MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Medine:

Hz. Peygamber’in hicret edip ilk İslam devletini kurduğu, yeryüzünde namaz kılmak için yolculuğun yapılması tavsiye edilen üç mescitten biri olan Mescidinebi’nin bulunduğu, Arabistan’ın Hicaz bölgesinde bir şehir. Medine, Mekke’den yaklaşık 400 kilometre kuzeyde Kızıldeniz’den yaklaşık 200 kilometre içerdedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 639 metredir. Medine’nin hicretten önceki adı “Yesrib”tir. Mekkeli Müslümanların buraya göç etmesiyle Hz. Peygamber tarafından adı “Medine” olarak değiştirilmiştir. Hz. Muhammed’in kabri, “Ravzayımutahhara” buradadır. Hz. Peygamber’in hicretiyle şehrin vahyin nuruyla aydınlandığını ima etmek için “Nurlu Şehir” anlamında “Medineyimünevvere” de denir.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Porfirik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porfirofobi:  

(ing.i. porphyrophobia) menekşe renginden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Pornografi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Pornografik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porselen:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porselenci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porselencilik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porsiyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Port:  

Bilgisayarın arkasında yer alan ve harici donanımları sisteme bağlamak için kullanılan girişlere verilen genel addır. Paralel, seri ve USB gibi değişik port türleri bulunmaktadır.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Portable:  

""Taşınabilir"" anlamına gelen İngilizce bir terimdir. Bilgisayar terminolojisinde, çoğu zaman dizüstü ya da avuç içi sistemleri tanımlamak için kullanılır. Ancak bazı durumlarda, taşınabilir küçük yazıcılar ve harici CD sürücü gibi donanımlar da bu terimin kapsama alanına girebilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Portakal:  

(i.) (ülke adı Portugal'dan) (Kadında, kızda) Göğüs, meme. Örn:: Salkım İnci- O hanım koynundan bir portakal çıkardı Şallı Natıra verdi bizim Şallı da portakalı kokladı. Ben orada kendimden geçmişim. (Karagöz, Hamam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Portakal:  

(citrus aurantium var) Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Faydası:: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Portakal:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portakallı:  

(i.) Filtreli sigara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Portakallık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portakalrengi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portatif:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portbebe:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porte:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portekiz:  

Resmi Tam Adı: Portekiz Cumhuriyeti Portekizce: República Portuguesa(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Portekiz:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Güney Avrupa'nın batısında yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Portekiz:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. İspanya'dan 1 Aralık 1640 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Özerk bölge: Azorlar, Madeira(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Portekiz:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Yarı Başkanlık Sistemli Cumhuriyet. Merkezi Hükümet. NOT: Merkezi Hükümet; Yetkilerinin bir kısmını bölgeye devretmiştir.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Portekiz:  

İdari Yapısı: 18 Bölge: 1- Aveiro 2- Beja 3- Braga 4- Braganca 5- Castelo Branco 6- Coimbra 7- Evora 8- Faro 9- Guarda 10- Leiria 11- Lisboa 12 Portalegre 13- Porto 14- Santarem 15- Setubal 16- Viana do Castelo 17- Vila Real 18- Viseu 2 Özerk Bölge: 1- Azorlar 2- Madeira(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Portekiz:  

Başkenti: Lizbon (ing: Lisbon)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Portekiz:  

Komşuları: İber Yarımadası üzerinde yer alan, Avrupa Kıtası'nın en batısındaki ülkedir. Portekiz kuzeyden ve doğudan İspanya ile, güneyden ve batıdan da Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ile çevrilidir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Portekiz:  

Resmi Dili: Portekizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Portekiz:  

Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR NOT: Eski para birimi Escudo, Portekiz'in resmi para birimi olarak Euro'yu 1999'dan itibaren kullanmasına kadar ülkedeki resmi para birimiydi. Escudo dolaşımdan 2002 yılında tamamen kalkmıştır.(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Portekiz:  

Plaka Kod: P(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Portekiz:  

Tel. Kodu: +351 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Portekiz:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Portekiz:  

Portekiz Bayrağı: Zemin yeşil (gönder tarafında, bayrağın beşte ikisini oluşturur) ve kırmızı olmak üzere (beşte üçünü oluşturur) iki dikey şeritten meydana gelmektedir. Bu şeritlerin ayrıldığı yerde Portekiz arması bulunmaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Portekiz:  

Milli Marşı: "A Portuguesa" (Portekizli) Portekiz devletinin ulusal marşıdır. Henrique Lopes de Mendonça tarafından yazılmış ve Alfredo Keil tarafından bestelenmiştir. 1890 yılında Afrika'daki Portekiz kolonileri ile ilgili İngiltere'nin verdiği ültimatom sonrasında dirilen milliyetçi duygularla yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Portekiz:  

Genel Bkş: Portekiz mutfağı, pirinç, patates, ekmek, et, deniz ürünleri ve balık kullanılan çeşitli tariflerle zengin bir mutfaktır. Portekizlilerin özellikle Morina balığından yapılmış yemekleri çok severler. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Portekiz:  

SIED Portekiz'in Dış İstihbarat Teşkilatı. Serviço de Informações Estratégicas de Defesa (Savunma Stratejik İstihbarat Servisi) 2004 yılında kurulmuştur. SIS Portekiz'in İç İstihbarat teşkilatı.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Portekiz Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Ulusal takım (Selecção das Quinas)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Portföy:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portmanto:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porto:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Porto:  

Porto; Portekiz'in kuzeyinde Rio Douro nehrinin ağzında bulunmaktadır. Ülkenin en önemli endüstri noktası ve aynı isimli vilayetin başkentidir. Doura Nehri'nin kuzey yakasında bulunan şehir merkezi 1996 yılında UNESCO tarafından Dünya mirası listesine alınmıştır. Şehrin yerleşimi Roma İmparatorluğu'nun bir karakolu olduğu yüzyıllar öncesine dayanıyor. Porto'nun en bilinen ihraç malı Porto şarabıdır. Bu özel şarap için yetiştirilen üzüm çeşitleri, Douro Nehri boyunca yetiştirilen üzüm bağlarını kapsamaktadır. 1756'da çıkarılan bir yasayla Porto şarabın üretiminde kullanılan üzüm çeşidi ve şarabın tarifi korunmaktadır. Porto kenti 71'ten 997'ye kadar müslümanlar tarafından kontrol edilmekteydi, 1130'da Portekiz'in ilk kralı I. Afonso tarafından haçlı seferleri başlatıldı. Futbol kulüplerinden FC Porto ve Boavista FC Portekiz'in birinci liginde oynamaktadırlar.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Porto Riko:  

Resmi Tam Adı: Porto Riko Topluluğu İngilizce: The Commonwealth of Puerto Rico İspanyolca: Estado Libre Asociado de Puerto Rico(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Porto Riko:  

Yer Aldığı Kıta: Kuzey Amerika Kıtası'nda, Karayip Denizi'nin Kuzeydoğusunda yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Porto Riko:  

Amerika'ya bağlı, içişlerinde bağımsız Özerk bölgedir.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Porto Riko:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: XXXX İktidar Kaynağı: Cumhuriyet. Şu an, ülke iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlıdır. (Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Porto Riko:  

İdari Yapısı: Şehirleri: Mayagüez, Ponce, Guayama, Caguas, Carolina, Bayamon.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Porto Riko:  

Başkenti: San Juan(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Porto Riko:  

Komşuları: Karayip Denizi'nin kuzeydoğusunda Dominik Cumhuriyeti'nin doğusundadır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Porto Riko:  

Resmi Dili: İspanyolca, İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Porto Riko:  

Para Birimi: ABD Doları Para Birimi Kodu: USD (United States Dollar)(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Porto Riko:  

Plaka Kod: PR(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Porto Riko:  

Tel. Kodu: +1 787 ve +1 939 Bölge 1 – Kuzey Amerika Kıtası Numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Porto Riko:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Porto Riko:  

Porto Riko Bayrağı: Yatay şekilde 5 eşit şerit ve bu şeritlerin en üstteki, ortadaki ve en alttaki kırmızı; diğer iki şerit ise beyaz renktedir. Bayrağın direğe asılan kısmında mavi bir eş kenar üçgen ve üçgenin tam ortasında 5 uçlu beyaz bir yıldız vardır. Bayrak Küba bayrağına benzemektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Porto Riko:  

Milli Marşı: "La Borinqueña" (İng: "The Borinquenian", İsp. telaffuz: "la βoɾiŋˈkeɲa") Porto Riko'nun millî marşıdır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Porto Riko:  

Genel Bkş: Adı İspanyolcada zengin liman anlamına gelir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Porto Riko Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Mavi Fırtına (El Huracán Azul)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Porto şarabı:  

Porto şarabı; Portekiz'de tatlı bir kırmızı şarap. Portekiz'in kuzeyindeki Duoro Vadisi üzümlerinden yapılır. 1756'da çıkarılan bir yasayla Porto şarabın üretiminde kullanılan üzüm çeşidi ve şarabın tarifi korunmaktadır.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )

Portör:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portre:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portreci:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Portrecilik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Posa:  

Kırmızı şarabın dibinde şarap olgunlaşırken oluşan katı artık.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Post:  

(fars.i. pusf'tan) Üzerinde kumar oynanılan örtü.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Post:  

Sonra anlamındadır.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

post:  

(ﭘﻮﺳﺖ) i. (Fars. pūst’tan pōst) 1. Bâzı hayvanların vücûdunu saran tüylü deri ve bu derinin tüyleriyle berâber kurutulmuş şekli: Postu sırtında gezer hayvânın / İlmi sadrında olur insânın (Sünbülzâde Vehbî’den). Bu bir nevi sayyatlıktır ki postunu elde etmek için arslanı öldürmeye benzer (Cenap Şahâbeddin). Lambayı söndürüp ceylân postlarının üzerine uzandım (Refik H. Karay). 2. kısaltma yoluyle. Koyun vb. hayvanların derisinden yapılmış gocuk: Onun için Geyikli Baba’nın üstünde yalnız bir post ve elinde seksen okkalık taşla Bursa kapılarını zorladığı aklıma gelmezdi (Ahmet H. Tanpınar). 3. tarîkat. Şeyhlik makāmı: Huzzar ittifak üzre, “Bu zâtı posta müstahak gördük, Allah mübârek eyleye, revâdır revâdır!” diye bağrışırlar (Evliyâ Çelebi). Gûyâ ki bu tarîkat kāfilesi, arş-ı Hudâ’da mübârek makamları ziyâret ede ede postun önünde makām-ı Muhammed’de baş eğerek semâhâneyi üç defa döndü (Rûşen E. Ünaydın). 4. mec. Makam [Bu anlam daha çok deyimlerde ortaya çıkar]: Gece gündüz aşk postuna oturan (Pir Sultan Abdal). Tekye-gâh-ı âlem içre bes-durur dervîşe aşk / Aşk ona hem dôsttur ma’nâda hem bir özge pôst (İsmâil Hakkı Bursevî). Sinan dilediği gibi post kapamamış, gönül, murâdınca huzurdan kaftan giymeyi boşuna özleyip beklemişti (Safiye Erol).(Konusu: , Kökeni: )

Post Sermek:  

(d. fars. türk.) Kumar oynamak, oynatmak. Örn:: Bunlar post sermiş minberin önünde oynuyorlar. manitacılar, zulacılar, erketeler, manocular. (Turhan Temuçin, Azrailin Öbür Adı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Post up:  

(Basketbol Ter.) Pivot bölgesindeki savunma oyuncusuna sırtını dayayarak top isteme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Posta:  

(ita.i.) 1- Sefer, defa, kez. Örn:: Cıvalı zar kullanmanın ilmini bilir misin? Üç posta üst üste dübeş kondurabilir misin? (Adnan Veli, Mapushane Çeşmesi) 2- (İskambil, tavla vb. oyunlarda) Parti, bir oyunluk süre. Örn:: Postayla kazanan zarları alıyor kaybedene kadar karşısındakilerin tuttukları paralara atıyordu. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 3- (Kumarda) Masadaki toplam para, bir oyuncunun bir elde masaya sürdüğü toplam para. Örn:: Posta paranın miktarı manasına kullanılan bir tabirdir. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 4- Cinsel ilişki, cinsel birleşme. Örn:: İnanma bekçi efendi. Şerefsizim yedi sekiz seferim postam var. Ne fındıkçıdır o (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı) 5- Yollanma, gitme, götürülme, sevk. Örn:: Gene yamyamlar koğuşuna posta. (Süavi Süalp - Bülent Arabacıoğlu, Gündüz İnsan Gece Hırt) 6- Karşı çıkma, meydan okuma. Örn:: Abiler ahilerim davacı olmayın. Meyhaneciye bozulmuştum maksat ona posta. (Orhan Kemal, Cıvık) 7- em. Yürü, git, yallah anlamında kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta:  

Posta; haber getirip götüren askerlere verilen isimdir. Genel olarak komutanların postası vardır.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Posta:  

POSTA i. (İtal. posta < Lat.) [Eskiden atlı ulaklara verilen ad] 1. Bir yerden bir yere gönderilen mektup, telgraf, paket vb.nin bütünü. 2. Bu emânetleri teslim almak ve yerlerine ulaştırmakla görevli kuruluş. 3. Belirli zamanlarda yapılan sefer ve bu seferi yapan taşıt: Beşi çeyrek geçe postasını icrâya hazırlanan Ferah vapuru, Kadıköyü iskelesinden fekk-i râbıtaya istîcal gösterir gibi hafif hafif sallanıyor (Hüseyin R. Gürpınar). Çoluk çocuğu buraya getirtiyorum diye tebşir etti. Bugün mektup aldım; perşembe günkü posta ile İstanbul’dan İnebolu’ya çıkacaklar (Fahri Celâl). 4. Mektup, paket vb. götüren taşıt: “Posta arabası.” 5. kısa. Çok yere uğradığı için varacağı yere geç ulaşan vapur, tren. Karşıtı: EKSPRES: “Posta ile gitmem, çok uzun sürüyor.” “Ankara’dan posta ile döndüm.” 6. Haberci, ulak: “Haberi ulaştırmak için hemen posta çıkardılar.” Bu haberi şimâlî Kafkas kıt’alarına ilk bizim postamız götürdü (Rûşen E. Ünaydın). 7. asker. Nöbette bulunan er. 8. (Bir sayı sıfatı ile birlikte) Defa, kez, sefer: “Günde üç posta yoklamaya gidiyorum.” 9. Fabrika vb. yerlerde günün belirli saatlerine göre nöbetleşe çalışma, vardiya. 10. Böyle bir çalışma yapanların bütünü: “Gece postası kaç kişi?” ѻ Posta beygiri: Eskiden mektup, paket vb. şeyleri bir yerden bir yere götürmekte kullanılan beygir. Posta çeki: P.T.T.’de nâma açtırılan bir hesapta toplanan paranın, istenen kimselerin adreslerine veya çek hesaplarına ödenmesi için hesap sâhibi tarafından bu hesâbı tutan merkeze gönderilen çek. (Birini) Posta etmek: 1. Karakola götürmek: Hurşit Efendi kardeşim, bu akşam Murat isminde birini posta ettiler mi? (Mahmut Yesâri). 2. Birini, kendisi istemese de bir kimseye teslim edip bir yere göndermek: Hemen posta edip getirdim (Reşat N. Güntekin). Posta güvercini: Ufak bir kâğıda yazılmış bir haberi uçarak bir yerden bir yere ulaştıran, bu iş için yetiştirilmiş güvercin. Posta havâlesi: Posta yoluyle gönderilen para. Posta kartı: Üzerinde pulu, adres yazma yeri bulunan ve zarfa konmadan açık olarak gönderilen, genellikle bir yüzü resimli kart. Posta koymak: argo. Gözdağı vermek, korkutmak. Posta kutusu: 1. Postahâneden belli bir ücret karşılığında kirâlanan, nâma gelecek havâle, mektup vb.nin adres olarak üzerindeki numaraya gönderildiği kutu [P.K. ile gösterilir]: “İsteklilerin isim ve adreslerini P.K. 25’e bildirmeleri…” 2. Apartman, ev vb. yerlere, gelen mektupların içine konması için yerleştirilen kutu. Posta olmak: argo. Yakalanmak, karakola düşmek: O sonra düşünülecek mesele… sen ne yapıyorsun? –Posta olduk (Mahmut Yesâri). Posta posta: Kısım kısım, bölük bölük: Otomobili posta posta düğüncüleri evlerine dağıtıyor (Reşat N. Güntekin). Posta pulu: Posta ile gönderilen şeylere belli bir târifeye göre yapıştırılan pul. Posta tatarı: târih. Posta sürücüsü: Murat posta tatarını görmek için çeşme meydanına yürümüştü (Mahmut Yesâri). Düşünme boş gelse posta tatarı / Siperden akın var yarın dışarı (İbrâhim A. Gövsa). Postaya atmak (vermek): (Gönderilecek mektup, evrak, gazete vb.) Gideceği yere ulaştırılması için ücret karşılığında postahâneye teslim etmek. Postayı çekmek: Çekip gitmek, ayrılmak: Zavallı ev sâhibi baygınlıklar geçirirken misâfir köylüler de: –Eh bize müsâade diye birer birer postayı çekiyorlardı (Fahri Celâl). Postayı kesmek: Bir işi devam ettirmekten vazgeçmek, bir yere gidip gelmeyi kesmek, ilgiyi kesmek: Artık postayı kâmilen kestik (Ahmed Vefik Paşa). Kapat POSTACI i. Postaya verilmiş olan mektup, telgraf, paket vb.ni gönderilen yere götüren posta idâresi görevlisi, müvezzi: Postacı bir mektup uzattığı zaman şaşkın bir sevinçle yolun ortasında durakladım (Yusuf Z. Ortaç). Kızak üstünde siyah yamçılı, uzun konçlu çizmeli, kıvrık bıyıklı postacılar… (Ahmet H. Tanpınar). Gönül sende, göz yolda kaldı / Ne postacı semtime uğrar / Ne turnalar selâm getirir (Câhit S. Tarancı). POSTACILIK i. 1. Posta işletmesinin yaptığı iş. 2. Postacı olan kimsenin işi, mesleği. POSTAHÂNE – POSTÂNE i. (İtal. posta ve Fars. ḫāne “ev, yer” ile posta-ḫāne) [Türkçe’de türetilmiştir] Postaya verilen mektup, paket vb.nin teslim alındığı, ayırım ve dağıtımların yapıldığı posta teşkîlâtı binâsı. POSTAL i. (Bulg. postal) 1. Çarık gibi bağlanan konçlu bir nevi ayakkabı, kaba potin: “Asker postalı.” İkide birde eğilip postalının üstünden dil gibi çıkmış dolak ucunu içeri içeri kakıştırıyor (Ahmet Râsim). 2. eski. Konçsuz bol mest. ♦ mec. 3. Yararsız, niteliksiz kimse veya nesne. 4. Sürtük: Seni murdar leş, sen belânı bul hâin postal! (Ahmed Vefik Paşa). Kocakarı: –Haydi postal, yeldirmemi çabuk koştur! (Hüseyin R. Gürpınar). [Son iki mânânın “kaba potin” anlamıyle ilişkili olması şüphelidir]. POSTALAMAK geçişli f. (< posta+la-mak) 1. Postaya vermek. 2. argo. (Birini) Bir bahâne bularak yanından uzaklaştırmak. POSTALANMAK edilgen f. (< postala-n-mak) Postalamak işi yapılmak, postaya verilmek: “Mektuplar postalandı mı?” POSTER i. (İng. poster) Genellikle reklam veya propaganda için duvar vb. yerlere asılan büyük boyda resim. POSTİN (ﭘﻮﺳﺘﻴﻦ) i. (Fars. pūst “post”tan -іn ekiyle pūstіn) Yekpâre kıymetli posttan yapılmış üstlük: Aybına kılmaz nazar şâh-ı cihan ma’zûrdur / Postin midir murâdın tâlib-i ihsan mısın (Hayâlî Bey). Semmur ve vaşak postinler ve murassa kemerler ve cevherî hançerler a’yân-ı kibardan gayrısına yakışmaz (Âlî Mustafa Efendi). ● Postin-duz (ﭘﻮﺳﺘﻴﻦ ﺩﻭﺯ) birl. i. (Fars. dūz “diken” ile) Kürk dikicisi, kürkçü: Ordinaryüs Profesör İsmâil H. Uzunçarşılı’nın verdiği mâlûmâta göre hayyâtîn-i hassanın hicrî 883 (1478) senesinde terzi, kîse-duz, postin-duz ve hallâç dâhil olmak üzere sayıları yirmi üçtür (Mehmet Z. Pakalın). ● Postin-puş (ﭘﻮﺳﺘﻴﻦ ﭘﻮﺵ) birl. sıf. (Fars. pūş “giyen” ile) Posttan üstlük giyen. POSTİŞ i. (Fr. postiche < İtal.) Kadınların süs için başlarının arka kısmına taktıkları ilâve saç. POSTMODERNİZM i. (Fr. postmodernisme) 1. edeb. Modernizm akımının canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan çeşitli eğilimler. 2. mîmar. Değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğilimi. POSTNİŞİN (ﭘﻮﺳﺘﻨﺸﻴﻦ) i. (Fars. pūst “post” ve nişіn “oturan” ile pūst-nişіn) Bir tekkede şeyhlik postuna oturan, şeyh makāmına geçen kimse: Girişin sol tarafında yan yana iki türbede, dîvan edebiyâtının büyük şâiri ve dergâhın en şöhretli postnişîni Şeyh Gālib (Gālib Dede) ile Mevlânâ Mesnevîsi’ni şerhedenlerin en büyüğü olarak “Hazret-i Şârih” diye anılan Şeyh İsmâil Ankaravî Dede yatmaktadır (Ahmet Kabaklı). POSTRESTANT i. (Fr. poste restante) Belli adresi olmayan bir kimseye gelecek mektup vb.nin kendisi gelip alıncaya kadar postahânede tutulması usûlü. POSTULAT [l ince] i. (Fr. postulat < Lat.) mat. ve mantık. İspâta gerek duyulmadan doğru, gerçek veya gerekli olduğu kabul edilerek bir fikre temel teşkil eden, bir fikre temel olarak alınan esas, ifâde, prensip.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Posta Atmak:  

(bkz:: Posta Koymak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Etmek:  

(bkz:: Postalamak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Kaldırmak:  

(d. ita. türk.) 1- (Öğrenci) Birkaçı birden okula gitmemek. 2- Okuldan kaçmak. (İşçi) İşi bırakmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Koymak:  

(d. ita. türk.) Karşı çıkmak, meydan okumak. Örn:: şimdi o alçaklığı yapacak kabadayı kimse, karşısına çıkmasını istiyordu, topuna postasını koymuş meydan okuyordu. (Aziz Nesin, Surname) Posta Atmak, Posta Okumak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Kurmak:  

(d. İta. türk.) (Birisine) Tuzak kurmak, hile hazırlamak. Aleyhinde tertibat almak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Okumak:  

(d. ita. türk.) Eşanl. Posta Koymak. Örn:: Bu açıktan açığa posta okumaktı. (Refi Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Posta Olmak:  

(d. ita. türk.) Yakalanıp, götürülmek, (hapse, tutukevine) yollanmak, sevk edilmek. Örn:: Beygir Kazım Kapılara mukayyet olun hergeleler diyordu. Şimdi başımıza polisler üşüşecek posta olacağız. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası) Postalanmak diye de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Postacı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postacılık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postahane:  

(b.i) Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Postal:  

(fars.sf.i. pusgale'den) 1- Yararsız, niteliksiz, düşük. (nesne ya da kimse) Örn:: Kendini de fasulye gibi nimetten sayıyor. Sen de karı mısın be postal. (Orhan Kemal, Balon) 2- Erkeklerle düşüp kalkmayı huy edinmiş, fuhuş yapan, (kadın) fahişe. Örn:: İşkili Memo- Cehennem ol şuradan postal. Senden rey soran oldu mu? Zamparamı elimden alır diye korktun da mı buraya geldin? (Teodor Kasap, İşkili Memo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Postalamak:  

(ita.f. türk. e.) (Birisini) Uzaklaştırmak, bir bahaneyle gitmesini sağlamak. Örn:: Herkes beni Dev-Tuttan bir an önce postalamak için öylesine çaba harcamıştı ki yemek vermeyi unutmuşlardı. (Anthony Burgess - Aziz Üstel, Otomatik Portakal) 2- Sevk etmek, göndermek, yollamak. Örn:: Amma öğretmenler veryansın ettiler, beni müdürün odasına postaladılar. (Kudret Şandra, Yeşilçamdan Kabeye) 3- (Polis) Birisini yakalayıp götürmek, tutukevine, karakola hapse yollamak. Posta Etmek diye de kullanılır. T.iç.bk. Çivilemek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Postalamak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postalanmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postalatılmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postalatmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postane:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postayı Çekmek:  

(d. ita. türk.) Ölmek, yaşamı sona ermek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Poster:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Posterior:  

Arkada bulunan anlamındadır. Örneğin arka omuz kaslarından ‘deltoids posterior’.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Posterior chain:  

Vücudun arka zincir kaslarıdır, alt sırttan bacaklarınızın arkasına doğru giden kasların bir grubudur. Bu kaslar; lower back(alt sırt), gluteus(kalça), hamstring (arka bacak), calves (baldır).(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Posterior pelvic tilt:  

Pelvisin içe doğru gömülmesi, Karın kaslarının gergin bel kaslarının güçsüz olduğu durum.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Postiş:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postmodern:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postmodernist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postmodernizm:  

(fr.i. postmodernisme) (ed.) modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı. (mim.) günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup. A- sözlük anlamıyla: post: sonraki, sonra gelen. modern: şimdiki, şimdi olan, yaşanmakta olan. izm: belirli düşünce, doktrin. B- terim anlamıyla: modernizmden sonra gelen, onu eleştiren, onun özelliklerine karşı gelen veya onu tamamlayan bir düşünce hareketidir. Burada iki nokta vardır. modernizmden sonra gelmesi ve onun eksik yönlerini tamamlaması. postmodernizm, II. Dünya Savaşından sonra, önce Amerika’da, sonra Avrupa’da çıkan bir düşünce hareketidir.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Postmodernizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postrestant:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Postu Deldirmek:  

(d. fars. pust, türk.) Bıçak ya da kurşun yarası almak. Örn:: Postu ilk deldirmesi değildi bu Burhan'ın. Vücudu delik deşikti. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Postulat:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

WhatsApp