MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Reşide:

(a.i. ka.) (bkz:: Reşid)

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




zakir:  

1- Zikreden, anan, hatırlayan, okuyan, söyleyen. Örn:: “Gündüzün iki tarafında (sabah ve akşam) ve geceye yakın saatlerde namaz kıl; çünkü iyilikler kötülükleri yok eder. Bu zakirler için bir öğüttür.” (Kur’an-ı Kerim Hud suresi 11/114 ncü Ayet) 2- Tekkelerde, zikir esnasında dervişleri Allah aşkıyla coşturmak için ilahiler okuyan kimse. Örn:: “Nice bir dertler ile odlara yanam yakılam / Nice bir şakir olam zakir olam mihman olam.” (Yunus Emre) 3- Yüce Allah’ın isimlerini ve Hz. Peygamber’in öğretmiş olduğu duaları sürekli okuyarak Allah’ın yüceliğini her zaman hatırlamaya çalışan kimse. Örn:: “Allah’ı zakir olan erkek ve kadınlar için, Allahuteala kendi katından bağış ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/35 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zakire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zakir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zakkum:  

(a.i.) Uyuşturucu hap.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zakkum:  

(ağu ağacı) Zakkumgiller familyasından; Akdeniz sahilleri boyunca hemen hemen her yerde yetişen; yurdumuzda Batı ve Güney Anadolu'da dere yataklarında bulunan bir bitkidir. Boyu 5 metre kadar uzar. Kış aylarında yapraklarını dökmez. Sık dallıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Zehirlidir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir glikozit vardır. Kabukları ve tohumlarında da etkili maddeler vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Faydası:: Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir. Bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

zakkum ağacı:  

1- Kur’an-ı Kerim’e göre, inkârcıların yemesi için cehennemde bitirilen ve meyvesi çok acı olan bir ağaç; cehennem ağacı. Örn:: “Zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir. Erimiş bakır gibi karınlarda kaynar.” (Kur’an-ı Kerim Duhan suresi 44/43-45 nci Ayet) 2- Yaprakları küçük, çiçek açan, yasemine benzeyen, kokusu çok kötü ve meyvesi de çok acı olan bir çeşit ağaç, ağu ağacı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

zalim:  

1- Haksızlık eden, adaletsiz, hukuk dışı davranan. Örn:: “…Allah zalimleri sevmez.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/140 ncı Ayet) 2- Baskı, şiddet ve işkence uygulayan, gaddar, merhametsiz. Örn:: “Allah’ı, zalimlerin yapmış olduğu şeylerden habersiz sanma.” (Kur’an-ı Kerim İbrahim suresi 14/42 nci Ayet) 3- Allah’ı inkâr eden; müşrik, kâfir. Örn:: “Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne dostluğun ne de şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/254 ncü Ayet) 4- Bir hak veya görevi yerine getirmeyen, dünya hayatında Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davranan; büyük günah işleyen, günahkâr, fasık. Örn:: “Kim ki Allah’ın koymuş olduğu dinî sınırları aşarsa gerçek zalimler onlardır.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/229 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

zalim:  

sıfat haksız ve acımasız davranan, katı yürekli, kıyıcı (kimse).(Konusu: , Kökeni: arapça)

Zamalifka:  

(i.) Erkeklik organı, penis. Örn:: hayat kadınları harbi ibneler ve zamalifkayı kestirmiş dönmeler. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zaman:  

ÜNLÜYLE BAŞLAYAN BİR EK ALDIĞINDA İKİNCİ “A” UZUN SÖYLENİR ad 1. bir iş ya da oluşun, bir eylemin içinde geçmekte olduğu, geçtiği ya da geçeceği süre. "Onu gördüğüm zaman söylerim" 2. bu sürenin belirli bir parçası. "Akşam zamanı yola çıkılmaz" 3. belirlenmiş, saptanmış olan an. "Otobüs tam zamanında hareket etti" 4. bir işe ayrılmış ya da bir iş için alışılmış saatler. "İş zamanı, uyku zamanı, yemek zamanı" 5. dönem, devir. "Osmanlı zamanında halk kuldu" 6. çağ. "İnsan gençlik zamanında okumaz mı?" 7. mevsim. "Kiraz zamanı, gül zamanı" 8. bir süreyle ilgili durum ve koşullar. "Her şeyin bir zamanı vardır" 9. içinde bulunulan dönem. "Zamanımızda kimseye güven olmuyor" 10. DİLBİLGİSİ TERİMİ eylemlerin zamanını gösteren, belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. 11. YERBİLİM TERİMİ yerkabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve taşıllara göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. 12. GÖKBİLİM TERİMİ Güneş’in ve yıldızların öğlene göre olan açısal uzaklığına karşılık bir ölçü. 13. MÜZİK TERİMİ ölçü bölümü.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Zaman Makinesi:  

(Alm. Zeitmaschine) H.G. Wells'in ortaya çıkardığı bir deyim. Gerçek zaman sırasını bozmak, geçmişi gelecekle, geleceği şimdiki zamanla karşıtlamak. Priestley'in oyunları bu düzeni gösterir. Örn. Conway'ler ve Zaman.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Zamanlama:  

(gnl.ter.) Topla veya bireysel eylemler için en uygun anı kollama. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Zamanlama:  

(Voleybol Ter.) Voleybolda genellikle blok için kullanılan uygun vakit. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Zamazingo:  

(i.) 1- Karagözcü argosunda kaçmak, ortadan kaybolmak manasında kullanılan bir kelime. (Uğur Göktaş, Karagöz Terimleri Sözlüğü) 2- Adı o anda akla gelmeyen ya da adı söylenmek istenmeyen şey, herhangi bir şey. Örn:: Acele İstanbul'a telgraf çekip senin fotoğraf zamazingolarını isteyelim. (Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük) 3- Nikahsız eş, dost, metres. Örn:: Anlayalım imanım Sen benim zamazingom değil misin? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zambak:  

(a.i. ka.) Güzel ve iri çiçekli bir süs bitkisi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zambak:  

(zanbak) Zambakgiller familyasından; soğanı pullu, dik gövdeli, güzel ve iri çiçekli bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Beyaz zambak 1 metre kadar boylanabilir. Çiçekleri beyazdır. Kırmızı zambak yüksek dağlarda bulunur. Trabzon zambağı Doğu Karadeniz bölgesinde yetişir. Ev ilaçlarında beyaz zambak kullanılır. Faydası:: Vücut ağrılarını dindirir. Diş ağrılarını ve iltihaplarını giderir. Şişlikleri indirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Zambaklar Açarken:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Kerime NADİR Kitabın Konusu: Babası tanınmış bir yazar olan ünlü bir futbolcunun,babasından habersiz bir şekilde evlenmesi ve maçlarından dolayı ülkesine dönemediği için,karısını babasına emanet etmesiyle başlayan olaylar birbirini izler. Kitabın Ana Fikri: Başkalarının karanlık görüşleri, mutlu dünyamızın ışıklarını karartmamalı. Gençliğinizisizden almış ve sizi şöylebir kenara itivermiş olan hayat,bazen vücudumuza zehirli bir neşterin ucuyla dokunuverir(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Zambezi Nehri:  

Zambezi Nehri, Afrika'nın dördüncü büyük nehridir. Nehir, Orta Afrika Platosu'ndan doğar ve S biçimli bir vadi izleyerek Hint Okyanusu'na dökülür. Zambiya'daki Kalene Hill yakınlarında 1.460 m yükseklikte doğan başlangıç kaynağı, Angola'dan gelen kollarla beslenerek Zambiya'nın batı kesimi boyunca güney yönünde ilerler. Ardından kuzeydoğuya dönerek Zambiya-Zimbabve sınırını oluşturur. Mozambik topraklarına girdikten sonra güneybatıya yönelerek Hint Okyanusundaki deltasına ulaşır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Zambır:  

(i.) Bızır, klitoris.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zambiya:  

Resmi Tam Adı: Zambiya Cumhuriyeti İngilizce: Republic of Zambia Eski Adı: Kuzey Rodezya(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Zambiya:  

Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nın Güney Afrika bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Zambiya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 24 Ekim 1964 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Zambiya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Zambiya:  

İdari Yapısı: 10 İl: 1- Merkez (Central) Bölgesi (Kabwe) 2- Copperbelt (Ndola) 3- Doğu (East) Bölgesi (Chipata) 4- Luapula (Mansa) 5- Lusaka (Lusaka) 6- Muchinga (Chinsali) 7- Kuzey (North) Bölgesi (Kasama) 8- Kuzeybatı Bölgesi (Northwest) (Solwezi) 9- Güney (South) Bölgesi (Livingstone) 10- Batı (West) Bölgesi (Mongu)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Zambiya:  

Başkenti: Lusaka(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Zambiya:  

Komşuları: Afrika Kıtası'nın Güney Afrika bölgesinde denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Tanzanya, Malavi, Mozambik, Zimbabve, Namibya ve Bostvana ile komşudur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Zambiya:  

Resmi Dili: İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Zambiya:  

Para Birimi: Zambiya Kvaçası Para Birimi Kodu: ZMW(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Zambiya:  

Plaka Kod: Z(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Zambiya:  

Tel. Kodu: +260 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Zambiya:  

Dini: Hristiyanlık, İslamiyet Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Zambiya:  

Zambiya Bayrağı: Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 24 Ekim 1964 tarihinde göndere çekilmiş, 1996 yılında bayrak zemini renginde ufak değişiklik yapılarak bugünkü halini almıştır. Bayrak yeşil zemin üzerine oluşturulmuş olup, dalgalanan tarafta bayrağın dikey olarak üçte ikisini kaplayacak şekilde uzanan üç adet ince şerit bulunmaktadır. Bu şeritlerin üzerinde, geriye kalan üçte birlik yeşil alanı kaplayacak şekilde kanatları açık altın sarısı kartal konumlandırılmıştır. Bayrak zemini oluşturan yeşil renk ülke topraklarının büyük bölümünü oluşturan ormanları ve tarlaları simgelerken, dikey üç şerite renk veren kırmızı, siyah ve turuncu renklerden kırmızı özgürlük için verilen mücadeleyi, siyah renk ülke insanının ten rengini, turuncu renk ise başta bakır olmak üzere zengin yeraltı kaynaklarını temsil etmektedir. Ülkenin ismini aldığı Zambezi Nehri'nde yaşayan ve bayrakta kanatları açık konumda bulunan kartal ise ülkenin daha yüksek hedeflere ulaşma arzusunu ve ülke ulusunun problemleri çözmede gösterdiği üstün yeteneği simgelemektedir. (Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Zambiya:  

Milli Marşı: "Stand and Sing of Zambia, Proud and Free ya da Lumbanyeni Zambia" (Zambiya, kalk ve söyle, onurlu ve özgür bir şekilde) Afrika ülkesi Zambiya'nın ulusal marşıdır. Ülkenin 24 Ekim 1964 tarihinde bağımsızlığını kazanması neticesinde kabul edilen ulusal marş, İngilizce'nin yanı sıra Bemba dilinde de söylenmektedir. Ulusal marşın melodisi Güney Afrika Cumhuriyeti'nde siyasi bir marş olarak kullanılan ve 1897 yılında Güney Afrikalı Enoch Sontonga tarafından bestelenen Nkosi Sikelel’ iAfrika marşından birebir alınmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Zambiya:  

Genel Bkş: Ülkenin ismi Afrika Kıtası'nın dördüncü büyük nehri olan ve çıkış noktası Zambiya olan ve ülkenin doğu kısımlarında geçen ve Zimbabve ile sınır bölgesini oluşturan Zambezi Nehri'nden esinlenerek konulmuştur. (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Zambiya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Bakır Kurşunlar (Chipolopolo)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Zamburtu:  

(ono.i. esk.) Sürekli kendisinden, sorunlarından söz eden geveze kimse. Örn:: Naümid olub şu kim meyus olur. Tenzile aldın mı zanburtu denür. (Şebinkarahisariı Abdi, Lehce- i Erzurum)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zamir:  

(a.i. erk.) 1- İç, yüz. 2- Yürek, vicdan. 3- Gönülde gizli olan sır. 4- Adın yerini tutan sözcük.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zamire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zamir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zamkinos:  

(i.) Gitme gidiş, kaçma firar. Örn:: Şirinin Anası- Eğer bunun için geldinse buyrun dışarı Karagöz- Hacivatın itibarı ziyade. Kapı dışarı zamkinos (Karagöz, Ferhad ile Şirin) Örn:: II. Zenne- Oyun oynayacağız. Ne olacağı var mı ya? Kavuklu-İyi ama ustayı görünce art kapıdan zamkinos. Ben kalıyorum ortada. (Ortaoyunu, Göziemeci) 2- Adı o anda akla gelmeyen ya da adı söylenmek istenmeyen şey, herhangi bir şey. Örn:: İneboluya bir emaneti varmış. Posta zamkinosunu yetiştirememiş. (Kemal Tahir, Esir Şehrin İnsanları)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zamkinos Etmek:  

(d.) Gitmek. Kaçmak. Zamkinosu Çekmek diye de kullanılır. Örn:: Aman ay şimdi ne olacak? Art kapıdan zamkinosu çektim. (Ahmet Rasim, Şehir Mektupları) (bkz:: Zamkinos)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zammısure:  

1- Sure ekleme. 2- Namazda, Fatiha Suresi’nden sonra okunması zorunlu olan sure veya ayetler. Fatiha Suresi ile beraber zammısure okumak, namazın şartlarından olan kıraat içinde değerlendirilir. Sadece zammısure okumak vaciptir. Zammı sure, nafile namazların her rekatında, farz namazların ilk iki rekatında okunur. Namazda okunacak olan zammısurenin miktarı, en az üç kısa ayet veya üç kısa ayete denk bir ayet ya da başlı başına bir sure olmalıdır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zampara:  

(bkz:: Şık)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Zampik:  

(fars.i. zenpare, zamparadan b.) Çapkın erkek, zampara. Örn:: Beni zampik sandı inekler. Kalsaydım parçalayacaklardı. (Raymond Gueneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zamzum Etmek:  

(d. esk.) 1- Kekelemek. 2- Laf gevelemek. 3- Saçma sapan konuşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zan:  

1- Şüphe, tereddüt, şek, sanma, sanı. Örn:: “Onların (müşriklerin) çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.” (Kur’an-ı Kerim Yunus suresi 10/36 ncı Ayet) 2- Doğruluğu ya da yanlışlığı kesin olarak kanıtlanmayan şey. İslam dini, insanlar hakkında suçu veya kötülükleri kanıtlanana kadar haklarında iyi düşünmeyi (hüsnizanda bulunmayı) önermiş, kötü zan (suizan) beslemeyi ise hoş karşılamamıştır. “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tövbeleri daima kabul edendir ve size karşı çok şefkatlidir.” (Kur’an-ı Kerim Hucurat suresi 49/12 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zanaat:  

Yanlış: Zenaat Doğru: Zanaat(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Zangoç:  

(erm.i. jamgoç) Kilisedeki işleri yapmak ve çanları çalmakla görevli kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)

Zangoçluk:  

(erm.t.i.) 1- Zangoç olma durumu. 2- Zangoçun işi, görevi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Ermenice)

Zanımak:  

(f.) Bakmak, ilgiyle dikkatle bakmak. Örn:: Öğlen yemeğine çıkan vantilatör fabrikasının işçileri de yarım ekmeğin içine saha kenarındaki satıcıdan köfte yaptırıp devasa vantilatörlerin içine oturarak şimşek gibi geçen maça zanıdılar. (Metin Kaçan, Ağır Roman)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zanni:  

(İt.) Commedia dell'Arte türünün kadın ve erkek uşak tiplerine verilen ad. (bkz:: Arlekino, Brigella, Kolombina, Skapino)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

ZANSHIN:  

(Zanşin) Tetikte olmak, altın his, kusursuzluk..(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Zantofobi:  

(ing.i. xanthophobia) sarı renkten veya sarı sözcüğünden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Zanzibar:  

Zanzibar veya Zengibar, Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya'ya bağlı iki adadan oluşan özerk yönetilen bölge. Ana ada Zanzibar ve Pemba Adası olmak üzere iki adadan oluşan yönetsel bölgenin başkenti Stone Town'dır. Ekonomi, baharat üretimi ve turizme dayalıdır. Zanzibar dünyanın önde gelen baharat üreticilerindendir. Freddie Mercury Zanzibar'da doğmuştur. Zanzibar, Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuştur. Adı "zencilerin sahili" anlamındaki Farsça "zangi bar"dan gelir. 1503 - 1698 yılları arasında Portekiz hakimiyetinde kalan ada, 1698 yılında Umman Sultanlığı denetimine geçmiştir. 1856 yılında ölümünden sonra oğulları iktidar kavgasında düşmüşler ve 6 Nisan 1861'de Sultanlık, Zanzibar ve Umman olarak ikiye bölünmüştür. Ada sultanlığı, 1890 - 1963 yılları arasında Birleşik Krallık tarafından atanan vezirler ve valiler tarafından yönetilerek yarı sömürgeleşmiştir. 10 Aralık 1963 tarihinde bağımsızlık verilen ada, sultan yönetiminde anayasal krallık haline gelmiştir. Kısa süren bu dönemden sonra 12 Ocak 1964'te yönetim devrilmiş, 26 Nisan 1964 tarihinde ise özerk bölge olarak bir parçası olduğu Tanzanya'ya bağlanmıştır.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Zap:  

(i.) (bkz:: Zaping)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)

Zaparta:  

(bkz:: Saparta)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zaparta:  

(ita.i.) (bkz:: Saparta)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)

Zaping:  

(ing.i. zapping) Televizyon izlerken, uzaktan kumanda aracını kullanarak kanaldan kanala atlama, sürekli kanal değiştirme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

Zaplamak:  

(ing.t. nsz.) (bkz:: Zaping)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)

zapt:  

Bir ravinin, işittiği hadisleri, aradan uzun zaman geçse bile duyduğu biçimde başkalarına rivayet edebilme yeteneği. Adalet ve zapt sahibi olmak; bir ravinin hadislerinin kabul edilebilmesi için gereken iki önemli özelliktir. Ravinin, hadisleri aslına uygun biçimde öğrenip kendisinden sonrakilere nakletmesi; o ravinin güvenilirliğini, naklettiği hadisin sıhhatini ve sağlamlığını gösterir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zar:  

(i.) Keyif. Örn:: İster kuru içerim ister yaşın yaşını zar bu. (bkz:: Zarına Bakmak)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zar Zor:  

(be.) Güç hal ile, güçlükle, ucu ucuna, zorlukla. NOT: Biri Anlamlı, Diğeri Anlamsız Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Zara:  

Neşe YILMAZ (d:1976; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Zarafet:  

(a.i. ka.) İncelik, güzellik, zariflik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zarafet:  

Yanlış: Zerafet Doğru: Zarafet(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Zaragoza:  

Zaragoza; (eskiden; Latince: Caesaraugusta; İngilizce: Saragossa), Aragon Özerk Bölgesi'nin başkenti ve Zaragoza ili'nin merkezidir. Zaragoza Ebro Nehri ve onunla birleşen "Huevra Çayı" ve "Gallego Çayı" nun geniş vadisinde ve bu vadi bölgesinin hemen hemen ortasında kurulmuştur. Bu vadi arazisi Los Monegros adı verilen çöl tarzından, yeşil meralar, sık ormanlar ve yüksek tepeler ve dağlar gibi çok değişik arazi tarzı gösterir. Zaragoza'nın en ünlü binaları Arap yapısı olan "Aljaferia Sarayı", "Catedral del Salvador" yahut "La Seo Katedrali" ve "Basílica de Nuestra Señora de El Pilar" yahut "Basilica del Pilar" Bazilikası ile şehirdeki bulunan birkaç diğer bina İspanya'da müslümanların ülkeden atıldıktan sonra Arap ve Hristiyan mimarı stilleri karışımından ortaya çıkartılan Aragon tipi "Müdejar Mimarı Stili"'nin en güzel örnekleri olduğu kabul edilmektedir. Bu binalar İspanya için UNESCO Dünya Mirasları listesine konulmuşlardır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

zarar:  

ad 1. bir şeyin, bir olayın yol açtığı kötü sonuç ya da çıkar yitimi. Benzer: dokunca 2. (alışverişte) bir malı aldığı fiyata ya da aldığından daha düşük bir fiyata satma sonucu uğranılan parasal yitik. "Adamın zararı milyonlarcaymış" 3. alışverişte kazanç elde edememek ya da malı aldığından daha düşük bir fiyata satmak zorunda kalmak. 4. (bir işte) yarar elde edememek. 5. alışverişte kâr sağlayamamak. 6. kötü duruma düşmek. 7. HALK AĞZINDAN oldukça iyi, iyice. "Sağlığının zararı yoktu" 8. önemli değil anlamında kullanılır. "Zararı yok, siz sonra gelirsiniz" 9. özür dileyenlere karşılık olarak, bağışlandığını bildirmek için söylenir.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Zarar Ziyan:  

NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Zararsız:  

(a.sf. zarar, türk. e.) Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Hatun şarkıcı takımı yardımcısını zararsızdan seçer.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarbo:  

(çing.i. zervo, sop'dan) Polis memuru. Örn:: zarbolann cop sesleri hızlı şoförlerin acı patinaj seslerine karıştı. (Metin Kaçan, Ağır Roman) (bkz:: Zarvo, Hırs Zarbo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarf:  

(a.i.) Bir tür dolandırıcılıkta kullanılan aracın (cüzdan vb.) adı. Örn:: Konumuzun maduru saf ve temiz kalpli oluşundan istifade ederek yere atılan cüzdan. Zarf olarak tabir edilir. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarf Atmak:  

(d. a. zarf, türk. f.) (Birisinin) Nasıl tepki vereceğini anlamak için maksatlı bir söz söylemek. Örn:: Şuna bi zarf atayım bakalım bilerek mi yapıyo yoksa kasıtlı pislik mi? (Ömer Pınar, Sohbet Babında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarfçı:  

(a.i. türk.e.) Bir tür dolandırıcı. Genellikle iki zarfçı birlikte çalışır içinde bir miktar para bulunan bir çantayı (cüzdanı, zarfı) tenhaca bir sokakta uygun bir yere bırakır ve zarfı bulacak kişi belirince zarfçılardan birisi onunla aynı anda zarfı görür parayı paylaşmayı önerir sırasını bekleyen ikinci zarfçı zarfın kendisine ait olduğunu ileri sürerek ortaya çıkar. Haybeci'yi polisle tehdit ederek veya razı ederek üstünü ararlar ve o sırada parasını değerli eşyasını çalarlar. Zarfçılığın bir türünde de zarf sahibi parasının aslında zarftakinin iki misli olduğunu ileri sürer ve haybeciden tehditle para sızdırır. (Başkomiser Yılmaz Ertunç, Yankesicilik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarfçılık:  

(a.i. türk. e.) Zarf türü dolandırıcılık ve yankesicilik. (bkz:: Zarf, Zarfçı) (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zargana:  

Bilimsel Adı: Belone belone. Familyası: Deniz Balığı. Belonidae familyasına ait uzun ve ince vücutlu bir deniz balığı türüdür. Diğer Adı: Sargan, İğne Balığı, Deniz Çulluğu. 60-70 cm, hatta bazen 1 m uzunluğa varır ve ortalama 18 yıl yaşar. Çaça, Hamsi, Kıraça ve Çamuka gibi küçük balıklarla beslenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç balığı'nın başlıca düşmanıdır. Vücut yapısıyla gayet çevik ve hızlı yüzen bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine Sıçrayarak da ilerleyebilir. Lezzetli eti ticari açıdan değerlidir. Ilık ve sıcak kıyılardan hoşlanır ve her yaz iskele kıyılarında dolaşırlar. Ülkemiz sularında av dönemlerinde oldukça fazla bulunan bir balıktır. Sürü halinde yüzeyde gezen bir balık olduğundan şamandıralı özel bir olta ile avcılığı yapılır. Okyanuslarda az rastlanır ama iskele kıyısında bol bulunur. Kemikli kıvrak ve ince yapılı ege ve Akdeniz’de çoklukla bulunan kıvrak hızlı ve gece-gündüz aktif yelken balıklarıdır. ÜREME DÖNEMİ : İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30-50000 yumurta döker. Kış mevsiminin yağ oranı yüksek, lezzetli etiyle dikkat çeken balığı. Orta kılçığı yeşil olan zargana, fosfor açısından oldukça zengin. HANGİ AYDA YENİR: Mart, Nisan(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Zargana:  

(yun.i. zargana) (hayb.) Vücûdu silindir biçiminde, 40 – 60 santim boyunda, ağzı gaga gibi ince, sivri ve uzun kemikleri yeşilimsi renkte bir balık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)

Zarına Bakmak:  

(d.) 1- (Birisi) Kumar oynayan kişinin durumunu izleyip hesabını tutmak. Örn:: Zarıma bak -Hesabımı tut eksik fiş vermesinler tabelaya yanlış rakam yazmasınlar paralarımı çalmasınlar. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hileleri) 2- (Birisinin) Keyfini yapmak çok hoşuna gidecek biçimde davranmak. Örn:: Tayyare- Oğlanı tavla dedi.-Tabii oğlum. Madem çekiniyorsun zarına bak. (Orhan Kemal, Suçlu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarif:  

(a.i. erk.) 1- Nazik ve hoş konuşan, ince ve hoş tavırlı olan kimse, kibar. 2- İnceliği, latifliği ile hoşa giden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zarife:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zarif)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zariyat Suresi:  

(a.i. سورة الذاريات) zariyat suresi; ilk âyette geçen ve "rüzgârlar" anlamına gelen "zâriyât" kelimesi, sûrenin adı olmuştur. kur'an-ı kerim'de 51 nci sure, 26 ncı cüz, 519 ncu sayfadadır. 60 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 67 nci sıradadır. ahkaf suresi'nden sonra, gaşiye suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. zariyat suresi'nde Allah’a inananların durumundan, ibrahim ve musa peygamberler'den, ad ve semud kavimlerinden, nuh Peygamber'in kavminden ve zalimlerden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Zariyat suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in elli birinci suresidir. Altmış ayettir. Mekke’de inmiştir. Adını birinci ayette geçen ve “şiddetli esen rüzgârlar” anlamına gelen “zariyat” kelimesinden almıştır. Sureye, Allah’ın yaratmasından ve yaratmasındaki eşsizlikten bahsedilerek başlanır ve insanların dikkatleri evrendeki tabiat olaylarına çekilir. İnsanın, tabiat olaylarındaki uyumdan ibret alarak Allah’ı çokça hatırlaması tavsiye edilir. Surede, yoğun olarak ahirete vurgu yapılır. Müminlerin ahiret günü için yaptıkları hazırlıklar ele alınır ve geceleri namaz kılmaları, seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dilemeleri ve fakirlere yardım etmeleri dile getirilir. Hz. Muhammed’e, peygamberlik görevini aksatmadan yapması emredilir. Ahirete inanmayan müşriklerle, iman edip ibadet eden müminler karşılaştırılır ve müminler övülür. Peygamber kıssalarına kısa kısa yer verilir. Hz. İbrahim ve onun misafirperverliği anlatılır. Hz. Lut’a, Hz. Musa’ya, Hz. Hud’a, Hz. Salih’e ve Hz. Nuh’a toplumlarının iman etmeyip onları yalanladıkları için başlarına gelen felaketler anlatılır. Bu çerçevede, Hz. Peygamber’in insanlara öğüt vermesi söylenir. Eğer insanlar peygamberin öğüdüne kulak vermezlerse diğer toplumların başına gelenlerin Kureyşli müşriklerin ve tüm inkârcıların da başına geleceği vurgulanır. Surede, insanların ve cinlerin Allah’a ibadet için yaratıldıkları belirtilir; insanın ibadetler aracılığı ile Allah’la sürekli bir iletişim kurmasının önemi hatırlatılır. Müşrikler, inkârlarında devam ederlerse, kıyamet gününde başlarına büyük bir azabın gelmesinin kesin olduğunu bildiren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zart:  

(ono.i.) 1- Yellenme, osuruk. Carta diye de kullanılır. Örn:: Eskaza bir lokma et yersem hayalen vergici. Rüzgar altından geçerken zartamı koklar benim. (Neyzen Tevfik, Ölçü) 2- Abartılmış, kafadan atılmış söz, haber vd. 3- Yüksekten atma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zart Zurt Etmek:  

(d.) Herhangi bir gücü olmadığı halde sağa sola çatmak, yüksekten atmak, hötzöt etmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zartçı:  

(i.) 1- Yalancı, Uydurukçu, Abartıcı. 2- Hötzötçü.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zaruratıdiniye:  

1- İnanılması dince zorunlu olan şeyler. 2- Hz. Peygamber tarafından haber verilen ve her Müslümanın da iman etmesi zorunlu olan dinî hükümler. Zaruratıdiniyeden olan hükümlere iman etmek farzdır. Bunlardan bir tanesini bile inkâr etmek haramdır. Zaruratıdiniyeden bazıları şunlardır: Allah’ın varlığına, birliğine, gönderdiği kitaplara, ayrım yapmaksızın bütün peygamberlere, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kıyametin kopmasına, beş vakit namazın, orucun, zekâtın, haccın farziyetine; uyuşturucu kullanmanın, haksız yere adam öldürmenin, kumar oynamanın, zina etmenin, yetim malı yemenin ve faizin haram olduğuna inanmak ve iman etmek.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

zaruret:  

1- Çaresizlik, muhtaçlık, aşırı sıkıntı, zorda kalma. Örn:: “Kim bir zaruret olmaksızın üç cuma namazını terk ederse Allah onun işini gücünü rast getirmez.” (Hadis) 2- İslam dininin yasakladığı bir şeyi yapmaya veya yemeye zorlayan durum. Zaruret hâlinde yasak olan şeyler serbest olur. Açlıktan ölme tehlikesi olan bir insan leş, kan ve domuz eti gibi haram olan yiyecek ve içeceklerden ölmeyecek kadar yararlanabilir. Örn:: “Şüphesiz ki Allah; leşi, kanı, domuz etini ve bir de Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kılmıştır. Bir kimse mecbur kalırsa, zaruret hâlini aşmadan ve başkalarının hakkına tecavüz etmeden bunlardan yemesinde bir günah yoktur.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/173 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zarvo:  

(çing.i. zervo, soldan) Polis, polis memuru. Örn:: hani bi ıssızlık ki zarvolar bile devriye gezmiyo ben elbet yarın bu herifi bulurum dedim ama gece napiym. (bkz:: Zarbo)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Zarzuyela:  

(İsp. zarzuela) Klasik, İspanyol müzikli oyununa verilen ad. Bu tür oyunları yazanlar arasında Lope de Vega ve Calderon gibi ünlü İspanyol yazarları da vardır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

zaten:  

belirteç doğrusunu isterseniz, aslında, doğrusu, gerçekte.(Konusu: , Kökeni: Arapça)

Zati:  

(a.i. erk.) 1- Kendiyle ilgili, kendine ait, özel. 2- Özle ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Zatinur:  

(a.i. ka.) Aydınlık, nurlu kişi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zatiye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Zati)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Zavak:  

(i. esk.) Çapkın erkek, zampara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zaviye:  

1- Köşe, bucak, evin küçük odası, odanın bir köşesi. 2- Şehir ve kazaların kenarlarında veya uzak yerlerinde kurulan küçük tekke. 3- Bir dervişin ibadetle meşgul olmak için çekildiği tenha yer.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Zavzav:  

(a.sf. zeval, zevalli, zavallıdan n.) Durumu acıklı, (kimse) zavallı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

zayıf:  

sıfat 1. (insan ve hayvan için) vücudunda, derisi altında yeterince eti ve yağı bulunmayan, sıska, cılız. "Yeterli beslenmemişti, zayıf bir çocuktu" 2. görevini, işlevini yapacak ölçüde gücü olmayan, güçsüz. "Takım zayıftı, yenildi" 3. dayanıklılığı, sağlamlığı az olan. "Zayıf ip kopuvermişti" 4. olanağı, gücü, kaynağı az olan. "O, zayıf devleti güçlü devlet yapmıştı" 5. MEC. bilgi, yetenek yönünden güçlü olmayan, yeteneksiz, yetersiz olan. "Okulda zayıf bir öğrenciydi, ticarette başarılı oldu" 6. kişilikçe ve ruhsal yönden yeterince güçlü olmayan. "Zayıf kimseler çabuk bunalır" 7. gerçekleşme olanağı, olasılığı çok az olan, kesin olmayan. "İyileşmesi için, çok zayıf da olsa, bir umut vardı" 8. etkisi, gücü, yoğunluğu, enerjisi az olan, yeterince güçlü olmayan. "Hasta, zayıf bir sesle, inliyordu" 9. zayıf duruma gelmek, zayıflamak. 10. MEC. gücünü yitirmek, güçsüzleşmek. "Savaşlar nedeniyle devlet zayıf düşmüştü"(Konusu: , Kökeni: )

zayıf hadis:  

1- Sahih ya da hasen hadis derecesinde olmayan hadis. 2- Gerek ahlaki ve dini yaşantı bakımından, gerekse hadisleri ezberleme ve nakletme açısından bazı eksiklikleri ve kusurları bulunan ravilerin naklettikleri hadis. İslam âlimleri, zayıf hadisleri inanç ve dinî hüküm bildiren konularda delil olarak kabul etmemişlerdir. Ancak, iyi bir davranışı teşvik eden veya kötü bir davranışı engelleyen ahlakla ilgili konulardaki zayıf hadisleri almada bir sakınca görmemişlerdir. Çünkü zayıf hadis, uydurma hadis değildir. Hz. Peygamber’in söyleme ihtimali olduğu için ahlaki konularda zayıf hadislerden yararlanmanın bir sakıncası yoktur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

zayıf hane:  

zayıf kare. rakip figürlerin hücumu karşısında savunulması zor olan karelerdir. genelde bu tür kareler piyon desteğinden de yoksundurlar.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Zayıf Ses:  

(Alm. schwache Stimme - Fr. voix faible) Şiddet yönünden etkisi az olan ses.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Zayiat:  

Askeri kullanımda zayiat, askerlerin ya da asker olmayan insanların ölüm, yaralanma, hastalık, ele geçirilme ve kaybolma gibi nedenler dolayı görev yapamaz hale gelmeleridir.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Zayiçe:  

(f.i. ka.) Yıldızların belli zamandaki yerlerini gösteren cetvel.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

zebani:  

1- Cehennemde görevli melek. 2- Dünyadayken, Allah’ı inkâr etmenin ve emirlerini yerine getirmemenin sonucunda cehenneme girmeyi hak edenleri cehenneme atmakla görevli melek. Zebaniler, Kur’an-ı Kerim’e göre son derece güçlü ve sert tabiatlıdırlar, Allah’ın emri dışında bir şey yapmazlar. Örn:: “(Hz. Peygamber’i, namaz kılmaktan engelleyen) kimse, Allah’ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi? O, bu(davranışı)ndan vazgeçmezse, onu perçeminden; yalancı ve günahkâr perçeminden cehenneme sürükleriz; o zaman kafadarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.” (Kur’an-ı Kerim Alak suresi 96/14-18 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp