Haydi Öğrenelim!
Saint Pierre ve Miquelon:
İdari Yapısı: 2 Yerel Yönetim: Miquelon-Langlade ve Saint Pierre.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Verdi:
(a.i. erk.) Güle ait, gül ile ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Verdinaz:
(a.f.i. ka.) Naz gülü, nazlıların gülü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Ar+Fars)
Vere:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Verek:
(sf.i.) 1- Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Şimdi seni soyar orana kadar ararım. Onbeş papelden benim haberim yok mu verek? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Her erkekle düşüp kalkan, erkeklerle kolayca ilişkiye giren kadın. Örn:: verek ballı diyorlar pisliklerini mi temizleyeceksin gidip de? (Hulki Aktunç, Pazarlık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
verem:
Verem hastalığı, yani tıbbi adıyla tüberküloz (TB) hava yoluyla bir bireyden diğerine yayılan, bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Verem hastalığı Mycobacterium Tuberculosis isimli bakterilerden kaynaklanır. Verem hastalığı tedavi edilebilir ve verem aşısı ile önlenebilir bir hastalıktır.(Konusu: , Kökeni: )
Vergi:
(t.i. ka.erk.) Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelikler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Vergin:
(t.i. ka.erk.) Verici, özverili kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
veri:
ad 1. bir araştırmada, bir tartışmada, bir akıl yürütmede sonuca ulaşabilmek için gereken ilk bilgi. "Matematikte veriler belli olduğu için çözüm kolaydır" 2. bir sanat ya da yazın yapıtına temel olan ana ilkeler. "Şiirin verileri, romanın verilerine benzer mi?" 3. MATEMATİK TERİMİ bir problemde belirtilmiş olan, bilinen ve bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. 4. bilgisayarda, bilişimde olgu, kavram ya da komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimsel gösterimi.(Konusu: , Kökeni: )
Verici:
(sf.i.) Edilgin eşcinsel. (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
verici:
sıfat 1. vermeye hazır olan ve veren, verme yanlısı. 2. her türlü yardımı özveriyle yapan, esirgemeyen. 3. ad FİZİK TERİMİ elektromanyetik dalgalar yardımıyla im, görüntü ve ses iletmeye yarayan aygıtların genel adı. \"Radyo vericisi, TV vericisi\" 4. ad HEKİMLİK TERİMİ başkasına aktarılmak üzere kan, doku ya da organ veren kimse. 5. sıfat · ad ARGO edilgin eşcinsel (erkek).(Konusu: , Kökeni: )
Verim:
(t.i. ka.erk.) Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Verka:
(a.i. erk.) 1- Yabani güvercin, üveyik. 2- Açık, boz renk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Verkaç:
(Basketbol Ter.) Topu arkadaşına atan oyuncunun potaya yönelmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Verkaç:
(Futbol Ter.) Duvar pası. Topa sahip olan oyuncunun topu yakındaki arkadaşına vererek boş alana kaçması ve topu tekrar alma eylemi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Vermek:
(f.) Kendisini peşkeş çekmek, kendisinin cinsel bakımdan pasif olarak kullanılmasına izin vermek. Örn:: Hacivat-gölgesini sağdan vereceğine soldan vermiş. Karagöz- Ehli merak çocuk sağdan soldan veriyor. (Karagöz, Ferhad ile Şirin)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
vermek:
1. (üzerinde bulunan ya da yakınında olan bir şeyi) birisine eriştirmek, iletmek, uzatmak. 2. kendinin olan bir şeyi birine bırakmak ya da bağışlamak. \"Babam arabayı bana verdi\" 3. elden çıkarmak, satmak. \"Arabayı ucuza verdik\" 4. çevirmek, döndürmek, yöneltmek, yönelmek. \"Ali atın önünü doğuya verip sürdü\" 5. ondan bilmek, öyle yorumlamak. \"Başının ağrısını rüzgârda kalışına verdi\" 6. (düşünce ya da bilgi anlatan şeyler için) başkalarına iletmek, bildirmek, yapmak. \"İki saat ders verince yoruldu\" 7. (kız, kadın için) biriyle evlendirmek, birine eş olarak bırakmak. \"Aile kızlarını ona vermek istememişti\" 8. herhangi bir duruma yol açmak. \"Dolu ekinlere zarar vermişti\" 9. konuk çağırıp eğlenceli toplantı düzenlemek. \"Arkadaşlara bu akşam bir yemek vermek istiyorum\" 10. dayamak, yaslanmak. \"Duvara sırtını verip bir sigara yaktı\" 11. tümünü herhangi bir duruma sokmak. \"Patlama ortalığı heyecana vermişti\" 12. (sanatçı) topluluk önünde sanatını göstermek. \"Orkestra iki konser vermek üzere hazırlanmıştı\" 13. sahip olmasını sağlamak. \"Ona yetki vermek olacak şey miydi?\" 14. yerine getirmek, ödemek. \"Borcunu vermek için yeni borç alıyordu\" 15. saçmak, yaymak. \"Lamba az ışık veriyor\" 16. ürün üretmek. \"Çukurova toprağı bire yüz verirdi\" 17. herhangi bir şey oluşturmak, ortaya çıkarmak. \"Herkese sıkıntı vermekten kaçınırdı\" 18. ayırmak, harcamak. \"Kimseye verecek zamanı yokmuş\" 19. biçimini değiştirmek, etkilemek. \"Yaşam, ona çok şey vermişti\" 20. katmak, kazandırmak. \"Yemeğe tat vermek için biraz baharat koydu\" 21. kararlaştırmak, saptamak. \"Doktor, ona gün vermek için defterini açmıştı\" 22. dilek bildiren bileşik eylemler kurmaya yarar. \"Lütfen işimizi yapıver\" 23. [yar] kökleri ya da gövdeleri sonuna –e (–a) ulaç eki almış eylemsilerle tezlik bildirir. \"Bir koşu bakkaldan bir ekmek alıvermişti\" 24. ARGO (cinsel yönden) kendisini kullandırmak.(Konusu: , Kökeni: )
Vermut:
Temel olarak alkol katımı ile güçlendirilmiş, içine çeşitli bitki ve baharatların çeşitlerinin eklenmesi ile kokulandırılmış ve türüne göre az ya da çok şeker ilave edilmiş özel kokulu şaraplardır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Vermut:
Vermut (Vermouth); İngilizcede wormwood ve Almancada wermutkraut ya da wermut olarak isimlendirilen bitki, aynı zamanda absent'in ana maddesi. Alkolle takviye edilerek güzel kokulu bitki ve baharatlarla "aromatize" edilmiş bir tür şaraba verilen addır. Şarabın 'alkolle takviyesi'nden kasıt içerisine brendi veya benzeri bir distile alkollü içecek ilave edilmesidir. Aromatizasyon işleminde genellikle tarçın, kakule, pelin otu ve mercanköşk gibi çeşitli aromatik bitkiler kullanılır. En büyük üreticiler ise, İtalya ve Fransa’dır. (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Vermut:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vernik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vernikçi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Verniklemek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Verniklenmek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Verniye:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Veronika:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Veronika Ölmek İstiyor:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Paulo COELHO Kitabın Konusu: Genç ve güzel bir kız olan Veronika hayatın rutinliğinden sıkılır ve intihara teşebbüs eder. Teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanınca akıl hastanesine kaldırılır. Orada, kendisine hasta olduğu ve kısa bir süre ömrünün kaldığı söylenir. Sonrasında tahmin edileceği gibi pişman olur. Kitabın Ana Fikri: Hayatta ne kadar zorluklarla karşılaşsak bile yaşam sevincimizi asla kaybetmemeliyiz.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Verrak:
(a.i. erk.) Kağıtçı. Ünlü Arap kelam bilgini: Ebu İsa Muhammed b. Harun el-Verrak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Versiyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Verşan:
(a.i. ka.erk.) Çevreye şan ver, ünlen, ünlü ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
vertigo:
Vertigo, vücudun denge sisteminde yaşanan bir sorun nedeniyle ortaya çıkan baş dönmesidir.[1] Belirtileri; baş dönmesi, halsizlik, şiddetli baş ağrısı, midede bulantı ve bayılma durumudur. Tansiyon düşmesi ile ilgili baş dönmeleri vertigo kapsamında değildir. Vertigo ile kastedilen labirentit, iç kulak iltihabı, meniere hastalığı gibi durumlarda olan baş dönmesidir(Konusu: , Kökeni: )
Verziş:
(f.i. ka.) 1- Çalışma, işletme. 2- Çalışmış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Vesamet:
(a.i. ka.erk.) Güzellik, güzel olma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Vesayet:
(wardship) Küçüklerin ve hacir altına alınmış kişilerin korunması amacıyla özel hukukta düzenlenen kamu hizmeti niteliğinde kurum.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Vesik:
(a.i. erk.) Çok sağlam, güçlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Vesika:
(a.i. ka.) İnanılacak sağlam delil. Belge.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Vesikalı:
(a.sf.i. vesika, türk. e.) Genelevde çalışma izni olan (kadın) fahişe. Örn:: Nasıl unuturum seni ben Vesikalı yarim? (Orhan Veli Kanık, Tahattur) (bkz:: Defterli) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vesile:
(a.i. ka.) 1- Neden, sebep. 2- Elverişli durum. 3- Kavuşma, yaklaşma. 4- Rasulullah'ın cennetteki makamı. Maide suresi 57. ayette geçmektedir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
vesile:
1- Kendisiyle herhangi bir amaca ulaşılan ve yakınlık sağlanan şey, araç, vasıta. 2- İnsanı Allah’a yakınlaştıran ve onun Allah katında güzel bir konum edinmesini sağlayan dosdoğru inanç, ibadet, ahlak, ilim ve Hz. Peygamber’in sünneti. Örn:: “Ey inananlar! Allah’ın emir ve yasaklarına uygun davranarak onun korumasına girin; ona (yakınlaşmaya) vesile arayın ve onun yolunda cihat edin ki kurtulun.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/35 nci Ayet) 3- Cennetteki en yüksek derece, makam. “Ey bu mükemmel çağrının ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Resulün Muhammed’e lütuf, yüksek dereceler ve vesile ver. Onu, söz verdiğin Makamımahmut’a eriştir. Sen, verdiğin sözü mutlaka yerine getirirsin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
vesile duası:
(bkz:: ezan duası)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Vesim:
(a.i. erk.) Güzel yüzlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Vesime:
Kerime Nadir'in yazdığı Hıçkırık kitabındaki ana karakter. Muhip Azmi Beyin evlatlığı Nesime evlenmemiştir ve ölünceye kadar konak da hizmetli olarak çalışmıştır. Oldukça iyi bir kişiliğe sahip olan Nesime özellikle Kenan Ziya ve Nalan aşklarını bir sır gibi saklamıştır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Vesime:
(a.i. ka.) (bkz:: Vesim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Vestern:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vestiyer:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vestiyerci:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
vesvese:
1- Fısıltı, gizlice konuşma, şüphe, kuruntu, işkil. Örn:: “Gerçek şu ki insanı biz yarattık. Onun iç benliğinin kendisine ne vesvese verdiğini biliriz. Çünkü biz, insana şahdamarından daha yakınız.” (Kur’an-ı Kerim Kaf suresi 50/16 ncı Ayet) 2- Kışkırtma. Örn:: “İnsanın iç benliğinin verdiği vesveselerden, insan onunla amel etmedikçe veya onu söylemedikçe sorumlu değildir.” (Hadis) 3- Şeytanın aldatması ve ayartması veya kötü insanların etkisiyle kalbe gelen şeytani düşünce, iç karışıklığı, vehim. Örn:: “Ey Muhammed! De ki: İnsanlardan ve cinlerden gelen vesveseden; insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden; insanların Tanrısı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah’a sığınırım.” (Kur’an-ı Kerim Nas suresi 114/1-6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Veteran:
(gnl.ter.) Belli bir yaşın üstündeki kimse. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Veteriner:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Veterinerlik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Veto:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
veya:
(a.f.bağ.) ya da.(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )
Veyis:
(t.i. erk.) Yoksulluk, muhtaçlık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Veysel:
(a.i. erk.) Aslı Üveys'tir. Kurt anlamında. Veysel Karanı: Raşid halifeler döneminde Şam'dan Medine'ye gelerek yaşamış, Medine-i Münevvere'de itibarlı bir hayat sürmüş. Hadis-i şeriflerde övülmüş meşhur veli. Sıffin savaşında şehid olduğu söylenir. (bkz:: Üveys)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Veysi:
(a.i. erk.) Yoksul, muhtaç. Veysi: Türk şair, yazar (Üsküp 1625).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Vezime:
(a.i. ka.) Beytullah'a gönderilen hediye, armağan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
vezir:
(a.i.) vezir, satranç oyunundaki saldırı alanı en geniş taştır. satranç oyununda her oyuncu oyuna şah'ın yanında konumlandırılmış bir vezirle başlar. oyunun başlangıcında beyaz vezir beyaz karede siyah vezir ise siyah karede bulunur. vezirin başlangıç konumu beyaz taşlarla oynayan oyuncu d1, siyah taşlarla oynayan oyuncu için d8 karesidir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: arapça)
Vezir:
(a.i. erk.) Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
vezir:
ad 1. TARİH TERİMİ Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa sanını taşıyan kimselere verilen ad. 2. satrançta önem bakımından ikinci gelen taş.(Konusu: , Kökeni: arapça)
vezir gambiti:
1- d4 d5 2. c4 hamleleriyle tanımlanan satranç açılışıdır. 2- c4 hamlesi ile beyaz kanattaki piyonlarından birini siyah merkez piyonuyla değişim tehdidinde bulunur. böylece merkezde üstünlük sağlamayı amaçlar. vezir gambiti iki temel kategoriye ayrılır. kabul edilen vezir gambiti ve kabul edilmeyen vezir gambiti’dir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Vezire:
(a.i. ka.) (bkz:: Vezir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
VGA:
IBM tarafından geliştirilen grafik teknolojisine verilen addır. 16 renk ve 640x480 çözünürlüğü desteklemektedir ve bilgisayar grafiklerinin bugünkü duruma gelmelerinde önemli bir role sahiptir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
VHF:
""Very High Frequency"" teriminin kısaltmasıdır. 30 ila 300 MHz arasındaki frekanslara sahip olan elektromanyetik dalgaları tanımlamak için kullanılır. Bu dalgalar, genellikle televizyon ve radyo yayınları için kullanılmaktadırlar."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
VI:
6 Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.(Konusu: , Kökeni: )
VII:
7 Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.(Konusu: , Kökeni: )
VIII:
8 Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.(Konusu: , Kökeni: )
Vın:
(ono. ü.) Kaçma, hemen gitme, derhal ortadan kaybolma anlamında söylenir. Örn:: ineklerin hepsini götürmüşler. Ben ordan vın tabi. Aga o günü hiç unutmam. Velhasıl acip yırtmışım. (Gırgır, Nasrettin Hoca Sizlerle)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vın de Pays:
Fransızca'da yöre şarabı anlamına geliyor. Yasal olarak AOC şaraplarından daha alt seviyede olan Fransız şarapları kategorisi.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Vınlamak:
(f.) Kaçmak, hızla savuşmak, hemen ortadan kaybolmak. Örn:: Bir gece aniden çocuğu toplayıp Karacabeye vınlıyorlar. (Nazım Alpman, Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vıntage (Rekolte):
Birden fazla anlama sahip olan bir terimdir. bağbozumu anlamında kullanıldığı gibi, üzümlerin toplanıp şarap üretimine başlanan yıl anlamına da gelebilir. Kimi zaman ise, şampanyada olduğu gibi, bir şarabın tek bir yılın ürünü olduğunu anlatır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Vırvır:
(i.) Fahişe, orospu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vısual Basıc:
Microsoft tarafından geliştirilmiş özel bir programlama dilidir. Çeşitli Windows uygulamaları, bu dil kullanılarak hazırlanmaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Vıtıs Vınıfera:
Dünyadaki çoğu şarap üzümlerinin ait olduğu tür.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Vıyolonsel:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vızıltı:
(ono.i. wız'dan) Önemsiz, değersiz. (söz, nesne, kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vızır Vızır:
(be.) Hiç ara vermeksizin, sürekli bir biçimde. NOT: Yansımalardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Vibratör:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vibriyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vicdan:
(a.i. ka.) 1- İyiyi kötüden, hayrı serden ayırmayı sağlayan iç duygu, ahlak şuuru. His duygu. 2- Din, inanç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
vicdan:
1- İç duygusu, şuur, kalpteki gizli his. 2- Hayır yapmaktan hoşlanan, kötülükten sakınan, iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırt etmeye yardımcı olan ahlaki duygu, gizli his. Örn:: “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” (M. A. Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Victoria Şelaleleri:
Viktorya Şelaleleri veya Mosi-oa-Tunya dünyanın en görkemli şelalelerindendir. Zambezi Nehrinin üzerinde, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında, bulunur. Şelaleler yaklaşık olarak 1,7 km genişliğinde ve 128 m yüksekliğindedirler.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Vida:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidad:
(a.i. erk.) Sevme, sevgi. Dostluk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Vidade:
(a.i. ka.) (bkz:: Vidad)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Vidala:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidalamak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidalanmak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidaları Gevşemek:
(d. ita. vite'dan vida, türk.) 1- Ciddiyetini kaybetmek 2- Gülmesini tutamamak, sürekli gülmek. 3- Özdenetimini yitirmek, kontrolünü kaydetmek. Örn:: Esasta gevşedi bizim vidalar ama çaktırmamak lazım enayiyi. (Orhan Kemal, Suçlu) Vidaları Gevşetmek biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Vidalı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidanjör:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Vidasız:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Video:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Video Konferans:
İnternet üzerinde yapılan sesli ve görüntülü sohbetlere verilen genel addır. Video konferans sayesinde, dünyanın farklı köşelerinde yaşayan kullanıcılar yüz yüze görüşme yapabilirler. Bu iş için güçlü bir internet bağlantısı ve basit bir web kamerası yeterli olacaktır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Video-CD:
MPEG sıkıştırma formatı kullanılarak hazırlanmış. 74 dakikalık görüntü sunabilen ve VHS kasetlerin kalitesinden daha yüksek bir kaliteye sahip olan CD'lere verilen genel addır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Videokaset:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Videopleyır:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Videoteyp:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )