Haydi Öğrenelim!
Borsacı:
(ita.i.) Borsada gerçekleşen alış satış emirlerini belirleyen, borsa yetkilisi olarak seanslara katılıp fiyatları tespit eden ve üyelerce borsaya iletilen emirleri bordrolara döken borsa uzmanı.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Bakara suresi:
Kur’an-ı Kerim’in ikinci suresidir. Medine’de inmiştir. İki yüz seksen altı ayet olup Kur’an-ı Kerim’in en uzun suresidir. Sureye, altmış yedi ile yetmiş birinci ayetler arasında, Yahudilerin kesmeleri emredilen sığırdan bahsedildiği için “inek” anlamına gelen Bakara adı verilmiştir. Surenin ilk beş ayetinde müminlerin sıfatları anlatılır. Surede, kâfirler ve münafıklar da çeşitli özellikleriyle ele alınırlar. Münafıklarla ilgili derin tahliller yapılır. Küfürden ve nifaktan kurtulmak için insanın Allah’a verdiği söz hatırlatılır. İnsanın yaratılışı, değeri, evrendeki konumu ele alınır. Müminlerin, Yahudilerin tarihinden ibret alarak onların düştükleri hatalara düşmemeleri öğütlenir. Bu çerçevede Yahudilere verilen nimetler ve onların ihanetleri, iddiaları, dinlerini değiştirmeleri, Allah’ın ayetlerini pazarlık konusu yapmaları, gerçeği saklamaları, dünyaya olan hırsları uzun uzun anlatılır. Müminlere, onlar gibi hakikati değiştirmemeleri tavsiye edilir. Daha sonra bütün dinlerde kutsal kabul edilen İbrahim Peygamber ve onun Kâbe’yi inşa etmesi ele alınır. Hz. Peygamber’in İbrahim Peygamber’in duasının karşılığı olarak peygamber gönderildiği vurgulanarak Yahudilerin ve Hristiyanların Hz. Muhammed’e iman etmeleri istenir. Hz. Muhammed’in peygamber oluşuyla beraber evrensel bir görev üstlendiği hatırlatılır. Müminlerin namaz kılarken Kâbe’ye dönmeleri emredilir. Namazın, haccın, şehitliğin ve sabrın önemi açıklanır. Surede, körü körüne geçmişi taklit etme, ayetlere karşı vurdumduymazlık, leş yemek, domuz etinden ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlardan yararlanmak ve içki içmek yasaklanır. Surede, suçlara dengeli bir cezanın verilebilmesi için kısasın önemi üzerinde durulur. Vasiyet etme, hac ve oruçla ilgili de ayrıntılı bilgiler verilir. Cihatla ilgili ayetler de bu surede yoğun şekilde yer alır. Evlenme, boşanma, süt emzirme gibi aile hukukuna ilişkin önemli konulara açıklık getirilir. Duanın önemi üzerinde durulur ve fiilî dua teşvik edilir. Yüce Yaratıcı kendisini surenin iki yüz elli beşinci ayeti olan Ayetelkürsi’de ayrıntılı olarak tanıtır. Allah yolunda harcama yapmanın önemi belirtilirken cimrilik, iyiliği başa kakmak, faiz alıp vermek yasaklanır. Haram mal yememek ve kul hakkından sakınmak için ticari işlemlerde yazılı ve belgeli sözleşme yapılması emredilir. İman edilecek değerlerin tanıtımı ve insanın ilahî yardım isteme biçimini ifade eden ve “Amenerresulü” diye bilinen ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Bakaya Kalmak:
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar, 'bakaya' olarak adlandırılıyor(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Bakıcı:
(i.) (Esnaf için) Alıcı olmayıp vakit geçirmek İçin malları seyreden kimse. Örn:: Bakıcı mısın alıcı mısın?(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
bakım:
ad 1. bakma işi, bir şeyin iyi durumda kalması için gösterilen özen, harcanan emek. "Sokakların bakımını belediye üstlenir" 2. bir şeyi, iyi işlemesi, iyi çalışması için elden geçirme. "Araba bakım istiyor" 3. birinin, beslenme, giyim vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. "Kalabalık bir ailenin bakımı zordur" 4. MEC. (kimi kullanımlarda) –e göre, ... açısından, açıdan, yönden, yönünden. "Bu, sağlık bakımından gereken bir şeydir. Bence, bir bakıma iyi de oldu, bu bakımdan sorun yok"(Konusu: , Kökeni: )
bakımından:
belirteç –e göre, yönünden, açısından. "Para bakımından bir kaygısı yoktu"(Konusu: , Kökeni: )
Bakımsız Tarzan:
(d. t. s. Tarzan; ünlü bir çizgi roman kahramanının adı) Sıska cılız erkekler için alay yollu kullanılır. (Bakımsız Herkül'de denir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bakır:
Sembolü: Cu Atom Numarası (Proton Sayısı): 29 Atom Ağırlığı: 63,546(3) g/mol Elektron Sayısı: 29 Element Serisi: Geçiş Metali Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 1B, 4 Yoğunluk: 8.96 g/cm3 Erime Noktası: 1083.0 ° C (1356.15 K, 1981.4 ° F) Kaynama Noktası: 2567.0 ° C (2840.15 K, 4652.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Metalik kahverengi. Keşif: Bilinmiyor. Bakır Kullanım Alanları ve Özellikleri: Bakır, elektriği en iyi ileten iletkenlerden biri olarak, elektroniğin ve motorların kullanımına katkı sağlar. Aynı zamanda termal olarak da iyi bir iletken olduğun için radyatörlerde, klima ünitelerinde ve ısıtma sistemlerinde kullanılır.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Bakır:
(f.i. erk.) l- İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2- Arslan. 3- Hz. Hüseyin'in Zeyne'l-Abidin'den torununun adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
bakış:
ad bakmak eylemi ya da biçimi. "Onun bakışı her şeyi anlatmıştı"(Konusu: , Kökeni: )
Bakışık Düzen:
(Alm. symmetrisch - Fr. symetrique - İng. symmetrocal) Simetrili. Her yandan, göze dengeli görünen; bir eksene iki yanda da eşit olan düzen.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Bakışsız Düzen:
(Alm. asymmetrisch - Fr. asymetrique - İng. asymmetrical) Simetrili olmayan. Bir eksene göre iki yanı göze eşit görünmeyen düzen.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baki:
(a.i. erk.) 1- Allah'ın isimlerindendir. Genellikle "abd" takısı alarak kullanılır. (bkz:: Abdülbaki) Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2- Artan, kalan, geriye kalan. 3- Korunmuş. Baki: Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdül¬baki Mahmud'dur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Bâkî:
(el-Bâkî) “Ölümsüz, devamlı, kalıcı, ebedî, sürekli, bütün varlıklar yok olduktan sonra da zatıyla var olacak tek varlık.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak celal ve ikram sahibi Rabb’inin zatı baki kalacaktır.” (Kur'an-ı Kerim Rahman suresi 55/27-28 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Baki Tamer:
Baki SOLAK (d:1924; ö:2004)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Bakinaz:
(f.i. ka.) Sürekli nazlanan, çok nazlı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)
bakire:
sıfat cinsel ilişkide bulunmamış (dişi insan), kız. Benzer: erden(Konusu: , Kökeni: arapça)
Bakiye:
(a.i. ka.) Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bakiye:
(a.i. ka.) Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Bakkalbazi:
(İsi. Tiy.) İran'da ilkel bir güldürü türü. Azerbaycan'da Bakkaloyunu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Bakla:
(a. bakıla'dan) Fal, bakı, bakla falı. Örn:: Bittik mi tam biteriz baklası ölüm yazar. (Hulki Aktunç, Yeraltı Destanları) (bkz:: Otuzbeşe Bakla, Yoğurtlu Bakla)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bakla:
(ful) Baklagillerden hazmı kolay ve besleyici bir bitkidir. Ev ilaçlarında çiçekleri kullanılır. Bir çeşidi olan Acıbakla ise, acı ve otsu bir bitkidir. Faydası:: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Lumbago, romatizma, siyatik ve dolama şikayetlerini giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Bakteri:
(fr.i. bactérie < Yun.) Çok basit yapılı, bölünerek ve hızla çoğalan bir tek hücreden ibâret canlı. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bakteridi:
(fr.i. bactéridie) Şarbon hücresi gibi hareketsiz bakteri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bakterigiller:
(fr.t.i.) Ancak mikroskopla görülebilen, basit bölünme ile çoğalan, yuvarlak spiral veya çubuk şeklindeki tek hücreli canlılar familyası, bakteriler familyası. [Bâzıları verem, zatürre gibi hastalıklara sebep olur; bâzıları ise mayalanma ve azot tespîti gibi hayâtın devâmına yarayan işler yapar](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Bakterisit:
(fr.sf. bactéricide) Bakterikıran. Bakterileri fiziksel yada kimyasal etkisiyle öldüren etken.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bakteriyojik:
(fr.sf.) Bakteriyoloji ile ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bakteriyolog:
(fr.i. bactériologue) Bakteriyoloji alanında uzman olmuş hekim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
bakteriyoloji:
(ing.i. bacteriology) (tıp) tekgözeli bilimi. bakteri bilimi. bakterilerin ve genellikle mikropların biçimlerini, niteliklerini inceleyen bilim. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Bakteriyoloji:
(fr.i. bactériologie < Yun.) Bakterilerin özelliklerini inceleyen bilim dalı, mikrobiyolojinin bakterilerle uğraşan bölümü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Bakyazı:
(t.i. ka.erk.) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Bal:
(i.) Şans. Örn:: Hay balını iskiyim, Nerden buldun o son kağıdı hipneei. (Hasan Kaçan, Eşşek Herif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bal Almak:
(d.) (esk.) Öpmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bal Çanağı:
(d.) (esk.) 1- Vagina, dişilik organı. 2- Anus, makat. Yemenici Balinİn bat çanağına eşşek anlan gibi üşüşmüşler. (Derviş İsmail-Murat Bardakçı, Tellaklar Kitabı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Bala:
(t.i. erk.) Er. 1- Çocuk yavru. 2- Yüksek, yüce, yukarı. (bkz:: Ali) 3- Azat. 4- Yedek atı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balaban:
İlk kez 1 Nisan 1963'te Türkiye'de yayımlanmaya başlayan, Suat Yalaz'ın yazıp çizdiği çizgi roman. Karaoğlan'ın bir dövüş esnasında tanıştığı ve dost olduğu, midesine düşkün olduğu kadar kavgaya da düşkün yaşlı savaşçı. Karaoğlan ve babası Baybora'nın yaşlı yoldaşları olan bu yorgun savaşçı Cengiz Han'ın eski alaybeylerindendir. Onun için vazgeçilmez iki şey kaz kızartması ve şaraptır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )
Balaban:
(t.i. erk.) 1- Çocuk bekçisi. 2- Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu'd-Din Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş'dan sonraki en büyük hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balad:
(fr.i. ballade) Fransız edebiyâtında bir nazım şekli. [Konusunu halk masallarından veya bir gelenekten alan ve bendler hâlinde yazılan baladlar ilk zamanlarda müzik eşliğinde söylenirdi](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Baladur:
(yun.i. baladuros < İtal.) Gümrüklerde muâyene maksadıyle açılan sandıkları, denkleri kapatıp koruma altına alan kimse, kolcu, bekçi. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Balahatun:
(t.i. ka.) Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali'nin kızı ve Osman beyin karısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Balalayka:
(rus.i. balalaika) Mızrapla çalınan, üç telli, gövdesi üç köşeli, Rus millî çalgısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Rusca)
Balama:
(i.) Karagözcü argosunda Rum karakterine verilen ad. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) (bkz:: Balamoz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balama:
(Kar. Ort. O.) 1- Orta oyununda Rum. 2- Karagöz, Matiz ve Külhanbeyi tipleri tarafından yabancı ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanılan söz.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Balama:
(kıptî.i. balamo “Yunanlı”) Karagöz ve orta oyununda eczâcı, doktor veya meyhâneci rolü yapan, konuşmasına İtalyanca, Rumca kelimeler karıştırarak Frenk, özellikle Rum tipini canlandıran, silindir şapkalı, bastonlu oyuncu. [Frenk ve Rum da denir].(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Çingenece)
Balaman:
(t.i. erk.) (bkz: Balaban)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balamir:
(t.i. erk.) Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balamoz:
(yun.i. çing. balamo, yunanlı) 1- Yaşlı kimse, ihtiyar. Örn:: İç avludan kederle ıslanmış gençler geçermiş ve Diğerkam Balamoz zihnindeki pespembe tarihçeyle birlikte sızıp kalırmış. (Hulki Aktunç, Madam) 2- Görünümü davranışları çirkin, kaba saba adam. Örn:: Bir de balamoz adı verilen erkek türü vardı. Yaşlı sırf parası için birlikte olunan ve sömürülen genellikle sekse doyamamış çirkin tipler. (anonim, Biz Şorololar) (bkz:: Balama)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balanced Offense:
(Basketbol Ter.) Dengelenmiş hücum düzeni. Hücumda takımın bazı oyuncularının iyi şut atabilecekleri pozisyonlara, diğerlerinin de ribaunt alabilecek konumlara yerleşmeleri. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Balancık:
Osman Gazi'nin kölesi.(Konusu: , Kökeni: )
Balans:
(fr.i. balance < Lat.) 1- Denge. 2- Floresan lambalarında ışığın titreşmesini önleyen elektronik parça.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Balans Ayarı:
(fr.t.i.) Otomobillerde sarsılmayı önlemek için tekerleklere kurşun takılarak yapılan denge ayarı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Balans Smaç:
(Voleybol Ter.) Hücumdaki oyuncunun kollarını omzunu çevirmek suretiyle arkadan getirip topa vurması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Balans Uçan Servis:
(Voleybol Ter.) Servis atan oyuncunun topu önüne atarak avuç içi gergin elle topa vurması şeklindeki servis. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
balarısı:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ bileşik · ad zarkanatlılardan, toplu olarak yaşayan, kovana alınabilen, bitki ve çiçeklerden balözü toplayarak bal ve balmumu yapan, kuyruğunda bulunan iğnesiyle sokabilen bir böcek.(Konusu: , Kökeni: )
Balast:
(fr.i. ballast < İng.) 1- Demir yollarında traverslerin altına, şoselerin yapımında düzeltilmiş toprak üstüne dökülen ufak ufak kırılmış taşlar. 2- Boş veya yarı boş iken gemilerin dengeli seyretmesini sağlamak için omurga civârına yerleştirilen çakıl vb. malzemeden ibâret safra. 3- Floresan lambalarının dengeli yanmasını sağlayan parça.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Balata:
alm.i. Almanca Balata (< Fr. plateau [de frein]) Motorlu araçların fren düzeneğinde tekerlekleri durdurmaya yarayan, debriyaj düzeneğinde hareketin tekerleklere iletilmesini sağlayan, kesik halka veya dâire biçimindeki parça.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Balataları Gevşemek:
Eşanl. Civataları Gevşemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balatekin:
(t.i. erk.) (bkz:: Balaban)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balbal:
“Balbal” sözcüğü Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlükte: Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş, şeklinde tanımlanmıştır. Eski Türklerde savaş sonrası dikilen anıt taşlardır.(Konusu: , Kökeni: )
Balcan:
(t.i. erk.) (bkz: Baldan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balçak:
(i. < Moğ. baridag > barçak > balçak) halk ağzı. Kılıç kabzasına eli muhâfaza etmek için yapılan demir siper.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Moğolca)
Baldan:
(t.i. ka.) Bal gibi tatlı, şirin, hoş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Baldemir:
(t.i. erk.) Güçlü, kuvvetli, şirin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Baldıran:
(ağuotu) Maydanozgillerden nemli yerlerde yetişen 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalındır. Saplarının alt kısmı erguvani renktedir. Yaprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Terkibinde coniine vardır. Büyük baldıran ve küçük baldıran olmak üzere 2 çeşidi vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaz. Faydası:: Hekimlikte ağrı giderici ve spazm giderici olarak, siyatik, tetanoz, epilepsi, trilemnius nevraljisi ve kore hastalığının tedavisinde kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Baldırıkara:
(fujer) Eğreltiotugillerden; nemli yerlerde yetişen otsu bir bitkidir. Yaprakları at yelesini andırır. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişir. Faydası:: Grip ve soğukalgınlığında hastayı rahatlatır. Balgam söktürür. Mide ağrılarını keser. Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar. Derideki şişlikleri indirir. Saç dökülmesini önler. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Diğer ilaçlara da tat verici olarak kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Bale:
(fr.i. ballet < İtal.) 1- Bir konuyu dans ve hareketlerle anlatan, sözsüz, müzikli sahne gösterisi. 2- Bu gösteriyi yapan topluluk. “Devlet balesi.” “Rus balesi.”(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Balear Adaları:
Resmi Tam Adı: Balear Adaları Özerk Topluluğu Yerel Tam Adı: Islas Baleares(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Balear Adaları:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda yer alır. Batı Akdeniz'de takımada. (Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Balear Adaları:
İspanya'ya bağlı Özerk takımadalar.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Balear Adaları:
Yönetim Şekli: İspanya'ya bağlı (Otonom) Özerk takımadalar.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Balear Adaları:
İdari Yapısı: 5 Büyük Ada: Mayorka, Minorka, İbiza, Cabrera ve Formentera.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Balear Adaları:
Komşuları: İber Yarımadası’ndaki Betik (Endülüs) Sıradağları’nın uzantısı olarak La Nao Bumu’ndan öteye aynı doğrultuda (güneybatı kuzeybatı) sıralanırlar.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Balear Adaları:
Resmi Dili: İspanyolca, Katalanca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Balear Adaları:
Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Balear Adaları:
Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Balear Adaları:
Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Balear Adaları:
Dini: Musevilik (Yahudilik), Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Balear Adaları:
Milli Marşı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Balear Adaları:
Genel Bkş: Mağaralar çoktur. Bilhassa Ejderha Mağaralar çok meşhurdur. Bunların içinde yazın konser verilen salonları bile vardır. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Baler:
(t.i. erk.) Tatlı dilli, cana yakın kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Balerin:
(fr.i. ballerine < İtal.) Bale yapan genç kız veya kadın sanatkâr.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Balerina:
(fr.i. ballerine < İtal.) (bkz:: Balerin)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Balet:
(Alm. ballett - Fr. Ballet - İng. ballet) Barok çağında ltalya'da doğmuş, Fransa ile Rusya'da gelişmiştir. Belli bir düzeni ve kuralı olan dans, dekor ve müzikten oluşan bir gösteri türü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Balet:
(ing. ballet) Bale yapan erkek sanatçı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Balet Dansçısı:
(Alm. Ballett-taenzer - Fr. danseur (danseuse) de ballet - İng. ballet dancer) Ballette dans eden sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Balet Eğitmeni:
(Alm. Ballettmeister - Fr. maitre de ballet - İng. ballet-master) Balet öğrencilerini yetiştiren, eğiten sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Baletoman:
(Fr. balletomane) Bu sözcüğün anlamı Klasik balet ile ilgili olup balet meraklısı anlamına gelir. Balet delisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
balgam:
Balgam, akciğerde solunum yolları tarafından üretilen, hava yollarının nemli tutulmasını sağlayan mukus tabakasıdır. Solunum yollarını nemli tutarak bakteri, virüs ve yabancı maddelere karşı bir filtre görevi görür. Her gün belli bir miktarda üretilen şeffaf ve sıvı balgam bir sorun oluşturmaz.(Konusu: , Kökeni: )
Balgamcı:
(bkz:: Tükürükçü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balgın:
(t.i. ka.) 1- Bal'a doymuş. 2- Çok tatlı, bal gibi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Balhan:
(t.i. ka.) Hazar denizi sahilinde Amuderya'nın eski yatağının denize vardığı yerde bir dağ silsilesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)
Balhane:
(b.i) Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Balık:
(i.) 1- Kolayca kandırılabilecek kimse, enayi, hödük. 2- Kolayca elde edilebilecek kimse ya da şey. 3- Şans. 4- Erkeklik organı penis. Örn:: II. Zenne- Balık kaçtı kovuklardan kovuğa oynasak. I. Zenne- A kız o oyun burada oynanmaz ki. (Ortaoyunu, Gözlemeci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
balık:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla soluk alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.(Konusu: , Kökeni: )
balık:
GÖKBİLİM TERİMİ özel ad Burçlar Kuşağı üzerinde, Koç ile Kova burçları arasında bulunan burcun adı.(Konusu: , Kökeni: )
Balık Tutmak:
(d.) (Bir işte) Şansı çok iyi gitmek. Kıçıyla Balık Yakalamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balıkçı:
(i.) Çok şanslı. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Balıkesir:
Balıkesir Tarihi; Bölgede ilk defa adı geçen şehir Agiros (Achiraus)'dur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra bölgede 1909 yılında Karesi Beyliği kurulmuş, ardından bölge Osmanlı Devleti'nin eline geçmiştir. 6 Eylül 1922 tarihinde tamamen Türklerin eline geçmiştir. Balıkesir 1923 yılında vilayet oldu. Balıkesir yöresi, zamanla Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karesi Beyliği ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )