MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Çello:

(ita.i. cello, violoncello’nun kısaltılmış şekli) Viyolonsel.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Antimonopol:  

(fr.sf.) Tekelleşmeyi önleyen, tekelleşmeye karşı, tekelleşme karşıtı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antin:  

(erm.i.esk. antin, değerli kadın) 1- Orospu, fahişe. 2- Arka kapı. 3- Lodos. 4- Esrar. (bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Antinikukaz:  

(erm.i.) Erkeklik organı, penis. Örn:: Halkın yalnız belden yukarısını gördüğü Feridun Karakaya beline kadar eteklerini sıyırıp oldukça ünlü antinikukazını Kemal Ergüvençe göstererek AL..Al demez mi? (Öztürk Serengil, Yeşilçamı Benden Sorun)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Antinlemek:  

(erm.f. t.e.) (esk.) Çalmak, aşırmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Antinomi:  

(fr.i.) (fels.) Çelişik iki önermenin oluşturduğu dizge, iki düşünce, iki kavram arasındaki karşıtlık. Eş anlamlısı: Çatışkı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antioksidan:  

Vücutta doğal olarak bulunan veya dışarıdan alınan, serbest radikallerin giderilmesini sağlayan maddeler.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Antipati:  

(fr.i. antipathie < Yun.) Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan içgüdüsel ve güçlü sevmezlik duygusu, belli bir sebebe dayanmayıp içten gelen soğukluk hissi, uyuşmazlık duygusu. “Antipati göstermek.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antipatik:  

(fr.sf. antipathique) Başkasıyla uyuşmayan, soğuk, sevimsiz, antipati uyandıran (kimse ya da şey). Eş anlamlısı: Sevimsiz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antiradar:  

(fr.sf.) Bir radarın askerlik alanında kullanılmasını kösteklemeye yarayan (düzenek).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antiromatizmal:  

(fr.sf.) Romatizma ağrılarına iyi gelen.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antisemitizm:  

(fr.i. antisémitisme) Yahudi karşıtlığı veya Yahudi düşmanlığı. Yahudilik dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlık.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Antisemitizm:  

(fr.i. antisémitisme < Yun.) Yahûdi aleyhtarlığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antisepsi:  

(fr.i. antisepsie < Yun.) Mikropların çoğalmasını engelleyerek dokuyu mikroplardan temizleme yollarının bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antisepti:  

(fr.is.) Mikropları ilaçla, ısı vb. ile öldürme yol ve yöntemlerinin tümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antiseptik:  

(fr.i. ve sf. antiseptique)) Mikropların çoğalmasını engelleyerek dokuyu mikroplardan temizleyen madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antisiklon:  

(fr.i. anticyclone < Yun.) İçinde rüzgârların döne döne dışa doğru estiği yüksek basınçlı hava kütlesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antisipasyon:  

(Tenis Ter.) Rakipten gelen topları önceden sezinleyerek hazırlıklı olma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antisosyal:  

(antisocial) Toplum kurallarına aykırı; toplumun ahlak kurallarına ters; topluma ters düşen.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Antitermik:  

(fr.sf.) (hastalıkta) Ateş düşürücü (ilaç).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antitez:  

(fr.i. antithèse < Yun.) 1- Bir fikre, bir iddiâya karşı ileri sürülen karşı fikir, karşı görüş ve düşünce, karşı sav. 2- (man. fels.) Bir sav karşısında öne sürülen ve o savla çelişik olmakla birlikte eşit güçteki kanıta dayanan önerme. Eş anlamlısı: Karşısav.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antitoksin:  

(fr.i. antitoxine < Yun.) (yaşb.) İçine giren toksinleri etkisiz, zararsız bir duruma getirmek için vücudun çıkardığı antikor.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antivirüs:  

Görevi bilgisayarları virüslere karşı korumak olan programlar. Antivirüs programları sistemdeki virüs kapmış dosyaları bularak silerler yada temizlerler. Bazı anti-virüs yazılımları PC açık olduğu sürece aktif kalarak çalışır ve virüslerin bilgisayara saldırmasına karşı önleyici tedbirler alırlar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Antlofobi:  

(ing.i. antlophobia) sel ve sel baskınından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Antoine Henri Becquerel:  

Antoine Henri Becquerel (bekerel) (1852-1908) Fransız fizikçi. 1896 yılında Uranyum'un radyoaktif madde olduğunu keşfetti.(Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Antoloji:  

(fr.i. anthologie < Yun.) (ed.) Çeşitli eserlerden derlenmiş seçme parçalardan meydana gelen kitap, seçki, güldeste.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Anton:  

(bkz:: Adem Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Antrakoz:  

(anthracosis) Maden kömürü tozları veya dumanını devamlı soluma sonucu akciğerlere kömür toplanması ve organın siyahımsı görünüm almasıyla belirgin durum.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Antrakt:  

(fr.i. entracte) (tiy. sin.) Bir sahne oyununda perde arasında, bir filmin gösterimi sırasında filmin yarısında seyircilerin dinlenmesi için verilen kısa ara. Eş anlamlısı: Ara.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrasit:  

(fr.i. anthracite < Yun.) Çok güç tutuşan, içinde uçucu maddeler az olduğu için soluk, kısa bir alevle duman ve koku çıkarmadan yanan, çok büyük ısı veren bir tür taşkömürü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrasitler:  

(fr.t.ç.i.) Karbon türünden olan mineral familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Antre:  

(fr.i. entré) Bir binânın veya dâirenin giriş kısmı. Eş anlamlısı: Giriş. (esk.) Methal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrenman:  

Üst düzey bir verimlilik, istenilen özelliklerin geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalar.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Antrenman:  

(gnl.ter.) Teknik, taktik, moral ve fiziki yönün geliştirilmesine yarayan geliştirme süreci. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antrenman:  

(Biy.Sp.Ter.) Bir amaç için programlanmış fiziksel ve zihinsel egzersizler bütünü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antrenman:  

(fr.i. entraînement) (sp.) Bir sporcunun, yöntemli bir biçimde çeşitli fiziksel hareketler yaparak, düzenli, ölçülü çalışmalarla seçtiği spor dalında kendini hazırlaması işi. Eş anlamlısı: İdman, egzersiz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrenman:  

Yanlış: Antreman Doğru: Antrenman(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Antrenman günlüğü:  

Antrenmanda gerçektirilmiş olan çalışmaların gelişimini vb. durumları kaydetmek için kullanılan belge, dosya, not alma(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Antrenmanlı:  

(fr.t.sf.) 1- (sp.) Antrenman yapmış olan, idmanlı. 2- (mec.) Alışık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Antrenör:  

Antrenör genel ya da ilgili spor dalına özgü bir biçimde spor etkinliklerini ve antrenmanlarını yaptırabilme, sporcuyu teknik, taktik, motorik özellikler, psikolojik, sosyolojik ve zihinsel açıdan amacına uygun verimliliğe ulaştıran kişidir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Antrenör:  

(gnl.ter.) Antrenman yaptırma yetisine sahip kimse. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antrenör:  

(Futbol Ter.) Çalıştırıcı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antrenör:  

(fr.i. entraîneur) (sp.) Bir spor takımını ya da sporcuyu çalıştıran, oyuna hazırlayan kimse. Eş anlamlısı: Çalıştırıcı, çalıştırman.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrenörlük:  

(fr.t.i.) (sp.) Antrenör olma durumu, antrenörün uğraşı. Eş anlamlısı: Çalıştırıcılık, çalıştırmanlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Antrepo:  

(fr.i. entrepôt) Vergi ve harçları ödenmemiş gümrüğe tâbi malların gereken işlemler yapılıncaya kadar korunduğu bir çeşit ambar, ardiye.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrepocu:  

(fr.t.i.) Antrepoya konulmuş olan malların korunmasıyla yükümlü kimse. Eş anlamlısı: Ardiyeci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Antrikot:  

(fr.i. entrecôte) Sığırın iki kürek arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrofobi:  

(ing.i. anthrophobia , anthophobia) çiçek korkusu. bu korku yüzünden nefessizlik, baş dönmesi, aşırı terleme, mide bulantısı, ağız kuruluğu, titreme, kalp çarpıntısı, konuşma ya da düzgün düşünebilmede problem, çıldırma ya da kontrolünü kaybetme korkusu gibi sorunlar yaşanabilir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Antrok:  

(fr.i. entroque) (yerb.) Triyas devri katmanlarında bulunan, derisidikenlilerden denizlalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil, taşıl.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antropofobi:  

(ing.i. anthropophobia) insanlardan korkma. halk veya sosyete korkusu. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Antropoit:  

(fr.i. ve sf. anthropoïde < Yun.) (hayb.) Şempanze, goril ve orangutan gibi görünüşleri ve bâzı davranışları insanı andıran hayvanlar grubunun ortak adı, insanımsı, insansı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antropoitler:  

(fr.t.ç.i.) (hayb.) Maymunları ve insangilleri içine alan maymunlar alttakımı. Eş anlamlısı: İnsansılar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Antropolog:  

(fr.i. anthropologue) Antropoloji ilmiyle uğraşan bilgin, antropoloji âlimi, beşeriyatçı. İnsanbilimle uğraşan kimse, insanbilim uzmanı. Eş anlamlısı: İnsanbilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

antropoloji:  

(ing.i. anthropology) yalnıkbilim, insanbilim. insanın tarihi seyri içinde evrimini, insan ırklarının biyolojik, sosyal, kültürel özelliklerini bütün hâlinde inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Antropoloji:  

(anthropology) İnsanın tarihî seyri içinde evrimini, insan ırklarının biyolojik, sosyal, kültürel özelliklerini bütün hâlinde inceleyen bilim dalı; insan bilimi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Antropoloji:  

(Biy.Sp.Ter.) İnsanı biyolojik ve sosyal yönden araştıran bilim dalı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antropoloji:  

(fr.i. anthropologie < Yun.) İnsanın yapısını, canlılar âlemindeki yerini, gelişmesini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen ilim, insan bilimi, beşeriyat. Eş anlamlısı: İnsanbilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antropolojik:  

(fr.sf. anthropologique) Antropolojiyle ilgili. İnsanbilimle ilgili. Eş anlamlısı: İnsanbilimsel.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

antropometre:  

(anthropometer) İnsan vücudunun çeşitli kısımlarının ölçümlerini almada kullanılan araç.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Antropometri:  

(Biy.Sp.Ter.) İnsanın çeşitli fiziksel ve bedensel özelliklerini çeşitli tekniklerle ölçme.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Antropomorfizm:  

(fr.i. anthropomorphisme) (fel.) insan biçimcilik. insan niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Antropomorfizm:  

(fr.i. anthropomorphisme < Yun.) (fels.) Tanrı’yı ve benzeri kavramları, insan olmayan bütün varlıkları insan biçiminde düşünme, insanın özelliklerini onlara aktarma. Eş anlamlısı: İnsanbiçimcilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antropomorfoloji:  

(fr.i.) İnsan vücudunun biçimini inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antroposantrizm:  

(fr.i. anthropocentrisme) (fel.) insanmerkezcilik veya insaniçincilik. insanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dini nitelikli öğreti.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Antroposantrizm:  

(fr.i. anthropocentrisme < Yun.) (fels. topb.) İnsanı kâinâtın merkezi olarak kabul eden ve her şeyin insan için olduğunu, sâdece onun hizmetine hasredilmiş bulunduğunu ileri süren doktrin, insan içincilik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antropozoik:  

(fr.sf. anthropozoïque) İnsanın yeryüzünde yaşamaya başladığı dönemlerin adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrparantez:  

(fr.zf. entre paranthèse “parantez içinde”) Esas konunun dışında bir ara söz söylenmek istendiği zaman kullanılır. Sırası gelmişken, söz açılmışken, söz arasında, konu ile ilgili olmaksızın, akla gelmişken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Antrparantez:  

Yanlış: Antiparantez Doğru: Antrparantez(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Antuman:  

(sf.) (esk.) Kötü.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Anuptafobi:  

(ing.i. anuptaphobia) tek başına (damsız/kavalyesiz, bekar) evde kalmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Anut:  

(i.) Komisyon, bir hizmet verme, bir çıkar sağlama karşılığı olarak alınan yüzde. (Özellikle turist kafilelerini belirli dükkanlara götürme, belirli lokantalara yöneltme karşılığı olarak ve müşteriden habersiz alınır.) (Anot, Hanut, Hanot biçimlerinde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Anutçu:  

(i.) Yüzdeci anut karşılığında dükkan, lokanta, otel, gibi yerlere müşteri götüren kimse turist kılavuzu. (bkz:: Anut) (Anotçu, Hanutçu, Hanotçu biçimlerinde de kullanılır.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Anüs:  

(lat.i. anus) (gövb.) Kalın bağırsağın dışa açılan ve dışkıları atmaya yarayan deliği, şerç, makat. Sindirim kanalının son bölümündeki çıkış deliği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Anvers:  

Anvers; Belçika'da bir liman kentidir. Anvers ilinin başşehridir. Avrupa'nın en eski kentlerinden biridir. Dünya'nın dördüncü, Avrupa'nın ikinci büyük limanına sahiptir. Kentin içinden geçen Schelde Nehri 350 km boyunca içeri girerek büyük gemilerin bile seyir yapmasına olanak sağlamıştır. Gemi geçiş seferlerine engel olmasın diye nehir üzerinde hiçbir köprü yapılmamıştır. Belçika'da başkent Brüksel'den sonraki ikinci büyük şehridir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Anyon:  

(fr.i. anion < İng. < Yun.) (kim.) ) Elektroliz sırasında pozitif yüklü anod'a gittiklerinden bu isimle anılan negatif yüklü iyonların ortak adı. Eş anlamlısı: Eksin.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

ANZA:  

(anza) Lotus oturma pozisyonu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Anzorot:  

(erm.i. andzanut ya da a. en-zeruf'tan) Rakı. Örn:: -Tam eğleneceğimiz sırada anzorot bitti. Daha benim kafam rakıya doymadı ki. (Hüseyin Rahmi Gürpınar, Bir Muadele-i Sevda) Örn:: Anarşisti de anlamıyorum abi. Esnafı ürküttün kabul parasını al kabul ama bu arada halka bize noluyor? Nerden alacağız anzorotumuzu? (Ferit Edgü, Yazmak Eylemi) (Anzarot diye de söylenir.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

AO:  

(bkz:: AA)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aort:  

(aorta) Kalbin sol ventrikülünden çıkarak vücudun üst ve alt bölümlerine dallar veren ana arter.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Aort:  

(fr.i. aorte < Yun.) (anat.) Dokuların beslenmesi için gereken temiz kanı vücûdun her tarafına götüren atar damarların başlangıcı ve temeli durumunda olan ve kalbin sol karıncığından dördüncü bel omuruna kadar inen damar, büyük atar damar, ana atar damar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aort Deliği:  

(fr.i.) (gövb.) Aortu sol karıncığa birleştiren delik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Aort Sistemi:  

(fr.i.) (gövb.) Aorttan çıkan damarların tümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apandis:  

(fr.i. appendice < Lat.) (gövb.) Kör bağırsağın ince parmağa benzeyen son bölümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apandisit:  

(fr.i. appendicite) Kör bağırsağın apandis denen parçasının iltihaplanması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apandisit:  

Yanlış: Apandist Doğru: Apandisit(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Apandisitini Almak:  

(d. fr. appendicite, apandis iltihabı, t.f.) (Birisini) Karnından bıçaklamak. Örn:: Beş bekçiyi bıçakla ameliyat edip apandisitlerini alan yine ben Var mı ulan bana yan bakan? (Turhan Selçuk, Abdülcanbaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apapana:  

(i.) Yeme içme alışveriş yapma gibi durumlarda parayı başkasına Ödetme. (Hapapana diye de söylenir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apapanacı:  

(i.) 1- Apapana'dan yararlanan kimse. 2- Parayı ödeyen kimse. (Hapapanacı da denir.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apar:  

(Alm. Beiseite - Fr. apart - İng. aside) 1- Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. 2- Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması. (Seyirciye sesleniş)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Apar Topar:  

(be.) 1- Toplanmaya vakit kalmaksızın,telaş ve acele ile, çarçabuk. "Kadın evden apar topar çıktı" 2- Yaka paça. "Polis adamı apar topar götürdü" NOT: İkisi de Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Aparkat:  

(Boks Ter.) Özellikle rakibin hücumda olduğu sırada uygulanan aşağıdan yukarı doğru vuruş şekli. Dirsek belli bir açı oluşturacak şekilde bükülü durumdadır. Upper-cut. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Apartman:  

(fr.i. appartement “apartman dâiresi”) 1- Bir âilenin veya bir kişinin oturmasına elverişli, odaları, banyo, mutfak vb. kısımları bulunan, bağımsız dâirelere bölünmüş binâ. [Kelime bu anlamını Türkçe’de kazanmıştır] 2- Böyle bir binânın bölümlerinden her biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apaş:  

(fr.sf.i. apache, Amerikan yerli kabilelerinden birinin adı) Külhanbeyi, Serseri. Külhanbeyleriyle, serserilerle ilgili. Örn:: Galata'ya götürüp serseriler muhitini gezdirmek istiyordum. Jorjet her Avrupalıda apaş hayatı görmek merakı ile bunu şiddetle istiyordu. (Fikret Adil, Asmalımescit 74)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apaş:  

(fr.i.) apache) [Kötü olarak tanınan Teksas’ın yerli halkı Apaşlar’ın adından] (arg.) Bıçkın, külhan beyi, büyük şehir serserisi. 2- (sf.) Serserice yaşamla ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apaşikar:  

(fr.sıf.) (Kuvvetlendirme benzer hecesi ap ile ap+âşikâr) Gizli ve bilinmez bir yanı olmayan, apaçık, meydanda.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apatit:  

(fr.i. apatite < Yun.) (yerb.) Kemik dokusunda da bulunan klor veya fluorlu kalsiyum fosfat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Apaz:  

(bkz:: Hapaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apazlamak:  

(bkz:: Hapazlamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apeki:  

(i.) Rakı. Örn:: -Yanınızda apeki yok mu? -Apeki nedir? -Cermakcur. (Ahmed Rasim, Fuhş-i Atik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Apeks:  

(apex) Tepe.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Apel:  

(fr.i. appel) (tic) Bir anonim ortaklıkta, paydaşları ortaklığa koymayı üstlendikleri anaparanın taksitlerini ödemeye çağırma. Eş anlamlısı: Davet, çağrım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

WhatsApp