MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

ey:

(ünl.) 1- kendisine seslenilen kimsenin ya da kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilir ve uzatılabilir. "Öt ey bülbül, öt ki gönül açıla!" 2- kendisine seslenilen kimse, nesne vb.nin adının başına getirilerek anlamı pekiştirilir. "Ey ulu Tanrı, buna bir çare!" 3- söze, ses tonuyla verilen türlü duygu değeri katar. "Ey, bu da iyice sıktı ha!" 4- soru olarak o halde, öyleyse gibi bir anlam verir. "Ey, bu böyle gidecek demek?"

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Lahana:  

Yaprakları kat kat olan, sebze olarak tüketilen bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lahana Yaprağı:  

(d. yun. lakhanon, sebze'den türk.) (Aşağılayıcı yaklaşımla) Gazete. Örn:: Vaayl. Demek ağamız İtilafçı. Ne yazıyor bakalım senin lahana yaprağı? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lahanofobi :  

(ing.i. lachanophobia) sebze, meyve korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Lahib:  

(a.i. erk.) Açık yol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Lahik:  

(a.i. erk.) 1- Yetişip ulaşan. 2- Eklenen. 3- Yenisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

lahik:  

1- Yetişme, ulaşma, yakalama, katılma. 2- Namaz kılmaya imamla başladığı hâlde unutma, uyku, gaflet, abdestinin bozulması veya herhangi bir özür sebebiyle namaza ara vererek namazının bir kısmını imam ile birlikte kılamayan kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Lahika:  

(a.i. erk.) (bkz:: Lahik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Lahmacun Pidesi:  

(d. fars. a. taml. lahm-ı acin rum. petta pidetürk. e.) Bön, aptal, ahmak. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

lahn:  

1- İma, dokundurma (tariz) ve kinaye gibi örtülü anlatım. Örn:: “… Sen onları (münafıkları) yüzlerinden ve konuşmalarındaki lahndan tanırsın…” (Kur’an-ı Kerim Muhammed suresi 47/30 ncu Ayet) 2- Hatalı okuma, hatalı konuşma, dil bilgisi kurallarında ve tecvitte hata yapma. 3- Sesi güzelleştirmek veya sese değişik bir biçim vermek amacıyla ezgili bir sesle Kur'an-ı Kerim okurken yapılan hata, yanlış okuma. Kıraat bilginleri, namazda Kur'an-ı Kerim okurken aşırı derecede lahn yapmayı sakıncalı görmüşlerdir. Örn:: “Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendiğiniz gibi miras paylaşım ilmini, sünnetleri ve (nelerin) lahn olduğunu öğrenin (ki lahn yapmayasınız.)” (Hz. Ömer)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Lahos:  

(Eski/yerel kullanım) Genellikle balık türü veya özel isim olarak geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lahoz:  

Bilimsel Adı: Epinephelus aeneus. Familyası Serranidae (Hani balıkları) familyasına ait, beyaz etli, deniz balığı türü. Diğer Adı: Lahoz balığı, Grida balığı, Kum Gridası. Atlas Okyanusunun doğusunda, Akdeniz'de ve Ege denizinde bulunur. Tropik ve ılık denizlerde yaşarlar. Kıyıdan fazla derinlere gitmeden kayalık taşlık veya çakıllı, kumlu, çamurlu alanlarda yaşar. Oldukça yırtıcı etçil bir balıktır. İrili ufaklı her türlü kabuklular omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir. İlkbahar ve yaz döneminde ürerler. Av yasağında 9 numaradan küçük (ebat olarak büyük) olta iğnesi kullanmak şartıyla parakete ile lagos avcılığı yapılması serbesttir. Ayrıca, sepet, pinter vb. tuzaklar ve dalarak zıpkın veya su altı tüfeği ile Lahoz avcılığı yapılması yasaktır. HANGİ AYDA YENİR: Her mevsim, haziran, temmuz’da iyidir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Lahza:  

(a.i. erk.) 1- Bir bakış, bir göz atma. 2- Göz kırpacak kadar zaman an. 3- Bir kez göz kırpma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Laik:  

Din işlerini devlet işlerinden ayıran anlayışa bağlı olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laik:  

Yanlış: Layik Doğru: Laik(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Laikleştirmek:  

Bir kurumu veya sistemi din etkisinden ayırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laiklik:  

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilkesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lailaheillallah:  

“Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.” anlamına gelen ve İslam inancının temeli olan “kelimeitevhit.” Kelimeitevhidin tamamı “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah”tır. Dolayısıyla Hz. Muhammed’in elçiliğini kabul etmeyen kimsenin tevhit inancı tam değildir. Onun peygamberliğini kabul etmeyen mümin sayılmaz. Kelimeitevhit, Hz. Muhammed’in peygamberliğine kesin olarak inanmakla tamamlanır. Çünkü Kur'an-ı Kerim, Allah ile elçileri arasında iman bakımından ayrım yapmayı yasaklamakta, bu ayrımı yapanları Müslüman olarak kabul etmemektedir. (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/150-151 nci Ayet) Örn:: “Çokça ‘Lailaheillallah’ diyerek imanınızı yenileyiniz.” (Hadis) Örn:: “Kim, anlamını bilerek Lailaheillallah derse cennete girer.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Laisizm:  

(fr.i. laïcisme) (huk.) Laiklik. Din ve devlet işlerinin ayrılması. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Laisizm:  

Laisizm (Fransızca: laïcité), devlet yönetiminde dinin referans alınmamasını, devletin inançlar karşısında tarafsız kalmasını ve din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılmasını savunan doktrindir. Dini kurallar yerine akıl ve bilime dayalı yasaların esas alınmasını, inanç ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınmasını hedefler. Laiklik düşüncesi, sekülerlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lajverdi:  

(f.i. ka.) 1- Lacivert. 2- Koyu mavi değerli bir süs taşı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lak:  

Parlak kaplama verniği; boya türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laka:  

Boya veya cilaya verilen genel ad (özellikle parlak yüzey kaplama)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lakacı:  

Lak (cila/boya) işi yapan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

lakap:  

1- Kişinin özel isminden ayrı olarak takılan övgüye veya yergiye işaret eden bir isim ya da sıfat. Örn:: “Ey iman edenler! Hiçbir toplum (başka) insanları alaya alıp küçümsemesin. Belki o (alay edip küçümsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hiçbir kadın da (başka) kadınları (küçümseyip alaya almasın); alay edilenler alay edenlerden daha hayırlı olabilirler. Hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile aşağılamayın…” (Kur'an-ı Kerim Hucurat suresi 49/11 nci Ayet) 2- Bir insanın veya kabilenin adının benzerlerinden ayrılması için sonradan verilen ad.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Lakaydi:  

(indifference) Şizofrenlere özgü olan ve teessüriyetin kaybıyla karakterize bulgu; ilgisizlik.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Lakayıt:  

Yanlış: Lakayt Doğru: Lakayıt(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Lake:  

Cilalı, parlak yüzeyli kaplama (mobilya vb.)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lakerda:  

(yun.i. esk.) 1- Harika, muhteşem. (şey, kimse) 2- Yaşlı fahişe.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lakerda:  

Tuzlanarak hazırlanan balık (özellikle palamut)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laktak:  

(Biy.Sp.Ter.) Laktik asitten oluşan tuz.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Laktaz:  

Laktozu (süt şekeri) parçalayan enzim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laktik:  

Sütle ilgili; özellikle laktik asit ile bağlantılı (kimya)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laktik asit:  

Glikozun yıkıma uğramasından kaynaklanan glikolitik (anaerobik ya da laktik asit) sistemi yorucu artık maddedir.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Laktik Asit:  

(Biy.Sp.Ter.) Kasta yeterli oksijen bulunmadığı için glukozun tamamen parçalanamadığı oksijensiz enerji oluşum sistemin yan ürünü olarak ortaya çıkan yorgunluk verici madde.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Laktoz:  

Sütte bulunan doğal şeker (süt şekeri)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laküner Bellek Yitimi:  

(lacunar amnesia) Bir zaman diliminin bazı bölümlerinin anımsanamamasıyla karakterize, daha çok serebrosklerozlu hastalarda saptanan bulgu.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Lal:  

(a.i.) Dişilik organı, vagina. Şakıfın talimin harcı. Sürem ağlaya ağlaya. (anonim, Erhan Akyıldız, Bir Dilenci Kampı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lal:  

(T. K.O.) Anadolu'da sessiz ve sözsüz köy oyunlarına verilen ad. (bkz:: Samıt)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Lala Tahir:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Kızılcık Dalları kitabının baş kahramanı. : Konaktaki çocuklarla ilgilenen bir kişidir. Gülsüm’ü kullanmıştır. Kendi özel işlerini yaptırır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Lalanga:  

Hamurun kızartılmasıyla yapılan bir tür yiyecek (lokma benzeri)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lale:  

(f.i. ka.) 1- Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2- Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3- Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lale:  

(fars.i.) 1- Anus, makat. 2- Edilgin eşcinsel erkek. 3- Aptal, niteliksiz kimse. Örn:: Tıraşı kes caz yapma. Sen mi dövüşeceksin lale. (Alp Buğdaycı, Kan Sıcak Akacak) (bkz:: Göt Lalesi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lale Belkıs:  

Belkıs DURMAZ (d:1938; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Lale Hanım:  

Ömer Seyfettin'in yazdığı Beyaz Lale kitabının ana karakteri. Tartışılmaz köyün en güzel kızıdır. Ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş kültürlü bir kızdır. Yapılan işkencelere boyun eğmektense ölmeyi yeğler.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Lale Mansur:  

Lale YURDATAPAN (d:1956; ö:) Mansur soyadını Cem Mansur ile olan evliliğinden almıştır. Abisi müzisyen Şanar Yurdatapan’dır.(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Lalebali:  

(a.sf. laubali, aldırmam'dan) Saygısız, laubali.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lalefam:  

(f.i. ka.) Lale renginde.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lalegun:  

(f.i. ka.) Lale renginde.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lalegül:  

(f.i. ka.) Türk musikisinde bir makam.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Laleruh:  

(f.i. ka.) 1- Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2- Türk müziğinde mürekkeb bir makam.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Laleveş:  

(f.i. ka.) Lale gibi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lalezar:  

(f.i. ka.) Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Lalofobi:  

(ing.i. lalophobia) konuşma korkusu. (lalyofobi (laliophobia) olarakta yazılır.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Lam:  

İnce metal levha; sac parçası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lama:  

Güney Amerika’da yaşayan, deveye benzeyen bir hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lamaizm:  

(fr.i. lamaïsm) Lamacılık. Tibet ve Moğolistan da halkın çoğunluğunun inandığı bozuk bir inançtır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Lamaizm:  

Tibet Budizmi. Tibet, Moğolistan ve Bhutan başlıca olmak üzere Nepal, Hindistan, Çin, Rusya ve bazı Orta Asya Türklerinde takip edilen Budizm koludur. Kimi yerlerde Lamacılık olarak da adlandırılmaktadır. Budizmin Vajrayana koluna aittir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Lamba:  

Işık veren aydınlatma aracı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lambalamak:  

Eşanl. (bkz:: Ampul Asmak) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lambalı:  

Lambası olan, ışıkla donatılmış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lambalık:  

Lamba konulan yer veya bölüm.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lambasız:  

Lambası olmayan, aydınlatması bulunmayan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lambri:  

Duvar kaplaması olarak kullanılan ahşap veya benzeri kaplama.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lame:  

Parlak, metalik görünümlü kumaş veya iplik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lamel:  

İnce tabaka, yaprakçık (özellikle mikroskopta kullanılan cam parça)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lami:  

(a.i. erk.) Parlayan, parıldayan parlak. Lamii: 1472-1532 yılları arasında yaşayan Türk edebiyatında haklı bir ün kazanmış mutasavvıf ve sanatkar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Lamia:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Dudaktan Kalbe kitabındaki ana karakter. Bizim Kınalı yapıncağımız hayattan çok çekmiş ama dayanmasını bilmiş ve fedakarlığın timsali olmuştur. O da aşkı gibi duygusaldır. Musikiye düşkünlüğü ile tanımlanabilir. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Lamia:  

(a.i. ka.) (bkz:: Lami)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Lamih:  

(a.i. erk.) 1- Hz. Nuh'un erkek kardeşi. 2- Parlayan, parıldayan, parlak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Lamiha:  

(a.i. erk.) (bkz:: Lamih)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Laminarya:  

Deniz yosunu türü (özellikle kahverengi algler)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Laminur:  

(a.i. ka.erk.) Nur saçarak parlayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Lamis:  

Peyami Safa'nın yazdığı Canan kitabındaki ana karakter. Hislerine ve tutkularına yenilerek, gerçekler yerine hayal alemi ile mutluluk arayan, iyi niyet ile gerçek bir aşkı arayan, ama sonunda hayallerden uzaklaşarak gerçekleri görebilen bir kişidir. İlk başlarda bulunduğu şartlardan tiksinerek Batılı tarzı yaşamaya özense de, sonunda batının aldatıcılığını görerek güzelliği bulunduğu ortamda aramıştır.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

LAN:  

"İngilizce bir terim olan ""Local Area Network""ün (Yerel Ağ) baş harflerinden oluşan kısaltmadır ve yakın mesafeli bilgisayarları birbirine bağlayan yerel ağları temsil eder. Bu tip bir ağ ile bağlanan bilgisayarlar, birbirleriyle işbirliği içerisinde çalışabilirler ve veri alışverişini gerçekleştirebilirler. Ayrıca yerel ağ üzerindeki bir bilgisayara bağlı olan yazıcı ve benzer donanımlar, diğer bilgisayarlar tarafından da kullanılabilir. Ağın çalışması, çoğu zaman merkezi bir bilgisayar (sunucu) tarafından yönetilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Lanazir:  

(a.i. ka.erk.) Eşsiz, benzersiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Lando:  

Üstü açılıp kapanabilen eski tip at arabası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lane:  

(f.i. ka.) Yuva, ev, aşiyan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

lanet:  

1- Uzaklaştırma, kovma. 2- Beddua etme, hakaret, sövüp sayma, gazap etme, buğzetme, ilenç. Örn:: “Ben lanet eden bir peygamber olarak gönderilmedim.” (Hadis) 3- Allah’ın, kişiyi bağış, merhamet ve nimetlerinden uzak tutması. Örn:: “Namuslu, hiçbir şeyden habersiz mümin hanımlara zina iftirasında bulunanlar dünyada da ahirette de lanete uğramışlardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Kur’an-ı Kerim Nur suresi 24/23 ncü Ayet) 4- Allah’ın kişiyi hayırdan ve rahmetinden yoksun bırakması. Örn:: “Biz kitapta açıkça belirttikten sonra indirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder. ” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/159 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Lanet:  

Yanlış: Nalet Doğru: Lanet(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Langırt:  

(ono.i.) Bir şeyin bir şeye (topun kaleye, potaya vb.) girişini nitelemek için kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Langur:  

Uzun kuyruklu bir maymun türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Langust:  

Istakoza benzeyen kabuklu deniz canlısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lanolin:  

Yünden elde edilen, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan yağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lanse:  

Tanıtmak, piyasaya sürmek (özellikle ürün, fikir)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lantan:  

Sembolü: La Atom Numarası (Proton Sayısı): 57 Atom Ağırlığı: 138.90547 g/mol Elektron Sayısı: 57 Element Serisi: Lantanit Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 3B, 6 Yoğunluk: 6.162 g/cm³ Erime Noktası: 920.0 ° C (1193.15 K, 1688.0 ° F) Kaynama Noktası: 3469.0 ° C (3742.15 K, 6276.2 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Gümüşi beyaz Keşif: Carl Mosander (1839) Lantan Kullanım Alanları ve Özellikleri: Lantan, film setleri için ark ışıkları yapmak için nadir toprak elementleri ile birlikte kullanılır. Metal çakmaklardaki çakmaktaşı üretiminde kullanılan misch metalinin yaklaşık %25'ini lantan oluşturur.(Konusu: Elementler, Kökeni: )

Lantan:  

Atom numarası 57 olan kimyasal element (La)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lantanit:  

Atom numarası 57–71 arasındaki benzer özellikteki elementler grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Lantau Adası:  

Lantau Adası; Hong Kong'da İnci Nehri'nin ağzında yer alan bir adadır. Ada idari olarak çoğunlukla Islands semtine bağlıdır. Başlangıçta Lantau'da küçük balıkçı köyleri bulunmaktaydı. Ada, Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile Hongkong Disneyland Resort'a ev sahipliği yapmaktadır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Lantoş:  

(sf.) Hantal.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Lao-Şeng:  

(Çin) Çin tiyatrosunda ağırbaşlı ihtiyar tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Laos:  

Resmi Tam Adı: Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti İngilizce: Lao People's Democratic Republic(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Laos:  

Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Güneydoğu Asya bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Laos:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Fransa'dan 19 Temmuz 1949 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Laos:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Tek Parti Rejimine dayalı, Demokratik Halk Cumhuriyeti.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Laos:  

İdari Yapısı: 17 Eyalet ve Başkentler: 1- Attapeu (Attapeu) 2- Bokeo (Ban Houayxay) 3- Bolikhamsai (Paksan) 4- Champasak (Pakse) 5- Hua Phan (Xam Neua) 6- Khammouane ( Thakhek) 7- Luang Namtha (Luang Namtha) 8- Luang Phrabang (Luang Phrabang) 9- Oudomxay (Muang Xay) 10- Phongsali (Phongsali) 11- Sainyabuli (Sainyabuli) 12- Salavan (Salavan) 13- Savannakhet (Savannakhet) 14- Sekong (Sekong) 15- Vientiane Prefecture (Vientiane) 16- Vientiane Province (Muang Phon-Hong) 17- Xieng Khaung (Phonsavan)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Laos:  

Başkenti: Viyentiyan (ing: Viantiane)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Laos:  

Komşuları: Batıda Tayland ve Myanmar, doğuda Vietnam, kuzeyde Çin Halk Cumhuriyeti, güneyde Kamboçya tarafından çevrelenmiştir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Laos:  

Resmi Dili: Laoca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Laos:  

Para Birimi: Laos Kipi Para Birimi Kodu: LAK(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Laos:  

Plaka Kod: LAO(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

WhatsApp