Haydi Öğrenelim!
On İki İmam:
Şia mezheplerinden Caferiye veya İsnaaşeriye’ye göre din ve dünya işlerini düzenleyen ve idare eden on iki önder, rehber. Şiilerin inancına göre on iki imamın görevi Hz. Muhammed’in çağrısını sürdürmek, insanların dünya ve ahiret hayatlarını düzenlemektir. İmamlara itaat etmek ve onlara gerektiğinde yardım etmek şarttır. Şiilerce kabul edilen On İki İmam şunlardır: 1- Ali b. Ebi Talip (ö. 40/661) 2- Hasan b. Ali (ö. 50/670) 3- Hüseyin b. Ali (ö. 61/680) 4- Ali Zeynel Abidin b. Hüseyin (ö. 94/712) 5- Muhammed el-Bakır (ö. 114/733) 6- Cafer es-Sadık (ö. 148/765) 7- Musa el-Kâzım (ö. 183/799) 8- Ali er-Rıza (ö. 203/818) 9- Muhammed el-Cevad (ö. 220/835) 10- Ali el-Hadi (ö. 254/868) 11- Hasan el-Askerî (ö. 260/874) 12- Muhammed el-Mehdi (ö.?)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Abdüllatif:
(a.i. erk.) Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen Allah'ın kulu. el-Latif; Allah'ın isimlerindendi. (bkz:: Latif) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmacid:
(a.i. erk.) Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu. Macid kelimesi, Allah'ın isimlerindendi. (bkz:: el-Macid)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmalik:
(a.i. erk.) Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu. Malik; Allah'ın isimlerindendi. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmecid:
(a.i. erk.) Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah'ın kulu. Mecid kelimesi Allah'ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padişahı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmennan:
(a.i. erk.) Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu. Mennan kelimesi, Allah'ın sıfatlarındandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmesih:
(a.i. erk.) Hastalara şifa veren, mesih İsa'nın kulu. (bkz:: Mesih) İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmetin:
(a.i. erk.) Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah'ın kulu. (bkz:: Metin) Allah'ın isimlerin-dendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmucib:
(a.i. erk.) Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah'ın kulu. Mucib, Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz:: el-Mucib)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmuhsi:
(a.i. erk.) Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah'ın kulu. Muhsi, Esmau'l-Hüsna'dandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmuhyi:
(a.i. erk.) Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah'ın kulu. Muhyi, Allah'ın 99 isminden birisidir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmuid:
(a.i. erk.) Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah'ın kulu. Muid Allah'ın 99 isminden birisidir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmuiz:
(a.i. erk.) Muiz'in, izzet veren, şereflendiren Allah'ın kulu. (bkz:: el-Muiz) Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülmuttalip:
Hz. Peygamber’in dedesi. Abdülmuttalip’in asıl adı Şeybe’dir. Babasının adı Haşim; annesinin adı da Selma’dır. Fiziken ve ahlaken çok mükemmel bir insan olduğu nakledilmiştir. Çocukluğunu Medine’de geçirmiş daha sonra amcası Muttalip tarafından Mekke’ye getirilmiştir. Amcası Muttalip’in vefatından sonra Mekke’nin reisi olmuştur. Kâbe’ye birçok hizmet yapmış ve kapanan zemzem kuyusunu da o açtırmıştır. Mekkeliler arasında saygınlığı ile meşhur olmuştur. Abdülmuttalip, en küçük oğlu Abdullah’ın vefatından sonra torunu Hz. Muhammed’in velayetini üstlenmiştir. Hz. Peygamber’in yetişmesine büyük bir özen göstermiştir. Vefatı yaklaştığında onun bakımını öz amcası Ebu Talip’e vasiyet etmiştir. Hz. Muhammed sekiz yaşında iken dedesi Abdülmuttalip vefat etmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Abdülmümin:
(a.i. erk.) Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah'ın kulu. Mü'min, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvacid:
(a.i. erk.) Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid'in kulu. Vacid, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvahid:
(a.i. erk.) Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah'ın kulu. Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da zikredilen 99 isminden birisidir. (bkz:: el-Vahid)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvali:
(a.i. erk.) Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah'ın kulu. Vali, Esmau'l-Hüsna'dandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvaris:
(a.i. erk.) Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah'ın kulu. Varis kelimesi Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvasi:
(a.i. erk.) Vasi'nin kulu. Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah'ın kulu. Vasi kelimesi, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvedud:
(a.i. erk.) Vedud'un kulu. Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvehhab:
(a.i. erk.) Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülvekil:
(a.i. erk.) Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah'ın kulu. Vekil Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdülveli:
(a.i. erk.) Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici olan Allah'ın kulu. El-Veliyy kelimesi Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdünnafi:
(a.i. erk.) Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yaratan Allah'ın kulu. Nafi kelimesi, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdünnasır:
(a.i. erk.) Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü'minlere nusret ve zafer veren Allah'ın kulu. Nasır, Allah'ın sıfatlarındandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdünnur:
(a.i. erk.) Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Allah'ın kulu. Nur, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdürrafi:
(a.i. erk.) Rafi'nin kulu. Allah'ın isimlerinden. (Rafi)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdürrahim:
(a.i. erk.) Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah'ın kulu. er-Rahim, Allah'ın isimlerindendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdürrauf:
(a.i. erk.) Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah'ın kulu. (bkz. Rauf)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdürreşid:
(a.i. erk.) Allah'ın isimlerinden. Reşid'in kulu. (bkz:: er-Reşid)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdürrezzak:
(a.i. erk.) Bütün mahlukların rızkını veren Allah'ın kulu. Rezzak, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüssamed:
(a.i. erk.) Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah'ın kulu. Samed, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüsselam:
(a.i. erk.) Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah'ın kulu. es-Selam kelimesi, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılamaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüssemi:
(a.i. erk.) Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah'ın kulu. (bkz. es-Semi)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüssettar:
(a.i. erk.) Günahları örten, gizleyen Allah'ın kulu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüşşahid:
(a.i. erk.) Şahid'in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah'ın kulu. Şahid, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. eş-Şahid)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüşşekür:
(a.i. erk.) Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah'ın kulu. Şekür, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abdüzzahir:
(a.i. erk.) Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah'ın kulu. ez-Zahir, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Ez-Zahir)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abeci:
(çing. i. sf.) Zekâca geri, budala, bön, aptal, gerzek. (kimse) (bkz:: Habeci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abeci:
(çing. i.) (Argo) Zekâca geri, budala, bön, aptal, gerzek (kimse). 2- (sf.) Atıcı, palavracı, yalancı, mübalağacı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Çingenece)
Abelardus:
Pierre Abélard veya Pierre Abailard veya Pierre Abeilard (Petrus Abelardus) (d. 1079, Nantes yakınlarında Le Pallet, Bretanya – ö. 21 Nisan 1142, Chalon-sur-Saone yakınlarında Saint Marcel Manastırı, Burgonya), Fransız skolastik düşünürü, tanrıbilimci; dil, diyalektik ve ahlak filozofudur. (Konusu: , Kökeni: )
Abem:
(t. d. ağabe'imden) Ağabeyim, ağabeyciğim, anlamında hitap olarak kullanılır. Örn:: "Abem be attır be bi sipsi ciğerlerim bayram etsin be abem."(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abendam:
(f.i. ka.) Güzel vücutlu, güzellik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Aber:
(a.i. erk.) Hz. Nuh'un erkek torunu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Aberan:
(ing.i. aberrant) Bir organın bütününden uzakta ya da yakında başka bir yerde meydana gelmiş küçük örneği. Normalin veya alışılmış yerin dışında bulunan ve oluşum kusuruna bağlı olarak meydana gelmiş doku, sapmış, hatalı, anormal.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Aberant:
(fr.i.) 1- Görünüşüyle, yapısıyla ya da konumuyla normalden uzaklaşan; normal dışı değişiklik gösteren; atipik. 2- Normal tipten ayrı, sapık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aberasyon:
(ing.i. aberration) 1- Sapıklık. 2- Mantık noksanlığı. 3- Yarı delilik, akli hastalık. 4- Anormal gelişme, anomali. 5- Optik sapma(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Aberasyon:
(fr.i.) (ruh b. aberration) 1- Özel bir görevin doğal yasalara kurallara göre olan, doğal sonucuna ulaşmasını engelleyen sapıklık. Eş Anlamlısı: Sapınç. 2- (gök b.) Işık hızının sonlu olmasından ve Yer'in deviniminden ileri gelen, yıldızların görünürdeki yer değiştirmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
abes:
Yararsız, anlamsız, dünya ve ahirette yarar sağlamayan (söz), boş (eylem ve davranış), saçma, akla ve gerçeğe uymayan (şey). Örn:: “Bizim sizi abes yere yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız.?” (Kur’an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/115 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Abese Suresi:
(a.i. سورة عبس) abese suresi; adını, "yüzünü ekşitti, buruşturdu" anlamına gelen ilk kelimesinden almıştır. kur'an-ı kerim'de 80 nci sure, 30 ncu cüz, 584 ncü sayfadadır. 42 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 24 ncü sıradadır. necm suresi'nden sonra kadir suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. bu sûrenin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir: efendimiz; velid, ümeyye b. halef, utbe b. rabia gibi kureyş'in ileri gelenlerine islam'ı anlattığı bir sırada âmâ olan abdullah b. ümmü mektum gelir ve "ya resul-ullah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret" der. O esnada Resûl-ullah (a.s.) cevap vermez. çünkü kureyş'in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. efendimiz onları gücendirmek istemedi. abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. bu esnada onlar kalkıp gittiler. biraz sonra bu âyetler geldi. Resûl-ullah'ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir. zira hiç kimse kendisini bu şekilde tenkit etmez.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Abese suresi:
Kur’an-ı Kerim’in sekseninci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk iki ayettir. Adını, birinci ayetteki “Surat astı, yüz çevirdi” anlamına gelen “abese” kelimesinden almıştır. Surede, insanları İslam dinine çağırmanın yönteminden, Kur’an-ı Kerim’in yüceliğinden ve onun insanlık için bir öğüt oluşundan bahsedilir. Allah’ın evrende yaratmış olduğu varlıklar ve bunların insanın emrine verilmesi ele alınır. Kıyamet gününün gerçekleşmesinin kesin olduğu bildirilir ve dünyadayken insanların birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmedikleri için birbirlerinden kıyamet gününde karşılıklı olarak kaçışmaları tasvir edilir. Müminlerin ahirette mutlu olacaklarını, inkârcıların ise kötü bir konumda bulunacaklarını açıklayan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Abgun:
(f.i. erk.) 1- Mavi renk. Gök. 2- Parlak. 3- Nişasta.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Abhazya:
Resmi Tam Adı: Abhazya Özerk Cumhuriyeti Abhazca: Apsnitei Avtonomtei Respublika (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Abhazya:
Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Güney Kafkasya'da yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Abhazya:
Gürcistan'dan 9 Nisan 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Abhazya'nın bağımsızlığı Birleşmiş Milletler üyesi olan 7 devlet: Rusya, Suriye, Nikaragua, Venezuela, Nauru, Vanuatu ve Tuvalu ile Birleşmiş Milletler üyesi olmayan 3 Devlet: Güney Osetya, Dağlık Karabağ ve Transdinyester tarafından tanınmaktadır. Diğer tüm Birleşmiş Milletler üyeleri tarafından de jure olarak Gürcistan'a bağlı bölge kabul edilmektedir.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Abhazya:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Abhazya:
İdari Yapısı: Başlıca Kentleri: 1- Sohum 2- Gagra 3- Gal 4- Gudauta 5- Oçamçıra 6- Tkuarçal 7- Pitsunda.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Abhazya:
Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Rusya, Doğu ve Güneydoğuda Gürcistan Cumhuriyeti’yle komşudur. Güney-batısından Karadeniz ile çevrilidir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Abhazya:
Resmi Dili: Abhazca, Rusça Bölgesel Diller: Hemşince, Megrelce, Gürcüce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Abhazya:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Abhazya:
Tel. Kodu: +7 840,940 Bölge 7 Yedinci Dünya Numaralandırma Bölgesi (eski Sovyetler Birliği) içindedir. +995 44 Bölge 9 Güneybatı Asya, Güney Asya ve Orta Asya alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Abhazya:
Dini: Hristiyanlık, İslamiyet. Hristiyanlar genel olarak Abhazya'da yaşarlar. Müslüman Abhazların çoğu ise Türkiye'de yaşamaktadırlar. Mezhebi: bilgisi bulunamadı NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Abhazya:
Abhazya Bayrağı: 1991'de V. Gamgia tarafından tasarlanan bayrak, 23 Temmuz 1992 tarihinde kabul edilmiştir. 4 yeşil ve 3 beyaz renkli yatay şeridin dönüşümlü olarak sıralanmasıyla oluşmaktadır. Kırmızı renk, vatan için dökülen kanları, 7 yıldız ise Abhazya'nın yedi tarihi bölgesini (Abjuva, Bzıp, Guma, Psı-Aybga, Dal-Tzabal, Sadz ve Samırzakan 'ı) sembolize etmektedir. Açık el dosta selam düşmana ise dur! anlamına gelmektedir. Bayraktaki 4 yeşil renkli şerit islamı ve Abhazya'nın cennet doğasını, 3 beyaz renkli şerit ise saflığı, temizliği ve Hristiyanlığı ifade eder.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Abhazya:
Milli Marşı: "Aiaaira" (Zafer) Abhazya ulusal marşıdır. 1992 yılında kabul edilmiştir. Sözleri Gennady Alamiya, bestesi Valera Çkaduwa tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Abhazya:
Genel Bkş: Dağlar: Büyük Kafkaslar dağı, Bzıp, Gagra, Çkhalta, Kodor, Dombai-Ülken. • Nehirler: Psou, Bzıp, Gumsta, Kodor, Kodor, Aldzga, Ingur. Göller: Ritsa, Amtkel, İnkit, Bebeysir, Goluboe. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Abher:
(a.i. erk.) 1- Nergis çiçeği. 2- Yasemin. 3- Zerrin kadehi çiçeği. 4- Dolu kab.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abhiz:
(f.i. erk.) 1- Büyük dalga. 2- Kaynak. 3- Su yolu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
abıhayat:
1- Hayat suyu, bengi su. 2- İslam kültüründe içenin ölümsüz olacağı ve genç kalacağı varsayılan su. Örn:: “Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalur dirler/Meğer Hızır İlyas ola abıhayat içmiş gibi.” (Y. Emre) 3- Ahirette cezalandırılan bir kısım insanların, cehennemde kalmalarından dolayı üzerlerinde oluşacak siyahlığı giderici cennet suyu.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Abılay Han:
(t.i. erk.) Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu. (1711-1781)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Abışka Noyan:
(t.i. erk.) İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) (bkz:: Abuşga(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Abibliofobi:
(ing.i. abibliophobia) okunacak kitap kalmaması, her şeyi okuyup tüketme korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Abid:
(a.i. erk.) Allah'a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, köleler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abide:
(a.i. ka.) Anıt. Önemli ve değerli yapıt.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Abidik Gubidik:
(d. n.) 1- Saçma, saçma sapan. Örn:: 1- "Azıcık üşüttüm de bööle abidik gubidik şeyler çizdim." (Haşan Kaçan Hasanın Saksısı) 2- "Abidik gubidik twisf" (Öztürk Serengil şarkı) Deyim cinsel çağrışım taşıyan bir biçimde aşna fişne anlamında da kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abidin:
(a.i. erk.) İbadet edenler-Zeyne'l-Abidin'den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz. Ali'nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Abis:
(fr.i. abysse) (coğ) Okyanusların 900 metreyi aşan derinliklerine verilen ad, okyanusların Güneş ışığının erişemediği kesimleri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
âbit:
1- Kulluk eden, ibadet eden. 2- Allah’ın emirlerini içtenlikle yerine getiren. 3- Bütün varlığıyla Allah’a yönelen, İslam dininin gereklerini gerçek anlamıyla yaşayan. Örn:: “Tövbe edenler, âbitler, hamt edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar. İşte o müminleri müjdele. (Ne mutlu onlara)!” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/112 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Abiye:
(fr.i. habillé) Genellikle özel gecelerde giyilen, gösterişli ve oldukça dekolte kadın giysisi. Gece kıyafeti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ablatif:
(fr.i. ablatif) (dilb.) Adlarda ve ad soylu sözcüklerde, genellikle kaynak, uzaklaşma, çıkış gösteren durum. Eş anlamlısı: Çıkma durumu, -den hali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Ablavut:
(i. sf.) Bön aptal sersem. (kimse) Örn:: "Hey angutlar, ablavutlar Kalkıp kalkıp öpüşelim" (Salah Birsel Kikirikname). (bkz:: Abullabut)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abli:
(it.i.) (den.) Yatay serenlerin uucuna bağlı bulunan ve bunları sağa sola yada ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Abliyi Bırakmak:
(it.t. d.) Şaşırıp ne yapacağını bilememek, soğukkanlılığını yitirip davranışlarını kontrol edememek. Örn:: "Santimci karşında abüyi bıraktı mıydı eşek cennetine cicos." (Abliyi Kaçırmak biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Abluka:
(ita.i. abloco) (ask.ter.) Bir devletin, bir kentin ya da bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısını zor kullanarak kesme.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Abluka:
(ita.i. abloco) (bat.dil.) Bir devletin, bir kentin ya da bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısını zor kullanarak kesme. Eş anlamlısı: Kuşatma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Ablutofobi:
(ing.i. ablutophobia) yıkanmaktan korkma. banyo yapma, yıkanma ve temizlik üzerine direşken, anormal ve nedensiz bir korkudur. bu fobi spesifik fobi sınıfına girer. ablülofobi daha çok çocuklarda görülür. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Aboklüzyon:
(ing.i. abocclusion) Üst ve alt çene dişlerinin temas etmemesi hâli.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abondan:
(abondan) Bol, fazla miktarda.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abone:
(fr.i. abonné) 1- Önceden parasını ödeyerek, bir şeye belli bir süre için alıcı olma işi. Eş anlamlısı: Sürdürüm 2- Parasını önceden ödeyerek, bir şeye belli bir süre için alıcı olan kimse. Eş anlamlısı: Sürdürümcü. 3- (sf. mec.) Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren. (kimse)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abonman:
(fr.i. abonnement) 1- Bir alıcı ile satıcı ya da bir hizmet kuruluşu arasında, malın ya da hizmetin düzenli olarak sağlanmasına yönelik anlaşma. 2- Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart. 3- Abone olma durumunu gösteren belge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aborda:
(it.i. abborda) (den.) 1- Bir geminin başka bir gemiye ya da bir rıhtıma yanını vererek yanaşması. 2- (arg) Birine yada bir şeye yanaşma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Aborda Etmek:
(it.t. d.) Yanaşmak, değecek kadar yaklaşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aboritif:
(fr.i.) (hek) Zamanından önce oluşturulan, öncden yapılan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aborsiyon:
(ing.i. abortion) 1- Çocuk düşürme. 2- Düşük. 3- Abortus; gebeliğin yedinci ayından önce fetüs'ün uterustan atılması. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abort:
(ing.i. abortion) 1- Çocuk düşürmek, düşük yapmak. 2- Önlemek. 3- Bir hastalık seyrini durdurmak veya kontrol etmek. 4- Gelişimine mani olmak. 5- Düşmek (çocuk). 6- Geri kalmak, tam gelişmemek.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Abraham Darby:
Abraham Darby (1678-1717) İngiliz mucit. 1709 yılında dövülmeye ve kum kalıplara dökülmeye elverişli iyi kalite demir'i kok kömürü kullanarak işleyebilmeyi başaran ilk kişidir. 1700’lere kadar demirin işlenmesinde zengin karbon içeriği nedeniyle odun kömürü kullanılmaktaydı, ancak o yıllarda Avrupa ormanlarının tükenmesi demirin işlenmesini zorlaştırmıştı. İngiltere’de bol miktarda taş kömürü mevcuttu, fakat taş kömüründe yeterli karbon yoktu.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )
Abrakadabra:
(fr.i. abra cadabra) 1- Eski çağlarda, ilkel topluluklarda büyücü hekimlerin kullandığı, hastalıklara iyi geldiğine inanılan bir söz. 2- Sihirbazların gösteri sırasında kullandıkları sözde büyü sözü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Abrazyon:
(ing.i. abrasion) 1- Deri veya mukozanın sıyrılması, soyulması veya kazınması. Sıyrık. [Travma sonucu görülen en hafif lezyondur. Genellikle künt cisimlerin cilde sürtünme tarzındaki etkileri sonucu oluşur] 2- Dişlerde çiğneme veya benzeri kusurlar yüzünden beliren aşınma. 3- Dökülme (deri).(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Absans:
(ing.i. absence) 1- Yokluk. 2- Noksan, eksiklik. 3- Bilinç kaybı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )