MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Palyaçoluk:

1. Palyaçonun yaptığı iş. 2. Gülünç davranışlar.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Yavaş Gelmek:  

(d.) Soğukkanlı olmak. Ağır olmak. Abartmamak. Örn:: Bin yıldan beri. Biz İstanbullu oğlu İstanbulluyuz. Yavaş gel. (Orhan Kemal, Gurbet Kuşları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yavaş Saha:  

(Tenis Ter.) Topun yere değdikten sonra yavaşladığı, sentetik sahalara göre daha fazla zıpladığı kırmızı toprak ve toprak alaşımlı sahalar. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yavaş Smaç:  

(Voleybol Ter.) Topun daha fazla ivme kazandığı yavaş vuruş. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yavaş Yavaş:  

(be.) 1- Hızlı olmayan bir biçimde, azar azar, ağır ağır. "Aşağıda yavaş yavaş akan suya bakıyordu" 2- Gittikçe, gitgide. "Durumu yavaş yavaş anlamaktaydı" NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

yavaşlama uyarı çizgileri:  

(YI-12) Trafik Yatay İşareti: yol eksenine dik olarak çizilir. araç trafiğinin hızlı aktığı yollarda tehlikeli bir viraja, kavşağa, ışıklı trafik işaretlerine veya yaya geçidi gibi geçiş önceliği bulunan kesimlere yaklaşıldığını bildirir. sürücüler hız azaltmalı ve dikkatli olmalıdır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yaver:  

(f.i. erk.) Yardımcı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Yaveş:  

(t.i. erk.) 1- Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. 2- Şefkatli, sevecen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavru:  

(sf.i.) 1- Toy acemi, deneyimsiz. (öğrenci, mahkum, kumar oyuncusu vb.) Örn:: Vazoya sakın dokunmayın dedim ben böyle numaralara gelecek yavrulardan değilim. (F. M. İkinci, Kara Nara) 2- Küçük yaşta kız, çok genç kız, kadın. Örn:: iri iri simsiyah gözler. Yavru daha şerefsizim. (Orhan Kemal, Devlet Kuşu) 3- Çok güzel. (kız, kadın) Örn:: Uff Ne biçim yavrular var bu filmde. Ayy Şimdiden bi hoş oldum. (Oğuz Aral, Avanak Avni)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yavşak:  

(i.) 1- Çocuk. Erkek çocuk. Kız çocuk. Örn:: Gam yok, keder yok yavşaklarda. (Metin Kaçan, Ağır Roman) 2- Edilgin eşcinsel. (oğlan, erkek) Örn:: Kes tantanayı lan yavşak. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 3- Bit. Örn:: Öyleyse daha ton işi yavşak vardır sende. Bilirsin yavşak ne? (Fakir Baykurt, Bit)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yavşaklık:  

i. 1- Yavşak olma durumu. 2- (Erkekte) Edilgin eşcinsellik. Örn:: Kendisi yaralamadan geldiğini söylüyormuş ama bizim çocukların istihbaratına göre yavşaklıktan gelmiş. ibnelikten yani. (Baskın Oran, Nerde O Eski Mapusaneler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yavşamak:  

(f.) Yavşakça davranmak. Yanaşmak, İlgi göstermek, sırnaşmak. Örn:: Yavşadın mı? -Yok canım. Dostça bir ilgisi var. Sadece hoşlanıyorum. (Füsun Erbulak, 60 Günlük Bir Şey) (bkz:: Yavşak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yavşanotu:  

(avrupaçayı) Sıracagiller familyasından; çiçekleri mavi veya beyaz renkte olan bir bitkidir. Yuvarlak saplıdır. Duvar çatlaklarında yetişir. Taze iken kokusuzdur. Kuruduktan sonra güzel kokar. Faydası:: Hazmı kolaylaştırır. Baş ve kulunç ağrılarını keser. Çay gibi içilir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Yavuz:  

(t.i. erk.) 1- Yaman güçlü, güzel. 2- Sert, şiddetli, çetin, keskin. 3- Fevkalade, ala, müstesna. 4- Kötü, fena azgın. Yavuz Sultan Selim. Hilafetin Osmanlılara geçmesini sağlayan dokuzuncu Osmanlı padişahı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavuzalp:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yavuz) Çetin ve mücadeleci yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavuzay:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yavuz) Ayın en güzel hali.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavuzcan:  

(t.i. erk.) Güçlü kişiliği olan, kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavuzer:  

(t.i. erk.) Cesur, güçlü erkek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yavuzhan:  

(t.i. erk.) Güçlü hükümdar, hakan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yay:  

(t.i. erk.) 1- Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş eğri ağaç ya da metal çubuk. 2- Burç.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yaya:  

ad · sıfat 1. yürüyerek giden (kimse). "Yayalar sağdan, arabalar soldan gidecek" 2. belirteç herhangi bir taşıta binmeksizin, yürüyerek. "Oraya yaya gidilecek"(Konusu: , Kökeni: )

yaya alt geçidi:  

(B-45a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, konulduğu yerde yaya alt geçidi olduğunu ve yayaların bu geçidi kullanmalarının zorunlu olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya bölgesi:  

(B-14c) Trafik Bilgi İşareti: motorlu taşıt dolaşımına kapalı, yaya yollarından oluşan kent kesimi olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya bölgesi:  

(B-14-d) Trafik Bilgi İşareti: motorlu taşıt dolaşımına kapalı, yaya yollarından oluşan kent kesimi olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya bölgesi:  

(B-14e) Trafik Bilgi İşareti: yükleme araçları hariç motorlu taşıt dolaşımına kapalı, yaya yollarından oluşan kent kesimi olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya bölgesi:  

(B-14f) Trafik Bilgi İşareti: yükleme araçları hariç motorlu taşıt dolaşımına kapalı, yaya yollarından oluşan kent kesimi olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya geçidi:  

(T-11) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: taşıt yolunda, yayaların güvenli geçebilmelerini sağlamak üzere, trafik işaretleri ile belirlenmiş alandır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya geçidi:  

(B-14a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, konulduğu yerin yaya geçidi olduğunu, sürücülerin bu kesimden geçerken daha dikkatli davranmaları ve yaya geçidinden geçen yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri gerektiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya geçidi:  

(YI-10) Trafik Yatay İşareti: yol eksenine dik olarak çizilen çizgilerdir. karayolunun araç trafiğine ayrılmış bölümlerinde yayaların geçiş yapacağı kısımları belirtir. bu kısımlarda ilk geçiş hakkı yayalara aittir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya geçidi:  

(YI-11) Trafik Yatay İşareti: yol eksenine dik olarak çizilen çizgilerdir. karayolunun araç trafiğine ayrılmış bölümlerinde yayaların geçiş yapacağı kısımları belirtir. bu kısımlarda ilk geçiş hakkı yayalara aittir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya geçidi:  

caddelerde, yayaların güvenle geçebilmesi için ayrılmış geçit.(Konusu: , Kökeni: )

yaya giremez:  

(TT-12) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, yayaların girmesinin yasak olduğunu bildirir. sadece yayaların girmesinin özellikle tehlike arz edebileceği otoyol kaldırımı bulunmayan çok şeritli yollar yaya girişinin kanunen yasak olduğu diğer yerlerde kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya öncelikli yol:  

(B-56) Trafik Bilgi İşareti: yaya öncelikli yol levhası Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından duyurulan yeni trafik levhaları arasında yer almaktadır. bu levhanın amacı; özel trafik kurallarının geçerli olduğu yaya öncelikli yolların girişlerini belirtmek içindir. 1- Yayaların yolun bütün bir kesimini rahatlıkla kullanabilecekleri ve yol üzerinde oyun oynamalarına izin verildiğini, 2- sürücülerin bu yol kesiminde kesinlikle 20 / km saat hızını geçemeyecekleri 3- sürücülerin yayaları riske atmayacaklarını ve herhangi bir engelleyici davranışta bulunmayacaklarını, gerektiği taktirde duracaklarını, 4- yaya öncelikli yollar ile diğer yolların oluşturduğu kavşaklarda, yaya öncelikli yollardan çıkan sürücülerin diğer yollardan gelen sürücülere yol vereceğinin anlaşılması.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya öncelikli yolun sonu:  

(B-57) Trafik Bilgi İşareti: yaya öncelikli yolun sonu levhası Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından duyurulan yeni trafik levhaları arasında yer almaktadır. bu levhanın amacı; özel trafik kurallarının geçerli olduğu yaya öncelikli yolların girişlerini belirtmek içindir. 1- Yayaların yolun bütün bir kesimini rahatlıkla kullanabilecekleri ve yol üzerinde oyun oynamalarına izin verildiğini, 2- sürücülerin bu yol kesiminde kesinlikle 20 / km saat hızını geçemeyecekleri 3- sürücülerin yayaları riske atmayacaklarını ve herhangi bir engelleyici davranışta bulunmayacaklarını, gerektiği taktirde duracaklarını, 4- yaya öncelikli yollar ile diğer yolların oluşturduğu kavşaklarda, yaya öncelikli yollardan çıkan sürücülerin diğer yollardan gelen sürücülere yol vereceğinin anlaşılması.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yaya üst geçidi:  

(B-45b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, konulduğu yerde yaya üst geçidi olduğunu ve yayaların bu geçidi kullanmalarının zorunlu olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yayalar ve bisikletliler için ayrı ayrı kullanılabilen yol:  

(TT-45a) Trafik Tanzim İşareti: yayalar ve bisikletliler için ayrı ayrı kullanılabilen yol levhası.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yayalar ve bisikletliler için ayrı ayrı kullanılabilen yolun sonu:  

(TT-45b) Trafik Tanzim İşareti: yayalar ve bisikletliler için ayrı ayrı kullanılabilen yol levhası.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yayalar ve bisikletliler tarafından kullanılabilen yol:  

(TT-44a)Trafik Tanzim İşareti: yayalar ve bisikletliler tarafından kullanılabilen yol levhası.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yayalar ve bisikletliler tarafından kullanılabilen yolun sonu:  

(TT-44b) Trafik Tanzim İşareti: yolun yaya ve bisikletliler tarafından artık kullanılmayacak bölümünün başladığını belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yayalp:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yay) Sportmen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yaybüke:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yay) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yaygın:  

sıfat 1. pek çok kimsece duyulmuş, öğrenilmiş, benimsenmiş ya da kullanılmış olan. "Ozan yaygın sözcükler yerine az bilinenleri yeğlemiş" 2. pek çok kimsede görülen, çoklarınca beğenilen, sevilen. "Yaygın modaya uymak gerekirmiş" 3. çok görülen, çok rastlanan. "Anadolu’da akraba evliliği yaygındır" 4. geniş kapsamlı. "Yaygın bir düşünceye göre bu iş olmayacak" 5. sınırı genişlemiş, sınırı olmayan, yayılmış. "Gömleğindeki yaygın lekeyi çıkaramamıştı"(Konusu: , Kökeni: )

Yaygır:  

(t.i. erk.) Gökkuşağı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yayılma:  

Kaplamanın, fırça izleri gözükmeksizin düzgün boya filmi oluşturma kabiliyeti. Çok kaliteli akrilik esaslı boya boyaların süper yayılma kabiliyeti vardır.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Yayımlandı:  

Yanlış: Yayınlandı Doğru: Yayımlandı(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Yayın:  

Bilimsel Adı: Silurus glanis. Familyası: Tatlı Su Balığı. Vücudu uzun ve çıplak olup, kaygan karakterli bir deri ile örtülüdür. Başı büyük, başının ön kısmı üstten yassılaşmış, gözler küçük, ağız çok büyüktür. Çenelerde gayet iyi gelişmiş dişler bulunur. Alt çene üst çeneye oranla daha uzundur. Burun delikleri ise dört adettir. Rengi çok değişkendir. Bulunduğu ortama göre değişir. Sırtı siyahımsı gri veya kül rengindedir. Bazen sırt tarafında yeşilimsi kahverengi yansımalar görülür. Uluabat Gölü ile bu göle bağlantılı sularda dönem boyunca avcılığı yasaktır. Yayın balığı, nispeten tropikal bir form olduğundan, yumurta bırakmak için mutlaka su sıcaklığının 20 oC’den yukarı olmasını bekler. Üreme zamanı Mayıs – Temmuz arasıdır. Akarsu ve göllerde yaşayan balıkların en büyüğüdür ve aynı zamanda en uzun yaşayanıdır. 35-40 yıldan 100 yıla kadar da yaşayabilir. Yavaş akan nehirlerde göllerde dipte hareketsiz yatarak yaşar. Et obur bir balıktır. Sualtındaki bütün hayvanları yiyebilir. Tatlı su balıkları içinde eti en lezzetli balıklardan biridir. Ekonomik değeri çok yüksektir. HANGİ AYDA YENİR: Mayıs - Eylül arası hariç her mevsim yenebilir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

yayın:  

ad 1. basılıp satışa çıkarılan gazete, dergi, kitap gibi okunacak nesne. 2. radyo ya da televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey.(Konusu: , Kökeni: )

Yayla:  

(t.i. ka.) Deniz yüzeyinden yüksek, yaz mevsiminde oturulan serin ve yüksek yerler.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yayladağı Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Hatay Açıldığı Tarih: 04.09.1953 Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: Keseb Sınır (Gümrük) Kapısı Geçiş Şekli: Karayolu Hakkında: Hatay’ın en güneyindeki Yayladağı ilçesinde bulunan Yayladağı Sınır Kapısı, Suriye ile Türkiye arasında önemli bir geçiş noktası. İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki sınır kapısı, 1938’den bu yana açık. Suriye’nin Kesep Gümrük Kapısı ile karşılıklı konumda bulunan gümrük kapısı, Suriye’nin liman kenti Lazkiye ve Lübnan’a en yakın sınır kapısı özelliğini taşıyor. Gümrük sahasının toplam alanının 11 bin 125 metrekare olduğu Yayladağı, 2007’de modernize edilerek teknolojik altyapısı yenilendi. (Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

Yaylanma:  

(Cimnastik Ter.) Vücut bölümlerinde, kasların gerilme ve kasılma gücü ile oluşan ve birbirini ölçülü olarak izleyen esnek yaklaşma.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yaylanmak:  

(f.) Gitmek, savuşmak, yürüyüp ortadan kaybolmak. Örn:: Aklınla bin yaşa Beybaba diye fısıldadı ve yaylandı? (Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yaylı Düzey:  

(İng. trampaline - Alm. Trampolin) Sahnede akrobatların sıçramak ve atlamak için kullandıkları yaylı düzey.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yaylım:  

(i.) Hesap. Hesap kitap, hesaplama.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yaylım Etmek:  

Hesaplamak. (İskambil oyunlarında) Ortaya atılan kağıtları kafasına kaydederek beklediği kağıdın hangi elde geleceğini düşünmek. Yaylımlamak diye de kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yaza Yaza:  

(be.) Çok yazarak. "Ozan şiir yaza yaza değil iyi şiir yaza yaza ozan olur" NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yazgan:  

(t.i. erk.) Yazan, yazar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yazganalp:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yazgan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yazgı:  

(t.i. ka.erk.) Kader, alın yazısı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yazgülü:  

(t.i. ka.) Yazın açan gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

yazı:  

ad 1. YAZIN TERİMİ bir yazarca herhangi bir konuda fıkra, makale, eleştiri, deneme, inceleme gibi düzyazı olarak yazılmış şeylerin ortak adı. "Yazı yazmak o kadar kolay mı?" 2. düşüncenin belli imlerle saptanması eylemi. "Yazının kullanılması çok eskidir" 3. düşünceyi saptamaya yarayan imler düzeni. "Yeni Türk yazısı Latin kökenlidir" Benzer: alfabe 4. herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat yönünden özellik gösteren tür. "İtalik yazı şiire gitmez" 5. harfleri yazma biçimi. "Okunaklı yazı güzel yazıdır" 6. bilinen yazıdan ayrı olan anlatım aracı. "Nota yazısını müzikçiler okuyabilir" 7. metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü. "Yazı tura atarak işe başladık" 8. MEC. alınyazısı, yazgı. "Yazısı böyleymiş, çekecek" 9. bir dairede yazışmaların yönetildiği bölüm. "Belediyenin yazı işlerinde çalışıyorum" 10. gazete, dergi gibi bir süreli yayında yayımlanacak haberleri, yazıları hazırlayan, düzenleyen, bu işleri yöneten bölüm.(Konusu: , Kökeni: )

yazı:  

HALK AĞZINDAN ad 1. düz toprak parçası, düzlük, ova. 2. toprak, yer. \"Yazıda oturma, altına minder al.\"(Konusu: , Kökeni: )

Yazıcı:  

Yazıcı; askerde genel olarak evrak işleri ile ilgilenen kişilere verilen isimdir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Yazıhane:  

(b.i) Avukat, mali danışman gibi kimi serbest meslek insanlarının işyeri ya da bir kimsenin yazı ve danışma işlerini yürüttüğü yer, çalışma odası.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

yazılı:  

sıfat 1. yazılmış durumda olan. "Yazılı kâğıda helva sarılmaz" 2. yazılmış. "Kapının üzerinde girilmez yazılıydı" 3. üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. "Kazıda yazılı taşlar bulunmuş" 4. alna yazılmış olduğuna inanılan. "Yazılıyı kimse önleyemez" 5. ad · sıfat yazılı olarak yapılan (sınav). "Bugün Türkçeden yazılı vardı"(Konusu: , Kökeni: )

Yazılı Hani:  

Bilimsel Adı: Serranus scriba. Familyası: Deniz balığı. Levrek Balığı ailesindendir. Diğer Adı: Taş Hanisi, Asıl Hani. Uzunluğu en çok 25 cm. olabilen Yazılı Hani kendi türünün tipik bir örneğidir. Belli bölgelerde yalnız yaşar. Kendinden küçük balıklar, Karides gibi kabuklularla beslenir. Yaklaşık 30 m. derinlerde, belirli bölgelerde yalnız yaşar. Baş kısmındaki, çeşitli renk ve süslemelerden 'yazılı' ismini alır. Üremeleri Mayıs - Haziran arasında olup, cins ve türlerine göre 18.000 - 900.000 yumurta döker. Karadeniz’de Haziran, Marmara Denizi’nde Mayıs-Haziran, Ege Denizi’nde Nisan-Ağustos, Akdeniz’de Mayıs-Ağustos aylarında ürerler. HANGİ AYDA YENİR: Yılın her ayında yenebilir.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Yazılı Orkinos:  

Bilimsel Adı: Euthnus alletteratus. Familyası: Deniz balığı. Uskumrugiller (Scombridae) familyasına ait bir balık türüdür. İki sırt yüzgeci arasında küçük bir aralık vardır. İkinci yüzgeç birinci yüzgeçten daha kısadır. Kafa arkası ve göğüs yüzgeci çevresi ile yan çizgi pullu, diğer kısımlar pulsuzdur. Ülkemizde Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz''de görülür. Sürü halinde yaşarlar. Temmuz ve ağustos ayları üreme dönemleridir. (Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Yazılmak:  

(f.) 1- Birisiyle, bir yerle, bir ortamla ilişkisini düzenli olarak sürdürmek. Örn:: Karılar, kızlar, pezolar, tatlıcılar, bitirimler. Bu aleme yazılanlar. Evet evet. İşte hepsi orda. (Engin Ergönültaş, Terso) 2- İlişki kurmak. Örn:: Allah bakın İşte üç dene daş gibi üstsüz durist garı ar -Hemen yazılalım abi. (Faruk Bayraktar, karikatür) 3- (Birisini) Aşk, cinsel ilişki, evlilik amacıyla kesinlikle seçmek, tercih etmek. Örn:: Laleye yazıldım abi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yazır:  

(t.i. erk.) Oğuzların, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yazış Payı:  

(bkz:: Telif Hakkı)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yazışmalı satranç:  

tarafların e-posta yoluyla oynadığı satranç.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

yazma:  

ad 1. yazmak eylemi. 2. başörtüsü, bohça, yemeni, yorgan yüzü gibi şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırçayla ya da tahta kalıplarla desen yapılmış bez. 3. bu bezden yapılmış başörtüsü. 4. HALK AĞZINDAN kabakulak. 5. ad · sıfat basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış olan (kitap). "Kitaplığın yazmalar bölümünde ilginç bir yazma var" 6. sıfat renkli bezekleri elle yapılmış olan. "Yazma mendilini başına bağlamıştı"(Konusu: , Kökeni: )

Yazmacı:  

(i.) Yurtdışından getirilmiş kaçak otomobili sahte gümrük ve trafik belgeleriyle trafiğe sokan satan kişi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yazmacı:  

(i.) Yurtdışından getirilmiş kaçak otomobili sahte gümrük ve trafik belgeleriyle trafiğe sokan satan kişi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yazmak:  

(f.) Önemli olmak, değeri olmak, bir anlam taşımak. Örn:: Babayı katma bak su koyverecem haa. -Koyversen ne yazaran. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) (Genellikle soru biçiminde ve olumsuz biçimde kullanılır. Örn:: Ne yazar? Kaç yazar? Bi şey yazmaz vb.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yazmak:  

–; –İ 1. düşünceyi, sözü özel imlerle ya da harflerle kâğıda geçirmek. \"Şiir yazmak için ozan olmak gerekmez mi?\" 2. yazıyla anlatmak. \"Mektup yazmak yerine telefon ediyorum\" 3. yazıyla bildirmek, yazılı olarak haber vermek. \"İşin sonucunu size yazarız\" 4. yazar olarak görev yapmak. \"Hangi gazetede yazacaksınız?\" 5. bilim ya da yazın yapıtı oluşturmak. \"Yeni bir roman yazmak istiyordu\" 6. (sayaç vb.) sayılarla niceliği belirtmek, göstermek. \"Taksimetre on lira yazmıştı\" 7. –E; – kayıt etmek ya da bir göreve almak. \"Müdür çocuğu okula yazmak istememişti\" 8. HALK AĞZINDAN yere yaymak, sermek. \"Çulu yazıp oturdular\" 9. HALK AĞZINDAN düğünlerde, gelinin yüzünü süslemek. 10. MEC. (doğaüstü güçler) insanın geleceğini belirlemek. \"Tanrı böyle yazmış, değişmez\" 11. ARGO (genellikle olumsuz ya da soru biçimi kullanılır) bir anlam taşımak, önemi, değeri olmak. \"Bağırsa da kaç yazar, bir şey yazmaz\"(Konusu: , Kökeni: )

Yecüc ve Mecüc:  

Yecüc ve Mecüc (Arapça: يَأْجُوج وَ مَأْجُوج; İbranice: גּוֹג וּמָגוֹג, Gōg ū-Māgōg), kimi dinlerde bahsi geçen efsanevi varlıklar (topluluk, insanlar ya da cüceler). Bu varlıklar, çeşitli dinlerde, mitolojilerde ve kültürlerde cüceler veya dev, şeytan, kavimler veya ülkeler olarak anılır.(Konusu: , Kökeni: )

Yecüc–Mecüc:  

İslam inancına göre kıyametin büyük alametlerinden biri olarak yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak olan ve kimler olduğunu, ne zaman ve nereden çıkacağını sadece Allah’ın bildiği bir topluluk. “Nihayet, Yecüc ve Mecüc’ün önü açıldığı ve onlar her tepeden akın etmeye başladıkları zaman kıyamet yaklaşmış olur…” (Kur’an-ı Kerim Enbiya suresi 21/96-97 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yedeğine Almak:  

(d.) (Kalabalık yerlerde, kamu ulaşım araçlarında) Birisinin arkasına geçmek, o kişiye sürtünecek biçimde konum almak. Örn:: Bütün çabası adamın öne Filizin yanına gidip kızı yedeğine almak, sıkıştırmak. (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yedek:  

(Fr. doubleur, doublure - Alm. Dubleur) Asıl oyuncunun yerine çıkan oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yedek Işıklama:  

(Alm. Notbeleuchtung - Fr. eclairage de securite - İng. secondary lighting) Herhangi bir zor durumda kullanılan yardımcı ve daha az güçte olan ışıklama.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yedek Pilot:  

(d. türk. fr. pilota) Bir tür uyuşturucu, amfetamin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yedek Subay:  

Yedek subay yada Yedek subaylık; en az 4 yıllık bir üniversite bitirmiş Türk vatandaşı erkeğinin subaylık sınavlarına girdikten sonra (Bu Sınavdan neye göre geçiliyor belli değil) 3 aylık acemi birliği eğitimi alarak toplamda 12 ay önce asteğmen sonrada teğmen rütbesi ile askerlik yapmasıdır. İşin İlginç yanı 20 yıllık uzman çavuşlar baş çavuşlar bile bu 3, aylık eğitimli Askere Komutanım demek zorunda çünkü rütbesi daha yüksektir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Yedi Metre Atışı:  

(Hentbol Ter.) Yedi metre çizgisinden yapılan direkt ceza atışı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yedi Metre Çizgisi:  

(Hentbol Ter.) Kaleden oyun alanına doğru 7 metre uzaklıkta çizilmiş kaleye paralel çizgi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Yedi Sekiz:  

Evin önünde yedi sekiz kişi toplanmış yukarı doğru bakıyorlardı. NOT: Sayılardan Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yedi Sülalesinden Bando Mızıkayla Geçmek:  

(d. a. sülale, ita. banda, musica türk.) (Birisine) Çok ağır küfür etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yedibeyza:  

1- Parlayan el, beyaz ve nurlu el. 2- Hz. Musa’ya verilen mucizelerden biri; etrafını aydınlatacak şekilde elinin parlaması. Hz. Musa’ya, peygamberliğini inkârcılara ispat etmesi için mucizeler verilmiştir. Bunlardan biri de yedibeyza mucizesidir. Örn:: “Musa, elini (göğsünden) çıkardı. Birden eli bakanlar için yedibeyza oldu.” (Kur’an-ı Kerim Şuara suresi 26/33 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yedier:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yediger)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yediger:  

(t.i. erk.) Büyük ayı takım yıldızı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yedinci Gün Adventist Kilisesi:  

Yedinci Gün Adventist Kilisesi diğer mezheplerden Yahudi / Hristiyan haftasının orijinal yedinci günü olan Cumartesi gününün Sebt olarak tutulmasıyla ayrılan ve İsa Mesih’in çok yakında gerçekleşecek ikinci gelişine (advent) vurgu yapan bir Protestan Hristiyan mezhebidir. Mezhep, 19. yüzyıl ortalarında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Millerci hareketten doğmuş ve 1863 yılında resmî olarak kurulmuştur. Kurucuları arasında, kapsamlı yazıları zamanımızda kilise tarafından hâlen büyük saygı gören Ellen G. White da bulunuyordu. Kilise ayrıca beslenmeye ve sağlığa verdiği önem, insana ilişkin bütüncül anlayışı, din özgürlüğünü savunması ve ilkeleri ile yaşam tarzındaki muhafazakârlığıyla tanınmaktadır.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Yedirmek:  

(f.) Yalan söylemek, yalanına inandırmak. Örn:: sonra da kadının eli kazara eline değmişti beni aldı apartmanına götürdü diye yedirmek istedin Bolpaçaya. (Orhan Kemal, Bilek Saati) (bkz:: Yemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yediveren:  

(t.i. ka.) Yılda her mevsim çiçek açan gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yefa:  

(a.i. ka.erk.) Yüksek yer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Yegah:  

(f.i. ka.) Türk müziğinin en eski makamlarından bir terkib.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Yegan:  

(f.i. erk.) Tekler, birler. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Yegane:  

(f.i. ka.) Biricik, tek.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Yeğin:  

(t.i. erk.) 1- Zorlu, katı, şiddetli. 2- Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. 3- Bereketli, bol. 4- İyiliği seven. 5- Yakışıklı, güzel, ince. 6- Uygun yerinde.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yeğiner:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yeğin) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yeğrek:  

(t.i. erk.) 1- İyilik sever. 2- Güzel. 3- Fazla, çok.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yehova'nın Şahitleri:  

Yehova'nın Şahitleri; binyılcı, restorasyoncu ve teslis karşıtı inanca sahip, ana akım Hristiyanlıktan ayrılan bir Hristiyan mezhebidir. Topluluk, kendisini bir Hristiyan mezhebi olarak değil, Hristiyanlıktan, Yahudilikten ve diğer dinlerden ayrı bir din olarak görmektedir. Hristiyanlıktan farklı oldukları hususunda Yehova'nın Şahitleri ile aynı fikirde Hristiyanlar da vardır. Yehova'nın Şahitleri, Warwick, New York'ta toplanan kıdemlilerden oluşan Yehova’nın Şahitlerinin İdari Organı tarafından yönetilmektedir. Bu idari organ, Kitab-ı Mukaddes'in tevillerine dayanarak, mezhebin öğretilerini kararlaştırmaktadır.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

Yehud:  

(a.i. erk.) Yahudi, Hz. Ya'kub'un oğlu Yahuda soyundan gelenler, İsrailoğulları.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp