Haydi Öğrenelim!
Erokay:
(t.i. erk.) Seçkin, beğenilen erkek.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
İsrail:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 15 Mayıs 1948 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır. İsrail, 26 BM üyesi ile BM üyesi olmayan Sahra Arap Demokratik Cumhuriyeti tarafından tanınmamaktadır. Bunların yanında Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından tanınır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
İsrail:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
İsrail:
İdari Yapısı: 6 Bölge: Merkez, Haifa, Kudüs, Kuzey, Güney, Tel Aviv(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
İsrail:
Başkenti: Kudüs (uygulamada) Tel-Aviv (uluslararası kabul edilen)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )
İsrail:
Komşuları: Batısında Akdeniz, kuzeyinde Lübnan ve Suriye, doğusunda Ürdün, güneyinde ise Mısır, Filistin ve Kızıldeniz ile çevrilidir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
İsrail:
Resmi Dili: İbranice, Arapça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
İsrail:
Plaka Kod: IL(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
İsrail:
Tel. Kodu: +972 Bölge 9 Güneybatı Asya, Güney Asya ve Orta Asya numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
İsrail:
Dini: Musevilik (Yahudilik), İslamiyet, Hiristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
İsrail:
İsrail Bayrağı: Bayrak 1891'de ilk siyonistler tarafından tasarlandı. 28 Ekim 1948 tarihinde, İsrail Devleti'nin kurulmasının ardından 5 ay sonra kabul edilmiştir. Beyaz zemin üzerinde iki yatay mavi şerit arasında aynı mavi renkte bir Davud yıldızı'ndan oluşur. Anlamı, Dinimizden kopmayarak Davut'un kalkanı bizide korusun' demektir. Bayraktaki iki mavi çizgi Fırat Nehri ve Nil Nehri'ni temsil eder. 660m x 100m ebatlarında ve 5.2 ton ağırlığındaki İsrail bayrağı dünyanın en büyük bayrağı olma konusunda dünya rekoru kırmıştı. Günümüzde en büyük bayrak Romanya'nın Clinceni kentinde açılan 79 290 metrekare büyüklüğündeki bir Romanya bayrağı. Halbuki İsrail bayrağı 20 000 metrekareydi. Ve arada Fas, Lübnan gibi ülkeler kendi rekorlarını kırdılar.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
İsrail:
Milli Marşı: "Hatikva" (Türkçe: Umut) İsrail'in ulusal marşıdır. Bugün İsrail'in ulusal marşı statüsünde bulunan marşın sözleri, Orta Avrupa'lı-Yahudi Naftali Herz Imber tarafından ilk olarak 1878 yılında Ukrayna'nın Zolohiv kentinde 9 kıtalık bir şiir olarak kaleme alınmıştır. Samuel Cohen tarafından aranje edildi.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
İsrail:
Genel Bkş: Tanah'a göre Yakup, ailesi ile göç ederken Yehova'nın meleği, insan silüetinde Yakup'a görünür. Ailesini nehrin karşısına taşıdıktan sonra Yakup, melek ile gün ağarıncaya kadar güreşir. Melek, Yakup'u yenemeyeceğini anlayınca ona, "Beni bırak, gün ağarıyor" der. Fakat Yakup, "Beni kutsamadıkça seni bırakmam" diyip, kutsallık ister. Yakup mücadele eder ve nihayetinde Yehova'nın meleğini yener. O da Yakup'u Yehova'nın meleğini alt eden anlamına gelen İsrail (יִשְׂרָאֵל, Yiśrāʾēl) ismiyle kutsar. Böylece Yehova tarafından Yakup'un adı artık 'İsrail' olur. Bu nedenle Yakub'un soyundan gelenlere İsrailoğulları denir. Bu olaydan sonra Yakup, Mısır'a göçtüğünde sülalesi İsrailliler olarak anılır. Günümüzde İsrail Devleti'nin ismi ise bu olaydan gelir. • Ülkede Mescid-i Aksa, Ağlama Duvarı gibi dini yapıların bulunması inanç turizmini geliştirir. • İsrail Devleti'nin bayrağı Musevi dua şalı tallitin deseninden esinlenilmiştir ve rengi Davud'un Kalkanı'nın (Magen David) rengi olduğuna inanılan mavidir. İsrail Devleti'nin resmî amblemi Yedi Kollu Şamdan'dır (Menora), bu şamdanın şeklini eski çağlardan beri varolduğu bilinen moriah isimli yedi dallı bitkiden aldığı söylenir. İki yanındaki zeytin dalları İsrail'in barış arayışlarını simgeler. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
İsrail:
Mossad İsrail'in Dış İstihbarat Teşkilatı. (İbranice: 'Ha-Mossad le-modi'in u-le-tafkidim meyuhadim') İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü. Sembolik olarak on iki casus olayıyla kurulan Mossad resmi olarak 13 Aralık 1949'da kurulmuştur. Şin Bet İsrail'in iç İstihbarat Teşkilatı. Sherut-ha-Bitachon ha-Khali (Genel Güvenlik Servisi) Aman İsrail'in Askeri İstihbarat Teşkilatı. (İbranice tam adı Agaf HaModiin, "İstihbarat Birimi") İsrail Ordusu'nun askeri istihbarat birimi. 1950 yılında kurulmuştur. Birim 8200 İsrail'in Sinyal İstihbarat Teşkilatıdır.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
İsrail:
(bkz:: Yakup Peygamber)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İsrail Milli Tk:
milli tk.lakabı: Gök Mavi Takımı (Nivheret Hatchelet)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
İsrailiyat:
İslami kaynaklara kasıtlı veya kasıtsız olarak aktarılan Yahudi ve Hristiyan kültürüne ait sosyal ve mitolojik olaylar veya dünyanın yaratılışı ile ilgili haberler. Tefsir usulü kaynaklarında İsrailiyata ait bilgi ve haberlerin Kur'an-ı Kerim ve hadislerle örtüşüyorsa alınıp öğrenilmesinde bir sakınca olmadığı ifade edilmiştir. Aynı kaynaklar, Kur'an-ı Kerim ve sahih hadislere aykırı olan İsrailiyatın İslam nazarında bir bilgi değeri bulunmadığına dikkat çekmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İsrailoğulları:
Tevrat ve Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yakup’un (İsrail) çocuklarına ve onların soyundan gelenlere verilen ad. Kur’an-ı Kerim’de Yahudiler, Beni İsrail, Hûd, Yehûd ve Hâdû kelimeleriyle tanımlanır. Ancak ‘Yehûd’ kelimesi Medeni surelerde geçtiği hâlde, ‘Beni İsrail’ ise Mekki surelerde geçer. İslami kaynaklarda İsrailoğulları Hz. Yakup’un soyundan gelen ve ırken Yakubi olanlar; Yahudi ise hem bunları hem de başka ırklardan olup da Yahudiliğe girenleri ifade etmek için kullanılır. “Bir zamanlar İsrailoğulları’na ‘Yalnız Allah’a ibadet edeceksiniz, anaya, babaya iyi davranacaksınız, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere iyilik edeceksiniz.’ diye emretmiş, onlardan bunu tutacaklarına dair söz almış ve ‘İnsanlara güzel söz söyleyin, namaz kılın, zekâtı verin’ demiştik. Ey İsrailoğulları! Sonunda çok azınız hariç yüz çevirerek (eski alışkanlıklarınıza ve kötülüklerinize) geri döndünüz.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/83 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstadya:
Uzakta bulunan iki noktanın arasını ölçmekte kullanılan araç. (İtalyanca stadia)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstanbul:
İstanbul Tarihi; Yerleşim tarihi son yapılan Yenikapı'daki kazılarla bulunan liman doğrultusunda 8500 yıl, kentsel tarihi yaklaşık 3.000, başkentlik tarihi 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir. Osmanlı İmparatorluğu dönemi 1453 - 1923 yılları arasını kapsadı. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında ise 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi. İstanbul'un 2500 yıllık başkentlik dönemi 29 Ekim 1923'de sona erdi.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
İstanbul:
İstanbul İlçeleri: Avrupa yakasındaki ilçeler: 1-Arnavutköy (22.03.2008) 2-Ataşehir (22.03.2008) 3-Avcılar (03.06.1992) 4-Bağcılar (03.06.1992) 5-Başakşehir (22.03.2008) 6-Bahçelievler (03.06.1992) 7-Bakırköy 8-Bayrampaşa (20.05.1990) 9-Beşiktaş (01.09.1930) 10-Beylükdüzü- (22.03.2008) 11-Beyoğlu (26.06.1926) 12-Büyükçekmece (04.07.1987) 13-Çatalca (26.06.1926) 14-Esenler (29.12.1993) 15-Eyüp (15.06.1936) 16-Fatih (01.09.1930) 17-Gaziosmanpaşa (04.09.1963) 18-Güngören (03.06.1992) 19-Kağıthane (04.07.1987) 20-Küçükçekmece (04.07.1987) 21-Sarıyer (01.09.1930) 22-Silivri (01.06.1928) 23-Şile 24-Şişli (01.06.1954) 25-Zeytinburnu (01.09.1957) Anadolu yakasındaki ilçeler: 1-Adalar 2-Beykoz (01.06.1928) 3-Çekmeköy (22.03.2008) 4-Esenyurt (22.03.2008) 5-Kadıköy (01.09.1930) 6-Kartal (01.06.1928) 7-Maltepe (03.06.1992) 8-Pendik (04.07.1987) 9-Sancaktepe (22.03.2008) 10-Sultanbeyli (03.06.1992) 11-Sultangazi (22.03.2008) 12-Tuzla (03.06.1992) 13-Ümraniye (04.07.1987) 14-Üsküdar (26.06.1926) (Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
İstanbul:
İstanbul; Batıdan Çatalca Yarımadası, Doğudan Kocaeli Yarımadası, Kuzeyden Karadeniz, Güneyden Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı, Kuzeybatıdan Tekirdağ'a bağlı Saray, Batıdan Tekirdağ'a bağlı Çerkezköy, Çorlu, Güneybatıdan Tekirdağ'a bağlı Marmara Ereğlisi, Kuzeydoğudan Kocaeli'ne bağlı Kandıra, Doğudan Kocaeli'ne bağlı Körfez, Güneydoğudan Kocaeli'ne bağlı Gebze ilçeleri ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
İstanbul:
Nesiyle Meşhur: İstanbul'un Avrupa yakasındaki ilçeler; 1-ARNAVUTKÖY: 2-ATAŞEHİR: 3-AVCILAR: 4-BAĞCILAR: 5-BAŞAKŞEHİR: 6-BAHÇELİEVLER: 7-BAKIRKÖY: 8-BAYRAMPAŞA: 9-BEŞİKTAŞ: Bebek'te Badem Ezmesi, Ortaköy'de Kumpir 10-BEYLİKDÜZÜ: 11-BEYOĞLU: Çiçek Pasajında balık, Profiterol, Sütlüce'de Uykuluk, Tophane'de Nargile, Karaköy'de Baklava, Dolapdere'de İşkembe, Beyoğlu'nda Çikolata, Taksim'de Islak Hamburger, Kasımpaşa'da Kelle, Cihangir'de Turşu ve Kedileri 12-BÜYÜKÇEKMECE: 13-ÇATALCA: 14-ESENLER: 15- EYÜP: Eyüp Sultan Camii, Pierre Loti, Feshane, Eyüp Sultan'da Halka, Alibeyköy'de Tulumba Tatlısı 16- FATİH:Kumkapı'da Balık, Vefa semtindeki Vefa Bozacısı, Eminönü'nde Balık Ekmek, Sultanahmet köftesi, Mahmutpaşa'da Simit, Fatih'de Fatih Sarma, Çapa'da Goralı, Süleymaniye'de Kurufasülye, 17-GAZİOSMANPAŞA: 18-GÜNGÖREN: 19-KAĞITHANE: 20-KÜÇÜKÇEKMECE: 21-SARIYER: Börek, Emirgan'da Çay, Kireçburnu'nda Kurabiye, Yeniköy'de Tavuk Göğsü, Rumelihisarı'nda Kağıt Helva, Kavak'ta Midye 22-SİLİVRİ: 23-ŞİLE 24-ŞİŞLİ: 25-ZEYTİNBURNU: Anadolu yakasındaki ilçeler: 1- ADALAR:Büyükada'da Patates Kroket, Faytonları 2-BEYKOZ: Kanlıca’da yoğurt, Beykoz'da Paça, 3-ÇEKMEKÖY: 4-ESENYURT: 5-KADIKÖY: Moda'da Dondurma 6-KARTAL: 7-MALTEPE: 8-PENDİK: 9-SANCAKTEPE: 10-SULTANBEYLİ: 11-SULTANGAZİ: 12-TUZLA: 13-ÜMRANİYE: 14- ÜSKÜDAR:Şemsipaşa’nın turşusu, Çamlıca'da Sütlü Simit, Beylerbeyi'nde muhallebi, Çengelköy’ün salatalığı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
İstanbul:
İstanbul'da Gezilecek Yerler: Sultanahmet Cami, Eyüp Sultan Cami, Süleymaniye Cami, Mihrimah Sultan Cami, Eminönü Yeni Cami, Fatih Cami, Büyük Mecidiye Cami, Ayasofya Cami Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Kız Kulesi, Galata Kulesi, İstiklal Caddesi, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı, Çırağan Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Mısır Çarşısı, Kapalı Çarşı, Arkeoloji Müzesi, Aşiyan Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi, Atatürk Müzesi, Rahmi Koç Müzesi, İstanbul Modern, YediKule Zindanları, Selimiye Kışlası, Rumeli ve Anadolu Hisarı, Feshane, Pierre Loti Tepesi, St. Antuan Kilisesi, Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada, Miniatürk, Gülhane-Emirgan-Yıldız Parkları, Pera Palas, Vialand – Eğlence Merkezi, İstanbul Akvaryum, Via Port – Eğlence ve Alışveriş Merkezi, Atatürk Arboretumu, Alman Çeşmesi, Büyük Postane, Cağaloğlu Hamamı, Çemberlitaş Sütunu, Dikilitaş, Haydarpaşa Garı, 1453 Panaroma İstanbul Müzesi, Fethi Paşa Korusu, Çamlıca Tepesi, Prens Adaları, Bozdoğan Kemeri, Fener Rum Patrikhanesi.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
İstanbul:
Genel Bakış: Marmara bölgesinde yer alır. • İstanbul Türkiye’nin Kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç’i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa’daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya’daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir. • Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarım ada üzerinde kurulan İstanbul’un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır. Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır. • 1453 yılında İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilince İstanbul Osmanlı İmparatorluğu’nun son ve en uzun süre başkenti olmuştur. 1453 yılından Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış süresi olan 1923 yılına kadar 470 yıl Osmanlı’ya İstanbul başkent olmuştur. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü:
Taraftar Grubu: 1453 Başakşehir.(Konusu: Lakap Türk Tk., Kökeni: )
İstanbul Boğazı :
İstanbul Boğazı ya da tarihî ismiyle Bosporos (Öküz Geçidi), Asya ile Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran ve Marmara Denizi ile Karadeniz'i birbirine bağlayan bir boğaz ve uluslararası su yoludur. Boğaz, genel olarak kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır. İstanbul şehrini Avrupa Yakası ve Anadolu (Asya) Yakası olarak ikiye böler. Boğazın her iki yakasına yayılan yerleşim bölgesine Boğaziçi adı verilir. 1923'te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası su yolu niteliği kazanan ve 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen Türkiye Cumhuriyeti'nin denetimine giren İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Türk Boğazları olarak adlandırılır ve Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran doğal sınırlardan biri olarak kabul edilir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
İstanbul Üniversitesi:
İstanbul Üniversitesi ya da kısaltılmış haliyle İÜ, ana yerleşkesi İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan, Türkiye'nin en eski devlet üniversitesidir. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk Avrupa tarzı üniversite olarak kabul edilen Darülfünun'un doğrudan devamı olan İstanbul Üniversitesinin bazı birimlerinin temelleri İstanbul'un fethinin ertesi günü olan 30 Mayıs 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in emriyle kurulan Sahn-ı Seman medreselerine kadar dayandığından okulun kuruluşu bu tarihe dayandırılır. 1933 yılına kadar Darülfünun-ı Şahane, Darülfünun-ı Osmani ve İstanbul Darülfünunu adıyla eğitim veren kurum, 1 Ağustos 1933'te İstanbul Üniversitesi adını alır ve aynı yıl 18 Kasım'da Türkiye'deki ilk ve tek üniversite olarak eğitim hayatına başlar.(Konusu: üniversiteler, Kökeni: )
İstanbul'un Bir Yüzü:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Refik Halit KARAY Kitabın Konusu: Kitap bütün İstanbul’un iç yüzünü değil, yalnızca İstanbul’da yaşayan bir azınlığın içyüzünü gözler önüne seriyor. Savaş zenginleri, karaborsacılar, vurguncular, türediler, ittihat ve terakki’nin adamları. İstanbul’un ‘öteki Yüzü’, yani halk yok romanda. Kitabın Ana Fikri: Yazar Bu Romanla Okuyucuya; Bazı Kişilerin Zengin Olmak Ve önemli Bir Mevkiiye Gelmek için Her Türlü Yola Başvurabilecekleri Mesajını Veriyor.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
İstanbulin:
Tanzimattan Meşrutiyete kadar Türkiye'de kullanılan, yakası kapalı bir tür erkek ceketi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstare:
(f.i. ka.) Yıldız, necm, sitare.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
istasyon:
(B-58) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, tren istasyonunu bildirmek amacı ile kullanılabilir. bu işaret levhası, tek başına kullanılabileceği gibi, gerekli görüldüğünde istasyona giden yönü gösteren PL-3 nolu yön panellerinden birisi ile birlikte de kullanılabilir. istasyon işaret levhası, figür olarak kavşak öncesi yön levhaları ile kaplama üstü yön levhalarında kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
İstasyon:
(fr.i. station'dan) (Fahişe için) Çalışılan yer, fuhuş yapılıp para kazanılan mekan. Genelev, kerhane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstasyon:
1. Tren, metro durağı. 2. Araştırma kuruluşu. 3. Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstatistik:
1. Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi; sayımlama. 2. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı; sayım bilimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstatistikçi:
İstatistik uzmanı, istatistikle uğraşan kimse; sayımlamacı. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstavrit:
Bilimsel Adı: Trachurus trachurus. Familyası: Deniz Balığı. Siyah etli ve pulsuz balık sınıfındandır. Yağlarını karaciğerlerinde depolarlar. Genellikle yağsız olurlar. Kökeni Yunancadan gelir ve karagözgillerin en bilineni, tanıdık balık anlamını gelir. Sırtı mavimsi yeşil, yanları gümüşi ve karın beyazdır. Etçil olup; besinlerini Hamsi, Çaça, Gümüş Balığı ve Sardalya gibi balıkların yavruları ile kabuklular ve kurtlar gibi omurgasız hayvanlar oluşturur. Türkiye'de Karadeniz’in doğu kısımlarında yoğun olarak görülen ikinci balık türüdür. Eti lezzetlidir. Taze, dondurulmuş, işlenmiş, tuzlanmış ve konserve olarak yenilir. Ayrıca kurutulmuş olarak da tüketilmektedir. En yoğun olarak avcılığı gırgır ile yapılır. Bunun yanı sıra avcılığında dalyan, ığrıp, tarlakoz, ortasu trolu, olta ve çapari gibi av aletleri kullanılır. İstavrit'in karagöz istavrit türü, 15-25 cm boyuyla Karadeniz ve Marmara denizlerinde, sarıkanat istavrit türü ise 30-50 cm boyuyla Akdeniz’de görülüyor. İstavrit'in Küçüğüne kraça denir. HANGİ AYDA YENİR: Yılın her ayında yenebilir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
İstavrit:
İstavrit, Carangidae familyasından Trachurus cinsini oluşturan balık türlerine verilen ad. Birbirine çok benzeyen bu balıkların vücudu yanlardan biraz basık ve iğ biçimindedir. Ağzı öne doğru uzayabilme yeteneğinde, dişleri ince, gözleri iri, kuyruğu derin çatallıdır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
istavroz:
(bkz:: haç)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstavroz:
İstavroz, kökü Yunancadan gelen ve haç anlamında kullanılan kelimedir. Hristiyanlar'ın elleriyle haç işareti yapmalarına da istavroz çıkartma denir. İstavroz; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'u temsil etmektedir. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstavroz Fidesi:
(d. yun. stauros, kazık, direk, phydas, fillz'den türk. e.) Hristiyanlara karşı kullanılan alaycı söz, gavur çocuğu, yerden bitme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstavrozundan Başlamak:
(d. yun. türk.) Hristiyanlara karşı kullanılan küfür tehdidi, sert küfür edileceğini belirterek göz korkutma. Örn:: -Bu? Al. İki bir. Ulan istavrozundan başlarım ha -Ver mangırları da anamdan avradımdan başla istersen. (Orhan Kemal, Suçlu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstavrozunu Şaşırmak:
(d. yun. türk.) Neye uğradığını bilememek, çok şaşırmak. Örn:: - İyi ama anam babam insan kimse melaike İdrarıyla yıkansa gene yüreği hamsi takasının yelkeni gibi şişer. Latilokum gibi kızın karşısında insan istavrozunu şaşırır be. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İste Fan:
(yun.i. stefana, evlilik tacın'dan) Hristiyan nikahı. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İsteka:
1. Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa; bilardo sopası. 2. Basımevlerinde kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan sert tahta veya kemikten yapılmış araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstem:
(a.i. erk.) 1- Zulüm ve sitem. 2- İsim olarak kullanılması uygun değildir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
İstemci:
Yerel ağ ya da internet üzerinde, belli bir hizmeti (ya da hizmetleri) vermekle görevli olan ana bilgisayara (sunucu) bağlanan diğer bilgisayarların her birine verilen genel isimdir. İstemciler, ana bilgisayara bağlanarak sunulan hizmetten yararlanırlar.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
İstemci İsteği:
Bir bilgisayarın (istemcinin), ağ üzerinde sunulan bir hizmetten yararlanmak için sunucuya gönderdiği hizmet isteğidir. Kullanıcıların paylaşılmış bir hizmetten yararlanabilmeleri, ancak sistemin sunucuya hizmet isteği göndermesi ile mümkün olabilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
İstemi Betil:
Dizi Karakteri: Laz Ziya Dizi Adı: Kurtlar Vadisi. Osman Sınav'ın yarattığı Türkiye'nin politik konularını ele alan Türk film ve dizi serisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
İstemihan:
(t.o.i. ka.erk.) Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Tür+Osm)
İstepne:
(i.) Baldız.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İsteri:
steri (histeri), aşırı duygusal tepkiler, kontrol edilemeyen davranışlar, felç, kasılma veya geçici hafıza kaybı gibi psikosomatik şikayetlerle kendini gösteren, günümüzde modern tıpta artık "histrionik kişilik bozukluğu" veya "konversiyon bozukluğu" olarak adlandırılan eski bir psikonevrotik bozukluk tanımıdır. Genellikle yoğun dikkat çekme isteği, dramatik davranışlar ve duygusal dalgalanmalarla seyreder.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İsterik:
İsterik (histerik), duygularını aşırı abartan, sürekli ilgi odağı olmaya çalışan, dramatize edici ve yapmacık davranışlar sergileyen kişi veya davranış biçimidir. Temelinde bilinçaltı çatışmaların bedensel belirtilere (felç, kasılma vb.) dönüştüğü bir nevroz türü olan histeri yatar. Histriyonik kişilik bozukluğu olarak da adlandırılan bu durum, yoğun duygusal bağımlılık içerir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstiap Haddi:
Yanlış: İstihap Hatti Doğru: İstiap Haddi (Sığdırma Sınırı)(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )
istiaze:
1- Sığınma, bağlanma, korunma, güvenme. 2- Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. (Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.) biçiminde söylenen ve her türlü kötülükten Allah’a sığınıp yalnızca ondan yardım istemeyi ifade eden dua sözü. Örn:: “…Ey Ebu Zer! İnsanların ve cinlerin şeytanlaşmış olanlarının şerrinden Allah’a istiaze et…” (Hadis) 3- Kur’an-ı Kerim okumaya, ibadetlere ve hayırlı bir işe başlarken lanetlenmiş şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak amacıyla okunan dua. “Kur'an-ı Kerim okumak istediğin zaman kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a istiaze et.” (Kur'an-ı Kerim Nahl suresi 16/98 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istibra:
1- Temizlenme, kurtulma, uzaklaşma. 2- Erkeklerin küçük abdest yaptıktan sonra herhangi bir idrar akıntısının gelmeyeceğinden emin olana kadar beklemesi. İstibra yapmak, namazın sıhhatli olabilmesi için Hz. Peygamber’in sünnetlerinden biridir. İstibra yapılmadığında gelecek olan bir idrar artığı elbiseyi kirleterek namazın kabul olmasına engel olur. Eğer istibrasız abdeste başlanır, sonra da akıntı gelecek olursa abdest bozulmuş olur. İstibra, biraz beklemek, oturmak veya birkaç adım yürümekle yapılır. 3- Soyun karışmasını önlemek amacıyla kadının, önceki evliliğinden hamile kalıp kalmadığının anlaşılması için yeni bir nikâh yapmadan önce belli bir süre beklemesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istidlal:
1- Akıl yürütme, delil arama, delile başvurma. 2. Bilinen düşünceleri belli bir yöntem dahilinde düzenlemek suretiyle bilinmeyen bir sonuca varma. 3- Doğruluğu, hemen anlaşılmayan bir önerme ile doğruluğu kabul edilmiş başka bir önerme arasında bağlantı kurarak doğruluğu kesin olarak bilinen önermenin hükmünü, doğruluğu bilinmeyen önermeye verme. Kur'an-ı Kerim, insan sağlığına zararlı olan uyuşturucuları tek tek saymamıştır. Hâlbuki sarhoşluk veren çeşitli içecek ve maddeler değişik isimlerle üretilmektedir. İslam fıkhında, şarabın yasak olmasının nedeni olan etkiyi, bu tür içecek ve maddeler de yaptığı için istidlal metoduyla şarabın dışındaki sarhoşluk verici maddelerin de haram olduğu sonucuna varılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istidrac:
1- Adım adım ilerleme, basamak basamak yükselme, derece derece yukarı çıkma veya aşağı inme. 2- Süre verme, mühlet tanıma ve sonunda yok etme. Örn:: “Ayetlerimizi yalanlayan kimseleri hiç bilmedikleri bir biçimde istidrac edeceğiz.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/182 nci Ayet) 3- Allah’ın verdiği sağlık, mal vb. nimetlere karşı nankörlük ederek bu nimetleri isyan yolunda kullanma, isyanda daha da ileri gitme. Örn:: “Allah’ın bir insana, isyan edip günah işlemeye devam etmesine rağmen dünyalık olarak kişinin sevdiği şeyleri bağışladığını görürseniz bilin ki o istidractır.” (Hadis) 4- Allah’a isyan eden inkârcıların zaman zaman ellerinde meydana gelen olağanüstü olaylar. Keramet ile istidracı birbirine karıştırmamak gerekir. Keramet, Allah’ın sevgili kullarının elinde meydana gelen olağanüstü durumlardır. İstidrac ise inkârcıların elinde meydana gelen olağanüstülüklerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstif:
(lat.i. stipo, ital. stivare'den) 1- (İnsanda) Genel görünüm, kılık kıyafet, hal tavır. 2- Uyku. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstif:
1. Genellikle aynı türden şeylerin üst üste konulmasıyla oluşturulan düzgün yığın. 2. Stok.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstifçi:
Bir yerde malları, eşyayı istif eden kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstifçilik:
Mal veya eşya istifleme / yığma işi; ayrıca gereksiz yere çok şey biriktirme, stokçuluk anlamında da kullanılabilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstifil Olmak:
(d. it. türk.) Razı gelmek, uyuşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstifinden Başlamak:
(d. it. türk.) Küfür etmek, (birisine karşı) ağır laflar etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstiflemek:
1. Genellikle aynı türden malları üst üste, düzgün bir biçimde yığmak. 2. Stok etmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstiflenmek:
İstiflemek eylemine konu olmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstifletmek:
1. Genellikle aynı türden malları üst üste, düzgün bir biçimde bir başkasına yığdırmak. 2. Stok ettirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
istigase:
Tehlikeli veya sıkıntılı bir durumda kalan insanın bu durumdan kurtulmak için Allah’tan yardım istemesi. İslam dinine göre istigase sadece Allah’a yapılır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istiğfar:
1- Örtme, perdeleme, kirden, pastan korunma. 2- Bağışlanma ve af isteğinde bulunma. Örn:: “(Ey Muhammed!) Münafıklar için istiğfar etme. Onlar için yetmiş defa istiğfarda bulunsan Allah yine de onları asla affetmeyecektir. (Onları affetmemesinin sebebi) münafıkların Allah’ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayıdır.” (Kur'an-ı Kerim Tevbe suresi 9/80 nci Ayet) 3- Estağfirullah (Allah’tan bağışlanma dilerim.), estağfirullah elazim (Yüce Allah’tan bağışlanma isterim.) şeklindeki dua cümlelerini okuma. Örn:: “İstiğfara devam eden kişiyi, Allah hiç ummadığı yerden rızıklandırır ve içinde bulunduğu darlıktan çıkarır.” (Hadis) 4- İnsanın yapmış olduğu güzel işleri az görüp onları artırma çabası, ahirette azap görmesine neden olacak kötü amellerini gözünde büyütüp onlardan kaçınması ve günah eylemlerinin çirkinliğini fark ettikten sonra Allah’tan bağışlanma dileğinde bulunması. İstiğfar etmek Kur'an-ı Kerim’de ve sünnette teşvik edilmiştir. Hz. Muhammed, peygamber olmasına rağmen günde yüz defa istiğfar ettiğini söylemiştir. Örn:: “Yüce Allah, gecenin son üçte birinde bütün rahmetini dünya semasına indirerek şöyle buyurur: ‘Yok mu dua eden? Duasını kabul edeyim. Yok mu istiğfar eden? Günahlarını bağışlayayım’…” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istihare:
1- Hayırlı olanı isteme. 2- Yapılması düşünülen bir işin Allah katında hayırlı olan şekliyle gerçekleşmesini isteme. 3- İnsanın yapmak istediği bir şeyin kendisi hakkında hayırlı olup olmadığını anlamak için olaylara vâkıf olan uzman kişilerle yapılan istişare ve fikir alışverişi. 4- Kişinin kararsız kaldığı mubah bir iş için iki rekât namaz kılıp dua ettikten sonra hayırlı olanı belirlemek üzere rüyada manevi bir işaret alma arzusu. İstihare, Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiştir. İstişare yapmak istihareden daha önemli sayılmıştır. “İstihare yapan kimse zarar etmez, pişman olmaz. İktisatlı davranan kimse de muhtaç duruma düşmez.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istihaze:
1- Suyun akıp taşması, kanın akması. 2- Kadının rahminden hayız ve nifas hâlleri dışında, genellikle de bir hastalık sebebiyle akan kan, özür kanı. Âdet görme çağına gelen bir kadının cinsel organından üç günden az, on günden fazla gelen kan istihaze kanıdır. Gebelik sırasında gelen kan, doğumdan sonra kırk günden fazla devam eden kan, dokuz yaşından küçük kız çocuklarından ve hayızdan kesilmiş olan yaşlı kadınlardan gelen kan da istihaze kanıdır. İstihaze kanı vücudun herhangi bir yerinden akan kan gibidir. Bu kan yalnız abdesti bozar, gusül abdesti gerektirmez. Devam ederse, kadın özür sahibi olur. Böyle bir kadın her vakit için ayrı bir abdest alıp namazını kılar. Bu abdestle aynı vakit içinde istediği kadar kaza ve nafile namazı kılabilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istihfaf:
1- Hafife alma, az, önemsiz ve değersiz sayma. Örn:: “Firavun, kavmini istihfaf etti. Ama onlar kendisine yine de itaat ettiler. Doğrusu onlar (Firavunun kavmi) yoldan çıkmış bir milletti.” (Kur’an-ı Kerim Zuhruf suresi 43/54 ncü Ayet) 2- Dinin ilke, yargı ve değerlerine yönelik aşağılayıcı tavır. 3- Hz. Peygamber’in Allah’tan getirdiği vahiyleri ve bunlardan zorunlu olarak çıkan dinî hükümleri küçümseme. İslam bilginleri dinden çıkan zorunlu hükümlerden herhangi birisini istihfaf eden kimselerin Müslüman olmadıkları konusunda görüş birliğine varmışlardır. Örn:: “Şimdi sen sabret, çünkü Allah’ın vermiş olduğu söz mutlaka gerçekleşecektir. İnanmayanlar seni istihfaf etmesinler.” (Kur’an-ı Kerim Rum suresi 30/60 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstihkam:
1- Düşman saldırısına karşı korunma, savunma ereğiyle toprak, taş, beton vb. ile sağlam bir biçimde düzenlenmiş yer. 2- istihkâm işleriyle uğraşma.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
istihlaf:
1- Vekil bırakma, halef tayin etme, yerine birini geçirme. Örn:: “Allah’a ve Resulüne iman edin. Sizi, başlarına istihlaf ettiği mallardan (Allah için) harcayın. Sizden inanan ve (Allah yolunda) harcamada bulunanlar için büyük mükâfat vardır.” (Kur’an-ı Kerim Hadid suresi 57/7 nci Ayet) 2- Namaz kıldırırken imamın bir özür sebebiyle namaza devam edememesi durumunda cemaatten imamlığa uygun olan birini yerine geçirmesi. 3- Hâkimin yargı görevini yapamaması durumunda, hukuki bir ihtilafta karar vermek veya yargıçlık yapmak üzere kendi yerine başka birini yargıç olarak bırakması. 4- İş başındaki devlet başkanının sağlığında veya ölümünden sonra bir başkasını devlet başkanı olarak yerine ataması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstihsan:
(a.i. ka.erk.) Güzel bulma, beğenme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
istihsan:
1- Bir şeyi iyi ve güzel görme, rağbet etme, tercih etme. 2- Fıkıh âliminin özel bir delile dayanmak suretiyle genel fıkıh kurallarından ayrılması. 3- İslam fıkhında birey veya toplum herhangi bir meselede sıkıntıya düşünce müçtehidin insanlar için en kolay olanı almak amacıyla kıyası terk etmesi. 4- Müçtehidin bir meselede icma, zaruret, örf, maslahat gibi özel ve daha kuvvetli görünen bir delile dayanarak o meselenin benzerlerinde izlenen genel kuraldan ve ilk hatıra gelen çözümden vazgeçerek hukukun amacına daha uygun bulduğu başka bir hüküm vermesi; açık kıyasa karşı gizli kıyası tercih etmesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istihza:
Başkasının söz ve davranışlarını kusurlu göstermek amacıyla alaya alma, küçük düşürme, şeref ve haysiyetini kırma, hakir görme, hafife alma, horlama. İstihza, inkârcıların ve münafıkların bir davranışıdır. Dinde, ahlak dışı bir davranış olduğu için yasaklanmıştır. Dinî değerler, ibadetler ve sembollerle istihza etmek büyük günahlardandır. Örn:: “(Allah) size kitapta indirmişti ki Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla istihza edildiğini işittiğiniz zaman onlar (bu alaylı sözleri bırakıp) başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz Allah bütün münafıkları ve kâfirleri cehennemde toplayacaktır.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/140 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstika:
Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik; isteka. (İtalyanca stecca)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
istikamet:
1- Hak yolda olma, hak yola girme, doğruluk, dürüstlük, adalet, denge, dürüstçe yaşama. Örn:: “Rabb’im Allah de, sonra da istikamet üzere ol!” (Hadis) 2- İslam’ı kabul edip, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan inanç, düşünce ve niyette, tutum ve davranışta sürekli olarak Allah’ın rızasına uygun hareket etme. Örn:: “Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Seninle beraber tövbe eden müminler de istikamet üzere olsunlar.” (Kur'an-ı Kerim Hud suresi 11/113 ncü Ayet) 3- Yeme, içme, giyinme gibi davranışlar başta olmak üzere dinî ve ahlaki hükümlere uygun bir hayat sürme, orta yolu takip edip aşırılıktan kaçınma. Örn:: “Sizlere istikamet ve takvalı olmak yaraşır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstikbal:
(a.i. ka.erk.) 1- Gelecek zaman. 2- Geleni karşılama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
İstikbal:
(a.i.) Kalçalar, kıç.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstikbali Parlak:
(d. a. türk.) (Genellikle genç erkekler için eşcinsellik yakıştırmasıyla kullanılır) Arkadan görünümü güzel anlamında söylenir. İstikbali Parlak Kıçı Yuvarlak biçiminde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
istikbalikıble:
Namazın şartlarından olup namaza başlarken yüzü Kâbe yönüne çevirme. Namaz kılarken Kâbe’ye doğru yönelme emri, Örn:: “Nerede olursanız olun yüzünüzü Mescidiharam’a (Kâbe’ye) doğru çevirin.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/149-150 nci Ayet) ayetiyle bildirilmiştir. Mekke döneminde Kâbe’ye doğru namaz kılan Müslümanlar, Medine’ye hicret ettiklerinde bir buçuk yıl kadar Mescidiaksa’ya doğru namaz kılmışlar, daha sonra Allah’ın emri üzerine yeniden Kâbe’ye yönelmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istikbar:
1- Büyüklenme, kibirlenme, insanları küçük görme. Örn:: “…Allah istikbar edenleri sevmez.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/23 ncü Ayet) 2- Kişinin kendini yeterli ve ihtiyaçsız görerek Allah’a isyan etmesi, insanlara karşı büyüklenme ve onlar üzerinde zorla egemenlik kurma anlayışı. Örn:: “Ona (Allah’ın ayetlerine bilgisizce davranan kişiye) ayetlerimiz okunduğu zaman onları, sanki kulaklarında sağırlık var da hiç işitmemiş gibi istikbar ederek döner. Ona acı bir azabı müjdele.” (Kur’an-ı Kerim Lokman suresi 31/7 nci Ayet) 3- Hakka teslim olmaktan ve Allah’ın emirlerini, yasaklarını ve insanlık için göndermiş olduğu kuralları kabul etmekten kaçınma. Örn:: “Ne zaman ki bir peygamber size canınızın istemediği bir şey getirdiyse istikbar etmediniz mi? Kimini yalanladınız, kimini de öldürdünüz.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/87 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istikrarsız:
sıfat bir düzende durmayan, durup oturmamış olan, kararsız.(Konusu: , Kökeni: ar+t)
İstila:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Robin COOK Kitabın Konusu: Hızla gelişen bu evrende dünya ondan başka da dünyalar olduğunu fark etmeli ve buna yönelerek bu konuda kendine göre bir takım işlere başlamalıdır. Yoksa bir gün bu alanda bulunan (dış çevredeki) varlıklar onu fethedebilir. Bunu göze alarak bilime ve teknolojiye önem vermenin bilincinde olmalıdır. Kitabın Ana Fikri: Sürrealist bir görüşle; uzaydaki diğer toplumların da var olduğu, bizleri izlediği ve uygun ortam oluştuğu takdirde dünyadan insanlığın çıkarılıp yeni bir ırkın dünyayı istila edebileceği.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
istila:
1- Bir şeyi ele geçirme, egemenliği altına alma. Örn:: “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela… / Hani, tâûna da züldür bu rezil istila!” (M. A.Ersoy) 2- Hilafet makamını veya yöneticiliği ele geçirme, zorla sahip olma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istilam:
1- Selamlama. 2- Kâbe’yi tavaf sırasında Hacerulesvet’in karşısına gelindiğinde ona el sürme veya el ile dokunma, bunlar mümkün olmadığı zaman ise elleri yukarı kaldırarak onu selamlama. Tavafın başlangıç yeri Hacerulesvet’in tam karşısıdır. Tavaf eden kişi Hz. Peygamber’in yaptığı gibi Haceriesvet’i öperek veya kalabalık olduğunda uzaktan istilam ederek tavafa başlar. Başlarken ‘Allah’ın adıyla başlarım, O en büyüktür.’ anlamında Örn:: “Bismillah Allahu ekber.” ifadesini söyler. “Hz. Peygamber’i Kâbe’yi istilam ederken gördüm.” (Hz. Ömer)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstim:
(ing.i. steam, buhar'dan) İspirtolu içkiler, rakı. Örn:: -Dans mı istersin, köçek mi istersin, sokaklarda göbek atan mı istersin İstim bol. (Ahmet Rasim, Fuhuş-i Atik) İslim diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstim:
Buhar, buğu (genellikle teknik bağlamda kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstim Tutmak:
(d. ing. türk.) Sarhoşlamak. Fazla istim tutmuş, bir yandan çarklı. (Cemal Nadir, karikatür)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İstimara:
Bir şeye ölçüm veya değerlendirme yapma; özellikle hacim/kapasite hesabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstimator:
Gümrük işlemlerinde malların değerini biçen görevli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstimbot:
Buharla (istim = buhar) çalışan gemi, küçük vapur, steamboat.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
istimdat:
1- Yardıma çağırma, tehlikeli ve sıkıntılı durumlarda yardım isteme. 2- Sıkıntılardan kurtulmak için peygamberlerin veya velilerin ruhaniyetinden yardım isteme. Bazı İslam âlimleri istimdatın yanlış anlamaya ve istismara açık bir konu olduğunu söylemişlerdir. İnsanın sıkıntılı anında doğrudan Allah’tan yardım istemesi, tehlikeli durumlarda sadece Allah’a sığınması İslam inancına en uygun olan davranıştır. Örn:: “Kendilerine güven veya korku verici bir haber geldiği zaman, onu yayıveriyorlar, hâlbuki onu Peygambere ve içlerinden buyruk sahiplerine arz etseler, elbette bunlardan istimdat etmeye gücü yetenler onu anlar ve bilirlerdi. Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı çok azınız hariç şeytana uymuş gitmiştiniz.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/83 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstimini Almak:
(d. İng. türk) Rakı vb. içki içmek, sarhoşlamaya yetecek kadar içmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )