MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Azotlamak:

(fr.t.i.) (kim.) İçine azot karıştırmak, azotla birleştirmek.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Fas:  

İdari Yapısı: 16 Bölge: 1- Oued Ed-Dahab-Lagouira 2- Laâyoune-Boujdour-Sakia El Hamra 3- Guelmim-Es Semara 4- Souss-Massa-Draa 5- Gharb-Chrarda-Blessed Hssen 6- Chaouia-Ouardigha 7- Marrakech-Tensift-El Haouz 8- Oriental 9- Grand Casablanca 10- Rabat-Salé-Zemmour-Zaer 11- Doukkala-Abda 12- Tadla-Azilal 13- Meknès-Tafilalet 14- Fez-Boulemane 15- Taza-Al Hoceima-Taounate 16- Tangier-Tetouan.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Fas:  

Başkenti: Rabat(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Fas:  

Komşuları: Kuzeyden İspanya (boğaz boyunca bir denizden bir sınır ve Ceuta ile Melilla adlarında iki küçük özerk şehir) ve Cebelitarık Boğazı, Doğudan Cezayir, güneyden Moritanya ve Batı Sahra, Batıdan Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Fas:  

Resmi Dili: Arapça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Fas:  

Para Birimi: Fas Dirhemi Para Birimi Kodu: MAD (Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Fas:  

Plaka Kod: MA(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Fas:  

Tel. Kodu: +212 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Fas:  

Dini: İslamiyet, Hristiyanlık, Musevilik (Yahudilik) Mezhebi: Sünni (Maliki) NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Fas:  

Fas Bayrağı: Günümüzdeki hâli ile 17 Kasım 1915 tarihinde kullanılmaya başlanmış, Fas'ın bağımsızlığını ilan etmesi sonucunda ise ülkenin resmî bayrağı olmuştur. Bayrak kırmızı zemin üzerinde yeşil renkte Süleyman'ın mührü olan beş köşeli yıldızı göstermektedir. Kırmızı ve yeşil Arap ülkesi bayraklarının geleneksel renklerinden olup, bu renkler Fas bayrağında da kendisini göstermektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Fas:  

Milli Marşı: "Hymne Chérifien" (Cherifian Marşı) (Arapça: النشيد الشريف, Fransızca:) Afrika ülkesi Fas'ın ulusal marşıdır. Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1956 yılından itibaren bestesi kullanılmaya başlanan marş, 1970 yılında güftesinin de yazılması sonucu bir bütün olarak o tarihte kabul edilerek kullanılmaya başlanmıştır. Fas Fransız Protektorası sırasında Sultan Yusef ve Hubert Lyautey döneminde Fransız askeri subayı ve müzik şefi Léo Morgan tarafından bestelenmiştir. Ülke 1956'da bağımsızlığını kazandıktan sonra bestesi milli marş olarak kaldı ve 1970 yılında Ali Squalli Houssaini tarafından Arapça şarkı sözleri yazıldı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Fas:  

Genel Bkş: Tam Arapça ismi El-Memleke El-Mağribiyye (Batı Krallığı)'dır. Genellikle El-Mağrip (Batı) ismi kullanılır. Tarihî referanslarda, ortaçağ Arap tarihçileri ve coğrafyacılar, Fas'ı El-Mağrip el Aqşá (En Uzak Batı) olarak anmışlardır. Aynı şekilde Cezayir için El-Mağrib al Awsat (Orta Batı) ve Tunus için de El-Mağrip al Adna (Yakın Batı) denmiştir. "Morocco" kelimesi; Latince'deki "Morroch" kelimesinden gelir. Morroch, Latince'de Murabıtlar ve Muhavvidler'in başkentleri olan Marakeş'e verilen isimdir [10]. İranlılar "Marrakech" [11] ve Türkler de antik İdrisî ve Marinî başkent Fes'ten dolayı bu ülkeye Fas demişlerdir. Marakeş ismi büyük ihtimâlle Berberice'de Tanrı'nın Toprakları anlamına gelen Mur-Akush kelimesinden gelmektedir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Fas:  

DGST Fas'ın İç İstihbarat Teşkilatı. Bölgesel Gözetim Genel Müdürlüğü (Direction Générale de la Surveillance du Territoire)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Fas:  

(bkz:: Köken)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fas Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Atlas'ın Aslanları (les Lions de l’Atlas) Atlas dağlarına atıf.(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Fasa Fiso:  

(kbd.ik.sf.) (arg.) Hiçbir önemi ve değeri olmayan, beş para etmez, üzerinde durmaya değmez, boş. (şey ya da söz)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Fasafiso:  

(sf.) Önemsiz, değersiz, yararsız. Örn:: Etem denilen bu herif de oldukça kurnaz ve oldukça şunu bilir bir herif olmasına rağmen fasafiso'nun biri. (Osman Cemal, Kaygılı Çingeneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasarya:  

(yun.i. phasaria, gürültü'den) Boş, önem taşımayan söz ya da şey. Örn:: Ameliyathane sözünden de ürkme. Fasarya. (Orhan Kemal, Ameliyat) Örn:: Benim adım diyor Ayperi. Gilda milda bunlar fasarya. (Atilla İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasarya:  

(yun.i.sf.) (arg.) Üzerinde durmaya değmeyen, hiçbir değeri, önemi olmayan, anlamsız, boş, fasa fiso. (şey ya da söz)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fasaryacı:  

(yun.sf.i. türk.) Boş laflar eden. (kimse) Örn:: Bas git fasaryacı, tantananı başka yerde yap. Dumanlanmışım zaten uçmaktayım havada. (Gail Holst - V. Çelik Akpınar, Rembetika)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasaryalık:  

(i. yun. türk.) Fasarya olma durumu, değersizlik önemsizlik. Örn:: İyi yedirmiştim oğlana kılığımın fasaryalığını. Yemiş yutmuştu bile. (Orhan Kemal, On Beş Kuruş)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fascia:  

Sargı anlamına gelen.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Faseta:  

(it.i.) (bkz:: Façeta)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

fasık:  

1- Allah’ın emirlerine aykırı davranan, kötü huylu, kötülük yapmayı alışkanlık hâline getiren kimse, günahkâr. Örn:: “Müslümana sövmek fasıklık, onu öldürmek ise küfürdür.” (Hadis) 2- Çok yalan söyleyen, başkalarını aldatan. Örn:: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirecek olursa haberin doğruluğunu araştırın. Aksi hâlde bilmeden bir topluma kötülük yaparsınız, sonra da pişman olursunuz.” (Kur'an-ı Kerim Hucurat suresi 49/6 ncı Ayet) 3- Allah’ın emirlerine karşı gelen, Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu dinin bir kısmını veya hepsini inkâr eden. Örn:: “Şüphesiz sana apaçık ayetler indirdik. Onları fasıklardan başkası inkâr etmez.” (Kur’an-ı Kerim kelime suresi 2/99 ncu Ayet) 4- Allah’ın indirdiği şekliyle İncil’e iman edip içindekileri uygulaması kendilerine farz olan Yahudiler, Hristiyanlar. Örn:: “İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar fasıklardır.” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/47 nci Ayet) 5- İslam dinine inandığını söyleyen fakat kalbiyle inkâr eden iki yüzlü, münafık. Örn:: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerinin velileridirler. Kötülüğü emrederler, iyiliği engellerler ve cimrice davranırlar. Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onlara unut(ul)muş (gibi) davrandı. Şüphesiz münafıklar fasıklardır.”( Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/67 nci Ayet) 6- İnsanlara haksızlık yaparak onları horlayan; emeklerini sömürüp kanlarını döken. “(Ey Musa) elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve bütün korkulardan sıyrılmış olarak elini kolunu indir. Bu iki şey senin Rabb’in tarafından Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderilen bir elçi olduğunu gösteren ayetlerdir. Çünkü onlar, fasık bir topluluktur.” (Kur’an-ı Kerim Kasas suresi 28/32 nci Ayet) 7- Kötülüğe ve kendisine yapılan haksızlığa boyun eğen, zalime itaat eden. Örn:: “Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar fasık bir topluluktu.” (Kur’an-ı Kerim Zuhruf suresi 43/54 ncü Ayet) 8- Alay eden, kötü lakap takan, yalancı şahitlik yapan, zenginliğiyle şımaran, sözünde durmayan, emri bilma’ruf nehyi anilmünker görevini yapmayan. “Ey iman edenler! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay edilenler alay edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay edilenler alay eden kadınlardan daha hayırlı olabilir. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın, imandan sonra fasıklık ne kötü bir şeydir. Kim (bu kötü davranışlarından) tövbe etmezse işte onlar zalimdirler.” (Kur’an-ı Kerim Hucurat suresi 49/11 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fasıl:  

(Ort. O.) 1- Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. 2- Orta Oyunu'nun ikinci bölümü. Bu bölümde taklitler yer alır. Oyunun asıl bölümü budur. 3- Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

fasıla:  

1- Aralık, ayıran şey, bölme, kesinti. 2- Kur'an-ı Kerim ayetlerinin son kelimesi, iki ayeti birbirinden ayıran kelime. 3. Kur'an-ı Kerim’deki bir cümleyi kendinden sonraki cümleden ayıran kelime. 4- Cümlede anlamın tamamlandığını gösteren durak işaretlerindeki birbirine uygun harfler. 5- Noktalama işaretlerinin henüz bulunmadığı dönemde, Kur'an-ı Kerim okunurken durulması gereken yerleri yani cümlenin başlangıcını ve sonunu göstermek için yapılmış düzenleme. Kur'an-ı Kerim’deki fasılalar ya Hz. Peygamber’in uygulamasıyla ya da uzman kıraat bilginlerinin içtihatlarıyla bilinir. Fasıla işaretleri, günümüzdeki Mushaflarda özel işaretlerle gösterilmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fasikül:  

Bir bağ dokusu tarafından bir arada tutulan iskelet kas lifleri grubu.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Fasikül:  

(fr.i.) Ansiklopedi ve benzeri büyük kitapların ayrı kapaklar içinde yayımlanan bir ya da birkaç formalık bölümü. eş anl. esk:: cüz, yeni böle.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

fasit:  

1- Bozan, hükümsüz bırakan, doğru ve uygun hareketi bozan. Örn:: “Vücutta bir et parçası vardır. O, güzel olduğu zaman bütün vücut güzel olur. O, kötü olduğu zaman bütün vücut fasit olur. Dikkat edin! O, kalptir.” (Hadis) 2- İki kişinin arasını bozan, nifak ve anarşi çıkaran, toplumsal birlik ve beraberliği yok etmeye çalışan. Örn:: “(Münafıklara) ‘Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın! denildiği zaman ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ derler. İyi bilin ki onlar fasit kişilerdir, fakat bozguncu olduklarının farkında değildirler.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/11-12 nci Ayet) 3- Kâfir. 4- Bir ibadetin veya hukuki işlemin nitelik ve şartlarındaki eksiklik ve bozukluk sebebiyle hükümsüz olması. İslam dinine göre nikâh akdi yapılırken en az iki şahidin bulunması şarttır. Şahitler olmadan evlilik yapılacak olursa böyle bir evlilik sözleşmesi fasit olur. 5- Dinin farz veya vacip olarak emrettiği bir ameli bozan, iptal eden şey. Namaz kılan bir insanın gülmesi fasit bir davranıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fasl-ı Mudhik:  

(İsi. Tiy.) Arap ülkelerinde ilkel bir güldürü türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Fason:  

(fr.i.) 1- (modada) terzinin, belli bir ölçü ve modele göre kumaşa biçim vermek üzere kesimi. 2- Başka bir firmaya yaptırılan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fasone:  

(fr.i.) 1- Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. 2- Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fast Break:  

(Basketbol Ter.) Hızlı hücum. Hücum yapan takımın topu diğer sahaya ve sayı alanına hızla geçirmesi ve karşı takım savunmasını sayıca eksik olarak ya da savunmasız yakalaması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Fasulye:  

(yun.i. phasiolostari) Para. Örn:: Fasulyeyi bulmuş, çarık sağlam gelip meydancılık mı yapacak? (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasulye:  

(phaseouls vulgaris) Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Faydası:: Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezi'nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu en azından 2-3 kere değiştirmek gerekir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Fasulye:  

(yun.i.) (bitb.) 1- Fasulyegillerden, barbunya, çalı fasulyesi, ayşekadın, horoz fasulyesi gibi birçok türü bulunan, ürünü sebze olarak kullanılan, bir yıllık sarılgan bir bitki. 2- Bu bitkinin, yeşil ya da kuru sebze olarak yenilen ürünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Fasulye:  

Yanlış: Fasülye Doğru: Fasulye(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Fasulye mi Yedin:  

(d. yun. phasi-o ostan türk.) Yanlış uygunsuz bulunan bir sözü belirlemek için kullanılır. Örn:: Behçet ağbi avanta makina İstiyor - Fasulye mİ?.. O dayıysa biz kayısı mıyız?.. Süavi Süalp- Bülent Arabacıoğlu Gündüz, İnsan Gece Hırt)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasulye Yazmak:  

(d. yun. türk.) Kumarhane sahibinin payını (manosunu) yazmak, kaydetmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fasulyegiller:  

(yun.t.ç.i.) (bitb.) Kapalıtohumlu, ayrı taçyapraklı çiçekli bitkiler familyası, yonca fasülye, karaçalı gibi otsu, ağaçsı ya da ağaç biçimindeki bitkileri kapsar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)

Faşige:  

(i.sf. faşişt'ten bozma, uydurma) (arg.) Faşizm yandaşı, faşişt kız ya da kadın.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Faşigo:  

(it.sf.i. fascio, birlik'ten u.) Faşizm yanlısı. (kız, kadın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Faşing:  

(alm.i.) Almanya’da, Hıristiyanlığın büyük perhizinden önce düzenlenen üç gün ya da kimi kez bir hafta boyunca süren şenlik, eğlence, karnaval.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Almanca)

Faşist:  

(fr.i.sf.) 1- Faşizm yandaşı, faşizme bağlı olan (kimse, görüş). 2- Baskıcı (düzen, kimse).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Faşizm:  

(fr.i. fascisme) İtalya'da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin, tek partinin elinde toplandığı düzen.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Faşizm:  

(fr.i.) 1- İtalya’da, Musolini’nin önderliği altında 1919’da başlayan, adını 1922–1943 yılları arasında iktidarda bulunan partiden alan, sendikalara, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmek ereğini güden, tüm yetkilerin tek partinin ve tek kiş inin elinde toplandığı düzen. 2- Demokratik düzen yerine aşırı, çarpıtılmış bir ulusçuluğa dayanan bir baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Faşo:  

(it.sf.i. fascio, birlik'ten u.) Faşizm yanlısı kimse, faşist. (erkek) Örn:: Çocuklarımızı doğrayan faşolarınızı, o toplu mezarları her şeyi her şeyi unutalım. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Faşo:  

(i.sf. faşişt'ten bozma, uydurma) (arg.) Faşizm yandaşı, faşizme bağlı, faşist (erkek).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

FAT:  

"File Allocation Table" teriminin kısaltmasıdır ve dosyaların sabit disk ya da disket üzerinde ne şekilde yerleştirildiğini belirtmek için kullanılır. Başka bir deyişle FAT, sabit diskinizin kullanabileceği dosya sistemlerinden birisidir. Son olarak Windows 95'de gördüğümüz FAT dosya sistemi, yeni nesil Windows sürümlerinde yerini FAT 32 ve NTFS'e bırakmıştır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

FAT32:  

FAT dosya sisteminin gelişmiş haline verilen isimdir. FAT32, FAT dosya sistemine oranla çok daha küçük küme boyutlarını ve çok daha büyük birimleri destekler. Bu sayede, sabit disk üzerindeki depolama alanı da daha verimli bir biçimde kullanılabilir. İlk olarak Windows 98'de karşımıza çıkan FAT 32 dosya sistemi, günümüzde popülerliğini büyük oranda yitirmiştir. Artık bilgisayar sistemlerinin büyük çoğunluğunda NTFS dosya sistemi kullanılmaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Fatal:  

(fatal) Ölüme götüren, ölümle sonuçlanan,öldürücü, ölümcül.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fatalist:  

(fr.i.sf.) (fels.) Fataşizme, yazgıya inanan kimse. eş anl:: yazgıcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fatalizm:  

(fr.i. fatalisme) (fel.) Yazgıcılık, kadercilik. Tüm eylemlerin ya da olayların evrendeki yasaların boyunduruğunda olduğunu vurgulayan bir felsefi öğretidir. İslam düşüncesinde bu görüşe yakın olan akım Cebriyyedir. Fatalizm ve pozitivizm bilime atıfta bulunurken, cebriyye Tanrıya atıfta bulunur.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Fatalizm:  

(fr.i.) (fels.) Her şeyin Tanrı'ca ya da doğaüstü bir güç tarafından önceden ve değişmez bir biçimde kararlaştırıldığına, insanın bu kararı değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü, öğreti. eş anl:: yazgıcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fatıma:  

(a.i. ka.) 1- Sütten kesilmiş. 2- Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış. Hz. Peygamber'in Hz. Hatice'den dünyaya gelen en küçük kızının adıdır. Hicretten 18 yıl önce 605'te Mekke'de dünyaya gelmiştir. 632 yılında Medine'de vefat etmiştir. 18 yaşında iken Hz. Ali ile evlenmiş, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ümmü gülsüm ve Hz. Zeyneb adında dört çocuğu vardır. Rasûlullah (s.a.s)'tan sonra 6 ay yaşamıştır. Lakabı Zehra'dır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fatıma:  

Hz. Peygamber’in en küçük kızı, Hz. Ali’nin eşi. Hz. Fatıma (ö.11/632), Hz. Muhammed’e peygamberliğin gelmesinden yaklaşık beş yıl önce (605) Mekke’de dünyaya gelmiştir. Annesi Hz. Hatice’dir. ‘Beyaz, parlak, aydınlık yüzlü hanım’ anlamına Zehra, ‘iffetli, namuslu kadın’ manasına Betül lakaplarıyla meşhur olmuştur. Mekke döneminin sonlarında Hz. Peygamber’in uğramış olduğu işkencelere karşı ona yardım etmiştir. Kardeşleri ve yakın akrabaları ile beraber Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir. Hz. Fatıma ile birçok kimse evlenmek istemesine rağmen Hz. Muhammed onu amcasının oğlu Hz. Ali ile evlendirmiştir. Bu evlilikten Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Muhsin, Hz. Ümmü Gülsüm ve Hz. Zeynep adlı çocukları dünyaya gelmiştir. Hz. Peygamber’in soyu Hz. Fatıma’dan olan torunları vasıtasıyla devam etmektedir. Hz. Muhammed’in, Hz. Hasan’ın soyundan gelen torunlarına ‘şerif’, Hz. Hüseyin’in soyundan gelen torunlarına ise ‘seyit’ unvanı verilmiştir. Hz. Fatıma, sahabe arasında cömertliği ve ibadete olan düşkünlüğü ile tanınmıştır. Hz. Peygamber ona ayrı bir sevgi göstermiştir. Hz. Peygamber’in vefatından sonra derin bir üzün88 tüye kapılan Hz. Fatıma çok yaşamamış; yaklaşık altı ay sonra Medine’de vefat etmiş ve Baki mezarlığına defnedilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fatır Suresi:  

(a.i. سورة فاطر) fatır suresi; Allah’ın yaratıcılığı ile ilgili ilk ayette geçer. yine ilk ayette geçen “el-melaike” kelimesinden dolayı “melaike suresi” diye de anılır. kur'an-ı kerim'de 35 nci sure, 22 nci cüz, 433 ncü sayfadadır. 45 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 43 ncü sıradadır. furkan suresi'nden sonra, meryem suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. surede başlıca, Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları, öldükten sonra dirilme, Allah’ın nimetleri ve müminle kafir arasındaki fark konu edilmektedir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Fâtır suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in otuz beşinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Kırk beş ayettir. Adını, birinci ayette geçen ve “Yaratan” anlamına gelen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Sureye, Allah’ın varlığı, birliği, onun yaratmadaki eşsizliği tanıtılarak başlanır. Yaratmış olduğu varlıklardan melekler özellikleriyle tanıtılır. Meleklerin görevleriyle ilgili bilgiler verilir. İnsanlarla ilgili psikolojik tahliller yapılır. Bu çerçevede onların nankörlükleri ve şeytanın peşine düşmelerinin nedenleri açıklanır. Hz. Peygamber’in, insanları İslam’a davet ederken kendisini çok fazla yıpratmaması hatırlatılır. Surede, yağmuru yağdırarak ölü toprağa hayat veren Allah’ın ölümden sonra da insanları aynı şekilde dirilteceği vurgulanır. Allah’ın, insanın hizmetine karaları ve denizleri vermesi ele alınır. Bütün bunları sonsuz kudretiyle yaratan Allah’a şirk koşmanın büyük bir günah oluşu hatırlatılır. Tanrı diye tapınılan varlıkların hiçbir şeyi yaratmaya güç yetiremeyecekleri haber verilir. Surede, peygamberlik konusu üzerinde de durulur. Her insanın sorumluluğunun bireysel olduğu vurgulanır. Bu sorumluluklar çerçevesinde insanlar, gayba inanmaya, namaz kılmaya, günahlardan tövbe ederek arınmaya çağrılır. Peygamberleri yalanlamanın yanlışlığı üzerinde durulur ve onları yalanlayanların ilahi cezalara çarptırılacağı belirtilir. Surede, insanı çevreleyen tabiatın önemi üzerinde durulur ve insanlar tabiatı incelemeye davet edilir. Ayrıca Kur'an-ı Kerim’i okuyanların, namaz kılanların, kazançlarını fakirlerle bölüşenlerin ahirette Allah’ın sevgisini kazanacakları haber verilir. Tevhit, peygamberlik ve hidayet konusu tekrar ele alındıktan sonra Allah’ın her şeyi bildiği ve her şeye gücü yettiği hâlde insanları hemen cezalandırmayıp birtakım nedenlerden dolayı cezalarını ertelediğini bildiren ayetlerle sure son bulur(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fatih:  

(a.i. erk.) 1- Fetheden, açan. 2- Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi zapteden kimse. 3- Hüküm veren anlamında, Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarından biridir. A'raf suresi 89. ayet. İstanbul'u fetheden yedinci Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Han'a bu fethinden ötürü verilen unvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fatih Harbiye:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Peyami SAFA Kitabın Konusu: Bir genç kızın uğradığı değişimler. Kitabın Ana Fikri: Yazar bu romanında Tanzimat'tan kopup gelen, Millî Mücadelede ve sonraki yıllarda alevlenen batılılaşma hareketlerinin Türk tipindeki ve cemiyetindeki etkilerini incelemektedir. Karakterler: Neriman, Şinasi, Faiz bey, Macit, Gülter, Fahriye, Nezahet, Ferit, Muammer, Ulviye.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Fatih Sultan Mehmet:  

"Eğer Ben İşimi En İyi Bilene Değilde, En Sevdiğime Yaptırsaydım İstanbul'u Fethedemezdim."(Konusu: ünlülerin sözü, Kökeni: )

Fatih Terim:  

(lakabı) sp.) İmparator(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Fatiha Suresi:  

(a.i. سورة الفاتحة) fatiha suresi; kur'an'ın ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "fatiha" denilmiştir. halk arasında yaygın olarak "elhamdülillah" suresi olarak da bilinir. bu sureye "ana kitap" manasında "ümm-ül-kitâb", "dinin esaslarını ihtiva eden" manasında "el-esas" isimleri verildiği gibi, ana hatlarıyla islam'ı anlattığı için "el-vafiye" ve "el-seb'u'l-mesânî", birçok sırrı taşıdığı için "el-kenz" gibi isimler de verilmiştir. kur'an-ı kerim'de 1 nci sure, 1 nci cüz, 1 nci sayfadadır. 7 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 5 nci sıradadır. müddessir suresi'nden sonra tebbet suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. tam olarak inen ilk suredir. fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete layık bir tek Allah'ın varlığı, O'nun hakimiyyeti, O'ndan başka dayanılacak bir güç bulunmadığı anlatılır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Fatiha suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in ilk suresidir. Mekke’de inmiştir. Yedi ayettir. Kur'an-ı Kerim bu sure ile başladığı için “açan” anlamında “el-Fatiha” adı verilmiştir. Allah ile kul arasında bir sözleşme ve anlaşma niteliğinde olan Fatiha Suresi, Allah-insan ilişkisini en güzel bir biçimde ortaya koyan surelerden biridir. Namazların her rekâtında olmak üzere günde kırk defa Fatiha Suresi okunur. Öneminden dolayı Hz. Peygamber: “Fatiha okunmadan kılınan namaz tamam değildir.” buyurmuştur. Sure; hamt, şükür ve övgünün, âlemlerin Rabbi olan Allah’a özgü olduğunu bildirerek başlar. Bu başlangıç ayeti, yaratmada ve emretmede Allah’ın eşsizliğini bildirir. Bu ayeti Allah’ın esirgeyen ve bağışlayan, aynı zamanda din gününün sahibi olduğunu ifade eden övgü ayetleri takip eder. Bu hamt ve övgü ayetlerinden sonra insanoğlunun Allah karşısında durumunu belirleyen ayetler gelir. Bu da gönüllü olarak Allah’a kulluk etmek, ibadeti yalnızca ona yapmak ve her türlü yardımı yalnızca Allah’tan beklemektir. Surede, Allah’tan nelerin isteneceği bildirilir ve bu istemenin yolu da öğretilir. Buna göre insanın, istemeden önce ne istediğini bilmesi, sonra ona gerçekten ihtiyacı olduğunu belirtmesi, daha sonra da onu elde etmek için yapılması gerekenleri yapması tavsiye edilir. Böylece gerçek duanın Allah’ın nimetlerini hayal ve arzu etmek değil, o nimetleri elde etmek için kararlı bir şekilde çalışmak olduğu vurgulanır. Allah’tan, peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yoluna tüm müminleri iletmesi istenir. Çünkü bu yol “sıratımüstakim” denilen en doğru yoldur. Gazaba uğrayanların ve sapkınların durumuna düşmemek için Allah’tan yardım istemeyi tavsiye eden ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fatihane:  

(b.i) (esk) Fatih gibi, fatihe benzercesine, fatihe yaraşır bir biçimde.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Fatihli:  

(i. esk.) (banknot'un üzerinde yer alan Fatih Sultan Mehmed'den) Bin liralık kağıt para. Örn:: Bi fatihli var cepte onnan sana geldim. (Hulki Aktunç, Madi Hayat in the bark)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fatin:  

(a.i. erk.) 1- Zeki, anlayışlı. 2- Zihni açık, kavrayışlı. Uyanık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fatine:  

(a.i. ka.) ((bkz:: Fatin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fatma:  

(a.i. ka.) Arapçada "çocuğunu sütten kesen kadın " anlamına gelmektedir. Aynı zamanda Fatma isminin anlamı temizlik, saflık, namus, iffet kavramlarına işaret etmektedir. Bu ismi taşıyan kadınlar, dürüstlüğü, kararlılığı ve güçlülüğü ile bilinmektedir. (kıs.) FATO(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fatmagül:  

(a.i. ka.) (bkz:: Fatma)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fatmanur:  

(a.i. ka.) (bkz:: Fatma)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fatura:  

(it.i.) Satılan bir malın cinsini, miktarını, fiyatını ve toplam tutarını belirten ve satıcı tarafından düzenlenerek alıcıya verilen belge.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Faturalamak:  

(it.t.i.) Bir malın faturasını düzenlemek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Faturalı:  

(it.t.sf.) Faturası bulunan mal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Faturasız:  

(it.t.sf.) Faturası bulunmayan mal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Faul:  

(ing.sf.i. foul, kurala uymayan) 1- Uygunsuz, hatalı. (durum, görünüm) Örn:: Türk futboluna silahı sokan adamdı Dede hasan. Tabanca ve spor İki sözcüğün yan yana dizilişi bile favüldü.(Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) Örn:: Gerçi tipin faul ama sana da bakıcak bi kız çıkar elbet. (Aİtan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük) (Kadında, kızda) 2- Duruma göre olması gerekenden daha çok açılmış bacak, göğüs vd.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Faul:  

(gnl.ter.) Kural dışı ve cezalandırmayı gerektiren davranış, hareket. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Faul:  

(Basketbol Ter.) Engelleyici, rakibin pozisyonunu bilerek veya bilmeyerek kural dışı bozan hareket. Block Out. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Faul:  

(Boks Ter.) Boksta eldivenin iç kısmı ile vurmak, rakibi tutup sarılmak, ayaklarına basmak, düz vurmak, hakem komutlarına uymamak, rakibin ön bölgesi dışına, belden altına vurmak, rakibin görüşünü kapatacak derecede kasıtlı olarak kolunu önde tutmak, köşe kurallarına uymamak, rakibe tükürmek, belden aşağıya eğilmek ve kafasını belden aşağı sokmak, rakibi yerde iken ya da kalkarken hücum etmek.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Faul:  

(Futbol Ter.) Engelleme, rakip oyuncuya kural dışı müdahale. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Faul:  

(ing.i.) 1- (sp.) Maçlarda ve türlü spor karşılaşmalarında, bir sporcunun takımına sayı kazandırma olasılığı bulunan bir hareketini önlemek için, karşı takım oyuncusunca başvurulan kuraldışı davranış. 2- (i.sf.) (arg.) Hatalı, uygunsuz. (durum, görünüm)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Faul Atışı:  

(Basketbol Ter.) Faul sonucunda serbest atış alanından kullanılan müdahalesiz atış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Faul Vermek:  

(d. ing. türk.) (Kız ya da kadın) 1- Bacağını, göğsünü bilerek ya da bilmeden alışılmıştan fazla açmak, bacağı, göğsü vb. olağandan çok görünmek. 2- Öğretmen, öğrenciyi azarlamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fauna:  

(lat.i.) (hayb.) Bir ülkeye, belli bir bölgeye ya da döneme özgü hayvanların tümü, bir yerin hayvansal doğası. eş anl:: direy.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)

Faust:  

Kitabın Türü: Şiirsel Oyun Kitabın Yazarı: Yohan Wolfgang Van GOETHE Kitabın Konusu: Yazar, bu romanı çok genç yaşta yazmış, daha sonra olgunlaştığı zaman yeniden ele alarak son şeklini vermiştir. Goethe‘nin kendi iç dünyasından ve yaşamından izler taşıyan roman, aslında manzum biçimde bir tiyatrodur. İnsanı simgeleyen Faust‘la şeytanın savaşı anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Yazar her iki bölümde de insan karakterini oldukça detaylı bir şekilde dile getirmiştir. Fakat yazar isterse bir konuyu nasıl haşmetli, heybetli bir sadelik ve bütünlükle işleyebileceğini göstermiştir. Bununla birlikte bazı bölümlerinin anlaşılması ve olaylarla bağlantı kurmak çok güçtür.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Fava:  

(it.i.) Bakla ya da bezelye içiyle yapılan zeytinyağlı ezme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Favori:  

(gnl.ter.) Bir oyun öncesinde kazanması tahmin edilen sporcu veya takım. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Favori:  

(fr.i.sf.) 1- Herhangi bir işte ya da yarışmada üstün geleceğine inanılan (kimse, takım vb.). 2- (bir kimsece ya da birçoklarınca) en çok beğenilen, tutulan, gözde. "Yılın favori şarkısı buydu" 3- Yüzün iki yanında, saçın süreği olarak bırakılan sakal demeti. 4- Yarışı kazanacağı düşünülen at. 5- (sp.) Maçta, yarışmada ya da karşılaşmada üstün geleceğine inanılan yan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Favul:  

(bkz:: Faul)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Favül:  

(bkz:: Faul)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fax Hizmeti:  

Bilgisayar ile faks almanızı ve göndermenizi sağlayan Windows hizmetine verilen isimdir. Faks işlemleri için, Internet bağlantısında kullanılan protokollerden farklı bir protokol kullanılır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Fay:  

(fr.i.) (yerb.) Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması. eş anl:: kırık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fayans:  

(fr.i.) 1- Bir yüzü sırlı, renkli ve çoğunlukla çiçek resimleriyle süslü, yapı işlerinde duvarlara, yere döşenen pişmiş balçık levha. eş anl:: çini, sırlıtaş. 2- (sf.) Bir yüzü sırlı ve süslü pişmiş balçıktan yapılmış olan. (nesne) "Büyük bir çini tabak aldım"(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Fayih:  

(a.i. erk.) Kendiliğinden dağılan güzel koku.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fayiha:  

(a.i. ka.) 1- Çiçek veya meyve kokusu. 2- Güzel kokulu nesne.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Fayrap:  

(ing.i.zf.ü. fire, up'tan) 1- Bir İşe girişme, bir edime hızla başlama. Örn:: İkincisi karıya kendini doyurmayacaksın. Açlığı hep kursağında kalmalı. Arada bir maraza çıkar. Dost geceleri içki bitti soyunup yattınız. Karının tam fayrap zamanı fasaryadan bir kıskançlık numarası tuttur, yataktan hoplayıp ceketi sırtla. Yallah. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Haydi, yallah anlamında kullanılır. Örn:: Yabancıya lüzum yok. Ceketleri fora çemirleriz, gömleklerin kollarını fayrap. (Orhan Kemal, Devlet Kuşu) 3- (Kapı, pencere vb. İçin) Aç ardına kadar aç anlamında söylenir. Örn:: Fayrap be anam babam. Şu kapıyı fayrap et ki Osman ağamdan karı gardiyanına kağıt getiriyoruz. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 4- (Giyecek, çamaşır vb. için) Çıkarma, çıkarıverme, soyunma. 5- (Bazen özellikle ayakkabı İçin) Giyme. Çıkarma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fayrap:  

(ing.i.) 1- Bir istim kazanının, istim oluşturacak biçimdeki yanar durumu. 2- Gemilerde ateşçiye, ateşi hızlandırması, harlı duruma getirmesi için verilen komut.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Fayrap Etmek:  

(d. ing. türk.) 1- Başlamak, girişmek. 2- (Kapıyı, pencereyi) Açmak. 3- (Ocağı, sobayı) Yakmak, harlatmak. Örn:: Ocağı fayrap edeyim mi Recep Efendi? -Bana kalırsa daha erken. (Samim Aşkın, Halk Plajı) 4- (Giysiyi, çamaşırı) Çıkarmak, hızla çıkarıp soyunmak. 5- (Ayakkabıyı) Giymek. Çıkarmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fayraplamak:  

(ing.t.i.) 1- Ocağın ateşini harlandırmak. 2- (arg.) İşi hızlandırmak. 3- (arg.) (kapı, pencere için) sonuna değin açmak, (giysi için) çıkarmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Fayraplaşmak:  

(f. ing. türk.) Eşanl. Fayrap Etmek. Fayrap olmasını sağlamak. 2- Giyinmek. Özellikle ayakkabısını giymek. Çıkarmak. Örn:: Hey Seringel. Varan üç - Ha bereket Pabuçları fayraplasın da gelsin. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Faysal:  

(a.i. erk.) 1- Keskin hüküm, karar. 2- Halletme, neticelendirme. 3- Keskin kılıç. 4- Hakim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp