Haydi Öğrenelim!
Vana:
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Asturias:
Asturias Bayrağı: Mavi taban üzerine sarı renkli haç şeklindedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Asturias:
Milli Marşı: "Astria, patria querida" (Asturias, sevgili anavatan) Asturias'ın marşı.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Asturias:
Genel Bkş: Asturias lokal lezzetleri arasında Fabada Asturiana da var. Kuru fasülyeden yapılan bu yemek de Asturias’a gidenlerin mutlaka denemesi gerekli. Frisuelos, Cachopo bölgeye has peynir türleri. Cider ve Calimocho ise Asturias’ta denemeniz gereken içecekler. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Asu Maralman:
Silvia BURSALIOĞLU (d:1948; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Asude:
(f.i. ka.) 1- Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2- Sakin, sessiz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Asuman:
(f.i. ka.) Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu'da yaygın olarak anlatılır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Asuman Dabak:
Dizi Karakteri: Menekşe Dizi Adı: Tatlı Hayat. 10 Kasım 2001 tarihinde Show TV'de yayımlanmaya başlayan ve 27 Ocak 2004 tarihinde 106. bölümü ile ekranlara veda eden komedi türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )
asur:
asur, ibranice'de yasak anlamına gelen bir kelimedir. yahudiler bunu bir oyun olarak olarak oynarlar. bu oyun tabuya benzer. yasak kelimeleri söylemeniz yasaktır. farklı yahudi cemaatleri içerisinde zevkle oynanan bir oyundur.(Konusu: , Kökeni: )
Asur:
Mezopotamya\'nın kuzey kısmında, günümüzde Musul yöresinde, Dicle Nehri\'ne bakan bir plato üzerinde kurulmuş antik bir kenttir.(Konusu: , Kökeni: )
asuroloji:
(ing.i. asurology) Asur bilimi. Asur medeniyetini araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Asutay:
(t.i. erk.) Hırçın tay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Asvas:
(i.erm. asdtvadz) Allah, tanrı. Örn:: Mega asvas yardımcım gılias. (Koca tanrı yardımcım ol.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Asya:
(t.i. ka.) Dünyadaki kıtaların en büyüğü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Asya:
(yun.özel i. a'sya) Avrupa'nın doğusunda, Büyük Okyanus'un batısında, Okyanusya'nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus'un güneyinde bulunan kıta, yüz ölçüm olarak Dünya'nın en büyük kıtası, aynı zamamda nüfus açısından en kalabalık kıtasıdır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Asya Kıtası:
Asya veya Asya Kıtası, Avrupa'nın doğusunda, Büyük Okyanus'un batısında, Okyanusya'nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus'un güneyinde bulunan kıta, yüz ölçüm olarak Dünya'nın en büyük kıtası, aynı zamanda nüfus açısından en kalabalık kıtasıdır. Sınırları değişkenlik gösterse de Avrupa ve Afrika kıtaları ile kara sınırı vardır. Avrupa ile birlikle Avrasyayı, Avrupa ve Afrika kıtalarıyla birlikte Eski Dünyayı oluşturur. İnsanlığın Afrikadan çıktıktan sonra ayak bastığı ilk kıta olan Asya, aynı zamanda Dünya üzerindeki birçok dinin çıkış bölgesidir. Kuzey Kutup Dairesinden Ekvatora kadar uzanan Asya Kıtası, yeryüzünün en alçak noktası olan Lut Gölü ve en yüksek noktası olan Everest gibi çok farkı yeryüzü şekillerini içinde barındırır. En büyük kıta Asya kıtasıdır. 49 devlete ev sahipliği yapmaktadır. KITALAR: 1- Avrupa Kıtası 2- Asya Kıtası 3- Afrika Kıtası 4- Güney Amerika Kıtası 5- Kuzey Amerika Kıtası 6-Avustralya Kıtası 7- Antarktika Kıtası(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Asya Voleybolu:
(Voleybol Ter.) Kısa boy dezavantajını giderme amacıyla bol file önü oyunlara dayalı voleybol türü. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
aşağı:
ad 1. bir şeyin yere yakın olan bölümü, alt bölümü. "Aşağı bakınca başım döndü" 2. eğimli bir yerin daha alçak olan yanı, alt yanı. "Sokağın biraz aşağısında bir kitapçı vardı" 3. ad geri kalan bölüm, arka. "Sözün aşağısını dinlemeden kaçtı" 4. sıfat bir yere göre daha alçak yerde bulunan. "Onlar aşağı kattalar" 5. sıfat derece ya da sıra bakımından küçük olan. "Aşağı sınıflar bugün erken bırakıldı" 6. sıfat MEC. düzeyi, niteliği düşük, bayağı, kötü. Benzer: adi 7. sıfat değer yönünden daha küçük, daha az. "Elinde yüzlükten aşağı para görmedim" 8. sıfat –den küçük, –den daha az. "Kahvelere yaşı on sekizden aşağılar giremez. Bize en aşağı beş bin gerekli" 9. belirteç yere doğru, alta doğru. "Otobüsten aşağı indi" 10. indirmek. "Kediyi aşağı almak için ağaca çıktı" 11. devirmek, yıkmak, alt etmek. "Güreşçi hasmını aşağı aldı, bastırdı" 12. yüksek bir yerden yere doğru inmek. 13. niteliği, düzeyi alçalmak. "Fiyatlar çok aşağı düştü" 14. daha ucuza satılırsa zarar eder. "Ucuz vereceğim bu malı, sana yüz bine olur, ama daha aşağı kurtarmaz" 15. ŞAKA YOLLU daha aşağısını kendine yaraşık görmez, hep yüksek yaşamak ister. "Beyimiz Hilton’da yatacak, aşağı kurtarmaz" 16. aşağı tarafta olan mahalle. "Aşağı mahallenin yaramazları sokağı doldurdu" 17. ARGO genelevlerin bulunduğu yer, genelev.(Konusu: , Kökeni: )
Aşağı Seviye Blok:
(Tekvando Ter.) Ahre maggi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aşağı Yukarı:
(be.) Tam değil ama tama yakın, hemen hemen, yaklaşık olarak. "Gideli, aşağı yukarı on beş gün oldu" NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )
aşağıda:
(zf.) altında, aşağı, altta, alt katta(Konusu: , Kökeni: )
aşar:
(bkz:: öşür) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Aşere:
(a.i. aşer'den aşere. Hz. Muhammed'in cennete gireceklerini daha yaşarlarken muştuladığı on kişi) (Esrarkeşler arasında) Esrar nargilesinin bedelini paylaşmada bir yöntem. Dört kişinin bu bedeli çeyrek çeyrek paylaşması yöntemi. Örn:: İlk nargileden sonra ocakçı: Aşere var mı? diye seslenir. (Vasıf Hiç, İstanbul Ansİklopedisinin Esrar maddesine katkı) Aşıra'da denir: Örn:: Aşıralar tamam. Esrar ortakları tamam. (Turan Aziz Beler, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aşereci:
(i.) Aşerede (bkz:: Aşere) dörtte bir bedeli ödeyen kişi. Örn:: Kabak parasının dörtte birini verene Aşereci denilir. (Vasıf Hiç, İstanbul Ansİklopedisinin Esrar maddesine katkı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aşereyimübeşşere:
Hz. Peygamber tarafından cennetlik oldukları müjdelenen on sahabe. Aşereyimübeşşere şunlardır: 1- Hz. Ebu Bekir, 2- Hz. Ömer, 3- Hz. Osman, 4- Hz. Ali, 5- Hz. Talha bin Ubeydullah, 6- Hz. Zübeyr bin Avvam, 7- Hz. Abdurrahman bin Avf, 8- Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas, 9- Hz. Saîd bin Zeyd, 10- Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Aşhane:
(b.i) 1- Aşevi. 2- (hlk) Mutfak 3- Yemek pişirmek için yapılan bacalı ocak. 4- Yemek odası.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
aşı:
ad 1. belli bir hastalığa karşı bağışıklık sağlamak için, o hastalığın mikrobuyla hazırlanıp, kas, damar ya da ağız yoluyla vücuda verilen eriyik. 2. bu eriyiğin vücuda verilmesi, uygulanması. "Çocuğu aşıya götürüyoruz" 3. bir ağacın dalına ya da gövdesine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk gibi bir parçayı kaynaştırma işi. 4. bir ağaca böylece eklenen parça. "Bu aşı tutacağa benziyor" 5. bağışıklık sağlamak ya da sağaltım yapmak ereğiyle vücuda aşı1 vermek. 6. bir ağaca aşı3 uygulamak, aşı yapmak.(Konusu: , Kökeni: )
Aşık:
(t.i. erk.) 1- Bir başkasını aşkla seven. 2- Dalgın, unutkan. 3- Tasavvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (1520-1572) Osmanlı şair ve yazarlardan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Aşık:
(Kar.) Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
aşık:
GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ ad baldır kemiği ile eklemleşerek bileğin oynaklığını oluşturan, ayak bileğinde bulunan küçük kemiklerden biri; aşık kemiği aşık kemiği de denir.(Konusu: , Kökeni: )
âşık:
ad · sıfat 1. bir kimseye ya da bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, aşırı seven (kimse). 2. genellikle karşı cinsten birine aşkla bağlı olan (kimse). \"Sen ona âşıksın sanırım\" 3. birbirini seven bir çiftten kadına göre genellikle erkeğe verilen ad. \"Kadın âşığıyla yakalanmış\" 4. TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA çok dalgın, sade bir biçimde yaşayan kimseler için kullanılır. \"Âşık, yine unuttun bizleri\" 5. YAZIN TERİMİ halk içinde yetişen, deyişlerini genellikle saz eşliğinde söyleyen, sazlı sözlü koşuk geleneğine bağlı ozan. Benzer: halk ozanı(Konusu: , Kökeni: )
aşık olmak:
aşk ile bağlanmak, sevmek.(Konusu: , Kökeni: )
aşılanmak:
nesnesiz (nesne almayan) eylem aşılama işi kendisine yapılmak. "Aşılanacak ağaç da genç olmalı"(Konusu: , Kökeni: )
aşınma:
ad 1. aşınmak eylemi. 2. COĞRAFYA TERİMİ yerkabuğunu oluşturan kayaçların, su, yel gibi doğal güçlerce yıpratılması, aşındırılması, koparılması ya da eritilmesi ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı. "Topraklarımız aşınmaya karşı korunmuyor" Benzer: aşınım erozyon 3. KİMYA TERİMİ havadaki oksijen ile kimi organik asitlerin metal yüzeylerde oluşturdukları yıpranma. 4. metallerin fiziksel etekiler dolayısıyla inceelmesi.(Konusu: , Kökeni: )
aşır:
1- Onluk. 2- Kur’an-ı Kerim’de genellikle on ayetten oluşan bölüm. Aşır denilen bu bölümler Kur'an-ı Kerim’de özel işaretlerle ayrılmıştır. 3- Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılındıktan sonra okunan Kur'an-ı Kerim’den bir bölüm, aşrışerif. Hz. Peygamber’in, arkadaşlarına Kur’an-ı Kerim’i anlamı ve hükümleriyle beraber onar ayetlik bölümler hâlinde öğretmesi bu uygulamanın temeli olduğu kabul edilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Aşıra:
(bkz:: Aşere)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aşıramento:
(t.i. aşırmak, it. sonekten n.) 1- Hırsızlık, çalma. Örn:: Ahitler çöplüktedir, Senetler protestoda. Hakkı dağıtan eller Hep aşirementoda.(Necip Fazıl Kısakürek, 44 Mısra) 2- Çalınmış şey. Aşırmento, Aşıramento da denir. (bkz:: Aşırmasyon). (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
aşırı:
sıfat 1. alışılandan, olağandan ya da dayanılabilen dereceden çok, pek fazla. "Bu aşırı soğuklar geçicidir" 2. bir şeye gereğinden çok önem veren, çok bağlanan ya da bir davranışta, düşüncede çok ileri giden (kimse). "Bu konuda aşırı biri o, daha ılımlı olan gerek bize" Benzer: müfrit 3. ad bir şeyin gereğinden çok olanı. "Yemeğin aşırısı şişmanlatır" 4. belirteç gereğinden çok olarak. "Buna aşırı kızanlar var" 5. belirteç ötede, bir şeyin ötesinde. "Deniz aşırı bir yere gidilecekmiş. Üç ev aşırıda bir bakkal var"(Konusu: , Kökeni: )
aşırı terleme:
Aşırı terleme (Hiperhidrozi) nedir? Terleme vücudun ısı kontrolünü yapmak için meydana gelen fizyolojik bir olaydır. Aşırı terleme (hiperhidroz) ise çevre koşulları ve vücudun ısı kontrolünden bağımsız olarak fazla miktarda terleme durumudur. Hiperhidrozu olan hastaların terlemesi için hareket etmelerine gerek yoktur.(Konusu: , Kökeni: )
Aşırı yüklenme:
Kuvveti arttırmaya yönelik olan yüklenmeler.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Aşırıcılılk:
(Alm. Plagiat - Fr. plagiat - İng. plagiarism) Bir yazarın, başka bir yazarın yapıtından konu ya da biçim alması. (Aşırmacılık)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Aşırma:
(Güreş Ter.) Kündeye veya askıya alınan güreşçinin sırtüstü yere atılması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aşırmasyon:
(t.i. aşırmak, fr. sonekten n.) 1- Hırsızlık, çalma. 2- Çalınmış şey. (bkz:: Aşiremento)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Aşırtma:
(Futbol Ter.) Oyuncunun karşı takım oyuncularının engelleyemeyeceği bir şekilde topu havalandırarak kaleye veya takım arkadaşına ulaştırma eylemi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aşırtma Atış:
(Hentbol Ter.) Kalecinin önde olduğu durumlarda topu onun kesemeyeceği şekilde havalandırarak kaleye gönderme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Aşir:
(a.i. erk.) 1- Ondabir, onuncu. 2- Samimi dost ve arkadaş. 3- Koca. 4- Aşar toplayan. 5- Kur'an-ı Kerim'den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir Efendi (Mustafa). Osmanlı Şeyhülislamı (1728-1804).'Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıklarında bulundu. 1758-1800'de Şeyhülislamlık görevini ifa etli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
aşk:
1- En üst biçimiyle sevgi, sevda, muhabbet, gönül verme, candan sevme. Örn:: “Aşk imiş her ne var âlemde, İlim bir kîl ü kâl imiş ancak.” (Fuzuli) 2- Bir kimsenin sevdiğine candan bağlanması, sevgilisinden başka bir şeyi gözü görmemesi. Örn:: “Dağa düşer kül eyler, Gönüllere yol eyler, Sultanları kul eyler, Hikmetlü nesnedür aşk. Denizleri kaynadur, Mevce gelir oynadur, Kayaları söyledür, Kuvvetli nesnedür aşk. (Y. Emre) 3- İnsanın sadece Allah’ı mutlak anlamda sevip ona tüm benliği ile bağlanması, hayatının her anında Allah’ı hatırlayıp tüm eylemlerine ve davranışlarına onun sevgisini yansıtması, varlığını Allah’ın isteklerine göre anlamlandırması. Aşk, ilahî ve beşeri olmak üzere ikiye ayrılır. Beşeri aşka mecazi aşk da denir. Gerçek aşk ise, Allah aşkıdır. Çünkü Allah’ı bilmenin, tanımanın yollarından biri de aşktır. Gerçek aşka ulaşmak için Hz. Peygamber’in de aşk derecesinde sevilmesi gerekir. Kur’an-ı Kerim, Allah’ı gerçek anlamda sevmenin Hz. Peygamber’e bağlılıktan geçtiğini vurgulamıştır. Âşıklar, yaratandan ötürü yaratılanı sever. Bu aşk güzele değil, güzelliğedir. Varlıklarda ortaya çıkan Allah’ın sanatını, kudretini, rahmetini, lütfunu ibretle seyretmektir. Bu aşka bazen mecazi aşkla da ulaşılır. Bundan dolayı “mecazi aşk gerçek aşkın köprüsüdür.” denilmiştir. Örn:: “Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne akılem ne divane Gel gör beni aşk neyledi. (Y. Emre)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Aşk Bekliyor:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Kerime NADİR Kitabın Konusu: Cem adlı bir gencin hayatını anlatıyor. Bu hayat öyle bir hayat ki, her tad var. Aşkın, sevginin acının en büyüklerini yaşıyor bu insan. Kitabın Ana Fikri: Bir insan ancak bu kadar fedakar olabilir. Aşk zaten sevgiyi bulmak, mutlu olmak demek değildir, aşk acı çekmektir. Karakterler: Cem, Canan, Hurşit bey, Müjde, Sadık bey, Ekrem, Ayten.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Aşk Komedyası:
(Fr. comedie d'amour) Karakter ve töre komedyalarından değişik olarak aşkı, konusuna eksen yapan komedya türü; onsekizinci yüzyıl başında Marivaux'nun oyunları ile tutulmuştur.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
aşk oyunları:
Aşk oyunları partnerinizle birlikte yaptığınız çocukça, aptalca ve kışkırtıcı şeyleri kapsar. Aşk oyunlarını en önemli parçası olan cinsel yaratıcılık ise daha önceden planlanması gereken ve bir rutini olmayan cinsel yaramazlıklardır.(Konusu: , Kökeni: )
Aşk-ı Memnu:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Halit Ziya UŞAKLIGİL Kitabın Konusu: Bihter ve Behlül arasındaki yasak aşkı anlatan roman, İstanbulda yaşayan bir ailenin içinde bulunduğu karmaşık durum, aile ilişkilerinin çarpıklığı ve insanın ihtirasları uğruna ne hallere düşeceğini anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Toplumun değer yargılarına ters düşen davranışların insanları nereye sürükleyeceği. Karakterler: Adnan, Nihal, Firdevs, Bülent, Matmazel de Courton, Peyker, Beşir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Aşkın:
(t.i. ka.erk.) 1- Geçkin, aşmış olan. 2- Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3- Fazla. 4- Sonra. 5- Benzerlerinden da¬ha üstün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Aşkınay:
(t.i. ka.) (bkz:: Aşkın)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Aşkıner:
(t.i. erk.) (bkz:: Aşkın)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Aşoz:
(i. < Yun. agathos) (den.) Gemilerde omurga ve bodoslomalara açılan ve kaplama tahtaların başlarının bindirilmesine yarayan üç köşeli yuva.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
aşrışerif:
(bkz:: aşır) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
aşure:
Kamerî aylardan muharrem’in onuncu günü. Aşurenin önemi, bu günde peygamberlerin ve inananların eriştiği nimetleri saygı ve teşekkürle anmak içindir. Aşure gününde, Âdem Peygamber’in tövbesi kabul edilmiş, Hz. Nuh’un gemisi Cudi dağına oturmuş, Hz. İbrahim, Nemrut’un ateşinden kurtulmuş, Hz. Musa İsrailoğulları ile beraber Firavun’un zulmünden Kızıldeniz’i geçerek kurtulmuş ve Hz. İsa dünyaya gelmiş olduğu kabul edilir. Yukarıdaki sevinçli olaylarla beraber ne yazık ki Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin bu günde Kerbelâ’da şehit edilmiştir. Bütün Müslümanlar bu olaydan derin bir üzüntü duymuşlardır. Bunların dışında da muharrem ayının onunda gerçekleştiği kaydedilen daha birçok olay anlatılmaktadır. Bu önemli günü de içine alacak şekilde muharrem ayının 9-10 veya 10-11. ya da 9, 10 ve 11. günleri oruç tutmak sünnettir. Örn:: “Kim aşure günü oruç tutmak isterse tutsun, istemeyen de tutmasın.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
at:
istediği yönden başlamak üzere “L” şeklinde hareket eder. bu hareket 3 kare bir yöne ve tek kare diğer bir yöne olmak zorundadır. yönler istenilen şekilde başlatılabilir. hareketin bittiği yerde bir takım taşı varsa oraya gidemez ancak rakip taşı varsa o taşı alarak hareketi bitirir. bu sırada hareket yolu üzerindeki taşların üzerinden atlayabilir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
at:
ad 1. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ atgillerden, binek hayvanı olarak kullanılan, arabaya, çifte koşulan, gücünden yararlanılan memeli hayvan; erkeğine beygir, dişisine kısrak denir. 2. satrançta, her yönde karadan aka ve aktan karaya bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden, at başlı taş. 3. at alıp satan kimse. 4. sirkte at üstünde gösteri yapan cambaz. 5. at ile gösteri yapmak, hüner göstermek. 6. (biriyle) yarışmak. \"Onunla at oynatmak kolay değil\" 7. (bir yerde, işte) istediği gibi, bildiği gibi davranmak. \"O kuruluşta kim at oynatıyor şimdi?\" 8. kişilere, işlerine yaramayan şeyi ya da ilgilenmedikleri görevi vermek. 9. bir işi ya da işleri ters yapmak. 10. bulunduğu iyi bir aşamadan daha aşağı bir aşamaya inmek. 11. elindeki iyi bir şeyi yitirip onun niteliksiz benzerine kalmak.(Konusu: , Kökeni: )
AT:
KİMYA TERİMİ astat ya da astatin denilen elementin kimyasal simgesi.(Konusu: , Kökeni: )
At Adımı Duruşu:
(Tekvando Ter.) Juchoom Sohgi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
at arabası giremez:
(TT-13) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhalarının yerleştirilmiş olduğu yola, üzerinde şekli bulunan araçların giremeyeceğini bildirir. bu işaret levhaları yüksek hızlı çok şeritli karayolları, ekspres yollar v.b. yollarda tehlike ve uygunsuzluk meydana getirebilecekleri yol ve caddelere girişinin engellenmesi amacıyla kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
At Kulağı:
(d.) 1- İki sayısı, iki kez, ikili. 2- es. Uzun kadeh. Örn:: Getür sakikant şo at kulağı. (Lami Çelebi-Cürcanlı, Fahrüddin Veyse ve Ramin)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
At Sidiği:
(bkz:: Katır Sidiği)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
At terbiyesi:
(Binicilik Ter.) Sanat yönü daha ağır basan, üst düzey cimnastik harekeleri, uyum ve kontrole dayanan binicilik yarışması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Ata:
(t.i. erk.) 1- Baba. 2- Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3- Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4- Yesevi tarikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin el-Fikri'nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atabek:
(t.i. erk.) 1- Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2- Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atabey:
(t.i. erk.) Devlet yönetiminde bir san. Lala.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atacan:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataç:
(t.i. erk.) Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataergin:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atahan:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
atak:
eğer bir taş diğer taşı alabilecek durumdaysa buna ATAK denir.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )
Atak:
(gnl.ter.) Takım sporları ve bireysel sporlarda sayı, avantaj kazanma amacıyla belli bir aksiyona girme, teşebbüs etme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Atak:
(Futbol Ter.) Gol atma amaçlı hücum girişimi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Atak:
(Masa Tenisi Ter.) Top en yüksekte iken sayı alma amaçlı düz vuruş. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Atak Oyuncu:
(Tenis Ter.) Savunma yerine her zaman müsait toplarla hücum eden oyuncu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Atak Topu:
(Tenis Ter.) Fileye gitme amacıyla kullanılan vuruş. Genelde orta saha civarından vurulan vuruşlarla hücum edilir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Atakan:
(t.i. erk.) 1- Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2- İleri atılan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataksiofobi:
(ing.i. ataxiophobia) kasları düzenli oynatamama (adalelerini kontrol edememe) korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Ataksofobi:
(ing.i. ataxophobia) düzensizlik ve tertipsizlikten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Atalay:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata) Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu. (1968)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
ATAMA:
(atama) Kafa.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Ataman:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata) 1- Ata kişi, başkan, önder. 2- Don kazaklarının önderlerine verilen ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataner:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataraksi:
(yun.i.) (bkz:: Ataraksiya)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Ataraksiya:
(yun.i.) Heyecan yokluğu, acıya, sevince karşı ilgisizlik, hiçbir etkiyle uyarılamayan rûhî durgunluk. (bkz:: Ataraksi)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Atasagun:
(t.i. erk.) Eski Türklerde hekimlere verilen isim. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atasan:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataseven:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Atasoy:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataşe:
(fr.i. attaché) Bağlı oldukları devletin elçiliğine danışman olarak atanmış olan ve uzman olduğu alanda, ülkesinde görevlendirildiği devletin durumunu izleyerek hükümetine bildirmekle görevli elçilik uzmanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Atatuğ:
(t.i. erk.) (bkz:: Ata)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Ataullah:
(a.i. erk.) Birleşik isim. Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Atavatan Partisi:
Kısa Adı: ATAVATAN Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 14.01.2016 Genel Başkanı: Ahmet Eyüp ÖZGÜÇ Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Atavik:
(fr.sf. atavique < Lat. atavus “dede, cet”) Atalara benzemekle, atavizm ile ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)