Haydi Öğrenelim!
Markizet:
İnce dokunmuş, seyrek ve hafif bir kumaş türü.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Baykut:
(t.i. erk.) Kutlu talihli. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baykutay:
(t.i. erk.) (bkz:: Baykut)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baylan:
(t.i. ka.) 1- Nazlı, şımarık. 2- Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Bayman:
(t.i. erk.) Varlıklı, saygın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baypas:
(İng.b.i. by-pass) (tıp.) Tıkanmış bir damarın yükünü üzerine alan yapay damar yada damarlararası bağlantı. Damar ekleme, damar aktarma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
bayrak:
ad 1. bir ulusun birliğini simgeleyen, belli bir topluluğun ya da bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimi özel olarak tasarlanmış, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde olan ve genellikle bir göndere çekilen, bir yere asılan kumaş. "Türk bayrağı, kırmızı zemin üstüne beyaz ay ve yıldızdan oluşmuştur" 2. MEC. bir alanda öncülük eden, o alanda önder durumunda olan kimse. "Atatürk, dilimizin özleştirilmesinde de bayrak olmuştur" 3. MEC. bir şeyi simgeleyen şey, simge. "ör Bir ozan, “Türkçem, benim ses bayrağım” demiştir" Benzer: sembol 4. HALK AĞZINDAN Anadolu’nun kimi yerlerinde, ekin biçilirken, biçilemeyerek geride kalan yer. "Veli tarlada çok bayrak bırakmış" 5. ESKİMİŞTİR gönüllü asker toplamaya girişmek. 6. ayaklanmak, başkaldırmak. "Öğrenciler bayrak açmak üzereydi ki, havayı yumuşattık" Benzer: isyan etmek 7. MEC. herkesi ülkü çevresinde toplanmaya çağırmak, bir ülküye önderlik etmek. "Ben bir bayrak açtım, isteyen katılır" 8. HALK AĞZINDAN yüz bulup şımarmak. "Bizim kız iyice bayrak açtı" 9. ucunda bayrak olan sopayı bir yere saplamak. "Dağcılar doruğa bayrak diktiler" 10. HALK AĞZINDAN tarladaki bütün ekinleri biçip geriye bir tutam ekin bırakmak yoluyla biçim işinin bittiğini belirtmek. 11. bayrak çekilen uzun direk. 12. gemilerde güvertenin en uzun direği.(Konusu: , Kökeni: )
Bayrak Partisi:
Kısa Adı: BP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 29.07.1983 Genel Başkanı: Yaşar Yurtöven Sona Eriş Tarihi: 25.07.1992 Sona Eriş Nedeni: 25 Temmuz 1992 tarihinde Islahatçı Demokrasi Partisi'ne (IDP) katıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Bayrak Yarışı:
(Atletizm Ter.) Bir koşu mesafesinin değişik bölümlerinde aynı takımın değişik sporcularının; kendi mesafelerini bitirdikten sonra elindeki bayrağı arkadaşına devretmesiyle yapılan takım yarışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bayram:
(t.i. erk.) 1- Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
bayram:
1- Dinî ve millî bakımdan önemli olan ve toplumca kutlanan gün veya günler. Örn:: “Yaz gelir de Arap atlar yarışır, Bayram gelir kanlı, kinli barışır.” (Karacaoğlan) İslam dininde iki bayram vardır. Bunlar: a) Ramazan bayramı. Şevval ayının 1, 2, ve 3. günü kutlanır. b) Kurban Bayramı: Zilhicce ayının 10, 11, 12 ve 13. günleri kutlanır ve ilk üç gününde de kurban kesilir. 2- Sevinç, neşe. 3- Cuma günü. Örn:: “Cuma günü bayramınızdır. Bu bayram gününde (nafile) oruç tutmayınız.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
bayram namazı:
Ramazan ve Kurban Bayramı’nın birinci günü cemaatle birlikte ve iki rekât olarak kılınan namaz. Bayram namazı güneşin doğmasından yaklaşık olarak kırk beş dakika sonra kılınmaya başlanır. Güneşin tepe noktasına gelmesine yani öğle namazından yaklaşık bir saat öncesine kadar devam eder. Bayram namazını akıllı, hür, mukim Müslümanlar kılarlar. Örn:: “Tekbir ile, tehlil ile bayram namazında - Neslimle helalleşmeye gelsin ramazanlar!” (A. N. Asya)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bayramiye:
Halvetî tasavvuf geleneğine bağlı Hacı Bayram Veli (ö. 833/1429-30) tarafından kurulmuş bir tasavvuf ekolü. Bayramiye daha sonraları, Şemsiye-yi Bayramiye, Melâmiyeyi Bayramiye ve Celvetiye gibi kollara ayrılmıştır. Bayramiye tarikatı günümüzde, Anadolu’da hâlâ varlığını sürdürmektedir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bayramlık Ağzını Açtırmak:
(d.) Birisinin küfretmesine sövmesine yol açmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bayrı:
(t.i. erk.) Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Bayru:
(t.i. erk.) (bkz:: Bayrı)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Bayrualp:
(t.i. erk.) (bkz:: Bayru)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Bayruhan:
(t.i. erk.) (bkz:: Bayru)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baysal:
(t.i. erk.) Soylu, ünlü kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baysan:
(t.i. erk.) Zengin, tanınmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baysu:
(t.i. erk.) (bkz:: Baysan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baysungur:
(t.i. erk.) Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase'd-Din Baysungur. Timur'un torunu ve Şahruh Mirza'nın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytal:
(t.i. erk.) 1- Kısrak. 2- Bayır, yokuş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytekin:
(t.i. erk.) (bkz:: Baytal)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytugay:
(t.i. erk.) (bkz:: Tugay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytü:
(t.i. erk.) (bkz:: Tüze). (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytüze:
(t.i. erk.) (bkz:: Tüze)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baytüzün:
(t.i. erk.) (bkz:: Tüzün)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Bayülgen:
(t.i. erk.) (bkz:: Ülgen)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baz:
(fr.i. base < Yun.) 1- Temel, esas. 2- (kim.) Asitle birleştiğinde tuz oluşturan, oksitlerin su ile birleşmesinden meydana gelen, suda eridiğinde hidroksil iyonu veren madde, alkali, kalevî.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Baz-ı Hayal:
(İsi. Tiy.) İran'da gölge oyununa verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baza:
(ita.i. base) Yatakların altına konulan ve sandık olarak kullanılan bölme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazal:
(fr.sf. basal) 1- (kim.) Bazı çok olan. (tuz) 2- Bazın özelliklerini taşıyan. (madde)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazalt:
(fr.i. basalte < Lat.) Feldspat ve koyu renkli minerallerden ibâret, yanardağ menşeli, koyu gri ve siyah renkli, oldukça ağır kaya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazende:
(Körm. O.) Oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
bazı:
sıfat 1. kimi, birtakım. "Bazı günler sıkılıyorum" 2. belirteç kimi kez, kimi zaman, arada bir, ara sıra, zaman zaman. "Oraya bazı uğradığım oluyor"(Konusu: , Kökeni: Arapça)
Bazidiyospor:
(fr.i. basidiospore) (bitb.) Bazitli mantarların sporları.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazifobi:
(ing.i. basiphobia) gitmek istediğiniz yerleri aklınıza getirir ancak basifobi'niz sizi bunu yapmaktan alıkoyar. bir adım atarsınız ancak yürümekten korkarsınız. o yüzden bazen seyahat etmenin en güvenli yolunu koşmak olarak görürsünüz. bazofobi (basophobia) 'de denir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Bazik:
(fr.sf. basique) 1- (kim.) Baz niteliği gösteren. 2- Birleşiminde asit ve baz ağırlığı oranı normal tuza göre az fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan.(tuz)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazik Oksit:
(fr.i.) (kim.) Bir asitle tepkime vererek tuz ve su oluşturan oksit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazilika:
(lat.i. basilica) 1- Orta kısmı yüksek ve geniş, yanları iki katlı daha dar ve alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç bölüme ayrılmış olan ve mezat yeri, gerektiğinde de mahkeme olarak kullanılan çatılı Roma yapısı. 2- Bu binâların planı taklit edilerek yapılmış hıristiyan kilisesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)
Bazit:
(fr.i. baside < Yun.) Mantarların bazitli mantar denen cinslerinde içinde üremeyi sağlayan sporlar bulunan, gözle görülemeyecek kadar küçük bir uzantı şeklindeki üreme organı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazitli Mantarlar:
fr.b.i.) (bitb.) Üremeyi sağlayan sporları, bazit denen üreme organı içinde bulunan mantar grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazlama:
(yun.i. mazi > pazı “yufka”dan pazı+lama > pazlama > bazlama > bazlama+ç) (halk ağzı) 1- Kızgın saç üzerinde pişirilmiş kalın yufka, bezdirme. 2- Tatlısı bol kalın saç gözlemesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Bazlaşma:
(fr.t.i.) (kim.) Bir maddenin baz durumuna gelmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bazoka:
(ing.i. bazooka) (bkz:: Bazuka)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Bazuka:
(ing.i. bazooka) Tüfek gibi omuza dayanarak kullanılan ve tanklara, zırhlı arabalara karşı roket atışı yapan Amerikan îcâdı silâh. [İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
BBS:
Bulletin Board System'in kısaltılmış hali. iletişim için pano sistemi anlamına gelir. Bir ya da daha fazla bilgisayarın modem aracılığıyla bir veri merkezine bağlanması demektir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
BCC:
"Blind Carbon Copy'in kısaltılmış hali. Elektronik postanın sunduğu bu imkanla ilk alıcı farkına varmadan mesajın kopyasını farklı alıcılara göndermek mümkündür. Bunu yapabilmek için e-posta penceresinin ""gizli" satırına istediğiniz kullanıcı ya da kullanıcıların e-postalarını yazmanız yeterli olacaktır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Beaujoaıs (BO-JO-LE):
Esasında Fransa'nın Burgundy bölgesindeki yörelerden biri olan Beaujolais, genel anlamda, hasat edilen üzümlerden aynı rekolte yılı içerisinde üretilen genç şaraplara verilen isimdir. Basit, meyvemsi ve içimi kolay olan bu şaraplar, çok kısa sürede tüketilmek üzere piyasaya sürülürler.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Bebap Şişi:
(d. a. türk.) Bıçak, kama, kesici araç. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bebe:
(i.) (çocuk dilinden; ses taklidi k.) Süt çocuğu, en küçük çağındaki çocuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Bebek:
(infant) 0-12 aylık çocuk.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Bebek:
(T.K.O.) Anadolu'da ilkel bir kukla oyununa verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Bebek:
(i.) (bebe’den küçültme ekiyle bebe+k) 1- Meme emmekte olan veya kucak çağındaki küçük çocuk. 2- Bezden veya herhangi bir maddeden yapılmış insan şeklinde oyuncak. 3- (mec.) Davranışları çocukça olan kimse. 5- (argo.) Genç kız veya kadınlara hitap sözü olarak kullanılır. “Baksana bebek!” “Bebeğim, sen de bizimle gelecek misin?”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Bebek:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Bebeklik:
(i.) 1- Bebek olma durumu. 2- Bebek gibi davranma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Beberuhi:
(Kar.) Karagöz oyununda, boyunun kısalığından dolayı “altı kulaç Beberûhi” de denen mahallenin budalası. Cüce ve kamburdur. Zenginler tarafından korunur. Ama kimse tarafından sevilmez. Orta oyunundaki maskara'nın ya da cücenin benzeridir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Becermek:
1- (Bir şeyi) İşe yaramaz hale getirmek, bozmak. Örn:: Eskiden radyo becerirdi, veletler şimdi televizyonu şeydiyorlar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Becherovka:
Becherovka; Becherovka genellikle soğuk servis edilir. Ve genelde aperatife destek olarak kullanılır. Aynı zamanda tonik ile de servis edilir, bu karışım beton ismiyle bilinir. Bazı Doğu Bloğu ülkelerinde artrit hastalığının ev tedavisi için kullanılır. Üretildiği Ülke: Bitki özlü bir amaro'dur. Çek Cumhuriyeti'nin Karlovy Vary kasabasında Jan Becher likör şirketi tarafından üretilir. Ana Bileşenleri: Anason tohumları, tarçın, ve yaklaşık olarak 32 başka bitki özü ile lezzet kazanmıştır. 38% oranında alkol içermektedir.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Beclard Kemikleşme Merkezi:
(Beclard ossification center) Femur alt ucundaki epifiz kıkırdağı içerisinde bulunan, intrauterin 9. ayda beliren ve 10 gün içerisinde maksimum büyüklüğüne ulaşan, miadında doğmuş çocuklarda uzun ekseni 5 mm olan baklava dilimi biçimindeki kırmızı renkli kemikleşme çekirdeği.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Beç Tavuğu:
(mac.t.b.i.) (hayb.) Evcil tavukların atası olan ve Afrika’da yaşayan kısa kuyruklu, başında boynuzsu bir ibik, gagasının altında iki sakal bulunan sülüngillerden bir çeşit kuş, yaban tavuğu. [İstanbul’a Beç’ten (Viyana) getirildiği için bu ismi almıştır](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Macarca)
Bedahşan:
(f.i. ka.erk.) Amu-derya'nın kaynağı olan Perc'in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)
Bedahşi:
(f.i. ka.) (bkz:: Bedahşan)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Bedayi:
(a.i. erk.) Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
beddua:
1- İlenç, ilenme, birinin kötülüğü için edilen dua, lanet, intizar. 2- Bir kimsenin veya toplumun Allah tarafından cezalandırılmasını isteme. İslam dinine göre yerli yersiz beddua etmek doğru değildir. Örn:: “Zulme uğrayan kimsenin bedduasından sakınınız. Çünkü onun duası ile Allah’ın arasında perde yoktur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bedel:
(a.i. ka.erk.) 1- Değer, kıymet. 2- Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey, karşılık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Bedelli Askerlik:
Bedel ödenerek yapılan kısa süreli askerlik.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Beden:
(Tekvando Ter.) Mom.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
beden:
ad 1. canlı varlıkların maddi bölümü. Benzer: vücut 2. vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü. Benzer: gövde 3. ağacın, dal ve budak dışındaki asıl bölümü, ana bölümü. Benzer: gövde 4. sur, kale duvarı.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Beden eğitimi:
Oyun, cimnastik, spor gibi bütün eğitici bedensel etkinlikleri içeren temel kavram olup bedensel etkinlikler içinde ve bedensel etkinlikler aracılığı ile verilen eğitimdir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Beden Koruyucu:
(Tekvando Ter.) Hoh Goo.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Beden Muayenesi:
(physical examination) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanığın bedeninde muayene yapılabilmesi ya da biyolojik örnek alınabilmesi için Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından karar verilen muayene.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Bedi:
(a.i. erk.) 1- Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2- Yoktan vareden. Allah'ın 99 isminden birisidir. 3- Söz estetiği, halin muktezasına uyan delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler toplamı. 4- Güzel, güzellik. Bedi b. Mansur. Hanefi fıkıh alimi (Sivas-1223). El-Bahru'1-Muhit adlı bir fıkıh eseri vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedî:
(el-Bedî) “Allah’ın, evreni hiçbir model olmadan benzersiz ve eşsiz mükemmellikte yaratması.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “(Allah) Göklerin ve yerin Bedî’idir. Bir şeyi yaratmak istedi mi, ona sadece “ol’ der, o da hemen oluverir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/117 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bedia:
Peyami Safa'nın yazdığı Canan kitabındaki ana karakter. Aslen muhafazakâr bir kadındır. Namusuna ve ailesine düşkündür. Süs ve mücevherden hoşlanmamaktadır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Bedia:
(a.i. ka.) 1- Yüksek estetik değerde, sanat eseri. 2- Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. 3- Ülkü, ideal.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bedid:
(f.i. erk.) Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Bedih:
(a.i. erk.) Şan ve şerefi büyük olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedih Yoluk:
(lakabı/müz.) Kazancı Bedih(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )
Bedihe:
(a.i. ka.) 1- Düşünmeden, birden bire söylenen güzel söz. 2- Başlangıç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bedihi:
(a.i. erk.) Besbelli, açık, apaçık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedinur:
(a.i. ka.) (bkz:: Bedi)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bedir:
(a.i. erk.) Dolunay, ondört gecelik ay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedir Savaşı:
Hicretin ikinci yılında (M.S. 624) Mekkeli müşriklerle Medineli Müslümanlar arasında Bedir kuyusu etrafında yapılan ilk büyük savaş. Bedir Savaşı, üç yüz civarında Müslümanla bine yakın müşrik arasında yapılmıştır. Bedir Savaşı Müslümanların zaferiyle sona ermiştir. Müslümanlar on dört şehit, müşrikler ise yetmiş ölü ve yetmiş esir vermişlerdir. Bu savaşta alınan esirlere son derece iyi davranılmış, Hz. Peygamber, mali durumu iyi olanların fidye vermelerini, fidye veremeyecek durumda olanların da Medineli on Müslümana okuma yazma öğretmelerini istemiştir. Bu savaşa katılan sahabeler Hz. Peygamber’in yanında en kıymetli insanlar olarak tanımlanmışlardır. Bu savaşın zaferle sonuçlanmasından dolayı Müslümanlar, Arap yarımadasında büyük bir itibar kazanmış ve İslam’ı tebliğ etmek için yeni imkânlar elde etmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bediran:
(f.i. ka.) 1- İşleri kötü idare eden. 2- Çapkın kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Bedirhan:
(f.i. erk.) İleri görüşlü, aydın lider.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Bediüzzaman:
(a.i. erk.) 1- Zamanın harikası. 2- Asrın mükemmel insanı. Daha çok lakab olarak kullanılır. Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risale-i Nur Külliyatı'nı telif etmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedran:
(f.i. ka.) 1- Sert başlı at. 2- Daima. 3- Hoş latif, yakışıklı. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Bedreddin:
(a.i. erk.) 1- Din'in nuru, ışığı. 2- Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedreke:
(f.i. ka.) Yol gösteren, kılavuz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Bedri:
(a.i. erk.) 1- İçi altın dolu kese. Bedr-i Dilşan b. Mehmed b. Oruç b. Gazi b. Şeban: (XV. yy. il yarısı) Türk şairlerinden. Murat II. adına yazdığı Murat namesi ünlüdür. 2- Ayla ilgili, ayın ondördü gibi güzel.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedriye:
(a.i. ka.) 1- Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait. 2- Sühreverdiyye tarikatının altı şubesinden biri.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bedrulcemal:
(a.i. erk.) 1- Ay yüzlü. 2- Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. İki defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bedrunnisa:
(a.i. ka.) Dolunay yüzlü kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bedük:
(t.i. erk.) Büyük, yüce, gösterişli, önemli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Begonya:
(fr.i. bégonia) [Bitkiye bu isim, Santo Dominigo’daki Fransız vâlisi Michel Bégon’un şerefine 1690’da verilmiştir] Begonyagillerden, beyaz, pembe, kırmızı çiçekli, yaprakları etli ve güzel renkli, pek çok çeşidi bulunan bir süs bitkisi. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Begonyagiller:
(fr.t.ç.i.) (bitb.) Tropikal bölgelerde yetişen ve örnek bitkisi begonya türündeki bol usâreli otsu veya alçak çalı hâlindeki çiçekli bitkileri içine alan, iki çenekli bitki familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Begüm:
(f.i. ka.) Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak verilirdi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Beha:
(Kürtçe i. erk.) "Ender, Zor bulunan" anlamına gelir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Kürtçe)