MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Yurt:

(t.i. erk.) 1- At, kısrak. At sürüsü. 2- Orman.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Calib:  

(a.i. erk.) Çekici, celbedici, cazib.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Calibe:  

(a.i. ka.) Kendine çeken, celbeden, çekici.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Calp:  

(a.i. erk.) Güçlü, kuvvetli, gayretli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Calut:  

(a.i. erk.) Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz. İsmail'den evvel bir müddet Beni İsrail'e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin'de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz. Davud tarafından öldürülmüştür. Kur'an-ı Kerim'da üç yerde ismi geçmektedir (el-Bakara, 249-250-251). İsim olarak tercih edilmez.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

cam:  

ad 1. silisli kumun soda ya da potas katılarak yüksek ısıda eritilmesiyle elde edilen, sert, saydam ve kırılgan cisim. Benzer: sırça 2. sıfat bu maddeden yapılmış (nesne). "Şimdi cam tencereler bile var" 3. MEC. pencere. "Kadın, camı açıp başını uzattı, bahçedeki çocuğuna seslendi" 4. ESKİMİŞTİR içki kadehi, içki. 5. arkası görünen, saydam ya da pırıl pırıl. 6. (göz için) donuk, cansız. 7. ➽camcılık2. 8. ARGO ➽camcılık3.(Konusu: , Kökeni: )

Cam İşi:  

(bkz:: Camcılık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cam Kedi Balığı:  

Bilimsel Adı: Kryptopterus bicirrhis. Familyası: Akvaryum balığı. Doğal yaşam alanı Güneydoğu Asya olan, yaklaşık 12–15 cm boyunda olan barışçıl bir balık türüdür. Akvaryumda orta ve alt düzeylerde yüzer. Başı yukarda, kuyruğu aşağıda kendine özgü bir yüzme biçimi vardır. Sürü balığıdır. Akvaryumlarda grup halinde beslenmeleri gerekir. Akvaryumda çoğalması güçtür. Bakımı deneyim gerekitir. Etçildir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Cam Kırmak:  

(d. a.türk.) Yanlış bir şey yapmak, yanlış bir şey söylemek, pot kırmak. Örn:: imanım Yine mi cam kırdık? Ne dedik? Doğru demedik mi? (Ortaoyunu, Bahçe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cam Süzgeci:  

(Alm. Filterscheibe - Fr. filtre de verre - İng. glassmedium) lşıklama düzeninde kullanılan cam süzgeç. (filtre)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Cambaz:  

Yanlış: Canbaz Doğru: Cambaz(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Cambazhane:  

(b.i) Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Camcı:  

(fars.i. cam, türk. e.) 1- Evlerin içini, yatak odalarını gözetleyen kimse, röntgenci. 2- es. Kurnaz.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camcılık:  

(fars.i. türk. e.) Gözetleyicilik, röntgencilik. (Cam İşi'de denir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camekan:  

(fars.i.) 1- Gözlük. Örn:: Biz şimdi senin zarını inkar mı ettik, camekanına tükürdüğüm? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Gözlüklü kimse. Örn:: Naberlan camekan bu kaç?(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camgöz Köpekbalığı:  

Bilimsel Adı: Galeorhinusgaleus. Familyası: Deniz balığı. Dip balığıdır. Camgözler, leopar köpekbalığı, mahmuzlu camgöz gibi türleri barındıran Triakidae ailesinden gelir. Türkiye kara sularında 13 camgöz ve 35 köpekbalığı türü yaşar. Sıcak ve ılık denizlerin 100 metrenin altındaki serin sularında tek başına yaşayan, mürekkep balığı, ahtapot, ve sürü halindeki küçük balıkları yiyerek beslenen bir köpek balığı türüdür. Sıcak yaz günlerinde ağır hareketlerle su yüzeyinde yüzer. Rahatsız edilmezse saldırgan değildir. Açık denizlerde döllenen dişiler 8-14 arası canlı yavru doğurur. Başka ülkelerde yenilmesine rağmen yakalananlar ülkemizde balık unu üretiminde kullanılır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Cami:  

(a.i. erk.) 1- Derleyen, toplayan. 2- İçine alan. 3- Cuma namazı kılınan mescid. 4- En az sekiz bablık hadis kitabı. Molla Cami: İranın XV. asırda yetişmiş büyük mutasavvıf, mütefekkir, alim ve şairi. Asıl adı Mevlana Nureddin Abdurrahman b. Nizameddin'dir. Birçok manzum ve mensur eserleri vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Cami:  

(a.i.) Çok kalabalık yer.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

cami:  

1- Toplayan, bir araya getiren, toplayıcı, kaplayan, içine alan. 2- Mabet, mescit. Örn:: “Şu dört minareli cami ki yoktu hiçbir eşi / Ki parlıyordu hilalinde sanatın güneşi.” (M. A. Ersoy) İçinde cuma namazı kılınabilen büyük mescit. “Sizden biriniz cuma namazı için camiye gittiğinde gusül abdesti alsın.” (Hadis) 3- Müslümanların ibadet amacıyla toplandıkları, dini eğitimin gerektirdiği her türlü konunun konuşulup çözüm arandığı yer. Örn:: “Bir kişinin, camiye sürekli olarak gittiğini gördüğünüzde onun mümin olduğuna tanıklık ediniz.” (Hadis) 4- Hz. Peygamber’in çeşitli konulardaki hadislerini bir araya getiren kitaplar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Camici:  

(a.i. türk.e.) Özellikle camilerde iş gören hırsız, yankesici. (bkz:: Muslukçu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camiden Gelmek:  

(d. a.türk.) 1- (Hapishaneye) Suçsuz olarak gelmiş olmak. 2- al.y. Suçlu olmadığı halde tutuklandığını ileri sürmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camili:  

(a.i. türk. e.) 1- es. Beş yüzlük kağıt para. Örn:: Tek tabağım yıldız diye bağırıyor Müsellim. Camili diye ünlüyor Mordo. (Hulki Aktunç, Aşka Kimse Yok) 2- (esk.) Büyük kağıt para, on binlik, yirmi binlik.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Camoka:  

Karaoğlan'ın ezeli düşmanı olan Moğol savaşçısı. Hain, kalleş ve güvenilmezdir. Hırslı ve gözlüdür. Çıkarları için yakınlarını bile harcamaktan çekinmez.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Camperlemek:  

(ing.f. Jumper, atlayan sıçrayan'dan) 1- Gitmek. 2- Kaçmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Can:  

(f.i. erk.) 1- Can, ruh. Hayat. 2- Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3- Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4- Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5- Kişi, fert. 6- Sevgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

can:  

1- Gönül, yürek. 2- Ruh. 3- İnsanlar ve hayvanlarda hayatı devam ettiren ve ölümle vücuttan ayrılan unsur, öz. Örn:: “İşbu söze Hak tanuktur / Bu can gövdeye konuktur / Bir gün ola çıka gide / Kafesten kuş uçmuş gibi” (Y.Emre) 4- İnsanın varlığı, kendisi, zatı, nefis. Örn:: “Her can ölümü tadacaktır, sonra dönüşünüz de Allah’a olacaktır.” (Kur’an-ı Kerim Ankebut 29/57) 5- Mevlevilik ve Bektaşilik’te, tarikata kabul edilmek isteğiyle gelen yeni derviş. Örn:: “Can olanı can bilür / İnsanı insan bilür / Her sırrı Sultan bilür / La ilahe illallah".” (Kaygusuz Abdal) 6- Dost, arkadaş.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

can:  

can ad 1. yaşayan varlıkların yaşamasını sağladığına ve ölümle varlıktan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık, özellikle insan ve hayvanlarda yaşam tözü, yaşam ilkesi. \"İnsanın canı tatlıdır, herkes ölümden korkar\" 2. yaşama, yaşam. \"Boğulanı kurtarayım derken canından olmuş\" 3. dirilik, güç. \"Sende hiç can kalmamış\" 4. birey, kişi, insan. \"Geliriyle üç can besleniyor\" 5. iç, gönül. \"Onun canı dondurma çekmiş\" 6. insanın kendi varlığı, kendisi. \"Çok yoruldum, canımı eve bir atsam hemen yatacağım\" 7. Alevilik, Mevlevilik gibi tarikatlarda yol kardeşi, kardeş. \"Gelin canlar, bir olalım.\" 8. yakınlık, sevgi duygusu taşıyan bir seslenme sözü olarak da kullanılır. \"Talip, Ali can dedi, yola düşelim, ancak gideriz.\" 9. sıfat (kişi için) çok sevimli, çok tatlı, çok içten, şirin, cana yakın. \"Böyle can insanlara can kurban!\" 10. MEC. en önemli. 11. HALK AĞZINDAN•MEC. Azrail. 12. HALK AĞZINDAN•MEC. öldürücü, kıyıcı. 13. ölümle pençeleşmek. 14. çok sıkıntı ve acı içinde bulunmak. \"Ben burada can alıp verirken, o gelmiş neler söylüyor\" 15. birbirini seven iki kişi, kimsenin olmadığı yerde bir arada. \"Kerem, Aslı ile can cana, baş başaydı\" 16. herkes kendi derdinde, kendi başını kurtarma durumunda. \"Ortalık birden karıştı, can cana, baş başa, kaçan kaçanaydı\" 17. (o şey) çok sıkıntı verici, çok güç tüketici olmak. \"Her gece içki, buna can dayanmaz elbette\" 18. (o şey) çok çekici olmak. \"Sevgiliye can dayanmaz\" 19. yaşamın en önemli merkezi sayılan yer, yürek. 20. MEC. yürek, insanın çok duyarlı, en duyarlı olduğu şey. \"Kerem bunu duyunca can evinden vurulmuş\" 21. işsizlik dolayısıyla duyulan tedirginlik, sıkıntı, sıkılma. 22. bir olaydan duyulan üzüntü. 23. ölmek. \"Hasta dün gece can vermiş\" 24. canlanmasına yol açmak, güçlendirmek ya da yaşar duruma getirmek. \"Yağmur doğaya can vermişti\" 25. insana güç vermek. \"Haber ona can vermişti\" 26. bir şeyi, yaşamını verecek denli çok istemek. \"Bu iş için can vermekteyken, birden vazgeçmesi şaşırttı bizi\" 27. insanlara eziyet etmek, zulmetmek. \"Padişah, çok can yakmıştı\" 28. insana acı, üzüntü vermek, üzmek, sıkıntıya yol açmak. \"Olay, birçok can yakmıştı\" 29. bir kimseye büyük zarar vermek. \"Sel, köyde çok can yakmıştı\" 30. ölmek. \"Hastanın canı çıkarken doktor yetişti\" 31. yaptığı bir işte çok güçlük çekmek. \"Durumu kurtardım ama canım çıktı\" 32. çalışmaktan, iş yapmaktan çok yorulmak. \"İş akşama değin sürdü, canım çıktı\" 33. (bir şey) çok hor kullanılmaktan örselenip yıpranmak. \"Gelen giden basıp durdu, bahçedeki çimlerin canı çıktı\" 34. (bir şey için) çok istekli olmak. \"Sofrada buğusu tüten çorbaya canı gidiyordu ama, kimse buyur demedi\" 35. üzerine titrediği bir şeye zarar gelecek diye kaygılanmak. \"Çocuk düşüp bir yerini acıtacak diye annesinin canı gidiyordu\" 36. oldukça ağır bir hastalık geçirmekte olmak. 37. büyük sıkıntı içinde bulunmak. 38. (boş durmaktan vb.) içi rahat olmamak, içi sıkılmak. 39. (bir şeyden) neşesi kaçmak. \"Onu karşımda görünce canım sıkıldı\" 40. (bir şeye) yarı üzülmek yarı öfkelenmek. \"İşin yarına kalışına canım sıkıldı\" 41. fiziksel olarak çok acı duymak. \"Dişini çektirirken canı bir hayli yanmıştı\" 42. bir işte çok zarar görmek. \"Bu işten çok canı yandı, bir daha yapmaz\" 43. hoşnutsuzluk anlatır. \"Canım, bu da iş mi?\" 44. yakınlık, sevgi seslenişi olarak kullanılır. \"Ah, canım benim, canımın içi!\" 45. çok değerli, çok güzel. \"O canım günler bir daha gelmez\" 46. kendi kendini öldürmek. \"Sınıfta kaldı diye canına kıymış\" 47. (birini) acımadan öldürmek. \"Avcılar, hayvanların canına kıyarken ne düşünür?\" 48. bir kimseyi çok perişan bir duruma sokmak, ona büyük zarar vermek. 49. (iyi bir şeyi) çok berbat etmek. 50. her tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek. 51. bütün gücünü harcayarak yapmak. \"Canını dişine takıp, koskoca tarlayı sürmüştü\" 52. kendi yaşamını kurtarmak, kendini ölümden kurtarmak. 53. (birini) ölümden kurtarmak. \"Delikanlı boğulmakta olan iki kişinin canını kurtarmıştı\" 54. sağlığının değerini bilmek, olur olmaz şeylerle kendini, vücudunu yıpratmamak. \"Ben canımı sokakta bulmadım, biraz da siz çabalayın\" 55. güçlüğe katlanmaya, tehlikeye atılmaya niyetli olmamak. 56. ölmek. \"Ben geldiğimde hasta canını vermişti\" 57. MEC. kendini feda etmek. \"Arkadaşı için canını verirdi\" 58. hiçbir şey esirgememek. 59. (bir şeye) çok düşkün olmak. \"Bizim oğlan oyun oldu mu canını verir\" 60. (birinin ya da kendinin) bir yerini acıtmak. \"Dişçi, çocuğun canını yakmıştı\" 61. (birini) acı verecek biçimde cezalandırmak. \"Öğretmen, çoğunun canını yakmıştı, ama kimse değişmemişti\" 62. (birini) çok büyük zarara uğratmak. \"Kuraklık, bu yıl çiftçinin canını yaktı\"(Konusu: , Kökeni: )

Can Bartu:  

(lakabı/sp.) Sinyor(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Can Can:  

(d.) İstanbul'un Cankurtaran semtindeki zührevi hastalıklar hastanesi. Örn:: Can can sözcükleri de böyledir. Ve Zührevi Hastalıklar Hastanesini tanımlamaktadır. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) Örn:: Bana hiç kimse inanmıyordu. Cancana götürdüler muayene ettirdiler. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Canal:  

(t.i. ka.erk.) Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Canalp:  

(t.i. erk.) Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canan:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Peyami SAFA Kitabın Konusu: Romanda; o zamanki Batı’ya hayran olma modasına uyan ve sonunda gerçeği kabullenip kendi özüne dönen, bir zamanlar aşkın gözünü kör ettiği Lamis ve onu her yönde kullanan, bütün iyi niyetinden faydalanan Canan karekterleri dikkat çekmekte ve romanın hazzını bu iki karekter vermektedir. Kitabın Ana Fikri: Tutkuların baskısıyla bir takım vaadler ve geçici hevesler peşinde koşarak, bu uğurda bazı kutsal değerleri zedelemeyi göze alanlar, sonuçta hüsran ve pişmanlıktan başka bir şey elde edemezler. Lamis, Canan, Bedia, Şakir Bey, Selim.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Canan:  

Kerime Nadir'in yazdığı Aşk Bekliyor kitabının ana karakteri. Çok güzel bir kız, Cem'e deliler gibi aşık.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Canan:  

Peyami Safa'nın Canan kitabının ana karakteri. Kadıköy-Kalamış çevresinin seçkin bir kadınıdır. Yaratılışı itibarı ile mağrur ve ihtiraslı, aynı zamanda süs ve mücevher düşkünü güzel bir kadındır. Köşke gelen hemen hemen her erkek ona kavuşmak, en azından onunla ilişki kurmak istemektedir. Cânân, paranın vaadettiği saltanatlara sahip olmak emeliyle bu istekleri reddetmek istemez. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Canan:  

(f.i. ka.) Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Canavar:  

(Kar.) Doğa-üstü, garip bir yaratıktır. Gölge oyunumuzda kötülüğün simgesidir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Canay:  

(t.i. ka.erk.) Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Canaydın:  

(t.i. erk.) Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canbaz:  

(Körm. O.) Sözlük anlamında canı ile oynayan demektir. İp üzerinde yürüyenlere ve yüksek dikili taşlara tırmananlara bu ad verilmiştir. İp canbazlarının özel adı Rismanbaz'dır. (bkz:: Rismanbaz)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Canbek:  

(t.i. erk.) 1- Özü pek. 2- Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (1568-1636): Kırım hanı. Devlet Giray'ın torunu. Şakay Mübarek Giray'ın oğlu. Selamet Giray'ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos'a sürüldü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canberk:  

(t.i. erk.) Güçlü, sağlam kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canbey:  

(t.i. erk.) Canım gibi sevgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canbulat:  

(t.i. erk.) Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat'ı Sultan Kayıtbay'a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Candan:  

(t.i. ka.) 1- Samimi, içten, kalbi. 2- Yakınlık belirten davranış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Candan Sabuncu:  

Sevil CANDAN (d:1944; ö:2018)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Candaner:  

(t.i. erk.) İçten, samimi, dost kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Candar:  

(t.i. erk.) 1- Silah taşıyan, can ve dar isimlerinden müteşekkil birleşik isim. 2- Osmanlı'da, hassa askeri, kılıç askeri, idam hükümlerini infaz eden kimse. 3- Jandarma. Muhafız.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Candarma:  

(i.) (halk ağzı.) (bkz:: Jandarma)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Halk Dili)

Candeğer:  

(t.i. erk.) Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Candemir:  

(t.i. erk.) Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Candoğan:  

(t.i. erk.) Cana doğan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canel:  

(t.i. erk.) İçten uzatılan el, dostluk eli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canelazo:  

Canelazo; Peru, Kolombiya ve Ekvator'da Şeker, suda haşlanmış tarçın ve şeker kamışından elde edilen alkolün karıştırılmasından oluşan Canelazo, sıcak içilen bir içki.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

Caner:  

(t.i. erk.) Delikanlı, genç, dinamik. Can ve er kelimelerinden birleşik isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Caner Alkaya:  

Dizi Karakteri: Kudbettin Dizi Adı:Bir Demet Tiyatro. İlk kez 1995 yılbaşı gecesi "MTV-Meclis TV" adıyla yayınlanan ve büyük beğeni kazanan oyun. 2002 yılına kadar sürdü.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Canfeda:  

(f.i. ka.erk.) Canını veren, özverili kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Canfeda Hatun: III. Murad'ın annesinin en gözde cariyesiydi. Harem kethüdalığına getirildi ve sarayda büyük nüfuz kazandı.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Canfer:  

(f.i. erk.) 1- Aydın bilgili. 2- Güçlü saygın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Canfeza:  

(f.i. ka.) Can artıran, cana can katan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Cangıl:  

(ing.i.) 1- (bkz:: Cengel) 2- (mec.) Karışıklık, kargaşa.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Cangiray:  

(t.i. erk.) (bk:: Giray)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cangül:  

(t.i. ka.) 1- Gül gibi canlı. 2- Güzel, temiz kimse.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cangün:  

(t.i. erk.) Doğduğu gün çok sevinilen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cangür:  

(t.i. erk.) Canlı, neşeli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canib:  

(a.i. erk.) Ön taraf, cihet. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Canipek:  

(t.i. ka.) Yumuşak huylu. (kimse)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cank:  

(ing.i. junkf'tan) 1- Uyuşturucu madde. 2- Eroin. Örn:: Sonra param olunca aletlerimi aldım. Onları kullanmak isteyen her kimse bana cank'dan biraz vermek zorundaydı. (Jeremy Larner Ralph Tefferteller-Yakut Güneri, Sokaktaki Eroinman) 3- Uyuşturucu maddeyi damardan zerk etme eylemi. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cank Yapmak:  

(d. İng. türk.) Damardan uyuşturucu madde (eroin) zerk etmek. (bkz:: Cank)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cankan:  

(t.i. erk.) Soyu temiz, asil kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canki:  

(ing.i. junky, junkie'den) Uyuşturucu bağımlısı, eroin bağımlısı, eroinman. Örn:: Eğer bir canki görürsen, adamı tanıyorsan. (Jeremy Larner Ralph Tefferteller-Yakut Güneri Sokaktaki Eroinman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cankurtaran:  

(fars.i. can, türk.) (Öğrenci için) Teneffüs, ders arası.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Cankut:  

(t.i. erk.) 1- Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2- Mutlu talihli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

canlandırma:  

isim Canlandırmak işi edebiyat Kişileştirme Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon sinema,televizyon Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon sinema,televizyon Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma tıp Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılan işlemler bütünü(Konusu: , Kökeni: )

canlı:  

sıfat 1. kendisinde can1 bulunan, canı olan, yaşayan. "Ağaç canlı bir varlıktır" 2. henüz ölmemiş durumda olan. "Yaralı kendinde değildi ama canlıydı, kurtarılabilirdi" 3. yaşam dolu, dinç, diri, güçlü. "Adam, göründüğünden daha canlıydı" 4. etkin durumda olan, hareketli. "Toplantı oldukça canlıydı" 5. etkileyici. "Konuşması çok canlıydı" 6. hareketli, neşeli, kıvrak. "Radyoda canlı bir müzik vardı" 7. ad yaşayıp yer değiştirebilen yaratık. "Denizdeki canlılar da yaşam savaşı verir"(Konusu: , Kökeni: fr+t)

Canlı Cansız:  

NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Canlı Gazete:  

(living newspaper) Gazete başlıklarının konularına dayanan tiyatro türü. İlk kez Amerika'da denenmiştir. Epik tiyatro türünde bu biçime başvurulur. (bkz:: Gazete Tiyatrosu)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Canlı Karagöz:  

(Ort. O.) Halk dilinde Orta Oyunu'na verilen ad. Sık kullanılmaz.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Cannur:  

(t.i. ka.) Özü aydınlık, nurlu kimse.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Canol:  

(t.i. erk.) Canım ol, can gibi içten ol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canruba:  

(f.i. ka.) Gönül alan, sevgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Cansal:  

(t.i. erk.) (bkz:: Can) Can ve sal kelimelerinden birleşik isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cansel:  

(t.i. ka.) Hayat veren su. Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cansen:  

(t.i. ka.erk.) Sen cansın, sevilensin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Canser:  

(t.i. ka.erk.) (bkz:: Can) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Canses:  

(t.i. ka.) (bkz:: Canser)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Canset:  

(t.i. ka.) Küçük kraliçe, prenses.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cansever:  

(t.i. ka.) (bkz:: Cansın)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cansever:  

Dzansever Dalipova(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Cansın:  

(t.i. ka.) Canım gibisin, canımsın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cansoy:  

(t.i. erk.) Asil, soylu, cana yakın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cansu:  

(t.i. ka.) 1- Hayat veren su, tazelik. 2- Sevgili, sevimli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Cansun:  

(t.i. ka.erk.) (bkz:: Cansu) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. (Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Cantabria Dağları:  

Cantabria Dağları, İspanya'nın kuzeyinde genellikle kıyıyı izleyerek 300 km kadar uzanan, kayın ve kıyı çamı ormanlarıyla kaplı ve güzel manzaralı sıradağlar. Ayrı bir oluşum sınıflamasına girmekle birlikte, Pireneler'e benzer bir jeolojik geçmişi vardır. Santander ilindeki Torrelavega'dan iç kesimlere doğru yükselen ve Asturias'tan Galicia'ya doğru doğu-batı yönünde uzanan bir dizi yüksek sırtı kapsar.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Cantekin:  

(t.i. erk.) Tek can, eşsiz can.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cantez:  

(t.i. erk.) Tez canlı, aceleci.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cantürk:  

(t.i. erk.) İyi hasletlere sahip Türk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Canver:  

(t.i. erk.) Canlı, haşere.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Cape Verde Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Mavi Köpekbalıkları (Tubarões Azuis)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Caps Lock:  

Büyük veya küçük harf yazımının sürekli aktif halde olmasını sağlayan klavye tuşu. Etkin ya da devre dışı durumda olduğunu klavyenin sağ üst tarafındaki uyarı ışığının yanık ya da sönük olmasından anlayabilirsiniz. Aktif olduğunda yazacağınız tüm karakterler de büyük olacaktır. Eğer Caps Lock tuşu pasif durumdaysa, bu kez basacağınız her harf tuşu, ekranda küçük harflerin belirmesine yol açar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Carcur:  

(zf.) (ses taklidi k.) 1- “Gelişi güzel konuşmak, söylenmek” anlamına gelen Carcur etmek deyiminde geçer. 2- (halk ağzı) Fermuar. 3- (halk ağzı) Şarjör.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Halk Dili)

cariye:  

1- Eskiden savaşta ele geçirilen kadın köle. Köle “Allah’a ortak koşan (hür) kadınlarla onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. İman etmiş cariye bir hanım, "hoşunuza gitse bile" Allah’a ortak koşan hür bir kadından (evlenmeniz için), daha hayırlıdır…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/221 nci Ayet) Hukuki, iktisadi ve sosyal bakımlardan hür insanlara oranla daha aşağı bir konumda bulunan kadın köle. Örn:: “Sizden birisi kölesine ve cariyesine yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara köle, cariye demesin, oğlum kızım desin.” (Hadis) 2- Parayla alınıp satılan hizmetçi kız, halayık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Carl C. Magee:  

Carl C. Magee (1872-1946) Amerikalı avukat, yayıncı mucit. 1939 yılında, ilk parkmetre'yi tasarladı.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

WhatsApp