MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Monopolizm:

Tekelcilik sistemi.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Ünsi:  

(a.i. erk.) 1- Alışmış, sokulgan. 2- Arkadaş, dost.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ünsiyye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Ünsi)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ünüvar:  

(t.i. ka.erk.) 1- Ünü var. 2- Ünlü tanınmış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Ünver:  

(t.i. ka.erk.) "Ünlen, tanınmış ol, insan ol" anlamında. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Ünverdi:  

(t.i. erk.) Tanınmış, ünlü kimse. (bkz:: Ünver)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Ünveren:  

(t.i. erk.) Tanınmış, ünlü kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Ünzil:  

(a.i. erk.) Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ünzile:  

(a.i. ka.) (bkz:: Ünzil) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ürbanizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ürdün:  

Resmi Tam Adı: Ürdün Haşimi Krallığı Arapça: Il-Memleké'l Ürdüniyyé'l Haşimiyyé (اَلمَمْلَكَة اَلأُرْدُنِيَّة اَلهَاشِمِيَّة)(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Ürdün:  

Yer Aldığı Kıta: Asya kıtasında, Ortadoğu'da yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Ürdün:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 25 Mayıs 1946 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Ürdün:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: XXXX İktidar Kaynağı: Parlamenter Meşrutiyet. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Ürdün:  

İdari Yapısı: 12 Eyalet: 1- Ajlun 2- Al 'Aqabah 3- Al Balqa' 4- Al Karak 5- Al Mafraq 6- 'Amman 7- At Tafilah 8- Az Zarqa' 9- Irbid 10- Jarash 11- Ma'an 12- Madaba.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Ürdün:  

Başkenti: Amman(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Ürdün:  

Komşuları: Kuzeyinde Suriye, kuzeydoğusunda Irak, güneyinde ve doğusunda Suudi Arabistan, batısında İsrail ve Batı Şeria ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Ürdün:  

Resmi Dili: Arapça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Ürdün:  

Para Birimi: Ürdün Dinarı Para Birimi Kodu: JOD(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Ürdün:  

Plaka Kod: HKJ(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Ürdün:  

Tel. Kodu: +962 Bölge 9 Güneybatı Asya, Güney Asya ve Orta Asya numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Ürdün:  

Dini: İslamiyet, Hristiyanlık Mezhebi: Sünnilik NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Ürdün:  

Ürdün Bayrağı: Ana hatlarını I. Dünya Savaşı boyunca Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığı almak için başlatılan Arap İsyanları'nın simgesi olan bayraktan alır. En üstte siyah, ortada beyaz ve en altta yeşil renklerde üç yatay çizgi ve bunlar ile bağlantılı, bayrağın solunda kırmızı bir üçgenden oluşur. Bayrakta bulunan üç dikey şeridin renkleri sırası ile Abbasî, Emevî ve Fatımî halifelerini simgeler. Kırmızı üçgenin simgesi ise Haşimîler ve Arap İsyanları'dır. Bayrağı Arap İsyanları'nın simgesi olan bayraktan ayıran tek fark kırmızı üçgenin uç kısmında bulunan yedi köşeli yıldızdır. Bu yıldızın da temsil ettiği iki farklı olgu vardır. Birincisi Kur'an-ı Kerim'deki ilk sure olan ve 7 ayetten oluşan Fatiha Suresi'ni temsil ettiğidir, ikincisi ise Arap halkının birliği umududur. Bazen bu yedi köşeli yıldızın her bir köşesinin başkent Amman'ın üzerinde kurulu olduğu yedi tepeyi temsil ettiği düşünülür.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Ürdün:  

Milli Marşı: Ürdün Krallığı Milli Marşı ("Âşe'l-Melik") Yaşasın Kral(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Ürdün:  

Genel Bkş: Ürdün isminin aslı Ürdün Nehri'nden gelir. Ürdün kelimesinin aslı olan JORDAN, "Jor" kelimesi; Ürdün'deki Kutsal Elmar nehrinden, "Dan" ise; bazı dillerde o bölgedeki yaşayan halka verilen isimdir. Zaman içerisinde "Urdun" ismini almıştır. Araplar ise onu El-Urdun olarak adlandırmışlardır. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Ürdün:  

GID Ürdün'ün İstihbarat Teşkilatı. (İngilizce) General Intelligence Directorate (Arapça) Da’irat al-Mukhabarat al-’Ammah (Genel İstihbarat Bölümü) (Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Ürdün Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Cesur (Al Nashama)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Üre:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

üreme:  

ad 1. üremek eylemi. 2. YAŞBİLİM (BİYOLOJİ) TERİMİ canlıların cinsel gözelerinin birleşmesinden oluşan tohumla ya da doğrudan doğruya oluşturdukları sporla çoğalmaları.(Konusu: , Kökeni: )

Üremi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Üretici:  

(Formula-1 Ter.) Formula-1 otomobilinin şasini üreten kuruluş. Formula-1’de genellikle şasi ve motor üreticileri farklıdır. Dünya Şampiyonası klasmanında ödüller şasi üreticisine verilir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ürin:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ürkütmek:  

(f.) Çalmak, aşırmak. Örn:: Biraz uyudum, bir de baktım ki değirmeni ürkütmüşler. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ürmegül:  

(t.i. ka.) Sarmaşık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Ürofili:  

(urophilia) İdrar yapanları seyretmek ya da idrar içilmesi yoluyla tatmin sağlanması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Ürofobi:  

(ing.i. urophobia) idrardan ve işemekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Ürolog:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

üroloji:  

(ing.i. urology) kadın ve erkeklerdeki idrar yolları ve üreme sistemleri ile ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Üroloji:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ürtiker:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ürün:  

(t.i. ka.erk.) 1- Üretilen, yararlı şey, topraktan elde edilen. 2- Yapıt, eser. 3- Sık orman. 4- Çokluk, bolluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Ürünay:  

(t.i. ka.) Çok parlak, çok aydınlık olan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Üründü:  

(t.i. erk.) Seçilmiş, seçkin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üründübay:  

(t.i. erk.) (bkz:: Üründü)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üsgen:  

(t.i. erk.) 1- Yüksek. 2- Gelişmiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üsküf:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

üslup:  

ad 1. anlatma biçimi, deyiş ya da yapış biçimi. Benzer: biçem 2. bir çağa, bir ülkeye ya da bir sanatçıya özgü teknik, renk, söyleyiş ve biçimlendirme özelliği. 3. YAZIN TERİMİ sanatçının anlatma ya da yapma yolu, anlatış özelliği; duygu, düşünce, eylem ve düşlerin kişisel anlatım biçimi. Benzer: stil tarz anlatı biçem(Konusu: , Kökeni: arapça)

üst:  

ad 1. bir şeyin göğe doğru olan yanı, yukarısı. "Kubbenin üstüne güvercinler konmuştu" 2. bir şeyin dış yüzü, yüzey. "Masanın üstü doluydu" 3. bir şeyin görülen yanı, yüzü, yüzeyi. "Denizin üstü martı doluydu" 4. giyecek, giysi. "Pasta dökülmüş, Ayşe’nin üstü kirlenmişti" 5. vücut, beden. "Ölünün üstünde bir şey yoktu, çırılçıplaktı" 6. birine göre üst rütbede bulunan kimse. "Üstlerine durumu bildirmişti" 7. kullanıldıktan sonra geriye kalan, artan bölüm. "Paranın üstünü garsona verdi" 8. üzerinde durulan, ilgilenilen konu. "Onun şiiri üstüne bir yazı yazmıştım" 9. sıfat sınıflandırmada, sıralamada temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. "Üst düzey görevlilere zam yokmuş" 10. sıfat birkaç şeyden birine göre yukarda olan. "Onlar bizim üst katta oturuyor" 11. sıfat arka, öte. "Sokağın üst yanında bir banka vardı" 12. bileşik sözcük özelliği kazanmış kimi tamlamalarda zaman bildirir. "Onu öğleüstü görmüştüm" 13. kimi deyimlerde yükümlülük, sorumluluk anlatır. "Bu işi kim üstüne alacak?" 14. giyecekler, giysiler. "Yazlık üst baş almamız gerekiyor" 15. (bir yerin) yukarda olan bölümü, yukarı yanı, yukarısı. "Sokağın üst başı daha güzeldi" 16. birbiri ardı sıra, birbirini izleyerek. "Onu üst üste iki kez uyardım" 17. birbirinin üstüne konulmuş bir biçimde. "Sandalyeler üst üste duruyordu" 18. çok sıkışık olarak. "Otobüste insanlar üst üsteydi" 19. su yüzüne çıkmak. "Dinamit atılınca balıklar üste vurmuştu" 20. fiyatına ek yapmak. 21. katmak, eklemek. 22. Tanrı beni esirgesin, Tanrı korusun, Tanrı saklasın. 23. Aaa, hiç öyle şey olur mu? anlamında söylenir. 24. (bir mal ya da iş) artırma ya da eksiltme sonunda kendisine bırakılmak. "Köprü yapımı onun üstünde kaldı" 25. HALK AĞZINDAN yerine getirememek, borçlu kalmak. "Sana selam getirmiştim, epeydir seni göremedim, üstümde kaldı" 26. bir davranışın, bir sözün kendine karşı yapıldığını ya da söylendiğini sanarak alınmak. "Çok alıngandı, her sözü üstüne alır, kırılırdı" 27. bir işi yapmayı üstlenmek, yapacağına söz vermek. "O, üstüne aldığı işi yapar" 28. büyük aptesini tutamayarak giysilerini kirletmek. 29. çok ağır biçimde sövmek, ağır sövgülerle hakaret etmek. 30. (birini, özellikle çocuğu) sevmekte ve korumakta çok ileri gitmek. "Sevgilinin üstüne düşersen sonuç alamazsın" 31. (bir şeyi) elde etmeye çok uğraşmak. "O denli üstüne düştü ama iş olmadı" 32. (bir malı) tapuda kendi adına yazdırmak. 33. (bir çocuğu) evlat edinmek, nüfusa kendi çocuğu olarak yazdırmak. 34. bir işi ya da kimseyi zorlamak. "Üstüne gidersen oğlunu kırarsın" 35. bir şeye el atmak, karışmak. "Olayın üstüne gitmekle ele ne geçerdi" 36. (bir şeyin) üstüne doğru gitmek ya da saldırmak. "Köpeğin üstüne gidersen kaçar" 37. bir şeyi ısrarla yapmak. "İşin üstüne gidersen çabuk öğrenirsin" 38. daha üstünü, iyisi bulunmamak. "Balık tutmada üstüne yoktu doğrusu" 39. fazla ilgilenmemek. "Üstüne olmazsan iş yürümez" 40. bir şeyin üstüne doğru yürümek. 41. sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle yılmadan, korkmadan, çekinmeden uğraşmak. 42. bir şey yapmasını direnerek istemek, bir şeyi yapmaya zorlamak. "Aşırı gitme, üstüne varırsan oğlun sana karşı gelebilir" 43. üstüne doğru gitmek ya da saldırmak. "Üstüne varırsan, kedi bile olsa, hayvan tepkisini gösterir" 44. kadın, evli bir kadının kuması olmak. 45. kendi yapması gereken bir işi başkasına yüklemek. 46. kendi işlediği bir suçu başkasına yüklemek. 47. saldırmak. "Ordumuz iki kanatttan düşmanın üstüne yüklenmişti" 48. MEC. ısrar etmek. "Boşuna onun üstüne yükleniyorsun, elinden bir şey gelmez"(Konusu: , Kökeni: )

Üst - Orta:  

(Alm. Hinten mitte - Fr. fond centre - İng. up centre) Sahnenin orta bölümünün arka kesimi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Üst Balkon:  

(bkz:: Galeri)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Üst Baş:  

1- Giyecekler, giysiler. "Yazlık üst baş almamız gerekiyor" 2- (bir yerin) Yukarda olan bölümü, yukarı yanı, yukarısı. "Sokağın üst başı daha güzeldi" NOT: Yakın anlamlı kelimelerden oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Üst Devre:  

Üst devre; bulunduğun devreden bir önce askerliğe başlamış. senden bir devre üstte olan devredir. örnek olarak ben 86/1 (Seksanlaltıya bir) isem benim üst devrem 85/4 (seksenbeşe dört)'tür. Şafakları benden 3 Ay daha yakındır. Bunun dışında bazı askeri birliklerde genel olarak bulunduğun devrenin tüm önce askerliğe başlamış askerlerine de üst devre deniyor.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

üst geçidi:  

Bir yolun iki yanını, basamaklarla yükseltilmiş bir bağlantı ile birleştiren ve yayaların yoldaki taşıt trafiğinin çekinceleriyle karşılaşmaksızın karşıdan karşıya geçmelerini sağlayan yoldur.(Konusu: , Kökeni: )

Üst Geçit:  

Yanlış: Üstgeçit Doğru: Üst Geçit(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Üst Lamba Dizisi:  

(Alm. Oberlicht - Fr. herse - İng. batten) Sahne üstündeki genel ışıklama lambaları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Üst Sahne:  

(Alm. Oberbühne - Fr. gallery) Shakespeare tiyatrosunda sahnenin yukarı (balkonlu) bölümüne rastlayan ve yerine göre balkon, duvar, sur, tepe görevlerini gören kat.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

üst üste:  

belirteç 1. birbiri ardı sıra, birbirini izleyerek. "Onu üst üste iki kez uyardım" 2. birbirinin üstüne konulmuş bir biçimde. "Sandalyeler üst üste duruyordu" 3. çok sıkışık olarak. "Otobüste insanlar üst üsteydi"(Konusu: , Kökeni: )

Üstalize:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Üstam:  

(a.i. erk.) 1- Altın veya gümüşten yapılmış at eyeri. 2- Emin, güvenilir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Üstat:  

(Kar.) Birinci sınıf karagözcülere, ortaoyunculara, tuluatçılara verilen sıfat.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Üstay:  

(t.i. erk.) Ay gibi yüksek yüce.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üsteğmen:  

Üsteğmen; birçok ülkenin Kara kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Teğmenle Yüzbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Üsteğmen:  

Üsteğmen; birçok ülkenin Hava kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Teğmen ile Yüzbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Üsteğmen:  

Üsteğmen; birçok ülkenin Deniz kuvvetlerinde asıl görevi takım komutanlığı olan ve Teğmen ile Yüzbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-1'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Üstek:  

(t.i. erk.) Yüksek, yüce.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstel:  

(t.i. erk.) (bkz:: Üstek)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstenci:  

(i.) Bir çıkar karşılığında belirli bir suçu üstüne alan kimse. Örn:: İş böylece bağlandı. Üstenci suçu üstlendi ama suç ortakları o celsede de çıkamadı. (Akın Simav, Mapusane Gözlüğü)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Üster:  

(t.i. erk.) Çok değerli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstten Budama:  

(Güreş Ter.) Rakibin kollarının ön bölümüne yüklenerek onu yana doğru savurma hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Üstten ışıklama:  

(Alm. Senkrechte beleuchtung /[Fr. eclairage verticale / İng. overhead /ighting) Sahneyi ve kişileri sahne tarafındaki ışıldaklarla yukarıdan aşağıya doğru aydınlatma. (Dikeyine ışıklama)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Üstten Işıklama:  

(Alm. Senkrechte beleuchtung - Fr. eclairage verticale - İng. overhead lighting) Sahneyi ve kişileri sahne tarafındaki ışıldaklarla yukarıdan aşağıya doğru aydınlatma. (Dikeyine ışıklama)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Üstün:  

(t.i. ka.erk.) 1- Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. 2- Yenen, galip gelen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

üstün:  

sıfat 1. benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde, nitelikte olan, onları her bakımdan geride bırakan. 2. (birine ya da bir şeye göre) nitelik yönünden daha iyi, daha yeterli olan. \"Çocuklar, zekâ olarak birbirinden üstündü\" 3. birinden ya da bir şeyden daha iyi, daha nitelikli, daha ileri olduğu kabul edilmek. 4. daha güçlü olmak, yenmek. \"Güreşte üstün gelenler takıma alındı\"(Konusu: , Kökeni: )

Üstünbay:  

(t.i. erk.) 1- Üstün bay. 2- Seçkin, başarılı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstündağ:  

(t.i. erk.) Karakteriyle ve azametiyle üstün olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstünden Geçmek:  

(d.) 1- Düzmek. Örn:: Bas ha bas. Hepsi üstünden geçmişler. Çok okkalı bir karıydı. (Fakir Baykurt, Yüksek Fırınlar) 2- Irzına geçmek. (Deyim özellikle faillerin çok sayıda olması durumunda kullanılır.) Üzerinden Geçmek biçiminde de söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

üstüne:  

belirteç 1. –e değgin, –e ilişkin, –le ilgili, üzerine, dair. "O eleştirmenin şiir üstüne bir yazısını okumuştum" 2. –e uygun bir biçimde, –e göre. "Orası ölçü üstüne iş yapar" 3. –den sonra. "Acılı Adana üstüne bir tatlı iyi gider" 4. ek olarak, ayrıca. "Bunca çalışma üstüne bir de paranı alamazsan görürsün" 5. (bir şeyin) üst yanına, yüzeyine, üzerine. "Kitapları masanın üstüne koyun"(Konusu: , Kökeni: )

Üstüne Yatmak:  

(d.) Geri vermek, üzere aldığı bir şeyi (parayı, eşyayı) geri vermemek, sahiplenmek, (bir şeye, bir kimseye) sahip çıkmak. Örn:: Bu arada vermezsin kızı babasıyla anasına. Yatarsın üstüne kızın. (Orhan Duru, Noterde) Üzerine Yatmak biçiminde de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Üstüner:  

(t.i. erk.) Seçkin, başarılı kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Üstünkörü:  

Yanlış: Üstün Körü Doğru: Üstünkörü(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Üstünlükle Galibiyet:  

(Judo Ter.) Karşılaşmayı puan üstünlüğü ile bitirme. Yüksei_gachi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Üstüpü:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Üstüpülemek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Üstyapı:  

Yanlış: Üst Yapı Doğru: Üstyapı(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

üstyapı:  

bileşik · ad 1. altyapı1 üzerine kurulan, üretime ya da oturmaya yarayan yapıların tümü. 2. TOPLUMBİLİM TERİMİ altyapı2 üzerinde oluşan kültür, din, sanat, bilim, felsefe, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içine alan genel kavram. 3. FİZİK TERİMİ bir alaşımın, mikroskop kullanmaksızın, çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı. 4. demiryolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer gibi sanat yapılarının üstünde yapılan ve demiryolu hattının döşenmesi amacına yönelik etkinliklerin tümü.(Konusu: , Kökeni: )

üsveyihasene:  

1- En güzel örnek. 2- Hz. Peygamber’in örnek ahlakıyla ahlaklanarak başkalarına da örnek olma. 3- “İnanç, ibadet, ticaret, eğitim, öğretim ve ahlak başta olmak üzere hayatın her alanında Müslümanların kendilerine örnek almaları gereken tek ve en güzel model.” anlamında Hz. Muhammed’in sıfatı. Örn:: “Şüphesiz Allah’ın Resulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmaya iman eden ve Allah’ı çokça anan kimseler için üsveyihasene vardır.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/21 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Üşütmek:  

(f.) 1- Delirmek, çıldırmak. Örn:: Bu Deli Ziya var ya eskiden atom mühendisiymiş sonradan üşütmüş. (Hasan Kaçan, Eşşek Herif) 2- Sinirlerine hakim olamamak, özdenetimini yitirmek, kontrolünü kaybetmek. 3- Saçmalamak, saçma sapan konuşmak. Örn:: Şakir ağbi sen üşütüyorsun. Laflarında çelişki var. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Kolombo Şakir) Kafayı Üşütmek biçiminde de kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Üşütük:  

(sf.i.) 1- Deli, çılgın. 2- Olağandışı, anormal. (kimse) Örn:: Hep üşütükler bu bizim Pansiyon Huzura gelir zati. (İrfan Yalçın, Pansiyon Huzur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ütek:  

(sf.) 1- Korkak. Örn:: Ütek olduğumu kaç defa gördünüz? (Refi Cevat Ulunay, Dağlar Kralı Balçıklı Ethem) 2- Edilgin eşcinsel. (erkek çocuk)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Üterus:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopi:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopya:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Thomas MORE Kitabın Konusu: (Telepati (Multiversum) Serisinin 3.sü) İlk defa 1516'da kaleme alınmıştır, var olmayan bir kurgusal adada geçmektedir ve geniş anlamıyla hümanizm, insana sevgi ve saygı hakimdir. Paralel evrenlerden geçtiler. Zamanın sınırlarını çiğnediler. Peki, gerçeği bulmak için çıktıkları yolculuk, Jenny, Alex ve Marco'yu nereye sürükleyecek? Bütün sınırların ötesinde birbirine bağlanan Jenny ile Alex'in hikayesinde baş döndürücü bir son. Kitabın Ana Fikri: Her yolculuğun sonu yeni bir dünya'ya açılır(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Ütopya:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopyacı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütopyacılık:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ütü:  

(i.) Edilgin eşcinsel erkek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ütülemek:  

(f.) Toz esrarı jelatin ile nemli kağıt arasında ütü yaparak plaka haline getirmek. (bkz:: Kafayı Tütsülemek) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

üvey anne:  

Bir çocukla öz annesi dışında, babasının evlendiği başka bir kadın arasındaki hısımlık bağı. Bir erkeğin aynı anda veya aynı zamanlarda birden çok kadınla evlenmesi halinde, bu kadınlardan her biri diğerlerinin öz çocuğuna göre "üvey anne" adını alır.(Konusu: , Kökeni: )

üvey baba:  

(bir kimseye göre) anasının, kendi öz babasından sonra evlenmiş olduğu erkek, anasının sonraki kocası.(Konusu: , Kökeni: )

WhatsApp