Haydi Öğrenelim!
Zeycan:
(f.i. erk.) Candan, cana yakın.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Madam:
Kadınlara yönelik saygı hitabı (Fr. madame)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madam Avuç:
(d. fr. madame, türk.) El, avuç. (Mastürbasyon yapılan, yapılmış olan el, avuç.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madama:
Evlenmemiş kadınlara yönelik saygı sözü (Fr. mademoiselle)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madame Bovary:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Gustave FLAUBERT Kitabın Konusu: Konusu gerçek yaşamından alınmıştır. Madam Bovary Romanı, ahlaka aykırı bulunarak mahkemeye verilmiş, daha sonra aklanmıştır. Doktor Charles Bovary, hastalarından birinin kızı olan Emma ile evlenerek küçük bir kasabaya yerleşir. Macera, eğlence ve heyecan tasarlayan Emma, burada sıkılınca, başka bir kasabaya taşınır. Emma’yı Leon adında bir genç sever. Fakat Emma Rodalphe adında zengin bir malikhane sahibiyle ilişki kurar. Rudolphe ile evlenip, uzak ülkelerde macera yaşamayı önerse de, bir gün Rodalphe ortalıktan kaybolur. Terk edildiğini anlayınca bunalıma girer, beyin humması geçirir. İyileşince Paris’ten dönen Leon’la karşılaşır. Onunla yasak, maceralı, lüks bir yaşam sürmeye başlar. Gizlice yaptığı borçlarını ödemeyince yine bunalıma girerek intihar eder. Kitabın Ana Fikri: Hırslarınıza, ihtiraslarınıza mahkum olmayın.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Madara:
(sf.) Niteliksiz, kötü, düşük düzeyli. Örn:: Bana İspanya'nın en madara kalecisi diyenleri şimdi rezil edicem. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madara:
Gülünç duruma düşme, alay konusu olma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madara Etmek:
(d.) 1- (Birisinin) Sahtekarlığını ortaya çıkarmak. 2- (Birisini) Utanılacak duruma düşürmek, mahçup etmek. Örn:: Koftinin biri nasırımıza basarsa kabadayılığımızı madara eder. (Süavi Süalp, Sahte Kabadayı) Örn:: Onları madara etmezsem bana da Canavar Avni demesinler. (Oğuz Aral, Avanak Avni) 3- (Bir şeyin) Sahte kalp olduğunu ortaya çıkarmak. Örn:: Namımızı madara ettin ama bu hapishaneden canlı çıkmayasın Hırt Behçet. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madara Olmak:
(d.) Yanlışlığı, yalanı ortaya çıkmak. Mahçup olmak, gülünç düşmek. Örn:: şu ciğeri beş para etmez kontrolün karşısında madara mı olacaktı? (Orhan Kemal, Mezartaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madaracı:
(i.) Kalpazan. Örn:: Piyasaya sahte para süren kimse. Örn:: İşbu erazil takımı arasında kalpazanın bastığı parayı piyasaya süren madaracı. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madde:
(substance) Merkezî sinir sistemini etkileyerek kişinin mental durumunda ve davranışlarında değişiklik yapan kimyasal.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
madde:
ad 1. duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan, yer kaplayan nesne. Benzer: özdek 2. bir şeyi oluşturan öğe ya da öğeler. \"Cam silisli maddelerden yapılır\" 3. yasa, antlaşma, sözleşme gibi metinlerde, her biri başlıbaşına bir yargı getiren, sıraları rakamlarla belirtilen bölüm. \"Sözleşmenin beşinci maddesi uygulanmıyor\" 4. sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan sözcük ya da konulardan her biri. \"Bir sözlük maddesi yazmak da kolay değil\" 5. konuşulup görüşülmesi için öne sürülen sorun. \"Gündemin ikinci maddesi sonra görüşülecek\" 6. MEC. para, mal vb. \"Bence madde önemli değil, ancak yaşamak için gerekli\"(Konusu: , Kökeni: arapça)
Madde Bağımlılığı:
(substance dependence) 1 yıllık bir dönem içinde ortaya çıkan, yoksunluk, tolerans maddeyi bırakmak için sürekli bir istek ya da boşa çıkan çabalar gibi kriterlerden üçü ya da daha fazlası ile kendisini gösteren, klinik olarak belirgin bir bozulma ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz madde kullanımı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Madde Kötüye Kullanımı:
(substance abuse) Bağımlılık kriterlerini karşılamamakla birlikte, kişinin klinik olarak belirgin bir bozulma ya da sıkıntıya yol açacak şekilde uygunsuz madde kullanımı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Madeira:
Resmi Tam Adı: Madeira Adaları Yerel Tam Adı: Região Autónoma da Madeira(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Madeira:
Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nda, Atlas Okyanusu′nda takımada.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Madeira:
Portekiz′e bağlı, 1 Temmuz 1976 tarihinde Özerk olan bölge.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Madeira:
Yönetim Şekli: Portekiz′e bağlı Özerk bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Madeira:
İdari Yapısı: Önemli Şehirleri: Porto Moniz, Sao Vicente, Santana, Mochico, Santa Cruz, Camara de Lobos, Ponto do Sol, Calheta, Ribeira Brava.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Madeira:
Komşuları: Kanarya Adaları'nın 400 kilometre kuzeyinde yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Madeira:
Resmi Dili: Portekizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Madeira:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Madeira:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Madeira:
Dini: Hristiyanlık, Ateizm Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Madeira:
Madeira Bayrağı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Madeira:
Milli Marşı: A Portuguesa (Portekizli) (ulusal) Hino da Região Autónoma da Madeira (yerel) Madeira'nın marşıdır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Madeira:
Genel Bkş: Şarabı ile ünlüdür. • Lav yapı taşlarından inşa edilen Se Katedrali, antik Balık pazarı, Santa Clara Kilisesi ve doğal bahçeler, başkentin diğer cazibe merkezleri arasındadır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Maden:
(a.i. maden) 1- Parası bol. (kimse) 2- Kolayca para sağlanılan, çıkar elde edilebilen. (kimse, yer, kuruluş) 3- Değersiz. (kimse) 4- Beceriksiz. (kimse) 5- Eroin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
maden:
ad 1. YERBİLİM TERİMİ çeşitli iç ve dış doğal etkenlerce yerkabuğunun kimi bölgelerinde oluşturulmuş olan, ekonomik bir değeri bulunan mineral. 2. KİMYA TERİMİ metal. 3. maden çıkarılan yer, maden ocağı. 4. MEC. çok değerli şeyleri içinde bulunduran yer. 5. TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA kolay ve iyi kazanç sağlayan iş, yer. 6. TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA çok parası olan ve parası elinden kolaylıkla alınabilen kimse. 7. ARGO eroin. 8. sıfat madenden yapılmış.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Madi:
(sf.) 1- Olumsuz. Kötü fena. Örn:: gece de gece madi bi yağmur neyse hapçılar naylon tente çekmiş gel lan ıslanma dedi biri (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the Dark) 2- Gerçek olmayan, Sahte. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madi:
Madi, özellikle Lubunca'da (LGBT argosu) kötü, huysuz, fesat, çirkin veya bela anlamına gelen bir terimdir. Genellikle "madilik" (kötülük) veya "madilemek" (kötülemek, zarar vermek) şeklinde kullanılır. Ayrıca teknikte, Çok Kanallı Dijital Ses Arayüzü (Multichannel Audio Digital Interface) anlamına gelen MADI standardını ifade eder.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madi Paparon:
(d.) Bekçi. Örn:: Madi paparon zaten naşhyor. Bekçi zaten gidiyor. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) (bkz:: Paparon)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madiden:
(zf.) 1- Gerçek dışı. Şaka olarak, şakadan. Örn:: Madiden penisleşiyorsun gacı. -Şaka konuşuyorsun kadın (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) 2- Olumsuz, kötü, berbat. Örn:: madiden bi yağmur bitiyo, manyak mıyım ben bu kadar ıslandım (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the Dark)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madiden:
1. (belirteç) şaka olarak, gerçek olmayarak. 2. (sıfat) olumsuz, pek kötü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madik:
(i.) (zıpzıp oyunu, fiskeyle oynanan zıpzıp anlamında erm. k.) Hile, dalavere. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madik:
(isim, argo) Hile, aldatma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madik Atmak:
(d. erm. türk.) Hile yapmak, dalavere yapmak. Örn:: en büyük felaketlerin uçurumuna yuvarlanan zavallı bedbaht Georges Dandin. Göroorsun karın sana ne madikler atoor. (Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı) Madik Etmek, Madik Oynamak diye de söylenir. Örn:: Hayri bana öyle bir madik oynadı ki hala aklımdan çıkmaz. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madik Etmek:
(erm.sf. türk. e.) (bkz:: Madik Atmak) Örn:: Hacivat- Efendim Karagözle ortak olduk, şimdi bana madik ediyor. (Karagöz, Salıncak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madik Oynamak:
(d. erm. türk.) (bkz:: Madik Oynamak) Örn:: Saplantısı şu -Bana nasıl madik oynar bu kaltak?(Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madikçi:
(erm.sf. türk. e.) Hilekar, dalavereci.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Madikçi:
Hile yapan, aldatıcı kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madreporlar:
Mercanları oluşturan deniz canlıları (taş mercanlar)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Madrid:
Madrid; İspanya'nın başkenti ve Madrid bölgesinin yönetim merkezi. İber Yarımadası'nın orta kesiminde yer alır. Madrid İstanbul, Londra, Berlin ve Paris'ten sonra Avrupa'nın en kalabalık beşinci şehridir. İspanya Hükûmeti ve Bakanlıklarının genel merkezine ev sahipliği yapmaktadır. Bunun yanı sıra İspanya krallarının resmi ikametgahı, Genel Mahkemeler (Kongre ve Senato), Yüksek Mahkeme ve Anayasa Mahkemesi de başkent Madrid'de bulunmaktadır. Ekonomik olarak Londra, Paris ve Moskova'dan sonra Avrupa'nın dördüncü en zengin şehridir. Madrid, Pekin ve Milano'dan sonra dünyanın en çok çokuluslu varlığına sahip 8. şehridir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
Mae:
(Yön) Öne doğru.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
MAE:
(mae) On.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Mae Ukemi:
Öne doğru düşüş.(Konusu: Satranç Terimleri, Kökeni: )
Maestoso:
Görkemli, ağırbaşlı ve heybetli biçimde (icra talimatı)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maestro:
Orkestra şefi; usta sanatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mafiş:
(a.sf. mafihşey'den) şeyden) Yok bulunmaz, kalmadı anlamında söylenir. Örn:: hastalık mı geliyor bilmem işte öyle bir dalga oluyor tavuklar mafiş. (Attila İlhan, Sokaktaki Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mafya:
Yasa dışı faaliyetlerde bulunan örgütlü suç grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Maganda:
(i.) Görgüsüz, kaba saba, yontulmamış kimse. Örn:: Bakın zonta bu açıdan temizdir, bu işlere bulaşmaz, şimdinin fortçusu maganda. (Engin Ardıç, Nerede O Eski Fortçular)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Magazin:
1. Halkın ilgisini çeken çeşitli konuları işleyen yayın türü. 2. Ünlülerle ilgili haberler bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Magazinleşmek:
Magazin niteliği kazanmak; ciddi içerikten uzaklaşıp yüzeyselleşmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mageyrokofobi:
(ing.i. mageirocophobia) yemek pişirmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Magma:
Yer kabuğunun altında bulunan erimiş, sıcak kayaç karışımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Magmatik:
Magma ile ilgili, magmasal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Magnezyum:
Sembolü: Mg Atom Numarası (Proton Sayısı): 12 Atom Ağırlığı: 24,312 g/mol Elektron Sayısı: 12 Element Serisi: Alkali toprak metal Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 2A, 3 Yoğunluk: 1,738 g/cm3 Erime Noktası: 650.0 ° C (923.15 K, 1202.0 ° F) Kaynama Noktası: 1107.0 ° C (1380.15 K, 2024.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katımsı Görünümü: Gümüş beyazı Keşif: Sir Humphrey Davy (1808) Magnezyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Magnezyum, epsom tuzu, magnezyum sütü, magnezyum klorür veya magnezyum sitrat olarak tıp alanında oldukça kullanılan bir elementtir. Aynı zamanda magnezyum hayvan ve bitki yaşamının başlıca elementlerinden biridir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Magnezyum:
Atom numarası 12 olan, hafif ve parlak bir metal element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Magnum:
1,5 litre (normal şarap şişesinin iki katı) hacmindeki şişelere verilen ad.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Magnus:
Büyük.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Magri:
(isim, zooloji) Yılan balığıgillerden, yenebilen büyük bir balık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
mağara:
ad 1. dağlarda insanlar ve hayvanlar için barınak olabilen, bir yamaca ya da kaya içine doğru uzanan, doğal yer kovuğu. 2. YERBİLİM TERİMİ•COĞRAFYA TERİMİ karst bölgelerinde kireçtaşının erimesiyle oluşan, büyük ve birbirine geçeneklerle bağlı yeraltı kovukları.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Mağaza:
Perakende satış yapılan dükkân.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
mağdur:
sıfat kendisine haksızlık edilmiş (kimse).(Konusu: , Kökeni: arapça)
Mağfiret:
(a.i. ka.) Allah'ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
mağfiret:
1- Örtme, gizleme, bağışlama, af, yarlıgama. Örn:: “Rabb’inizden bir mağfirete ve genişliği göklerle yer arası kadar olan ve müttakiler için hazırlanan cennete koşun!” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/133 ncü Ayet) 2- Allah’ın, kendisine içtenlikle tövbe eden ve hatasını kabul edip bir daha günah işlememe konusunda söz veren kullarının günahlarını bağışlaması, affetmesi. Allah’ın af ve mağfireti herkese açıktır. Şirk ve küfürde devam etme hariç, tövbe edilen bütün günahları, Allah’ın mağfiret edeceği Kur'an-ı Kerim’de haber verilmektedir. Örn:: “İnkâr edenlere büyük bir azap vardır. İman edip Allah için yararlı işler yapanlara ise mağfiret ve büyük bir ecir vardır.” (Kur'an-ı Kerim Fatır suresi 35/7 nci Ayet) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mağlup:
(Judo Ter.) Karşılaşmayı kaybeden taraf. Make.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
mahal:
ad yer, yöre.(Konusu: , Kökeni: )
Mahalle:
(a.i. hulul'den mahall, mahalle) (Cezaevi koğuşunda) Bölüm birbirine yakın kişilerin yataklarının oluşturduğu kısım. Koğuşta mahalleler var. Her mahalle 6 ranzadan oluşuyor. Altlı üstlü olmak üzere her mahallede asgari 12 kişi kalıyor. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mahallebici:
(bkz:: Muhallebici)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mahalleci:
(a.i. türk. e.) Gezgin, eskici esnafı, sırt eskicisi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mahbub:
(a.i. erk.) 1- Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen, sevgili. 2- Mahbub-i Hûda, (Allah'ın sevgilisi) Hz. Muhammed (s.a.s).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahbub:
(a.i. hubb, mahbub'dan) (Erkek İçin) Sevilen erkek oğlan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mahbube:
(a.i. ka.) Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen. (bkz:: Mahbub)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mahbube:
(a.i. hubb'dan mahbub, mahbube, sevilen kız, kadın) (esk.) Yaz mevsimi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
mahcur:
1- Engellenen, kısıtlı, kayıtlı. 2- Çocukluk, akıl hastalığı, bunaklık, savurganlık ve aptallık gibi sebeplerden dolayı sözlü veya fiilî olarak yapacakları hukuki işlemleri sınırlanan, engellenen kişi. Fıkıhta, esas olan özgürlük olup kimsenin mali veya hukuki yetkileri kısıtlanamaz. Fakat kişi davranışlarıyla kendini, çevresini ve mali haklarını sıkıntıya sokarak büyük zararlara sebep olursa, bazı davranışlarına sınırlama getirmek; mahcur etmek gerekir. Bununla, doğacak olan daha büyük zararlar önlenmiş olur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mahfer:
(f.i. ka.) Ay aydınlığı, ay ışığı. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahfi:
(a.i. erk.) Gizli, saklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
mahfil:
1- Toplantı yeri. Örn:: “Yunus imdi avunur / Dostu gördü sevinir / Erenler mahfilinde / Işka cünbiş eyledi.” (Yunus Emre) 2- Camilerde halifelerin, hükümdarların veya bunlara vekâlet eden üst düzey yöneticilerin, yakın çevresiyle beraber namaz kılmaları için ayrılan özel bölme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mahfuz:
(a.i. erk.) Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahin:
(a.i. erk.) (bkz. Hz. Peygamberin isimleri).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahinev:
(f.i. ka.) Yeni ay, ayça, hilal.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahinur:
(f.i. ka.) 1- Ayın nuru, ışığı. 2- Ay yüzlü güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahir:
(a.i. erk.) Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahir Bey:
Peyami Safa'nın yazdığı Mahşer kitabındaki ana karakter. Seniha’nın kocasıdır. Tüccardır ama gelirinin çoğunu devleti soyarak karşılayan namussuz bir kişidir. Mahir Bey ve Seniha Hanım tam birbirine uyumlu dolandırıcı bir çifttirler.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Mahire:
(a.i. ka.) (bkz:: Mahir) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
mahiyet:
ad 1. ➽nitelik. 2. ➽içyüz. 3. ➽özlük2.(Konusu: , Kökeni: Arapça)
Mahizar:
(f.i. ka.) İnleyen ay.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahizer:
(f.i. ka.) San, altın renginde ay.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahkeme Duvarı:
(d. a. mahkeme, fars. divar, türk. e.) (İnsan yüzü için) Somurtkan, duygusuz. Örn:: Ömer bey suratı mahkeme duvarı geldi. Semihi yoktan yere haşladı. (Tarık Dursun K. Memurum Memursun Memur) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Mahmud:
(a.i. erk.) 1- Hamd olunmuş, sena edilmiş, övülmeye değer. Makam-ı Mahmud: Hz. Muhammed'in en büyük şefaat makamı, cennet. 2- Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmak üzere getirdiği filin adı. 3- Mahmud (Kaşgarlı) Karahanlılar'dan olan bu Türk bilgini "Divanu Lügati't-Türk" adlı eseriyle tanınmıştır. 4- Mahmudiye: 2. Mahmut devrinde basılan altın para. (kıs.) MAHO(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahmude:
(a.i. ka.) Bingör otu, sakmunya.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mahmude:
(bingözotu) Çitsarmaşığıgiller familyasından; Anadolu\'da ve Suriye\'de yetişen, sarılarak tırmanan, sürünücü ve sütlü, çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi ince ve tüysüzdür. Çiçekleri beyaz ve sarımsı renktedir. Meyvesi 4 tohumlu, 2 gözlü bir kapsüldür. Kökleri uzun ve kalındır. Kökü, nişasta, tanen, müsilaj ve "skammonin" taşır. Ev ilaçlarında kullanılmaması tavsiye edilir. Faydası:: Kalınbağırsağa tesir eden tahriş edici bir müshildir. Frengide faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Mahmur:
(a.i. erk.) 1- Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2- Uyku basmış, ağırlaşmış, yan baygın göz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mahmure:
(a.i. ka.) (bkz:: Mahmur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mahmut Han:
Yaşar Kemal'in yazdığı Ağrı Dağı Efsanesi kitabındaki ana karakter. Beyazıt paşası. Zalim inatçı ve korkak. Başa çıkılmaz, hep kendi dediğini yapan kibirli bir insan.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Mahpare:
(f.i. ka.) Ay parçası, çok güzel kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Mahperi:
(f.i. ka.) Ay gibi peri kadar güzel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)