MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Torpil:

(ita.i. torpilla'dan) 1- Birisini bir konuda bir işte kayıran, arka çıkan, ona iltimas Torpil yapan kimse 2- Kayırma, iltimas. 3- (Öğrenci için) Kopya. 4- Yalan söz, haber.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Avitaminoz:  

(fr.i.) (tıp) Vitamin eksikliği, vitaminsizlik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Avizo:  

(isp.i. avviso) Gözcü kollayıcı haberci. (bkz:: Erkete)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Avlofobi:  

(ing.i. aulophobia) flüt ve benzeri enstrümanlardan korkma. bu korku yüzünden nefes alma zorluğu, hızlı kalp atışları gibi problemler yaşanabilir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Avlu:  

(yun.i. avli) [Ar. ḥavl “etraf, çevre” veya Türk. ağıl ile birleştirilmesi yanlıştır] Bir binânın ortasında, yanında veya çevresinde bulunan üstü açık, etrâfı duvar, çit vb. ile çevrili yer, hayat. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Avni:  

(a.i. erk.) 1- Yardımla ilgili, yardıma ait. 2- Fatih Sultan Mehmed'in şiirde kullandığı mahlas.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Avniye:  

(a.i. ka.) 1- Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2- Yardım etmiş. Yardımla ilgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Avnullah:  

(a.i. erk.) Allah'ın yardımı. Birleşik isim.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Avokado:  

(ing.i avokado < İsp.) [Orta Amerika Aztekçesi’nden] Tropikal bölgelerde yetişen, armut biçiminde, büyük ve tek tohumlu, kalın kabuğu sarımsı, yeşil veya siyaha çalar koyu mor renkli, salatalarda da kullanılan yumuşak, etli meyve.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Avrasya:  

(özel i.) (Avrupa ve Asya anakaralarının adından) (coğ.) Avrupa ve Asya kıtalarının oluşturduğu bütüne verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Avrasya:  

Avrasya, Avrupa ile Asya'yı kapsayan coğrafi bölgeye verilen isim. Avrasya kelimesi, Avrupa ile Asya (yani avr ile asya) sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Yerkürenin en büyük kıtasıdır. Dünya karalarının %36,2'sini oluşturur. 5 milyardan fazla nüfusu ile dünya nüfusunun %70'ini barındırır. Dünyanın en yüksek noktası Everest Tepesi, karaların en alçak noktası Ölü Deniz (Lut Gölü), en derin göl Baykal, en nemli alan Çerapunçi Avrasya kıtasında yer alır. Avrasya, batıdan Atlas Okyanusu, doğudan Pasifik Okyanusu, kuzeyden Arktik Okyanusu, güneyden Hint Okyanusu ile çevrilidir. İnsanların 60.000 ile 120.000 yıl önce kıtaya yerleştiği kabul edilir. Büyük Britanya, İzlanda, İrlanda, Japonya, Filipinler ve Endonezya gibi adalar Avrasya tanımına dahildir. Avrupa Asya sınırı eskiden Marmara Denizi ve Karadeniz kabul edilirken bugün Ural Dağları ve Kafkaslar sınır kabul edilir. Süveyş Kanalı Afrika ile Avrasya'yı birbirinden ayırır. Bazen bu üç kıta Afrika-Avrasya kıtası olarak bir bütün olarak değerlendirilir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Avrasya Partisi:  

Kısa Adı: AAP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 09.05.2002 Genel Başkanı: Kurucusu; Hüsnü Doğan Sona Eriş Tarihi: 14.12.2002 Sona Eriş Nedeni: Kurucular Kurulu kararıyla feshedildi. Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: Liberalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

avret:  

1- Edep yeri, ut yeri, örtülmesi gereken gizli şey. 2- İnsan bedeninde gösterilmesi ve görülmesi haram olan yerler. Örn:: “Ey Ali! Ölünün de dirinin de avretine bakma.” (Hadis) Namazda veya namaz dışında örtülmesi farz olan yerler. İslam’a göre, erginliğe ulaşmış, akıllı erkek ve kadın Müslümanların “avret mahalli” denilen yerlerini örtmeleri farzdır. Fıkıhta, kadınların avret yerleri el, yüz ve ayakları dışındaki bütün vücutlarıdır. Erkeklerinki ise diz kapaklarından göbek üstüne kadar olan yerleridir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Avrofobi:  

(ing.i. aurophobia) altın korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Avrorafobi:  

(ing.i. auroraphobia) kuzey ışıklarından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Avrupa:  

(ita. özel i. İtal. Europa < Yun.) 1- Dünyânın kuzey yarı küresinde Ural dağları ile Atlas Okyanusu arasında kalan, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in güneyden çevrelediği kara parçası. 2- (teşmil.) Avrupalılar, Avrupa milletleri. 3- (sf.) (teşmil.) Avrupa malı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupa Kıtası:  

Avrupa, Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusunda bulunan, yarımada şeklindeki kıta. Dünyanın en küçük ikinci kıtasıdır. Sınırları içinde 64 ülke barındırır. Avrupa kıtası dünyanın en büyük 6. kıtasıdır. Avrupa’nın büyüklüğü 10,180,000 km²’dir. 746,419,440 kişi Avrupa topraklarında yaşamaktadır. Bu insanlar 50 ülkeye dağılmış şekildedir. KITALAR: 1- Asya Kıtası 2- Avrupa Kıtası 3- Afrika Kıtası 4- Güney Amerika Kıtası 5- Kuzey Amerika Kıtası 6-Avustralya Kıtası 7- Antarktika Kıtası(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Avrupa Stili:  

(Atletizm Ter.) Kuvvetli kol hareketine dayanan yürüyüş stili. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Avrupa vâri:  

(ita.fars.sf. ve zf.) (Fars. -vārі ekiyle) Avrupa tarzında, Avrupalı gibi, Avrupa’nın kültür ve sosyal hayâtına uygun şekilde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupa-kârî:  

(ita.fars.sf.) (Fars. -kārі ekiyle) Avrupa işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupai:  

(ita.sf.) (Avrupa ve nispet eki -і ile) Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı gibi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupailik:  

(ita.i.) Avrupalılar gibi olma, Avrupalılar gibi yaşama, düşünme, davranma durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupalı:  

(ita.t.sf. ve i.) 1- Avrupa halkından olan. (kimse) 2- (teşmil.) Avrupa medeniyetini benimsemiş olan (kimse), batılı, garplı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avrupalılaşmak:  

(it.geçişsiz f. < Avrupalı+laş-mak) Avrupalılar’ın düşünüş ve yaşayış tarzını benimsemek, onlar gibi düşünüp yaşamak, batılılaşmak, garplılaşmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avşar:  

(t.i. ka.) Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulması ve yakındoğu'nun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Avuçiçi:  

(Tekvando Ter.) Palmok.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Avukat:  

(ita.i avvocato < Lat.) 1- Mesleği hukūkî işlerde ücret karşılığı yol göstermek, hakkı savunmak olan, kendisine kānûnen savunma hakkı tanınmış kimse. 2- (teşmil.) (mec.) Üstüne vazîfe olmadığı halde başkasını savunmada gayretkeşlik gösteren kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avukatlık:  

(İta.t.i. avvocato < Lat) Avukatın yaptığı iş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Avulsiyon:  

(avulsion) Burarak koparma veya ayırma.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Avustralya:  

Resmi Tam Adı: Avustralya Milletler Topluluğu İngilizce Tam Adı: Commonwealth of Australia(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Avustralya:  

Yer Aldığı Kıta: Okyanusya Kıtası'nda, Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Avustralya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 1 Ocak 1901 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır. Denizaşırı Toprakları: Ashmore ve Cartier Adaları, Avustralya Antarktika Bölgesi, Christmas Adası, (Keeling) Cocos Adaları, Mercan Denizi Adaları, Heard Adası ve Mc Donald Adaları, Norfolk Adası.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Avustralya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Parlamenter Monarşi. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Avustralya:  

İdari Yapısı: 6 Eyalet ve Şehirleri: 1- Batı Avustralya; (Perth (Başkent), Albany, Broome, Bunbury, Geraldton, Fremantle, Kalgoorlie, Mandurah, Port Hedland 2- Güney Avustralya; (Adelaide (Başkent)) 3- Queensland; Brisbane, Gold Coast 4- Tasmanya; Hobart (Başkent) 5- Yeni Güney Galler; Sidney, Cessnock, Coffs Harbour, Kanberra 6- Victoria; Melbourne (Başkent) 2 Bölge: 1- Avustralya Başkent Bölgesi; Canberra (Ülke başkenti) 2- Kuzey Toprakları; Darwin, Alice Springs(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Avustralya:  

Başkenti: Kanberra (ing: Canberra)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Avustralya:  

Komşuları: Endonezya, Doğu Timor, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Vanuatu, Yeni Kaledonya ve Yeni Zelanda ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Avustralya:  

Resmi Dili: İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Avustralya:  

Para Birimi: Avustralya Doları Para Birimi Kodu: AUD NOT: 1966 yılından itibaren Avustralya'nın para birimidir. Ayrıca Christmas Adası, Cocos Adaları, Norfolk Adası ve bağımsız Pasifik Ada ülkeleri Kiribati, Nauru ve Tuvalu'nun para birimidir. Genelde dolar işaretiyle ($) kısaltılır. Alternatif olarak A$ veya $A, $AU veya AU$ yazılarak diğer dolar para birimlerinden ayırt edilir.(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Avustralya:  

Plaka Kod: AUS (1954 yılından beri)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Avustralya:  

Tel. Kodu: +61 Bölge 6 – Güneydoğu Asya ve Okyanusya Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Avustralya:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Avustralya:  

Avustralya Bayrağı: Şekli ve tasarımı İngiliz ve Avustralya hükümetlerince onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Şu anki şekline 1934'te kavuşmuş ve 1954'te yasal olarak Avustralya bayrağı olarak tanınmıştır. Bayrak, mavi tabanlıdır. Üst köşesinde Birleşik Krallık bayrağı, ve etrafında da biri diğerlerinden daha iri olan 5 adet yedi köşeli yıldız ve bir tane de 5 köşeli (en küçükleri) yıldız vardır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Avustralya:  

Milli Marşı: "Advance Australia Fair" (Türkçe: "İleri, güzel, mutlu Avustralya") 1984 yılından bu yana Avustralya millî marşıdır. Marşın bestesi 19. yüzyılda Peter Dodds McCormick tarafından bestelenmiştir ve ilk sunumu 1878'de yapılmıştır. Avustralya'nın kendi millî marşı olmadan önce God Save the Queen (Tanrı Kraliçeyi korusun) veya "God Save the King" (Tanrı Kralı Korusun) millî marş olarak kullanıldı. Birleşik Krallık'tan ayrıldıktan sonra, tamamen yeni bir marş oluşturulması için düzenlenen Avustralya Ulusal Marşı yarışması 1973'te düzenlendi. (Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Avustralya:  

Genel Bkş: Avustralya Aborjin müziği çok özel ve çok eskidir. Didgeridoo adlı üflemeli çalgıları çok ünlüdür. Avustralya dünyanın en eski kıtalarından biridir. Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu (Büyük Okyanus) arasında uzanır. Komple bir kıtayı kaplayan tek ülkedir. Adını yönle ilgili bir çıkış noktasından alan Avustralya'nın kelime anlamı ise "güney. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Avustralya:  

ASIS Avustralya'nın Dış İstihbarat Teşkilatı. Australian Secret Intelligence Service (Avustralya Gizli İstihbarat Servisi) 13 Mayıs 1952 yılında kurulmuştur. ASIO Avustralya'nın İç İstihbarat Teşkilatı. Australian Security and Intelligence Organization (Avustralya Güvenlik ve İstihbarat Örgütü) DIO Avustralya'nın Askeri İstihbarat Teşkilatı. DSD Avustralya'nın Sinyalize İstihbarat Teşkilatı.(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Avustralya:  

(özel i. avustra'lya) 1- Dünya üzerinde yer alan, Asya'ya bitişik büyük kıtalardan biri. 2- Bu kıtada yer alan bir ülke.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Avustralya Kıtası:  

Dünyanın en küçük kıtası Avustralya diğer adıyla Okyanusya’dır. 8,525,989 km² alana sahip Avustralya’da 14 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerde 41,570,842 kişi yaşamaktadır. KITALAR: 1- Avrupa Kıtası 2- Avustralya Kıtası 3- Afrika Kıtası 4- Güney Amerika Kıtası 5- Kuzey Amerika Kıtası 6-Asya Kıtası 7- Antarktika Kıtası(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Avustralya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Kangurular (the Socceroos)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Avusturya:  

Resmi Tam Adı: Avusturya Cumhuriyeti Almanca Tam Adı: Republik Oesterreich İngilizce: Austria(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Avusturya:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Orta Avrupa'da yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Avusturya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Amerika, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık (Büyük Britanya) ve Fransa'dan 15 Mayıs 1955 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Avusturya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Parlamenter Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Avusturya:  

İdari Yapısı: 9 Eyalet: 1- Burgenland 2- Karintiya (Karnten) 3- Aşağı Avusturya (Niederösterreich) 4- Yukarı Avusturya (Oberösterreich) 5- Salzburg 6- Steiermark 7- Tirol 8- Vorarlberg 9- Viyana. Önemli Şehirleri: Viyana, Graz, Linz, Salzburg, İnnsbruck.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Avusturya:  

Başkenti: Viyana (ing: Vienna)(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Avusturya:  

Komşuları: Batıda Lihtenştayn ve İsviçre, Güneyde İtalya ve Slovenya, Doğuda Macaristan ve Slovakya, Kuzeyde ise Almanya ve Çek Cumhuriyeti ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Avusturya:  

Resmi Dili: Avusturya Almancası(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Avusturya:  

Para Birimi: Euro veya Avro Para Birimi Kodu: EUR Eski Para Birimi: Avusturya Şilini 1 Ocak 2002 yılında kaldırılmış, Avro resmî para birimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Avusturya:  

Plaka Kod: A (1910 yılından beri)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Avusturya:  

Tel. Kodu: +43 Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Avusturya:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Avusturya:  

Avusturya Bayrağı: Renkleri sırası ile kırmızı - beyaz - kırmızı olan eşit büyüklükte 3 yatay şeritten oluşur. Danimarka bayrağı ile birlikte dünyanın en eski bayraklarından biri olarak kabul edilir. Efsaneye göre bayrağın oluşumu şöyledir; Avusturya Arşidükü V. Leopold'un yaptığı savaş süresince giydiği beyaz savaş elbisesi kan ile tamamen kırmızı olmuştur, kazanılan zaferden sonra belini sıkı sıkıya tutmakta olan kemeri çıkarmasının ardından kanın kemerin altındaki kısma hiç bulaşmadığını ve oranın bembeyaz kaldığını görür, ve altı-üstü kırmızı ortası beyaz bu savaş elbisesini milletine bayrak yapar.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Avusturya:  

Milli Marşı: "Land der Berge, Land am Strome" Avusturya Ulusal Marşıdır. Beste olarak 1791 yılında Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenen eserin sözleri, 1947'de yapılan yarışmayı kazanan dönemin Eğitim Bakanı Felix Hurdes'in annesi Paula Von Preradovic'e aittir. Marşın adı Almanca "Dağların Ülkesi" anlamına gelir.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Avusturya:  

Genel Bkş: Avusturya'nın dağları, ormanları ve vadileri yaz ve kış aylarında ideal tatil yerleridir. Göller, dağlar ve vadiler, çeşitli sporları ile ünlüdür. Viyana ise müzik, güzel sanatlar ve tarihi eserlerin merkezidir. Operalar, sanat galerileri bale gösterilerinin verildiği salonlar başşehirde toplanmıştır. Kış aylarında binlerce ziyaretçi, kayak yapmaya Avusturya'ya gelmektedir. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Avusturya:  

HNA Avusturya'nın Askeri İstihbarat Teşkilatı. Heeres Nachrichten Amt (Ordu istihbarat yetkilisi)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Avusturya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Mucize Takım (Wunderteam) veya Kırmızı-beyaz-kırmızılar (die Rot-Weiss-Roten)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Avusturyalı:  

özel ad · sıfat Avusturya’da yaşayan halk ve bu halktan olan (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

Avvad:  

(a.i. erk.) Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

AWASE:  

(avase) Beraber.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

AWASE WAZA:  

(avase vaza) Kombine teknikler.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

AWASETE:  

(Avasate) Birleşik, kavrama, toptan.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Ay:  

(t.i. erk.) 1- Yılın on iki bölümünden biri. 2- Dört hafta, 29-30, 31 günden oluşan zaman dilimi. 3- Kutsal kitapta adı geçen kent. Kudüs'ün kuzeyi. 4- Dünyanın uydusu. Ay: Mısır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutank Hamon'un danışmanı oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı. (İ.Ö. 1320)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ay:  

ünlem 1. birdenbire duyumsanan ağrı ya da acıyı anlatır. \"Ay, ölüyorum!\" 2. türlü coşkusal duyguları anlatır. \"Ay, ne güzel bir çocuk!\"(Konusu: , Kökeni: )

ay:  

ad 1. özel ad GÖKBİLİM TERİMİ ➽Ay. 2. GÖKBİLİM TERİMİ art arda gelen iki yeniay arasında geçen 29,5 günlük süre. 3. yılın, her biri belli sayıda günlerden oluşan ve belli adları olan on iki bölümünden her biri. \"Ağustos ayında İstanbul’ a gideceğiz\" 4. herhangi bir günden başlayarak art arda gelen ve yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen zaman bölümü. \"Bu işi bitirmek için daha iki ay süremiz var\" 5. her ayın ilk günü ya da günleri. \"İşe ay başında başlanacak\" 6. ➽aybaşı. 7. Ay’ın yeryüzüne gönderdiği ışık. 8. Ay’ın dolunay olduğu zamanki parlak durumu. \"Bu gece ay ışığı var, bahçede oturalım\" Benzer: mehtap 9. çok temiz ve güzel. 10. apaçık ortada. \"Her şey aydan arı, günden duru, saklamaya gerek yok\"(Konusu: , Kökeni: )

ay:  

GÖKBİLİM TERİMİ özel ad yeryuvarlağının uydusu olan gökcismi. \"Gökbilim terimi olarak kullanıldığında ay, büyük harfle başlar: İnsanoğlu Ay’a gitmiştir\"(Konusu: , Kökeni: )

Ay Balığı (Güneş Balığı):  

Bilimsel Adı: Mola mola Familyası: Deniz Balığı. Diğer Adı:Pervane yada Zir balığı da denir. Yaşadığı Denizler: Asya'nın, Afrika'nın ve Avustralya'nın ılık denizlerinde bulunur. Yaz zamanında yoğunlukla Akdeniz'de de görülebilir. Türkiye'de Ege ve Marmara denizinde nadirende olsa görülmektedir. En tanınmış tür olan bayağı ay balığı (Mola mola), öbür iki türü, cüce aybalığı (Ranzama laevis) ve mızrak kuyruk aybalığıdır. Yaşam Alanları: Uzun göçler yapmadan bazen derinlerde bazen de su yüzeyinde yan yatarak dolaşır. İyi yüzemeyen hareketsiz bir balıktır. Beslenme Şekli: Deniz anaları ahtapot mürekkep balığı ve diğer balıklarla beslenir. 2.5-3 metre boydan 1500 kilogram ağırlığa erişip 20-25 yıl yaşayabilir. Üreme Dönemi: Bahardan yaz sonlarına kadar 300 milyona varan yumurta döker. Eti lezzetsiz ve kötü kokulu olduğu için insan besini yönü ve ekonomik değeri yoktur.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Ay Battı:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: John STEİNBECK Kitabın Konusu: Nazi işgali altındaki ülkelerde gizlice basılarak dağıtılmış ve sivil direnişlerin simgesi olmuş roman; adı bilinmeyen bir kasaba, bilinmeyen bir tarihte işgale uğrar. İşgale karşı zaman içinde sessiz bir direniş başlar. John Steinbeck bu romanda, bir kez bile Hitler'den, Nazi işgalinden söz etmeden, II. Dünya Savaşı 'nda işgalcilerin ve işgale uğrayanların iç dünyalarını gözler önüne seriyor. İşgalciler tarafında, bir liderin peşinden giden ordunun kolektif ruhu zamanla amansız bir yalnızlık duygusuna dönüşüyor. İşgal edilenler tarafındaysa direniş, özgür bireylerin kişisel çabalarıyla başlayıp kolektif bir eyleme dönüşüyor. Giderek kim işgalci kim tutsak, iç içe geçiyor. Kitabın Ana Fikri: İnsanların özgürlüğünü silah zoruyla elinden alınamayacağını ve savaşın iki taraf için de büyük bir kayıp olduğunu kitabın ana fikri olarak kabul edebiliriz.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Ay Işığı:  

(d.) Bir tür uyuşturucu. peyote. peyote guney amerikada yetishen dikensiz bir kaktus turudur ve kurutulmush dilimleri cignendiginde icerdigi mescaline yuzunden halusunasyonlara sebep olur. kuzey amerika da yetişen ve ne yazık ki artık soyu tükenen bir kaktüs türü. halisünasyon görmeye sebep olduğu için peyote dinini yaratmıştır ve amerika yerlileri arasındaki en yaygın dindir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Aya Seyahat:  

Kitabın Türü: Bilim Kurgu Romanı Kitabın Yazarı: Jules VERNE Kitabın Konusu: Macera 1865'te Amerikan İç Savaşı'ndan yeni çıkmış bir grup topçunun kulüplerinde yapacak iş bulamayıp başkanları Bay Barbicane'in önderliğinde Ay'a kadar gidebilecek bir mermi yapmaya karar vermesiyle başlar. Kitabın Ana Fikri: Hayallerin önünde hiç bir engel duramaz. Hayaller azim ile birleşince insan dur durak bilmeden hayallerine gidebilmek için çaba sarf etmeye deva eder.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Ayaba:  

(t.i. erk.) Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar'ı Oğuzların elinden tutsaklıktan kurtarıp tahtına oturttu. Selçukluları istila etmek isteyen Harizm Şahları uzun süre engelledi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Ayağına Yatmak:  

(d.) İmiş gibi yapmak. Örn:: Matiz ayağına yatmak ahlat ayağına yatıp pokerde kafa koparmak Ayaklarına Yatmak biçiminde de kullanılır. Örn:: tabi annem ağladı mağladı ama elden ne gelir ayaklarına da yattı. (Hulki Aktunç, Madi Hayat İn the Dark) Örn:: Zarbo ayaklarına yattı sakalı egavladı. (bkz:: Ayak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayak:  

(i.) 1- Hile, dümen. Örn:: Alışıktım böyle ayaklara. Üstelik sade ben değildim kışa yakın işten sepetlenen. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- Rol yapma, poz yapma gibi yapma. Örn:: Hidayet pazar günü teyzesine gidiyorum ayağıyla evden çıkmıştı. (Süavi Süalp, İki Film Birden) Örn:: Ben karnım marnım ağrıyor ayağına bir masal atar gelirim. (Tarık Dursun K. Evlere Şenlik) 3- ilişki, bağlantı. Örn:: Bizim ööle sağla-solla bi ayağımız yok. Delikanlılık ani politikalar üstü bi olaydır. (Kemal Gökhan Gürses, Aydınlarla Zontaların Savaşı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayak:  

(Tekvando Ter.) Baal. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

ayak:  

ad 1. bacağın bilekten aşağıda bulunan ve yere basmaya yarayan bölümü. \"İnsanlarda iki ayak vardır\" 2. bacak. \"Büyüklerin yanında ayak ayak üstüne atılmazmış\" 3. köprü, masa, iskemle ve benzeri şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan, dayak, destek. \"İskemlenin bir ayağı kırılmış\" 4. insan vücudunun belden aşağı bölümü. \"Ayağında donu yok, faytonla gezmek istiyor\" 5. COĞRAFYA TERİMİ büyük bir akarsuya karışan ve onun daha da büyümesini sağlayan küçük akarsu ya da bu tür akarsuların her biri. 6. COĞRAFYA TERİMİ bir gölün artan sularını denize, başka bir göle ya da bir akarsuya taşıyan akarsu. Benzer: gölayağı 7. merdiven basamağı. \"Birkaç ayak merdiveni çıktıktan sonra..\" 8. yürüyüşün hızlılık ya da yavaşlık derecesi. \"Bu ayakla oraya zamanında ulaşamayız\" 9. adım. \"Ayaklarımızı biraz açalım\" 10. YAZIN TERİMİ (halk şiirinde) uyak. 11. İngilizlerin 30.4 cm. değerindeki uzunluk ölçüsü birimi. Benzer: fut 12. (buzdolabı ölçülerinde) İngiliz uzunluk ölçüsü ayağın (futun) küpü alınarak hesaplanan büyüklük (değer). 13. MATEMATİK TERİMİ bir doğrunun başka bir doğruyu ya da düzlemi kestiği nokta. 14. MEC. bir şeyi oluşturan bölüm, kavram ya da parçalardan her biri. \"Gülmenin bir ayağı ağlamaktır\" 15. ARGO dümen, hile. \"Böyle ayaklara alışığız\" 16. oturmakta iken doğrulup ayakları üzerinde durmak. 17. (hasta) yatar durumdan kurtulup gezebilecek duruma gelmek, biraz iyileşip yataktan çıkmak ya da iyileşmek. \"Hastamız biraz ayağa kalkınca sevindik\" 18. birisine saygı göstermek için o geldiğinde oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. 19. MEC. telaşa kapılmak, öfke ya da benzeri bir duyguya kapılmak ya da coşkulanmak. \"Olay karşısında mahalle ayağa kalktı\" 20. yürürken bir ayağı ötekine takılmak. 21. utanmadan, heyecandan yürüyüşünü şaşırmak. 22. MEC. şaşırıp yanlış bir davranışta bulunmak. \"Allah razı olmadı, ayağı dolaştı işte\" 23. zor kullanılmadan, kendi isteğiyle gelmek. \"Sanık, kendi ayağı ile gelip teslim oldu\" 24. MEC. emek verilmeksizin elde edilmek. \"Bu iş kendi ayağı ile geldi, şansım varmış\" 25. herhangi bir nedenle ayağı yere değmez bir duruma gelmek. 26. bir taşıta binip yaya durumdan kurtulmak. \"Arabayı aldığımızdan beri ayağımız yerden kesildi\" 27. yürümekte olan birinin ayakları arasına ayak uzatarak düşmesini sağlamak, onu düşürmek. \"Çocuğun ayağına çelme taktı\" 28. MEC. işinde, görevinde yükselmesine engel olmak. \"Onun ayağına çelme takmak istiyorlar\" 29. iş yapmakta olan bir kimsenin çok yakınında, ayakları arasında gezerek onun iş yapmasını güçleştirmek. 30. yürümekte olan birinin bacakları arasında dolaşarak yürümesini güçleştirmek ya da engellemek. 31. MEC. başkası için tasarladığı kötü iş, yaptığı kötülük kendi başına gelmek. \"Geçmişte yaptıkları şimdi ayağına dolaşıyor\" 32. alçakgönüllülük göstererek birinin bulunduğu yere gelmek. \"Koskoca adam ayağına geldi, yine de evet demedi\" 33. bir kimse ya da şey kendisinin yanına gelmek. \"Adam ayağıma gelmişti, kıramadım\" 34. MEC. emek verilmeden elde edilmek. \"Pek bir şey vermedim, ayağıma geldi\" 35. MEC. (beklenmedik bir nimete) ermek, kavuşmak. \"Fırsat ayağına gelmişti, iyi değerlendirdi\" 36. bir yere gitmeyi istememek ya da gitmeye üşenmek. \"Haydi yürü, gidelim, ayağına kira mı istiyorsun?\" 37. bir yere gelmeye nazlanmak. \"Artık gelmez oldun bize, ayaklarına kira mı istiyorsun?\" 38. alıştığı bir yere gidip gelmekten vazgeçememek. \"Oradan ayağını alamıyor\" 39. ağrı ya da uyuşma nedeniyle ayağını kımıldatamamak. \"Hasta sağ ayağını alamıyordu, şimdi iyi\" 40. bir yerden gitmek üzere bulunmak. \"Bugün yarın yola çıkacak, ayağını sürüyor\" 41. bir işi ağırdan almak ya da gidiş işini, bir yerden uzaklaşmayı geciktirmek. \"Böyle ayağını sürümek olmaz, vakit geçiyor, işine geç kalacaksın\" 42. ölümü yakın, ölmek üzere olmak. \"İyice yaşlı ve hasta, sanki ayağını sürüyor\" 43. inanışa göre, bir kimsenin bir yere gelmesi, ardından art arda başkalarının da gelmesine yol açmak. \"Ayağını sürümüşsün galiba, ev konuk doldu\" 44. (birini) çiğnercesine dövmek, çok hırpalamak. \"Onu ayağının altına almak isterdi, öldüresiye hem de\" 45. (yararlanabileceği şeyi) hor görüp tepmek. \"Önerimi ayağının altına almakla iyi etmedin, pişman olacaksın\" 46. boşanmak. 47. özgürlüğünü engelleyen ilişkiye son vermek. 48. ters iş yapmak. 49. dengi olmayan biriyle evlenmek. 50. değersiz birine fazla değer vermek. 51. girmek. \"Vapura bir an önce ayak atmaktan başka kaygım yoktu\" 52. ilk kez gelmek ya da gitmek. \"İstanbul’a ayak attığının ikinci günü, kaza geçirmiş\" 53. hiç gitmemiş olmak. \"Onun evine ayak atmış değilim\" 54. bir daha uğramamak. \"Buraya ayak atmaz oldu\" 55. ulaşmak, varmak. \"Sabahın sekizinde İstanbul’a ayak basmak güzeldi\" 56. girmek, gelmek, uğramak. \"Oraya bir daha ayak basmak istemiyorum\" 57. hiç gelmemiş ya da gitmemiş olmak. \"Ben oraya ayak basmadım\" 58. bir daha gelmemek, uğramayı bırakmak, hiç uğramamak. \"Artık oraya ayak basmamak kararındayım\" 59. TARİH TERİMİ Osmanlı döneminde, olağanüstü durumlarda, konuyu ivedilikle görüşmek ve sonuca bağlamak üzere, yüksek aşamalı devlet adamlarının ve padişahın katılmasıyla yapılan toplantı. 60. olağanüstü durumlarda o anda bulunulan yerde toplanan kurul. 61. MEC. birkaç kişinin ayakta iken yaptığı söyleşi. 62. güçlükle, zor yürümek. \"Hasta, ayak sürüyerek bir yere çöktü\" 63. gönderilen yere istemeyerek gitmek. \"Çocuk, giderken ayak sürümekteydi\" 64. verilen işi yapmama yolları aramak, geciktirmek. \"Böyle ayak sürümekle kurtulamazsın işten, yap da kurtul\" 65. ayakta oluşan pis kokulu salgı. 66. ➽ayakteri. 67. yürüyüşte, adımlarını ötekilerinkine uydurmak. 68. MEC. kendi gidişini, davranışını başkalarınınkine ya da yeni değişikliklere uydurmak. \"Çağa ayak uydurmak gerekir\" 69. MEC. bir şeyi bildiği halde bilmezmiş gibi konuşmak, davranmak. 70. ARGO hile yapmak, dalavere çevirmek. \"Böyle ayak yapmakla eline bir şey geçmez\" 71. yürürken ayakları birbirine takılmak. 72. yaptığı kötü iş kendisine zarar vermek. \"Ayakları dolaşmak böyle olur işti, ettiğini buldu\" 73. bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak. \"Elden düşme bir arabamız oldu, ayaklarımızı yerden kestik yani\" 74. (güreşte) karşısındakinin beline sarılarak onu havaya kaldırmak. 75. dinelmiş durumda, ayakları üstünde durarak. oturmaksızın. \"Ayakta iki tek atıp çıktık\" 76. MEC. karışıklık içinde,coşkulu, telaşlı. \"İçeri girdiğimizde herkes ayaktaydı, her kafadan bir ses çıkıyordu\" 77. oturulan bir yerde oturacak yer kalmadığı için oturamamak. \"Salon dolmuş, çoğu ayakta kalmıştı\" 78. oturulacak yer olduğu halde ayakta beklemek. \"Müdür, lütfen buyurun, ayakta kalmayın deyip yer gösterdi\" 79. (yapı) yıkılmamak, çökmemek. \"Sinan’ın yapıları yüzyıllardır oldukları gibi ayakta kalmıştır\" 80. MEC. (kişi) birçok acıya, sıkıntıya, güçlüklere karşın gücünü yitirmemek, durumunu sürdürebilmek. \"Böyle ayakta kalmak büyük istençle olur\" 81. (bir kimseyi) oturulacak yer olduğu halde oturtmayıp ayakta bekletmek. \"Müdür onu yarım saat boşuna ayakta tutmuştu\" 82. (bir şeyi) o şeyin bozulmasını, yıkılmasını önleyerek sürüp gitmesini sağlamak. \"Burayı ayakta tutan işçilerdir\" 83. aşırı yorgun ya da uykusuzluktan bitkinleşmek. \"İki gündür yoldayız, ayakta uyuyoruz\" 84. MEC. aşırı şaşkın ya da dalgın olmak, kendinde olmamak. \"Bu çocuk ayakta uyuyor, iş göremez\"(Konusu: , Kökeni: )

Ayak Atmak:  

(d. eşanl.) Ayak Çıkmak, Ayak Koşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayak Bravlesi:  

(Güreş Ter.) Yerdeki güreşte,üstteki rakibinin sağ kolunu sağ elle kavrayıp sağ diz üzerinde yürürken sağa doğru devrilip sol ayak topuk kısmını rakibin aynı kısmından havalandırarak dönme hareketi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Çıkmak:  

(d.) 1- Hile yapmak. 2- Rol yapmak gibi yapmak. Örn:: -Zaten o da hep severim ayakları çıkar. -Bilirim onun öyle ayak çıkmalarını. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayak dışı:  

(Futbol Ter.) Ayak küçük parmağı, topuk ve bilek arasındaki bölge.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Hatası:  

(Voleybol Ter.) Servis sırasında oyun alanına veya servis alanı dışına basma. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak içi:  

(Futbol Ter.) Ayak başparmağı, topuk ve bilek arasındaki bölge. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

ayak izi:  

yürürken ayakların yerde bıraktığı iz.(Konusu: , Kökeni: )

Ayak Koşmak:  

(d.) 1- Hile yapmak. Örn:: Sen o ayakları babana koş. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- Rol yapmak, poz kesmek. Eşanl. Ayak Çıkmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayak Kündesi:  

(Güreş Ter.) Güreşçinin ayaktayken rakibini bir bacaktan kavrayıp iki eli göbek üzerinde birleştirme yoluyla uyguladığı künde biçimi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Oyunları:  

(Boks Ter.) Rakipten gelen yumruklara karşın ayak hareketleri ile ileri geri, sağa sola hareket ederek korunma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Paleti:  

(Yüzme ter.) Yüzmede bacak hareketinin gücünü geliştirmek için kullanılan antrenmanlarda kullanılan yardımcı malzeme. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Tabanı:  

(Tekvando Ter.) Apchook.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Ayak Yapmak:  

(bkz:: Ayak Koşmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayakçı:  

(i.) 1- Hilebaz, dümenci. Yalancı. Gezgin esnaf, seyyar esnaf. 2- Kadınların, kızların ayaklarından cinsel haz duyan kimse. Örn:: Ayakçılar bilinçaltınız ve de vicdanınız rahat etsin. (Engin Ardıç, Bırakın Bu Ayakları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ayakkabı:  

bileşik · ad üstü genellikle deri ve benzeri bir şeyden, altı kösele, lastik gibi dayanıklı maddelerden yapılan, özellikle sokakta, her türlü etkiden ayağı korumak için giyilen ayak giyeceği. Benzer: pabuç(Konusu: , Kökeni: )

Ayaklar Kokmak:  

(d.) 1- (Belirli bir yalan, hile vb.) Artık eskimek. 2- Bilinir olmak. 3- İşe yaramamak. Örn:: Bu ayaklar koktu artık.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayakları Önde Gitmek:  

(d.) 1- (Bir yerden) Ölüsü çıkmak 2- Ölüsü götürülmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ayaklı Işıldak:  

(Alm. Stativbeleuchtung - Fr. boite a lumiere - İng. standard floodlight) Sehba üzerinde duran ışıldak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

WhatsApp