MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Wındows:

"Microsoft tarafından geliştirilen ve dünya üzerindeki bilgisayarların büyük çoğunluğunda kullanılan işletim sistemi serisine verilen addır. Farklı amaçlara yönelik olarak hazırlanmış değişik sürümleri bulunmaktadır. Örneğin bu serinin son üyesi olan Windows XP, ""Home"" ve ""Professional"" gibi farklı sürümlere sahiptir. Windows işletim sistemlerinin en büyük avantajı, tamamen grafik arayüz ile çalışıyor olmalarıdır. Bu sayede bilgisayar kullanmak da inanılmaz bir biçimde kolaylaşmıştır."

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Kaolinit:  

Kaolinin temelini oluşturan, hidratlı alüminyum silikat minerali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaolinli:  

İçinde kaolin bulunan; kil türü madde içeren.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaos:  

Tam bir düzensizlik, karmaşa, kargaşa durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaotik:  

Düzensiz, karmaşık, kontrolsüz durumdaki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapak:  

(i.) 1- Bazı iskambil oyunlarında uygulanan bir kağıt çalma hilesi. 2- İskambil destesinin en altında bulunan iskambil kağıdı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapak Kağıdına Pişti Vermek:  

(d. türk. fars. kağaz'dan kağıt, türk.) Çok dikkatsiz davranmak, hiç yapılmayacak bir yanlış yapmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapakeyif:  

(türk. a.i. keyfe nasıl'dan keyif) Esrar. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapaklamak:  

(f.) Sahip olmak, sahiplenmek, elde etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapalı:  

(i.) Hapishanede hücre, tek kişilik hücre, zindan. Örn:: Girmiş çıkmış, İçerde yaralamış, yaralar almış, ceza ve tevkif evi içinde ayrıca ceza ve tevkif evi demek olan, Kapalıya yani zindana atılmıştı. (Orhan Kemal, Tersine Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

kapalı:  

sıfat 1. açık olmayan, kapanmış durumda olan, açılmamış. 2. (yol vb. için) geçilmez durumda ya da kapatılmış olan. 3. (işyeri için) çalışma saatleri sona ermiş ya da herhangi bir nedenle çalışmaz durumda olan. 4. (kadın için) genellikle dinsel inançla örtülü giyinen ve başı örtülü olan. 5. (giyecek için) açık olmayan, vücudun her yerini örten. 6. açık ve kesin sözcükler kullanılmadan söylenen, açıkça belirtilmeyen, üstü örtülü. \"O kapalı konuşmayı sever\" 7. açık olmayan, gizli, saklı. \"Bakan, kapalı toplantılarda söylediklerini açık olanlarda söylemiyor\" 8. MEC. içedönük yaradılışlı. \"Bu çocuk biraz kapalı, açılmasını istiyorum\" 9. DİLBİLGİSİ TERİMİ ses yolundaki bir daralma ya da kapanma sonucu oluşan (ses). 10. FİZİK TERİMİ içinden sürekli akım geçen elektrik devresi. 11. FİZİK TERİMİ içinde bir akışkan dolaşan borulardan yapılmış ve iki ucu birleştirilmiş devre. 12. TELEVİZYON TERİMİ belirli amaçlarla ve bir yapının içi gibi yalnızca belirli bir alana yapılan (yayın). 13. bir yerden dışarı çıkamamak. \"Evde kapalı kaldık\" 14. MEC. tam anlamıyla açıklanmamak, açıklığa kavuşmamak, kesinleşmemek. \"Görüştük ama konu yine kapalı kaldı\" 15. MEC. etkilenmemek. \"İnsan bir yazın yapıtından duygulanabilir ya da ona kapalı kalabilir\" 16. (kişi için) duygularını belli etmeyen, sır saklayan. \"Ondan bilgi almak zor, kapalı kutudur, ağzı da sıkıdır\" 17. dışa açık olmayan, içinde olupbitenler dıştan bilinemeyen (yer). \"O dernek bir kapalı kutudur, ne yaparlar bilinmez\" 18. niteliği gizli kalan. 19. içinde ne olduğu bilinmeyen şey.(Konusu: , Kökeni: )

Kapalı Dekor:  

(Alm. geschlossene Dekoration - Fr. decor ferme - İng. box set) Boyutlu, bir kutu gibi üç yandan kapalı ve tabanlı dekor.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kapalı Dükkana Kira Vermek:  

(d. türk. a. dükkan, kira, türk.) Nişanlanmak, olağandan uzun bir süre nişanlı kalmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapalı Gişe:  

(Alm. Ausverkauft - Fr. complet - İng. house full) Bütün biletlerin satı lmış olduğunu bildiren terim.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kapalı Kaldırımcı:  

(d.) Mağaza, dükkan gibi yerlerde sergilenen şeyleri çalan hırsız. (bkz:: Açık Kaldırımcı, Kaldırımcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapalı Kırık:  

(closed fracture) Deride açık yara oluşturmayan kırık; basit kırık. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

kapalı park yeri:  

(P-31) Trafik Durum-Parketme İşareti: bu işaret levhası, kapalı park yerinden yararlanmak isteyen sürücüler için kapalı park yeri olduğunu bildirmek amacı ile kullanılabilir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

kapalı park yeri:  

Dış etkenlerden uzak ve kapalı alanlardır. Bunlar belediyenin özel olarak belirlediği yerlerde ya da alışveriş merkezlerinde bulunurlar. Çoğunlukla çok katlıdırlar.(Konusu: , Kökeni: )

Kapalı Tiyatro:  

(Alm. geschlossener Theaterbau) Dört duvarı olan, üstü örtülü tiyatro yapısı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Kapalı Tutuş:  

(Masa Tenisi Ter.) Raketin topa vuran yüzünü masaya doğru eğik olarak ve masa ile dar açı yapacak şekilde tutmak. Closed. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kapan:  

(Güreş Ter.) Güreşçinin tek veya çift kolu rakibinin koltuk altından geçirerek ensesine bastırma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kapar:  

(t.i. erk.) Akıl, ruh.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kapari:  

Akdeniz’de yetişen, tomurcukları turşu yapılarak tüketilen bitki (gebre otu).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaparna:  

(i. kapamak'tan n.?) es. Kapatma, kendisine ev tutulmuş metres. Örn:: -0 enayileri tanırım, onun biri bizim Hisar beyin kaparnasıdır. Mis sokağında oturur. Bey kazanır bu yer bu kazanır, bey yer ayıp mı? (Hüşeyin Rahmi Gürpınar, Bir Muadele-i Sevda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaparo:  

Bir alışveriş veya anlaşma için önceden verilen güvence parası (pey akçesi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaparo:  

Yanlış: Kaporo Doğru: Kaparo(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Kaparoz:  

(it.i. caparra'dan? it. accaparrare kazanmak, fr. accaparer kendisine ayırmak, türk. kapmak, yun. sonek -os) 1- Bir görevi kötüye kullanarak, sömürerek elde edilen çıkar, havadan sağlanan menfaat, rüşvet. Cebinde iken etti namını tahkiri. Aldığın kaparoz efendim sensin. (Neyzen Tevfik, Sözüm Ona Efendim Sensin) 2- Emek harcamadan ele geçirilmiş çalınmış nesne, para vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaparoz:  

Yolsuzlukla ya da zor kullanılarak elde edilen mal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaparoz Etmek:  

(d.) Kaparoz sağlamak. (bkz:: Kaparozlamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaparozcu:  

(i.) Kaparoz elde etmeyi yol edinmiş kimse. Örn:: -Ama ben kitaplara geçmiş bir hastalığı olmayan birini hasta sayacak kadar budala ve para kaparozcusu değilim. (Salah Birsel, Dört Köşeli Üçgen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaparozcu:  

Yolsuzca veya zorla başkasının malını ele geçiren kimse; dolandırıcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaparozculuk:  

Kaparozcu olma durumu; haksız kazanç sağlama işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaparozlamak:  

(f.) Kaparoz sağlama eylemini yapmak, rüşvet almak, haksız bir çıkar sağlamak. Örn:: -Helal ama karıya helal olsun vallahi -Benden de olsun Kaparozlasın helal. (Leyla Erbil, Eski Sevgili)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaparozlamak:  

Zorla veya hileyle ele geçirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapasite:  

Bir şeyin alabileceği veya yapabileceği en yüksek miktar, güç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapatılmış Nokta:  

Bir renkten İki veya daha fazla pulun bulunduğu bir nokta. Oyuncu noktayı kontrol eder veya sahip olur. (Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

Kapaz:  

(bkz:: Hapaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapazlamak:  

(bkz:: Hapazlamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapı:  

(bkz:: Açık Kapı, Arka Kapı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapı:  

(Kano Ter.) Nehirde karşıdan karşıya gerili iplere bağlı çubuklardan oluşan, 1.2m. genişliğinde ve yarışmacının dokunmadan geçmek zorunda olduğu işaret. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

kapı:  

ad 1. yapıda, girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar ya da bölme boşluğu. 2. böyle bir boşlukta bulunan, açılıp kapanan kanat. \"Evine yeni kapı taktırdı\" 3. (sınırda) giriş çıkış yapılan yer. \"Sınır kapıları kapandı\" 4. gelir, geçim sağlanan yer, işyeri, iş. \"Birkaç ayda bir kapı değiştirmese iyi olacak\" 5. MEC. kaynak ya da olanak. \"Partiyi çıkar kapısı görenler çoktur\" 6. gidere yol açan gereksinim. \"Okullar açılırken masraf kapıları da açılır\" 7. (tavla oyununda) pul dizilen yer. 8. devlet dairesi. \"Tanrı kimseyi hükümet kapısına düşürmesin\" 9. MEC. ev gezmesi için gidilen yer. \"Günde kırk kapı dolaşıyor\" 10. MEC. çok yakın zaman. \"Kış kapıya dayanmadan kömür almalıyız\" 11. TARİH TERİMİ yüksek düzeydeki resmi daire. 12. Osmanlı döneminde, av dışında padişahın yanında bulunan iç ağalarının en büyüğü. 13. Osmanlı döneminde, sadrazam kapısının iç düzenini sağlamakla yükümlü görevli. 14. kendine bir iş bulmaya çalışmak. 15. ev gezmesi yapmak istemek. 16. TARİH TERİMİ Osmanlı döneminde, sadrazam, vezir, eyalet valisi, beylerbeyi gibi devlet büyükleri yanında hizmet gören kimselere verilen genel ad. 17. bir varsıl konağında çalışanların tümü. 18. bir şey söylemek ya da istemek için, önce, onunla uzak yakın ilgisi olan başka sözler söyleyerek karşısındakini hazırlamak. 19. ev gezmesi yapmak. \"Bugün tam beş kapı yaptık\" 20. (tavla oyununda) en az iki pulunu bir hanede üst üste gelecek biçimde toplamak, kapı almak. 21. içeri girememek. \"Anahtarı annemden almayı unutmuşum, kapıda kaldım\" 22. konukluğa gittiği evde kimseyi bulamayıp gelmelerini kapıda beklemek. \"Telefon ederek gelin, kapıda kalırsanız üzülürüz\" 23. girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak. 24. bir yerin çalışmasına son vermek. 25. bir şeyi elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak. \"Alacaklıları kapıya dayanınca kaçtı\" 26. (zaman) gelip çatmak. \"Yaz kapıya dayandı ama biz kışlıkları atamadık\" 27. başlamak. \"Haydi bakalım, kapıyı aç da karnımızı doyuralım\" 28. bir işe başlayarak, bir şeyi yaparak başkalarına örnek olmak. \"Köyde radyo yoktu, kapıyı muhtar açtı, şimdi çoğunun radyosu var\"(Konusu: , Kökeni: )

kapı:  

MİMARLIK TERİMİ özel menteşesi yardımıyla içe ve dışa açılabilen, tek ya da çift kanatlı kapı.(Konusu: , Kökeni: )

Kapı Almak:  

Bir oyuncunun rakibinin evinde iki veya daha fazla pul ile işgal ettiği bir nokta. Tavlada kapı almak herhangi bir haneye en az iki pul koymaktır. O hane artık sizin sayılır ve rakip o haneye gelemez.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

Kapı Aralığı:  

(d.) Piç. Babası belirsiz çocuk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapı Gıcırtısı:  

(d.) (Özellikle kemanla çalınan) Klasik batı müziği. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapıköy Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Van Açıldığı Tarih: 16.04.2011 (karayolu) 07.10.1971 (Demiryolu) Bağlandığı Ülke: İran Karşıdaki Sınır Kapısı: Razi (Karayolu, Demiryolu) Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu, Demiryolu Hakkında: Van’ın Saray ilçesinde bulunan Kapıköy Sınır Kapısı, İran Razi Sınır Kapısı ile karşılıklı konumda. İran’ın Hoy kenti ve merkezi İran’a en önemli geçiş güzergahlarından biri olan yol üzerinde kurulu Kapıköy, kara yolunun dışında demir yolu geçişine de sahip. 2018’de modernizasyonu tamamlanan sınır kapısı ticari taşımacılık yapan araçlarla, turistik amaçla seyahat eden vatandaşlarca kullanılıyor. (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Kapıkule Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Edirne Açıldığı Tarih: 04.09.1953 (karayolu) 01.04.1988 (demiryolu) Bağlandığı Ülke: Bulgaristan Karşıdaki Sınır Kapısı: Kapitan Andreevo Sınır (gümrük) Kapısı (karayolu) Svilengrad (demiryolu). Geçiş Şekli: Karayolu, Demiryolu Hakkında: 1930 yılında sınır karakolu olarak kurulan Kapıkule Sınır Kapısı, 1953 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile sınır kapısına dönüştürüldü. Dünyanın ikinci en yoğun sınır kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı, Türkiye Bulgaristan sınır kapısı fonksiyonu ile aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa’ya giriş ve çıkış kapısı. Avrupa’nın en yoğun sınır kapısı olan Kapıkule, Avrupa ile gerçekleştirilen tüm ihracat ve ithalatın sağlandığı kapı olması nedeniyle ülke ekonomisinde önemli bir rol oynuyor.(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Kapışmak:  

(f.) (Erkek ile kız ya da kadın) Ateşli bir biçimde sarmaş dolaş olmak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapik:  

(rus.i. kopye, kopeyka'dan) Para. Kuruş, Lira. Örn:: Ben tın tınım dedi. Sabahattin işaret parmağıyla boğazına vurdu Kapik yok. (Muzaffer Buyrukçu, Bir Olayın Başlangıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapik:  

Eski Rusya’da kullanılan küçük para birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapik Çalışmaz:  

(d. rus. türk.) Para vermem, para vermeye bence değmez anlamında kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapik Tutmak:  

(d. rus. türk.) Para kazanmak, para kazanmaya başlayıp biriktirmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapiller:  

(Biy.Sp.Ter.) Kılcal damarlar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kapital:  

Sermaye; üretimde kullanılan para ve değerler bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapitalist:  

Kapitalizm sistemini benimseyen kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapitalizm:  

(fr.i. capitalisme) (eko.) Düşünce Akımı. Anamalcılık. Kapitalizm, belirli bir sınıfın üretim araçlarının büyük bölümüne sahip olduğu ve işlettiği; yatırım, gelir dağılımı, üretim, mal ve hizmet fiyatlarının arz ve talepin buluştuğu piyasa ekonomisi tarafından belirlendiği sosyal ve ekonomik sistemdir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Kapitalizm:  

Üretim araçlarının özel mülkiyette olduğu ekonomik sistem.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapitone:  

Yorgan, mont vb. eşyalarda iç dolgunun sabitlenmesi için yapılan dikiş tekniği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapitülasyon:  

Bir devletin başka devletlere verdiği ekonomik ve hukuki ayrıcalıklar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapitüler:  

Bölümlere ayrılmış, fasıl fasıl düzenlenmiş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapkaç:  

(i.) 1- Bir tür hırsızlık, birisinin elindeki ya da omuzuna asılı çantayı kapıp kaçma eylemi. Örn:: Bunun vukuatı hırsızlık üç kağıt, kapkaç, dızdızcılık. (Orhan Kemal, Tersine Dünya) Örn:: Kapkaç sureti ila yapılan hırsızlık en az iki kişi tarafından yapılır. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik) 3- Belirli bir piyasa koşulunda kısa süre hileli iş yapıp sonra ortadan kaybolma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapkaççı:  

(i.) Kapkaç eylemini yapan kimse, bu eylemi sürekli uygulayan hırsız, dolandırıcı. Örn:: Ben onyıldan fazla polis muhabirliği yaptım. O on yılda burdaki kadar kapkaççıyı bir arada görmedim. (Halit Çapın, Bey Alkolü Takdimimdİr) (bkz:: Arpacılık)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapkın:  

(t.i. erk.) Uygun, düzenli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

kaplama:  

ad 1. kaplamak eylemi. 2. daha iyi bir görünüş kazandırma ya da koruma amacıyla bir şeyin dışına geçirilen başka maddeden kat. "Mobilyanın kaplamaları kalkmış" 3. sıfat üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan. "Gümüş kaplama bileziklerini sattı" 4. kalınlığı 0,6 milimetreyle 1 milimetre arasında değişen, marangozlukta, mobilyacılıkta kullanılan, ince ağaç levha.(Konusu: , Kökeni: )

kaplama üstü:  

Kaplama üstü işareti nedir: Kaplama Üstü Yön Levhaları, çok şeritli bölünmüş yolların kavşak ya da köprülü kavşak yaklaşımlarında, her şeridin ulaşacağı güzergah hakkında bilgi vermek ve kavşak öncesi yön levhasında verilen mesajların teyidi amacıyla, belirtilen durumlarda kullanılır.(Konusu: , Kökeni: )

kaplama üstü yön levhası:  

(B-1b) Trafik Bilgi İşareti: kaplama üstü yön levhaları, çok şeritli bölünmüş yolların kavşak ya da köprülü kavşak yaklaşımlarında, her şeridin ulaşacağı güzergah hakkında bilgi vermek ve kavşak öncesi yön levhasında verilen mesajların teyidi amacıyla, aşağıda belirtilen durumlarda kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Kaplan:  

(t.i. erk.) Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Kaplan Atlaması:  

(Cimnastik Ter.) Çift ayakla sıçrayıp kazanılan uçma hızıyla, araç ya da canlı engeller üzerinden aştıktan sonra, karşıdaki yardımcının omuzlarına dayanıp hız keserek ayak üstü düşme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaplan Giray:  

(t.i. erk.) (1680-1738) yılları arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

kaplıca:  

ad ➽ılıca.(Konusu: , Kökeni: )

kaplıca:  

HALK AĞZINDAN ad genellikle kışı uzun, dağlık yerlerde ekilen, iklim koşullarına dayanıklı, taneleri ufak ve kavuzuna sımsıkı yapışık bir buğday türü.(Konusu: , Kökeni: )

kaplumbağa:  

(ya da tosbağa), Testudines takımını oluşturan çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngenler için kullanılan terim(Konusu: , Kökeni: )

Kaplumbağalar:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Fakir BAYKURT Kitabın Konusu: Fakir Baykurt'un köy sorunlarını ve gerekçelerini gözler önüne serdiği, sosyal yaralara parmak bastığı romanıdır. Bu roman, her türlü teknik ve elektronik araçların büyük gelişmeler gösterdiği ve üretkenliği alabildiğince arttığı bu dünyada, yiyeceği yıllık zahireyi, yanıp kül olmuş topraklardan parmaklarıyla toplamaya çalışan ve varlığını sürdürbilmek için istekle üreten Türk köylüsünün hayatından kesittir. Kitabın Ana Fikri: Kaplumbağalar’ı okuduğunuz zaman içinizin duvarları göçer. Bir hışım, kör bir sevinç, bir hüzün yapışır yüreğinize. Karmaşıklaşırsınız. Bugünü, devrimi, devleti, köylüyü daha iyi anlayabilmek için, aydınlanıp duvarları göçertmek için okuyun.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Kapnisit:  

Kimyada kullanılan bir tür bileşik (nadir teknik terim).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaporta:  

(it.i.) caporto'dan) 1- Kişinin genel görünümü, yüz giysi, ayakkabı vb.nin oluşturduğu dış görünüm. Örn:: Şu kaportamızın kepazeliğine bak. Oç ay önce 15 milyonumuz vardı. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 2- (Kadında, kızda) Vücut gövde özellikle kalçalar, bacaklar, göğüs. Örn:: Dördüncü kattan Leman hanımın kaportaya bak yufka gibi valla. (Mehmet Ersoy, İlişkiler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaporta:  

Motorlu taşıtların dış yüzeyini oluşturan sac kaplama.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaportacı:  

Araç kaportası tamiri yapan usta.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaportacılık:  

Araçların dış gövdesini (kaporta) onarma işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapriçyo:  

Müzikte serbest ve kuralsız, özgür biçimli eser (capriccio).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapris:  

Ani istek, geçici heves; mantıksız naz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaprisli:  

Sık sık istek değiştiren, nazlı ve değişken davranan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaprissiz:  

Kapris yapmayan, nazlanmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapsam:  

(t.i. ka.erk.) Şümul ihtiva, ihata, istiab, manalarına gelen uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Kapsol:  

Bir şeyin içinde kalmak, çevrelenmek (kapsanmak).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kapsül:  

İçi dolu, genellikle ilaç veya madde saklamak için kullanılan küçük kap veya zar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaptan:  

(ita.i. erk.) 1- Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. 2- Şehirlerarası otobüs şoförü. 3- Baş pilot.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: İtalyanca)

Kaptan:  

(gnl.ter.) Takımı temsil yetkisi olan, saha içinde takım arkadaşlarını yöneten ve yönlendiren, hakemle diyalog yetkisi olan ve sol kolunda özel bir kaptanlık bantı olan oyuncu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaptan:  

(Futbol Ter.) Takım oyuncularını oyun içinde yöneten, takımı temsil yetkisi bulunan, sol kolunda özel renkli bant taşıyan sporcu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Kaptan:  

1. Gemi yöneten kişi. 2. Bir takımın başındaki lider.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaptan Swing:  

Orjinal ismi Tutto Mark olan, 1966 yılında ortaya çıkmış İtalyan yapımı Kaptan Swing, 1700'lerde Kırmızı Urbalılar olarak bilinen İngiliz güçlerine karşı ayaklanan Amerikan kolonilerinin hikayesini anlatır. Bunlardan biri de Ontario Kalesi civarında örgütlenmiş olan Kaptan Swing'in yönetimindeki Ontario Kurtları'dır. Swing'in en yakınları Kel ve sakallı Mister Blöf (Mister Bluff) ve sadık köpeği Puik, Kızılderili şefi olan, sürekli atalarından bahşeden, kötümser daha doğrusu şom ağızlı, "ulu manitu" lafını literatüre sokan (orijinal adıyla Gufo Triste) Gamlı Baykuş, Swing'e yanık, kalenin aşçısı güzel Betty. Ontario gemisinin kaptanı tek kollu denizci Kanca.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Kaptanıderya:  

Osmanlı donanmasının en üst komutanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaptanlık:  

Kaptan olma durumu; bir gemi veya takım yönetme görevi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaptanpaşa:  

Osmanlı’da donanmanın en yüksek rütbeli komutanı (kaptan-ı derya).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaptırmak:  

(f.) 1- Yapmak, etmek, Elde etmek. Örn:: Bir koy beş al süpükülasyon arsacılıktan hisse senedi kaptır ağbi. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt) 2- (Emir biçiminde) Yap et devam et anlamında kullanılır. Örn:: -Ben papaza gidiyom. -Kaptır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kapuska:  

Kapuska, ana malzemesi lahana olan, Türk mutfağı ile Rus ve Slav mutfaklarında yaygın olarak tüketilen bir tencere yemeğidir. Adını Rusçada "lahana" anlamına gelen kapusta kelimesinden almıştır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaput:  

Asker paltosu.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Kaput:  

1. Kalın yünlü kumaş. 2. (argo) Bitmiş, mahvolmuş (“işi kaput”)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaput Gitmek:  

(d. alm. kaputt, bozuk, müflis, türk.) 1- (Öğrenci) Bitirme sınavlarından hiçbirinde başarılı olamamak. Bütün derslerden zayıf almak. 2- Aynı deyim pişti oyununda hiç sayı almamak anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Kaputbezi:  

Kaput yapımında kullanılan kalın bez.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaputluk:  

Kaput yapımında kullanılan kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Kaputu Kesmek:  

(d. alm. türk.) 1- Bitirme sınavlarında yalnızca bir dersten geçer not almak. Karnesinde yalnızca bir dersten geçer not bulunmak. 2- Deyim pişti oyununda bir tek sayı almış olmak anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

WhatsApp