Haydi Öğrenelim!
Amnezi:
(amnesıa) Bellek yitimi.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Senegal:
Tel. Kodu: +221 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Senegal:
Dini: İslamiyet, Hristiyanlık Mezhebi: Sünnilik NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Senegal:
Senegal Bayrağı: Resmi olarak 20 Ağustos 1960 tarihinde göndere çekilerek kullanılmaya başlanmıştır. Bayrak Pan-Afrika Renkleri olan sarı, yeşil ve kırmızıdan oluşmaktadır. Bayrağı dikey olarak üç eşit parçaya bölen şeritler göndere çekilen taraftan başlayarak sırasıyla yeşil, sarı ve kırmızı renklerden oluşmaktadır. Ayrıca bayrağın ortasında bulunan sarı şeritin ortasında yeşil renkte beş köşeli yıldız bulunmaktadır. Bayrakta bulunan renklerden yeşil renk iyi bir geleceğin ve ilerlemenin yanı sıra ülkede bulunan üç büyük dini grup olan İslamiyet, Hristiyanlık ve Animizm'i sembolize etmektedir. Sarı renk yeşeren vadileri ve ülke halkının birlikte çalışmasından doğan zenginliğini ifade etmektedir. Bayrağın dalgalanan tarafında bulunan kırmızı renk ise ülkenin bağımsızlık mücadelesini, sömürge döneminde akıtılan kanı ve sosyalizmi temsil etmektedir. Yeşil renkli beş köşeli yıldız ise özgürlüğün simgesi olarak bayrakta yer almaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Senegal:
Milli Marşı: "Pincez Tous vos Koras, Frappez les Balafons" (Koralarınızı Gerin, Balafonlarınızı Çalın) Afrika ülkesi Senegal'in ulusal marşıdır. Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1960 yılında kabul edilerek kullanılmaya başlanmıştır. Ülkenin ilk devlet başkanı olan Léopold Sédar Senghor ulusal marşın sözlerini yazmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Senegal:
Genel Bkş: Gorée Adası 19. yüzyılda köle ticareti için kullanılmaktayken günümüzde ise bir turizm merkezi olarak tüm dünyaya köle ticaretinin dehşetini göstermek için kullanılmaktadır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Senegal Milli Tk:
milli tk.lakabı: Misafirperver Aslanlar (Les Lions de la Teranga)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Senem:
(a.i. ka.) Put. İsim olarak kullanılmaz. (bkz:: Sanem)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
senet:
(bkz:: isnat)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Senevat:
(a.i. ka.) Seneler, yıllar, sinin.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Senevi:
(a.i. erk.) Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Senfoni:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senfonik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sengül:
(t.i. ka.) Sen gülsün, gül gibi güzelsin.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Senih:
(a.i. erk.) 1- Süs, bezek. 2- İnci.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Seniha:
Yakub Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı Kiralık Konak kitabının baş karakteri. Servet Bey ve Sekine Hanım’ın kızı. İçi de dışı gibidir, durmadan değişir. Bazen şen ve şuh, bazen içine kapanık, dalgın ve kötümserdir. Şımarık, havai, maymun iştahlı, istekleri yerine gelse bile mutlu olmayan birisidir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Seniha:
(a.i. ka.) İnciler, süs, bezek.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Seniha Hanım:
Peyami Safa'nın yazdığı Mahşer kitabındaki ana karakter. Bir kaç kez evlenip boşanmış en sonunda kendi gibi sahtekar biriyle evlenmiş,zeki, işten pazarlıklı bir kadın.Çıkarları uğruna her şeyi yapan ahlaksız bir kadın.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Seniye:
(a.i. ka.) Yüksek, yüce, ali, bülend.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Senkretizm:
(fr.i. syncretisme) Bağdaştırmacılık. Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Senkron:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senkroni:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senkronik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senkronizasyon:
(Alm. synchronisation - Fr. synchronisation - İng. synchronisation) 1- Oyunda söz, ışık, hareket, müzik ve efektlerin uyumu, eşlenmesi (Eşleme). Daha çok film sanatında kullanılır. 2- Empresyonist oyunlarda olduğu gibi, içinde film ve diyapozitif bulunan oynanışlarda sahnedeki oyuncunun sözüyle, filmdeki görüntüyü ya da diyadaki resmi uyumlu olarak kaynaştırma.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Senkronizasyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senkronize Yüzme:
(Yüzme Ter.) Müzik eşliğinde ritmik hareketlerle yüzme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Senli Benli:
(sf.) 1- Aşırı derecede samimi: Senli benli davranışlarıyla, Turhan'ın derlenip toparlanmak, ölçülü olmak için gösterdiği çabayı hiçe indiriyordu. -N. Cumalı. 2- (zf.) Aşırı ölçüde samimi olarak, teklifsiz bir biçimde: Mal müdürü, vergi kâtibi, evkaf memuru gibi her zaman işinin düşeceği nüfuzlu adamlarla senli benli konuşur, odalarına uğradıkça başköşede ikram görürdü. -R. H. Karay. NOT: Yakın anlamlı kelimelerden oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Senozoik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
SENSEI:
(sensei) Bilgi ve birikim anlamında..! önceden doğan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
SENSEI:
(sensei) Bilgi ve birikim anlamında..! önceden doğan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Sensei:
Japonca iki kanji’nin (SEN ve SEİ) bir araya gelmesiyle doğan bir kelimedir.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
Sent:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentagma:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentagmatik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentaks:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentaktik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentetik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentetik Yöntem:
(Alm. Synthetisches system) Oyunun konusu, başından başlayıp geriye dönüşler yapmadan, olay sırasına göre götüren yazış.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Sentez:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sentigrafi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
SENTO GATA:
(sento gata) Bir üstadın öğrencisi olarak tanınma.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
SENTO GATA:
(sento gata) Bir üstadın öğrencisi olarak tanınma.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Senyör:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Senyörlük:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sepaj:
Fransızca'da şarabın yapımında kullanılmış üzüm çeşidi anlamında kullanılmış bir sözcüktür. Sepaj şarap ise varietal da denilen, ağırlıklı olarak tek bir üzüm çeşidinden yapılan şaraba verilen ad.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Sepet:
(fars.i. seped'den) 1- Baş, kafa, akıl, zeka. 2- Kovma, def etme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepet Havası:
(d. fars. seped, a. hava, türk. e.) (Birisini bir yerden) Kovma, uzaklaştırma, def etme. Okuldan atma. İşten çıkarma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepet Havası Vurmak:
(d. fars. a. türk.) (Birisini bir yerden) Kovmak, okuldan atmak, işten çıkarmak. Örn:: Öyle yatıp çalışıyoruz. İstersen çalışma hemen sepet havası vuruyor. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) Sepet Havası Çalmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepeti Çalıştırmak:
(d. fars. seped, türk.) Kafasını çalıştırmak, aklını, zekasını kullanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepetlemek:
(fars.f. türk. e.) Kovmak, başından savmak, gitmesini sağlamak. Örn:: Ben de benimkini sepetledim. Sepetledim ama hala beni dilinden düşürmüyormuş. (Orhan Kemal, Dingonun Ahırı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepetlenmek:
(fars.f. türk. e.) Kovulmak, bir yerden uzaklaştırılmak. Baştan savılmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sepid:
(f.i. erk.) Beyaz, ak, beyza.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Sepide:
(f.i. ka.) Tan vakti.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Seplofobi:
(ing.i. seplophobia) kokuşup çürüyen şeylerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Septik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Septisemi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Septisizm:
(fr.i. scepticisme) (fel.) Kuşkuculuk. Her tür bilgi savını kuşkuyla karşılayan, bunların temellerini, etkilerini ve kesinliklerini irdeleyen, ayrıca aklın kesin bir bilgi elde edemeyeceğini, hakikate erişilse dahi sürekli ve tam bir şüphe içinde kalınacağını, mutlaka ulaşmanın mümkün olmadığını savunan akım.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)
Septisizm:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sepya:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Ser:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sera:
(f.i. ka.) Saray. Büyük konak. Köşk.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Sera:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Serab:
(f.i. ka.) Çöllük arazide, ışık kırılması sonucu görülen aldatıcı gerçek olmayan hayal, ılgım, salgım. Türk dili açısından "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Seracı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seracılık:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seraçe:
(f.i. ka.) Saraycık, küçük saray, konak. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Serak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seralp:
(t.i. erk.) Baş yiğit. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Seramik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seramikçi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seramikçilik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Seran:
(a.i. ka.) Işıklı, parlak.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Seraser:
(f.i. erk.) 1- Baştan başa, büsbütün. 2- Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Seray:
(f.i. ka.) 1- Ay gibi güzellerin başı. 2- Büyük konak. Saray.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Seraya:
(a.i. erk.) Düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezeleri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Serazat:
(f.i. erk.) Serbest, özgür. Rahat, dertsiz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
serbest:
sıfat 1. istediği gibi davranabilen, hiçbir koşula, sınırlamaya bağlı olmayan. 2. bağlı, bağımlı ya da tutuklu olmayan. Benzer: özgür 3. yapacak hiçbir işi olmadığı için zamanı bulunan, boş. \"Yarın bütün gün serbestim, tavla oynayalım\" 4. herhangi bir kurala ya da kimi kurallara bağlı olmayan. \"Şiirde serbest nazım iyice benimsenmişti\" 5. (kadın için) ağırbaşlı olmayan ya da erkeklerle görüşmekten, dolaşmaktan çekinmeyen. \"Onlar kızlarını serbest yetiştirmişti\" 6. sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan. \"Özgür sınıfta çok serbest, ama konuklardan sıkılır\" 7. herhangi bir biçimde engellenmeyen. \"Atış serbest\" 8. kullanılabilir durumda olan, boş. \"Yol serbestken karşıya geçelim\" 9. belirteç rahat bir biçimde, özgür olarak, başıboş bir biçimde. \"Kırda serbest dolaşmaktan korkmuyordu\" 10. (tutukluyu ya da gözaltında, gözetim altında olan birini) özgür duruma getirmek, özgürlüğüne kavuşturmak, bırakmak. \"Kafesteki güvercini serbest bıraktık\" 11. (tutulmuş durumda bir şeyi) bırakmak, koyvermek. 12. kullanılmasına izin vermek. \"Hükümet ödeneği serbest bıraktı\"(Konusu: , Kökeni: )
Serbest Atış:
(Atıcılık Ter.) 2.5 saatlik zaman dilimini içeren ve hedeflerin yana dönük olması şartının aranmadığı 60 atışlık tabanca atış yarışması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Atış:
(Basketbol Ter.) (bkz:: faul atışı) Serbest Atış Yapılan faulun ardından, hakemin atış gerektirdiği yönündeki kararı sonrası, serbest atış çizgisinin arkasından yapılan savunmasız atış. Eğer başarılı olursa 1 sayı değerindedir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Atış:
(Hentbol Ter.) Rakibin faullü hareketi sonucu kazanılan atış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Atış Çizgisi:
(Hentbol Ter.) Kaleden 9 metre uzaklıkta olan kale sahasına paralel kesik çizgiler. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Atış Çizgisi:
(Basketbol ter.) Bulunduğu sahadaki baseline’a 5,8 m, potaya 4,6 m uzaklıta olan, 4,9 m uzunluğunda bir çizgidir. Oyuncular serbest atış sırasında bu çizginin arkasından atış yaparlar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Cumhuriyet Fırkası:
Kısa Adı: SCF Genel Merkezi: İstanbul Kuruluş Tarihi: 12.08.1930 (Hükümeti denetlemek için Mustafa Kemal, çok yakın arkadaşı Fethi Bey (Okyar)'i bir parti kurmakla görevlendirdi. 12 Ağustos 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu.) Genel Başkanı: Fethi Okyar Sona Eriş Tarihi: 17.11.1930 Sona Eriş Nedeni: Merkez Heyeti kararı ile feshedildi. (Yolsuzluk yapıldığı iddia edilip, hükümet ağır şekilde eleştirildi. Hükümet ve inkılâplar aleyhinde gösteriler yapıldı. Bu durum, parti yöneticilerini sıkıntıya sokunca, Serbest Cumhuriyet Fırkası, kurucuları tarafından kapatıldı (17 Kasım 1930).) Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Laiklik NOT: Tek Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti. (1923 – 1945)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Serbest Demokrat Partisi:
Kısa Adı: * Genel Merkezi: İzmir Kuruluş Tarihi: 09.08.1948 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 07.06.1949 Sona Eriş Nedeni: Kongre kararıyla kapandı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti -1 (1945 - 1960)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Serbest Giriş Kartı:
(Alm. Frei korte - Fr. billet de faveur - İng. complimentary ticket) İlgililere ücretsiz olarak verilen tiyatroya giriş kartı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Serbest Güreş:
(Güreş Ter.) Ayaklar dahil olmak üzere bedenin her yanına oyun uygulamanın serbest olduğu minder güreşi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest radikaller:
Bedenin yaşlanmasına, kemiklerin zayıflamasına, saçların ağarmasında ve dökülmesinde, cildin yıpranmasında, kırışmasına vb. sebebiyet veren moleküllerdir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Serbest Stil:
(Yüzme Ter.) İlerlemenin kolların yarım ay biçiminde arkadan öne doğru atılması şeklinde gerçekleştiği, vücudun suyun üstünde yüzükoyun şekilde olduğu, bacakların su üstüne çıkmadığı ve en çok kullanılan, hızlı yüzme stili. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbest Vuruş:
(Futbol Ter.) Ceza sahası dışında kural dışı hareketler sonucu, hatanın yapıldığı noktadan kullanılan ceza vuruşu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serbülend:
(f.i. erk.) 1- Başta gelen, yüce üstün. 2- Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Sercan:
(t.i. erk.) Sevgili, sevilen, başcan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Serçe:
(i.) 1- Polis ajanı, hafiye. 2- Küçük kız, küçük oğlan, çocuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Serçe Kavrayışı:
(Cimnastik Ter.) Elin, baş parmağın öteki parmakları karşılamasıyla asılma araçlarını kavraması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Serdar:
(f.i. erk.) Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan, serdar-ı ekrem.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Serdar Gökhan:
Nusret ERSÖZ (d:1946; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Serdengeçti:
(t.i. erk.) Fedai, akıncı, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Serdil:
(f.i. ka.) Baş, gönül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Serdinç:
(f.t.i. erk.) Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)