Haydi Öğrenelim!
icaz:
Bir şeyin benzerini yapmada veya bir sözün benzerini söylemede herkesi susturma, cevap veremez duruma düşürme, çaresiz ve âciz bırakma.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Sotalı:
(ita.sf. türk.) Uygun, elverişli durumda konumunu (vaziyetini) almış, saklı. Örn:: Saracaksak bir sandal tutalım. Yoo burası sotalı. (Muzaffer Buyrukçu, Bir Olayın Başlangıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sotaya Düşürmek:
(d. ita. türk.) Açmaza sokmak, aldatarak olumsuz bir durumla karşılaştırmak, kandırmak. Örn:: Yahu burada enayi gibi şunu bunu sotaya düşüreceğimize ruhlardan soruverelim. (Adnan Veli, Mapusane Çeşmesi) Örn:: Bakarsın arkadaşınım diye beni de sotaya düşürürler. (Y. Kemal Karacanlar, Babıali Kaldırımlarında Bir Adam) Sotaya Getirmek biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sotaya Yatmak:
(bkz:: Sotalanmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sote:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Soteriyofobi:
(ing.i. soteriophobia) başkalarına bağımlılıktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Soti:
(Fr. sotie, sot = çılgın - Alm. sottie = narrenstück) Çılgınlık oyunu. XV. ve XVI. yüzyıllarda, Fransa'da eğlence ereğiyle yazılmış, kişileri çılgınlıkları içinde gösteren, çoğu kez temel olayı bulunmayan, dinsel, siyasal taşlama oyunu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
SOTO:
(soto ) Dışarıdan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
SOTO:
(soto ) Dışarıdan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Sound Blaster:
Creative şirketi tarafından geliştirilen ses kartı serisine verilen isimdir. Yıllar önce şirketin kullanıcılara sunduğu ilk Sound Blaster ses kartı, zamanına göre son derece büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Bu büyük ilgi, ses teknolojilerindeki gelişmelerin de Sound Blaster'a endekslenmesi ile sonuçlandı. Günümüzde ses kartı piyasasının tartışmasız bir numarası olan Sound Blaster serisi, ses ' standartlarını belirlemeyi de sürdürüyor.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Sovyet:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Resmi Tam Adı: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Rusça: Soyuz Sovetskih Sotsialistiçeskih Respublik Kısa Adı: (SSCB)(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nın Doğu Avrupa, Asya Kıtası'nın Kuzey Asya bölgesinde yer alırdı.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Rusya İmparatorluğu'nun Vladimir Lenin önderliğindeki Bolşeviklerce 1917 Ekim Devrimi'yle yıkılmasından sonra 1922 yılında kurulan ve 1991 yılına dek varlığını koruyan devlet. Sovyetler Birliği'nin Aralık 1991 tarihinde dağılması sonucu ortaya çıkan 15 Cumhuriyet. 1- Ermenistan 2- Azerbaycan 3- Beyaz Rusya 4- Estonya 5- Gürcistan 6- Kazakistan 7- Kırgızistan 8- Letonya 9- Litvanya 10- Moldova 11- Rusya 12- Tacikistan 13- Türkmenistan 14- Ukrayna 15- Özbekistan.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Sosyalist Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
İdari Yapısı: 15 Cumhuriyet: 1- Ermenistan 2- Azerbaycan 3- Beyaz Rusya 4- Estonya 5- Gürcistan 6- Kazakistan 7- Kırgızistan 8- Letonya 9- Litvanya 10- Moldova 11- Rusya 12- Tacikistan 13- Türkmenistan 14- Ukrayna 15- Özbekistan.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Komşuları: Batısında Norveç, Filnlandiya, Baltık Denizi, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya, güneyinde Karadeniz, Türkiye, İran, Afganistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Moğolistan ve Kuzey Kore yer alıyordu. Kuzey ve doğu sınırlarını ise Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi) ve Pasifik Okyanusu (Büyük Okyanus) çiziyordu.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Resmi Dili: Rusça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Para Birimi: Sovyet Rublesi Para Birimi Kodu: RUB(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Plaka Kod: SU(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Tel. Kodu: +7 Bölge 7 Yedinci Dünya Numaralandırma Bölgesi (eski Sovyetler Birliği) içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Dini: Ateizm, Hristiyanlık Mezhebi: Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Sovyetler Birliği Bayrağı: Sovyetler Birliği'nin 1922'den 1991'e kadar kullandığı ulusal bayrağıdır. Bayrağın tasarımı çeşitli kaynaklardan türetilmişse de ilk şekli Rus Devrimi sırasında görünmüştür. Zamanla komünist harekete mal olmuş ve günümüzde de çeşitli ülkelerin komünist partilerince kullanılır olmuştur. Bayrağın sol üstünde altın renginde orak ve çekiç ile onun hemen üstünde kızıl yıldız yer almaktadır. Çekiç işçileri, orak da köylüleri temsil eder. İki sembolün birleşmesi de kalıcı devrimci ittifakı temsil eder. Bayrağın ilk hâli Aralık 1922'de kabul edildi. 1955'te ise, bayrağın resmi ölçüleri bir tüzük ile belirlendi. Ayrıca bu tüzükle beraber çekiç ve orak ufak değişikliklere uğradı. Bayrağın böylelikle belirlenmiş son hâli Sovyetler Birliği'nin dağılması'na kadar kullanıldı.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Milli Marşı: "Gimn Sovetskogo Soyuza" (Sovyetler Birliği Marşı) 15 Mart 1944'te Enternasyonal marşı yerine kabul edilmiştir. Sözler Sergey Mihalkov ve El-Registan takma adıyla bilinen Gabriel Arkadiyeviç Ureklyan tarafından yazılmış, müzik Aleksandr Aleksandrov (1883-1946) tarafından bestelenmiştir. Sovyet askerlerinin, Enternasyonal'in uluslararası hareketi öven sözleri yerine Sovyetler Birliği'ne adanmış başka bir marş isteği üzerine ortaya çıktığı sanılır. Marşın aslı Bolşevik Partisi Marşı'na dayanır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
Genel Bkş: 1917 Ekim Devrimi ile iktidara gelen Vladimir Lenin önderliğindeki Bolşevikler tarafından 1922 yılında kurulan SSCB, Soğuk Savaş sürecinde Amerika Birleşik Devletleri'nin karşısında önemli bir güç konumunda idi. 1985 yılında iktidara gelen Mihail Gorbaçov'un başlattığı Glastnost ve perestroyka denilen ve 6 yıl süren reformların ardından 1991 yılının sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen dağıldı. Birliğin dağılmasıyla bağımsız olan 15 cumhuriyetten 12'si bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdu. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Sovyetler Birliği:
KGB Sovyetler Birliği'nin Ulusal İstihbarat Teşkilatı. Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti (Devlet Güvenlik Komitesi) İlk olarak 1918 yılında Çeka adıyla kurulan teşkilat pek çok kez isim değişikliğine maruz kalmış ve son olarak 13 Mart 1954'te KGB adını almıştır. Teşkilat 1954 yılında İç İstihbaratın NKVD birimi ve İçişleri Bakanlığının MVD biriminin birleşmesiyle meydana gelmişti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 3 Aralık 1991 tarihinde kapanmıştır.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )
sovyetoloji:
(ing.i. sovyetology) komünist Sovyetler Birliği'ni inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
soy:
ad 1. biyolojik özellikleri kuşaktan kuşağa aynı kalan kandaş bireyler topluluğu. Benzer: ırk 2. aynı atadan gelen kimselerin oluşturduğu topluluk. "Onun soyundan adam çıkmaz" 3. sıfat iyi ve üstün nitelikleri bulunan, soylu. "Soy atlar güzel olur" 4. cins, çeşit, tür. 5. TOPLUMBİLİM TERİMİ anne ya da babadan her birinin yalnız erkek ya da yalnız kadın ataları dolayısıyla oluşan yakınlık kümesi.(Konusu: , Kökeni: )
soy kütüğü:
birl. i. yeni. Soy ağacı, şecere, silsilenâme.(Konusu: , Kökeni: )
Soya:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
soya çekim:
isim,biyoloji Kalıtım(Konusu: , Kökeni: )
Soyafasulyesi:
(soja hispida) Baklagiller familyasından; 1 - 1,5 m boyunda, bir yıllık otsu bir tarım bitkisidir. Çiçekleri menekşe sarısı rengindedir. Tohumu küre şeklinde, üzeri pürtüksüzdür. Bir yanında siyah leke vardır. Besleme gücü yüksek bir gıdadır. Faydası:: Vücudun gelişmesini sağlar. Şeker hastaları için faydalıdır. Sinirlerin ve adalelerin güçlenmesini sağlar. Zihin yorgunluğunda faydalıdır. Nekahat devresinin kısalmasını sağlar. Guatr olanlar kullanmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
soybilim:
Soybilim, soy bilimi ya da jenealoji, ailelerin kökenlerini ve akrabalık ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Bir soybilimci, araştırdığı aile hakkında bilgi edinmek için sözlü gelenek, tarihsel kayıtlar, genetik çözümleme ve benzeri kayıtlardan yararlanır.(Konusu: , Kökeni: )
Soyguncu:
(Ort. O. Sey. O.) Çengileri soydurup giydiren kadınlar.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
soyguncu:
i. Soygun yapan kimse, hırsız, eşkıyâ: Say ki soyguncular duman olup göğe çekildi (Kemal Tâhir).(Konusu: , Kökeni: )
Soyhan:
(t.i. ka.) Han soyundan gelen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Soykan:
(t.i. ka.) Asil, soylu.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Soylu Dansçı:
(Fr. danseur noble) Beş kadın dansçıya eşlik eden klasik dans ustası.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Soysal:
(t.i. erk.) Uygar, medeni.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soysaldı:
(t.i. erk.) Soyu genişledi, tanındı. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soysaltürk:
(t.i. erk.) Uygar Türk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soysan:
(t.i. erk.) Tanınmış soy.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soyselçuk:
(t.i. erk.) Selçuklu soyundan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soytarı:
(Alm. Possenreisser, Clown - İng. clown) Bir oyunda, skeçte ya da sirkte gülünç hareketler ve sözlerle çevresindekileri güldüren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Soytarılık Oyunu:
(bkz:: Buf)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Soytekin:
(t.i. erk.) Cesur, yiğit. (bkz:: Tekin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soyuer:
(t.i. erk.) Yiğit soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soyulma:
Boyanın şeritler veya yapraklar halinde yüzeyden ayrılması. Tabakalar halinde kalkmaya benzer olarak aderans kaybı sonucu oluşur.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
soyunmak:
dönüşlü f. (< soy-u-n-mak) 1. Üzerindeki elbise ve giyeceklerin bir kısmını veya tamâmını çıkarmak: Soyundular, yataklarına girdiler (Ahmed Midhat Efendi). Soyunup girdiğin zaman düşüme / Seni ben giydirir derim: Üşüme! (Ârif N. Asya). Islıkla hafif şarkılar mırıldanarak soyunuyorum (Yusuf Z. Ortaç). 2. (-e) mec. (Bir işe) Girişmek, atılmak, o işi iyi yaparım düşüncesiyle ortaya çıkmak: Kılıç erliğine soyunmaktasın; “Ali’den üstün yiğit ve de Zülfikar’dan üstün kılıç olmaz” denilmiştir (Kemal Tâhir). 3. tasavvuf. (Mevlevîlikte) Bir şeyhe intisap edip derviş olmak, tarîkata girmek: Dergâha üstü başı pejmürde fakir bir adam gelip şeyh efendinin elini öpdükten sonra, “Efendim, soyunacağım” der, yâni ehl-i tarik ıstılâhınca “derviş olacağım” demek ister (Fâik Reşat). Soyunmak, çileye ikrar verip hizmet tennûresini giyinmektir (Abdülbâki Gölpınarlı).(Konusu: , Kökeni: )
Soyurgal:
(t.i. erk.) İhsan, bağış, hediye, armağan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Soyut Çekmek:
(d.) Yanlış bir davranışta bulunduğuna inanılan bir kişiyi dışlamak, onunla ilişkiyi kesmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Soyut Tiyatro:
(Alm. abstraktes Theater - Fr. theôtre abstrait - İng. abstract theatre) Önce resim sanatında kullanılan "soyut" terimi daha sonra, biraz değişik anlamda tiyatroya girmiştir. Olaylar dizisini ve oyuncu türünü gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık düzeninden kurtarmak amacını güden, bir bütünlüğü olan tiyatro türü. İç dünyayı gerçek olarak alır. Konuşmalar ve oyun kişileri biçimsel ve anlamsal yoldan bozulur. (deforme edilir) karikatürleştirilir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Soyutçuluk:
(Alm. abstrakte Kunst - Fr. abstractionnisme - İng. abstractionism) XX. yüzyılın başında çıkan ve sanatta konunun yalnız genel ve soyut biçimini hatırlatacak anlatış araçları kullanan öncü akım. (bkz:: Saltçılık)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
soyutçuluk:
ad 1. FELSEFE TERİMİ amaç olarak soyutu alan, soyutlamaya somut gerçeklerinkine eşit değer veren tutum. 2. YAZIN TERİMİ soyutlamadan yararlanan, amaç olarak soyutu alan, soyutu yeğleyen sanat anlayışı.(Konusu: , Kökeni: )
soyutlama:
ad 1. soyutlamak eylemi. 2. FELSEFE TERİMİ gerçekte başlıbaşına varlığı olan bir şeyi, maddesinden sıyırarak, soyarak düşünme, tasarlama; gerçekte ayrılamaz olanı zihinde, düşüncede ayırma işlemi.(Konusu: , Kökeni: )
Söğüş:
(bkz:: Sövüş)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Söğüt:
(bid) Söğütgiller familyasından; genellikle su kenarlarında yetişen boylu veya bodur bir ağaçtır. Kışın yaprak döker. Yaprak dökmeyenleri enderdir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Yurdumuzda 35 kadar türü vardır. Dal kabuklarının içeriğinde salisin glikozidi ve tanen vardır. Ev ilaçlarında kullanılır. Faydası:: Ateşi düşürür. İshali keser. Kanamayı dindirir. Mikropları öldürür. İştah açar. Vücuda kuvvet verir. Romatizma ağrılarını dindirir. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Uykusuzluğu giderir. Sinirleri yatıştırır. Aybaşı kanamalarını düzenler.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Söğüt Yaprağı:
(d.) Bir tür küçük bıçak, çakı. Örn:: Çektim Bursa söğüt yaprağını üst yanını hatırlamıyorum. (Orhan Kemal, Tersine Dünya)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sökmek:
(f.) 1- Gelmek. Örn:: Abem paparonlar söktü uyan abem. Sızaki. 2- (Birisinden bir şeyi) Kandırarak ya da zorla almak. Örn:: Anam cepçi yine yüklü bir çarık sökmüş. 3- (Bir tavır, bir racon vb.) Geçerli olmak. Örn:: Baktım bu da sökmüyor iyi ama dedim sizce mühim olmayabilir. Babanız? (Orhan Kemal, Yalancı Dünya) (Fiil bu son anlamında genellikle olumsuz biçimde ya da soru biçiminde söylenir. Örn:: Bu kelekler bu sakatlar bize söker mi?)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sökmen:
(t.i. erk.) Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sökmener:
(t.i. erk.) Yiğit kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sökmensu:
(t.i. erk.) Yiğit asker, yiğit subay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sökülmek:
(f.) Vermek. Para vermek. Örn:: Sökül bakalım yüzlüğü. (Orhan Kemal, İki Damla Gözyaşı) Sıkılmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Söküz Etmek:
(d.) 1- Almak. 2- Çalmak. (bkz:: Söküzlemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Söküzlemek:
(f.) (sökmekten sök-üz-le-mek) 1- Almak. 2- Çalmak, hileyle elde etmek, yankesicilik yaparak ele geçirmek. Örn:: Şöyle çaldım, ver bi caara böyle söküzledim, söyle bi çay. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sömestr:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sömikok:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sönmez:
(t.i. ka.erk.) Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Sönmezalp:
(t.i. erk.). Parlaklığını, ışığını hiç yitirmez, her zaman canlı olan yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sönmezay:
(t.i. ka.) Işığı hiç sönmeyen ay.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Sör:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sörf:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sörfçülük:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Sövüş:
(i.) 1- Hırsızlık. Örn:: Ahmet Kalabak ve 3 kafadarı matiz, söğüş gibi işlerden tatmin olmazlar artık. (Servet Kabaklı, Beşikten Zincire Yetim Ahmet) 2- Hırsızlık etme, çalma, kandırarak (bir nesne, bir çıkar) ele geçirme. 3- Çalıntı mal, çalınmış nesne, para. Söğüş biçiminde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sövüşcü:
(i.) 1- Hırsız, yankesici. 2- (Özellikle) Park vb. yerlerde uyuyan kimseleri soyan hırsız. Örn:: sövüşçü almak istediğini almış olarak ortadan kaybolur. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik) Söğüşcü de denir. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sövüşcülük:
(i.) Sövüşcü'nün yaptığı iş, hırsızlık, soygunculuk, yankesicilik. Örn:: Abanoz sokağının bekçisiyle aklı bir edip sövüşçülüğe girişmiş. -Anlayamadım Sövüşmü satıyorlar? Sövüşçülük bildiğin soygunculuk. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) Söğüşcülük diye de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sövüşlemek:
(f.) Çalmak, soygunculuk etmek, yankesicilik yaparak birisinin eşyasını parasını elde etmek. Örn:: Heehe Herifi sövüşledim, bi de özür diledi ibiş. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) Söğüşlemek de denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Sövüşlenmek:
(f.) Hırsız ya da yankesici tarafından soyulmak, parası, değerli eşyası çalınmak. Örn:: bankoda uyuyan şahsın yanında yatmayıp normal oturup istirahat eder şekilde aynı operasyon uygulanmak sureti ile şahıs soyulur yani sövüşlenir. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik) Söğüşlenmek diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
söylence:
ad evrenin, tanrıların, insanın ortaya çıkışından, bir tarih olayına, bir kişiye değin türlü olay ve gerçeklikleri konu alan, onlara gerçeküstü bir nitelik vererek anlatan, başlıca özelliği inanış konusu olan kısa öykü. Benzer: efsane mit(Konusu: , Kökeni: )
söylencebilim:
bileşik · ad 1. söylencelerin tümünü içine alan ve onları dizgesel bir biçimde incelen, yorumlayan bilim. 2. söylencelerin tümü. "Türk söylencebilimi, eksiktir"(Konusu: , Kökeni: )
Söylenme:
(bkz:: Monolog)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Söyleşme:
(Ort. O.) Orta oyununun birinci bölümü. Kavuklu ile Pişekar arasında geçen konuşma. (bkz:: Muhavere)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
söylev:
ad dinleyenlere belli bir düşünceyi anlatmak, bir duyguyu aşılamak ereğiyle yapılan coşkulu, güzel konuşma. Benzer: nutuk(Konusu: , Kökeni: )
söz:
(i.) bir duyguyu, bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan sözcük ya da sözcük dizisi.(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )
söz konusu:
söze, konuşmaya, görüşmeye konu olan, üzerinde konuşulan ya da konuşulmakta olan, kendisinden söz edilen belli şey. \"Söz konusu işi o yapmıştı\"(Konusu: , Kökeni: )
Söz Milletindir Partisi:
Kısa Adı: SMP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 15.11.1994 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 16.11.1994 Sona Eriş Nedeni: Doğru Yol Partisi (DYP) ile birleşti. 1982 Anayasası'nın eski 84. maddesiyle getirilen engeli aşmak üzere kurulmuş olan parti. (Hülle Partisi) Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Söz Noktalaması:
(Alm. metrisher Ausdruck - Fr. ponctuation orafe) Tiyatro konuşmasında bir parçanın söylenmesinde kullanılan noktalama.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
sözcük:
ad bir ya da birden çok heceden oluşan, belli bir anlamı olan, tümce kurmaya yarayan ve tümce kuruluşunda özel görevi olan dil öğesi. Benzer: kelime(Konusu: , Kökeni: )
Sözde Kızlar:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Peyami SAFA Kitabın Konusu: Babasını uzun yıllar göremeyince, Anadolu’daki isyanlardan kaçarak İstanbul’a göç eden ve babasını arayan Mebrure'nin yaşam öyküsü. Kitabın Ana Fikri: Atatürk’ün son yıllarında etrafındaki bazı deneyimsiz kişilerin onu ölüme sürüklediği, büyük insanların bile bazı hatalar yapabileceği ve küçük hataların ne kadar büyük sonlara yol açabileceğini anlatmaktadır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Sözen:
(t.i. erk.) Söylev veren, güzel konuşan hatib.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Sözer:
(t.i. erk.) Sözünde duran.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
sözlü:
sıfat 1. sözle, konuşma biçiminde yapılan, sözle karşılık verilen. "Sorusuna sözlü yanıt istiyordu" 2. herhangi bir konuda biriyle sözleşmesi bulunan. 3. ad · sıfat evlenmek üzere birbirine söz vermiş olan (kimselerden her biri). "Kız, sözlüsüyle dans etmişti" 4. ad sözlü sınav. "Yarın Türkçeden sözlü var"(Konusu: , Kökeni: )
sözlük:
ad bir dilin bütün sözcük ve deyimlerini ya da belli bir alandaki sözcüklerini ya da belli bir çağda kullanılmış olan sözcük ve deyimlerini abece sırasıyla vererek anlamlarını açıklayan, tanımlayan ya da başka bir dildeki karşılıklarını gösteren yapıt.(Konusu: , Kökeni: )
Sözmen:
(t.i. ka.erk.) Güzel, etkili konuşan kimse.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Spali:
(bkz:: Sipali) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Spari:
(bkz:: Sipali)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )