Bir Atasözü Öğrenelim!
Evinde Kendini Eğit, Topluma Öyle Gir:
(Çerkez)
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Ana Evlâdını Atmış, Yar Başında Tutmuş:
(Türk): Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır.
Ana Gezer, Kız Gezer; Bu Çeyizi Kim Düzer? :
(Türk) Ailedeki bir birey veya bir kuruluşta çalışan kişi yapması gereken görevleri ve sorumlulukları yerine getirmezse eğer o işi yapacak başka kimse çıkmaz. Boş bırakılan iş kendiliğinden gerçekleşmez. Herkes bulunduğu ortamdaki görevlerini, sorumluluklarını bilmeli ve bunları layıkıyla yerine getirmelidir.
Ana Gibi Yâr, Bağdat Gibi Diyar Olmaz:
(Türk) Şehirler içinde Bağdat öteden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. İnsanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere sahiptir. Annenin de diğer insanlar içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Onun kadar çocuğunu seven, çocuğuna gönülden bağlı bir yakın, bir dost yoktur insanlar içinde. Ne zaman başımız dara düşse hemen o koşar, elimizden tutmaya o çalışır.
Ana İle Kız, Helva İle Koz:
(Türk) Nasıl koz helvası içindeki cevizi bu helvadan ayırmak imkansızsa, anne ile kızı birbirinden ayırmakta o kadar imkansızdır. Kız yaşı ilerledikçe annenin gençliğine benzer; huyları benzemese bile fiziksel olarak benzer.
Ana Kızına Taht Kurar, Kız Bahtı Kocada Arar :
(Türk) Anne ve baba kızlarının her zaman iyiliğini düşünerek onları yetiştirir, her koşulda ona bakar ve yardımcı olur. Bir aile ne kadar varlıklı olursa olsun kız kendi yuvasını kurup, çoluk çocuk sahibi olmak ister. Bu yüzden de gerçek mutluluğun evlilikte olduğunu düşünür, kocasının yanında mutluluğu bulur.
Ana, Yürekten Yana:
(Türk) Anne yavrusunu yürekten seven tek varlıktır. Annenin yavrusunun başına kötü ne gelirse o da üzülür, yavrusunun canı yanarsa aynı şekilde kendisinin canı yanmış gibi yürekten hissedip yine yavrusu kadar üzülür.
Anadan Olur Daya (Dadı), Hamurdan Olur Maya :
(Türk) Hamurun mayası yine kendi özünden yapılır. Bir işin kusursuz yapılabilmesi için özüne en uygun olan araç kullanılmalı, derme çatma araçlarla iş yapılmamalıdır. Hiçbir dadı da annenin yerini tutamaz. Anneliği yalnızca gerçek anneler yapabilir. Hiçbir şeyin özünün yerini kimse tutamaz.
Anadilini Unuttuysan Kendini de Unutmuşsun Demektir:
(Laz)
Anahtar Doğruyadır:
(Türk) Evimizin kapısını, iş yerimizin veya bir yerin kapısını hırsızlardan korumak için kilitleriz. Ancak bu sadece normal kişiler için işe yarar, hırsızlar için işe yaramaz.
Analı Kuzu, Kınalı Kuzu:
(Türk) Anneler çocuklarına her zaman iyi bakar ve her daim onları sevgiyle ve mutluluklarını düşünerek büyütür. Onları koruyup kollar. Ancak öksüz çocuklar bu sevgiden mahrum kalır, bu konuda çok şanslı değillerdir. Anne sevgisinin yerini hiçbir şey tutamaz.
Analık Fenalık (Kara Yamalık):
(Türk) Hiç kimse öz annemizin yerini tutamaz, bize onun baktığı gibi bakamaz ve ondan gördüğümüz şefkati gösteremez. Üvey anneler kötülüğün ve fenalığın sembolü olduğu için pek fazla sevilmez. Bize annemiz gibi bakamaz. Bu yüzden de beyaz elbiseye yamanmış kara yama olarak adlandırılırlar.
Anam Babam Kesem, Elimi Soksam Yesem:
(Türk) Kişi belirli bir yaşa gelene kadar geçimini ve ihtiyaçlarını ailesi aracılığıyla karşılar. Fakat kişi kendi ekmeğini kendi kazanacağı yaşa geldiği zaman artık başkalarından yardım istemeyi, beklemeyi bırakmalı ve kendi ayakları üzerinden durmayı öğrenmelidir. Kendi kazancıyla geçinmeyi bilmelidir.
Anan Güzel İdi, Hani Yeri; Baban Zengin İdi, Hani Evi :
(Türk) Hayatımızda hiçbir şey baki değildir. Ne güzellik ne de mal varlığının çokluğu. Yaşlandıkça güzellik nasıl kayboluyorsa gün gelir zengin olanlar evlerinden olurlar. Bu yüzden hayatta güzelliğe ve mal varlığına bu kadar çok güvenilmemeli ve bu duruma bel bağlanmamalıdır. Olumsuz koşullar günün birinde başımıza gelebilir ve elimizde güvendiğimiz hiçbir şeyin kalmama durumu söz konusu olabilir.
Ananın (Anasının) Çıktıgı Dala Kızı Salıncak Kurar :
(Türk) Bazı kimseler erdemsiz olarak yaşarlar. Kimseyi ilgilendirmeyen mal varlıkları bu dünyada onlara avantajmış gibi yaşarlar, diğer insanları indirgerler. Ailesinden gelen dünya malı ile diğer insanları ezerler; hor görürler. Bu şekilde yaşantısını süren insanlar aslında hiçbir başarı kaydetmeden, tecrübe etmeden bu varlığa sahip olmuş, kişiliği oturmamış kimselerdir.
Ananın (Annenin) Bahtı Kızına:
(Türk) Kadınlar eğer hayatlarında kötü bir evlilik geçirmiş ise bu kız çocuklarına da yansır, kızda aynı talihsizlikleri yaşar. Eğer anne çok başarılı bir evliliğe ve aileye sahipse kızıda aynı bahtı yaşar. Bu kaderdir.
Ananın Bastığı Yavru İncinmez (Ölmez):
(Türk) Annelerin bu zamana kadar yaptığı şeylerin tümü çocuklar bunun farkına varmasa bile hep iyilikleri içindir, bunun aksi hiçbir zaman düşünülemez. Anneler ara sıra çocuklarına ne kadar kızsa da yanlış yapsalar da yine onların iyiliklerini düşündüğü içindir. Bu davranış çocukların ağırına gitmez ve onları incitmez.
Anasına Bak Kızını Al, Kenarına Bak Bezini Al :
(Türk) Kız çocukları annelerinden kendisinin kadınlık huyunu almış olarak dünyaya gelirler. Anne birde yine kendisi gibi yetiştirdiğinde kız çocuğu tıpkı annesine benzer. Evlenirken istediğimiz kızın veya kadının annesine bakarak, kızının ne olacağını, aradan seneler geçtiğinde nasıl biri ile olacağımızı annesine bakarak anlarız ve bunda asla yanılmayız. Bu tıpkı kumaşın yanına bakarak, topa sarılı kumaşın nasıl olduğunu ve dokumasının kalitesini anlamak gibidir. Baktığımız bölge kötü ise kumaşta kötü, iyi ise toptaki tüm kumaşta iyidir.
Ancak Durgun Su, Yıldızları Yansıtır:
(Çin)
Anlamadıkları Şeyleri Kınarlar:
(Latin)
Anlatırsanız Unuturum, Gösterirseniz Hatırlarım, Yaptırırsanız Anlarım:
(Çin)
Anlatışa Göre Verirler Fetvayı:
(Türk) Bir olay yaşandığında bu olay değerlendirilirken herkes olayın gerçeği ne ise, tam olarak ne yaşandıysa o şekilde anlatmalıdır. Aynı zamanda olay her iki taraftan da dinlenmelidir. Çünkü dinleyici olayı bilmediği ve görmediği için anlatıcı kimse ona göre bir yargıda bulunur, dinlediği kişinin görüşlerine uygun olarak değerlendirir.
Anlayana Sivrisinek Saz, Anlamayana Davul Zurna Az:
(Türk) Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar.
Anlık Nefis İnsanı Hapis Deliğine Götürür:
(Zazaca)
Anneni Seviyorsan, Başkalarının Annesine Küfür Etme:
(Laz)
Annenin Sevgisi Sonsuzdur:
(Endonezya)
Annesini Gerçekten Seven Kişi En Değerli Şeyi Yapıyordur:
(Endonezya)
Aptalın Suskunluğu Bilgelik Sanılır:
(Latin)
Aptalla Parasının Yolları Çabuk Ayrılır:
(İtalyan)
Aptallar ve Çocuklar Gerçekleri Söylerler:
(İbrani)
Ar Dünyası Değil Kâr Dünyası:
(Türk) 1- Yaptığı iş eğer namusuna dokunmuyor, onurunu zedelemiyorsa geçim için şu ya da bu işi yapmalı insan; utanıp sıkılmadan para kazanmalıdır. 2- Kimi insanlar vardır ki, namus ve onur denen değerleri bir tarafa fırlatmış, çıkar için her türlü işi yapmaktadırlar.
Ar Yılı Değil, Kâr Yılı:
(Türk) Bazı insanlar vardır ki, sırf kendi çıkarları ve bencillikleri yüzünden namus ve onurlarını bir kenara atıp her türlü işi icra etmektedirler. Oysa ki insan geçimini sağlamak için namusuna dokunmayacak ve onurunu zedelemeyecek işlerde çalışıp utanıp, sıkılmadan parasını kazanmalıdır.
Araba Devrilince (teker kırılınca) Yol Gösteren Çok Olur:
(Türk) İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir sonuç çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.
Araba Devrilince Yol Gösterici [kılavuz] Çoğalır:
(Zazaca)
Araba İle Tavşan Avlanmaz:
(Türk) Hemen her iş ayrı bir araç, yol ve yöntemi gerekli kılar. Başarıya ulaşılmak isteniyorsa o iş için uygun olanlar seçilmelidir. Eğer bunun dışına çıkılırsa başarıdan söz edilemez.
Arabanın Ön Tekeri Nereden Geçerse Arka Tekeri de Oradan Geçer:
(Türk) 1 Büyükler nasıl bir davranış veya yaşayış yolu tutmuşlarsa çocuklar da onları taklit eder, onların izinden gider. 2- Yönetenlerin tavır biçimi, zamanla yönetilenlere geçer.
Arap Eli Öpmek, Dudak Karartmaz:
(Türk) İnsanlara saygı duymak ve onlara hürmet göstermek bizim değerimizi arttırır. Bu kişiler zayıf kişiliklide olsa, kötü niyetlide olsa biz gereken saygımızı kaybetmemeli ancak kendimizden ödünde vermemeliyiz. Ayrıca yaşlı olsun, ihtiyar olsun her insana gereken özeni göstermeliyiz.
Araştır Ve Bulacaksın:
(Polonya)
Arayan Belasınıda, Devasınıda Bulur:
(Türk) Hırslı ve istediklerini elde etmek için zora başvuran insanlar sonunda bu hırslarını gerek kötü gerekse iyi olarak alırlar. Yapacakları hırs onları kötüye sürükler ve insanlara zarar vermeye sürükler ise sonları istenmeyen şekilde biter.
Arayan Bulur, İnleyen Ölür:
(Türk) Aklına bir işi koymuş kişiler bunu yaparlar. Azimle ve beynen, manen inançla yola çıkarak istediklerini bekleyen veya arayan insanlar bu isteklerini eninde sonunda yaşarlar.
Ardıcın Közü Olmaz, Yalancının Sözü Olmaz:
(Türk) Ardıç ağacı yanıp kül olduktan sonra arkasında köz bırakmaz. Yalancı insanlarda da doğru söz bulunmaz. Onlara hiçbir zaman inanılmaz, güvenilmez ve itibar edilmez.
Arefe Günü Yalan Söyleyenin, Bayram Günü Yüzü Kara Çıkar:
(Türk) Yalancılık bir meslek değildir ve acizlerin kolayca başvurduğu bir yoldur. Bu insanların kısa zaman içinde mutlu olacakları zaman söyledikleri bir yalan, mutlu günlerinde onlara hezimet olarak döner ve tüm foyaları ortaya çıkarak ellerindekilerden olurlar.
Arı Bal Alacak Çiçeği Bilir:
(Türk) Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.
Arı Bal Yapacak Çiçeği Bilir:
(Türk) Açıkgözlü ve çıkarcı insanlar, kimlerden ne güdeceğini çok iyi bilirler. Bizden menfaat sağlamak için bize çok yaklaşan insanları sezmeli, bu fırsatları onlara vermemeliyiz.
Arı Gibi Eri Olanın Dağ Kadar Yeri Olur:
(Türk) Eğer bir toplumda çalışkan ve azimli kimseler varsa oranın malı ve bereketi bol olur. Bol kazançlar elde ederek zenginleşirler. O toplumlar bolluk içinde yaşarlar.
Arı Kahrını Çekmeyen Balın Kadrini Ne Bilir:
(Türk) Çok çalışıp çabalamadan hiçbir şeyin sahibi olamayız. Olsak bile bunun kıymetini asla bilemeyiz. Haydan gelen her zaman huya gider, dahada fazlası elimizde olanlarıda alıp götürür.
Arı Satmış Namusu Tellala Vermiş:
(Türk) Görkemli ve şerefli insanlar eğer kendilerini kaybedip bir hataya düşerse, bu hatanın menfaatini gereksiz ve hiç haketmeyen insanlar alırlar. Kendimizi asla kötü duruma düşürmemeli, bu gibi insanlara fırsat vermemeliyiz.
Arı Söğüdü, Akıllı Öğüdü Sever:
(Türk) Akıllı kişiler kendilerine öğüt olsun yeni bir bilgi ve deneyim olsun diye başkalarının yaşadığı tecrübeleri, deneyimleri ve bilgileri dinlemeyi severler. Bu durumdan rahatsızlık duymazlar. Herkes işine ne yarayacaksa onu benimsemeyi gerçekten ister.
Arı, Bey Olan Kovana Üşer (Üşüşür):
(Türk) Her toplumun belli bir yöneticisi vardır. Halk bu yüzden de kendisine önderlik ve yöneticilik edecek kişinin çevresinde toplanır.
Arı, Kızdıranı Sokar:
(Türk) Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.
Arife Tarif Gerekmez:
(Türk) Akıllı ve anlayışlı insanlara bir şeyi anlatırken herkese anlatılıyormuş gibi yani herkesin anlayacağı dilden ayrıntılı bir şekilde anlatım yapılmaya gerek duyulmaz. Bu kişiler kolay ve kısa yoldan anlatılmak isteneni daha çabuk anlar. Bu yüzden bir durumu veya bir olayı uzun uzun anlatmaya gerek yoktur.
Arifler Daima Huzur İçindedir:
(Arap)
Arığa (Göle) Su Gelinceye Kadar Kurbağanın Gözü Patlar:
(Türk) Zor durumda olan kişiler bu zorluktan, güç durumdan kurtulabilmek için gerekli uygun koşullar sağlanana kadar bekleyemezler. Bu süre içerisinde zarar görülür. Her işin zamanında yapılmasında yarar vardır. Kişinin zor durumda beklemesi onu kurtaracak bile olsa bekleme süresi ne kadar uzun olursa o iş yaramaz hale gelir.
Arık Arınır, Ad Arınmaz:
(Türk) Kirlenen maddenin pisliği temizlenir, kirlenen derenin pisliği suyla akıp gider. Fakat insanın adına herhangi bir leke bulaştıysa, adı duyulduğunda kötü anılıyorsa kolay kolay arınmaz bu olaydan. Adına kötü leke bulaşanın temizlenmesi kolay olmayacaktır.
Arık Ata Kuyruğu (da) Yüktür:
(Türk) Güçsüz kişilerin kendi gereksinimlerini karşılamaları bile onlar için zordur ve onlara bu durum yük gibi gelir. Bu durumdaki kişilerin kendilerine de pek yararları olmadığı gibi çevresindeki insanların da hiçbirine yardımları dokunmaz, kimseye yararları olmaz.
Arık Etten Yağlı Tirit Olmaz:
(Türk) Kalitesiz, işe yaramaz bir araç kullanarak ortaya çok değerli ve verimli bir şeyin çıkması beklenemez. Bunu gibi güçsüz, zayıf ve değersiz kimseden istenilen verim alınamaz. Verimsiz bir topraktan da bol, bereketli ürün beklenemez.
Arık Öküze Bıçak Çalınmaz:
(Türk) Güçsüz, zayıf, kendisini zor ayakta tutan kimselerden yararlanmaya çalışmak, onlara eziyet edip çile çektirmek doğru değildir; bu yiğitliğin ve insanlığın şanına yakışmaz.
Arının Yediği Bala Dönüşür, Örümceğin Yediği İse Zehire:
(İspanyol)
Arının Yuvasını Yıkan, Balın Tatlılığıdır:
(İran)
Arkadaş Dediğinin Gölgesinde Suç İşlenir:
(Türk) Herkes gibi insanların çok sevdiği ve güvendiği dostları vardır. Bu dostları onlara gerek güven verirler, gerekse hırs. Hırsa kapılan ve arkadaşına, dostuna çok güvenen insanlar bunun ihtiraslarına çok çabuk kapılırlar ve kötü yola düşerler. Gerekirse bunu arkadaşları için bile kendileri yaparlar. Buda boş yere hezimetten başka hiçbir şey değildir. Biz sevdiğimiz ve güvendiğimiz arkadaşlarımız için iyi olan şeyleri yapmalı, sonunda kendimize bunun iyilik olarak döneceğini unutmamalıyız.
Arkadaşın Yarası, Kaya Yarası Gibidir:
(Zazaca)
Arkadaşına Kazdığın Kuyuya Bir Gün Kendın Düşersin:
(Zazaca)
Arkadaşını Söyle ki, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim :
(Türk) Kişiler ilk önce çevrelerinden etkilenirler. Kişileri toplumlar yetiştirir. Eğer arkadaş çevresi kötü olan bir ortamda ise kötü, iyi ve paylaşımcı bir çevrede isek bizde iyi huylu ve yardımsever insanlar oluruz.
Arkadaşınla Ye, Gez Ama Onunla Ortaklık Yapma:
(Zazaca)
Arkalı İt Kurdu Boğar:
(Türk) Çevresi geniş, ailesi kalabalık, akrabaları çok insanlar bileği bükülmesi zor kişilerdir. Bu gibi kişiler için bir sorun olduğunda, bu sorunu çözmeye ortak çok kişi var demektir. Özelliklede bu gibi kişiler kötü niyetli ve acımasız insanlar ise bu durum karşısındaki için çok daha zor olacaktır.
Arkamda Yürüme, Ben Öncün Olmayabilirim. Önümde Yürüme, Takipçin Olmayabilirim. Sana Uymayabilirim. Yanımda Yürü ki Böylece Seni Görebileyim, Böylece İkimiz Eşit Oluruz:
(Kızılderili)
Arkanda Duran Değil, Arkasında Durduğun Sana Yiğitlik Öğretir:
(Çerkez)
Arkasından Yüz Köpek Havlatmayan Kurt, Kurt Sayılmaz:
(Moğol)
Armudu Sapıyla, Üzümü Çöpüyle, Pekmezi Küpüyle :
(Türk) Şu dünyada herşeyin bir bedeli vardır. Bu bedeller onu kıymetli kılar, onun özünü oluşturur. Hiçbir emek zahmetsiz, hiçbir menfaat karşılıksız olmaz.
Armudu Say Ye, Elmayı Soy Ye:
(Türk) Armudun fazla yenmesi kişinin sağlığını olumsuz yönde etkileyeceğinden dolayı sayarak yani dengeli bir şekilde yenmelidir. Elmanın da kabuksuz, soyarak yenmesi sindirimini kolaylaştırdığından dolayı sağlık gereği bu şekilde yenmesi daha uygundur.
Armudun Önü, Kirazın Sonu:
(Türk) Armudu ilk çıktığı zamanlarda, kirazı ise biteceği zamanlarda yemek gerek.
Armut Dalının Dibine Düşer:
(Türk) Nasıl ki armut ağacının meyvesi dalına düşüyorsa, çocuklarda onları büyüten, yetiştiren anne ve babasına çeker. Bunu sadece dış görünüş olarak algılayamayız. Çocuklar huy ve karakter yapısı olarak anne ve babaları gibidir. İyi ve kötü alışkanlıklarını yakın çevrelerindeki insanlardan alırlar.
Armut Piş, Ağzıma Düş:
(Türk) Şu hayattaki en kötü yaşam biçimi tembel tembel ve aylak aylak vakit geçirerek tüm işlerini diğer insanlara yaptırmaktır. Ne yazık ki, bazen bayağı ve zengin insanların yaşam tarzları bu şekilde geçmekte ve her istediğinin anında olması onları bu yaşam tarzına sürüklemektedir. "Hemen olsun", "çabucak hazır olsun" gibi insanlar arasındaki diyaloglara da çoğu kez şahit olmuşuzdur. Aceleci ve hazırcı olmamalı, şu hayatta herşeye el atmalı ve elimizden ne geliyorsa ona dokunarak, yardım ederek bilgi ve fikir sahibi olmalıyız. Zaten hazır olan ve Allah'ın verdiği tüm halihazır dünya nimetlerini kendimize uygun hale getirebilmek için bizde çaba sarfetmeliyiz.
Armutun (Armudun) İyisini Ayılar Yer:
(Türk) Herkes bilir ki; Allah bir yerden alır, bir yere verir. Burdaki ayı ifadesi ayılıktan yada kabalıktan ziyade, farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Bir yanı eksik insanlar, o yanını tamamlayacak farklı bir fazlalık ile bu kaybını tamamlarlar. Küçük örnekler vermek gerekirse, yakışıklı olmayan bir gencin yanında çok daha güzel bir bayan, iyi şöför olmayan birinin altında çok daha iyi bir araba veya gereksiz olarak nitelendirilen bir kişinin çok kıymetli bir yerde arsa yada dünya malının olması buna en güzel örneklerdir.
Arnavut, He Arnavut, Ekmek Alacağı Yerde Barut Alır:
(Arnavut)
Arpa Eken Buğday Biçmez:
(Türk) 1- Kötü bir davranışta bulunan insan iyilik göremez. 2- Yapmaya çalıştığı işin üzerinde lâyıkıyla durmayan ondan iyi sonuç alamaz.
Arpa Eken Darı Biçmez:
(Türk) Dünya halinde insanlar diğer insanlara nasıl davrandılarsa, eninde sonunda karşılığında bunu görürler. Farklı insanlardan bile olsa iyiliğe karşılık iyilik, kötülüğe karşılık kötülük görürler. Kötü davranışlı insanlar iyilik bile görseler öldükten sonra ahirette bunun karşılığını elbet alırlar.
Arpa Ekip Buğday Bekleme:
(Türk) İnsanlar bu fani dünyada kimlere ne yaptıysa karşılığında onu alırlar. Er yada geç yaptıkları iyiliklere karşılık iyilik, kötülüklere karşı ise kötülük görerek nasiplerini alırlar.
Arpa Samanıyla, Kömür Dumanıyla:
(Türk) Yaşamımızda kusuru olmayan bir şey yoktur. Hiçbir şey eksiksiz ve kusursuz değildir. Her şeyin kusurunu görüp ona odaklanırsak bu yaşantımızı zorlaştırabilir. Bu yüzden yaşantımızdaki şeyleri kusurlarıyla kabul etmeye çalışırsak, onları hoş görürsek daha iyi olumlu olur. Her şeyi kusurlarıyla benimsemek gerekir.
Arpa Unundan Kadayıf Olmaz:
(Türk) Niteliksiz. kalitesiz ve kötü araç gereçlerle yapılan işten verimli bir sonuç almak mümkün değildir. Bu tür araçlarla iyi iş, ürün elde edilemez.
Arpa Verilmeyen At, Kamçı Zoruyla Yürümez :
(Türk) Çalıştırılan kişinin geçimi sağlanmazsa, gereksinimleri sağlanmazsa ve sorunlarını umursamayıp onlara gerekli çözümler üretilmezse kişi iş görmez hale gelir. Ne türlü zor kullanılırsa kullansın çalışanın işini görmesi veya işini verimli bir şekilde yapılması beklenemez.
Arpacıya Borç Eden Ahırını Tez Satar:
(Türk) İnsanlar sürekli borç alarak ayakta kalmaya, iş yapmaya ve zengin olmaya çalışırsa kısa süre içerisinde ekonomilerini olumsuz etkileyecek duruma düşerler. Bu iş uzun zaman sürmez. İnsan ödeyemeyeceği borcun altına girerse elindeki mal varlıklarını da yitirir. Sonuç olarak sürekli borçlu kaldığından dolayı da yine o borçları ödemesi gerekir.
Arşın Malı Kantar İle Satılmaz:
(Türk) Her nesne kantar ile ölçülmez hepsinin ayrı ayrı niteliğine göre uygun bir ölçüsü vardır. Aynı ölçü başa cinsten bir nesneyi ölçemez. Özellikleri farklı olan bir nesne için uygulanamaz.
Arsız Neden Arlanır, Çul Giyer de Salınır:
(Türk) Arsız ve edepsiz insanlar hiçbir davranıştan utanmazlar. Toplumun yargılayacağı işler ve hareketler de yapsalar aldırış göstermeden bu eylemlerini sürdürmeye devam ederler ve herhangi bir çekince göstermezler. Giysi diye giyip çulla salına salına dışarıda dolaşabilirler.
Arsızın Yüzüne Tükürmüşler, “Yağmur Yağıyor” Demiş:
(Türk) Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse yine de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.
Arslan Yatağından (Yattığı Yerden) Bellidir (Belli Olur):
(Türk) İnsanların kişilikleri ile sürekli bulundukları yerler arasında bir özdeşlik kurmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği çalıştığı iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden, düzeninden anlaşılır.
Aş Kaşık İle, İş Keşik İle:
(Türk) İnsanlar yemeklerini kaşık ile tüketir, işlerini ise sıra ile yürütür. Görmemişçesine yemek sofrasına saldırmak abest, rastgele işini yürütüp, buna sıra koymadan ilerlemek ise sorunlara yol açar. Düzen insanların ilk prensipleri olmalıdır.
Aş Sabahın İş Sabahın:
(Türk) Sabahın bereketi erken kalkmakta başlar. Kişiler bu yüzden günlerinde erkenden başlarlar, işlerine erken giderler, okullarında erken eğitime girerler, namazlarını erken vakit kılarlar. Hayırlı ekmek parası erken saatlerdeki siftahla, hayırlı siftahlar ise erken kalkmakla başlar.
Aş Taşınca Kepçeye Paha Olmaz:
(Türk) Kimi değersiz görülen, bir kenara atılmış bulunan araçlar bir zaman gelir gerekli olurlar; bir zararı önlemeye yararlar. İşte o zaman değerleri birden bire artar, kıymet biçilemez olurlar.
Aş Tuz İle Tuz Oran İle:
(Türk) Bir şeyin yapımı için onun ölçüsü ve oranı vardır. Bir şey ne kadar ölçülü yapılırsa o kadar hoşa gider. Yani yapılan şeyin güzel olması, hoşa gitmesi için gerektiği oranda bulunması gerekir, bunların birtakım nitelikleri olur. Gerekli şeyler gerektiği yerde kullanılırsa o şeyin tadı ve zevki olur.
Aşağı Tükürsen Sakal, Yukarı Tükürsen Bıyık :
(Türk) Bir olayın sonunda yada başında çaresiz kalmak, ne yapacağını şaşırmak kadar kötü bir durum olmasa gerek! Ne konuşulsa bir taraftan ziyana, ne uygulansa bir kişiye zarara dokunulacağı beliren olaylarda kullanılır.
Aşağıdan Çıkarsa Kışa, Yukarıdan Çıkarsa Boşa :
(Türk) Bulutlar gün batıdan, rakımı düşük olan aşağıdan, Türkiye'nin güneyinden gelirse yağışa ve kışa işarettir. Doğu istikametinden bulutlar belirirse yoğun yağmur, kış olmaz, bahar geliyor anlamında kullanılan bir atasözümüzdür.
Aşı Pişiren Yağ Olur, Gelinin Yüzü Ağ Olur:
(Türk) Her zaman bir işi yapmadan önce planlı ve programlı olmak gerekir. Kafamızda iyice belirleyip ve onu düşünüp gerekli araç gereçleri kullanarak o işi yaparsak ortaya başarılı bir sonuç çıkar. Bundan kaynaklı olarak da bu işi başaran kişi bu hareketiyle övünür ve övülür.
Âşığa Bağdat Sorulmaz (Irak Değildir):
(Türk) Kim ki bir şeyi elde etmek ister, ona taşkın bir kavuşma isteğiyle yanıp tutuşur, o kimseye zor şartlar ağır gelmez; o, her türlü çabayı gösterir; her türlü fedakârlığa katlanır.
Aşığın Gözü Kördür:
(Türk) Aşk insanların gözünü kör eder. Kişi sevdiğine aşkla bağlı olunca sevdiği kişi ona kusursuz gelir, kişi bu kusurları aşkından dolayı fark edemez. Aynı zamanda kişinin aklı sürekli sevdiğinde olduğundan sürekli onunla alakalı hayal aleminde olduğu için çevresindeki olup biten olaylarla da pek ilgilenmez.
Âşık Alemi Kör, Dört Yanını Duvar Sanır:
(Türk) Aşk duygusuyla dolup taşan kişi, bu derin sevginin etkisiyle ne yaptığını bilemez; hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunur, sanki bilincini kaybetmiş gibidir; yapıp ettiklerini kimse bilmez, görmez ve söylediklerini kimse işitmez sanır.
Aşık Daima Bey Oturmaz:
(Türk) Sürekli işleri rast giden, her işinde başarılı ve şanslı olan kişi bilmelidir ki işleri hep bu şekilde yol almaz, bahtı hep bu şekilde açık olmaz. Hayatta her zaman her şey yolunda gidecek diye bir kaide yoktur.
Asil Azmaz, Bal Kokmaz (Kokarsa Yağ Kokar, Çünkü Aslı Ayrandır):
(Türk) Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslî özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük bir sarsıntı geçirirlerse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar; soyluluklarını yitirmezler. Ama mayalarında kötülük, noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.
Asil İle Taş Taşı Soysuz İle Yeme Aşı:
(Türk) Asil, temiz ve soylu insanlarla arkadaşlıklar daha sağlam olur, onlarla en güç işler bile yapılır. Gerekirse bu kişilerle taş da taşınır. Fakat bir insan terbiyesiz ve ahlaksız olan kimseyle arkadaşlık edemez aynı zamanda o kişiye güvenemez. Yani bu kişilerin sofrasına bile oturulmaz.
Asıl İyilik Kötülük Yapmamaktır:
(Çerkez)
Asılan Hırsız Değil, Yakalanandır:
(Çek)