MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Necib:

(a.i. erk.) 1- Soyu sopu temiz pak olan kimse. 2- Asilzade, kıymetli, üstün. 3- Güzel ahlak sahibi. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Frenk:  

(Kar. Ort. O.) Çoğu kez Rum'dur. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Avrupalı gibi giyinir. "ç" ve "ş" leri doğru söyleyemez. Kimi doktor, kimi iş adamı, kimi kez de terzidir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Frenk:  

1‑ Tarihî kullanımda Osmanlı döneminde Avrupalılar, özellikle Fransızlar için kullanılan ad. 2‑ Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarından biri olan kimse; Avrupalı anlamında.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkasması:  

Frenkasması — Batı Dilinden 1‑ Asmagillerden, sonbaharda yaprakları güzel bir renk alan süs sarmaşığı türü. 2‑ (Botanik terim olarak) Amerikan sarmaşığına benzer dekoratif bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkçe:  

1‑ Fransızca; Batı dillerinden özellikle Fransız dilini ifade eden terim. 2‑ Frenklere özgü olan, Avrupai biçimde.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkçileği:  

1‑ Kokusuz, kırmızı ve iri meyve veren bir çilek türü. Bitkibilimde Hautbois strawberry olarak bilinir. 2‑ (Mecaz kullanım daha az yaygındır) Dışarıdan gelen yabancı çilek türüne verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkgömleği:  

1‑ Tarihî terim olarak Avrupa tarzı giysi. 2‑ Modaya dair eski isim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkhane:  

1‑ Frenklerin yaşadığı ev/yer. (Eski kullanım) 2‑ Tarihî bağlamda Avrupa yerleşkesi anlamı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkinciri:  

1‑ (Eski terim) Avrupa zinciri/teslimatı bağlayan fikir/ilk. (Nadir) 2‑ Güncel kullanımı çok sınırlı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenklahanası:  

1‑ Frenk usulü ev/kahvehane anlamlı eski kullanım. (Nadir) 2‑ Tarihî mimaride/yer adlarında görülebilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkleşmek:  

1‑ Frenklerle etkileşime/benzeşmeye başlamak; batılılaşmak. 2‑ Kültürel batı tarzını benimsemek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkmaydanozu:  

(chervil) Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Faydası:: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Frenkmaydanozu:  

1‑ Avrupai maydanoz çeşidi. 2‑ Bahçecilikte yetiştirilen maydanoz türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenkmenekşesi:  

1‑ Avrupa kökenli bir menekşe türü. 2‑ Süs bitkisi olarak yetiştirilen menekşe çeşidi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenküzümü:  

(ribes rubrum) Taşkırangillerden; bir çalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, taneler, ufak ve kırmızıdır. Tadı mayhoştur. 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. Faydası:: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini giderir. Sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. şurubu, çok besleyicidir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Frenküzümü:  

1‑ Kırmızıcı küçük meyve veren bitki; frenk üzümü (Ribes). 2‑ (Bazı yörelerde) başka benzer türlere verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenlemek:  

1‑ Hızı azaltmak/durdurmak için fren kullanmak. 2‑ Mecaz olarak engellemek, durdurmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frenleri Boşaltmak:  

(d. fr. frein, türk.) 1- (Bir güzellik, bir çıkar vb. karşısında) Kendisini kapıp koyvermek, gevşemek, özdenetimini yitirmek. Örn:: Gözlerinden zeka fışkırıyor. Hani ayıp olmasın ama insan frenlerini bir parça boşaltsa. Aşık mı oluverir? (Orhan Kemal, Bir Filiz Vardı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Frenleyici:  

1‑ Bir şeyi yavaşlatan/durduran etki yapan. 2‑ Fren görevi üstlenen araç/parça.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

frenoloji:  

(ing.i. phrenology) kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini, kişiliğini ve suça yatkınlığını inceleyen bilim dalı. (Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Frenoloji:  

1‑ Kafatası şekline göre kişilik/düşünce çıkarımını savunan eski “bilim”. 2‑ Modern bilimce geçersiz psikoloji yaklaşımı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fresk:  

1‑ Taze sıva üzerine yapılan duvar resmi. 2‑ Sanat tarihi terimi olarak bu resim tekniği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Freskçi:  

1‑ Duvar resmi (fresk) yapan sanatkâr. 2‑ Duvar resim ustası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Freze:  

1‑ Talaş kaldırma işleminde kullanılan döner kesici alet. 2‑ Bu aletle yapılan işin adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frezeci:  

1‑ Frezeleme işi yapan kişi/makine operatörü. 2‑ Freze ustası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frezelemek:  

1‑ Metal/ahşap yüzeyi freze makinesiyle şekillendirme işi. 2‑ Özellikle yüzeyden malzeme kaldırma işlemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fribord:  

1‑ Denizcilik terimi; geminin yan bordası üst çizgisi. (Genel denizcilik sözlüklerinde bu anlam vardır.) 2‑ Başka yaygın Türkçe kullanımı yoktur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frigo:  

1‑ Dondurulmuş tatlı / dondurma benzeri ürün (argo anlamlı). 2‑ Mecaz olarak soğuk, sevimsiz kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frigofobi:  

(ing.i. frigophobia) soğuk ya da soğuk şeyler korkusu.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Frigorifik:  

1‑ Soğutma özelliği olan, soğutucu. 2‑ Özellikle soğutma ile ilgili taşıt/cihaz tanımında kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frigya:  

Frigya (Antik Yunanca: Φρυγία), Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes'in yukarı çığırları arasında kalan bölgenin eski çağdaki adıdır. Bu ad, Balkanlar’dan gelip bu bölgeye yerleşen Friglerden geliyordu.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

Frijider:  

1‑ Buzdolabı, yiyecekleri soğuk tutan elektrikli cihaz. 2‑ (Ticari marka olarak) yaygınlaşmış “buzdolabı” adı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frijit:  

(frigid) Cinsel anlamda soğuk (kadın).(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Frikik:  

(bkz:: Firikik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Frikik:  

(Futbol Ter.) Serbest vuruş. Faul yapılan takımın oyunu başlattığı vuruş.Rakip oyuncu bu esnada 9,15 m. uzakta olmalıdır.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Frikik:  

1‑ Futbolda ceza sahası dışından serbest vuruş. 2‑ Argo olarak giysiyle kazara göğüs/bacak görünmesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Friksiyon:  

1‑ Sürtünme; iki yüzeyin birbirine temasında hareketi zorlaştıran güç. 2‑ Mecaz olarak uyuşmazlık, sürtüşme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frişa:  

1‑ Balıkçılıkta tütsülenmiş ringa balığı türü (Rumca kökenli). 2‑ Dilsel olarak özel bir başka anlamı yoktur.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frişka:  

1‑ Denizcilikte hafif rüzgâr; yelkeni doldurmayan, zayıf esinti. 2‑ Bahsedilen bağlamda başka teknik anlamı yoktur, doğrudan “hafif rüzgâr” olarak kullanılır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fritelino:  

(İt. fritellino) Commedia dell'arte türünde uşak tiplerinden biri.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Fritöz:  

1‑ Derin yağda kızartma yapan mutfak aleti. 2‑ Kızartma işlevi gören elektrikli cihaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Friz:  

1‑ Mimarlıkta duvar üstünde süs şeridi. 2‑ Saç modeli; yatay kesilmiş kısa saç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Frolein:  

Esat Mahmut Karakurt'un yazdığı Ankara Ekspresi kitabının ana karakteri. Diğer bütün Almanlar gibi katı bir Alman milliyetçisi olan Frolein bu amaçta her tehlikeyi göze alan gözüpek, inatçı, kurnaz, başarılı bir Alman casusudur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Fronemofobi:  

(ing.i. phronemophobia) düşünmekten korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

Frotterizm:  

(frotteurism) Genellikle erkeğin orgazm amacıyla penisini tamamen giyinmiş bir kadının kalçalarına ya da vücudunun diğer kısımlarına sürtmesi, sürtünmecilik, fortçuluk.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Fruko:  

(i. meşrubat markası fruko'dan) (1965ten sonra) Toplum polisi. Örn:: Bak buna şaşarım dedi fruko.(Raymond Oueneau - Tahsin Yücel, Zazie Metroda)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Früktoz:  

1‑ Meyvelerde bulunan doğal şeker türü. 2‑ Beslenmede tatlandırıcı olarak kullanılan basit şeker.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

FTP:  

""File Transfer Protocol"" teriminin kısaltmaşıdır. Internet üzerinde birbirine bağlı olan bilgisayarların dosya veya program değiş tokuşu yapmalarına izin veren protokolü belirtmek için kullanılır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Fuad:  

(a.i. erk.) Kalb, yürük, gönül.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Fuar:  

1‑ Ticari/sergisel etkinlik; firmaların ürünlerini gösterdiği organizasyon. 2‑ Büyük ölçekli sergi veya pazar etkinliği.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fuaye:  

(Fr. foyer - Alm. Wandelgang) Tiyatroda, perde aralarında dinlenme yeri. Yakınında da büfe vardır. (Ocak)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Fuaye:  

1‑ Tiyatro/sinema salonlarında giriş alanı, bekleme holü. 2‑ Etkinlik öncesi insanların toplanıp beklediği alan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

FUDO DACHI:  

(fudo daçi) Sochin Dachi'de denilen mücadele duruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Fuel-oil:  

1‑ Ağır yakıt yağı; gemi ve endüstride kullanılan petrol ürünü. 2‑ Isıtma ve motor yakıtı olarak kullanılan ağır gazyağı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

fuhuş:  

1- Söz ve fiilde çirkinlik, edep ve ahlak dışı söz ve davranış. Örn:: “Allah adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaya yardımda bulunmayı emreder, fuhşu, (her türlü) kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Allah size, düşünüp ibret alıp tutmanız için öğüt veriyor.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/90 ncı Ayet) 2- Evlilik dışı cinsel ilişki, nikâhsız birleşme, cinsel sapıklık, zina. Örn:: “İnsanlar arasında fuhşun yayılmasını isteyenler için dünyada da ahirette de çok şiddetli bir azap vardır.” (Kur'an-ı Kerim Nur suresi 24/19 ncu Ayet) Bir kadının, evlilik dışında meslek edinerek veya başta para olmak üzere herhangi bir karşılık gözeterek vücudunu bir erkeğin cinsel tatminine sunması. Örn:: “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o (zina) fuhuştur ve çok kötü bir yoldur.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/32 nci Ayet) Homoseksüellik (eşcinsellik), lezbiyenlik (sevicilik). Örn:: “Lut’u da peygamber olarak gönderdik. Kavmine dedi ki: ‘Siz, sizden önce dünyada hiç kimsenin yapmadığı fuhşu yapıyorsunuz. Siz, kadınlarınızı bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, yol kesiyorsunuz ve toplantılarınızda edepsizce şeyler yapıyorsunuz!’…” (Kur’an-ı Kerim Ankebut suresi 29/28-29 ncu Ayet) 3- Din, ahlak, iffet ve hayâ sınırlarını aşan cinsel suçlar ve davranış bozuklukları. Örn:: “De ki: ‘Rabb’im, ister açıktan isterse gizli olsun fuhşun her çeşidini yasaklamıştır...” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/33 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fukaha:  

Fakihler, fıkıh bilginleri, İslam hukukçuları.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fukahayıseba:  

Tabiin döneminde yetişen Medineli yedi meşhur İslam hukukçusu. Fukahayıseba fıkıh, hadis ve tefsir alanında şöhret kazanmış kişilerdir. İsimleri şöyledir: 1. Urve b. Zübeyr (ö. 94/712) 2. Said b. Müseyyeb (ö. 94/712) 3. Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris b. Hişam (ö. 94/712) 4. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe (ö. 98/716) 5. Harice b. Zeyd b. Sâbit (ö. 104/722) 6. Kasım b. Muhammed b. Ebu Bekir (ö. 107/725) 7. Süleyman b. Yesâr (ö. 107/725)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

fukara:  

1- Fakirler, yoksullar, muhtaçlar. Örn:: “Sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz; ama içinizden kiminiz cimrilik ediyor. Cimrilik eden kendine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, sizler ise fukarasınız…” (Kur’an-ı Kerim Muhammed suresi 47/38 nci Ayet) 2- Gelirleri bir yıllık zorunlu ihtiyaçlarını; barınak, giyecek, yiyecek, eğitim ve sağlık giderlerini karşılayamayan kimseler. Fukaraya yardım etmek Allah’ın emridir. Kur'an-ı Kerim fukaranın her türlü maddi ihtiyaçlarının karşılanması için zengin Müslümanlara zekât, sadaka, fitre, yemin ve oruç kefaretleri gibi yükümlülükler getirmiştir. “Sadakalarınızı açıktan vermeniz güzeldir ama fukaraya gizlice vermeniz sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın bir kısmının bağışlanmasına neden olur…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/271 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Fukhishidoin:  

Eğitmenin asistanı anlamına gelen resmi bir ad.(Konusu: Aikido Terimi, Kökeni: )

FUKU SHIN:  

(fuku şin) Yardımcı hakem.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Fukusgiller:  

1‑ Deniz yosunu türlerinin familyası (Fucus ve benzerleri). 2‑ Botanikte algler sınıfı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ful:  

(ing.sf. fuli) Dolu. (bkz:: Komple)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ful Casus:  

(d. ing. full, tam. a. casus al.y.) 1- Bilgili görünen cahil. 2- Hiçbir şey bilmeyen. (öğrenci)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Fular:  

1‑ Boyna bağlanan ince şal/örtü; moda aksesuarı. 2‑ Kadın veya erkek kıyafetinde kullanılan eşarp tipidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fultaym:  

1‑ (Genellikle İngilizce full‑time’ın yazım bozulmuş hâli) tam süre, bütün zaman. 2‑ Spor ve iş terminolojisinde “tam zamanlı”.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fulya:  

(ita.i. ka.) Nergisgillerden, san renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki, sarı soğançiçcği.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: İtalyanca)

Fulya:  

1‑ Deniz kuşu cinsinden bir tür; uzun kanatlı ve suyla ilişkili. 2‑ Kuş gözlemciliğinde tanınan bir su kuşu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fulya Balığı:  

Bilimsel Adı: Myliobatis aquila. Familyası: Deniz balığı. Fulyabalığıgillerden kıkırdaklı balık türü. Gövdesi disk biçimdedir. Yaklaşık 1,8 m uzunluğunda, 1 m genişliğindedir. Ağırlıkları 100 kg kadardır. Sırt kısmı koyu karın kısmı beyaz renktedir. Üzerinde zehirli dikenleri bulunan ince uzun kuyruğu gövdesinin iki katı uzunluğunda olabilir. Gözleri başının iki yanında yer alır. Yaşam alanı Hint ve Atlas Okyanusları ile Akdenizdir. İstiridye vb kabuklularla beslenir. Dişilerinin her üç, dört senede bir üreme dönemleri olur.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Fulyabalığı:  

1‑ Deniz kuşu türlerinden, suda yaşayan uzun kanatlı kuş. 2‑ Balığa benzeyen adıyla su kuşu olarak bilinir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fulyabalığıgiller:  

1‑ Fulya balığı (deniz kuşu) gibi tüylü su canlılarının familyası. 2‑ Bu gruba dahil kuş türlerini kapsayan zooloji sınıfı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

FUMI:  

(fumi) Girmek, yürümek.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

FUMI KIRI:  

(fumi kiri) Yanlara doğru ayak vuruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

FUMI KOMI:  

(fumi komi) İleriye ezici ayak vuruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

FUMI WAZA:  

(fumi vaza) Ezme tesirli vuruşlar.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

FUMI ZUKI:  

(fumi zuki) Adımlayarak yumruk vuruşu.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

FUN:  

(fun) Dakika.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Funda:  

(t.i. ka.) Kırcık yerlerde yetişen ve birçok çeşidi olan çalı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

Funda:  

(it.i. fonda, teknenin demir atmasından) 1- Atlama. 2- Dışarıdan cezaevi avlusuna içinde uyuşturucu bulunan bir nesne (örneğin patates) atma. Fonda da denir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Funda:  

(süpürgeotu) Fundagillerden; çiçekleri kırmızımtırak mor ve çan şeklinde olan bir bitkidir. İşlenmemiş topraklarda yetişir. Çalı görünümündedir. Süpürge çalısı da denilen bu bitkinin kökünden ağızlık; dallarından da kaba süpürge yapılır. Çiçekleri, Ağustos ayından itibaren toplanıp, kurutulur. Faydası:: İshali keser, idrar söktürür. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Nikriste de faydalıdır. Anne sütünü artırır. Lapası, ağrıları keser. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi, çıban ve egzamada faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Funda:  

1‑ Çalı türü bitki; küçük yapraklı ve kırmızı meyveli olarak bilinir. 2‑ Peyzaj ve çalılık alanlarda yetişen yerel bitki.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fundagiller:  

1‑ Fundaya benzer familyadaki bitkilerin toplu sınıfı. 2‑ Botanikte funda ve benzeri türlerin bulunduğu grup.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fundalar:  

1‑ Funda bitkilerinin çoğulu; çalılıklar. 2‑ Funda türlerinden oluşan bitki topluluğu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fundalık:  

1‑ Funda bitkisiyle kaplı yer, çalılık alan. 2‑ Belli bir bitki örtüsüyle karakterize edilen arazi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fundamentalizm:  

(fr.i. fondamentalisme) (topb.) köktendincilik. bir inanç/görüş sisteminin orijinal veya temel prensiplerine tam ve sorgulanmaz bir inançla bağlanma. bu bağlılık mutlak bir bağlılıktır ve çoğu zaman fanatik bir militanlıkta akseder.(Konusu: İzm ile Biten, Kökeni: fransızca)

Fundasıçanı:  

1‑ Fundalık ortamda yaşayan küçük kemirgen türü; “funda sıçanı”. 2‑ (Yerel kullanım) çalılık faresi benzeri küçük hayvan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fundatavuğu:  

1‑ Bahçe/orman kuşu; “funda tavuğu” olarak bilinen küçük ötücü kuş türü. 2‑ Süs kuşu veya yerel adlarla anılan kuş çeşitlerinden biri.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Funya:  

1‑ (Sözlüklerde az yer alan) balıkçılıkta kullanılan ince ağ/malzemeye verilen ad. 2‑ Nadir kaynaklarda küçük deniz ot tipi veya nesne ismi olarak geçer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Furat:  

(a.i. erk.) (bkz:: Fırat) (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Furgon:  

1‑ Yük veya yolcu taşımaya uygun kapalı kasa kara aracı / vagon. 2‑ Ticari taşımacılıkta kullanılan küçük kamyonet/araç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

FURI WAZA:  

(furi vaza) Savurma atma teknikleri.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Furi:  

(Tul) Alkış.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Furkan:  

(a.i. erk.) Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

furkan:  

1- İki şeyin arasını ayıran. 2- İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, iman ile küfrü, helal ile haramı birbirinden ayıran. Örn:: “Kur’an-ı Kerim, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve furkan olarak ramazan ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse onu baştan sona oruçlu geçirsin…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/185 nci Ayet) 3- Hak ile batılı ayırma, bu ayrılmayı sağlayan Allah’ın koyduğu ölçü, hak ile batılı ayırma yeteneği. Örn:: “Ey iman edenler! Allah’ın koyduğu kurallara uyarak onun koruması altına girin. O, size furkanı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük bir lütuf sahibidir.” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/29 ncu Ayet) 4- Kur'an-ı Kerim. Örn:: “Âlemlere uyarıcı olması için kuluna furkanı indiren Allah çok yücedir.” (Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 25/1 nci Ayet) 5- Hz. Musa’ya indirilen Tevrat. Örn:: “Andolsun biz, Musa’ya ve Harun’a korunanlar için bir nur ve öğüt olarak furkanı verdik.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 21/48 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Furkan Kızılay:  

(lakabı/sin.) Havuç(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Furkan Kızılay:  

Dizi Karakteri: Havuç Dizi Adı: Çocuklar Duymasın. 2002-2019 yılları arasında yayımlanan aile ve durum komedisi türündeki Türk televizyon dizisi. (Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

Furkan Suresi:  

(a.i. سورة الفرقان) kur'an-ı kerim'in isimlerinden olan furkan suresi; hakkı batıldan ayırt eden demektir. kur'anı kerim'de 25 nci sure, 18 ncı cüz, 358 nci sayfadadır. 77 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 42 nci sıradadır. yasin suresi'nden sonra, fatır suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. üç âyetinin (68, 69, 70) medine'de nâzil olduğu hakkında bir rivayet vardır. surede temel konular olarak muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Furkan suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in yirmi beşinci suresidir. Yetmiş yedi ayettir. Mekke’de inmiştir. Adını, birinci ayette geçen ve ‘hak ile batılı birbirinden ayıran’ anlamına gelen furkan kelimesinden almıştır. Sureye, Hz. Muhammed’e “Furkan”ı indiren ve onu bütün âlemleri uyarmak için peygamber olarak gönderen Allah’a övgüyle başlanır. Hz. Muhammed’e peygamberliğin verilişinin Allah’ın bağışı olduğu vurgulanır. İnkârcıların, peygamberin sıradan insanlardan farklı olmadığı şeklindeki itirazlarına sure içerisinde cevaplar verilir ve onların iddiaları çürütülür. Yerde ve gökte tek tanrı olduğu üzerinde durulur, müşriklerin tapındıkları putların hiçbir şey yapamadığı anlatılır, böyle uydurma tanrılara tapmalarından dolayı müşrikler kınanır. Surede, Hz. Muhammed’in gerçek bir peygamber olduğu ele alınır. Onun diğer insanlardan farklı olmadığı, yiyip içtiği, gezip dolaştığı, alışveriş yaptığı hatırlatılır. Müşriklerin Kur’an-ı Kerim’in niçin toptan değil de parça parça indirildiği yönündeki sorularına surede cevap verilir. Buna göre, ayetlerin müminlerin kalbine daha iyi yerleşmesi, Kur’an-ı Kerim’in içerdiği bilgiler ve eylemsel ilkelerin gerektiği şekilde benimsenebilmesi ve hayata katılabilmesi için parça parça indirildiği vurgulanır. Surede, peygamberlerini inkâr eden eski toplumların cezalandırılma şekillerine işaret edildikten sonra, onların durumundan ibret almayan Mekkeli müşrikler kınanır. Evrende, Allah’ın birliğini gösteren deliller üzerinde insanın düşünmesi öğütlenir. Allah’a imanın ve ona secde etmenin önemine değinilir. Müslümanlığı güzel yaşayanların örnek davranışlarına yer verilir. Onların geceleri ibadet etmeleri, konuşma biçimleri, kendilerine sataşanlara aldırış etmemeleri, Allah’a yalvarmaları, israftan uzak durmaları, cana kıymaktan, zina etmekten, yalan söylemekten ve yalan yere şahitlik etmekten kaçınmaları örnek olarak gösterilir. Allah’a dua etmenin önemini belirten ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Furkan Vakfı:  

Furkan Vakfı 1980'li yıllarda aktif olarak vaazlar veren Alparslan Kuytul isimli bir vaiz tarafından kurulmuştur. Furkan Vakfı kuruluş amacını, "hakiki imana ulaşmış, ibadete âşık, ahlak sahibi ve Allah’ın yeryüzünde hâkimiyeti için meşru yollarla mücadele eden, hayırlı işlerde topluma öncülük yapacak öncü bir nesil hazırlamak" olarak tanıtmaktadır.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Furya:  

1‑ Ani ve yoğun öfke, coşku veya moda hâline gelmiş tutku. (“furya” modern dillerden) 2‑ Bir eğilimin hızla yayılması, akım gibi davranış. (kaynaklarda genel kültür)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Fussilet Suresi:  

(a.i. سورة فصّلت) fussilet suresi; ismini 3. ayette geçen ve ayrıntıları ile açıklandı anlamına gelen fussilet kelimesinden alır. secde, Hâ, mim ve mesâbih adları ile de anılır. kur'an-ı kerim'de 41 nci sure, 24 ncü cüz, 476 ncı sayfadadır. 54 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 61 nci sıradadır. mümin suresi'nden (gafir) sonra, şura suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. fussilet suresinde kur’an’ın bağışlayan ve esirgeyen Allah tarafından indirildiğinden, inananların mükafatlandırılacaklarından, Allah’ın kudretinden, Allah’ı inkar eden kavimlerin dünyadaki ve ahiretteki durumlarından kötülüğün iyilikle önlenmesinden, kur’anın özelliklerinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Fussilet suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in kırk birinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli dört ayettir. Adını, üçüncü ayette geçen ve ‘bir şeyin ayrıntılarıyla açıklanması’ anlamına gelen fussilet kelimesinden alır. Sureye, Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından gönderilen bir kitap olduğu vurgulanarak başlanır. İnsanlar tek ilah olan Allah’a inanmaya ve yalnızca ona yönelmeye çağrılır. İnat ve kibirleri yüzünden Allah’a şirk koşanlar kınanırken inanıp salih amel işleyenlere müjdeler verilir. Allah’ın büyüklüğünü yok sayan her türlü inkârcı davranışın anlamsızlığı dile getirilir. İnkârcıların Ad ve Semud kavimleri gibi felakete uğrayabilecekleri hatırlatılır. Helak olan toplumların tarihlerinden ibret alınması öğütlenir. Çok güçlü ahiret vurguları yapılır. Bu çerçevede insanların hakikati söylemekten kaçınmaları hâlinde kulaklarının, gözlerinin ve derilerinin kendi aleyhlerine şahitlik edeceği haber verilir. Bu tip insanların uyarılmadıkları için değil de uyarıldıkları hâlde gerçekleri kabule yanaşmadıkları için ahirette korkunç bir azap çekecekleri bildirilir. Surede, Kur’an-ı Kerim’in insanları etkileyen üslubu ile her geçen gün müminlerin sayısının artmasından dolayı, müşriklerin Kur’an-ı Kerim dinlemeyi protesto eden tavırları tasvir edilir. Onların bu çirkin tavırlarına karşılık samimi müminler öğülür. Surede kötülükleri iyilikle savmanın, sabırlı olmanın önemi üzerinde durulur. İnkârcıların büyüklük taslamakla gerçeği küçük düşüremeyecekleri ve İslam’ın Allah’ın izniyle yayılacağı, gökten yağan yağmur gibi ölü ruhların İslam’la diriltileceği anlatılır. Kur’an-ı Kerim’i inkâr edip anlamsız tartışmalara girenlerin cezalandırılacağı bildirilir. Kur’an-ı Kerim’in apaçık ve anlaşılır bir dille insanlık ve toplum için çözümler önerdiği belirtilir. Surenin son bölümünde herkesin iyiliğinin de kötülüğünün de kendisini bağladığı açıklanır. Hesap gününde, Allah’ın kullarına haksızlık etmeyeceği gerçeği hatırlatılır. Hakikate karşı kulaklarını tıkayan insanlarla ilgili örnekler verilir; onların didişmeyi seven, günaha meyilli, aceleci, sabırsız, nankör ve bencil karakterli oldukları gözler önüne serilir. Kur’an-ı Kerim’in gerçeklerinin inkâr edilemeyeceği ve bu gerçeklerin insanların gönlünü ve dünyayı etkisi altına alacağı vurgulanır. Kur’an-ı Kerim’in ve Hz. Peygamber’in değerini bilmeyen müşrikleri kınayan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp