MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Bursa:

Bursa'da Gezilecek Yerler: Bursa Ulu Camii, Yeşil Türbe, Gölyazı Bursa, Misi Köyü, Hünkar Köşkü Müzesi, Uludağ Kayak Merkezi ve Milli Parkı, Bursa Saat Kulesi (Tophane), Bursa Fetih Kapısı, Üftade Camii, Tümbüldek Kaplıcası, Aziz Tryphonos Kilisesi, Kırgızlar Türbesi, Koimesis Kilisesi, Muradiye Külliyesi, Yıldırım Beyazıt Külliyesi, Bursa Kent Müzesi, Emir Sultan Camii, Oylat Vadisi (İnegöl), Tirilye Evleri, Mudanya Kemerli Kilise, Hilmiye Köyü (İnegöl), Oylat Pazarı (İnegöl), Merinos Parkı, Geruş Sinagogu (Osmangazi), Bursa Botanik Park, Reşat Oyal Parkı, Ayvaini Mağarası, Bursa Koza Han, Ağlayan Çınar, Yenişehir Şemaki Evi Müzesi, Keramet Kaplıcaları, İznik Kalesi, Softaboğan Şelalesi, Oylat Şelalesi, Saitabat Şelalesi, İznik Gölü, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi, Dalyan Gölü, İnegöl Ormanları, Sansarak Kanyonu, Ulubat Gölü, Oylat Mağarası, Mudanya Hasanpaşa Hamamı, Mudanya Zeytinbağı Taş Mektep, Mudanya Zeytinbağı Dündar evi, Mudanya Zeytinbağı Fatih Cami, Mudanya Kumyaka Taxiarchoi Kilisesi, Mudanya Dereköy Kilisesi, Mudanya Apostoloi Kilisesi, Mudanya Şehitler Anıtı, Mudanya Tahir Paşa Konağı, Mudanya Rum Mahallesi, Bursa Yeşil Camii, Hamzabey-Kara Mustafa Paşa-Şehzade Mahmut-Hatuniye-Orhan Gazi- Osman Gazi-Emir Sultan-Yıldırım Türbeleri, Bursa Cumalıkızık Köyü ve Evleri, Cumalıkızık Etnoğrafya Müzesi, Mudanya Mütareke Evi, Bursa Arkeoloji Müzesi, Ördekli Hamamı, Bursa Kapalı Çarşı, Karagöz ve Hacivat Mezarı (Bursa-Çekirge).

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Atavizm:  

(fr.i. atavisme) (ant.) Atacılık. Organizmalarda evrimsel gelişim süresince ortadan kalkan bazı özelliklerin tekrar görülmesi at yavruları yeni doğduklarında bazen görülen beş parmaklılık gibi.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Atavizm:  

(fr.i. atavisme) Atalara benzeme durumu, atalardaki bâzı özelliklerin torunlarda ortaya çıkması, atacılık, ceddâniyet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atay:  

(t.i. erk.) Bilinen, tanınmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atazagorafobi:  

(ing.i. athazagoraphobia) unutmaktan, unutulmaktan, dışlanmaktan ve ihmal edilmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

ATE:  

(ate) Hedef, amaç, vuruş.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Atefobi:  

(ing.i. atephobia) harabe, ya da harabelerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

ateh:  

1- Bunama, aklın zayıflayıp eksilmesi, bir şeye düşkün olma. 2- Bunamaya bağlı olarak kişinin hukuki tasarruflarına belirli sınırlamalar getiren ehliyet eksikliği. Fıkıhta, bunayan insanlara matuh denir. Bu kişilerin alım, satım, kira, emanet ve ödünç verme gibi hukuki davranışları kayıt altına alınır ve aleyhlerine olan meselelerde kanuni temsilcilerine yetki verilir. İbadet konularında ise benimsenen görüşe göre matuh kimseler, mümeyyiz küçük çocuk hükmündedirler; mükellef değildirler. Bazı fıkıh bilginleri ise ibadet konularında matuh kimsenin sorumlu olduğunu söylemişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ateist:  

Tanrıtanımaz, mülhit, ateizm görüşünü benimseyen.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ateist:  

(fr.sf. ve i. athéiste < Yun.) (fels.) Allah’ın varlığını inkâr eden kimse, Allahsız, Tanrı tanımaz, mülhit.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Ateizm:  

(fr.i. atheisme) (fel.) Düşünce Akımı. Tanrıtanımazlık. Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları ve dinleri reddeden; doğruluğuna inanılan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

ateizm:  

Tanrıtanımazlık. Kâinatta bir yaratıcı güce inanmayan felsefi bir ekol. Ateizmi benimseyenler; Allah’ı, ruhu ve ahiret hayatını inkâr ederlerken evrenin de tesadüfen meydana geldiği görüşünü savunurlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ateizm:  

(fr.i. athéisme < Yun.) (fels.) Allahsızlık, Tanrı tanımazlık, inkârcılık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Ateizm:  

Ateizm, tanrı veya tanrıların varlığına dair inanç yokluğudur. Bu düşünceye sahip olanlara ateist denir. Ateistler, bazı kurumlar ve kişiler tarafından "tanrıtanımaz" olarak isimlendirilse de, bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından uygun görülmez. Ateizm inanç koşullanmalarını, hayalî yaratıkları ve olayları reddeder. Ateist bakış açısıyla tanrının yanı sıra tüm metafizik inançlar ve tüm ruhanî varlıklar da reddedilir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Atellan Komedyası:  

(Lat. fabula atellana) Romalıların, edebiyat yanı ağır basan komedya türü; Atella kentinde ortaya çıkmıştır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Atelofobi:  

(ing.i. atelophobia) mükemmel olamamaktan, kusurlu olmaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Atelye:  

(fr.i. atelier) (bkz:: Atölye)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atemer:  

(t.i.erk.) "Atam yiğittir" anlamında kullanılan bir ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Aterina:  

(yun.i. atherina) (hayb.) Gümüşbalığıgillerden, sıcak ve ılıman denizlerde yaşayan, boyu 15-16 cm yi geçmeyen, gövdesi füze biçiminde, beyaza yakın gümüş renginde, eti lezzetli bir balık. Gümüş balığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Ateroskleroz:  

(arteriosclerosis) Atardamar duvarlarının esnekliğini kaybetmek üzere sertleşip kalınlaşması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

ateş:  

ad 1. odun, kömür, ot vb. gibi yanıcı nesnelerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık. "Su ateşi söndürür" 2. tutuşup yanmakta olan nesne. "Ocakta ateş kalmamış" 3. pişirme, ısıtma gibi işlerin yapıldığı yer ya da araç, ocak. "Yemeği ateşe koy da pişedursun" 4. patlayıcı silahlarların kullanılması, atılması, sıkılması. "Tüfek ateşi uzaktan geliyordu" 5. vücut ısısı ya da vücudun olağanı aşan ısısı.(Konusu: , Kökeni: Farsca)

ateş:  

(ünl.) ateş edilmesi için verilen komut.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Ateş Gecesi:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Reşat Nuri GÜNTEKİN Kitabın Konusu: Murat bey'in İstanbul’dan Milas’a sürgün gönderilmesiyle başlayan yarı acı yarı tatlı günlerine bir de, önceleri karşılıksız fakat çabaları sonucunda, karşılıklı büyük yeni bir aşkın doğmasını anlatıyor. Kitabın Ana Fikri: Birbirini seven insanların er ya da geç, tüm zorluklara rağmen kavuşup mutlu olabileceğini ve bunun onlar için belki de daha hayırlı olacağından bahsediyor. Karakterler: Stematula, Afife, Selim bey, Vardar Dudu, (Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Ateşbaz:  

Körm. O.) Osmanlılarda, şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan, ya da ateşle hüner gösteren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

ateşgede:  

1- Ateş yanan yer. 2- Eski İran’da ateşe tapanların, Mecusilik inancına sahip olanların ateş yaktıkları tapınak. Mecusiler ateşi kutsal kabul ederler ve tapınaklarında ateşi hiç söndürmezlerdi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ateşlenmek:  

nesnesiz (nesne almayan) eylem 1. ateş alması sağlanmak, tutuşturulmak, yakılmak. 2. (ateşli silah) patlatılmak, sıkılmak. 3. vücut ısısı artmak, ateşi çıkmak. "Çocuk bugün biraz ateşlendi" 4. MEC. coşkulu bir durum almak, kızışmak, şiddetlenmek. "Kavga iyice ateşlenmişti, kaçtık"(Konusu: , Kökeni: )

ateşli:  

sıfat 1. içinde ateş bulunan, ateşi olan. "Ocak henüz ateşliydi, ateşi söndürdük" 2. vücut ısısı yükselmiş, artmış olan, ateşi bulunan. "Ateşli çocuk sokağa bırakılmaz" 3. MEC. taşkın duygularla dolu, coşkun, coşkulu. "Ateşli bir tartışmaya tanık olduk" 4. MEC. cinsel istekleri güçlü olan. "Kız çok ateşliydi"(Konusu: , Kökeni: )

ateşperest:  

(bkz:: Mecusi) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ateşten Gömlek:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Halide Edip ADIVAR Kitabın Konusu: Anadolu'da, İzmirli Ayşe etrafında, önce çetelerle başlayan, sonra düzenli ordu ile devam eden ve zaferle sonuçlanan Türk Kurtuluş savaşının hikâyesi anlatılır. Kitabın Ana Fikri: Hem vatanın içinde bulunduğu felâketi hem de bu felaketi yaşayan; aşkları, ihtirasları, kıskançlıkları ve vazifeleri arasında kalan insanların ruh çatışmalarını da ifade etmektedir. Karakterler: Peyami, Cemal, Ayşe, İhsan, Mehmet Çavuş, Kezban.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Atıcılık:  

Ateşli silahların icadı ile beraber başladığı tahmin edilen atıcılık ile ilgili ilk yarışmalar 15.yüzyılda Almanya’da yapılmıştır.Đlk olimpiyatlarda da yer alan atıcılık sporu 20.yüzyılın başlarından itibaren gelişmeye başladı.Bu spor dalı bize insanlara zarar vermeden ateşli veya benzeri silahların spor,taktik,beceri düzeyinde faydalı kullanılabileceğini ortaya koymuştur.Atıcılık terimleri içerisinde Türkçe olanlarında oranca fazlalık görülmektedir.Đki temel atıcılık türü olan trap ve skeet terimleri ise kalıplaşmış niteliği,yaygınlığı ve Türk dilinde tek kelime ile icra edilmeyişi yönüyle aynen korunmuştur ki terim gibi kalıplaşmaya elverişli bir sahada bu tercih yanlış görülmemelidir. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atıf:  

(a.i. erk.) 1- Çevirme, meylettirme, imale. 2- Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3- Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4- Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5- Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (-İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulundu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Atıf Baba:  

(d. a. atf'tan atıf, yönelen dayanan) Erkeklik organı, penis. (bkz:: Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Atıf Kaptan:  

Atıf TERZİOĞLU (d:1908; ö:1977)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Atıf Yılmaz:  

Atıf Yılmaz BATIBEKİ (d:1926; ö:2006)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Atıfa:  

(a.i. ka.) (bkz: Atıf)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Atıfet:  

(a.i. ka.) 1- Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh, meyi. 2- Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, ihsan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

atık:  

sıfat 1. kullanıldıktan sonra atılan ve genellikle sanayide, kullanım dışı kalmış, atılan her türlü madde. "Sanayi atıkları kirlenmeye yol açıyor" 2. KİMYA TERİMİ kimyasal bir işlemden sonra arta kalan. "Süzmeden sonra süzme kâğıdında kalanlar bir atıktır"(Konusu: , Kökeni: )

Atıl:  

(t.i. erk.) Girişken ol, ilerlemek için çaba göster.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atılay:  

(t.i. erk.) 1- Ünlü, namlı, şöhretli. 2- Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atılgan:  

(t.i. erk.) 1- Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atılan. 2- Karşı çıkan, çekinmesi olmayan, cüretkar. 3- Hevesli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atılım Duruşu (Öne -Arkaya-Yana):  

(Cimnastik Ter.) Türlü cimnastik alıştırmalarına temel olan bir başlama duruşu; türlü yönlere adım duruşlarında, gövdenin bükülü bacak üzerine eğilmesi ve gergin bacakla bir doğrultuya getirilmesiyle vücut ağırlığının o yöne aktarılması.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atım:  

(i.) Erkek adam.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Atım hacmi:  

Kalbin her sistolünden sisteme yollanan kan miktarı.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )

Atım Volümü:  

(Biy.Sp.Ter.) Kalbin kasılması sonrasında sol karıncığın pompaladığı kan miktarı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atış:  

(gnl.ter.) Sayı yapmak veya topu oyuna sokma amacıyla yapılan vuruş, eylem. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atış:  

(Halter Ter.) Bar omuzlar üzerinde dururken dizlerden esnetme hareketi ile bara hareket kazandırarak göğüsten yukarı doğru kaldırma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atış Çemberi:  

(Atletizm Ter.) Çekiç, gülle ve disk atmada atıcıların vücudunun çember dışına değmesinin yasak olduğu ve atış yaptıkları daire.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atiçifobi:  

(ing.i. atychiphobia) başaramama korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Atik:  

(a.i. erk.) 1- Sırtın üst kısmı. 2- Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3- Eski, kadim, kühen, dirin. 4- Azatlı, hür. 5- Güzel genç kız. 6- Çok hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7- Asil. 8- Hz. Ebubekir'in lakabı. Pey¬gamber (s.a.s)'in "Sen ateşten kurtulmuş kimsesin" müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

atik:  

sıfat çabuk hareket eden, çevik.(Konusu: , Kökeni: )

atik:  

ESKİMİŞTİR sıfat eski zamanla ilgili, eski. Köken Arapça(Konusu: , Kökeni: arapça)

Atike:  

(a.i. ka.) (bkz:: Atik) Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr'ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine'ye hicret edenler arasındadır. Hz. Ebubekir'in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Taif te şehid olunca Hz. Ömer'le O şehid edilince Zübeyr b. el-Avvam ile, o da şehid edilince Hz. Hüseyin ile evlendi. Ve Hz. Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Atilla:  

(t.i. erk.) 1- Büyük, ünlü. 2- Babacık. 3- Savaşçı, fatih. 4- Hun Türklerinin büyük imparatoru. (400-453)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atilla Arcan:  

Atilla GÜRSES (d:1945; ö:2015)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Atilla Olgaç:  

Dizi Karakteri: Kılıç Dizi Adı: Kurtlar Vadisi. Osman Sınav'ın yarattığı Türkiye'nin politik konularını ele alan Türk film ve dizi serisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Atina:  

Atina; Yunanistan'ın başkenti ve yaklaşık 4 milyon kişilik nüfusuyla en büyük şehridir. Eski Yunan medeniyetinin de merkezi olan şehir tepelerle çevrilidir ve yalnız batı kısmı açıktır. Limanı olan Pire'ye 7 kilometre uzaklıktadır. Kozmopolit ve modern bir şehir olan Atina, antik çağlarda da önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. İsmi, koruyucusu olan savaş tanrıçası Athena'dan gelmektedir. 1896 ve 2004 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yapmıştır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Atiye:  

(a.i. ka.) 1- Bağış, bahşiş, ihsan. Hediye. 2- Gelecek, istikbal.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Atkestanesi:  

(hindkestanesi) Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Faydası:: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Atkın:  

(t.i. erk.) Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atkuyruğu:  

(zemberekotu) Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Faydası:: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Atlama:  

(Atletizm Ter.) Bir hareketi yapmak üzere bulunulan noktadan sıçrayarak veya yükselerek daha uzağa, daha yükseğe sıçrama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlama Beygiri:  

(Cimnastik Ter.) Cimnastikte kullanılan bir çeşit alet. Erkeklerde 1.35 m. bayanlarda 1.10 m. yükseklikte ve bunlar üzerine tutturulmuş, yumuşak yüzeyli, deri kaplı kutu biçiminde bir gövdeden oluşan, erkekler uzunlamasına, bayanlar enlemesine kullanılan alet.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlama Çatkısı:  

(Atletizm Ter.) Yüksek atlamada kullanılan çıtalı atlama aracı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlama Havuzu:  

(Atletizm Ter.) Atlama yarışlarında atletin atlayıştan sonra düştüğü kum veya plastik köpükle dolu havuz.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlamak:  

(Bir şeyi birisine) Vermek. Örn:: Bir çıkıntı atla abi. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

atlamak:  

1. sıçrayarak, yüksek bir şeyin üzerinden aşmak. \"Çocuk, duvardan atlamak için hız aldı\" 2. bir engeli, üstünden aşarak geçmek. \"Taşlardan atlamak zor oldu\" 3. –DEN; –E yüksek bir yerden daha alçak bir yere, ayaküstü düşecek bir biçimde kendini bırakmak. \"Bir taşa çıkıp denize atlamak istemişti\" 4. binmek. \"Bir ata atlayıp sürdü\" 5. okuma, sayı sayma, yazı yazma gibi işlerde kimi bölümleri bırakarak geçmek. \"İki sözcüğü atlamak istedim, baktım anlam bozuldu\" 6. dizgide, kimi sözcük, cümle ya da paragrafı bilmeyerek, yanlışlıkla dizmemiş olmak. \"Dizgici, üç cümleyi atlamış\" 7. (basında) önemli bir haberi ya da kimi önemli haberleri kaçırmak. \"Bugün üç haber atlamışız\" 8. MEC. geçmek. \"Çocuk çalıştı, iki sınıf birden atladı\" 9. MEC. aldanmak, yanılmak. \"Çok titiz olduğu halde bu konuda atladı\" 10. atlayarak. \"Çocuk atlaya zıplaya gidiyordu\" 11. MEC. isteye isteye, isteyerek, sevinerek. \"Öyle bir yapar ki hem de atlaya zıplaya!\"(Konusu: , Kökeni: )

Atlamalar:  

(Atletizm Ter.) Uzun atlama, yüksek atlama, üç adım atlama, sırıkla yüksek atlamadan oluşan atletizm yarışları. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlan:  

(t.i. erk.) Ata bin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atlantik:  

(fr.özel i.) Atlas Okyanusu veya Atlantik, Büyük Okyanus'tan sonraki en büyük ikinci okyanustur. Bir zamanlar tek parça olan ana kıtanın bölünmesiyle oluşmuştur. Avrupa ile Afrika'yı Amerika'dan ayıran okyanus.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atlas:  

(t.i. erk.) 1- Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2- Düz, havasız, tüysüz. 3- Büyük harita. 4- Atlas okyanusu. 5- Kuzey Afrika'da Fas, Cezayir'i geçerek Tunus Körfezi'ne kadar uzanan sıradağlara verilen ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atlas:  

(fr.i. atlas) [Eski Yunan mitolojisine göre gökyüzünü taşıyan Atlas isimli devin adından] 1- Dünyâya, bir bölgeye veya memlekete âit coğrafya haritalarını bir araya toplayan dergi. 2- Herhangi bir ilim koluna âit olup bir araya getirilmiş harita, levha ve tablolar. 3- (gövb.) Boyun omurlarının üstten birincisi. Atlas kemiği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atlas Okyanusu:  

Atlas Okyanusu veya Atlantik Okyanusu, 106.460.000 km2 yüzölçümü ile Dünya'nın en büyük ikinci okyanusudur. Dünya yüzeyinin yaklaşık %20'sini ve Dünya'nın su yüzeyinin yaklaşık %29'unu kaplar. Bir zamanlar tek parça olan ana kıtanın bölünmesiyle oluşmuştur. Avrupa ve Afrika'yı Amerika'dan ayırır. Avrupalı bakış açısıyla "Eski Dünya"yı "Yeni Dünya"dan ayırdığı kabul edilir. Doğusunda Avrasya ve Afrika, batısında Amerika (kuzey ve güney) bulunur.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Atlasçiçeği:  

(fr.birl. i.) İki çenekliler sınıfından, yaprakları yayvan ve dikenli, kış aylarında kırmızı ve parlak çiçekler açan kaktüs cinsinden bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atlasçiçeğigiller:  

(fr.birl.i.) İki çenekliler sınıfından, sıcak ve kurak yerlerde, çöllerde yetişen, gövdesindeki su sâyesinde kuraklığa çok dayanıklı, yaprakları ve gövdesi etli ve dikenli, firavun inciri, bektâşî külâhı, atlas çiçeği gibi bir çok türü içine alan bitki familyası, kaktüsgiller.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atlaya Atlaya:  

NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Atlet:  

(Atletizm Ter.) Atletizm sporcusu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atlet:  

(fr.i. athlète < Lat. < Yun.) 1- Atletizm dalında spor yapan kimse. 2- (Atlet fanilası’ndan kısaltma yoluyle) Yaka kısmının ön ve arkası yanlara doğru çok açık, kolsuz, pamuklu erkek fanilası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atletik:  

(fr.sf. athlétique) 1- Atlet gibi, atlete yakışır tarzda, atlet yapısında. 2- (Atlet fanilası’ndan kısaltma yoluyle) Atletlerle, atletizmle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atletik Sporlar:  

(Atletizm Ter.) Atletizm, jimnastik gibi sporlara verilen ad. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atletizm:  

(fr.i. athletisme) (spor) Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporların genel adı.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Atletizm:  

Atletizm tüm spor branşlarının temeli sayılmaktadır.Birçok spor branşı atletizm unsurlarını içinde barındırır.Đnsan gücüne dayalı ilk spor dalı olmasının yanı sıra çalışma,yetenek,taktik gibi unsurları içinde barındırması atletizmi önemli kılmıştır.Bu eski spor dalındaki terimlere dilimizde yeterince karşılık bulunmuştur.Dolayısıyla sayıca fazla olan atletizm terimleri aşağıda çoğunluğu Türkçe olarak sunulmuştur.Düzenli sporların başlangıcı olan atletizm insanoğlunun başlangıçtaki temel gereksinimleri koşma,atlama ve atma unsurlarını içinde barındırır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atletizm:  

(fr.i. athlétisme) İnsanın beden gücünü geliştirmeye yarayan, zaman, mesâfe ve yüksekliğe göre değerlendirilen koşu, atma, atlama vb. vücut hareketlerinin bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

atlı:  

sıfat 1. ata binilerek yapılan. "Çiftlikte sık sık atlı gezintiler olurdu" 2. ad ata binen kimse. "Karşıdan bir atlı geliyordu" Benzer: süvari(Konusu: , Kökeni: )

Atlıhan:  

(t.i. erk.) Ata binmiş süvari. Birleşik isim. Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Atma Alanı:  

(Atletizm Ter.) Disk, çekiç, gülle atışlarının yapıldığı çevresi metalle kaplı sert tabanlı yumuşak alan. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atmak:  

(f.) 1- Yalan derecesinde abartarak konuşmak yalan söylemek. Örn:: Büyük ceddim filan adem diye başlar asaletten Atar attıkça dördüncü dahihalt kelam eyler.(Şair Eşref, gazel) 2- (Yumruk tokat sille) Vurmak. Örn:: -Bana bak dedi. Bir tane atarsam suratına. -At anam at, yavrum at bir tanem. (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı) 3- (Yakın ilişkide bulunulan birisini) Baş başa olunacak bir yere götürmek. Örn:: El oğlu sevgilisini lüks otellere atar sen varlıklı bir kadınsın ama ben seni o eve atacağım. (Füsun Erbulak, 60 Günlük Bir Şey) 4- Bir tek içki içmek içkiden bir yudum almak. Örn:: Geceyi gündüze her dem katalım Atalım yan yana zevke bakalım. (Selanikli Ahmed Bey, curcuna-şarkı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Atmalar:  

(Atletizm Ter.) Disk atma, cirit atma, gülle atma, çekiç atmadan oluşan atletizm yarışları. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Atmasyon:  

(t.i. atmak, fr. sonekten n.) Uydurma, yalan. Örnek:: Atmasyon. Cevdet bunları kovboy dergilerinde okumuştur. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

atmık:  

(i.) erkeklerin cinsel organlarından salgılanan, içinde göze bulunan madde.(Konusu: , Kökeni: )

atmoloji:  

(ing.i. atmology) doğa olay bilimi. doğa olaylarını araştıran bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Atmosfer:  

(fr.i. atmosphère < Yun.) (gökb.) 1- Yer yüzünü çepeçevre saran gaz tabakası, hava küresi, havâ-yı nesîmî. 2- Herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz küresi. 3- (fiz.) Basınç birimi. [Deniz seviyesinde 0°C’ta 76 santim yükseklikte bir civa sütûnunun 1 cm2 alan üzerine yaptığı 1.033 kiloluk basınç 1 atmosferdir] 4 (mec.) Bir yerin hissedilecek derecede olan ve insana tesir eden mânevî havası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atmosferik:  

(fr.sf. atmosphérique) (gökb.) Atmosferle ilgili, cevvi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atol:  

(fr.i. atoll < İng.) [Maldiv adalarındaki yerlilerin dilinden] Su sıcaklığı 25 – 30°C arasında olan tropikal denizlerde mercanların bir araya toplanması ile meydana gelen halka biçimindeki mercan adacığı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom:  

(fr.i. i. atome < Yun.) Bir elementin, kimyasal reaksiyonlara giren proton ve nötronların meydana getirdiği bir çekirdekle onun etrâfında dönen elektronlardan ibâret olan en küçük parçası, cevher-i ferd, cüz-i ferd.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Ağırlığı:  

Kimyasal bir elementin bir atomunun ortalama ağırlığını gösteren sayı. [Bu sayılar oksijen atomunun ağırlığı 16 kabul edilerek belirlenmiştir](Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Bombası:  

Enerjisini atom çekirdeklerinin parçalanmasından alan, tahrip gücü çok yüksek bomba.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Çağı:  

Atomun kontrollü olarak parçalandığı ve atom enerjisinin insanlığın hizmetine girdiği târihten (XX. yüzyılın ikinci yarısı) başlayan ve maddî medeniyetin en ileri devresi olarak kabul edilen çağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Çekirdeği:  

Atomun, etrâfında elektronların dolaştığı proton ve nötronlardan meydana gelen pozitif elektrik yüklü merkez kısmı. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Denizaltısı:  

Atom enerjisiyle işleyen deniz altı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Enerjisi:  

Atomların parçalanması veya birleşmesi sonunda madde kaybı sebebiyle açığa çıkan enerji, nükleer enerji. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Atom Karınca:  

Atom Karınca (İngilizce: Atom Ant) William Hanna ve Joseph Barbera tarafından 1965 yılında yaratılan çizgi film karakteri ve aynı adlı serinin adı. Atom Karınca şehir halinde bir karınca kolonisinde yaşamakta ve kötülerle mücadele ederken uçabilmektedir. Atom Karınca, şehrin polisi ile işbirliği içindedir. REPLİĞİ: Atom karınca geliyoooor! ("Up and at 'em, Atom Ant!".) şeklinde bağırarak kötüleri yakalar ve maceralarına devam ederdi.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

WhatsApp