Haydi Öğrenelim!
Zülfizar:
(f.i. ka.) Ağlayan, inleyen saç.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Küplü:
(i. esk.) 1- Meyhane. Örn:: Fıçı yerine küp kullanan meyhanelere ise küplü denirdi. (Kemal Sülker, İçki ve Toplum) 2- Ayyaş, alkolik. (özellikle parasız, züğürt, içkici) Örn:: Sokaklarda dilenip dolanan bütün küplüler orada huryada. (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kür:
Sağlığı korumak veya düzeltmek için yapılan tedavi uygulaması (kaplıca kürü vb.). (tıp) Belirli bir hastalığa karşı uygulanan yöntem dizisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürar:
Kürar, Güney Amerika'da yerlilerin oklarına sürdüğü, Chondrodendron tomentosum gibi bitkilerden elde edilen, kasları felç ederek solunum durmasıyla ölüme yol açan doğal bir zehirdir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürboğa:
(t.i. erk.) 1- İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa. Selçuklu komutanı ve Musul emirinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kürdan:
(fr.i.sf. curedent'dan) Az, yetersiz. Örn:: But berde, kürdan habbe. (Çok para az yemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kürdan:
Diş temizlemek veya küçük yiyecekleri almak için kullanılan ince çubuk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürdanlık:
Kürdan konulan kap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürdistan Özgürlük Partisi:
Kısa Adı: PAK (Kürtçe: Partîya Azadîya Kurdistanê) Genel Merkezi: Kızılay, Ankara Kuruluş Tarihi: 11.12.2014 Genel Başkanı: Mustafa Özçelik Sona Eriş Tarihi: FAAL. Sona Eriş Nedeni: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Mart 2013'te partiye isminde Kürtçe kullandığı ve Kürtlerin devlet olma hakkını savunduğu nedeniyle “değişiklik” uyarısında bulunmuştur. Mart 2015'te ise başsavcılık partiye ismindeki Kürdistan ibaresini kaldırması için uyarı yazısı gönderdi. Şubat 2019'da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı PAK ve Kürdistan Sosyalist Partisi (KSP) hakkında Anayasa Mahkemesi'ne kapatma davası açtı. Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: Kürt milliyetçiliği NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Kürdistan Sosyalist Partisi:
Kısa Adı: (Kürtçe: Partiya Sosyalîst a Kurdistan) PSK Genel Merkezi: * Kuruluş Tarihi: 1974 Genel Başkanı: Kurucusu: Kemal Burkay, Genel sekreter: Mesut Tek Sona Eriş Tarihi: * Sona Eriş Nedeni: Yasadışı bir örgüt olarak kurulan Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) faaliyetlerini 42 yıl boyunca illegal olarak yürüttü. 30.05.2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı'na başvuran PSK yönetimi, yasal bir parti olarak çalışmalarına devam etti. Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası) (Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Küre:
(a.i. kürre'den) 1- (Kadında, kızda) Göğüs, meme. 2- Kalçalar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kürema:
(a.i. erk.) 1- Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimseler. 2- Ulular, büyükler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kürhan:
(t.i. erk.) Yiğit, yürekli han.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kürit:
Atom numarası 96’dan 103’e değin olan elementlerin ortak adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Küriyum:
Atom numarası 96 olan, yapay ve radyoaktif bir element (Cm).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürk Mantolu Madonna:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Sebahattin ALİ Kitabın Konusu: Romanın baş karakterleri Maria Puder ve Raif Efendi'dir. Raif Efendi içine kapanık, melankolik, sessiz ve dış dünyaya uyum sağlayamamış bir karakterdir. Hayatı boyunca birçok şeye boyun eğmiş, haksızlığa uğradığında bile buna karşı koyamamıştır. Kitabın Ana Fikri: Sabahattin Ali, ”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?” sözleriyle açıklamıştır. Karakterler: Raif Efendi, Rasim, Maria Puder(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Kürkas:
Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki, Hint fıstığı (Jatropha curcas). (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kürsi:
1- Taht, üzerinde oturulan sandalye. 2- İlim, güç, sulta, egemenlik, otorite. 3- Her şeyi kapsamına alan ve bütün mahlukatı egemenliği altında tutan anlamında Allah’ın hükümranlığı ve mülkü. Örn:: “…Allah’ın kürsisi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri (ve arasındaki her şeyi) koruyup gözetmek ona ağır gelmez. O yücedir, uludur.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/255 nci Ayet) Örn:: “Yedi kat gökleri seyran eyleyen/Kürsü’nün üstinde cevlan eyleyen/Miracında ümmetini dileyen/Adı güzel kendü güzel Muhammed.” (Yunus Emre) 4- Her şeyi kuşatıp denetim altına alan Allah’ın sonsuz ilmi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kürsi ayeti:
(bkz:: Ayetelkürsi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kürsü:
Cami ve medreselerde ders vermek veya nasihat etmek için konulan yüksek mekân, taht.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kürşad:
(t.i. erk.) Eski Türklerde yiğit, alp.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kürt:
(Kar. Ort. O.) Güneydoğu Anadolu tiplerinden biri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Kürtaj:
Gebeliğin tıbbi müdahale ile sonlandırılması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kürümer:
(t.i. erk.) topluluk, sürü(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kürün:
(i.) Şaka.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kürün Palago:
(d.) Bekçi, polisten bir düzey aşağıdaki güvenlik memuru. Tam olarak (erkeklerle) koli kesecekken (iş bitirecekken) küren palago'lardan (bekçilerden) biri sökün etmez mi? (Pınar Çekirge, Yalnızlık Adasının Erkekleri) Küren Palago'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Küründen:
(zf.) Şakadan, latife olarak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Küskün:
(i. esk.) Kız memesi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Küstere:
Marangozlukta kullanılan, ağaç yüzeyini düzeltmeye yarayan kesici alet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
küsuf namazı:
Güneş tutulması durumunda kılınan iki rekâtlık nafile namaz. Küsuf namazı cemaatle kılınır ve sünnettir. Namazdan sonra güneş tamamen açılıncaya kadar dua edilir. Küsuf namazı evlerde tek başına da kılınabilir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Küşad:
(f.i. erk.) 1- Açılış, açma. 2- Fetih, fethetme. 3- Açılış merasimi, küşad resmi. 4- Yayın gerilip bırakılması. 5- Musikide uvertür. 6- Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Küşade:
(f.i. ka.) 1- (bkz:: Küşad) 2. Açık. 3- Ferah.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Küt:
(Badminton Ter.) Yukarıdan aşağıya baş üstünden yapılan sert vuruş. Smash. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kütahya:
Kütahya Tarihi; 1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi iken, II. Meşrutiyetten sonra bağımsız bir sancak oldu. Milli Mücadele yıllarında, Ocak 1921'de Çerkez Ethem düzenli ordu çatışmasına sahne olan Kütahya, 17 Temmuz 1921'de Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde TBMM Batı Cephesi ordusunun yenilmesi üzerine Yunanların işgaline uğradı. Büyük Taarruz'a kadar işgal altında kalan Kütahya, 30 Ağustos 1922'de kurtuldu. Kütahya 8 Ekim 1923'de Vilayet durumuna getirilmiştir.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )
Kütahya:
Kütahya İlçeleri: 1-Altıntaş (01.01.1947) 2-Aslanapa (04.07.1987) 3-Çavdarhisar (20.05.1990) 4-Domaniç (20.05.1990) 5-Dumlupınar (04.07.1987) 6-Emet 7-Gediz 8-Hisarcık (04.07.1987) 9-Pazarlar (20.05.1990) 10-Simav 11-Şaphane (04.07.1987) 12-Tavşanlı.(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Kütahya:
Kütahya, Kuzeyden Bursa, Kuzeydoğudan Bilecik, Doğudan Eskişehir ve Afyonkarahisar, Güneyden Uşak, Batıdan Manisa ve Balıkesir ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Kütahya:
Nesiyle Meşhur: Tavşanlı Leblebisi, Simav Göl Fasülyesi, Haşhaşlı Pide, Evliya Çelebi, Porselen, Çini, Kaplıcaları, Simav ve Gördes Halıları meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Kütahya:
Kütahya'da Gezilecek Yerler: Dönenler Mevlevihanesi, Kütahya Saat Kulesi, Kütahya Zafertepe Anıtı, Kütahya Ulu Camii, İshak Fakih Camii, Kütahya Kurşunlu Camii, Dereli Kaplıcaları, Simav Çitgöl Kaplıcaları, Ilıca Harlek Kaplıcaları, Eynal Kaplıcaları, Murat Dağı Kaplıcaları, Yoncalı Kaplıcaları, Domaniç Ormanları, Kütahya Çinili Camii, Kütahya Kalesi, Kütahya Arkeoloji Müzesi, Dumlupınar Müzesi, Kütahya Çini Müzesi, Dumlupınar Şehitliği, Mızık Çamı.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Kütahya:
Genel Bakış: Coğrafi bölge olarak Ege Bölgesi‘nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alır. İç Anadolu Bölgesi ile denize kıyısı olan Ege Bölümü arasında geçiş alanıdır. • MIZIK ÇAMI; Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Bey’in beşiğinin yapıldığı ağaç Domaniç’in Domur Köyünde yer almaktadır. Ağaç yıkılmış olmasına rağmen korumaya alınmış, üstü kapatılmıştır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Kütikül:
1. Bitkilerde dış yüzeyi örten ince tabaka. 2. Canlıların dış koruyucu örtüsü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kütin:
Bitkilerin dış yüzeyinde bulunan, su geçirmez koruyucu madde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kütinleşme:
Bitkilerde hücre duvarlarının kütin maddesiyle kaplanması süreci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
kütle:
ad 1. (katı şeyler için) büyük parça, küme, yığın. 2. bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan yığını. 3. belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan topluluğu. 4. insanların büyük çoğunluğu. "Kütleye bunu anlatmak zor" 5. FİZİK TERİMİ bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı ya da nesne niceliği.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Kütlemek:
(ono.f. rüf'ten) Telefonu birisinin yüzüne karşı sertçe kapamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kütübisemaviye:
Kaynağı vahiy olan Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim gibi büyük kitaplar ile bazı peygamberlere gönderilen kitapçıklar, sayfalar. Semavi kitaplardan sadece Kur'an-ı Kerim, Allah’tan geldiği şekliyle korunmuş ve korunmaktadır. Kur'an-ı Kerim’in ifadesine göre herhangi bir değişikliğe uğramayan tek semavi kitap Kur'an-ı Kerim’dir. Kitapların asıllarına, ayırım yapmadan iman etmek Kur’an-ı Kerim’in buyruğudur. İlahî kitapların asılları arasında ayrım yapmanın insanı İslam’dan uzaklaştıran bir durum olduğu belirtilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kütübisitte:
İçerisinde Hz. Peygamber’den nakledilen sahih hadislerin toplandığı ve İslam dünyasında şöhret bulmuş altı temel hadis kitabı. Kütübisitte ve yazarları şunlardır: 1- Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail el-Buhari (h. 256/870), el-Camiu’s-Sahih. 2- Müslim b. el-Haccac el-Kuşeyri en-Nisaburi (h. 261/875), el-Camiu’s-Sahih. 3- Ebu Davut Süleyman b. Eş’as es-Sicistani (h. 275/892), es-Sünen. 4- Ebu İsa Muhammed et-Tirmizi (h.279/892), Sünen (el-Cami’). 5- Ebu Abdurrahman Ahmed b. Şuayp en- Nesai (h. 303/915), es-Sünen. 6- Ebu Abdullah Muhammed b. Yezid Maceel-Kazvini (h. 273/887), es-Sünen.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kütük:
(i.) 1- Kaba saba yapılı, hantal kimse. 2- Bilgisiz, düzeysiz kimse. Örn:: Karısının başladın mı gene?seni sert karşıladı. -Başladım tabii. Saatlarca oturulur mu o kütükle? (Orhan Kemal, Kadın Parmağı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kütük:
ad 1. kalın ağaç gövdesi. 2. kesilmiş ağaç gövdesi. 3. ağaç gövdesinin, kesildikten sonra toprakta kalan bölümü. 4. asma fidanı. 5. (tapu, nüfus işleri vb. için) resmi kayıt defteri, ana defter. 6. ARGO kaba saba yapılı kimse. 7. ARGO bilgisiz, düzeysiz kimse. 8. TARİH TERİMİ Osmanlıda, çıkarmalarda ve ırmaklarda taşıt olarak kullanılan hafif tekne. 9. MEC. çok şiş. 10. MEC. çok sarhoş.(Konusu: , Kökeni: )
Kütüphane:
(b.i) Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş, bibliyotek.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Kütür Kütür:
(d.) Vücudu dipdiri, hiçbir yeri gevşeyip sarkmamış güzel vücutlu kimseleri nitelemek için kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kütür Kütür:
(be) Yansımaların Tekrarıyla Oluşan İkileme 1- Karpuz, hıyar, ayva, elma gibi gevrek meyveler yenirken ya da kesilirken çıkan sesi anlatır. 2- (sf) Böyle ses çıkaran. "Kütür kütür hıyarları dişliyordu"(Konusu: İkileme, Kökeni: )
Kütürdemek:
(ono.i. kütür'den) (Birisine) Sımsıkı sarılmak, aşkla ve çok güçlü olarak sarılmak. Örn:: İşte yuvamıza geldik Necla. Kütürdet beni Avnii. (Oğuz Aral, Avanak Avni)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Küvet:
(Formula-1 Ter.) Şasinin, kokpitin bulunduğu ve pilotun yerleştiği bölge.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Küvet:
İçinde yıkanmak için kullanılan büyük kap (banyo teknesi). (teknik) Sıvı konulan geniş kap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
KWANKU:
(kwanku) Göğü düşünmek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kyogen:
(Jap.) Japon tiyatrosunun güldürü türü. İki "No" oyunu arasında oynanır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
KYOHAN:
(kyohan) Öğrenme kitabı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kyu:
Beyaz kemer düzeyi, rütbesi. SHODAN (1. DAN)’a kadar olan( 6) derece.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )
La:
1. (kimya terimi) lantan elementinin kimyasal simgesi. 2. "La", bağlama göre farklı anlamlara gelen çok yönlü bir ifadedir. En yaygın anlamları; Türkçede "lan/oğlum" benzeri bir seslenme ünlemi, Arapçada "hayır/değil" anlamındaki olumsuzluk edatı (Lâ), müzikte sol ile si arasındaki nota ve Fransızcada dişil tanımlık (the) şeklindedir. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
la havle:
Hz. Peygamber’in “Evrende mutlak anlamda gücün ve kuvvetin kaynağı yüce ve ulu Allah’tır.” anlamına gelen “La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” biçimindeki övgü sözünün kısaltılmış biçimi. Hz. Peygamber bu saygı ve övgü cümlesinin çokça okunmasını istemiştir. İnsan bu sayede kendi konumunu hatırlar ve Allah’la sürekli iletişim kurar. Kültürde bir sıkıntı, bir bela anında, sabrın tükendiğini göstermek için söylenir. “La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’lazim’ cennetin hazinelerinden bir hazinedir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Labada:
(rumex patientia) Karabuğdaygiller familyasından; dere kenarlarında ve sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Haziran - Eylül ayları arasında yeşilimtırak renkte küçük çiçekler açar. Boyu 50 cm ile 2 m arasında değişir. Köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri vardır. Yaprakları sebze olarak yenir. Ev ilaçlarında kökü ve yaprakları kullanılır. Faydası:: Kökü kaynatılıp içilirse bütün kaşıntıları keser. Yeşil tohumları kaynatılıp içilecek olursa, anne sütünü artırır. Mesane tıkanmasını giderir. İştah açar. shali keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Labada:
Karabuğdaygillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları sebze olarak kullanılan bitki (efelet).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Labil:
(labile) Hareketli; dalgalanan; değişken; oynak.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Labirent:
1. Çıkışı zor bulunan karmaşık yollar bütünü. 2. Mecaz: İçinden çıkılması zor durum.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Laborant:
Laboratuvarda deneylerde yardımcı olan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Laboratuvar:
Bilimsel deney ve araştırmaların yapıldığı donanımlı ortam.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Labrador:
Bir mineral türü (feldspat grubu) veya coğrafi/ırk adı olarak kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Labros:
Bir balık türü (lapina cinsi).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Labunya:
(çing.i. lubnia, fahişe'den) Edilgin eşcinsel erkek, kadınsı tavırlı erkek eşcinsel. Örn:: Paparon (polis) başka bir labunyayı arıyormuş. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik) Daha çok Lubunya biçiminde kullanılır. Lubinya, Lübinya'da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Labunya:
Argoda eşcinsel erkek (özellikle LGBTİ+ bağlamında kullanılan ifade)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Labuş:
(bkz:: Labunya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Labut:
(Cimnastik Ter.) Kolun gücünü ve savunma yeteneğini geliştirmek için kullanılan şişe şeklindeki değişik ağırlıklardaki ağaçtan el aracı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Lacerem:
(a.i. ka.) 1- Şüphesiz. 2- Besbelli, elbette.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Laci:
(i. fars. türk.) Lacivert, lacivert renkli giysi, erkek takım giysi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Lacileri Çekmek:
(d. fars. türk.) (Erkek) Lacivert ya da resmi koyu renkli giysisini giymek. Örn:: Necmi lacileri çekmiş, altın köstek göbekten bele sallanıyor. (Engin Ardıç, Yukarıda Başka Bayan Yoktur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Laçı:
s. (çing.) İyi, güzel, hoş. Örn:: Ah laçı (güzel) ağabeyciğim. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) (bkz:: Laço)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Laçin:
(t.i. ka.erk.) 1- Bir cins şahin. 2- Sarp, yalçın. 3- Şiddetli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Laçka:
(ita. lasciare, bırakmak'tan) 1- Yaşlı. (fahişe) 2- Yaşlı edilgin eşcinsel (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Laçka:
1. Gevşemiş, eski sıkılığını kaybetmiş. 2. Mecaz: Disiplinsiz, ciddiyetsiz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Laçkalaşmak:
Gevşemek, düzenini ve ciddiyetini kaybetmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Laço:
(çing.sf.i. laço, iyi, emin) 1- Genç erkek, yakışıklı erkek, oğlancı, kulampara, aktif eşcinsel erkek. Örn:: başına sarı peruklar sırtına siyah şifonlar geçirerek konuk laçoları güldürüp eğlendirirdi. (Murathan Mungan, ÇC) Örn:: Biri daha ilk görüşte dikkatimi çeken boylu poslu kalın bıyıklı kara yağız genç adamdı. Sonradan bu tiplerin Laço diye adlandırıldığını öğrendim. (anonim, Biz Şorololar) 2- Yeşil Göz. Sen sus laço. Kafa ütüleme. Kartopu lafı bitti. Ne o takıyor bizi ne de hücresindekiler. (Jean Genet - Yıldırım Türker, Gözetim Altında) Örn:: Lubunya pasif eşcinseli, laço ise aktif eşcinseli vurgular.(Dr. Arslan Yüzgün Eşcinsellik) (Aynı sözcük Alman argosunda iyi anlamında kullanılır. (bkz:: Laçı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Laden:
(cistus) Ladengiller familyasından; İç Anadolu ve sahil bölgelerinde yetişen, kış aylarında yaprak dökmeyen, yeşil bodur bir çalıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri kapsüldür. İçeriğinde Ladan denilen zamk vardır. Faydası:: Balgam söktürür. Nezleyi keser. Dizanteride faydalıdır. Parfümeride kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Ladoga Gölü:
Ladoga Gölü; (Fince: Laatokka) Rusya'ya bağlı Karelya Cumhuriyeti ile Leningrad eyaleti sınırları içinde kalan bir tatlı su gölüdür. Ladoga Gölü Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise 15. büyük gölüdür.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Laf Atma:
(to make a pass at somebody) Söz atma. Belli bir kişiye karşı yapılan cinsel içerik taşıyan ve sözlü olarak yapılan saldırı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Laf Sıçmak:
(d. fars. türk.) Güzel olduğunu sanarak çok sıradan ya da saçma sapan bir şey söylemek. (bkz:: Hikmet Sıçmak, Kelam Sallamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Lafına Tabanca Sıkmak:
(d. fars. laf, tebançe, türk.) (Birisinin) Söylediği söze karışıp konuşmayı bozmak. Örn:: Lafıma tabanca sıkmasana -Mavi hususi kendisinin demek? Müteahhit mi demiştin? (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Lafzatullah:
(bkz:: Lafzayicelal)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Lafzayicelal:
1- Allah. Örn:: “Biri hattın; biri mermerin, tuncun / Kurşunun sırrını aramış, bulmuş; / Yesârî elinde ‘Lafzayicelal’ / Sinan’da kubbeyle minare olmuş.” (A. N. Asya) 2- Yücelik ve ululuğunu belirtmek amacıyla yalnızca “Allah” ismi için kullanılan bir saygı ifadesi. Esmayıhüsnasının hepsinin anlamı Allah Lafzayicelalinin içinde vardır. Bu ismin çoğul kullanımı yoktur. Kur'an-ı Kerim’de 2697 kez geçer. Allah ismi, Medine’de inen ayetlerde, Mekke’de inen ayetlerden daha çok kullanılmıştır. Lafzayicelale Lafzatullah da denir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
lafzen rivayet:
(bkz:: rivayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Laga Luga Etmek:
(d. ono.) Gevezelik etmek, anlamsız yararsız laflar söylemek. Örn:: Fazla laga luga etme. Hadi bakalım gavat hodri meydan. (Ömer Pınar, Sohbet Babında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Lagos:
Nijerya’da bir şehir adı (özel isim)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Lagün:
Denizle bağlantılı, kıyıya yakın sığ su alanı (kıyı gölü)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Lağım:
Atık suların aktığı kanalizasyon sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Lağımcı:
(yun.sf.i. çukur, oyuk'tan türk. e.) 1- Anal birleşmeden hoşlanan kimse, aktif sodomist. 2- Aktif eşcinsel erkek, kulampara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Lağımcı:
Lağım işleriyle uğraşan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
lağv:
1- Yararsız ve boş konuşma, hükümsüz ve asılsız söz söyleme, gereksiz iş yapma. Örn:: “Cuma günü hutbe okunurken yanınızdaki kimseye ‘sus’ bile diyecek olsanız lağv yapmış olursunuz…” (Hadis) 2- İnsanın dünyasına ve ahiretine yararı olmayan veya zararlı olduğundan dolayı terk edilmesi gerekli olan boş şeyler. İnsanları eğlendirmek için şaka da olsa yalan söylemek, lüzumsuz konuşmak ve dinen hoş görülmeyen uğraşlarda bulunmak lağv kabul edilmiştir. Örn:: “(Ahirette) kurtulacak olanlar sadece ve sadece müminlerdir. Onlar ki namazlarında alçak gönüllü bir duyarlılık içerisindedirler ve lağvdan yüz çevirirler.” (Kur'an-ı Kerim Mü'minun suresi 23/1-3 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Lahana:
(brassica oleracea) Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve kara lahana. Lahana C vitamini bakkımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Faydası:: Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )