelmek. "Çalışma, başarı demektir" 5. (herhangi bir) ses çıkarmak ya da (herhangi bir) ses çıkaran bir hareket yapmak. "Küt deyip düşmek, çat demek, faaaş demek gibi" 6. –E•– herhangi bir yargıya varmak. "Yargıç buna ne der, bilinmez" 7. kimi kullanımlarda düşünmek, ummak, istemek, sanmak, oranlamak, olmak ya da erişmek gibi anlamlara da gelebilir. "Gün akşam dedi mi içkiye başlar. Bu iyi gelir mi dersin? Bir saatte varırız derken iki saatte varamadık" 8. (olumsuz biçimi karşıt anlamlı sözcüklerle kullanıldığında) bir işi, her şeye, her koşula, her duruma karşın kesinlikle yapmak. "Sabah demez akşam demez içer durur" 9. (buyruk biçimi kullanıldığında) bir işi yapmaya yeltenmek, kalkışmak. "Uyuyayım deme, üşürsün" 10. o halde, şu halde. "E, demek bu iş bitti" 11. her istediğini yaptırır, dik başlı. "Dediği dedik bir çocuk oldu" 12. söylediği, verdiği sözden geri dönmez, sözünde durur. "Benim dediğim dediktir, bunu zamanla anlarsın" 13. yalnız kendi doğrularının doğru olduğunu savunan (kimse). 14. dediğinin kesinlikle yapılmasını isteyen, buyurgan (kimse). 15. yalnız kendi doğrularının doğru olduğunu öne sürme durumu. 16. dediğinin kesinlikle yapılmasını isteme, buyurganlık. 17. bir kimsenin bir sürü bahane uydurabileceğini, bir sürü şey söyleyebileceğini anlatır. "Onu bilirsin, şunu der, bunu der, der oğlu der, işi yapmaz" 18. bir konuda herkesin değişik şeyler söyleyebileceğini anlatır. "Kime sorsan herkes ayrı şey söyler, yap der, yapma der, der oğlu der" 19. dediği halde, söylediği halde. "Oluyor derken baktık iş olmadı" 20. ... üzere iken, tam o sırada. "Çıkıyordum, derken telefon çaldı, arayan o idi" 21. ... diye davranırken, ... diye çabalarken. "Onu yerden kaldırayım derken ben de düştüm" 22. ... diye düşünürken, ... diye umarken. "Yaparım derken bozuyorum"(Konusu: , Kökeni: )

Demeli:  

(Kar.) Her sözün başına "demeli" ekleyen tip.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Dementofobi:  

(ing.i. dementophobia) çılgınlık korkusu. akıl sağlığını yitirmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Demet:  

(t.i. ka.) 1- Bağlanarak, oluşturulan deste. 2- Biçilip bağlanmış ekin. 3- Bir kaynaktan çıkan ışıkların meydana getirdiği ışık destesi, hazne.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Demet:  

(yun.i. demation'dan) (Yankesici için) Keriz'in cebinde toplu olarak bulunan kağıt para. Örn:: Pantolon astarını dışarıya doğru çekerek İki parmağı ile cepte bulunan parayı alır. (Başkomİser Yılmaz, Ertunç Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demet:  

(yun.i. demati) 1- Çiçek veya bitkilerin bir araya getirilip bağlanmış şekli, tutam, deste, bağ, bağlam. 2- Aynı şeyin bir küme teşkil edecek tarzda bir araya gelmiş şekli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Demet Akbağ:  

Dizi Karakteri: Lütfiye Çıtır / Feriştah Yenge / Müşahede Teyze Dizi Adı:Bir Demet Tiyatro. İlk kez 1995 yılbaşı gecesi "MTV-Meclis TV" adıyla yayınlanan ve büyük beğeni kazanan oyun. 2002 yılına kadar sürdü.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Demet Demet:  

(be.) Birçok demetler durumunda, deste deste. NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Demetçi:  

(yun.t.i. 1- Tarlada demet yapan kimse. 2- Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Demetlemek:  

(yun.t. geçişli f. < demet+le-mek) Demet hâline getirmek, demet demet bağlamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Demetlenmek:  

(yun.t. nesnesiz) Demet durumuna getirilmek, demet yapılmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Demezcilik:  

(Alm. Apophese - Fr. apophase - İng. apophasis) Bir konudan söz etmek istenmezmiş gibi davranarak ondan söz etme.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Demir:  

Sembolü: Fe Atom Numarası (Proton Sayısı): 26 Atom Ağırlığı: 55,845(2) g/mol Elektron Sayısı: 26 Element Serisi: Geçiş Metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 8B, 4 Yoğunluk: 7.86 g/cm3 Erime Noktası: 1535.0 ° C (1808.15 K, 2795.0 ° F) Kaynama Noktası: 2750.0 ° C (3023.15 K, 4982.0 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Metalik Gri Keşif: Bilinmiyor Demir Kullanım Alanları ve Özellikleri: Demir, temel olarak çelik yapımında kullanılmaktadır. Çelik, krom ile birleştiğinde korozyona karşı dayanıklı, paslanmaz çelik üretir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Demir:  

(t.i. erk.) Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demir:  

(esk.i. türk. femür'den) Tabanca. Örn:: Yalvarır yakarır gizlice bir demir ve birkaç çekirdek alır, kahve kahve dolaşıp el altından satardı. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demir Almak:  

(d.) Gitmek, savuşmak. Örn:: Çok çirkinsin İstanbul Sendn demir almalı. (Ferhan Şensoy, Gündeşte)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demir Atmak:  

(d.) (Bir yerde) Durmak, durmaya kararlı olmak. Örn:: Bomba da her limanda yeni bir Galata yeni bir Tophane keşfeder, neticede döner dolaşır yine bizim Galataya demir atardı. (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demir Hindi:  

(fars.i. temr-i, hindi. hint hurmasından) Cimri, nekes, pinti. Örn:: Pintiymişsin ki Hafız kökten demirhindiymişsin.. Şimdi Sarafim Ağanın kısmında olsan seni dakikasında eleyip adem babaya soyardı. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demir Karahan:  

Demir GÖRGÜN (d:1944; ö:) Oyuncu Melih Görgün'ün babasıdır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Demir Maske:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Alexandre DUMAS Kitabın Konusu: Fransa kralı XIV. Louis'in kendisine tıpatıp benzeyen bir ikizinin olması ve onu kralın yerine geçirmek üzere düzenlenen bir komplo sonucunda bu ikizin yüzünde demirden bir maskeyle hapse atılması konusu işlenmektedir. Kitabın Ana Fikri: Dostluk Ve Arkadaşlığın Önemi anlatılmaktadır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Demir Perde:  

(Alm. Eisener Vorhang - Fr. rideau de fer İng. safety curtain) Sahne ile seyircilerin bulunduğu salonu bir yangın olduğunda ayıran perde. Bu perde, aynı zamanda, sahnedeki dekor değişmesi yüzünden çıkan gürültüleri seyirci salonuna geçirmeyen demirden ve aspest maddesi ile kaplı bir perdedir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Demirağ:  

(t.i. erk.) Demirden ağ.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demiralp:  

(t.i. erk.) Demir gibi sağlam ve yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demiray:  

(t.i. erk.) Demir gibi. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demircan:  

(t.i. erk.) (bkz:: Demirağ) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirdelen:  

(t.i. erk.) (bkz:: Demirağ)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirel:  

(t.i. erk.) Demir gibi güçlü eli olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirer:  

(t.i. erk.) Demir gibi güçlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirhan:  

(t.i. erk.) Güçlü hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirhindi:  

(tamarin) Baklagillerden bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Faydası:: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Demirkan:  

(t.i. erk.) Güçlü soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirlemek:  

(f.) (Bir yerde) Durmak. Durmaya karar vermek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Demirman:  

(t.i. erk.) Demir gibi güçlü sağlam kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demiröz:  

(t.i. erk.) Özü demir gibi güçlü olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirşah:  

(t.i. erk.) (bkz:: Demirhan) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirtekin:  

(t.i. erk.) (bkz:: Demirhan) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demirtuğ:  

(t.i. erk.) (bkz:: Demirtekin) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Demiryolu:  

(i.) 1- (Tavla oyununda) Altı, altı düşeş. 2- (sf.) Bir işi, bir edimi nitelerken rahat kolaylayan anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

demiryolu:  

Bir yerden bir yere madeni bir yol üzerinde, mekanik bir güçle hareket ettirilen araçlar içinde, insan ve eşya taşımasını temin eden tesislerin hepsine birden demiryolu denir.(Konusu: , Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sağ:  

(T-28a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'e kalan mesafe (300 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sağ:  

(T-29a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'e kalan mesafe (200 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sağ:  

(T-30a) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'e kalan mesafe (100 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sol:  

(T-28b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'e kalan mesafe (300 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sol:  

(T-29b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'de kalan mesafe (200 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

demiryolu geçidi yaklaşım levhaları sol:  

(T-30b) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhaları, uyarı levhalarının görünürlüğünü artırmak amacıyla kullanılır. hemzemin geçit'e kalan mesafe (100 m.) hakkında bilgi verir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Demiurgos:  

(yun.i.) (fel.) Eflatun felsefesinde evreni yaratan, yaratıcı Tanrı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Demo:  

Bir programın temel özelliklerini göstermek amacıyla hazırlanmış sınırlı sürümüdür. Pek çok demoda yardım özelliği bulunmaz, gerçekleştirilen eylemler ve uygulamaların çıktısı alınamaz ya da kayıl edilemez. Asıl amaç kullanıcıya programın bir test sürüşünü yaptırtmaktır ve program satın alınana kadar da program tam olarak kullanılamaz. Yeni ürünlerin prototipleri İçin de aynı terim kullanılabilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Demode:  

(fr.sf. démodé) Modası geçmiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demofobi:  

(ing.i. demophobia) kalabalıktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Demograf:  

(fr.i. démographe) Nüfus bilimle uğraşan kimse. Nüfus bilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demografi:  

(fr.i. démographie < Yun.) İnsan nüfusunu büyüklüğü, yapısı, gelişmesi dağılımı v.b. yönlerinden ele alan bilim dalı. Nüfus bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demografik:  

(Fr.sf. démographique) Nüfus bilimle ilgili, nüfus bilim yönünden, demografiyle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demokrasi:  

(fr.i. démocratie < Yun.) Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Demokrasi Partisi:  

Kısa Adı: DEP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 21.06.1993. 1991 yılında Halkın Emek Partisi (HEP)'in kapanması ihtimaline karşı Demokrasi Partisi kuruldu. Genel Başkanı: Leyla Zana Sona Eriş Tarihi: 16.06.1994 Sona Eriş Nedeni: 16 Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Partide faaliyette bulunmuş olan kişiler 11 Mayıs 1994'te kurulmuş olan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP)'ne geçtiler. Siyasi Pozisyonu: Merkez Sol İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

WhatsApp