Haydi Öğrenelim!
Ayakta Kipe:
(Cimnastik Ter.) Ayakta duruştan, omurgayı öne bükerek devrilirken, hızla gerçekleştirilen yer kipesi.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Tekirdağ:
Genel Bakış: Marmara bölgesinin Ergene kısmında yer alır. Kuzeydoğuda Karadeniz’e çok küçük bir kıyısı vardır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Tekke:
(a.i. tekye'den) 1- Kumarhane. 2- Kahvehane, özellikle esrarkeş kahvehanesi. Örn:: Esrar kahvehanelerine içinde gizlice esrar İçilen kahvehanelere Tekke derler. (Vasıf Hiç, Esrar Üzerine Notlar) 3- Mapushane.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
tekke:
1- Dergâh, hankâh, zaviye. 2- Bir tarikata bağlı olan kişilerin bir şeyhin maddi ve manevi idaresi altında zikir, ibadet, eğitim ve öğretim ile meşgul olup ruhen ve ahlaken olgunluk kazandıkları yer. Örn:: “Yemekte çerviş olur / Tekkede derviş olur / Tanrı yardım ederse/Dünyada her iş olur” (Suat Akalın)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekkeci:
(a.i. türk.) Kahvehane sahibi, uyuşturucu satılan kahvehaneyi işleten kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tekkeye Düşmek:
(d. a. türk.) 1- Kumarhane, kahvehane vb. yere gitmek. 2- Hapse girmek. Örn:: Ben Burhaniyeli Şoför Arap Cemalim tekkeye biz de düştük ağabey. (Mehmet Şeyda, Dur Ben Bunu Yazayım da)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teklemek:
(f.) Kekelemek. Konuşurken bir an ne diyeceğini bilememek, söyleyeceğini unutuvermek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teklemek:
Orta oyunu ve Tuluat tiyatrosunda, genellikle her çeşit tiyatroda, rolünü şaşırıp duraklamaya denir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tekler:
(Badminton Ter.) Sahanın iki yanında bay veya bayan sadece iki kişi tarafından oynanan oyun. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tekler:
(Tenis Ter.) İki oyuncu arasındaki tenis maçı. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teklik:
(i.) Lira, Bir lira. Örn:: Locasını açarım hiç eksik etmeyip avucuma tekliği bastırır. (Mehmet Şeyda, Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tekmelik:
(Futbol Ter.) Oyuncuların bacak kemiklerini darbelerden koruma amaçlı tozluklarının içine giydikleri sert ve özel korumalık. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tekmil:
(a.i. erk.) Süs, tezyin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tekmil:
(a.i. erk.) Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tekmil:
Askerlikte ast rütbeli askerin, üst rütbeli askere bir iş, olay yada durum hakkında bilgi vermesi yada kendi künyesini söylemesidir. Örnek olarak Komutan ast rütbeli askerine seslendiği anda ast "Ahmet Karaca Antalya Emret Komutanım!" diyerek karşılık verir. Bunun dışında askerliğin olmaz olmazlarından sayılma işinde sizden sorumlu nöbetçi asker üstüne tekmil verirken "3 Çavuş 5 OnBaşı 40 Er emir ve görüşlerinize hazırdır Komutanım" denir. Ses Desibeli yüksek olmalı, komutan ses tonunu beğmezse yada duyamazsa fırçayı yersin.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )
Tekmile:
(a.i. ka.) (bkz:: Tekmil)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Teknesyum:
Sembolü: Tc Atom Numarası (Proton Sayısı): 43 Atom Ağırlığı: 98 g/mol Elektron Sayısı: 43 Element Serisi: Geçiş metalleri Periyodik Tablodaki Grup, Periyod: 7B, 5 Yoğunluk: 11.5 g/cm3 Erime Noktası: 2200.0 ° C (2473.15 K, 3992.0 ° F) Kaynama Noktası: 4877.0 ° C (5150.15 K, 8810.6 ° F) Oda Koşulunda Maddenin Hali: Katı Görünümü: Parlak gri metalik Keşif: Carlo Perrier (1937) Teknesyum Kullanım Alanları ve Özellikleri: Teknesyum, radyoaktif bir izleyici olarak kullanılabilen sentezlenmiş bir elementtir.(Konusu: Elementler, Kökeni: )
Teknetyum:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknik:
(gnl.ter.) Bir sportif hareketin amaca uygun ve belirli kriterlere uygun gerçekleştirilmesi.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknik Direktör:
(gnl.ter.) Sporcu veya takımın oyun içindeki taktiğini, görevlerini belirleyen, kadroyu belirleyen, oyun içinde gerekli taktiksel müdahaleleri yapan kimse.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknik Faul:
(Basketbol Ter.) Oyuncuların kural ihlal etmeleri sonucu verilen ceza. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknik Faul:
(Basketbol ter.) Herhangi bir oyuncunun veya antrenörün, sportmenlik dışı davranışlarda bulunması, örneğin; küfür etmek, kavga etmek, hakemle tartışmak vb. Bir teknik faul, diğer takıma en az bir serbest atış ve topa sahip olma hakkını verir. Eğer bir oyuncu veya antrenör maçta iki teknik faul alırsa, oyundan atılır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknik Futbolcu:
(Futbol Ter.) Fiziki mücadelenin ötesinde futbol zekasına sahip, iki ayağını iyi kullanabilen, topla iyi oynayan futbolcu. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknik Mola:
(Voleybol Ter.) Sette 8. ve 16.oyunda verilen mecburi mola. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Teknikçi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tekniker:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknikokul:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tekniköğretim:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknisyen:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknofobi:
(ing.i. technophobia) teknoloji korkusu. bilgisayar kullanmayı öğrenmekten kaçınmak veya atm' den hemen parasını çekmek varken sıraya girip, bekleyip şubeden çekmek gibi örneklenebilir.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Teknokrasi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknokrat:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
teknoloji:
(ing.i. technology) uygulayımbilim. bir sanayi alanında gücü ve bilgiyi biriktirme, denetleme, işleme, iletme gibi amaçlarla oluşturulan makinelerin, araç gereçlerin, aygıtların, yöntemlerin v.b. tümünü kapsayan uygulama bilgisi. (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Teknoloji:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teknolojik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
tekrar:
ad 1. bir olayın, işin, eylemin, durumun yeniden ortaya çıkması, yinelenmesi, yinelenme ya da yineleme. 2. bir konuşmada ya da yazıda aynı düşünceyi, sözcüğü birçok kez dönüp dönüp söyleme ya da yazma, yineleme. 3. belirteç bir kez daha, gene, yeniden, yine. \"Tekrar söylemek istemiyorum\"(Konusu: , Kökeni: Arapça)
Tekrar-Katlama:
Oyunun ilk katlamasından sonra yapılan herhangi bir katlama tekrar-katlama olarak bilinir. Yalnızca katlama küpünün kontrolüne sahip olan oyuncu tekrar-katlama önerebilir.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )
Tekrarlama:
(Alm. Wiederaufnahme - Fr. reprise - İng. restaging) Bir oyunu düzeltmek ereğiyle yeniden ele alarak çalışma, yeniden alma.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tekrarlar (reps):
Bir set içinde uygulanan alıştırmanın tekrar sayısı.(Konusu: Fitness Terimi, Kökeni: )
Tekrim:
(a.i. erk.) Ululama, saygı gösterme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Tekrime:
(a.i. ka.) (bkz:: Tekrim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Teksas:
(i.) (Amerika'da yer adı Texas'tan) Futbol maçlarında stadyumun ayakta maç İzlenen bölümü. Örn:: Numaralı bölümü bize göre değil. Tekliği toka ettik mi Teksas'a bırakıyorlar. (Orhan Kemal, Harika Çocuk)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teksen:
(t.i. ka.erk.) Sen teksin, eşsizsin anlamında. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Teksoy:
(t.i. erk.) Eşsiz bir soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Tekst:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tekstil:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tekstilci:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tektonik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
TEKUBI:
(tekubi) Bilek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
TEKUBI:
(tekubi) Bilek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Tekvando:
Tae: Ayak, Kwon: El, Do: Yol-sanat anlamlarına gelen kelimelerin birleşimi ile oluşan tekvando kelimesi el ve ayakla savunma sanatı anlamına gelir. Temeli oldukça eski çağlara dayanan bu sporun anavatanı Kore’dir. Savunma amaçlı olan bu spor şu anda sistemleşerek uluslar arası alanlarda kabul görmektedir. Bize 1960’lı yıllarda gelen bu sporun terimleri Kore dilindedir. Terimleri sıralarken Kore dilindeki yoğun terim varlığına karşılık Türkçe karşılıklar sunduk.Diğer spor dallarında olduğunun aksine açıklama kısmını kısıtlı tuttuk. Çünkü bu sporun terimleri için öncelikle çeviri çalışmasının yapılması gerektiği düşünülmüştür.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Tekvando:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
tekvin:
1- “Allah’ın herhangi bir şeyi örneksiz olarak en güzel bir şekilde yaratması ve yoktan var etmesi.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri. 2- Yahudilerin mukaddes kitabı Tevrat’ın yaratılış konularından bahseden ilk bölümü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tekvir Suresi:
(a.i. سورة التكوير) tekvir suresi; sûrenin başında güneşin dürülmesinden söz edilmiş ve adını da buradan almıştır. sûrenin söz dizisinde, ihtiva ettiği konuya ilişkin anlamları yankılandıran ve güçlendiren mükemmel bir musiki taklit edilemez bir ahenk vardır. kur'an-ı kerim'de 81 nci sure, 30 ncu cüz, 585 nci sayfadadır. 29 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 7 nci sıradadır. tebbet suresi'nden sonra, a'la suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. tekvir suresi'nde kıyamet günü olaylarından bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Tekvir suresi:
Kur'an-ı Kerim’in seksen birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Yirmi dokuz ayettir. Adını birinci ayette geçen ve ‘kıyamet gününde güneşin ışığını kaybetmesi ve güneş sisteminin bozulması’ anlamına gelen “tekvir” kelimesinden almıştır. Surede, kıyametin kopması ve peygamberliğin önemi olmak üzere iki konu işlenir. İlk bölümde, kıyametin başlangıcında gerçekleşecek olan güneşin işlevini kaybetmesi, yıldızların kararması, dağların eriyip yok olması, bütün evcil ve vahşi hayvanların dağılması, denizlerin kabarması ele alınır. Daha sonra insanın amel defterinin açılıp yaptıklarının karşılığını görmesi, buna bağlı olarak cennetlik veya cehennemlik olması anlatılır. Bu kıyamet tablosundan sonra, insanın düşünmesi istenir ve cezaların bireysel olduğu vurgulanıp insanlar güzel iş yapmaya teşvik edilir. Surenin ikinci bölümünde, peygamberlik konusu üzerinde durulur ve Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği vahyin, bir delinin sözleri ve şeytanın vesveseleri olmadığı bildirilir. Hz. Muhammed’in Allah’ın tüm insanlara gönderdiği gerçek bir peygamber olduğu vurgulanır. Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve Allah dilemeden hiçbir şeyin olmayacağını bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tel:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tel Aviv:
Tel Aviv - Yafo İsrail'in Akdeniz kıyı şeridinde, Guş Dan metropolünde bulunan şehirdir. Ülkenin finans ve teknoloji merkezidir. Uluslararası kuruluşlar ve birçok ülke Tel Aviv'i İsrail'in başkenti olarak tanımakta ve elçilikler Tel Aviv'de bulunmaktadır. Doğu Kudüs, İsrail'in bir parçası sayılırsa, Tel Aviv ülkenin Kudüs'ten sonra ikinci en kalabalık şehridir; Kentin yönetimini Tel Aviv-Yafa belediyesi üstlenmekte. Zamanla büyüyen Tel Aviv, Yafa'dan ayrılmaya başladı. Bu dönemde bölgede özellikle Filisitin Arapları yaşamaktaydı. İsrail'in bağımsızlığından iki yıl sonraki 1950 yılına gelindiğinde Tel Aviv ve Yafa aynı belediyeye bağlandı. 2003 yılında ise kentteki Beyaz Kent, UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi'ne alındı. Tel Aviv’de yaşayanlara Tel Avivim denir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
Tel Çekmek:
(d. fr. tölagraphe'tan kıs. tel, türk.) 1- Yellenmek. 2- İşemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tel Halat:
(Alm. Drahtseil - Fr. côble - İng. wire rope) lşıklama sisteminde, panoların ve ağırlıkların bağlanmasında kullanılan tel halat.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Tel Kırmak:
(d.) 1- Gaf yapmak, hata etmek. 2- (Birisini) Hatalı bir davranışta bulunarak darıltmak, gücendirmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Tela:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telari:
(İt.) Aydınlanma çağının başlarında kullanılan bir dekor türü. Üç yanı resimli, eksenleri çevresinde dönerek sahne değişimlerini sağlayan ilkel mekanizma. Yunan tiyatrosundaki "Periaktoi"!arın gelişmiş biçimidir. (bkz:: Periyaktoy)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Telatin:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
telbiye:
1- İtaat etme, emre koşma, çağrıya karşılık verme, emri yerine getirme. 2- Hac ve umre için ihrama giren kişinin “Buyur Allah’ım! Her zaman emrindeyim Allah’ım! Buyur Allah’ım! Senin asla hiçbir ortağın yoktur. Emrindeyim her zaman Allah’ım! Bütün hamdler ve şükürler sanadır Allah’ım! Ve bütün nimetler sendendir, tüm var olanların sahibi sensin. Senin asla hiçbir ortağın yoktur!” anlamına gelen “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. La şerike leke lebbeyk inne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk la şerike leke” biçiminde söylediği dua. Örn:: “Sizden kim hac yapacak olursa mutlaka telbiye getirsin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Tele:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Tele Kız:
(fr.i. talaphonedan k. tele, türk. kız) Müşterilerin telefon yoluyla bağ kurduğu fahişe call-girl. Örn:: o yıllarda tele-kız muhabbeti yoktu. dönme dedikleri görülmüş olay değil. (Engin Ardıç, Yukarıda Başka Bayan Yoktur)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teleferik:
(fr.i. teIephfrique) İki yönlü eşcinsel erkek, hem pasif hem aktif olarak İlişkiye giren eşcinsel. T.iç.bk. Digin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teleferik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefilm:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
telefon:
(B-25) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, yol kullanıcılarının yararlanabileceği bir telefon olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Telefon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefon Ceviricisi:
"Windows'un 95 ve 98 sürümlerinde bulunan; modem aracılığıyla belli bir telefon numarasını çevirmenizi sağlayan küçük uygulamaya verilen addır. Bazı durumlarda ""Numara Çeviricisi"" adıyla da karşımıza çıkabilen bu uygulama, küçük bir mikrofon yardımıyla telefon görüşmesi yapmamızı da sağlayabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Telefon Etmek:
(d. fr. türk.) İşemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Telefon Skatolojisi:
(telephone scatologia) Açık saçık telefon konuşmalarıyla, bir cinsel uyarı alınarak, mastürbasyon yolu ile cinsel tatmin sağlanması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Telefoncu:
(fr. türk. e.) 1- Telefonla haberleşerek müşterisiyle buluşan fahişe, telekız. 2- Telefon yoluyla iş yapan muhabbet tellalı, tele pezevenk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Telefoncu:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefondan Çağırmak:
(d. fr. türk.) Bir ortamı, bir işi bilmeden bozan kimseyi oradan uzaklaştırmak için söylenir. Örn:: Mezatta heyecanla ya da bilmeden mala fazla pey sürüp zarar etmek üzere olanları uyandırmak için biri gelir seni telefondan çağırıyorlar der ve onun mezattan uzaklaşmasını sağlar. (Arslan Kaynardağ, Bitpazarının Gizli Dili ve Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Telefonlaşmak:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefonometre:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefoto:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telefotografi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telekız:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telekinezi:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telekomünikasyon:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teleks:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telem:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telemetre:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telemetreyi Ayarlamak:
(d. fr. tatömetre ar. ayar, türk.) Elini pantolon cebine sokarak erkeklik organını ellemek, erkeklik organının durumunu düzeltmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Teleobjektif:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teleofobi:
(ing.i. teleophobia) dini törenlerden merasimlerden, belirli planlardan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
teleoloji:
(ing.i. teleology) erekbilim. biyolojide belirli bir amaca ulaşmak için bazı uyum (adaptation)'lar meydana gelmesi gerektiğini savunan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Teleoloji:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Teleolojik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telepati:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telepatik:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Telesekreter:
(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )