Haydi Öğrenelim!
Kale Alanı:
(Futbol Ter.) (altı pas)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Adnan:
Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk) kitabındaki ana karakter. Varlıklı, 50 yaşlarında bir İstanbul beyefendisi. Saf iyi kalpli bir insandır. Karısıyla aralarında yaş farkı olmasına rağmen iyi geçinir ama iyi niyeti aldatılmasıyla son bulur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Adnan:
(a.i. erk.) Cennette ölümsüzlüğe kavuşan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Adnan:
Arapların iki ana kolundan birini teşkil eden ve Hz. Peygamber’in soyunun da bağlı olduğu Adnanilerin atası. Adnan, İsmail Peygamber’in torunlarındandır. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. MÖ 604-561 yılları arasında yaşamış olan Buhtunnasr zamanında yaşadığı söylenir. Adnan’dan Hz. Peygamber’e kadar uzanan ve Hz. Muhammed tarafından da kabul edilen Adnanilerin soy kütüğü şöyledir: Adnan-Mead- Nizar- Mudarİlyas- Müdrike- Huzeyme- Kinane- Nadr- Malik- Fihr (Kureyş)- Galib- Lüey- Ka’b- Mürre- Kilab- Kusayr- Abdümenaf- Haşim- Şeybe (Abdülmuttalip)- Abdullah-Hz. Muhammed.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Adnan Menderes:
Ali Adnan ERTEKİN (d:1899; ö:1961) Ali Adnan Menderes, 1934'te soy adı kanunu çıktığında kendisine ERTEKİN soy adını almıştı. Kendisi ile bir nevi aile gibi olduğu çok yakın arkadaşı Edhem, kendisine MENDERES soy adını alınca Ali Adnan da sonradan soy ismini değiştirip Ertekin yerine Menderes yaptı.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Adnan Oktar:
Adnan ARSLANOĞULLARI (d:1956; ö:) Cemaatiyle birlikte hazırladığı kitaplarda kullandığı mahlas Harun Yahya'dır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Adnan Oktar:
Oktar'ın kurucusu ve lideri olduğu, kendi adıyla anılan ve mehdiyet inancını merkezine alan kült hareketi, 1980'li yıllarda kamuoyunca tanınmaya başladı; zengin aile çocuklarını ebeveynlerinden koparması ve cinsel istismar, şantaj, tehdit gibi suçlar ile gündeme geldi.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )
Adni:
(a.i. erk.) 1- Adın'a mensup. (bkz:: Adnan) 2- Cennete girmeye hak kazanan. Adni Recep Dede. Türk mutasavvıf, şair. (Belgrat 1688)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Adniye:
(a.i. ka.) (bkz:: Adni)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Adolesans:
(adolescence) Gençlik, buluğ, ergenlik, rüşt, 11-19 yaş arasındaki dönem.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Adrenalin:
(fr.i. adrénaline) (Hek.) 1- Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı. 2- Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan, kalp atışını hızlandıran, kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Adres:
(fr.i. adresse) 1- Bir kimsenin arandığı zaman bulunabileceği, genellikle oturduğu yer; bir kuruluşun bulunduğu, tanımlanabilecek yer. 2- Bir gönderinin üzerine yazılan, alacak olanı ve bulunduğu yeri belirten yazı. 3- (mec.) Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. 4- (arg) Ölmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Adres Değiştirmek:
(fr.t. d.fi. adresse) Ölmek öbür dünyaya gitmek. Örn:: "Ben adres değiştiriyorum evlat Çabuk delikten geç." (Süavi Şualp - Bülent Ara - bacıoğlu Gündüz İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Adresini Değiştirmek:
(fr.t. d.fi. adresse) (Birisini) Öldürmek, öbür dünyaya yollamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Adriyatik Denizi:
Adriyatik Denizi (İngilizce telaffuz: [eɪdriˈætɪk]), Akdeniz'in bir parçası olan ve İtalya Yarımadası ile Balkan Yarımadası arasında kalan uzun bir körfezdir. Adriyatik, Akdeniz'in en kuzeydeki koludur ve Otranto Boğazı'ndan (İyonya Denizi'ne bağlandığı yer) kuzeybatıya ve Po Ovası'na kadar uzanır. İtalya, Arnavutluk, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Slovenya ve Karadağ'ın denize kıyısı bulunmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
ADSL:
""Asymmetric Digital Subscriber Line""ı temsil eder. Telefon hattından dijital haberleşme sistemidir. ADSL temelli telefon hattı kurularak İnternet bağlantısının çok daha hızlı ve her zaman için aktif olması sağlanabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Adult:
(adult) Erişkin.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Aero:
(ing.i.) Yapısına girdiği sözcüğe hava, gaz anlamı katan yabancı önek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Aeroakrofobi :
(ing.i. aeroacrophobia) yüksek ve üstü açık alanlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Aerobik:
Uzun süreli olan ve düşük-orta şiddette yapılan çalışmalardır.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Aerobik:
(Biy.Sp.Ter.) Oksijenli. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aerobik:
(ing.i. aerobic) (sp.) Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılan bir tür jimnastik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
aerobiyoloji:
(ing.i. aerobiology) havada taşınan organizmaları (bakteri, mantar sporları, çok küçük böcekler, polenleri) araştıran bilim dalı. (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Aerodinamik:
(Formula-1 Ter.) Otomobilin gövde yapısı, Downforce olarak bilinen ‘hava akımıyla yere yapışmayı artırmak için geliştirilir. Bunun anlamı; otomobil pistte hızını arttırdıkça hareket eden hava onu yere daha fazla yapıştırır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aerodinamik:
(fr.i. aérodynamique) 1- Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. 2- (fiz.) Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. 3- (sf.) Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aerofaji:
(fr.i. Aerophagia) (hek.) Konuşurken, yemek yerken, su içerken veya gülerken v.b. hava yutma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aerofobi :
(ing.i. aerophobia) kapalı bir mekanda cereyan veya kimyasal madde kokusu korkusu. kapalı alandaki hava akımları ve esintilerden, hava yutmaktan, havadaki zararlı maddelerden korkma. bu fobiden muzdarip olanlar uçmanın korkularıyla bağlantılı olarak aşırı bir tehdit oluşturmadığının bilincindedirler.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Aerofobi:
(fr.i.) (hek) Güçlü esintilerden, hava akımlarından korkma biçiminde beliren hastalık, hava korkusu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aerolit:
(fr.i.) (gökb.) Kimi zaman gökten yeryüzüne düşen maden yığını, hava taşı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
aeroloji:
(ing.i. aerology) gökyüzü bilimi. atmosferi ve havayı inceleyen bilim dalı. (bkz:: Meteoroloji) (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Aerometre:
(fr.i.) Havanın yoğunluğunu ölçmede yararlanılan araç. Eş anlamlısı: Havaölçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aeronözifobi :
(ing.i. aeronausiphobia) uçak tutması sonucu oluşan kusmak korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
aeropalinoloji:
(ing.i. aeropalinology) çiçek tozu bilimi. atmosferdeki polen tanelerini ve sporları inceleyen bilim dalı. aeropalinoloji çalışmalarında, özellikle alerjik spor ve polenlerin havadaki konsantrasyonunun meteorolojik faktörlerle değişimi saatlik, günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak incelenir.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Aerosol:
(fr.i. aérosol) (kim.) Çok ince zerrelerin bir gaz içinde dağılması sonucunda meydana gelen kolloit yapıdaki madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
af:
1- Birinin suçunu, yanlışını bağışlama, hoş görme. Örn:: “Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize şefkatini göster. Sen bizim Mevlamızsın. Tüm kâfirlere karşı bize yardım et.” (Kur’anı Kerim Bakara suresi 2/286 ncı Ayet) 2- Bir suçlu hakkında hüküm verildikten sonra cezasını hafifletme veya tamamen kaldırma. Örn:: “Afta hata etmek cezada hata etmekten daha iyidir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Afacan Dennis:
Orjinal adı: Dennis the Menace. 11 yaşındadır. çok afacandır. Komşuları Bay Wilson'u çok sever. Yardımseverdir ama çok sakardır. KARAKTERLER: Henry Mitchell; Dennis'in babasıdır. Havacılık ve uzay mühendisidir. Alice Mitchell; Dennis'in annesidir. Evlenmeden önceki soyadı Johnson'dır. Yılanlara karşı fobisi vardır. George Wilson; (Bay Wilson) Mitchell'ların yan komşusudur. Dennis'den nefret eder çünkü Dennis onu hep rahatsız eder. Martha Wilson; (Bayan Wilson) Mitchell'ların yan komşusudur. Dennis'i çok sever. Ruff; Dennis'in köpeğidir. Türü çoban köpeğidir. Büyükanne Johnson; (Carleton "Swede" Johnson): Alice'in annesi ve Dennis'in büyükannesidir. Joey; Dennis'in en iyi arkadaşlarından birisidir. Dennis'in yaptığı planlarda yer alır. Çekingen ve sadıktır. Margeret; Kızıl saçlı bir kızdır. Dennis'e aşıktır ama Dennis onu hiç sevmez. Gina; İtalyan kökenli bir kızdır. Willy; Dennis'in kurbağasıdır. (Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Afacanlar Çetesi:
Kitabın Türü: Çocuk Kitabın Yazarı: İpek ONGUN Kitabın Konusu: Gökkuşağı Savaşçıları; Asena, Berk, Defne, Zeynep, Sinan, Tolga, Argun ve köpekleri Ahbap Birbirlerini candan seven, birbirleri için hiçbir şeyi yapmaktan kaçınmayan, her zaman iyi şeyler yapmak isteyen, haşarı, heyecanlı bir grup ortaokul öğrencisinin amaçları okullarına bir kütüphane kazandırmak. Okulun bahçesindeki küçük, gizemli ev bu iş için biçilmiş kaftan. Ancak... Harap evde olup bitenlerden ve kendilerini bekleyen tehlikelerden habersizler. Kitabın Ana Fikri: İlkokul Seviyesindeki Çocukların Arkadaşlık İlişkilerini Yönlendirmek.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Afafet:
(a.i. ka.) 1- Afiflik, temizlik, temiz olan. 2- Fenalıktan, günah işlemekten kaçınma. 3- Namuslu olmak.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Afangus Balığı:
Bilimsel Adı: Aphanius Fasciatus. Familyası: Tatlı Su Balığı. Yaşadığı Denizler: Ege ve Akdeniz'in sahillerine akan iç sularda yaşar. Çeşitli türleri ülkemizde yaygındır. Akvaryum balığı olarak da yetiştirilir. Yaşam Alanları: Nehirlerin yavaş akıntılı veya durgun bölümlerinde yuvalanır. Boyları 5-6 santimetre olur. Acı ve tuzlu sulara da uyum gösterir. Beslenme Şekli: Kabuklular ve özellikle su yüzeyindeki sinek-böcek larvalarıyla beslenir. Üreme Dönemi: Bahar aylarında üremelerini yapıp yumurtalarını su bitkilerinin üzerine bırakır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Afaroz:
(yun.i. aphorizein'den) 1- Kovma. Dışarıya atma. 2- İlgisini kesme. Örn:: "İşte aforoz böyle müthiş bir şeydi. Ya verem ya deli ediyordu." (Dr. Rıza Nur Hayat ve Hatıratım) (Aforoz biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: Yunanca)
Afaroz Etmek:
(yun.t. d.fi.) Kovmak dışarıya atmak. İlgisini kesmek. Örn:: "Sen piliçsin ben horoz, Etme sakın afaroz." (Hilmi Tüner Anam Babam Güzelim) (Afarozlamak biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: Yunanca)
Afarozlamak:
(bkz:: Afaroz Etmek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afarozname:
(yun.f.i.) (Okuldan işyerinden ordudan) Kovulma, çıkarılma, tard edilme belgesi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: Yun+Fars)
Afazi:
(yun.i. aphasie) (tıp.) Ses çıkarma yeteneği bulunduğu halde istenilen sözü bulup söyleyememe biçiminde görülen hastalık. Eş anlamlısı: Söz yitimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Afçı:
(a.i. afv, t. e.) 1- Genel af çıkma olasılığını hesaplayarak suç İşleyen kimse. 2- (Hapishanede tutukevinde) Çıkan aftan yararlanacak durumda olan mahkum ya da tutuklu. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afektif:
(fr.i. affective) (ruhb.) Duygu verici, duygulandırıcı, duygulu. Duygulanım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Afenfosmfobi:
(ing.i. aphenphosmphobia) kendi kendine dokunma korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Aferist:
(fr.i. affairiste) Çıkarı için her hileye başvuran, çıkarını bilen, çıkar düşkünü, çıkarcı kimse. Dalavereci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Aferizm:
(fr.i. affairism) Her şeyden çıkar sağlama eğilimi, çıkar düşkünlüğü. Eş anlamlısı: Çıkarcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Afet:
(a.i. ka.) 1- Büyük felaket, bela, musibet. 2- Çok güzel kadın, dilber.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
afet:
1- Bela, hastalık, kusur, büyük felaket, musibet, hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk, kıran. 2- İnsan müdahalesi olmadan meydana gelen deprem, sel, fırtına vb. musibet ve zararlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Affan:
(a.i. erk.) Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, temiz. Ashab'dan bu ismi kullananlar olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Affekt:
(affect) Duygulanım.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Afferent:
(Biy.Sp.Ter.) Duyu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Affettuoso:
(it.zf. affettuoso) (müz) Bir müzik yapıtının sevecen, duygulu ve yumuşak bir biçimde çalınabileceğini belirtir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Afgan:
(a.i. erk.) Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Afgani: Müslüman alimlerden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Afgan:
(bkz:: Köken)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afganistan:
Resmi Tam Adı: Afganistan İslam Cumhuriyeti Farscası: Jomhuri-ye Eslami-ye Afghanestan Yerel Kısa Adı: Peştuca / Darice: افغانستان, Peştuca: Afġānistān, Darice: Afġānestān İngilizce: Islamic Republic of Afghanistan Eski Adı: Afganistan Cumhuriyeti (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Afganistan:
Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Orta Asya bölümünde yer alan ve denize sınırı olmayan bir ülkedir.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Afganistan:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 8 Ağustos 1919 tarihinde Bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Afganistan:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Tam Başkanlık Tipi Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Afganistan:
İdari Yapısı: 34 il'e Ayrılmış: 1- Badahşan 2- Badgis 3- Baglan 4- Belh 5- Bamyan 6- Daykundi 7- Ferah 8- Faryab 9- Gazni 10- Gur 11- Helmand 12- Herat 13- Cüzcan 14- Kâbil 15- Kandehar 16- Kapisa 17- Host 18- Kunar 19- Kunduz 20- Lagman 21- Lovgar 22- Nangarhar 23- Nimruz 24- Nuristan 25- Uruzgan 26- Paktiya 27- Paktika 28- Pençşir 29- Parvan 30- Samangan 31- Sar-i Pol 32- Tahar 33- Vardak 34- Zabul(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Afganistan:
Komşuları: Doğu ve Güneyde Pakistan, Batıda İran, Kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, Doğuda da ufak bir sınırla Çin Halk Cumhuriyeti ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Afganistan:
Resmi Dili: Darice, Peştuca.(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Afganistan:
Para Birimi: Afganistan Afganisi Para Birimi Kodu: AFN(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Afganistan:
Plaka Kod: AFG (1971 yılından beri)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Afganistan:
Tel. Kodu: +93 Bölge 9 Güneybatı Asya, Güney Asya ve Orta Asya numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Afganistan:
Dini: İslamiyet Mezhebi: Sünni, Şii NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Afganistan:
Afganistan Bayrağı: Zemin siyah (gönder tarafında), kırmızı ve yeşil renklerden oluşur. Ortada bulunan kırmızı şeridin ortasında soldan ve sağdan bir halkayla ve yukarısında koyu bir İslami yazıyla çevrelenmiş mihrabı Mekke'ye dönük bir cami tasviri bulunan klâsik arması bulunmaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Afganistan:
Milli Marşı: "Welsi Tarana" ((Peştuca), "Milli Surood" (Farsça) Afganistan Ulusal Marşıdır. Mayıs 2006'da milli marş olarak kabul edilmiştir. Marşın sözleri Abdul Bari Jahani tarafından ve müzik Alman-Afgan besteci Babrak Wassa tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Afganistan:
Genel Bkş: Afganistan ismi (Peştuca: Afġānistān, Darice: Afġānestān), Afgan toprakları anlamına gelir. • Dünyadaki afyon üretiminin %95'i bu ülkede yapılır. Amerika'nın 10 yıldır bu ülkede konuşlanıyor olması bile bu üretimi azaltamamıştır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Afganistan:
NDS Afganistan'ın Dış İstihbarat Teşkilatı. (Ulusal Güvenlik Müdürlüğü) Amniyat veya Amaniyat olarak da bilinir.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
Afganistan Milli Tk:
milli tk.lakabı: Ulusal Takım (Team Melli)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
AFIS:
(automated fingerprint identification system) Otomatik parmak izi tanıma sistemi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Afi:
(yun.i.) 1- Yalan. 2- Fiyaka gösteriş caka. Örn:: Emİneyi gerçekten sevdiğinden yapmıyor sırf caka, fiyaka, afi, gösteriş için yapıyordu. (Osman Cemal Kaygılı Çingeneler) 2- Külhanbeyce, kabadayıca davranış.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: Yunanca)
Afi:
(yun.i.) (arg) 1- Kabadayıca, külhanbeyce davranış. 2- Caka, gösteriş, çalım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Afi Atmak:
(yun. t. f.) 1- Yalan söylemek. 2- Gösteriş yapmak fiyaka yapmak. 3- Böbürlenmek. 4- Kabadayıca davranışlarda bulunmak. (Afi Kesmek, Afi Yapmak biçiminde de kullanılır.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afi Kesmek:
(yun. t. f.) 1- Yalan söylemek. 2- Gösteriş yapmak fiyaka yapmak. Örn:: Züğürtse bile zengin afisi kesmeye muktedirdir. (Server Bedi Hey Kahpe Dünya). 3- Kabadayıca davranmak, külhanbeyi tavırları göstermek. Örn:: Bir ayağının bileği öbür dizinin üstünde öylesine afili bacak bacak üstüne atar bir eliyle bacak bileğini kavrayıp diğer kolunun dirseğini iskemlesinin arkalığına dayayarak öylesine afi keser ki. (Ratip Tahir Burak Hapishane Hatıraları) (Afi Atmak, Afi Yapmak biçimlerinde de kullanılır.) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afi Sökmek:
(yun. t.f.) 1- Yalana aldanmak kanmak. 2- (Birisinin) Fiyakasından gösterişinden etkilenmek. 3- (Birisinin) Kabadayıca davranışları karşısında sinmek boyun eğmek. Örn:: Fehİm Paşanın hayrül halefi bize sökmez afi. (Nazım Flikmet Cevap 3: Bir Komik Adem) (Deyim genellikle soru biçiminde ya da olumsuz çekimle kullanılır. Bize afi söker mi? Zarvoya afi sökmez gibi.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afi Yapmak:
(bkz:: Afi Kesmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afif:
(a.i. ka.) 1- İffetli, namuslu, ırz ve namus sahibi kadın. 2- Doğru, haramdan sakınan, yolsuzluğa sapmaz kişi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
afif:
1- İffetli, namuslu, doğru, zinadan ve zinaya götüren haram yollardan sakınan (erkek). Örn:: “Evlenmeye imkân bulamayanlar, Allah kendilerine lütfuyla bu imkânı verinceye kadar afif davransınlar.” (Kur’an-ı Kerim Nur suresi 24/33 ncü Ayet) 2- Yolsuzluğun her türlüsünden kaçınan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Afife:
Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Ateş Gecesi kitabının ana karakteri. Selim Bey’in kız kardeşi. Yirmi dört yaşında, evli, bir çocuk annesi, dolgun vücutlu, yeşil gözleriyle çevresindekileri büyüleyen,güzel bir kadın.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Afife:
(a.i. ka.) (bkz:: Afif) IV. Mehmed'in hanımı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
afife:
İffetli, namuslu, doğru, zinadan ve zinaya götüren yollardan sakınan. (kadın)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Afil:
(a.i. erk.) 1- Uful eden, gurub eden, batan. (güneş, yıldız) 2- Görünmez olan, kaybolan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Afili:
(yun. sf.zf. t.e.) 1- Gösterişli hoş. Örn:: Ama kimi öne İndirip kimi arkaya sola yatırıp o şapkalara çok yakışır afili biçimler vermişlerdi. (Mehmet Şeyda Garnizonda Bir Olay) 2- Kabadayılara yakışır biçimde. Örn:: Kendisi afili delikanlı İşi gücü hır çıkartmak. (Mazhar Alanson Anında Görüntü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afinite:
(ing.i. affinite) 1. Karşılıklı etkileşme değeri göz önüne alındığında, iki molekül arasındaki bağlanma gücü. 2. İki kimyasal madde veya ilaç-almaç arasındaki çekicilik. 3. İlgi, eğilim, cazibe, meyil.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Afiş:
(fr.i. affiche) 1- Hile, dalavere. 2- Yalan.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afiş:
(Alm. plakat - Fr. affiche - İng. poster) Oyunların tanıtılmasında kullanılan çeşitli biçimde ve kimi kez resimli duvar ilanı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Afiş:
(fr.i. affiche) Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı. Eş anlamlısı: Ası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Afiş Olmak:
(fr. t.f.) 1- (Birisinin) Kötü bir yönü bir suçu gizli bir yönü ya da işi ortaya çıkmak. Örn:: Sonra Canip kılıç zoruyla kasa hırsızı diye elaleme afiş olalım. (Halit Çapın Alles Kommen Ülen İnekler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Afişe:
(fr.sf. affiché) 1- Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak anlamlarına gelen kelime. 2- (eko.) Açıklanmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Afitab:
(f.i. ka.) 1- Güneş, gün ışığı. 2- Çok güzel, dilber, parlak yüz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
afiyet:
1- Ruh ve beden sağlığı. Örn:: “Ey Allah’ım! Bütün bela, hastalık ve felaketlere karşı afiyet ver!” (Hadis) 2- Ağız tadı, gönül hoşluğu, mutluluk ve esenlik. Örn:: “Ey Allah’ım! Senden af, afiyet ve günahlara karşı korunma bilincini isterim…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Afoni:
(yun.i. aphonie) (hek.) 1- Özellikle akciğerlerin dinlemeyle muayenesinde ses alınamaması. 2- Ses tellerinin işlevlerinin bozulması sonucu meydana gelen ses çıkaramama durumu. Eş anlamlısı: Ses yitimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Aforizm:
(fr.i. aphorisme) Özdeyiş. vecize, aforizma ya da özlü söz; düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözlerdir. Kimi zaman motto, kelâm-ı kibar ve ülger olarak da anılırlar. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Aforizma:
(fr.i. aphorisme) Bir düşünceyi çarpıcı, özlü bir anlatımla veren söz, ünlü söz, özdeyiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)