MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Rasanet:

(a.i. ka.) Sağlamlık, dayanıklılık, melanet.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




yüksek gerilim hattı:  

(PL-17) Trafik Panel İşareti: bu panel levha, (T-20) nolu “dikkat" işaret levhasının altında, bu işaret levhası ile birlikte kullanılarak, tramvay hattı ve elektrikli tren hatları altından geçen araçlar için bir tehlike bulunması durumunda, yüksek gerilim hattı hakkında uyarıda bulunmak için kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yüksek Komedya:  

(Fr. haute comedie - İng. hot comedy) lra (karakter) ve töre türlerini kapsayan komedya.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yüksek Ölçeler:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Ömer SEYFETTİN Kitabın Konusu: Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Kitabın Ana Fikri: Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeler kitabı küçük hikayelerden ve bir de küçük bir piyesten oluşur. Hikayelere genel olarak bakıldığında ağırlıkta olan temanın sevgi ve aşk olgusu olduğu söylenebilir. Ancak Ömer Seyfettin hikayelerinde (Yüksek Ökçeler, Birden Bire, Nezle, Çirkinliğin Esrarı) aşırı yaş farkına rağmen yapılan izdivaçların yanlışları üzerinde de sıkça durduğu gözden kaçmamalıdır. Ancak bu hikayeler arasında Ömer Seyfettin’in siyasi düşüncelerini dile getirdiği Tuhaf Bir Zulüm adlı hikayesi farklı bir temada işlenen bir hikaye olarak göze çarpar.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yüksek Pas:  

(Voleybol Ter.) Bir sonraki oyuncunun rahat top kullanmasını sağlama amaçlı yüksekten atılan bombeli pas. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yüksek Post:  

(Basketbol Ter.) Serbest atış alanı bölgesi dışından başlayan hücum bölgesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yüksek Pozisyon:  

(Voleybol Ter.) Ellerin önde hazır olduğu, dizlerin nispeten kırık olduğu bekleme duruşu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yüksek Temel Atış:  

(Hentbol Ter.) Koşu esnasında atılan atış. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yüksek Ustura:  

(d. türk. fars.) Katmerli yalan, çok abartılmış söz, haber vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yüksekliği … metreden fazla olan taşıt giremez:  

(TT-21) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası toplam yüksekliği, levhada belirtilmiş olan değerden fazla olan araçların girişinin yasak olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yükseklik:  

(Alm. Höhe - Fr. hauteur) Kalın sesleri ince seslerden ayıran fizyolojik nitelik.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yükseklik:  

ad 1. yüksek olma durumu. 2. MATEMATİK TERİMİ geometrik bir biçimde, tabandan tepeye olan uzaklık. 3. COĞRAFYA TERİMİ yükselti. 4. GÖKBİLİM TERİMİ deniz düzeyinden ya da herhangi bir düzlemden yukarı doğru uzaklık.(Konusu: , Kökeni: )

Yükseköğretim:  

Yanlış: Yüksek Öğretim Doğru: Yükseköğretim(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Yüksel:  

(t.i. ka.erk.) Yükseklere çık, yücel, basan kazan, ilerle. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yükselen Ülkü Partisi:  

Kısa Adı: * Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 03.01.1995 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 06.01.1995 Sona Eriş Nedeni: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile birleşti. 1982 Anayasası'nın eski 84. maddesiyle getirilen engeli aşmak üzere kurulmuş olan parti. (Hülle Partisi) Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Yükselir Alçalır Sahne:  

(Alm. Hebebühne - İng. liftstage) Mekanik olarak parça parça ya da bütün olarak yükselip alçalabilen düzey.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yükselme:  

(Bal.) (Fr. relever) Dansın yedi temel hareketinden biri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yüksük:  

(i.) Makat, anus.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yüksükçü:  

(i.) 1- Sodomist. 2- Kulampara. 3- Bir tür dolandırıcı. Örn:: Üç terzi yüksüğü ve nohut iriliğinde bir küreyi malzeme olarak kullanılır.Yüksüklerin yerini değiştirirken bunlardan birisinin altındaki küreciğin yerini de değiştirir ve küreciği bulana koyacağı paranın mislini vaat eder.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yüksükotu:  

(digitalis) Sıracagiller familyasından; Avrupa, Batı Asya ve Akdeniz bölgesinde yetişen, iki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri dik ve uzun olup salkım şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Yurdumuzda 10 türü yetişir. İçeriğinde kardiyotonik (kalbi kuvvetlendirici) glikozitler taşır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması ve tavsiye edilen miktarın aşılmaması gerekir. Faydası:: Kalp ilaçlarında kullanılır. Nabız atışını azaltır. Kan dolaşımını yavaşlatır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Yükü Tutmak:  

(d.) Bol para kazanmak. Örn:: Zenginleri böyle çekiştirirler. Çulu düzdü.. İşi tıkırında.. Ötmeye başladı.. Yükü tuttu. (Cemal Nadir, karikatür)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yümin:  

(a.i. erk.) 1- Uğur, mutluluk. 2- Bereket.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Yümna:  

(a.i. ka.) Sağ taraf.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Yümni:  

(a.i. erk.) 1- Uğurlu, becerikli. İşi sağ eliyle gören. Kıyamet gününde kitabını sağ tarafından alacak olan. 2- Uğura ait, uğurla ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Yümniye:  

(a.i. erk.) (bkz:: Yümni)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Yüreği Konuşmak:  

(d.) Cesur olmak, yürekli olmak. Yüreği Söylemek diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yürek:  

ad 1. GÖVDEBİLİM (ANATOMİ) TERİMİ göğüs boşluğunda, iki akciğerin arasında bulunan, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve akciğerlerden gelen temiz kanı da vücuda pompalayan organ. 2. MEC. hiçbir şeyden çekinmeme, korkmama, korkusuzluk, yüreklilik. "Yürek isteyen işler vardır" 3. MEC. acıma duygusu. "Sizde hiç yürek yok mu?" 4. MEC. bir kimsenin ruhsal yönü, gönül. "İnsan yüreği cam gibidir, kırılır" 5. kimi deyimlerde içten gelen, hiçbir gizli düşünce, art niyet taşımayan duygu anlamını taşır. "Yürekten sevdiğim insanlar vardır" 6. HALK AĞZINDAN yüreğine ateş düşmek, yüreği bulanmak gibi deyimlerde mide, karın, iç gibi anlamlara gelir. 7. yüreği sık ve hızlı vurmak. 8. çok heyecanlanma dolayısıyla yüreği hızlı çalışmak. 9. açlık duyumsamak, içi ezilmek, midesi kazınmak. 10. MEC. acı duyumsamak, üzülmek. 11. midesi bulanmak. 12. MEC. içi sıkıntıyla dolup derin soluk almak gereksinimi duyumsamak. 13. acıklı durumlarda bile duygusuz kalan (kimse). 14. yiğit, yürekli (kimse). 15. büyük bir felakete uğramak. 16. pek çok ve içtenlikle acımak. 17. başkasının kendisine ya da kendisinin başkasına karşı yaptığı herhangi bir davranış sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı durumuna gelmek. 18. yapmak istediği bir şeyi yapamamış olmaktan sürekli üzülmek. 19. ansızın ölmek. 20. MEC. ölecek gibi üzülmek, çok üzülmek. 21. (bir şeyi anlayıncaya değin) anlatanı çok yormak. "O, havaidir, sorumsuzdur, insanın yüreğini tüketir" 22. (birine bir şey anlatmaya çalışarak) çok yorulmak. "Durumu anlamıyorsunuz, sizin gibilerle yüreğimi tüketmek istemiyorum" 23. çok üzülmek. 24. çok korkmak ya da çok heyecan çekmek. 25. yüreğin sık ve hızlı bir biçimde vurması. 26. MEC. kaygı, korku, merak gibi duygular yüzünden kendini gösteren ve yüreğin sık ve hızlı vurmasına yol açan tedirginlik.(Konusu: , Kökeni: )

