Haydi Öğrenelim!
adavet:
İçte saklanıp beslenen gizli düşmanlık, kin, zarar verme ve öç alma düşüncesi. Örn:: “…Bir topluma olan adavetiniz sizi suç işlemeye yönlendirmesin…” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/2 Ayet)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Piton:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pitoresk:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pitorro:
Pitorro; Porto Riko'da Şeker kamışından yapılmış bir çeşit Rom olan Pitorro, yasadışı olarak üretiliyor. Çok sert bir içki olan Pitorro'nun üretimi yasadışı olduğu için ancak el altından alınabiliyor. (Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Pitsukato:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pivot:
(Basketbol Ter.) Takımın pota altı ve uzun boylu oyuncusu. Pivot (Center) hücumda bir mevki ismidir. Potaya yakın oynar (boyalı alan içi ve civarı) ve takımın genelde en uzun boylusudur. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Pivot Ayağı:
(Basketbol Ter.) Tek ayağı hareket ettirirken diğerini sabit tutup hareket ettirmemek. Yerden kalkmayan ayak pivot ayağıdır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Piyade:
Piyade, Askerlikte savaşa önden sürülen maliyeti az, yaya askeri sınıftır. Piyadeler savaşta genellikle en önde giderler. Türk Dil Kurumunda ise; "Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf" yazıyor. (bkz:: Bitli Piyade) (Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Piyaf:
(Binicilik Ter.) Atın durduğu yerde yaptığı, ritmli bir süratli çeşidi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Piyale:
(f.i. ka.) Kadeh, şarap bardağı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Piyan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyanço:
(çing.i.) Bit. Piyança biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyango:
(ita.i. bilanço'dan) Olumsuz ve beklenmedik bir durum, kötü rastlantı. Örn:: Piyango dedi. Anam avradım olsun piyango akşam akşam. (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyango:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyango Çekmek:
(d.) (Öğretmen) Not defterine rastgele bakarak bir öğrenci seçip öğrenciyi sözlü sınava kaldırmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyangocu:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyanissimo:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyano:
(ita.zf. piano) Karagözcü argosunda yavaş konuşmak manasında kullanılan bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyano:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyano Peniz:
(d. ita. piano, çing.) Yavaş sesle, kısık sesle konuşma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyanocu:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyasa:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyasaya Almak:
(d. ita. piazza, türk.) (Birisine) Önem vermek, (birisinin) varlığını, önemini kabul etmek. Örn:: Öküzün kuvveti katilliğinden geliyor. Hırsız olsa kimse piyasaya almazdı. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyastos:
(yun.i.) (Birisini) Yakalama, tutma, Tutuklama. (Özellikle cürmü meşhut durumunda.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyastos Etmek:
(d. yun. türk.) 1- (Birisini) Yakalamak, tutmak. Örn:: Geçen gece biz bu Mortocuyu kenef aralığında piyastos ettik. Bizim koğuşun namusu var. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Tutuklamak. Derdest etmek. Piyastoslamak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyastos Olmak:
(d. yun. türk.) (Birisi) Yakalanmak, tutulmak, tutuklanmak. Örn:: Yani gülerek soruyordu: -Nasıl? Bunun piyastos olmak İhtimali var mı? (Refi Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar) Piyastoslanmak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyata:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyav:
(Ort. O.) Düşünce, fikir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Piyaz:
(fars.i.) 1- Pohpohlama maksatlı, iltifat amaçlı ve boş övgü. Örn:: Bunların hepsi piyaz. Esrar içmeyin, bıçak taşımayın, cigaradan vazgeçin, kumar oynamayın diyecek lafın sonunda. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) 2- Ortama, duruma uygun olmayan parlak söz, boş laf. Örn:: Rahatsız etmiyorum ya? -Bırak piyazı Geç şöyle. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 3- Yalan, yanlış, söz.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyaz Doğramak:
(bkz:: Piyaz Kesmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyaz Kesilmek:
(d. fars. türk.) Pohpohlanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyaz Kesmek:
(d. fars. türk.) Pohpohlamak, yalandan övmek, yüze gülmek, maksatlı iltifat etmek. Yalan söylemek. Piyaz Doğramak, Piyazlamak, Piyaz Yapmak biçimlerinde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyaz Yapmak:
(d. fars. türk.) Eşanl. Piyaz Kesmek. Örn:: Ah bittim. İlk defa bir kadın bana piyaz yapıyordu. (Server Bedi, Hey Kahpe Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyaza Gelmek:
(d. fars. türk.) 1- Maksatlı övgüye, pohpohlanmaya kanmak. 2- Yalana inanmak, aldanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyazcı:
(fars.sf.i. türk. e.) 1- Pohpohçu. 2- Yalancı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyazcılık:
(fars.i. türk. e.) 1- Pohpohçuluk. 2- Yalancılık. Örn:: Başta piyazcılığı, kıyakçılığı iyi bileceksin. Çehre züğürdüne Ey güzeller sultanı diyebileceksin. (Oktay Arayıcı, Rumuz Goncagül)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyazlamak:
(fars.f. türk. e.) Eşanl. Piyaz Kesmek. Örn:: İmamı piyazlamak istiyordum. - İmam efendi dedim çıkayım elini öpeyim. (Refi Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyazlaşmak:
(d. fars. türk. e.) Karşılıklı olarak birbirini pohpohlamak, karşılıklı olarak samimi olmayan nezaket lafları etmek. Örn:: El sıkıştık. Malüm piyazlaşmalar. (J. D. Salinger - Adnan Benk, Gönülçelen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyero:
(Fr. pierrot) Klasik Fransız tiyatrosunda, İtalyan tuluat tiyatrosunun etkisiyle çıkmış romantik bir soytarı tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Piyes:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyiz:
(çing.i.) 1- Karagözcü argosunda içkiye verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimler Sözlüğü) 2- Rakı, içki. Örn:: Külhanbeyi- Hadi bakalım bir piyiz uçlan matiz olalım. (Ortaoyunu, Kağıthane Sefası) Örn:: Bu kadar piiz yeter diyerek hırsla bana sarıldı. (anonim, Biz Şorololar) 2- Yemek yeme içme. Örn:: Fakat piizimizin içine edildi. En basitinden bi makarna alalım. İki dakikada pişirir yeriz diye düşünüyoruz ama nerde. (Ömer Pınar, Sohbet Babında) Piyis, Piyz, Piiz ender olarak Piriz biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyiz Kaymak:
(d. çing. türk.) Rakı içmek, içki içmek. Örn:: Kadın- Ne yapalım bir iki piyiz kayalım da neşelenelim. (Karagöz, Bahçe) Piizlenmek, Piyizlenmek, Piyiz Yapmak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyiz Yapmak:
(d. çing. türk.) Eşanl Piyiz Kaymak. Örn:: Oturuyoruz Tunayla vido seyrediyoruz biraz, hafifte püz yapıyoruz zaten, ben pek içemem. (Yankı, Kibariye ile Röportaj)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyizhane:
(i. çing. fars.) İçkievi, meyhane. Örn:: Geçen akşam Kumkapapıda Karabacak'ın piyizhanesinde Tırtıl Ahmet, Gebeş Hüsnü oturduk. (Ortaoyunu, Kanlı Nigar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Piyizlenmek:
(çing.f. türk.) Eşanl. Piyiz Kaymak. Örn:: Yok dedi kalfa. Şerefsizim ki yok. Olsa ben piizlenirdim. (Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişi) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
piyon:
er. ilk hamlesi iki adım olabilir. bunun dışında sadece ileriye doğru bir kare ve başka bir taşı almak için sağ veya sol çaprazına doğru bir kare hareket edebilir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Piyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
piyon zinciri:
bir çapraz sütun üzerinde aynı renkten birkaç piyonun sıralanmasıdır, c7, d6, e5, f4 gibi. (bkz:: er zinciri)(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Piyore:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Piyzan:
(çing.i.) İçkici, ayyaş, Sarhoş. Piyzanter diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Pizolit:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pizolitli:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pizza:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pizzacı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Pizzikato:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaçka:
(bkz:: Pilaçka) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Plaçka:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaçkacı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaçkadan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaj:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plajcı:
(bkz:: Pilajcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Plajiyoklaz:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaka:
(ita.i. placka) Satılmak üzere ısıtılıp sıkıştırılmış esrar vb. uyuşturucu madde. Kumar hesaplarının tutulduğu tahta kağıt vb. (bkz:: Plakacı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Plaka:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plakacı:
(ita.i. türk. e.) Kumar oynayanların kazanç kayıp hesabını tutan kimse. Örn:: Plakacılar bitirimlerin en mühim bir uzvudur. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Plakacı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plakalı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plakasız:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaket:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaki:
(bkz:: Pilaki)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Plan:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plançete:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planerit:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planet:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planetaryum:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
planetoloji:
(ing.i. planetology) gezegenbilim. gezegenleri inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
planktoloji:
(ing.i. planktology) planktonbilim. planktonları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Plankton:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planlama:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planlamak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planlanmak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planlı:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planlı Hücum / Set Hücumu:
(Basketbol ter.) Bir takımın hücum sahasında pas-cut, pick and roll ya da antrenörün gösterdiği setler gibi oyunlar kurarak, planlı şekilde hareket etmesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Planör:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planörcü:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plansız:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planş:
(Cimnastik Ter.) Vücudu eller üzerinde yere paralel olarak dümdüz tutmak.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Planş:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plantar Fleksiyon:
(Cimnastik Ter.) Ayak sırtının tabana doğru bükülmesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Plantasyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planya:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Planyalamak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plase:
(Voleybol Ter.) Topun defanstaki bir açığa yollanması ya da bloğun üzerinden, yanından aşırtma vuruşu. Plase vuruşlar genellikle çok sert olmayan vuruşlardır. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Plase:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plasenta:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plasiye:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plasman:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plaster:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Plastik:
Oyuncu oynarken yumuşak, uyumlu bir hareket sırasıyla -gereği ne göre- gövdesini ve gövde organlarını kımıldatacaktır. Stanislavski yönteminden.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )