MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Megafon:

Sesi yükselterek duyurmayı sağlayan araç.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Yoğunay:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yoğun)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yoğunlaştırmak:  

(Alm. Verdichten - Fr. condenser - İng. condense) Bir oyunun metninde bir rolün oynanışında belli yerleri gevşeklik ve yaygınlıktan kurtarıp derlemek, toparlamak, daha güçlü ve etkin duruma getirmek.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yoğurt:  

(i.) 1- Yugoslav para birimi, dinar. 2- (sf.) Kendinden geçmiş, baygın. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yoğurt mu:  

(d.) Yok, yahu, ne söylediğini sanıyorsun? anlamında kullanılır. Örn:: İğne deliğine de girizlesek bizi egavlarlarmış. -Yoğurt mu?(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yoğurthane:  

(b.i) Yoğurt yapılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Yoğurtlu Bakla:  

(d. türk. a. bakl. sebze'den bakla) es. Toplum polisi. (Yeşil giysili ve beyaz miğferli olmalarından yakıştırma.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

YOI:  

(yoi) Dikkat.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Yok Deve:  

(d.) Bu kadar da olmaz, çok abarttın anlamında söylenir. Örn:: Olga-(Göstererek) Kadın kısmisi otururken bacağını biraz açmak iktizadır. Zilha- Yok deve. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yokini:  

(i.) (bikini, monokinye ben. yok-ini) Birisinin üzerinde hiçbir giyecek olmadığını, o kişinin çıplak olduğunu belirtmek için kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yoklama Kaçağı:  

Askerlik çağına gelmiş gencin yoklama amacıyla askerlik şubesine çağrılmasından ve belirtilen süre içerisinde yoklama yaptırmayanların durumuna yoklama kaçağı denir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Yoko:  

(Yön) Yan kollarının dışından yapılan aikido hareketleridir.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )

YOKO:  

(yoko) Yan, kenar.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Yoko Ukemi:  

Yana doğru düşüş.(Konusu: Satranç Terimleri, Kökeni: )

yokuş:  

ad 1. yükselerek giden yol. 2. kimi zaman iniş yerine de kullanılır.(Konusu: , Kökeni: )

Yol:  

(i.) 1- Para. Örn:: Yolu var -Daha parası var hepsini kaybetmedi. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- Hile, Tuzak. (bkz:: Yol Asılmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yol:  

ad 1. karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık. 2. karada insanların, hayvanların gidip gelmesi için yapılan ya da kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. 3. yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için topraklar düzeltilerek yapılmış ulaşım şeridi. \"Ülkenin yollarının çoğu asfalttır\" 4. içinden ya da üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. \"Sidikyolu hastaymış\" 5. yolculuk. \"Yola ne zaman çıkarız?\" 6. gidiş çabukluğu, hız. \"Otobüse göre trenin yolu azdır\" 7. MEC. bir ereğe ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. \"Her işin bir yolu vardır\" 8. gidiş ya da davranış biçimi, davranış, tutum. \"Onun hangi yolda olduğunu bilemeyiz\" 9. MEC. uyulan ilke. \"Atatürk’ün yolundayız\" 10. MEC. amaç, uğur (II), erek. \"Yolumuzdan dönmeyiz\" 11. MEC. örnek, görenek. \"Bu yolu önlemeli\" 12. (kumaşta) uzun çizgi. 13. MEC. elverişli durum, çözüm, olanak, çare. \"Söylediği yol aklıma yattı\" 14. HALK AĞZINDAN defa, kez, kere. \"Bir yol ölme, hemen unuturlar\" 15. HALK AĞZINDAN düğüne çağrılan birinin götürdüğü armağan. 16. HALK AĞZINDAN düğünde, oğlan evinin kız evine verdiği armağan. 17. ARGO para. \"Bende yol kalmadı\" 18. ARGO hile, tuzak. \"Tilki gibidir, çok yol bilir\" 19. yol2 yapmak. \"Köye yeni bir yol açtılar\" 20. herhangi bir nedenle kapanmış olan yolu geçilir duruma getirmek. 21. kalabalık bir yerde bir büyüğün geçmesi için bir kenara çekilip ona yol vermek. 22. MEC. davranışlarıyla, tutumuyla başkalarının da o işi yapmasına örnek olmak. \"O yolu açınca herkes aynı şeyi yaptı\" 23. MEC. bir olayı oluşturmak, bir şeyin nedeni olmak, bir şeyin olmasını sağlamak. \"Mikroplar hastalığa yol açar\" 24. bir yolda oldukça gitmiş, ilerlemiş olmak, yolda ilerlemek. \"Araba hızla yol almaktaydı\" 25. MEC. ilerlemek, gelişmek. \"Ülkemiz cumhuriyetle büyük yol almıştır\" 26. çözüm, çare bilmek. \"Bundan kurtulacak birkaç yol biliyorum\" 27. yöntem, incelik, usul bilmek. \"Köylü yol bilir mi, her şeyi çat pat söyler\" 28. karayolunda, demiryolunda kenar. 29. yolculuk süresi. \"Yol boyu sustular\" 30. yolculuğa çıkmak gerektiği anlaşılmak, yola gitmek gerekmek. 31. işinden olacağı ya da başka bir yere atanacağı belli olmak. \"Bizim müdüre yol göründü\" 32. bir yolu bilmeyene anlatmak, kılavuzluk etmek. 33. bir konuda nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek, akıl vermek. 34. gideceği yolu ve yeri bilmek. 35. görgülü davranmak. 36. ıssız yollarda soygunculuk yapmak, yolu tutup gelip geçeni soymak. 37. DEN. (gemi) hızını azaltmak. 38. geçmesine izin vermek. 39. (taşıt için) hızlanmasını sağlamak, hızını artırmak. \"Sürücü, otobüsüne yol verdikçe keyifleniyordu\" 40. işine son vermek, işten çıkarmak, işten kovmak. \"Fabrika birçok işçisine yol vermek zorunda kalmıştı\" 41. yol oluşturmak. \"Hayvanlar gide gele tarlada yol yapmıştı\" 42. MEC. (bir şeyi yapmak ya da yapmamak için) durum hazırlamak. \"Baktım, vermemek için yol yapıyor, istemekten vazgeçtim\" 43. ARGO hile yapmak, tuzak hazırlamak. 44. yol, keçiyolu. 45. geçit. 46. gelenek, görenek. 47. çözüm yolu. \"İnsan yol yolak bilirse iş olur\" 48. bir yere gitmek üzere, bulunduğu yerden ayrılıp yol almaya başlamak. 49. önemli bir durumun gerektirmesiyle, zorunlu olarak yola çıkmak ya da yol yol dolaşmak. 50. yürümeye başlayıp yol almak. \"Boşa kendini yola vurup buralara gelmişsin\" 51. HALK AĞZINDAN yolcu etmek, uğurlamak. \"Konukları yola vurup döndük\" 52. çıkacağı yolculuk bir engel dolayısıyla gecikmek. \"İki gün boşu boşuna yoldan kalmıştık\" 53. yolda herhangi bir nedenle zaman yitirmek. \"Araba bozulunca birkaç saat yoldan kaldık\" 54. yoldan gelen birini karşılamaya gitmek. 55. yolda karşısına çıkmak, rast gelmek. 56. MEC. birinin yaptığı bir işte ona engel olmak. \"Yoluma çıkanları sevmem\" 57. bir iş yapmanın kolayını bulmak. 58. (bir kimse) amacına ulaşmak için tutması gereken yolu, gereken çalışma biçimini bulmuş olmak. \"Biraz bocaladı ama kısa zamanda yolunu buldu\" 59. ARGO genellikle yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak. 60. giden bir kimsenin önüne geçip onu durdurmak. 61. MEC. bir şeyin oluşmasını, gelişmesini, olmasını, yayılmasını engellemek. \"Sanatın yolunu kesen çok şey var\" 62. gireceği yolu bilemeyip yanlış yola girmek. 63. doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak.(Konusu: , Kökeni: )

Yol Asılmak:  

(d.) Para istemek, borç İstemek. Örn:: Naletin de öyle bir bok şansı varki ne zaman benden yot asılsa yolum vardır hemen veririm. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yol boyunca paneli:  

Trafik İşareti: bilgisi bulunamadı (Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yol Koşusu:  

(Atletizm Ter.) Bir şehrin ana sokaklarında ve caddelerinde koşulan kır ve açık hava koşusu türü.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

yol ver:  

(TT-1) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhası, anayol -tali yol kavşaklarında, tali yoldan kavşağa yaklaşmakta olan sürücülerin gerekmediği durumlarda kavşakta durmaksızın, anayolda seyretmekte olan araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

yol ver:  

(YI-13) Trafik Yatay İşareti: bilgisi bulunamadı(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yol Yapmak:  

(d.) 1- Yapmacık davranmak, rol yapmak. 2- Hile yapmak. 3- (Birisiyle ilişki kurmak için) Neden bulmak, yaklaşım sağlamak. Örn:: Hazır Abanozu da kapatmışlardı neden olmasın? Karı bal gibi Yol yapıyor olabilirdi. (Orhan Kemal, Yerli Turist)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yolaç:  

(t.i. erk.) Yol gösteren, kılavuz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yolcu:  

(i.) Ağır hasta, ölümcül hasta.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

yolcu:  

ad 1. yolculuğa çıkmış olan kimse. \"Otobüsün yolcuları binmişti\" 2. yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. \"Yarın yolcuyuz\" 3. MEC. doğması beklenen çocuk. 4. MEC. iyileşmesi umutsuz, ölümü yakın olan hasta.(Konusu: , Kökeni: )

yolda çalışma:  

(T-15) Trafik Tehlike Uyarı İşareti: bu işaret levhası, ilerideki yol kesiminde yol çalışmasının olduğunu, kaplama üzerinde kir ve / veya çamur nedeniyle yol yüzeyinin kaygan olabileceğini belirtir. diğer işaret levhaları ile getirilen kısıtlamalara uyulur.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yollanmak:  

(f.) 1- Para kazanmak. Örn:: Hapçı Sayit çalışıyordu allahsız biraz yollandı işi bırakacağım diye tutturdu. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında) 2- (Kız, kadın) Aşiftelik etmeye başlamak, erkeklerle düşüp kalkmaya başlamak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yollar:  

(i. esk.) (Yankesici İçin) Saat kösteği.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yollu:  

(sf.) Parası olan, paralı. Örn:: İbneye bak Hangi gün yolluyuz lan? Yolsuz musun. Tabii yolsuzum. Sen yollu musun? (Orhan Kemal, Devlet Kuşu) 2- Fuhuş yapan, (kadın, edilgin eşcinsel erkek) Fahişe.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yolmak:  

(f.) 1- (Birisinin) Parasını almak, birisinden karşılıksız çıkar sağlamak, para sızdırmak. Örn:: delikanlıyı siz bir yandan inek gibi sağın çergeciler bir yandan kaz gibi yolsunlar. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) 2- (Kumarda) Yenmek, parasını almak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yolsuz:  

(sf.) 1- Parasız, züğürt. Örn:: Yolsuzum, biletsizim, sensizim o gece. Karşıda içler acısı bir ışık. Vapur olsam çarparım. Öylesine güzel bir ışık. (Can Yücel, Cehennemin Dibi) 2- Fahişe, orospu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yolunu Bulmak:  

(d.) Para kazanmak, para kazanacak bir düzen kurmak. Örn:: Hacivat- Ayı yolunu buluyor. Karagöz- Ah Hacivat ah Başıma gelenleri bilsen. Cebimde beş para yok kahveye çıkıp da bir kahve bile içemiyorum. (Karagöz, Büyük Evlenme)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yonca:  

(t.i. ka.) Baklagillerden, kırmızı veya mor çiçek açan, çayır bitkisi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Yonca:  

(kelekotu) Baklagiller familyasından; bir bitki cinsidir. Birçok türü vardır. Kokulu yonca yurdumuzda yetişen 30-100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçiminde, tüysüz açık yeşil renkli, boyuna çizgili ve çok dallıdır. Yaprakları saplıdır. Çiçekleri sarı renkli ve güzel kokuludur. Dalların ucunda dik salkımlar halindedirler. Çiçekli ve yapraklı dalları; kumarin, melilotik ve kumarik asitler ve uçucu bir yağ taşır. Faydası:: Romatizma ağrılarını giderir. İshali keser. Midenin düzenli çalışmasını sağlar. Sinirleri yatıştırır. Baş ağrılarını dindirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Yonca Evcimik:  

Dizi Karakteri: Bediş Dizi Adı: Çılgın Bediş. Komedi ve gençlik türündeki dizi 8 Temmuz 1996 tarihinde Kanal D'de yayımlanmaya başladı. Son sezonu olan 4. sezon Show TV'de yayımlandı ve 3 Mart 2001 tarihinde yayımlanan 70. bölümü ile sona erdi. (Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Yontmak:  

(f.) (Birisinin) Parasını almak. Parasını sızdırmak. (Kumarda) Yenmek. Yavaş yavaş bütün parasını kazanmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yordam:  

(t.i. ka.erk.) 1- Kılavuz, rehber. 2- Beceri, yatkınlık. 3- Gelenek, görenek. 4- Anlayış, yerinde davranış. 5- Kural, yöntem, düzen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yorgun:  

(sf.) (Esnaf için) Hırpalanmış elden ele geçmiş. (mal) Birçok kişiye satılmak istenmiş, dükkandan dükkana dolaştırılmış. (mal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yorgun Argın:  

(be.) Çok yorulmuş, gücü kalmamış, bitkin bir durumda. NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Yorgun Savaşçı:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Kemal TAHİR Kitabın Konusu: Yorgun Savaşçı Kuvayi Milliye’nin ilk günlerini, amansız şartlara karşı nasıl başarıyla mücadele verildiğini anlatır. Kitabın Ana Fikri: Roman İmparatorluk döneminin sonlarıyla Kurtuluş Savaşı yıllarını ele alıyor. Karakterler: Cemil, Neriman, Çerkez Reşit bey, Yarbay Kasap Osman bey, Ethem bey, Dr. Münir, Arap Maksut(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Yortmak:  

(f.) Başıboş dolaşmak, avarelik etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yortu:  

Hristiyanların dinî bayramı. Hz. İsa’nın yaşamını, ölümünü ve dirilişini anmak, ondan kaynaklanan ve Hristiyan azizlerin yaşamında anlatımını bulan erdemleri kutlamak üzere kilisenin belirlediği günlerdir. Katolik ve Ortodoks kilisesinin yortu takvimi büyük ölçüde çakışır. Lutherciler dışındaki Protestan kiliselerinde bağlayıcı yortu günlerinin sayısı çok azdır. Yılın belirli gün ve dönemlerinin ibadet amacıyla kutsanmasını belirten yortu takviminin temelini, Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten sonra dirildiğine inanılan Pazar gününün her hafta Komünyon (ekmek-şarap) ayiniyle Tanrı’nın günü olarak kutlanması oluşturur. Yıllık çevrimi düzenleyen başlıca 6 Hristiyan Yortusu: 1. Noel (Christmas): Hz. İsa’nın doğuşunun hatırasına yapılan bayramdır. 25 Aralık’ta kutlanır. 2. Epifani: Noel ile ilgili ve onun devamı olarak kutlanan diğer bir Hristiyan bayramıdır. Soylulara ve çobanlara çocuk İsa’nın göründüğüne inanılır. 6 Ocak’ta kutlanır. 3. Kutsal Cuma: Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğini kabul ettikleri gündür. Bu yortuda Komünyon ayini yapılmaz. 4. Paskalya: Hristiyan inancına göre Hz. İsa’nın Pazar günü dirilişinin hatırasına yapılan yortudur. 5. Hz. İsa’nın Göğe Çıkışı (Ascension): Paskalya’dan 40 gün sonradır. 6. Pantekost: Paskalya’dan 50 gün sonradır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Yortu:  

(yun.i. giorti) Hıristiyanların dinsel bayramı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Yoruç:  

(t.i. erk.) Komutan, kumandan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yorum:  

(Alm. lnterpretation - Fr. ınterpretation) Bir yapıtın anlamını açıkça ortaya çıkarabilmekte tutulan yol.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yorum:  

ad 1. bir yazının, bir sözün, bir metnin ya da bir yapıtın anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, belli bir görüşe göre açıklama. 2. bir olayı belli bir görüşe göre değerlendirme, açıklama. 3. gizli ya da simgesel olan bir şeyden anlam çıkarma. \"Rüya yorumuna düşkün olanlar var\" 4. MÜZİK TERİMİ•TİYATRO TERİMİ bir müzik yapıtının ya da tiyatro oyununun özgün bir teknik ve duyarlıkla sunulması. \"Sanatçının yorumu kendine göreydi\"(Konusu: , Kökeni: )

Yosemite Sam:  

Warner Bros.'un Looney Tunes (Sevimli kahramanlar) serisinde yer alan hayali bir çizgi film karakteridir. kısa boyu ve kırmızı bıyıkları olan Yosemite Sam çizgi karakteri Friz Freeleng tarafından 1945 yılında yaratılır. Bugs Bunny ile olan amansız mücadelesi ve Bugs Bunny’e olan nefreti ile bilinir. Looney Tunes’in kötü karakterlerindendir. Kovboy, korsan, haydut gibi rollere giren Yosemite Sam, elindeki iki tabancası ile bilinir.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

YOSEN:  

(yosen) Eleme karşılaşması.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

YOSHI:  

(yoşi) Biçim, şekil.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Yosun:  

(t.i. ka.erk.) Çoğu sularda yetişen, ilkel yapıdaki bitkilerin genel adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yosun:  

(moss) Çiçeksiz bitkilerin; suların yüzünde veya diplerinde bulunan bir şubesidir. Faydası:: Sürüldüğü yerleri zayıflatır. Haşlanması bağırsak kurtlarını döker. Saçlar yıkanırsa kuvvetlendirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Yovakim:  

(yun.i. foakim'den) Polis.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yozgat:  

Yozgat Tarihi; Burası Osmanlı öncesi Kara Tatar Türkleri ve az oranda Moğol topluluğunun yaşadığı bir yer idi. Ankara Savaşı'ndan sonra Türkistan hakanı Timur, buradaki Türk ve Moğol topluluklarını Orta Asya'ya taşımıştır. 15. asrın başında Boz-Ok Türkmenleri, Dulkadırlı Türkmenleri adıyla burayı yurt tuttular. 1408 yılında Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır.(Konusu: İl Tarihi, Kökeni: )

Yozgat:  

Yozgat İlçeleri: 1-Merkez 2-Akdağmadeni 3-Aydıncık (20.05.1990) 4-Boğazlıyan 5-Çandır (20.05.1990) 6-Çayıralan (01.01.1948) 7-Çekerek (01.09.1944) 8-Kadışehri (20.05.1990) 9-Saraykent (20.05.1990) 10-Sarıkaya (01.09.1957) 11-Sorgun (26.06.1926) 12-Şefaatli (01.06.1954) 13-Yenifakılı (20.05.1990) 14-Yerköy (01.08.1945)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )

Yozgat:  

Yozgat; Kuzeyden Çorum, Amasya, Tokat, Doğudan Sivas, Güneyden Kayseri, Nevşehir, Batıdan Kırşehir, Kırıkkale ili ile komşudur.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )

Yozgat:  

Tel. Kodu: 354(Konusu: İl Tel Kodu, Kökeni: )

Yozgat:  

Plaka Kodu: 66(Konusu: İl Plaka Kodu, Kökeni: )

Yozgat:  

Nesiyle Meşhur: Testi ve Tandır Kebabı meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )

Yozgat:  

Yozgat'ta Gezilecek Yerler: Akdağmadeni Ormanları, Saraykent Kaplıcaları, Karadikmen Kaplıcası, Yerköy Kaplıcası, Yeşilova Ilıcası, Behramşah Kalesi, Çeşka Kalesi, Keçi Kalesi, Karslıoğlu Konağı, Yozgat Saat Kulesi, Karabıyık Köprüsü, Başçavuş Camii, Çapanoğlu Süleyman Bey Câmii, Yozgat Müzesi, Kerkenes Harabeleri, Basilica Therma (Tarihi Tedavi Merkezi), Ankova Harâbeleri, Boğazkale.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )

Yozgat:  

Genel Bakış: İç Anadolu Bölgesi‘nin Orta Kızılırmak Bölümü’nde Bozok Platosu üzerinde yer almaktadır. Bazı göndermeler yapan ve genelde bazı örgütlerle özdeşleşen "Dağlara Gel Dağlara" türküsü bu ile aittir. Çünkü Celali İsyanları ve Çapanoğlu İsyanları da burada meydana gelmiştir. (Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )

yön:  

ad 1. belli bir noktaya göre olan yer. "Kuşlar her yöne uçuştular" 2. bir nesnenin devinirken, bir gücün etki yaparken izlediği çizgi. "Rüzgârın yönü belirsizdi" 3. bir kimsenin yüzünün dönük bulunduğu yan ya da bir şeyin yüzlerinden birinin belli bir noktaya baktığı yan. "Evin yönü kuzeye olur mu?" 4. bir yere gitmek için izlenen yol. "İstanbul yönüne giden bir otobüse bindiler" 5. MEC. izlenecek, tutulacak yol. "Yönümüzü bilmek zorundayız" 6. bakım, yan. "İşin bu yönü de düşünülmeliydi" 7. HALK AĞZINDAN yüz, alnaç. "Yönümü sana döndüm"(Konusu: , Kökeni: )

yön panelleri:  

(PL-3) Trafik Panel İşareti: bu panel levha, (B) grubu işaretleri ile birlikte atıfta bulunduğu bilginin yola göre yönü ve uzaklığını gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

Yönal:  

(t.i. erk.) Yönünü, cepheni al.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yönden:  

bakımdan. "Konu her yönden ele alınmıştı"(Konusu: , Kökeni: )

Yöner:  

(t.i. erk.) (bkz:: Yönal)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yönet:  

(t.i. erk.) 1- Uygun, doğru. 2- İyi, güzel. 3- Uysal. 4- Becerikli, yatkın. 5- Biçim, tarz, usul.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

yöneten:  

sıfat bir işi çekip çeviren, yönetme işini yapan, yönetici.(Konusu: , Kökeni: )

yönetilen:  

sıfat yönetme işine konu olan. "Yönetenle yönetilen iyi anlaşırsa iş yürür"(Konusu: , Kökeni: )

Yönetmek:  

(Alm. Leiten) 1- Tiyatroyu idare etmek. 2- Bir tiyatro yapıtını sahneye çıkarma işinin başında olmak.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

yönlendirmek:  

belli bir yöne doğru yönelmesini sağlamak, yön vermek, izleyeceği yolu göstermek. "Çocuğu küçükken sanata yönlendirmek olabilirdi"(Konusu: , Kökeni: )

yönlü:  

sıfat 1. yönü herhangi bir nitelikte olan. "Çok yönlü bir yazardı" 2. HALK AĞZINDAN doğru, iyi, yerinde, uygun.(Konusu: , Kökeni: )

Yöntem:  

(t.i. ka.erk.) 1- Yol, tarz, metod. 2- Yetenek. 3- Uygun, kolay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

yöntem:  

ad 1. bir şey yaparken tutulan, bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol. 2. bilimde, belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen dizgesel yol. 3. FELSEFE TERİMİ bir gerçeğe ulaşmak için tutulan ve konuları, düşünüleri düzenli olarak sıralama biçiminde olan, akla uygun düşünme yolu.(Konusu: , Kökeni: )

Yöresel Işıklama:  

(Alm. Lokalbeleuchtung - İng. local lighting) Yalnızca küçük bir alanı ya da noktayı aydınlatma.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yöresel Oyun:  

(Alm. Lokalstück) Özellikle belli bir yerin kişilerini, törelerini, olaylarını çoğu zaman yöresel ağız ile veren gerçekçi halk oyunu. Yöresel oyun, komedya olabileceği gibi, ahlakçı ve toplumsal bir oyun da olabilir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Yörük:  

(t.i. erk.) 1- Göçebe. 2- Çabuk yürüyen, hızlı. 3- Hayvancılıkla geçinen göçebe Oğuz Türkleri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Yörüngeye Girmek:  

(d.) Delirmek, çıldırmak. Örn:: Uyuşturucu maddenin etkisi altında kendisinden geçmek, sanrılar görmek. Örn:: Yörüngeye girmiş arkadaşım uzayda Dolaşıyor yıldızların arasında. (Anthony Burgess - Azİz Üstel, Otomatik Portakal)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

YUBI:  

(yubi ) Parmak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Yudeofobi:  

(ing.i. judeophobia) yahudi veya Musevilerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Yuf:  

(bkz:: Keyif)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yugo:  

(i: yugoslav'dan kıs.) 1- Yugoslav. 2- Yugoslav para birimi, dinar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Resmi Tam Adı: Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Güneydoğu Avrupa'da, Balkanlar’ın Batısında yer alırdı.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Balkanlar'da II. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ve 1992 yılına kadar hüküm süren sosyalist Federal Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Sosyalist Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Yugoslavya:  

İdari Yapısı: 6 Cumhuriyet: 1- Bosna Hersek 2- Hırvatistan 3- Karadağ 4- Makedonya 5- Sırbistan 6- Slovenya 2 Özerk Bölge: 1- Kosova 2- Voyvodina(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Başkenti: Belgrad(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Komşuları: Adriyatik Denizi kıyısında, Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avustralya ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Resmi Dili: Hırvatça, Sırpça(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Para Birimi: Yugoslav dinarı Para Birimi Kodu: YUM(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Plaka Kod: SHS(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Tel. Kodu: +38 (terkedilmiş) Bölgeler 3/4 – Avrupa Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Dini: Hristiyanlık Mezhebi: Ortodoks Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Yugoslavya Bayrağı: Yugoslavya tarafından kullanılmış olan ulusal bayraktır. Yukarıdan aşağı doğru sıralanmış farklı renkte üç dikey banttan oluşmuştur. Bu renkler yukarıdan aşağa sırasıyla şunlardır: Mavi (koyu mavi veya lacivert), Beyaz ve Kırmızı.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Milli Marşı: Hej, Slaveni "Hey, Slavlar"(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Yugoslavya:  

Genel Bkş: (Yugoslavya adıyla bilinen ilk devlet 1918 yılında kurulan Yugoslavya Krallığı’dır. 1943 yılında Demokratik Federal Yugoslavya ilan edilmiştir. İsim Anlamı: (Yug) sözü “güney” anlamına gelmektedir. "Slavija" (Slaviya) ise “Slavlar ülkesi” anlamındadır. “Yugoslavya”, Türkçede "Güney Slavları Ülkesi" anlamına gelmektedir. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

yukarı:  

ad 1. bir şeyin üst bölümü. "Kedi, ağaçta aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya inip çıkıyordu" 2. yetkili kimse ya da makam. "Yukarısı böyle istiyormuş" 3. MEC. aşama, makam, sınıf vb. bakımından üstte, ilerde olan. "Biz yukarı sınıflarda okurken o yeni başlamıştı" 4. sıfat benzerleri arasında üstte bulunan. "Yukarı katlara asansör var" 5. belirteç üst yana, yukarıya, yükseğe, üste. "Uçak yukarı çıktıkça manzara genişliyordu" 6. bir yerleşim yerinde yüksekte kalan mahalle. 7. ARGO genelev.(Konusu: , Kökeni: )

Yukarı Volta:  

Yukarı Volta ya da resmi adıyla Yukarı Volta Cumhuriyeti, Afrika kıtasınını batısında bulunan, Fransa sömürgesinden 1958 yılında özerkliğini, 5 Ağustos 1960 tarihinde de bağımsızlığını kazanan devlet. Volta nehrinin üç fark kolu olan Siyah Volta, Beyaz Volta ve Kırmızı Volta'dan da esinlenerek bayrağını oluşturmuştur. 4 Ağustos 1984 tarihinde Thomas Sankara başkanlığı döneminde ülke ismini Onurlu insanların ülkesi anlamına gelen Burkina Faso olarak değiştirmiş, aynı zamanda bayrağın yerini de günümüzde de kullanılan Burkina Faso bayrağı almıştır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Yula:  

(t.i. ka.erk.) 1- Meşale. Kandil. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Yulaf:  

(alef) Buğdaygiller familyasından; daha ziyade hayvan olarak yetiştirilen otsu bir bitkidir. Nişasta bakımından zengindir. Faydası:: Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kandaki şeker miktarını düşürür. İktidarsızlığı giderir. Guatrı önler. Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

WhatsApp