Yürek Selanik:  

d. (türk. yer adı Selanik) Korktum, (korktun korktuk vd.) cesaret edemedim anlamında söylenir. (bkz:: Korku Boku Selanik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yüren:  

(T.K.O.) : Anadolu'da oyun düzenleyicisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yürük:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yörük) 1- Çabuk ve hızlı yürüyen. 2- Tarihte yeniçerilere katılan yaya asker. 3- Hızlı koşan at. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yürüker:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yürük)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yürüme:  

ad yürümek eylemi.(Konusu: , Kökeni: )

Yürüme Sanatı:  

Oyuncunun yürümede karakteri ortaya çıkarabilmek için temrinle ulaşılabilen özel yürüyüş. Stanislavski yönteminden.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yürümek:  

(f.) 1- Çalınmak. Ortadan kaybolmak. 2- Satılıp gitmek, elden çıkarılmak. Örn:: Pederin Malatya Şube reisliği zamanında valideye aldığı bilezikler, Siirt kilimleri, Avanos halıları birer birer yürüdü. (Sabahattin Ali, Hakkımızı Yedirmeyiz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yürümek:  

nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. adım atarak ilerlemek. 2. yayan gezmek, yayan gitmek. \"Kızılay’a değin yürüdük\" 3. (çocuk) ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. \"Oğlum tam yaşında yürüdü\" 4. karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli yer değiştirmek, yol almak. \"Ağır ağır yürüyen buzdağı gemimize yaklaşıyordu\" 5. hareket etmek. \"Otobüs yürüdü, yetişilmez\" 6. yol almak. \"Hızlı yürürsek akşama köydeyiz\" 7. bir yere ulaşmak, bir yere gelmek, bir yeri kaplamak. \"Sular kıyıya yürümüş, kumları ıslatmıştı\" 8. üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak. \"Düşman yürümek istiyor, ama araziyi tanımadığı için korkuyordu\" 9. MEC. yolunda gitmek, belli bir yönde gelişmek, gereği gibi yapılmak, uygun bir biçimde ilerlemek. \"İş, ben olmasam da yürüyordu\" 10. (faiz için) verilmek, hesaplanmak, işlemek. \"Bu paranın faizi yüzde kaçtan yürüyor?\" 11. değişmek, geçmek, ilerlemek. \"Yaşam bizi beklemez, yürür\" 12. (bir işte) ileri gitmek. \"Ülkenin yıkımına yürüyenleri bağışlamak olmaz\" 13. ARGO ölüp gitmek, ölmek. 14. ARGO ortadan yok olmak, kaybolmak, çalınmak. \"Bizim kitap yürümüş\" 15. ARGO elden çıkarılmak, satılmak. \"Evin eşyaları birer birer yürümekteyken, piyango vurmasın mı?\" 16. ARGO işinden atılmak ya da başka yere atanmak. \"Bizim müdür yürümüş\" 17. yaya olarak, yürüyerek. 18. MEC. ilerleyerek. \"Irmak yürüye yürüye tarlalara ulaşmıştı\"(Konusu: , Kökeni: )

yürütme:  

ad 1. yürütmek eylemi. 2. yasaları uygulama işi. "Yürütme görevi hükümetindir" 3. yönetim, hükümet kuruluşlarının tümü. "Yasalar, yürütmeyi de bağlar"(Konusu: , Kökeni: )

Yürütmek:  

(f.) 1- Almak. Örn:: Osman- Ben harbi konuşurum seni bu evden çıkartmak için. Ziya Beyden iki bin kahat yürüttüm. (Aziz Nesin, Toros Canavarı) 2- (Bir şeyi) Sahibinin haberi olmadan almak. Örn:: Nasıl olacak bu iş anlamadım. Abdurrahman Palay'ın gömlek ve kravatını bir geceliğine yürütecek. Takma kafana. (Öztürk Serengil, Yeşiiçamı Benden Sorun) 3- Çalmak. Sen de Sallabaşın cebinden kabak çekirdeği yürütürsün. O kadar. (Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yürüyüş:  

(Atletizm Ter.) 20 km. ve 50 km.den oluşan iki farklı kategoriden oluşan; adımların zeminle temasını kaybetmeden hızla ilerlemeye yarayan atletizm dalı.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

yürüyüş başlangıcı:  

(B-32) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yol kenarında yürüme parkuru olduğunu bildirir ve yürüme parkuru başlangıcında kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yüsr:  

(a.i. erk.) 1- Kolaylık, rahat. 2- Zenginlik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Yüsra:  

(a.i. ka.) Sol taraf. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

yüz:  

ad 1. doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. 2. bu sayıyı gösteren im, 100, C. 3. sıfat doksan dokuzdan bir fazla olan, on kere on. "Artık yüz lira büyük para" 4. kez, kere, defa sözcükleriyle birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartmalı bir biçimde anlatır. "Sana yüz kere anlatsam, işe yaramaz" 5. ESKİMİŞTİR eskiden kullanılan iki buçuk kuruş değerinde bozukluk. 6. çok az para.(Konusu: Sayılar, Kökeni: )

Yüz Boyama:  

(bkz:: Makyaj)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yüz Buruşturma:  

(Alm. Grimassieren - Fr. faire de grimace) Oyuncunun, rol sırasında, anlatımını vurgulamak için başvurduğu aşırı yüz kımıldatıları.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yüz Ölçümü:  

Yanlış: Yüzölçümü Doğru: Yüz Ölçümü(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Yüz Para:  

(d. türk. fars. pare'den para esk.) Bekçi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yüzbaşı:  

Yüzbaşı, birçok ülkenin Kara kuvvetlerinde asıl görevi bölük komutanlığı olan ve Üsteğmen ile Binbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-2'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Yüzbaşı:  

Yüzbaşı, birçok ülkenin Hava kuvvetlerinde asıl görevi bölük komutanlığı olan ve Üsteğmen ile Binbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-2'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Yüzbaşı:  

Yüzbaşı, birçok ülkenin Deniz kuvvetlerinde asıl görevi bölük komutanlığı olan ve Üsteğmen ile Binbaşı arasındaki askerî rütbe. NATO kodu OF-2'dir.(Konusu: Askeri Rütbe, Kökeni: )

Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Louis de BRENİERES Kitabın Konusu: 2. Dünya Savaşı sıralarında yaşanan ateşli bir aşk hikayesi. Kitabın Ana Fikri: Savaş zamanında bile bazı insani duyguların ölmemiş olması ve ölümsüz aşkların varlığının birkez daha ispatlanması açısından iyi bir anafikir oluşturmuş.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yüzbaşı Selahattin'in Romanı:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: İlhan SELÇUK Kitabın Konusu: Bu romanda, değer yargılarıyla birlikte çöken Osmanlı İmparatorluğu’nu ayakta tutmak isteyenlerin dramı ve devletin çöküşünü durdurmak isteyen bir asker kuşağının fedakarlık destanının öyküsü en çarpıtıcı yönleriyle Yzb. Selahattin’in anılarıyla birlikte anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Türk insanı ve özellikle Türk subayı için vatan toprağının ne kadar değerli ve vazgeçilemez olduğu kitabın ana fikridir. Zaten kitap Yzb.Selahattin’in hayatını anlattığı için onun düşüncelerine bağlıdır. Onun tek bir düşencesi vardı: “Vatanın her karış toprağı mukaddestir ve hiç bir şeye değişilemez”.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yüzbaşı Volkan:  

Gazete ressamı ve karikatür çizeri Ali Recan'ın kaleme aldığı çizgi roman kahramanı. Bir Türk jet pilotu olan Yüzbaşı Volkan'ın maceraları ilk olarak 1971'de gazete yayınlarıyla başladı. 1975 yılında bağımsız dergi olarak çıktı. 1993 yılına kadar yayınlandı. Gazeteci Funda ve Hakkı Basçavus serinin diğer önemli karakterleridir. Her hikayesinde kadınlarla yakınlaşan Yüzbaşı Volkan'ın denizlerin altından uzayın derinliklerine kadar macera yaşamadığı yer kalmamıştır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Yüzde Sürekli Değişiklik:  

(permanent change on the face) Çehre sınırları içinde travma sonucu meydana gelen izin, o kişiyi daha önce tanıyanların, onu tanımasında güçlük çekeceği veya iğrenmesine neden olacağı durum. Çehrenin daimi değişikliği.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

yüzden:  

sıfat ayrıntılara inmeyen, yüzeyde kalan, yüzeysel.(Konusu: , Kökeni: )

Yüzdürmek:  

(f.) Kovmak, işten çıkarmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yüze Yüze:  

(be.) Sık sık yüzerek. "Kıyıda yüze yüze yüzmeyi öğrendi" NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yüzen Tiyatro:  

(İng. showboat) 1- Bir gemi, bir vapur içinde ya da üstündeki tiyatro. 2- Amerika'da Mississippi ırmağındaki eğlence ve tiyatro gemisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yüzey:  

MATEMATİK TERİMİ ad bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm.(Konusu: , Kökeni: )

Yüzgöz:  

Birbirine karşı ölçülü, saygılı durumu kalmamak, gereksiz bir biçimde senlibenli olmak. "Baba oğul yüz göz olmuşlardı, o yüzden dükkânda iş yürümüyordu" Evden dışarı çıkmıyor, kimseyle yüzgöz olmak istemiyordu. NOT: Bitişik kelimelerden oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yüzme:  

İnsanoğlunun temel yaşam maddelerinden suyun en önemli öğe olduğu yüzme dalı insanlık tarihi kadar eskidir.Medeniyetlerin de su kenarlarında kurulduğunu göz önüne alırsak yüzme sporunun geniş bir coğrafyadan hareket edip günümüze geldiğini görürüz. 19 yüzyılda organize yarışlar şeklinde bir spor dalı niteliği kazanan yüzme sporunun terimleri büyük ölçüde Türkçe karşılık bulmuştur. Yüzme terimlerinde geniş ölçüde dilimizin söz varlığından yararlanılmasında terim sayısının fazlaca olmamasının yanı sıra Türkçe karşılıkların halkın söz dünyasında yer etmiş olmasını da belirtmek gerekir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

yüzme:  

ad yüzmek eylemi.(Konusu: , Kökeni: )

yüzme yeri:  

(B-46) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası yol kenarında yüzme yeri olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yüzüak:  

(t.i. erk.) Dürüst, namuslu, doğru, suçsuz kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yüzük:  

(i.) Makat, anus.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yüzülmez:  

(B-47) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yüzme yeri işaret levhası ile belirtilen yüzülecek kesimin sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yüzünde Sabit İz:  

(permanent scar on the face) Alında saçlı deri sınırı, yanlarda kulak sayvanlarının arka kenarları, altta alt çene kavsi ile sınırlı bölgede tabii görünüşte değişiklik meydana getiren bir izin, ilk bakışta ve büyük bir dikkat sarf etmeden ve belirli bir mesafeden hemen fark edilmesi. Muayene yaralanmadan en az 6 ay sonra, normal bir ışıkta ve 4-5 metre mesafeden yapılır. Çehrede sabit eser.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Yüzünü Yıkamak:  

(f.) Traş olmak, sakal traşı olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yüzyıl:  

bileşik · ad 1. yüz yıl süren zaman bölümü. "Osmanlılar altı yüzyıl egemen yaşadı" 2. içinde yaşanılan zaman, çağ. "Yüzyılımızda bilim çok gelişti" 3. milat başlangıç alınarak yüzer yıllık bölümler durumunda bir zaman birimi olarak numaralanan dönemlerden her biri. "MS II. yüzyılda neler olmuştu?" 4. ayırıcı bir özelliği olan dönem. "Çağımız bilgisayar yüzyılı olmuştur"(Konusu: , Kökeni: )

ZA:  

(za) Oturak, meydan, yer.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

ZA REI:  

(za rei) Oturarak büyük selamlama.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

ZA ZEN:  

(za zen) lotus oturuşuyla zen meditasyonuna hazırlanmak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Zaalaşmak:  

(f.) Cinsel birleşme yapmak, çiftleşmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zabit:  

(a.i. erk.) 1- Askere kumanda eden rütbeli asker. 2- Ticaret gemilerinden, geminin hareketini yöneten idareci. 3- İdare etme gücü olan. (Mecaz): Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zabit:  

(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zade:  

(f.i. erk.) 1- Evlat, oğul. 2- Dürüst, doğru adam. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Zafer:  

(a.i. ka.erk.) 1- Amaca ulaşma, basan. 2- Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Zafer Ergin:  

Dizi Karakteri: Rıza Baba / Rıza Soylu Dizi Adı: Arka Sokaklar. Kanal D'de yayımlanan Türk dram ve polisiye türündeki televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Zafer Partisi:  

Kısa Adı: ZP Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 26.08.2021 Genel Başkanı: Ümit Özdağ Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Sağ İdeoloji: Türk Milliyetçiliği, Göçmen Karşıtlığı NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Zafir:  

(a.i. erk.) Zafer kazanan, üstün gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zagon:  

(bulg.i.) Yasa, kural, yol, yöntem, teamül. Örn:: Bunu bizim Zekerlya Hocaya teslim et. Kısmın zagonunu, Ağa Odasının raconunu iyi belletsin. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zagon:  

(bulg.i. zakon) (arg.) Kural, yol, yöntem, yasa. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Bulgarca)

Zagor:  

Zagor, bir çizgi roman kahramanı. 1961 yılında Mister No'nun da senarist ve çizerleri olan Sergio Bonelli ve Gallieno Ferri tarafından yaratıldı. Zagor, ABD'nin Pennsylvania eyaletinin kuzeyindeki Darkwood adlı düşşel bir ormanda yaşar. Asıl adı Patrick Wilding olan Zagor, henüz küçük bir çocuk iken anne-babası Darkwood yakınındaki evlerine Salomon Kinsky tarafından kışkırtılan Kızılderili Abenaki kabilesinin düzenlediği saldırıda öldürülür. Zagor nehre atlar, bir süre sürüklenir, daha sonra Nathaniel Fitzgeraldson (Fitzy) adındaki bir avcı tarafından farkedilerek kıyıya çıkarılır ve büyütülür. Fitzy ile geçirdiği yıllar boyunca avlanmasını ve balta fırlatmasını öğrenir. Baltalı İlah olarak da bilinen Zagor'un en yakın arkadaşı Çiko'dur. Darkwood'da barışı ve huzuru tesis etmek için bataklığa inşa ettiği kulübesinde yaşar. Kızılderililer tarafından bir yarı tanrı olarak görülür. Ahhhhyaaaakk şeklindeki repliği çok meşhurdur.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Zağanos:  

(yun.i. zaganos) (hayb.) Doğan cinsinden bir av kuşu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Zağar:  

(i. esk.) 1- Muhbir. 2- Hafiye.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zağnos:  

(t.i. erk.) Bir tür doğan kuşu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Zahid:  

(a.i. erk.) Zühd sahibi, şüpheli şeyleri bile terkederek günahtan kaçan, Allah korkusuyla dünya nimetlerinden el çeken (kimse) muttaki.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zahide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zahid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zahir:  

(a.i. erk.) Parlak, parlak yıldız. Allah'ın isimlerindendir. Kur'an-ı Kerim'de Hadid suresi 3. ayette geçer.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zahir:  

(ez-Zahir) “Evrendeki her şeyin apaçık olarak varlığına işaret etmesi, yarattıklarına yardım edip desteklemesi, çok güçlü olup onun gücünün üzerinde güç ve kuvvet olmaması.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “O, Evvel’dir (Kendisinden önce hiçbir varlık yoktur.), Ahir’dir (Kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur.), Zahir’dir (Varlığı aşikar olup her şeyde onun varlığının kanıtı vardır.), Batın’dır (Zatının hakikati gizlidir, akıllar onun özünü kavrayamaz.) O, her şeyi bilendir.” (Kur’an-ı Kerim Hadid suresi 57/3 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zahire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zahir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zahiriye mezhebi:  

Davut b. Ali ez-Zahiri (ö. 270/884)’nin görüşleri çerçevesinde oluşan bir fıkıh mezhebi. Davut ez-Zahiri, önceleri Şafii Mezhebi’nden iken daha sonra bu mezhepten ayrılarak kendi görüşleri çerçevesinde hareket etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim ve hadis metinlerinin zahirleriyle hüküm verdiği için bu adı almıştır. Görüşlerindeki farklılıklarından dolayı Zahiriye Mezhebi İslam hukukçuları tarafından eleştirilmiştir. İçtihadı reddettiği gibi, icmayı da reddeden Zahiriye Mezhebi sadece sahabe icmasını kabul etmiştir. Mezhep, önceleri Bağdat ve civarında yayılmış daha sonraları Kuzey Afrika ve Endülüs’te taraftar bulmuştur. Zahiriye Mezhebi’nin gelişmesine Endülüslü büyük hukukçu İbn Hazm (ö. 1064), katkıda bulunmuştur. Zahiriye Mezhebi, daha sonraki asırlarda, toplumun değişen ve gelişen hukuki ihtiyaçlarına çözüm üretemediği için taraftar bulamamıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

zahit:  

1- Kendini ibadete veren, sürekli ibadet yapan. 2. Şeytanın hile ve tuzaklarına, aşırı istek ve tutkulara karşı durabilen, dünya nimetlerine gereğinden fazla bağlanmayıp kendini Allah’a vermeye gayret eden; bu sayede ahlaken ve ruhen gelişen kimse. Örn:: “Dünyada zahit ol ki Allah seni sevsin, insanların elinde bulunan nimetlere karşı da zahit ol ki insanlar seni sevsin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ZAIRAI NO:  

(zairei no) Geleneksel.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Zaid:  

(a.i. erk.) Artan, artıran. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zaide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zaid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zaik:  

(a.i. erk.) Tad alan, tadıcı, tadan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zaika:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zaik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zaim:  

(a.i. erk.) 1- Kefil. 2- Prenses, şef.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zaime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zaim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zaire:  

Zaire, 1971 yılından 1997 yılına kadar bugünkü Kongo DC sınırları içerisinde kurulan devlet. Afrika kıtasında bulunan öncel devleti Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde darbe sonucu gerçekleştirilen yönetim değişikliği ile oluşturulan ve tek partili otoriter bir devlet konumuna bürünen Zaire mevcudiyetini günümüzde de ardılı olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti tekrar kurulana dek sürdürmüştür. Zaire ülkenin 1960 yılında elde ettiği bağımsızlık sonrası aldığı üçüncü isim olmuş, bağımsızlığına Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Kinşasa) ismi ile kavuşan ülke, komşu ülke Kongo Cumhuriyeti (Kongo-Brazzaville) ile karıştırılmamak adına 1964 yılında ismini Kongo Demokratik Cumhuriyeti yapmış, 1971 yılında ise yapılan son değişiklik ile Zaire ismini almıştır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Zakir:  

(a.i. erk.) Zikreden, ,anan. Allah'ı gerektiği gibi teşbih ve tehmid eden. Kur'an'ı öğüt verici, gerçek bir zikir olarak gören.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp