MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Şamamiko:

(Kar.) Ustaların Karagöz tipi için kullandıkları argo.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Yeşil Yol:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Stephen KİNG Kitabın Konusu: Roman 1930'larda ABD'de ağır suçlar işlemiş ve idam cezaları almış mahkûmların bulunduğu Could Mountain hapishanesinin E bloğunda geçer ve hapishane gardiyanlarından Paul Edgecombe'un ağzından anlatılır. Oldukça iri yarı biri adam olan John Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkûm olmuştur. Kitabın Ana Fikri: Kitapta Tanrı iradesinden bahsedilmekte. İnsanların yaptıkları, düşündükleri ve hatta düşdükleri durumlar, onlarla ilgili. İnsan olayların nedenini sormak, Tanrı’nın iradesini ve O’nun bu iradeyi gerçekleştirmek için yaptıklarını düşünmek zorundadır. Sonuç olarak ölüm de Tanrı iradesinden doğan bir borçtur.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yeşilden Gitmek:  

(d.) (İşler) İyi olmak, olumlu gitmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yeşillenmek:  

(f.) (Bir nesneye) Arzu duymak, (bir nesneyi) istediğini belli etmek. (Birisine) Sevgi, aşk, cinsel İstek duymak, bu isteği belli etmek. Örn:: K.İsmail -Aşna fişne işte paşam. Beyzade Samurkaş iri-niye yeşilleniyor ben de Katinkoya yeşilleniyorum. (Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yeşiller Partisi:  

Kısa Adı: YP Genel Merkezi: İzmir Kuruluş Tarihi: 06.06.1988 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 10.02.1994 Sona Eriş Nedeni: 10 Şubat 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Yeşiller Partisi:  

Kısa Adı: Yeşiller Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 30.06.2008 Genel Başkanı: Sevil Turan ve Kemal Tuncaelli (Eşsözcüler) Sona Eriş Tarihi: 25.11.2012 Sona Eriş Nedeni: Başka parti ile birleşerek yeni isim alan parti. Olağanüstü Kongre kararıyla kendisini feshetmiştir. Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile birleşilerek, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi kuruldu. Siyasi Pozisyonu: Merkez Sol İdeoloji: Yeşil liberalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi:  

Kısa Adı: YSGP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 25.11.2012. Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile Yeşiller Partisi'nin birleşmesi ile kurulan siyasi parti. Genel Başkanı: Eylem Tuncaelli ve Naci Sönmez Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Sol İdeoloji: Ekolojik sosyalizm NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Yeşillik:  

(i.) Gevezelik, boş söz. Örn:: Şimdi bu yeşillikleri bırakıp saadet ablaya gelelim. ( Hulki Aktunç, İtiraf-Nağmeler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yeşillik Olsun:  

(d.) Çeşit olsun, fazladan, ilave olarak bulunsun anlamında söylenir. Örn:: Bu da ne? Likör istememiştik. -Maksat yeşillik olsun abi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yeşim:  

(a.i. ka.) Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Yeşim:  

(Konusu: gerçek adı, Kökeni: )

Yeten:  

(t.i. ka.erk.) 1- Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. 2- Süresi dolan, günü gelen. 3- Tüm canlılar, herkes. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yetener:  

(t.i. erk.) Olgun erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yeter:  

(t.i. ka.erk.) Sonuncu olması istenen çocuklara verilen adlardır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yeter! Söz Milletindir:  

"Yeter! Söz Milletindir!", 1950 Türkiye genel seçimlerinde Demokrat Parti'nin kullandığı ana slogandır.(Konusu: , Kökeni: )

Yetik:  

(t.i. erk.) 1- Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun. 2- Güç işleri başaran, becerikli. 3- Delikanlı. 4- İri, büyük.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yetim:  

Büluğ çağına ulaşmadan önce babası ölen çocuk. Yetim malı yemek en büyük günahlardan biridir. İslam dini, yetimleri korumayı ve onların ihtiyaçlarını karşılamayı emretmiştir. Bu nedenle, her insanın çevresinde bulunan yetim ve öksüzleri görüp gözetmesi ve kendi malına sahip olup işletebilecek seviyeye gelinceye kadar onları koruması dini ve insani bir görevdir. Örn:: “Kim bir yetimin başını okşarsa, Yüce Allah o kişiye başını okşadığı yetimin saçları sayısınca sevap verir.Yanında bulunan yetimlere iyi davranan kişiler cennette benimle beraber olacaklardır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yetimhane:  

(b.i) Kimsesiz yetim çocukların barındırıldığı, bakıldığı yardım kuruluşu.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Yetiş:  

(t.i. ka.erk.) Amacına ulaş, isteğine kavuş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yetişen:  

(t.i. ka.erk.) Ulaşan, kavuşan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

yetişkin:  

sıfat 1. (insan için) olgunlaşmış, yetişmiş. 2. (kız için) evlenme çağına gelmiş. "Yetişkin iki kızları var" 3. ad yasaların belirttiği belli bir yaşı aşmış ve toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. 4. RUHBİLİM TERİMİ gelişimin herhangi bir yönünde ya da tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan. 5. sıfat · ad EĞİTBİLİM TERİMİ bedensel, ruhsal ve duygusal yönden olgunluğa erişmiş olan (kimse).(Konusu: , Kökeni: )

yetki:  

ad 1. bilgisi ve uzmanlığıyla bir işi yapmaya yeterli olma durumu. "Sözlük alanında onun yetkisini tanımak gerekiyordu" 2. bir görevi, bir işi yasaların verdiği olanaklara göre, belli koşullarla yürütmeyi sağlayan hak. "Vali, yetkiyi yasalardan alır"(Konusu: , Kökeni: )

Yetkin:  

(t.i. ka.erk.) Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yetkiner:  

(t.i. erk.) Olgun, kişilikli bilge(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yevmişek:  

1- Ramazan ayının başlayıp başlamadığı belli olmayan gün. 2- Şaban ayının yirmi dokuzundan sonraki gün. Bu günün şaban ayının son günü mü ramazan ayının ilk günü mü olduğu kesin değildir. Kesin belli olmayan bu güne “şüpheli gün” anlamında ‘yevmişek’ denilmiştir. Havanın bulutlu olması nedeniyle hilal görülemediği için hilalin hangi aya ait olduğunda şüphe (şek) olduğundan dolayı da bu ad verilmiştir. Şaban ayı, otuz gün sürerse bu gün şabanın otuzuncu günü, yirmi dokuz çekerse ramazan ayının ilk günü olur. Hilalin gözükmesi durumunda şüphe (şek) ortadan kalkar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yevmiye:  

Yanlış: Yövmiye Doğru: Yevmiye(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Yeyiz Etmek:  

(d.) Yemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yezdan:  

(f.i. erk.) 1- Zerdüştlerin iyilik tanrısı. 2- Allah. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Yezid:  

(a.i. erk.) Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Yezid'in Kızı:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Refik Halid KARAY Kitabın Konusu: Fransa’da yaşayan bir türk gencinin Suriye’deki atalarından kalma köyleri gezmeye giderken Zeliha denen bir kıza aşık olması, başından geçen olaylar ve sürprizler kitapta anlatılmış. Kitabın Ana Fikri: Romanda gelenek ve görenekler anlatılırken iyice açığa çıkarılan “ilkel” inanışlarla- bu bölgede yaşayan halkların geri kalmışlığı, kendi başlarına medeniyete erişemeyeceklerini göstermektedir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yezidilik:  

Adiy b. Müsafir b. İsmail (ö. 1160 veya 1162) tarafından kurulan bir mezhep, inanç akımı. Yezidiliğin kutsal kitapları Kitabulcelve ve Mushafıreş’tir. Putperestliğe ait birçok düşünceleri içinde barındırır. Yezidilere göre şehadet; Adiy b. Müsafir’in Allah’ın meleği ve Yezidilerin mürşidi; Yezid b. Muaviye’nin de melek, yerin nuru ve insanlığın sevinci; şeytanın ise Allah’ın meleği ve elçisi olduğuna inanmaktan ibarettir. Yezidilere göre ibadet namaz, oruç, hac ve zekâttan ibarettir. Onlara göre namaz, güneşin doğuşu ve batışı anında güneşe yönelerek dua etmektir. Oruç ise aralık ve temmuz’da yirmişer gün, Adiy b. Müsafir’in mezarını ziyaret ederken de kırk gün olmak üzere toplam seksen gündür. Bu orucu sadece din adamları tutar. Genel oruç ise aralık ayının başında tutulan sadece üç günlük oruçtur. Hac ise, Adiy b. Müsafir’in türbesini ziyarettir. Zekât, Yezidilerin alt tabakasına ait bir görevdir. Gelirin yüzde onunu Yezidi şeyhlerine, yüzde beşini pirlere, yüzde iki buçuğunu fakirlere vermekten ibarettir. Yezidiler sekiz sınıftır. Bunlar yukarıdan aşağıya doğru: mir, baba şeyh, fakir, kavval, şeyhler, pir, kuçek ve mürit’lerden oluşur. Bir tür kast sistemi sayılan bu sınıflardan bir diğerine geçmek neredeyse imkânsızdır. Türkiye’deki toplam sayıları birkaç bin civarındadır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yıbar:  

(t.i. erk.) Misk, amber, güzel koku.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yığmak:  

1. bir yığın oluşturacak biçimde üst üste koymak. 2. biriktirmek. "Paraları yığmak hoşuna gidiyordu"(Konusu: , Kökeni: )

Yıkama Yağlama:  

(d.) 1- Dalkavukluk etme, yağcılık etme. Örn:: Bunun hemen arkasından Tunus Beyi Abdülazize yağlama yıkama faslı. (Engin Ardıç, Kokular ve Kukular) 2- Boy abdesti alma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yıkanabilirlik:  

Zarar vermeden kuru boya filmi yüzeyinden kirin kaldırılmasına olanak verecek yıkama şekli işimizi kolaylaştırır.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Yıkılmak:  

(f.) (Bir yere) Sığınmak, çağrılmadan gitmek, davetsiz konuk olmak. Örn:: Benim eve niye yıkıldın? Köpekler çevirdi zaten kaçıyordum da. Baktım burada ışık var. (Orhan Kemal, Sokakların Çocuğu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yıkım:  

(Alm. Katastrophe - Fr. catastrophe - İng. catastrophe) Oyunun sonlarında ortaya çıkan durum; Tragedyada kahramanın yok olmasını, komedyada ise entrikanın çözülmesini gerektiren olay.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yıkmak:  

(f.) (Kumarda) Birisinin parasını, eşyasını kazanmak, birisini yenmek. Örn:: Bu gece de bi değirmenimi yıktılar. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yıl Dönümü:  

Yanlış: Yıldönümü Doğru: Yıl Dönümü(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Yılan:  

Tıss(Konusu: Hayvan Sesleri, Kökeni: )

yılan:  

ad 1. HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı. \"Birçok yılan cinsi vardır\" 2. MEC. sinsi ve hain kimse.(Konusu: , Kökeni: )

Yılan Balığı:  

Bilimsel Adı: Anguilla anguilla. Familyası: Tatlı Su Balığı. Vücudu uzun ve silindirik, yanları yassı, ufak pullarla kaplıdır. Hem tatlı hem de tuzlu sularda yayılış gösteren bir balıktır. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden, Kuzey Afrika’dan, ülkemizden bir hedefe doğru üremek için yola çıkan yılan balıklarının tek hedefi 6.500 km uzaklıktaki Sargossa Denizi’ne ulaşmaktır. Bu olağanüstü içgüdü sonucu yumurtlama görevini yapan yılanbalıkları yaşama veda ederler. Yumurtadan çıkan larvalar zaman geçirmeden su yüzeyine doğru yükselirler. 5-6 mm boyda olan bu larvalar saydam, zakkum yaprağı biçimindedirler. Bu döneme leptocephalus dönemi denilmekte olup 2,5-3 yıl sürer. Leptocephaller; ilkin metamorfozunu sürdürerek sarı yılan balığı biçimine dönüşürler. Üçüncü yılın sonbaharından itibaren, erginlerinin renklerini almaya başlayarak tatlı sulara, lagün, göl ve çamurlu bataklıklara girmeye başlayan yılan balıkları bu ortamda gelişmeye başlarlar. Bu gelişme esnasında son başkalaşım olayıyla gümüş yılan balığına dönüşüm ve erkek-dişi cinsellik ayırımı safhasına ulaşırlar. Çevresel koşulların biyolojik isteklerine uygun kaldığı sürece, 8-20 yıla kadar tatlı sulu bu bölgelerde kalabilmektedir. Daha sonra tekrar üreme göçünü gerçekleştirmek için bulundukları tatlı su ve lagünlerden denize ulaşırlar. Sargossa denizine kadar uzanan bu üreme göçü onların artık son yolculuğu olmaktadır. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Yılanların Öcü:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Fakir BAYKURT Kitabın Konusu: Kitap, yıllar önce bir köyde geçmiş toprak kavgasını anlatır. Bu köyün yitik kahramanı Kara Bayram ve onun haklı mücadelesi. Kitabın Ana Fikri: İnsan sırlar içinde yaşar ve bunu farkedemez. Fakat, etrafındaki insanlara ilgi gösteren sosyal insanlar bunu keşfederler ve hayattan tat almaya başlarlar. Ne şekilde olursa olsun insanların hakkını yememeliyiz. Çünkü eninde sonunda adalet yerini bulacaktır. Karakterler: Irazca, Haceli, Hatça, Sultanca, Bekçi Mustafa, Şakir Efendi.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yılanyastığı:  

(danaayağı) Yılanyastığıgiller familyasından; yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. İstanbul çevresinde, Ege ve Akdeniz Bölgesinde yetişir. Faydası:: Ateşi düşürür. Terletir, vücuda rahatlık verir. Sinirleri uyarır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Yıldanur:  

(t.i. ka.) Seneyi aydınlatan, ışık saçan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yıldıku:  

(t.i. ka.) 1- Yıldız. 2- Ünlü Hun hükümdarı Atilla'nın son karısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yıldır:  

(t.i. erk.) Parlak, parlayan, ışıklı ışık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldıralp:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yıldır)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldıran:  

(t.i. erk.) Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldıray:  

(t.i. erk.) Parlak, ışık saçan ay.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldırım:  

(t.i. erk.) 1- Büyük ışık parlaması ve gök gürültüsüyle ortaya çıkan bulutlar arasında veya buluttan yere elektrik boşalması, saika. 2- Şiddetli, süratli, çabuk! Yıldırım harekatı. Ünlü Osmanlı padişahı: Yıldırım Bayezid.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldırım Gencer:  

Gencer YILDIRIMGEÇ (d:1936; ö:2005)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

yıldırım oyunu:  

taraflara genelde en çok 5 dakikanın verildiği hızlı oyun tarzı.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Yıldız:  

(t.i. ka.) 1- Geceleri gökte çıplak gözle ışıklı bir nokta olarak görülen gök cismi, necm, kevkeb, sitare, ahter. 2- Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan köşeli. 3- Baht, talih. 4- Mesleğinde çok parlamış kimse ve daha çok parlamış kimse, sinema sanatçısı. 5- Kuzey (Denizcilikte).(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yıldız:  

(Alm. Star - Fr. vedette - İng. star) 1- Karagöz, Matiz ve Külhanbeyi tiplerince "mum" ya da " ışık" anlamında kullanılan sözcük. 2- Oynanışta, oyunu uzun süre afişte tutan, kısacası sanatı yönünden üstün, ünlü sanatçı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yıldız:  

ad 1. Güneş ve Ay dışında olmak üzere, gökyüzünde görülen ışıklı gökcisimlerinden her biri. 2. MEC. herkesçe beğenilen, çok tanınmış sinema, müzik, tiyatro vb. sanatçısı. \"Sinemada yıldız dönemi kapanmış görünüyor\" 3. MEC. bir meslekte, bir toplulukta üstün başarı gösteren kimse. \"Sınıfın yıldızı bir kız arkadaşımızdı\" 4. bir noktadan çevreye doğru çekilmiş birçok kısa çizgiden ya da üçgenden oluşan biçim. \"Bayrağın yıldızı beş köşelidir\" 5. sıfat yıldız biçiminde olan. \"Yıldız tornavidamız yok\" 6. DEN. kuzey. \"Yel yıldızdan esiyor\" 7. MEC. şans, talih, baht. \"Onun politikada yıldızı parlıyor\" 8. ölümü yakın olmak. 9. işi, durumu bozulmak, şansı ters gitmek. 10. ününü, saygınlığını yitirmek, ilgi görmez olmak. 11. HALK AĞZINDAN yazgısı kötüleşmek.(Konusu: , Kökeni: )

Yıldız Kaplan:  

(lakabı/sin.) Seksi Şempaze(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Yıldız Kenter:  

Ayşe YILDIZ (d:1928; ö:2019)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Yıldız Tezcan:  

Yıldız GONCAGÜL (d:1945; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

yıldızbilim:  

bileşik · ad ➽astroloji.(Konusu: , Kökeni: )

Yıldızcılık:  

(Alm. Starsystem - Fr. vedettisme - İng. star system) Oyunun başarısını yıldızların aşırı reklamına bağlayan, bundan dolayı yıldızların çevresinde büyüleyici bir hava yaratmayı güden tutum.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yıldızhan:  

(t.i. erk.) Yıldızların hakanı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yıldo:  

Ahmet Yıldırım Benayyat(Konusu: gerçek adı, Kökeni: )

Yılgı Oyunu:  

(Alm. Schauerstück - Fr. piece d'horreur) Korku oyunu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yılgı Tiyatrosu:  

(Fr. theôtre de cruaute) İçinde tüyler ürperten, korkunç sahneler bulunan, seyirciyi korku duygularıyla kavrayan tiyatro türü: Örn. Grand Guignol.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yılhan:  

(t.i. erk.) Yılın hükümdarı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yılkan:  

(t.i. erk.) Yılan, çekinen kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yılkı Atı:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Nail Abbas SAYAR Kitabın Konusu: Romanda; gençliğinde sahibine çok yararı dokunmuş olan Dorukısrak isimli atın, yıllar geçip yaşlanmasının ardından sahibi tarafından doğaya terk edilişi ve acımasız doğa koşullarında hayatta kalma çabası anlatılıyor. Kitabın Ana Fikri: Menfaat sağlamak üzere, bir çıkar beklentisi içinde olup, ahlaki ve insani değerlerden uzaklaşılması insanların elindekilerini de kaybetmesine neden olabilir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

yıllık:  

sıfat 1. yapımından ya da doğumundan, oluşumundan başlayarak üzerinden herhangi bir yıl geçmiş olan. "Bunca yıllık dostum bana kırılmış" 2. bir yıl için. "Evin, topluca istenen yıllık kirası altından kalkılır gibi değildi" 3. yılda bir yapılan. "Onu derneğin yıllık toplantısına çağırmamışlar" 4. ad bir yılda verilen ücret. "Bu evin yıllığı kaça?" 5. ad yılda bir ve genellikle yılın sonunda ya da giren yılın başında yayımlanan ve belli bir konuda ya da her konuda o yılın olaylarını, ürünlerini veren kitap.(Konusu: , Kökeni: )

Yılma:  

(t.i. erk.) Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yılmaz:  

(t.i. erk.) Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yılmaz Erdoğan:  

Dizi Karakteri: Mükremin Çıtır Dizi Adı:Bir Demet Tiyatro. İlk kez 1995 yılbaşı gecesi "MTV-Meclis TV" adıyla yayınlanan ve büyük beğeni kazanan oyun. 2002 yılına kadar sürdü.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Yılmaz Güney:  

(lakabı/sin.) Çirkin Kral(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Yılmaz Güney:  

Yılmaz PÜTÜN (d:1937; ö:1984)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Yılmaz Kurt:  

Bilal MAKSUTOĞLU (d:1927; ö:2009)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Yılşen:  

(t.i. ka.) (bkz:: Yıldanur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

YING:  

(ying) Sessizlik, sakinlik, negatif, dişi(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

YING YANG:  

(ying yang) Zıtlığın mantığı.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Yırtık Dondan Çıkar Gibi:  

(d.) Durup dururken, hiçbir nedeni ve anlamı yokken, gereksiz yere anlamında söylenir. Örn:: Aaa sen garsona eksik verdin abi. -Sus lan yırtık dondan çıkar gibi ötme.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yırtık Pırtık:  

(sf.) Eskiyip parça parça olmuş, eski püskü, parça parça. NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yırtılmak:  

(f.) 1- Vermek: Örn:: Papelleri görelim. Seninkiler karı kokuludur. Tekliği yüz ona geçer. -Anam avradım -Höst. Yırtıl pulları. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Açıkça, Yırtık Dondan Çıkar Gibi konuşmak, itiraf etmek, sır vermek. Örn:: Haklısın Sabri Ağbi. Durum vaziyetine göre ben madara bi adam gibi görünüyorum. Fakat şu anda sana ismimden başka bir şey yırtılmam. (Süavi Süalp, Bir Sandık Altın) 3- (Tavla oyununda) Yapılmış kapıyı, (kapıları) elverişsiz gelen zar yüzünden bozmak. (bkz:: Yırtmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yırtmak:  

(f.) 1- Gitmek. Örn:: Şapkalı çaktırmadan böğrüme dürttü. Sen yırt lan dedi. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- Kurtulmak, kötü bir durumdan sıyrılmak. Örn:: O kadar atma. Arkam kuvvetli. Ben gene de yırtarım. (Süavi Süalp - İsmail Gülgeç, Gündüz İnsan Gece Hırt) 3- Becermek, başarmak. Örn:: Yırttın Öztürk diyordu o boyuna. Figürasyon olsaydı üç gün sonraya randevu vermezlerdi. Demek ki rol oynayacaktım. (Öztürk Serengil, YeşilÇamı Benden Sorun) 4- (Kumarda) Kazanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yiğit:  

(t.i. erk.) 1- Güçlü, yürekli, kahraman, alp 2- Delikanlı, genç, erkek. 3- Gözüpek, düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmayan kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yiğitbaşı:  

(T.K.O.) Anadolu'da oyun düzenleyicisi.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yiğitcan:  

(t.i. erk.) Güçlü, korkusuz, kahraman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yiğiter:  

(t.i. erk.) Güçlü, korkusuz, kahraman kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yiğithan:  

(t.i. erk.) Yiğit, cesur hakan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yiğitkan:  

(t.i. erk.) Güçlü, cesur soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yine:  

belirteç 1. yeni baştan, bir kez daha, yeniden, gene. "Yine yağmur başladı" 2. öyle olmakla birlikte, öyle olmasına karşılık. "Geleceğini söylemişti, yine gelmedi" 3. öylesi de. "Bunu beklemiyordum, doğrusu yine iyi olmuş"(Konusu: , Kökeni: )

Yineleme:  

(Alm. Wiederholung) Hareketleri ya da sözler tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama. Tekrarlama.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yirmi Saniye Kuralı:  

(Sutopu Ter.) Bir oyuncunun yaptığı hata sonucu oyun dışında kaldığı süre.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

yirmibir:  

(i.) Eldeki kâğıtların sayı toplamının yirmi bir olmasına dayalı bir tür iskambil oyunu.(Konusu: Kumar Oyunları, Kökeni: )

Yirmiye Yoğurt:  

(d.) 1- Yapayalnız kaldım anlamında kullanılır. 2- (Hapishanede) Ziyaretçisi, görüşçüsü olmama. Örn:: Yirmiye yoğurt -Ne geien var ne de giden. (Turan Aziz Beler, Allah Kurtarsın)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yisa:  

(it.ü. issare, çekmek, kaldırmak) Çaba, gayret, zorlama gerektiren işlerde yüreklendirmek İçin kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yisa Mola:  

(d. it. issare, çekmek, moliare, yavaşlamak, bırakmak) Kah hızlı, kah yavaş hızlana, yavaşlaya anlamında kullanılır. Örn:: Ertesi günü hamallar çeki taşına sırıkları takar, yısa mola iskeleye İndirirlerdi. (Beti Cevat Ulunay, Sayılı Fırtınalar)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yiyecek:  

ad 1. yenmeye elverişli olan her şey. "Akşama ne yiyecek var acaba?" 2. sıfat yemeye elverişli, yenebilen. "Yiyecek ekmek kalmamış"(Konusu: , Kökeni: )

Yiyici:  

(i.) 1- (Kadın için) Jigolo, dost. Örn:: Nil'in yiyicisi yanına gelip usulca -Ne o kocakarı hapı bıraktın iyice dedi. (İrfan Yalçın, Genelevde Yas) 2- Rüşvetçi, mürteşi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yobaz:  

1- Kaba saba, nazik olmayan, eğitimsiz, haşin, saldırgan, düşüncesinde ve inancında aşırı olan. 2- Herhangi bir fikre veya inanışa körü körüne bağlılığını aşırılığa vardıran ve hiçbir karşı düşünceye varlık alanı tanımayan; hoşgörüsüz. “Din adına yol kesen dünkü yobazın oğlu!?/Yine sen kesiyorsun küfür uğrunda yolu!” (N. F. Kısakürek)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yoga:  

(fr.i. – İng. yoga < Sans.) Bedene ve rûhî hayâta hâkim olmayı amaç edinen ve bunu kendine tam anlamıyle hükmetme, düşüncelerini bir noktaya toplama, nefesini tutma vb. metotlarla sağlama yoluna giden Hint düşünce ve yaşayış sistemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Sanskritçe)

Yogi:  

(fr.i. yogi < Sans.) Yoga felsefesini uygulayan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Yoğun:  

(t.i. erk.) 1- Oylumuna oranla ağırlığı çok olan. 2- Dolu, sık. 3- Kalabalık. 4- İri, kaba, kalın.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

WhatsApp