Haydi Öğrenelim!
Nezarethane:
(b.i) Gözaltına, gözetim altına alınan kimselerin konulduğu yer.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
istinbat:
1- Araştırma, peşine düşme, sonuca varma. 2- Müçtehidin, Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerden ve Hz. Peygamber’in sünnetinden insan hayatının inanç, ibadet, ahlak ve muamelat alanlarıyla ilgili hükümler çıkarması, dinî sonuçlara varması.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istinca:
1- Temizlenme, taharetlenme, pislikten kurtulma, uzak olma. 2- İdrar, dışkı, meni, hayız akıntısı gibi maddelerin temizleyici özelliği olan herhangi bir şeyle temizlenmesi. Namazın Allah katında kabul edilebilir olması istincanın güzel bir biçimde yapılmasına bağlıdır. Vücuttaki kan, idrar ve dışkı artıklarının varlığı namaz vb. ibadetlerin kabulüne engeldir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstinga:
(it.i. string' bağ'dan) esk. 1- Pantolonunu vb. giyeceğini sıyırma. 2- Serseri, baldırı çıplak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
istinşak:
Abdest ve gusülde burna su çekip iyice temizleme. Örn:: “Sizden biriniz abdest aldığı zaman istinşak yapsın.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istirca:
Bir ölüm haberi veya bir felaket duyulduğu zaman “Biz Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz.” anlamına gelen Bakara Suresi’nin yüz elli altıncı ayeti olan “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” ayetini okuma. İstirca, İslam kültüründe bir insanın felaketler karşısında Allah’ın takdirine razı olduğunun bir göstergesidir. Böylelikle felakete uğrayan kişi teselli olur. Örn:: “Başına bir sıkıntı veya felaket gelen bir Müslüman, Allah’ın buyurduğu şekilde ‘Biz Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz.’ diyerek istircada bulunur ve ‘Ey Allah’ım! Başıma gelen bu felaket konusunda bana yardım et ve benim için daha hayırlı şeyler lütfet.’ biçiminde dua ederse Allah ona mutlaka daha hayırlısını verir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstiridye:
Bilimsel Adı: Ostrea edulis. Familyası: Deniz balığı. İstiridyegiller (Ostreidae) familyasından, Yumuşakçalar (Mollusca) şubesinin yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde toplu halde yaşayan çift kabuklu bir hayvan. Zemine yapışan kabuk çukur ve büyük, üstte kalan kabuk ise düz ve daha küçüktür. İstiridyenin kabukları, derisinin salgısıdır. Kabuğun üst yüzeyi sert ve pürüzlüdür. 10 yıldan fazla yaşayabilirler.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
İstiridye:
Denizlerde yaşayan kabuklu bir deniz canlısı; bazen inci de üretir. (Ostreidae familyasına ait sucul bir tür.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
istishab:
1- Beraber olma ve beraber olmayı isteme, birlikte olmayı sürdürme. 2- Sabit olan bir hükmün, değiştiğine delil bulununcaya kadar, olumlu veya olumsuz hâliyle devam etmesini kabul etme. İstishab, Maliki Mezhebi’nde başvurulan hüküm elde etme yollarından biridir. İstishab, ispat edici bir delil olmayıp koruyucu bir delildir. Yani başkasının aleyhinde olan bir şeyi ispat etmez. Mevcut olan hakları korur. İstishab delili yerine göre diğer fakihler tarafından da kullanılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istiska:
1- Su ve yağmur isteme. 2- Kuraklık olduğunda yağmur yağdırması için Allah’a özel bir şekilde topluca dua etme. Allah’ın rızasını kazanmak ve duaların kabul olması için istiskaya çıkmadan önce küs olanlar barıştırılır, tövbe edilir, namaz kılınır, fakirlere yemekler yedirilir. Temizliği ve saflığı sembolize ettiği için Allah’ın rahmeti daha çabuk gelir ümidiyle çocuklar da yağmur duasına götürülür. Dinimizde istiska sünnettir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istiska namazı:
Yağmur duasına çıkıldığı zaman cemaatle kılınan iki rekâtlık nafile namaz. İstiska namazından sonra günün önemiyle ilgili hutbe okunur. Günahlardan tövbe edilir. Fakirlere yardım edilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istişare:
1- Görüş alışverişinde bulunma, fikir alma, danışma. Örn:: “Kendisiyle istişare edilen güvenilir biri olmalıdır.” (Hadis) 2. Herhangi bir konuda doğruyu bulmak için sahasında güvenilir bir uzmanın görüşüne başvurma. Örn:: “İstişare eden pişman olmaz.” (Hadis) 3- Yöneticilerin halkın durumunu ilgilendiren konularda daha güzel ve yararlı sonuçlara varabilmeleri için uzmanlarla görüş alış verişinde bulunmaları. İslam dinine göre, herhangi bir konuda ayet veya Hz. Peygamber’in hadisi ya da uygulaması varsa istişareye başvurulmaz. İstişare ayet ve hadislerin olmadığı alanlarda yapılır. “Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara nazik davrandın. Eğer kaba ve katı olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet, onlar için bağışlanma dile. İşlerinde onlarla istişare et…” (Kur'an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/159 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
istiva:
“Allah’ın her şeye hükümran ve egemen olması, yarattıklarını istediği gibi yönetip yönlendirmesi.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri. Örn:: “O Allah ki, yeryüzünde bulunan her şeyi sizin (yararlanmanız) için yarattı. Sonra da göğü istiva etti ve yedi kat gök olarak düzenledi. O her şeyi bilendir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/29 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
İstop:
Bir aracın, özellikle motorun arızalı şekilde durması, stop etmesi anlamında kullanılır; araç istep atınca, motor durur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstralya:
Türkçede “İstralya” şekli yaygın olmayan kelime; büyük ihtimalle “İstavriya / Avustralya” gibi bir yazım hatası olarak geçer. Eğer ülke veya benzeri bir coğrafi isim kastediliyorsa Avustralya’nın yanlış yazılışıdır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İstrongilos:
Bilimsel Adı: Spicara smaris. Familyası: Deniz balığı. Bütün denizlerimizde ve denizlerin nehirle karışan acı su bölgelerinde yaşar. İzmarit balığı ile aynı ailedendir. Erkekleri 13-16 dişileri 15-20 santimetre boy ve 50-100 gram ağırlıkda olur. Suların ısısına göre açık denizle kıyılar arasında gidip gelirler. Nisan-mayıs bazen de temmuza kadar üreyip 40-60.000 yumurta döker. Planktonlar küçük hayvanlar ve deniz bitkileriyle beslenir. Eti lezzetlidir bol bulunduğu için ekonomik değeri vardır.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
İstrongilos:
Spicara smaris, yani izmarit kuzeni veya eski pazarlarda “fukara barbunyası” olarak bilinen balık, çatal kuyruklu, izmarite benzeyen ama daha zayıf profilli, tüm denizlerimizde ve nehir karışımı acı sularda yaşayan, 13–20 cm boyunda, plankton ve küçük deniz canlılarıyla beslenen, nisan-temmuz arasında ürer ve eti lezzetli olduğu için rakının yanında özellikle tercih edilen bir balıktır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İsveç:
Resmi Tam Adı: İsveç Krallığı İsveççe: Konungariket Sverige(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
İsveç:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Kuzey Avrupa bölgesi, İskandinav Yarımadası'nda yer alan bir ülkedir.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
İsveç:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. İsveç, Ortaçağ'dan beri bağımsız ve tek bir ülkedir. Modern merkezi yönetim ise ilk defa 16. yüzyılda Gustav Vasa'nın kral oluşuyla başladı.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
İsveç:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Monarşi. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
İsveç:
İdari Yapısı: 24 Bölge: 1- Alvsborg 2- Blekinge 3- Dalarnas 4-Gavleborg 5- Goteborg 6- Gotland 7- Halland 8- Jamtland 9- Jonkoping 10- Kalmar 11- Kopperberg 12- Kronoberg 13- Malmohu 14- Norrbotten 15- Orebro 16- Ostergotland 17- Scaraborg 18- Sodermanland 19- Stockholm 20- Uppasal 21- Varmland 22- Vasterbotten 23- Vasternorrland 24- Vastmanland.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
İsveç:
Komşuları: Ülkenin sınır komşuları batı ve kuzeyden Norveç, doğudan ise Finlandiya'dır. İsveç bunun dışında güneyinde yer alan Öresund Köprüsü ile Danimarka'ya bağlıdır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
İsveç:
Resmi Dili: İsveççe(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
İsveç:
Tel. Kodu: +46 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
İsveç:
Dini: Hristiyanlık, İslamiyet, Lutheryanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
İsveç:
İsveç Bayrağı: Mavi zemin üzerine yerleşimli ve bayrağın merkezine göre solundan başlayan sarı renkli bir İskandinavya haçından meydana gelir. İsveç bayrağının tasarımı Danimarka bayrağına benzemektedir. Sarı ve mavi renk, mavi zemin üzerine yerleşimli sarı renkli olan 3 taçın özelliklerini gösteren İsveç Hanedanlık armasından esinlenerek kullanılmıştır. Diğer İskandinavya ülkelerinde de kullanıldığı gibi haç sembolü İsveç'in diğer İskandinavya ülkeleriyle olan bağlılığını gösterir. İsveç bayrağı 22 Haziran 1906 tarihinde resmen kabul edilmesiyle, dünyanın en eski bayraklarından biri olmuştur.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
İsveç:
Milli Marşı: "Du gamla, Du fria" (Sen eski, Sen özgür) İsveç Krallığı'nın De Facto ulusal marşıdır. Marşın sözleri 1844 yılında Richard Dybeck tarafından yazıldı. Müziği, eski bir İsveç Halk müziğine dayanan marşın ses düzenlemesini Edvin Kallstenius yaptı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
İsveç:
Genel Bkş: 1920'lerden 1980'lere kadarki dönemde film yapımcısı Ingmar Bergman; oyuncu Greta Garbo ve Ingrid Bergman uluslararası olarak geniş tanınırlık elde etti. • Balık (özellikle ringa), et ve patates İsveç mutfağında önemli bir yere sahiptir. İsveç mutfağının zirvesi, geleneksel olarak et suyu ve haşlanmış patates ile sunulan İsveç köftesidir. İsveç'e özgü yiyecekler arasında köfte hariç en tanınmışları Knäckebröd (kuru, sert, peksimete benzeyen bir 'çıtır ekmek') ve lingon'dur (yabani kızılcık reçeli). Yöresel yemeklerden Surströmming (Kuzey İsveç'e ait bir tür balık yemeği) ve Güney İsveç'te de yılanbalığı, örnek olarak verilebilir. Akvavit, en yaygın damıtık içkidir. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
İsveç:
KSI İsveç'in Dış İstihbarat Teşkilatı. Özel Toplama Bürosu (Kontoret för Särskild İnhämtning) SAPO İsveç'in İç İstihbarat teşkilatı. MUST İsveç'in Askeri İstihbarat teşkilatı. (Militära Underrättelse- och SäkerhetsTjänsten) FRA İsveç'in Sinyal İstihbarat teşkilatı.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
İsviçre:
Resmi Tam Adı: İsviçre Konfederasyonu Almanca: Schweizerische Eidgenossenschaft Fransızca: Confédération suisse İtalyanca: Confederazione Svizzera(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
İsviçre:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Batı Avrupa bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
İsviçre:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Kutsal Roma İmparatorluğu'dan 1 Ağustos 1291 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
İsviçre:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Federal Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
İsviçre:
İdari Yapısı: 26 Kanton (Eyalet) ve Başkentleri: 1- Aargau (Aarau) 2- Appenzell Ausserrhoden (Herisau) 3- Appenzell Innerrhoden (Appenzell) 4- Basel-Landschaft (Liestal) 5- Basel-Stadt (Basel) 6- Bern (Bern) 7- Freiburg (Fribourg) 8- Cenevre (Cenevre) 9- Glarus (Glarus) 10- Graubünden (Chur) 11- Jura (Delémont) 12- Luzern (Lucerne) 13- Neuchâtel (Neuchâtel) 14- Nidwalden (Stans) 15- Obwalden (Sarnen) 16- Schaffhausen (Schaffhausen) 17- Schwyz (Schwyz) 18- Solothurn (Solothurn) 19- St. Gallen (St. Gallen) 20- Thurgau (Frauenfeld) 21- Ticino (Bellinzona) 22- Uri (Altdorf) 23- Valais (Sion) 24- Vaud (Lausanne) 25 Zug (Zug) 26- Zürih (Zürih)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
İsviçre:
Komşuları: Kuzey sınırında Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya, ve doğusunda Avusturya ile Lihtenştayn yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
İsviçre:
Resmi Dili: Fransızca, Almanca, İtalyanca, Romanşça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
İsviçre:
Tel. Kodu: +41 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
İsviçre:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Protestanlık, Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
İsviçre:
İsviçre Bayrağı: Kırmızı zemin üzerine bayrağın köşelerine doğru uzanan merkezde beyaz kalın haç bayrağın kenarlarına kadar yayılmaz. İsviçre Bayrağı bugünkü şekli ile 1847'deki Sonderbunds savaşlarında kullanılmaya başlandı. Ondan önce de askeri birlikler yer yer beyaz "haç" ve "kırmızı zemini" kullanıyorladı. Taburlarda kullanılan bayraklar "kare" şeklinde olduğu için, resmi İsviçre bayrağı, Birleşmiş Milletlere üye olan ülkeler arasında kare şeklinde olan tek ülkedir. İsviçre bu konuda da ciddi bir sorun yaşadı. 2002 yılında Birleşmiş Milletlere üyelik başvurusu yaptı. Ancak BM yönetmeliklerine göre, BM binası önünde göndere çekilen tüm üye ülkeler bayrakları dikdörtgen şeklinde olması gerekiyor. Bu durumda, İsviçre'nin kare şeklindeki bayrağı için bir sorun oluşturdu. Ancak yönetmelikteki ufak bir değişiklik/ekleme sonucu, bugün İsviçre bayrağı'da New York`da BM binası önünde dalgalanabiliyor.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
İsviçre:
Milli Marşı: İsviçre Ulusal Marşı İsviçre'nin ulusal marşıdır. Orijinali Almanca olan marş, sonradan İsviçre'nin öteki resmî dillerine de çevrilmiştir ve 1 Nisan 1981'de resmî olarak ülkenin ulusal marşı ilan edilmiştir. Sözler; Leonhard Widmer (Almanca) Charles Chatelanat (Fransızca) Camillo Valsangiacomo (İtalyanca) Flurin Camathias (Romanca) Bestesi, Alberich Zwyssig, tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
İsviçre:
Genel Bkş: Fondü, raklet veya rösti gibi bazı yemekler ülke genelinde kullanılır. Çikolata, 18. yüzyıldan beri İsviçre'de üretilir. Dünya çapında İsviçre en çok çikolata tüketen ülkedir. İsviçre'de en ünlü alkollü içecek şaraptır. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
İsviçre Milli Tk:
milli tk.lakabı: Ulusal Takım (Schweizer Nati)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
İsviçre sistemi:
çok sayıda oyuncuların katıldığı turnuvalarda eş puanlı oyuncuları birbiriyle eşlendirme esasına dayalı turnuva sistemi.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
İsvoli:
(it.i. svogliar, farksız kılmak'tan) İskambille oynanan kumarda yapılan bir tür hile. Örn:: İsvoli- İşaretli kağıtların ortasından, altından kağıt almak en üstündeki kağıdı muhafaza edip kendine saklamak. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İsyanları Oynamak:
(bkz:: Oynamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş:
(i.) 1- Cinsel ilişki. (olanağı) Örn:: Çaktım vaziyeti biraz ileriye gittim sokuldu. Yekten: Aslanım sende iş var mı? dedi. (Muzaffer Buyrukçu, Cehennem) 2- Hile, düzen, dalavere. 3- Hırsızlık, Yankesicilik, Dolandırıcılık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Almak:
(d.) 1- Elle sarkıntılıktan cinsel ilişkide kullanmaya kadar birisinden yararlanmak. Örn:: Sonra da kimbilir belki de soyup vücud ölçüleri dümeniyle -İş alabildin mi hiç? (Orhan Kemal, Yavru) Örn:: İlkin sallangöt Recep'in sonra dört arkadaşının iş almasıyla kız kendinden geçmiş gibiydi durmadan inliyordu. (Y. Kenan Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam) 2- (Hırsız, dolandırıcı vb.) Çalmak. Kandırıp dolandırmak. Örn:: Orda bi iş alırım derken tabi havamı aldım. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 3- (Polis) Bir zanlıyı konuşturmak itiraf ettirmek. Örn:: Bana dayak sökmez falakayı basınca benden iş alamazlar. (Nazlı Ilıcak, Allah Kurtarsın) İşini Almak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Atmak:
(d.) (Kadın ya da kız) 1- Bir erkeğe yakınlık göstermek, daha yakın bir İlişki için umut vermek. 2- (Fahişe) Belirli bir yerde bulunarak, dolaşarak müşteri aramak, müşteri bulmak. Örn:: Tabii bu kızlar ille de buralarda iş atacaklar diye bir kural yok. (Pınar Çekirge, Yalnızlık Adasının Erkekleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Çıkmak:
(d.) (Bir kimseden) Cinsel bakımdan yararlanma olanağı doğmak. Örn:: Oğlanlar iş çıkacağını anlamışlar gibi ense köklerindeydiler. Örn:: -Kaçmayın şekerim. Adam yemeyiz biz. (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Kazası:
(work accident) İş yerinde, iş dolayısıyla veya işe gidiş geliş sırasında meydana gelen ve çalışanı, hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
İş Kazası:
(d. türk. ar.) (Fahişe için) Gebe kalma. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Üstünde:
(d.) (Hırsız, yankesici, dolandırıcı vb.) Eylem anındayken eyleminin en Önemli anındayken. Örn:: Şayet memur erketelere kendini göstermeden iş üstünde yani tam parayı çalarken yakalarsa ilk iş parayı yolcunun kendisi tarafından düşürdüğü iddiasını savunmaktır. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İş Vermek:
(d.) (Sanık ya da suçlu) Polise ifade vermek, suçluyu ya da suçunu itiraf etmek. Örn:: İş vermedik (kimseyi ihbar etmedik) diye oldu bunlar. (Baskın Oran, Nerde O Eski Mapusaneler) (bkz:: İş Almak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşaret:
Anadolu'da sessiz ve sözsüz oyunlara verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
işaret:
ad 1. ➽im. 2. ➽belirti,gösterge,iz. 3. el, yüz vb. hareketleriyle gösterme. 4. bir şeyi, bir durumu, el, yüz vb. devinimleriyle göstermek, anlatmak. 5. ➽belirtmek. 6. ➽imlemek.(Konusu: , Kökeni: )
İşaret Işığı:
(Alm. Signallampe - Fr. signal lumineux - İng. cue light) Giriş ve çıkışları, başlayış ve bitişleri gösteren ışık.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
İşaret Tahtası:
(Alm. Signaltafel - Fr. tableau de signalisatian - İng. cue board) Oyundaki başlangıç ve bitişleri, giriş ve çıkışları haber veren ışıkların denetlendiği tahta. Bu işaret tahtasını temsil sırasında ancak Kondüvit (sıracı) düzenler.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
İşcan:
(t.i. erk.) Çalışmayı seven, çalışkan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
İşçi:
(i.) 1- Hırsız, Yankesici, Dolandırıcı. Örn:: Bunlar da işçi mi be yeyen. Eskiden ben işe çıktım mı tüm müdüriyet seferber olurdu. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- Çok usta kumarbaz. Hilecilikte uzman kumarbaz. 3- Fahişe. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşçi Çiftçi Partisi:
Kısa Adı: * Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 30.03.1961 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 15.10.1968 Sona Eriş Nedeni: 15 Ekim 1968 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - II (1960 - 1980)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
İşçi Demokrasisi Partisi:
Kısa Adı: İDP Genel Merkezi: İstanbul Kuruluş Tarihi: 21.08.2015 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Marksizm, Troçkizm, Morenizm, Sosyalizm, Komünizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
İşçi Kardeşliği Partisi:
Kısa Adı: İKP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 15.06.2006 Genel Başkanı: Şadi Ozansü, Kurucu; Zeki Kılıçaslan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sol İdeoloji: Sosyalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
İşçi Partisi:
Kısa Adı: İP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 11.07.1992 Genel Başkanı: Doğu Perinçek Sona Eriş Tarihi: 15.02.2015 Sona Eriş Nedeni: İsim değiştirerek kapanan parti. Adını Vatan Partisi (VP) olarak değiştirmiştir. (4 Mart 2015 tarih ve 278 sayılı YSK Kararı) Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: Millî Demokratik Devrim, Maoculuk, Avrasyacılık, Ulusalcılık, Sol milliyetçilik, Sol popülizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
İşçilerin Sosyalist Partisi:
Kısa Adı: Sosyalist Parti Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 27.11.2008 Genel Başkanı: Mustafa Kahya, Kurucusu; Sevim Belli Sona Eriş Tarihi: 15.06.2013 Sona Eriş Nedeni: Olağanüstü Kongre kararıyla feshedildi. Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: Sosyalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
İşemek:
(f.) Gülmek. Çok gülmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
işemek:
nesnesiz (nesne almayan) eylem sidiktorbasında birikmiş olan sidiği sidikyoluyla dışarı atmak.(Konusu: , Kökeni: )
İşi Dokuzdan Gitmek:
(d. esk.) İşleri iyi gitmek, İşleri yolunda olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşi Kesmek:
(d.) Uyuşturucunun etkisine iyice girerek kullanmayı o an için kesmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşini Almak:
(bkz:: İş Almak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
işitme:
ad işitmek eylemi.(Konusu: , Kökeni: )
İşkembesini Almak:
(d. fars. şikembe, bağırsak, türk.) (Birisini) Kesici bir araçla karnından yaralamak. İşkembesini Dökmek, Sökmek biçiminde de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşkence:
(torture) Bir kişiye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet. Bir kişiye karşı kamu görevlisi veya onun adına çalışan kişilerce gerçekleştirilen insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
İşkine:
İşkine (veya eşkina), Sciaenidae familyasından, eti çok lezzetli, beyaz ve yağlı, yerli bir kaya levreği türüdür. Genellikle kayalık meralarda yaşayan bu balık, kafasındaki kireçtaşları sayesinde böbrek taşı tedavisinde kullanılmasıyla bilinir. Kıyılarda, özellikle teke yemiyle yapılan akşamüstü avcılığı yaygındır. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İşlek:
(sf.i.) Fahişe. Birçok kişiyle sürekli cinsel ilişki kuran. (kadın, edilgin eşcinsel erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşleklik Derecesi:
(activity ratio) El yazısının basınç, hız ve seyrine ilişkin değişkenlerin bir arada oluşturduğu bir parametre.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
işleme:
ad 1. işlemek eylemi. 2. ince ve süslü el işi, nakış. 3. sıfat ince ve süslü işlenmiş. "İşleme mendil çok güzeldi" 4. ad SİNEMA TERİMİ bir filmdeki fizli görüntüyü ortaya çıkarmak için, gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi.(Konusu: , Kökeni: )
İşlemek:
(f.) 1- Birisi tarafından şaka yollu kandırılmak. Şaka yapıldığını bir süre anlamamak. Örn:: Fener dört yedi dediler, yarım saat İşlettiler anasını satiym. 2- (Kadın ya da edilgin eşcinsel erkek) Cinsel ilişkide sürekli kullanılmak. Marka İşlemek, Vurmak, yaralamak. Örn:: Ulan bana bak dedi Ahmet. Hiç hoşlanmam böyle şeylerden biraz daha sorarsan işlerim belki seni İşkembenden (Orhan Duru, Balon Yiyen Köpek) 3- Dövüşmek, vuruşmak. Örn:: Morto sirkapları meydan aldı. Birbirimize işledik durduk. (Ortaoyunu, Kanlı Nigar) 4- (Erkek İçin) Cinsel ilişkide bulunmak, düzmek. Örn:: Karagöz- Evvela tokmak gibi baş sülük gibi kaş pirohi gibi kulaklarım kazma dişlerim gelin hanıma gece gündüz işlerim kaynana hanımı da bazen kızarsam şişlerim. (Karagöz, Büyük Evlenme) 5- (Bir şey, bir davranış) Geçerli olmak. Örn:: -Sen silkin Karşında polis.. -İşlemez Yüzer bin papelsiz oyuna dalmak yasak (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Kolombo Şakir) 6- Vermek. Niyazi- (Gelerek) Vaziyet nasıl? Derviş- Biraz para işledik aşağı mahalleye.(Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı) 7- (Kumarda) İskambil kağıdını hile yapmak amacıyla işaretlemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
işletme:
ad 1. işletmek eylemi. 2. sanayi, ticaret, tarım vb. gibi iş alanlarında, anamal yatırılarak, kazanç ya da başka yararlar için kurulan, bağımsız bir bütçeyle çevrilen kuruluş. 3. böyle bir kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç elde etme yöntemi. 4. işyeri.(Konusu: , Kökeni: )
İşletmek:
(f.) 1- Birisini şaka yollu kandırmak. Bu eyleme bir süre devam etmek. Örn:: Karşıdan iki tacir sökün eder bir ara. Hadi işletelim derler şu zındığı. (Metin Eloğlu - Oğuz Tansel, Bektaşi Dedikleri) Örn:: Alındılar. Onlara yalnız Elvis değil başkalarını da sayınca gene kızdılar. -Ne diye bizi işletiyorsun?.. (Orhan Kemal, Üç Berduş) Örn:: -Ulan işletmeğe kalkışma hıyarlof şimdi senin. (Atilla İlhan, Kurdlar Sofrası) Örn:: Bir an işletiyor mu? diye geçirdim içimden. (Bilge Karasu, Kılavuz) 2- (Mama, pezevenk vb. için) Fuhuş yaptırmak, fuhuş aracılığı etmek, ev çalıştırmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
işlev:
ad 1. bir nesnenin gördüğü iş, nesnenin iş görme yetisi. "Dişlerin işlevi çiğnemektir" Benzer: fonksiyon 2. (yanlış olarak) görev. 3. RUHBİLİM TERİMİ belirli bir yapıya, kata, role özgü olan ve onu başkalarından ayıran özellik. 4. TOPLUMBİLİM TERİMİ bir kültür öğesinin belli bir toplumsal düzenin uyumlu işleyişine yaptığı katkı. 5. TOPLUMBİLİM TERİMİ bir yapının gerçekleştirebileceği ve onu öteki yapılardan ayırma olanağı veren eylem türü. 6. DİLBİLİM TERİMİ dilin düşünce, konuşan bireyler, dış dünya vb. açısından üstlendiği ve yerine getirdiği iş. 7. DİLBİLİM TERİMİ bir tümcede bir dil biriminin öteki birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.(Konusu: , Kökeni: )
işlevsel:
sıfat işlev yönünden, işlevle ilgili.(Konusu: , Kökeni: )
işlevselcilik:
İşlevselcilik, yapı ve toplumun işleyişi ile ilgilenir. İşlevselciler toplumu, varlığını devam ettirebilmesi için gereklilikleri yerine getirirken beraber işleyen, birbirine bağımlı birimlerin bütünlüğü olarak görürler. İnsanlar toplumun ihtiyaçlarını yerine getiren davranışlar ve roller içerisinde sosyalleşirler.(Konusu: , Kökeni: )
işleyiş:
ad işlemek eylemi ya da biçimi.(Konusu: , Kökeni: )
İşlik:
(Alm. Werkstatt - Fr. atelier - İng. workshop) Dekor, kostüm, aksesuvar, butafa v.b. hazırlamak için çalışma yeri, atölye.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
İşporta:
(it.i. sporta'dan) Gezgin, fahişe, sürtük.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşporta:
Cadde/sokak gibi yerlerde küçük ölçekli tezgâh veya satış yeri; genellikle sokak ticareti. (Gündelik dilde bu anlamıyla yerleşik.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İşportacı:
Küçük tezgâhta sokak ticareti yapan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
İşportacılık:
Sokak tezgâhlarında ticaret yapma işi / mesleği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
işrak namazı:
Güneş doğduktan yaklaşık kırk beş dakika sonra kılınan iki veya dört rekâtlık nafile namaz. İşrak namazı, kuşluk namazından farklı olup ondan önce kılınır. İslam dininde, isteyen kişinin sabah namazı ile işrak namazı arasında Kur'an-ı Kerim okuyup dua ederek vaktini ibadetle değerlendirmesi övülmüştür.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
işte:
belirteç 1. bir şey gösterilirken ya da bir şeye işaret edilirken söylenir. "İşte o çocuk, yakalayın!" 2. tümce sonuna gelirse belirtmeyi kesinleştirir. "Gitmeyeceğim işte!" 3. anlatılan bir konunun, sözün sonuna gelindiğini belirtir. "İşte bundan dolayı, işimiz zor" 4. anlatılana dikkati çekmek için kullanılır. "Üşüyeceksin, işte bunun için sıkı giyin diyorum sana" 5. yinelendiğinde anlatıma kışkırtma ayırtısı katar. "İşte sen, işte o, işte meydan, ne haliniz varsa görün!"(Konusu: , Kökeni: )
İşte Kapı İşte Sapı:
(d.) Ne yapılacağı belli ama yapması güç anlamında kullanılır. Örn:: İşte kapı işte sapı, Zordur almak tahliyeyi. (Fakir Baykurt, Bir Cezaevinden Ötekine)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
İşve:
(a.i. ka.) Güzellerin gönül alıcı, gönül aldatıcı, nazlı davranışı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
İt Bilmez Bağlaması Çalmak:
(d.) Kimsenin bilmediği, kimsenin anlayamayacağı bir hile yapmak, dalavere düzenlemek. Örn:: Dur dedim içimden şuna öyle bir it bilmez bağlaması çalayım ki şeytan bile maşallah desin. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )