Haydi Öğrenelim!
Saad:
(a.i. erk.) Mutluluk, kutluluk.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Kancabaş:
Başı kanca gibi eğri olan (genellikle araç, alet vb. için kullanılır).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kancalamak:
Kanca ile tutturmak; mecazen birine takılmak veya ilişmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kancalı:
Ucu eğri, çengelli olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kancalı iğne:
Ucu kancalı, açılıp kapanabilen iğne (çengelli iğne).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kancalıkurt:
Bağırsaklarda yaşayan, kancaya benzer yapılarıyla tutunan parazit (hookworm).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KANCHO:
(kancho) Büyük üstad.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kançılar:
Kançılarya işlerini yürüten görevli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kançılarlık:
Kançılarya görevi veya makamı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kançılarya:
Resmî yazışmaların yürütüldüğü devlet dairesi (eski kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kandalakşa Körfezi:
Kandalakşa Körfezi, Rusya'nın kuzeybatısında Karelya Cumhuriyeti ile Murmansk Oblastı arasında bulunan bir körfezdir. Beyazdeniz'in kuzeybatı köşesini oluşturmakta olup denizin dört büyük körfezinden biridir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Kandela:
Işık şiddeti ölçü birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kandemir:
(t.i. erk.) Güçlü soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kandıralı:
(i.) (Kocaeli'ye bağlı Kandıra ilçesinin adından) Bön, anlayışı kıt kimse. Bölük dur Kandıralı sen de dur. (halk deyimi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kandil:
(lat.sf.i. candela, ar. kandil) Çok esrimiş, aşırı sarhoş. (kimse) Kör Kandil diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kandil gecesi:
Müslümanlarca mübarek sayılan ve çeşitli dinî etkinliklerle kutlanan gece(ler). Kandil gecelerinde veya bu gecelerin sabahında önemli olaylar meydana geldiği için kandiller kutsal sayılır. Kandil geceleri şunlardır: Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi Mevlit, recep ayının ilk cuma gecesi Regaip, yirmi yedinci gecesi Miraç, şaban ayının on beşinci gecesi Berat ve ramazan ayının yirmi yedinci gecesi Kadir Gecesi’dir. Kandil gecelerinde dua etmek, Kur'an okumak, ilim öğrenmek ve ibadet yapmak güzel davranışlardır. Kandiller, Türk milletinin dine olan saygısından dolayı büyük bir coşku ile kutlanır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kanemi Olmak:
(d. esk.) Utanmak. Kızarıp bozarmak. Mahçup olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kanepe:
Üzerine oturulan, genellikle iki-üç kişilik uzun koltuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kangren:
(gangrene) Genellikle dolaşım bozukluğuna bağlı olarak meydana gelen ağır doku nekrozu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kangren:
Kan dolaşımının bozulması veya enfeksiyon sonucu dokunun ölmesi durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kangrenleşmek:
Kangren hâline gelmek; mecazen çözülemez derecede kötüleşmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kangrenli:
Kangren olmuş; dokusu ölmüş durumda olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanguru:
Avustralya’ya özgü, sıçrayarak hareket eden, yavrusunu kesesinde taşıyan memeli hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kangurugiller:
Kanguruların da içinde bulunduğu memeli hayvanlar familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KANI:
(kani) Yengeç, yengeç dolanması.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
KANI BASAMI:
(kani basami) Tehlikeli bir düşürme tekniği.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kanı Bozulmak:
(d.) (Bir şey, bir kimsenin) Ar duygularına çok aykırı gelmek. Örn:: Oturup İşin içyüzünü anlattım. Onların da kanı bozuldu tabii. Biz bu hergeleyi daha buralarda barındırmayız yaşatmayız. (Mehmet Şeyda, Anahtarcı Salih)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kanına Ekmek Doğramak:
(d.) 1- (Birisinin) Hayati çıkarlarına göz dikip bu çıkarı elinden almaya çalışmak. 2- (Birisinin) Maddi varlığını tehlikeye sokmak. 3- Duygularıyla, onuruyla oynamak. Örn:: Gayri selamın sabahın ardını kes. Kanıma ekmek doğrama. (Metin Eloğlu, Harama Çözülmüş Uçkur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kani:
(a.i. erk.) 1- Kanaat eden, yeter, bulup fazlasını istemeyen. 2- İnanmış kanmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kaniş:
Kıvırcık tüylü, küçük veya orta boy bir köpek cinsi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kaniye:
(a.i. ka.) (bkz.:: Kani)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
KANJI:
(kanji) çin alfabesi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kanka:
(çing.i. konka'dan) Yakın arkadaş, dost, kan kardeşi. Örn:: Kankalar bu yaşta güldüren harmana başlamışlar. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kankan:
Çok samimi arkadaş, yakın dost (argo kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kanlı:
sıfat 1. kan bulaşmış olan. "Kasap, kanlı önlüğünü çıkarıp attı" 2. kanı olan. "Öğlenleri iki kalem kanlı pirzola yiyeceksin ki canlanasın" 3. kanı çok olan. "Çocuk kanlıydı, sağlıklıydı" 4. kan birikmiş, kanlanmış olan. "Adam, kanlı gözlerle, akşamdan kalmışa benziyordu" 5. kan dökülmesine yol açan. "Sokakta kanlı bir kavga vardı" 6. isteyerek kan dökmüş olan (kimse). "Kanlı eşkıyayı dağda barındırmayın" 7. üzerinde kan olduğu halde. "Yaralının gömleği kanlı kanlı bir yana atılmıştı" 8. az pişirilmiş bir biçimde. "Pirzolayı kanlı kanlı yiyeceksin"(Konusu: , Kökeni: )
Kano:
Doğada yapılan olimpik spor dallarından biri olan kano,zamanla olduğu kadar zorlu tabiat şartlarıyla mücadeleyi gerektirir. Küçük bir tekneyi tek kürekle hedefe ulaştırırken rakip çoğu zaman azgın sulardır. 1850’li yıllarda İskoç John Mc Greger tarafından geliştirilen kano sporu ülkemizde yeni gelişen spor dallarından biridir. Kano terimleri genelde Türkçe kökenli kelimelerden oluşmaktadır. Bu spor dalının dilimizde fazla sayıda terimi bulunmamaktadır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kano:
Kürekle hareket ettirilen, dar ve hafif su taşıtı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kano Polo:
(Kano Ter.) Biri kaleci olmak üzere beşer kişilik takımlar halinde yapılan takım yarışı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kano Yelken:
(Kano Ter.) Tek kişilik kanolara yelken takılarak zamana karşı yapılan yarış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kanon:
1. Kural, ölçü, genel kabul görmüş ilke. 2. (müzik) Aynı melodinin farklı zamanlarda tekrarlandığı çok sesli müzik biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanotiye:
Kolsuz, askılı, genellikle içlik veya spor amaçlı giyilen ince giysi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KANSA:
(kansa) Uyuşmazlık hakemi.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kanser:
(lat.i. cancer, yengeç'ten) Sigara. Örn:: Koca güğümlerinin ortasında da kanser paketi vardı.(Antony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kanser:
Vücuttaki hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla oluşan hastalıklar grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanser İlacı:
(d. lat. a. Hac, türk. e.) Kaba saba, aptal, bön. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kanserbilim:
Kanseri inceleyen tıp dalı (onkoloji).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanserbilimci:
Kanser hastalıklarını inceleyen uzman; onkolog.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanserleşmek:
Normal bir durumdayken zamanla kanserli hâle gelmek; mecazen giderek bozulmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanserli:
Kanser hastalığına yakalanmış olan; içinde kanser bulunan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanserofobi:
(ing.i. cancerophobia) kanser olmaktan korkma. carcinophobia denir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Kanserojen:
Kanser oluşumuna neden olan madde veya etken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kanseroloji:
(ing.i. cancrology) kanser bilimi. kanseri konu alan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Kanseroloji:
Kanser hastalıklarını inceleyen bilim dalı (onkoloji).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KANSETSU:
(kansetsu) Eklem mafsallar.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kansu:
(t.i. ka.) 1- Çin'in kuzey batısında önemli bir sınır kenti. 2- Çin'de müslümanların en çok bulunduğu eyalet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Kantabria:
Resmi Tam Adı: Kantabria Özerk Bölge(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Kantabria:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, İspanya'nın Kuzeyinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Kantabria:
İspanya'ya bağlı Özerk bölgedir.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Kantabria:
Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı Özerk bölgedir.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Kantabria:
İdari Yapısı: Önemli Şehirleri: Noja, Tresviso, Tudanca, Mazcuerras, Carmago(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Kantabria:
Komşuları: Asturya (Asturias) ile Bask Bölgesi arasında yer alır. Güneyinde ise Kastilya ve Leon (Castilla y Leon) bulunuyor.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Kantabria:
Resmi Dili: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Kantabria:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Kantabria:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Kantabria:
Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Kantabria:
Genel Bkş: İspanya'nın kuzeyinde Santander ili ile aynı bölgeye sahip bir özerk bölgedir. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Kantar Gitmek:
(d. a. kıntar, türk.) Ağır bir dille sövmek. Örn:: Onu yaratan milletin başına Başvekil yapana da silme kantar gittiği için karakollarda nice nice dayaklar yemiş biriydi. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantara:
(a.i. ka.erk.) 1- Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2- Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Kantarlı:
(a.sf.i. türk. e.) Çok ağır sövgü, (genellikle uzun uzun edilen) ağır küfür.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantarlıyı Atmak:
(d. a. türk.) Ağır sövmek. Örn:: -Geçmişine kantarlıyı attırma bana Duracağın vakit haber ver. (Hüseyin Rahmi Gürpınar, Bir Muadele-i Sevda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantarlıyı Çekmek:
(d. a. türk.) Eşanl: Kantarlıyı Atmak. Örn:: -Şimdi kantarlıyı çekerim haaa. Mıhlama diyoruz bu sefer de sürtüyor. Oğlum Zarzar sen böyle numaralar yapmazdın. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) Kantarlıyı Basmak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantarma:
(Binicilik Ter.) Atın ağızlığı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kantaron:
(kantariyyon) İkiçenekliler sınıfının, bileşikgiller familyasından, bütün dünyada, özellikle ılıman bölgelerde yaygın olan çok yıllık veya bir yıllık bitkidir. Kırmızı, sarı, mavi ve nadiren beyaz çiçekli olanı bulunur. Kökü acıdır. Bu türüne "Büyük Kantaron" da denir. Çoğunlukla kökü kullanılır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Faydası:: Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Nekahat devresini kısaltır. Nezle ve bronşite faydalıdır. Öksürüğü keser. Mide ağrılarını dindirir. Yaraların iyileşmesinde yardımıcı olur. Astım, mide ülseri, midede asit fazlalığı, akciğer hastalıkları, damar sertliği ve sinir iltihaplarında da faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kantaron:
Sarı çiçekli, tıpta kullanılan şifalı bir bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantat:
Orkestra ve koro için yazılmış, bölümlerden oluşan müzik eseri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantçı:
Kant felsefesini benimseyen kişi. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantçılık:
Filozof Immanuel Kant’ın görüşlerini benimseme durumu. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantin:
(fr.sf.i. cantine'den) Aslı, esası olmayan uyduruk yalan. (haber söz.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantin:
Okul, kışla vb. yerlerde yiyecek-içecek satılan küçük dükkân.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantin Atmak:
(d. fr. türk.) Yalan söylemek, uydurmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kantinci:
Kantin işleten veya kantinde çalışan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantincilik:
Kantin işletme işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantitatif Analiz:
(quantitative analysis) Nicel analiz.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kantite:
(quantity) Nicelik.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kantiyane:
Hekimlikte kullanılan, iştah açıcı bir bitki (gentiana).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanto:
Türk tiyatrosunda (özellikle tuluat) söylenen eğlenceli şarkı türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantocu:
Kanto söyleyen veya bu işle uğraşan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanton:
Bazı ülkelerde idarî bölge (özellikle İsviçre’de eyalet).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kantonit:
Jeolojide doğal bakır sülfür minerali.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanun:
(a.i. erk.) 1- Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2- Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
kanunen:
belirteç yasa uyarınca, yasa yönünden, yasa gereğince, yasal olarak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Kanuni:
(a.i. erk.) 1- Kanuna ait kararla ilgili. 2- Osmanlıların 10. padişahı Sultan 3- Süleyman'ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kanver:
(t.i. erk.) Kanını ver, asil, canlılık kat.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kanyak:
Kanyak; Fransa'nın doğusunda, adını üretildiği "Cognac" kasabasından alan alkollü içki. Konyak, beyaz şarabın damıtılmasıyla elde edilen, yüksek derecede alkol içeren sarımtırak renkli bir içkidir. (bkz:: Konyak) Damıtılmış İçeçekler: Absent • Aquavit • Arak • Armanyak • Brendi • Changaa • Cin • Kalvados • Konyak • Likör • Mastika • Pastis • Pisco • Rakı • Rom • Tekila • Tsipouro • Uzo • Viski • Votka (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Kanyak:
Üzüm şarabının damıtılmasıyla elde edilen alkollü içki (brendi türü).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kanyon:
Akarsuların aşındırmasıyla oluşmuş, dik yamaçlı derin vadi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kaolin:
Seramik ve porselen yapımında kullanılan beyaz, saf kil.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )