Haydi Öğrenelim!
Çinekop:
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Basın:
(i. < bas-ı-n) yeni. Bir ülkede belirli zamanlarda çıkan gazete, dergi gibi şeylerin bütünü, matbûat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basınç:
(i. < bas-ı-nç) yeni. Herhangi bir kuvvetin bir cisim üzerinde meydana getirdiği itme tesîri, tazyik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basınç Atrofisi:
(pressure atrophy) Bir dokunun uzun süre ve normalden fazla bir basınç altında kalması sonucu oluşan atrofi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Basınç Ölçer:
(b.i.) yeni. Bir buhar veya gazın basıncını ölçmeye yarayan âlet, manometre.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Bâsıt:
(el-Bâsıt) “İstediği kuluna yepyeni bir hayat, neşe, huzur ve mutluluk veren, insanların sıkıntılarını gideren; yaratılanların rızkını istediği zaman, istediği kadar bollaştıran.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ sından biri. Örn:: “… O Allah ki Bâsıt’tır…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Basil:
(fr.i. bacille) Küçük yaşta ya da küçük yapılı (cüce) serseri.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Basil:
(fr.i. bacille < Lat.) Çomak şeklindeki ince uzun bakterilere verilen isim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Basir:
(a.i. erk.) 1- Göz. 2- Görme. 3- Allah'ın sıfatlarından, herşeyi gören. ("Abd" takısı almadan kullanılmaz)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Basîr:
(el-Basîr) “Kusursuz ve eksiksiz olarak tam gören; her yönden işlere vâkıf olan, olayların içyüzünü bilen.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Allah gerçekten Basîr ve Semî’dir.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/1 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Basiret:
(a.i. ka.) 1- Göz açıklığı, inceden inceye etraflı derin görüş. 2- Ön görüş, seziş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
basiret:
1- Görme, idrak etme, kavrama, bir şeyin iç yüzünü bilme, sezgi, gerçeği kavrama, akıl, zekâ, bilinç, duyarlılık. 2- Hakikati fark etme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği. Örn.. “İmanı olmayanın basireti yoktur.” (İ. H. Bursevi) 3- Allah’a bilinçli bir biçimde kul olmanın bir sonucu olarak elde edilen hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırma gücü. “De ki: Budur benim yolum. Basiretle hepinizi Allah’a çağırıyorum.” (Kur’an-ı Kerim Yusuf suresi 12/108 nci Ayet) 4- Bir müminin Allah’ın ayetleri, Hz. Peygamber’in sünneti, sahabelerin örnekliği, dini ve akli deliller ışığında kendini, insanları, dünyayı ve ahireti gereği gibi tanıması, hayatının her alanında yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek amel edip kalbini, zihnini, elini, gözünü ve tüm organlarını kontrol altında tutup hayatı vahiyle anlamlandırması. İnanç ve ibadette ihlaslı olma, yalnızca Allah’a itaat edip günahları terk etme, İslam’ı en iyi şekilde bilme, topluma Kur’an-ı Kerim ile öğüt verip onları her türlü kötülüğe karşı uyarma. Örn:: “De ki: ‘İnsanları çağırdığım dosdoğru Allah yolu budur. Ben bu yola benimle olanlarla beraber basiretle çağırıyorum. Allah’ı tespih ederim ve ben (hiçbir zaman) müşriklerden olmadım.” (Kur’an-ı Kerim Yusuf suresi 12/108 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Basit Hamle:
(Eskrim Ter.) Doğru hamle, boşaltma, çevreleme ve kesme şeklinde yapılan hamle. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basit Hata:
(Sutopu Ter.) Yapıldığında rakip takımın serbest vuruş hakkı kazandığı hata. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basit Hücum:
(Hentbol Ter.) Ya kaleciden atılan pas ya da kapılan top sonrası bir veya iki oyuncu ile yapılan hızlı hücum türü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basit Tutuş:
(Halter Ter.) Dört parmağın içeride,baş parmağın da barın ve diğer parmakların üzerinde olduğu duruş şekli.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Resmi Tam Adı: Bask Bölgesi İspanyolca: País Vasco(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, İspanya'nın Kuzeyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
İspanya'ya 25 Temmuz 1979 tarihinde bağlanan Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
İdari Yapısı: 7 İl'e Ayrılmış: İspanya’da: 1- Bizcaye (Bızkaıa) 2- Guipûzcoa (Gıpuzkoa) 3- Âlava (Araba) 4- Navarre ((Nafarroe) Fransa’da: 1- Labourd (Lapurdı) 2- Aşağı Navarre (Basse Navarre) 3- Soule (Zuberoa)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Komşuları: Kuzeydoğusunda İspanya ve Pirene Dağları, Güneybatısında Fransa, Batıda ise Cantabria Dağları ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Resmi Dili: Baskça, İspanyolca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Bask Bayrağı: 21 temmuz 1894 yılında Sabino Arana Goiri tarafından Bask ülkesi halkına armağan edilen bayrak. Bugünkü bask bayrağı "İkurrinya'nın" tasarımı ve "Euzkadi" adı da bask milliyetçiliğinin babası Arana'ya* aittir. Bayrağın üzerindeki yeşil çizgiler geleneksel bask yasalarını, beyazlar Hristiyanlığı temsil ederler. Zemindeki kırmızı ise Navarra'nın rengi olup halkı temsil ederler.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Milli Marşı: Sabino Arana tarafından yazılan Bask Ulusal Marşı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Bask Bölgesi:
Genel Bkş: Bask Ülkesi kendi polis teşkilatına (Ertzaintza) ve kendi radyo/tv'sine (Euskal Irrati Telebista) sahiptir. • "Euzkadi ta Askatasuna" (Bask Ülkesi ve Özgürlüğü) adı altında bir örgüt kurdular. Kısa ve yaygın olarak bilinen adı ETA. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Basket:
(Basketbol Ter.) Sepet. Topun içeri girerek sayı kazanılması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basket:
(ing.i. basket) (sp.) Basketbol oyununda kazanılan sayı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Basket Faul:
(Basketbol Ter.) Bir hücum oyuncusunun yapılan faule rağmen sayı atması ve bunun sonucunda faul atışı kullanması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basket Hanger:
(Basketbol Ter.) Hücum potasına hep yakın oynayan veya hücuma doğru boş ir atış için koşan oyuncu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basketbol:
Yaygın bir salon sporu olan basketbol,terim yönüyle Đngilizcenin etkisi altındadır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde en fazla ilgi gören spor dalı olması, yabancı sporcuların ülkemizde fazlalığı,medya gibi etkenler nedeniyle Đngilizce aslı terimler dilimizde fazlaca kullanılmaktadır.Aşağıda dilimizdeki karşılığını başlık yapılan terimlerde de yaygınlığı dolayısıyla ingilizce asılları belirtilmiştir.Kimi Türkçe karşılıklar yabancı dildeki terimlerin yerine önerilmişken bunun yaygınlık kazanmadığı görülmüştür.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basketbol:
(ing.i. basketball) (sp.) Beşer kişilik iki takım arasında oynanan, topu her iki kaledeki belirli bir yükseklikte asılı, dibi açık bir ağ veya sepetten geçirme esâsına dayanan top oyunu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Basketçi:
(ing.t.i.) (sp.) Basketbol oyuncusu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Baskı:
i. < bas-kı) 1- Altına konan maddeyi basıp ezen veya sıkan âlet. 2- Kuvvet ve zor altında bulundurma veya bulunma, tazyik, sulta. 3- Basma işi için baskıcının kullandığı kalıp. 4- Bir kumaşın kenar kısımlarının atmaması için içeriye kıvrılıp dikilmesi işi ve dikilen kısım. 5- Kitap, dergi, gazete vb. şeyleri basmak işi, basım, bası, tabı, print. 6- [İsim ve sıfat tamlamalarının ikinci öğesi olarak] Bir eserin belli bir yer, zaman veya seferde basılmış olanı. 7- Kitap, gazete gibi tabedilen şeylerin bir defada basılan miktârının tamâmı, tiraj. 8- Tabedilmiş bir şeyin güzellik, tertip ve temizlik bakımından basılış durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Baskı Derecesi:
(pen pressure) Fulaj izi. Herhangi bir belge düzenlenirken veya yazılırken kaleme uygulanan basınç nedeniyle kâğıt altındaki diğer kâğıtlar üzerinde ve yazı yazılan belgenin arka yüzünde oluşan iz, kalem baskı izi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Baskıcı:
(sf.) 1- Baskı yapan. 2- (i.) Matbaada baskı işini yapan kimse. 3- Tülbent ve kumaş üzerine baskı ile desen yapan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Baskılama:
(Halter Ter.) Barı yerden kesme.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baskılık:
(i.) Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konan, genellikle görünüşü süslü ağırlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Baskın:
(i. < bas-kın) 1- Düşmanı gāfil avlayıp beklemediği zamanda ânî olarak üzerine saldırma, ansızın hücum etme. 2- Suç işleyenleri suç üzerinde yakalamak için ansızın üzerlerine gitme. 3- Beklenmedik zamanda yapılan ânî ziyâret. 4- (sf.) Herhangi bir hususta bir kimseden veya bir şeyden daha üstün, daha kuvvetli olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basklarnet:
(fr.i. ba'sklarnet) (müz.) Fransızca basse clarinette Kalın sesli klarnet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Baskül:
(fr.i. bascule) Çok ağır şeyleri, küçük bir ağırlık ve uygun şekilde düzenlenmiş kaldıraçlar vâsıtasıyla tartmaya yarayan âlet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Basma:
(Voleybol Ter.) Blok yapıp topun rakip yarı alana düşmesini sağlama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basma:
(i.) 1- Basmak işi. 2- Üzerine baskı yoluyle renkli şekiller, resimler yapılmış pamuklu kumaş. 3- (sf.) Basılmış, basılı, tabedilmiş, matbû. Karşıtı: YAZMA(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basma Tahtası:
(Atletizm Ter.) Atlamalarda atletin hareketine başlamadan önce son değdiği yüzey. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Basmacı:
(i.) 1- Tülbent ve pamuklu dokuma üstüne kalıp basan kimse. 2- Basma satan kimse. 3- (esk.) Matbaacı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basmacılık:
(i.) 1- Dokuma üstüne kalıpla desen basma işi. 2- Basma alıp satma mesleği. 3- (esk.) Matbaacılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basmahane:
(b.i) (basma ve Fars. ḫāne “yer, ev” ile basma-ḫāne) 1- Basma işinin yapıldığı, tülbent ve pamuklu dokuma üzerine desenin basıldığı yer. 2- Matbaa, basım evi, tabhâne.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Basmak:
(f.) 1- Defolmak, çekip gitmek. Örn:: Bir halis Amerikalı'nın bir zenci karısıyla ilişiği olmamak lazım. Bas öyleyse Çek arabanı. (F. M. İkinci, Kara Nara) 2- Gol atmak, yenmek. Örn:: Kanarya size kaç yüz kere kaç bastı unutma. 3- Esrarı plaka haline getirmek. (bkz:: Ütülemek, Yaşa Basmak, Aklı Basmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Basmakalıp:
(b.sf. < bas-ma kalıp) 1- Her yerde görülebilecek, herkeste rastlanabilecek şekilde olan, değişik bir tarafı bulunmayan, kalıplaşmış, alışılmış, alelâde. 2- (i.) Eskiden, bir yazının hiçbir ilâve yapılmadan yanlışlarıyle olduğu gibi kopye edilmesi işi için kullanılırdı. [Bugünkü anlamı buradan gelmiştir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Basra Körfezi:
Basra Körfezi (Farsça: خليج فارس, Halîc-i Fars; Arapça: الخليج العربي, el-Halîc el-Arabî), Arabistan Yarımadası'nın kuzeyi ile İran'ın güneybatısı arasında kalan Hint Okyanusu'na bağlı körfez. Zengin petrol ve doğalgaz yatakları vardır. Körfezin bilinen en eski adı "Pers Körfezi"dir. Ancak körfez kıyılarının Arap fetihleriyle ele geçmesi ve Arap denizcilerin Asya kıtasında koloniler kurabilecek kadar gelişmesi sonucu aynı ismin Arapça telaffuzu olan "Halic-i Fersi" tanımı doğmuştur. 18’inci yüzyıldan itibaren körfezin Türkçe adı körfezin kıyısındaki en gelişmiş yerleşim yeri olan Basra kentinden dolayı "Basra Körfezi" olmuştur. İran, bölgenin Pers ismini korumak için 2010 yılından itibaren 30 Nisan gününü "Millî Pers Körfezi Günü" ilan etmiştir. Ancak özellikle körfeze kıyısı olan Arap ülkeleri tarafından bölge "Arap Körfezi"(el-Halîc'el-Arabî) adlandırılmaktadır.. Birleşmiş Milletler ise bölgenin tarihi isminden dolayı "Pers Körfezi" ismini tercih etmektedir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Basri:
(a.i. erk.) Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Basri Dirimlili:
(lakabı/sp.) Mehmetçik(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Basriye:
(a.i. ka.) (bkz:: Basri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Basso:
(ita.i. ba'sso, basso) (müz.) 1- En kalın erkek sesi. 2- En kalın sesli orkestra çalgısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Basso Tutmak:
Bir orkestrada kalın sesli çalgılar (basso) ile ince sesli çalgılara tek perdeden kesik kesik eşlik etmek, tempo tutmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bast Olmak:
(ing. büst patlak vermek, t.) (Uyuşturucu arg.) Polis baskınına uğramak, basılmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bastarda:
(İta.i. bastarda) Eskiden deniz savaşlarında kullanılan, 26 veya 36 çifteli, bir küreği beş veya yedi kişi tarafından çekilen, çektiri cinsinden gemi. Diğer ismi: BAŞTARDE(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Bastırma:
(Güreş Ter.) Tek veya çift dalarak rakibi alta alma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bastırmak:
(f.) 1- (Özellikle para oyunlarında) Vermek, para koymak, para sürmek. Örn:: Kaat parasını oyuna başlamadan peşinen cepten vereceğiz. Bastırın ellişer kuruşu bakalım. (Kemal Tahir, Hür Şehrin İnsanları) Örn:: Değneğin ucundaki enli tahtayla diğer paraları toplayıp önündeki kutuya attı. Bastırın beyler diyordu. (Hulki Aktunç, Bayram Gömleği) 2- (Futbolda) Hücum etmek, atak üstüne atak yapmak. Örn:: Bastır Ankaragücü. 3- Düzmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bastika:
(İta.i. pasteca) (den.) Gemilerde kullanılan tek dilli makara.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Baston:
(ita.sf.i. bastone değnek) İnce yapılı uzun boylu. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Baston:
(İta.i. bastone) 1- Yürürken dayanmak üzere kullanılan değnek, uzun sopa, asâ. 2- Gemilerin başındaki direğin ileriye doğru uzanmış kısmı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Bastonu Kırmak:
(d. it. t.) Bel soğukluğu hastalığına yakalanmak. (erkek için) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
basubadelmevt:
Her insanın ölümden sonra Allah’ın huzurunda hesap vermek üzere yeniden diriltilmesi. Öldükten sonra diriltilme konusu, Kur'an-ı Kerim’de birçok ayette anlatılmıştır. Bu konu, Kur’an-ı Kerim’in Allah’a imandan sonra üzerinde en çok durduğu ana konulardan biridir. Örn:: “Bir kimse şu dört şeye iman etmedikçe mümin olamaz. Bunlar: Allah’tan başka ilah olmadığına, benim, Allah’ın peygamberi olduğuma ve hakla gönderildiğime, ölüme ve basubadelmevte, kadere (hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanma.)” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Basurotu:
(küçükkırlangıçotu) Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Faydası:: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Basya:
(lat.i. ba'sya) (bitb.) Sapotgillerden, Asya'da özellikle özellikle Hindistan ve Endonezya'da yetişen, odunu çok sert ve dayanıklı, yaprakları tğysüz ve sert, çiçekleri sarkık durumda olan, meyvesi şarap yapmak için kuru incir gibi işlendiği gibi, tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen bir ağaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)
Baş:
(Güreş Ter.) Yağlı güreşte sıralanan derecelerin en büyüğü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş:
(Okçuluk Ter.) Yayın kiriş takılan kısmı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş:
(Tekvando Ter.) Meo-li. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş Başa:
1- (iki kişi) Yanlarında kimse olmaksızın. "İki devlet adamı baş başa görüştüler" 2- (iki kişi) Birlikte, bir arada, beraberce. "Sevdiğiyle baş başa yürümüştü" NOT: Hal Eki Alarak Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
baş dönmesi:
Vertigo, sık bilinen diğer adıyla baş dönmesi, denge kaybı ve sersemlik hissi olarak tanımlanır. Gündelik konuşma dilinde vertigo ve baş dönmesi aynı anlamlarda kullanılıyor olsa da, her zaman aynı anlama gelmezler. Vertigo, hemen herkesçe yaşanan basit baş dönmeleri olarak tanımlanamayacak tıbbi bir semptomdur(Konusu: , Kökeni: )
Baş Erkek Dansçı:
(Alm. Haupttaenzer - Fr. premier danseur (danseuse)) Baş rolde oynayan erkek dansçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baş Giysici:
(Alm. Kostümentwerfer - Fr. Chef costumier - İng. costume director) Bir oyunun giysilerini, giysi örneklerini çizen ve bu alanda her çeşit çalışmayı yöneten sanatçı ya da uzman.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baş Hakem:
(Voleybol Ter.) Özel bir yüksek yapıda ayakta duran maçın birinci önem sırasındaki hakemi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş Kipesi:
(Cimnastik Ter.) El-baş üstü duruştan sırt üstü yatışa geçerken bacakların belden vuruşu ve ellerin yeri itişiyle yapılan ayağa kalkma hareketi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş Parmağını Bükmek:
(d.) Yankesicilik etmek. (Baş parmağını bükerek işaret parmağı ve orta parmağın rahatça çalışmasını sağlamak.) (bkz:: Kızak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Baş Rol:
(Alm. Hauptrolle - İng. lead) Bir oyunda birinci derecedeki rol.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baş Üstü Pas:
(Basketbol Ter.) Savunmacıların üzerinden ribaundu alan oyuncunun fastbreak hücumuna destek için sahanın uzağındaki oyuncuya atılan pas. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Baş Yapıt:
(Alm. Hauptwerk - Fr. chef-d'oeuvre) Bir oyun yazarının yazdığı oyunların en değerlisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Başa Sarmak:
(d.) (Bir öyküyü bir haberi vb.) Anlatırken tekrar başa dönmek. Kaseti Başa Sarmak da denir. (bkz:: Kaseti Sarmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Başak:
(t.i. erk.) Sağlam, dayanıklı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Başak:
(t.i. ka.) 1- Tahıl tanelerini taşıyan kısım, sünbüle: Buğday başağı. 2- Hasattan artakalan şey. 3- Okun uç kısmındaki sivri demir.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Başaltı:
(Güreş Ter.) Yağlı güreşler ile aba güreşlerinde baştan sonra gelen kategori. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Başar:
(t.i. erk.) Başarılı ol, işi sonuçlandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
başarı:
ad 1. başarmak eylemi. 2. üstesinden gelinen, başarılan iş. "Çocuğun başarısını övmek, onu yüreklendirmek gerekir" 3. bir işte elde edilen iyi, güzel, yararlı sonuç. "Size şimdiden başarılar"(Konusu: , Kökeni: )
başarısız:
sıfat 1. başarı gösteremeyen, başaramayan, başarıya ulaşamamış, başarı elde edememiş (kimse). "Başarısız çocuk yoktur, önermesi doğru mudur?" 2. gerektiği gibi yapılamayan, başarılamayan, iyi sonuçlanmayan (iş, eylem). "Onun ülkesinde başarısız bir ayaklanma olmuş" 3. belirteç başarı gösteremeyerek. "Araştırması başarısız bulundu"(Konusu: , Kökeni: )
Başarman:
(t.i. erk.) Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Başay:
(t.i. ka.erk.) Birinci, ilkay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Başbuğ:
(t.i. erk.) Başkumandan, hükümdar. Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Başeğmez:
(t.i. erk.) Buyruk altına girmeyen, kişilikli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Başer:
(t.i. erk.) (bkz:: Başar)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Başı Bitten Kıçı S-kten Kurtulmak:
(d.) Sürekli olarak, aşağılık bir durumda kalmak, kötü durumu hiç düzelmemek. Örn:: Eyy çocuklar, Amerikan sigarası olup da vermeyenin başı bitten. (Attila İlhan, Kurtlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Başına Oturmak:
1- (Herhangi bir işte) Olumsuz sonuç almak. 2- (Oyunda) Yenilmek. (bkz:: Babaya Oturmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
başında:
(bir şeyin) sırada önde geleni, birinci sırada olanı. "Kanser yapıcıların başında sigara yer alır"(Konusu: , Kökeni: )
Başir:
(a.i. erk.) 1- Müjdeci. 2- Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz:: Beşir)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)