Haydi Öğrenelim!
Ekstensif:
(Biy.Sp.Ter.) Yaygın.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Aznavur:
(gürcü.sf. ve i. Erm. aznawor) 1- Çok azgın, azmış. 2- (esk.) Heybetli, kuvvetli, iriyarı, asık yüzlü. (kimse)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Gürcüce)
Aznif:
(erm.i.) Beşer beşer sayı yazılan bir çeşit domino oyunu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)
Azoik:
(fr.sf. azoïque < Yun.) 1- İçinde fosil bulunmayan.(toprak) 2- Hayâtın henüz başlamamış bulunduğu en eski jeolojik. (zaman)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Azorlar:
Resmi Tam Adı: Azorlar Otonom Bölgesi Portekizce: Região Autónoma dos Açores İngilizce: Least They(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Azorlar:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Atlas Okyanusu'nun (Atlantik Okyanusu) ortasında yer alan takımada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Azorlar:
Portekiz'e 1976 yılından beri bağlı Özerk Bölge.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Azorlar:
Yönetim Şekli: Portekiz'e bağlı (Otonom) Özerk bölge.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Azorlar:
İdari Yapısı: 9 Ana Ada: Kuzeybatıda; 1- Flores 2- Corvo Merkezde; 3- Fayal 4- Pico 5- Sao Jorge 6- Graciosa 7- Terceira Güneydoğuda; 8- São Miguel 9- Santa Maria(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Azorlar:
Komşuları: Portekiz'e bağlı olan Atlas Okyanusu'nun (Atlantik Okyanusu) ortasındaki takımadalar topluluğudur. Lizbon'a yaklaşık 1500 km uzaklıkta bulunan adalar, Kuzey Amerika Kıtası'nın Doğu sahilinden de yaklaşık 3900 km uzakta yer alır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Azorlar:
Resmi Dili: Portekizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Azorlar:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Azorlar:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Azorlar:
Milli Marşı: Slogan: (portekizce:) "Antes morrer livres que em paz sujeitos" (ing: "Rather die free than live subjugated") (türk: "Oldukça canlı boyunduruk daha özgür ölmek ")(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Azorlar:
Genel Bkş: Ünlü Türk pehlivanı Koca Yusuf'un mezarının burada olduğu düşünülüyor. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Azot:
Sembolü: N Atom Numarası (Proton Sayısı): 7 Atom Ağırlığı: 14,0067(2) g/mol Elektron Sayısı: 7 Element Serisi: Ametal Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 5A, 2 Yoğunluk: 1,2506 g/cm3 Erime Noktası: -209.9 ° C (63.250008 K, -345.81998 ° F) Kaynama Noktası: -195.8 ° C (77.35 K, -320.44 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Gaz Görünümü: Renksiz Keşif: Daniel Rutherford (1772) Azot Kullanım Alanları ve Özellikleri: Dünyanın tüm atmosferinin yüzde 78'i azottan oluşur. Element, gübrelemede önemli bir besin maddesi ve nitrik asit, naylon ve patlayıcı maddelerde önemli bir bileşen olduğu için kimya endüstrisinde önemlidir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Azot:
(fr.i. azote < Yun.) (kim.) Havanın beşte dördünü meydana getiren renksiz, kokusuz, tatsız, hemen hemen bütün yaşayan varlıkların yapısına giren, atom ağırlığı 14,008, atom numarası 7, sembolü N olan gaz hâlindeki element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Azotlama:
(fr.t.i.) (kim.) 1- Azotlamak eylemi. 2- Azotlu besin almayan bitki yada hayvanların dokularında bulunan azotu belirleme işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Azotlamak:
(fr.t.i.) (kim.) İçine azot karıştırmak, azotla birleştirmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Azotlu:
(fr.t.sf.) (kim.) İçinde azot bulunan, içine azot katılmış olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Azotometre:
(fr.t.b.i.) (kim.) (bkz:: Azotölçer)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Azotölçer:
(fr.t.b.i.) (kim.) Bir organik maddede bulunan azotun gaz oylumunu düzenlemeye yarayan aygıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Azra:
(a.i. ka.) 1- Bakire, kızoğlan kız. 2- Ayak değmemiş kum. 3- Delinmemiş inci. 4- Hz. Meryem'e verilen adlardan. 5- Medine şehrinin adlarından biri. 6- Masal kahramanı "Vamık"'ın sevgilisi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Azraf:
(a.i. erk.) 1- Zarif. 2- Pek ince, pek nazik. 3- Çok zeki.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Azrail:
Dört büyük melekten biri, ölüm meleği, Allah tarafından insanların canını almakla görevli melek, Melekülmevt. Azrail’in adı Kur’an-ı Kerim’de (Secde suresi 32/11 nci Ayet) “Melekülmevt” olarak geçmektedir. “O demde ki perdeler kalkar perdeler iner, Azrail’e hoş geldin diyebilmekte hüner! (N. F. Kısakürek)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Azrail:
(Ar.özel i. ‘azrā’іl < İbr.) Dört büyük melekten, Allah’ın emriyle insanların canını almakla görevlendirilmiş olanı, ölüm meleği. [Diğerleri Cebrâil, İsrâfil ve Mîkâil’dir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İbranice)
Azraile Bir Osuruk Borcu Kalmak:
(d. a. Azrail ölüm meleği, t. k.ler) Yaşlılık hastalık gibi nedenlerle ölüme çok yaklaşmış olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Azraile Elense Çekmek:
(d. a. Azrail, t. k.ler) 1- Çok tehlikeli işler yapmak. 2- Ağır bir kaza, hastalık geçirip iyileşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Azref:
(a.i. ka.erk.) 1- Çok zarif, en zarif. 2- Çok zeki. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Azzam:
(a.i. erk.) En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Azze:
(a.i. ka.) 1- Dişi ceylan yavrusu. 2- Yüce, şerefli.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
azze ve celle:
Allah’a saygının, sevginin ve bağlılığın bir ifadesi olarak, onun esmayıhüsnasından sonra söylenen “Rabbimizin şanı aziz ve yüce olsun!” anlamında bir söz. Örn:: “Ne var ki pazarlığa girişilecek ecelle; Sermayem tek kelime, Allah azze ve celle.” (N. F. Kısakürek)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
B2B:
"Business to business" teriminin kısaltılmış hali. iki veya daha fazla şirket arsındaki elektronik ticareti simgeler. Başka bir deyişle B2B, şirketlerin birbirleri ile yaptıkları alış verişin elektronik ortamda gerçekleşmesidir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
B2C:
"Business to consumer" teriminin kısaltılmış hali. Üretici ve tüketici arasındaki elektronik ticareti ifade eder. Yani tüketici ve üretici arasında internet üzerinden yapılan tüm alışverişler, B2C kapsamına girer."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
ba’s:
1- Diriltme, uykudan uyandırma, topraktan çıkarma, canlandırma, ihya. Örn:: “O gün (kıyamet günü) Allah onların hepsini ba’s edecek ve (dünyada) yapmış oldukları şeyleri kendilerine haber verecektir…” (Kur’an-ı Kerim Mücadele suresi 58/6 ncı Ayet) Kıyametten sonra İsrafil’in sura ikinci kez üfürmesiyle insanların Allah tarafından yeniden diriltilmeleri. Ba’s konusu, imanın altı esasından biri olan ahirete iman içerisinde önemli bir yer tutar. Kur’an-ı Kerim’in Allah’a imandan sonra üzerinde durduğu çok önemli bir konudur. Ba’sa, ölümden sonra diriliş anlamında “basubadelmevt” de denir. Örn:: “Sura üflendiğinde insanlar kabirlerinden çıkarak koşarlar ve derler ki: ‘Vah bize! Bizi yattığımız yerden kim ba’s etti? İşte Rahman’ın vaad ettiği şey budur. Demek ki peygamberler doğru söylemişler.” (Kur’an-ı Kerim Yasin suresi 36/51-52 nci Ayet) 2- Peygamber gönderme, elçi seçme. Örn:: “Biz, peygamber ba’s etmedikçe kimseye azap etmeyiz.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/15 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Baba:
(t.i. erk.) 1- Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2- Birinci dereceden erkek akraba. 3- Koruyucu, velinimet. 4- Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5- Ecdad, Ata. 6- Tekke büyüğü. 7- Zencilerde görülen saraya benzer bir hastalık. Baba Oruç. Oruç Reis. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın lakabı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baba:
(i.) 1- Gangster şefi. Örn:: Yoğun kaçakçılık trafiğini planlayıp finanse eden irili ufaklı patronlar, babalar kimlerdi? (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) Örn:: Baba son günlerde baskınlar sıklaştı. Malları başka bi yere taşısak. (Latif Demirci, The Selamın Aleyküm) 2- (esk.) (Serseriler için) Hamam külhancısı 3- Erkeklik organı penis. Örn:: Helvacı Mehmet- İnsan babayla oynar mı? I. Zenne- Aa Bu da söz mü? (Ortaoyunu, Kanlı Nİgar) (Babaçko, Babaşko biçimlerinde de kullanılır.) (bkz:: Babaya Oturmak, Babayı Almak) 4- (sf.) Çok iyi üstün nitelikli. Örn:: Olanca coşkusuyla yaşamaya kalkıştığı cinselliğinin basbayağı esaslı İncelendiği, anlatıldığı, aktarıldığı, çözümlendiği baba kitaplar bunlar. (Engin Ardıç, Bunu Yazan Tosun) Örn:: Baba filmdir mutlaka gör.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Baba Evi:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Orhan KEMAL Kitabın Konusu: Küçük Adamın Romanı isimli üçlemenin ikincisi olan Avare Yıllar ve üçüncüsü olan Cemile'den önce yazılmış olan Baba Evi romanında tıkanmış yaşamlarında bireysel çıkış arayan küçük insanları anlatan romanında yokluk içinde, aile baskısıyla geçen çocukluğunun, ilk gençliğinin öyküsü anlatılır. Kitabın Ana Fikri: İnsanların en büyük sorunlarından biri, belki de en önemlisi açlıktır. Ayrıca açlık, Dünya'da en yaygın olan sorundur. Açlık, özellikle insanları küçükten yakaladığı için, toplumsal yaralara, aile bağlarının kopmasına, eğitimsizliğe, kötü davranışlara sebebiyet vermektedir. Bu yüzden de açlık; kötü alışkanlık ve eğitimsizliğin kaynağıdır.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Baba H mmet:
(Kar.) Omuzunda baltasıyla gezen Kastamonu'lu bir tiptir. Çok iri yarıdır. Karagöz onunla konuşmak için Himmet'in üzerine merdiven dayayıp çıkar. Yumuşak mizaçlı ve iyi yüreklidir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Babacımcı:
(i.) Bir tür yankesici karşılaştığı kişiye birden sarılıp vay babacım vb. sözlerle oyalarken ceplerindeki değerli şeyleri çalar bir tür babacımcı da kahve, meyhane gibi yerlerde bu tür ilişkilere yatkın kişinin kucağına oturarak aynı hırsızlığı yapar. Örn:: Babacımcı bir çocuk cep saatini çalmış. Tahsildar da hırsız çocuğu bulurum diye sabah kahvehanelerini dolaşıyormuş. (Aziz Nesin, Böyle Gelmiş Böyle Gitmez-2) Vay Babacımcı Vay Vayvaycı diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babacımcılık:
(i.) Babacımcı türü yankesicilik. Örn:: Babacımcılık mesleğinin pencereden bulaşık suyu döküp ceket temizleyenler kavanoz içinde japon balığı satma dümenine yatanlar, küçük çocukları kavgaya tutuşturup bunları ayırmaya gelen haybeciden saat ve para götürenler gibi çeşitleri de mevcuttur. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) Örn:: Babacığımcılık gerçekten de belli bir aktörlük yeteneği İste- yen bir branştır. Üç tür çalışma biçimleri vardır. Pislik, faço, saçayağı. (Engin Bİlginer, Babalar Senfonisi) (bkz:: Babacımcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babaçko:
(bkz:: Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babafingo:
(yun.i. papafigos < İtal. papafigo) Yelkenli gemilerde direklerin üstten üçüncü parçasına verilen ad. [En üstteki kısma zifos, onun altındakine konturbabafingo denir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Babalamak:
(f.) İşi (bir oyunu bir alışverişi) bozmak. Hile yapmak amacıyla, İskambil kağıdını işaretlemek, tırnak atmak, tırnaklamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babalar ve Oğullar:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Ivan TURGENYEV Kitabın Konusu: Babalar ve oğullar’da Turgenyev geçen yüzyıl Rusya’sının toplumsal – siyasal görünümünü ele alıyor. O zaman Rusya’sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı adım adım göstermektedir. Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı, ataerkil toplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok sayma savaşını temsil ederler. Kitabın Ana Fikri: Her zaman yeni nesil ile eski nesil arasında bir çatışma olduğu. Bu yüzden her nesil birbirine anlayış içinde yaklaşmalı ve olumlu davranmalıdır. Onlara olumlu yaklaştığımız sürece kendimizi daha da geliştireceğimizdir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Babalı:
(sf.) (İskambil kağıdı için) Hileli, işaretli, tırnaklı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babaşko:
(bkz:: Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babaya Oturmak:
(d.) (Bir işte bir oyunda) Sonuca ulaşamamak, kötü sonuç almak. Örn:: Laz- Pir gemi funduh alduh pir gemi pahur alduh. Trabzandan açılır açılmaz Karagöz- Babaya mı oturdunuz? (Karagöz, Yazıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babayı Almak:
(d.) Kötü bir sonuç almak, bir işte bir oyunda yenilmek kaybetmek. Örn:: Muhacir- Onlara beş tane baba bıraktımdı. Kavuklu- Haa Demek onlar da baba almışlar. (Ortaoyunu Sandıklı) Örn:: Annem sevmiş babam almış, Ben sevdim babayı aldım. (Metin Üstündağ, karikatür)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babıselam:
1- Selam, esenlik, barış, güven kapısı. 2- Kâbe’yi de içine alan Haremişerif’in kapılarından biri. Hz. Muhammed, Hacerülesvet’in yerini belirlemek için, Kureyşlilerce hakem tayin edildiğinde bu kapıdan Kâbe’ye girmiş ve o tarihten itibaren bu kapıya “Babıselam” adı verilmiştir. Hz. Peygamber, Kâbe’yi tavafa ve ziyarete geldiğinde genellikle bu kapıdan içeri girerdi. Medine’deki Mescidinebevi’de de aynı adı taşıyan bir kapı bulunmaktadır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Babilik:
(bkz:: Bahailik)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Babilof:
(i.) 1- Yellenme, gaz çıkarma. 2- Yel, gaz, osuruk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babilof Naşlatmak:
(d.) Yellenmek, gaz çıkarmak, osurmak. (bkz:: Naşnaşlamak, Naşlatmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babu:
(bkz:: Papu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Babür:
(t.i. erk.) 1- Böbürlenme. 2- Hükümdar. Babürşah. Zahirettin Muhammed (1483-1530). Hindistan'daki Türk-Hint İmparatorluğu'nu kuran kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baby Hook:
(Basketbol Ter.) Yarım çengel atışı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bacak:
(Tekvando Ter.) Ahre.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bacak / Gözyaşı:
Şarap kadehte iken hafif dairesel hareketlerle çalkalanması sonucu kadehin iç cidarlarında yükselir ve yollar halinde aşağıya doğru süzülürken de Fransızca'da bacak (jambes) ya da gözyaşı (larmes) anlamına gelen oluşumlar meydana gelir. Alkol oranı yüksek şaraplarda bu oluşum daha belirgin olacaktır.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )
Bacak Gösterisi:
(Tiy. Argosu) (İng. leg-show) Eğlence ereğiyle güzel kızların toplu olarak yaptıkları dans gösterileri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Bacak Sarmayla Atma:
(Judo Ter.) Rakibin bir bacağına hamle yaparak yere düşürme. Kawazu_gake. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bacakla İtme:
(Halter Ter.) Kaldırış sırasında bacakların bükülerek harekete yardımcı olması durumu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bacakları Kıçını Dövmek:
(d.) Çok hızlı koşmak. Örn:: Öyle bir voltanı al ki hurdan, bacakların götünü dövsün. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bacardi:
Bacardi; Küba'da yaşayan İspanyol damıtımcı Don Facundo Bacardi tarafından bilinen çağdaş damıtım aygıtlarında damıtarak daha rafine ve rahat içimli bir hâle getirilmişidir. Bacardi'nin özü şeker kamışıdır. Dünya da barmenlerin kokteyllerde en çok kullandığı bir içki türüdür aynı zamanda. Firma 1862'de Küba’da üretime geçmiştir.(Konusu: İçki Çeşitleri, Kökeni: )
Bacıyanırum:
XIII. yüzyılda Anadolu’da kadınların oluşturduğu Ahilik benzeri bir kuruluş. Osmanlıların kuruluş dönemine tesadüf eden yıllarda, çeşitli tasavvuf okullarına mensup kadınlarca kurulmuş olan bu teşkilat; askerî, dinî, sosyal ve iktisadi alanlarda faaliyet yürütmüştür. Bu teşkilat; Orta Asya’dan göç ederek Anadolu’ya gelen Türk boylarını konuk ederek onlara bu yeni topraklarda ev sahipliği yapmıştır. Teşkilatın kurucusu, Ahi Evran’ın (ö.1262) hanımı Fatma Bacı’dır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Back-swing:
(Tenis Ter.) Raketin düz veya kavisli bir şekilde vuruş için geriye alınması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Backhand:
(Tenis Ter.) Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında iken; aynı şekilde sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağında iken yaptıkları vuruş çeşidi. Elarkası.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Backhand Grip:
(Badminton Ter.) Raketin el arkası şeklinde tutulması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Backspace:
Klavyenin tuşlarından birisi olan backspace, genellikle enter tuşunun hemen üzerinde yer alır. Tuşun üzerinde ise sola doğru bir ok işareti bulunur. Her hangi bir metin yazarken bu tuşa sadece bir kez basarsanız imleç ekranda bir boşluk sola kayar ve orada bir karakter varsa o karakteri siler. Backspace tuşu basılı tutulduğunda ise imleç sola doğru kesintisiz bir şekilde hareket eder ve karşılaştığı tüm karakterleri siler.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Backspin:
(Masa Tenisi Ter.) Topun geriye doğru dönerek karşı tarafa gitmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
baç:
1- Halktan alınan öşür, haraç. Örn:: “Bir zamanlar krallardan taç aldık, Uçan kuştan, akan sudan baç aldık, Nice yavuz düşmanlardan öç aldık, Bu kuvvetin kaynağıdır o eller!” (Rıza Tevfik) 2- Ticaretle uğraşanlardan alınan gümrük vergileri. 3- Her çeşit vergi. 4- Büyük bir hükümdarın, egemenliği altındaki hükümdarlardan aldığı vergi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Baç Vergisi:
Baç, gümrük ve alış-veriş vergisidir. Osmanlı Devleti'nde gümrükten geçirilen ticari mallar ile satılmak üzere pazara getirilen mallardan alınan vergidir.(Konusu: , Kökeni: )
Badana:
Esas olarak, kireç ile suyun karıştırılması ile elde edilir. İç cephe dekorasyonu için kullanılır. Yıkamaya karşı dayanıklı değildir.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )
Badana:
(fr.i. bada'na Fransızca badigeonne) (Sözlüklerde Fransızca badigeon “astar boya”dan getirilen kelimenin Ar. bitāne “astar”dan Türkçe’ye geçmiş olması daha güçlü bir ihtimaldir) Temizlemek, renklendirmek için fırça ile veya püskürtme yoluyle duvarlara sürülen kireç, mermer tozu, plastik maddelerden hazırlanmış beyaz ya da renkli boya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Badanacı:
(fr.i.) Mesleği badana yapmak olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bade:
(f.i. ka.) Şarap, içki. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Badem:
(f.i. ka.) 1- Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2- Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
Badem:
(fars.sf.i. badam) 1- Tabanca kurşunu. 2- (sf.) Kötü, fena. Örn:: Durum vaziyeti badem.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Badem:
(prunus amygdalus) Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır. 1- Acıbadem 2- Tatlıbadem Faydası:: Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahat devresini kısaltır. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır. Bademyağı kabızlığı giderir. Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Badem Olmak:
(d. fars. t.) Olumsuz olmak, olumsuz nitelik taşımak sonucu kötü olmak. Örn:: işler badem oldu, dikişler badem oldu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Baderna:
(ital.i. baderna) Bir halatın fazla sürtünen kısımlarına aşınmasını önlemek için sarılan bez veya hasırdan sargı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Badi:
(f.i. erk.) 1- Rüzgara veya havaya ait. 2- Geçici. Badi Ahmed (1839-1908). Türk yazar ve şair.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Badi (buddy):
Badi; Askerlikte listede yada yatakhane sırasına göre senden önce yada sonra gelen kişiyi sana senide ona zimmetlerler. Bu zimmetle badin olur. herkes badisinden sorumludur. Anasını babasını ailesini bilmek zorundadır. sıkıntılarını dertlerini bilmek zorundadır. Denetlemelerde badilerden birine diğeriyle ilgi sorular sorulur bilemezse asker ceza alır. Kısaca Askerin birbirine emanet edilmesidir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Badi Ekrem:
Rıfat Ilgaz'ın yazdığı Hababam Sınıfı kitabındaki ana karakter. Badi Ekrem, Hababam Sınıfı serisinde yer alan, Şener Şen tarafından canlandırılan kurgusal karakter. Karakter seride spor hocalığı yapmaktadır. Serinin 2. filmi Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filmiyle seriye dahil oldu. Bundan sonra sırasıyla Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filmlerinde yer aldı(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )
Badiye:
(a.i. ka.) Çöl, kır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Badminton:
Tenis sporları grubundan olan badminton, kaz tüyünden yapılmış bir topu raket aracılığı ile filenin üzerinden rakip yarı alana gönderme esasına dayanır.Bu oyunun en ilgi çekici yanı tüytop şeklinde de adlandırılan topudur ve bu hafif araç her yaştan insanın rahatlıkla yapabileceği,riski çok az olan bir spor dalı olmasında önemli bir faktördür. Ülkemizde geçmişi fazla olmamasına rağmen bu sporun temelleri milattan öncesine ve Çinlilere kadar gitmektedir.1992 yılında esas olarak olimpik spor olmuştur.Özellikle Asya ülkelerinde popüler olan bu spor ile ilgili terimler tenis terimleri ile paralellik göstermektedir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bado:
(fr.sf.i. badaud, alık) (esk.) Aptal, sersem.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Badya:
(yun.i. bādiye) Ağzı geniş yayvan su kabı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Baffin Körfezi:
Baffin Körfezi, doğuda Grönland, batıda Kanada Arktik Adaları arasında deniz kolu. Güneyde Davis Boğazı'yla Atlas Okyanusu'na, kuzeyde bir dizi boğazlar zinciriyle Arktik Okyanusu'na bağlanan Baffin Körfezi'nin (ya da Baffin Denizi) uzunluğu 1.127 km, en geniş yeri 644 km'dir. Yılın uzun bir süresi boyunca buzlarla kaplıdır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )
Bagaj:
(fr.i. bagage, taşıtlarda yolcu eşyasının konduğu bölüm) Kalçalar, kıç. Örn:: Aklın varsa yere yat, yoksa bagajı deldirirsin. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bagaj:
(fr.i bagage < İng.) 1- Yolculuk sırasında birlikte götürülen eşyâ, yük. 2- Tren, vapur gibi taşıtlarda yolcuların eşyâsına ayrılan yer. 3- Otomobillerin arka kısmında (bâzı modellerde önde) eşyâ konan yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Baget:
(fr.i. baguette < İtal. < Lat.) 1- Tahta veya camdan ince, kısa değnek. 2- Tıraşlanmış dik dörtgen biçiminde elmas. 3- (Tavuk, piliç için) But ile paça arasındaki etli bölüm.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bağ:
Kemikleri birbirine bağlayan doku.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Bağatur:
(t.i. erk.) Er. Cesur yiğit. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Bağcıklı Tutuş:
(Halter Ter.) Antrenmanlarda kullanılan bileklere sarılı bağcıkların bara dolanması şeklindeki tutuş.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bağda Atma:
(Güreş Ter.) Güreşçinin bacağını rakip güreşçinin bacağına dolaması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Bağdagül:
(t.i. ka.) Değeri ölçülemeyen gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Bağdaş:
(t.i. erk.) Yakın arkadaş, dost.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)