MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Nevşehir:

Nevşehir İlçeleri: 1-Merkez (30.06.1954) 2-Acıgöl (04.07.1987) 3-Avanos 4-Derinkuyu (01.04.1960) 5-Gülşehir 6-Hacıbektaş (01.01.1948) 7-Kozaklı (01.06.1954) 8-Ürgüp.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Eşleşme:  

(Basketbol Ter.) Özellikleri birbirine benzeyen oyuncuların birbirlerini savunmakla görevli olması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Eşleşme:  

(Okçuluk Ter.) Eliminasyon ve final rauntlarında iki okçu veya iki takım arasındaki yarışmalar. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Eşofman:  

(fr.i.) Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamukludan1 yapılmış, iki parçalı giysi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eşofman:  

Yanlış: Eşortman Doğru: Eşofman(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Eşraf:  

(a.i. erk.) 1- Şerefli, saygın kimseler. 2- Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Eşref:  

(a.i. erk.) Daha şerefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem. Eşrefi: Akkoyunlular devrinde kullanılan bir çeşit gümüş para. Yavuz Sultan Selim'in Mısırı fethettikten sonra burada bastırdığı para. Eşrefoğlu Rumi: Kadiri tarikatının bir kolu olan Eşrefîyye adlı ekolün kurucusu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

eşrefimahlukat:  

Yaratılmışların en şereflisi, en değerlisi olan insan. İnsan, varlığının amacını kavrayıp bu amaç doğrultusunda çalışır ve Allah’a karşı görevlerini içtenlikle yerine getirirse eşrefimahlukat nitelendirmesine hak kazanır. Örn:: “İnsan / eşrefimahlukattır, derdi babam / bu sözün sözler içinde bir yeri vardı.” (İ.Özel)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Eşşek Herif:  

Hasan Kaçan tarafından ilk kez Keskin Ustura dergisi sayfalarında 1994 yılında yaratılan Eşşek Herif, Fenerbahçe sempatizanı, futbol düşkünü, hınzır, yaramaz ve babasından çok korkan bir çocuk karakterdir. Eşşek Herif, kısa boylu, hafif toparlak, kafasında dik saçları olan bir gençtir. Mahalledeki kendinden yaşça biraz daha büyük kızlardan biri olan Ayfer'e aşıktır. Eşşek Herif'e maceralarında Fikri, kedi Bekir gibi kendi yaşıtı arkadaşlarıyla, mahallenin delisi olarak tanınan ve yaz kış kaya benzeri bir taşın üzerinde oturan Deli Ziya eşlik etmektedir.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

eşya:  

(ﺍﺷﻴﺎﺀ) i. (Ar. şey’in çoğul şekli eşyā’) [Tekil gibi de kullanılır] 1. Yiyecek ve içecek dışında insan için gerekli olan her türlü şey, nesneler: “Ev eşyâsı.” “Giyim eşyâsı.” “Tuvalet eşyâsı.” Yüz çeşit eşyâ dizilmiş bir yer sergisi (Refik H. Karay). Ben ölürsem ölürüm bir şey değil / Ne olursa garip eşyâma olur (Câhit S. Tarancı). Her zaman güzel mi bu kadar / Bu eşyâ, bu pencere (Orhan V. Kanık). 2. Yaratılmış olan her şey, şeyler, nesneler: Bu gece eşyâya Hak rahmet kılar (Süleyman Çelebi). Vech-i eşyâdan Hudâ her bâr kendin gösterir (Leskofçalı Gālib). EŞYÂLI sıf. Eşyâsı olan, eşyâ ile kirâya verilen (ev).(Konusu: , Kökeni: )

et:  

ad 1. insanlarda ve hayvanlarda, deriyle kemik arasında bulunan ve kas ile yağdan oluşan tabaka. 2. kasaplık hayvanlardan sağlanan, önemli bir besin maddesi olan ve kasapta satılan kesilmiş hayvan parçası. "Bir kilo et aldım" 3. ten, vücut. "Bluzu sıyrılmış, eti görünüyor" 4. meyvelerde, kabukla çekirdek arasındaki yenilebilir bölüm. "Zeytinin eti çekilmiş, kurumuş" 5. (yara) taze etle kapanmak, iyileşmek. 6. etçe dolgun bir duruma gelmek, şişmanlamak, et tutmak. 7. çok küçük, küçücük, çelimsiz, güçsüz. 8. parası yok denecek denli az, olanakları, gücü sınırlı. 9. ana baba ile çocuklar ve yakın akrabaların aralarını açmaya çalışmak boş bir çabadır. 10. ana baba ile çocuklar ve yakın akrabalar arasındaki anlaşmazlıklara, tartışmalara karışmak doğru değildir, onlar sorunlarını kendileri çözümlerler.(Konusu: , Kökeni: )

et suyu:  

birl. i. 1. Etin su içinde kaynatılmasıyle elde edilen ve çeşitli yemeklerde kullanılan lezzetli, besleyici sıvı. 2. Etin ağır ateşte pişirilmesiyle elde edilen ve yemekten önce çorba gibi yenen koyu sıvı hâlinde yiyecek, konsome [Kaynatılırken içine çeşitli sebzeler de konup süzülebilir]. Et suyu ya da bulyon, kemiklerin, etlerin, balıkların veya sebzelerin kaynatılmasıyla elde edilen sudur. Bulyon adı, kaynama anlamına gelen "bouillir" kelimesinden türemiştir. Yalnız yenebilir, ancak en çok çorba, piatto, qarnir, gravy, ve sos gibi başka yemekler hazırlamak için kullanılır.(Konusu: , Kökeni: )

Etajer:  

(fr.i.) Rafları olan, kapaksız ve taşınabilir dolap.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etalon:  

(fr.i.) Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modelidir. Kelimenin kökeni Fransızca'da standart anlamına gelen étalon kelimesidir. Ancak daha dar anlamıyla etalon Uluslararası Birimler Sisteminde temel birimler için seçilen örneklere verilen addır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etamin:  

(fr.i.) Genellikle perde yapmakta kullanılan, pamuk, keten ya da ipekten, gevşek ve delikli dokunmuş bir kumaş. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etanol:  

(fr.i.) (kim.) (bkz:: Alkol)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etap:  

(fr.i.) (sp.) 1- Bir yarışın belirli uzaklıktaki bölümlerinden her biri. 2- Yarışta bu tür iki bölüm arasındaki uzaklık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etek:  

Şarapçılık dilinde şarabın rengine verilen isim. Fransızca karşılığı Robe'dir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Etek Takmak (Giymek):  

(d.) (Erkek) Ar, namus sözünde durma gibi erdemlerden yoksun hale gelmek. Örn:: Haloğlu bir etek taktı ki antenden beter oldu.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Eteklerini İndirmek:  

(d.) Birisinin üzerine düşen İşlevi yaptığını belirtmek için kullanılır. Örn:: Ben bardakları getirecem, ekmek alacam, köfte alacam oldu mu? dedi Yaşar. Oldu indir eteklerini. Sen kocakafa? (Muzaffer Buyrukçu, Bir Olayın Başlangıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Etem:  

(a.i. erk.) Daha tam daha noksansız, mükemmel. (bkz:: Ekmel)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Eter:  

(fr.i.) (kim.) 1- Alkollerin asitlerle birleşmelerinden oluşan sıvılara verilen ad. 2- Renksiz, çok uçucu, kendine özgü bir kokusu bulunan, hekimlikte kullanılan bir sıvı. eş anl: lokmanruhu. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Eterlemek:  

(fr.t.i.) Eter buharı koklatarak uyuşturmak, eter buharıyla anestezi yapmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Eterleşmek:  

(fr.t.i) (nesnesiz eylem) (bir alkol ya da bir asit) eter1 durumuna dönüşmek.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Eterleştirici:  

(fr.t.i.) (kim.) Eterleşmenin sağlandığı özel aygıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Eterleştirilmek:  

(fr.t. nesnesiz eylem) Eter durumuna getirilmek, eterleşmesi sağlanmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Eterleştirmek:  

(fr.t.i.) (bir alkol ya da asidi) Eter durumuna getirmek, eterleşmesini sağlamak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Ethem:  

(a.i. erk.) (bkz:: Edhem)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ethernet (Yerel Ağ):  

Birden fazla bilgisayarın, özel protokoller ve kablolar yardımıyla birbirlerine bağlanmasını sağlayan ağa verilen isimdir.Ethernet standardı, saniyede 10 megabit (10 milyon bit) düzeyinde temel bant iletişimi sağlar. Ancak yeni teknolojiler yardımıyla bu rakamın çok daha üzerine çıkmak da mümkün olabilmektedir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Etik:  

(fr.i.) 1- İyi, kötü, yarar gibi sorunları inceleyen, töresel bir davranış yasası geliştiren, ahlak ve onun ilkeleriyle uğraşan felsefe kolu. eş anl: ahlakbilim, törebilim. 2- (sf.) Etikle, törebilimle ilgili olan. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etiket:  

(fr.i.) 1- Bir malın türünü, miktarını, özellikle de fiyatını ve benzer niteliklerini ya da bir defter, kitap ve benzeri bir şeyin kimin malı olduğunu göstermek, belirtmek, belli etmek için üzerlerine konulan ya da yapıştırılan küçük kâğıt. 2- (mec.) kişinin toplumsal ve uğraşsal olarak elde ettiği yere uygun belirti, san vb. "İnsanlar etikete önem verir" 3- (mec.) Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol. 4- (mec.) Damga.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etiketçi:  

(fr.t.i.) 1- Bir işyerinde kutu, şişe vb. üzerine etiket yapıştıran işçi. 2- (sf.) (mec.) Etikete önem veren. (kimse)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Etiketlemek:  

(fr.t.i.) 1- Satışa sunulan mal üzerine etiket1 koymak ya da defter, kitap gibi şeyler üzerine etiket1 yapıştırmak. 2- (mec.) (birini) iyi, kötü, sağcı, solcu vb. diye damgalamak. "İnsanları etiketlemek, onları değişmez görmek yanlıştır"(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Etiketlenmek:  

(fr.t. nsz.) Etiketlemek eylemi yapılmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Etiketli:  

(fr.t.sf.) 1- Üzerinde etiket bulunan, etiketi olan. 2- (mec.) Etikete bağlı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)

Etil:  

(fr.i.) (kim.) Organik bileşiklerin bileşimine giren karbon ve hidrojen atomları grubu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etil Alkol:  

(ethyl alcohol) Doymuş karbonlu hidrojenlerin hidroksit derivesi olan alkanın tek değerli alkolü. Glikoz içeren tüm hububat, meyve ve sütün fermantasyonundan elde edilir. Yakacak olarak, bazı ilâçların hazırlanmasında ve dezenfektan olarak tıpta kullanılır.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Etil Alkol (Etanol):  

Mayaların etkisi ile şekeri parçalaması sonucunda karbondioksit ve diğer yan fermantasyon ürünleriyle birlikte oluşan üründür. İçilebilir tek alkol türü olan etil alkolün sofralık şaraplarda bulunan miktarı hacmen % 10-17 arasında değişir.(Konusu: Şarap Terimi, Kökeni: )

Etilalkol:  

(fr.b.i.) (kim.) Kimyasal adı Etanol olan etil alkol renksiz, hafif hoş kokulu ve yanıcı bir sıvı. Alkollü içeceklerde kullanılan tek alkol türüdür. Ayrıca çözücü olarak kullanılmaktadır. Kimyasal formülü C2H6O olup EtOH ya da C2H5OH olarak da ifade edilmektedir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etilen:  

(fr.i. éthilène) Renksiz, pis kokulu, kolaylıkla alevlenen, yakacak olarak ve ham meyvelerin olgunlaşmasını hızlandırmada, anestezide kullanılan olefinler âilesinden, karbon ve hidrojen bileşiği bir gaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

etimoloji:  

(ing.i. etymology) kökenbilim. kelimelerin kökenlerini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Etimoloji:  

(fr.i.) 1- Bir dildeki sözcüklerin kaynağını, ne zaman ortaya çıktıklarını, biçim ve anlam yönlerinden geçirdikleri evreleri inceleyen, sözcüklerin anlamsal ve biçimsel yönden tarihini araştıran dilbilim dalı. eş anl: kökenbilim. 2- Bir sözcüğün kökeni.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etimolojik:  

(fr.sf.) Etimolojiyle ilgili, etimoloji yönünden. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etimolojist:  

(fr.i.) Etimolojiyle uğraşan dilbilimci. eş.anl: kökenbilimci.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etioloji:  

(fr.i.) 1- (fels.) olayların, olguların nedenlerini araştıran bilim dalı. 2- (hek.) Hastalıkların nedenlerini araştıran hekimlik dalı. eş anl: nedenbilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etiyopya:  

Resmi Tam Adı: Etiyopya (Etyopya) Federal Demokratik Cumhuriyeti Yerel Tam Adı: Ityopp'ya Federalawi Demokrasiyawi Ripeblik İngilizce: Ethiopia Diğer Adı: Habeşistan(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Etiyopya:  

Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nın Doğu Afrika bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Etiyopya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Dʿmt Krallığı (Geleneksel tarih) M.Ö. 8.yüzyıl(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Etiyopya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Federasyon. İktidar Kaynağı: Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Etiyopya:  

İdari Yapısı: 9 Yönetim bölgesi: 1- Addis Ababa 2- Afar 3- Amhara 4- Benishangul-Gumuz 5- Dire Dawa 6- Gambela 7- Harari 8- Oromia 9- Somali 10- Güney Ulusları ve Halkları Bölgesi 11- Tigray(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Etiyopya:  

Başkenti: Addis Ababa. Ülkenin başkenti yerel dilde "yeni çiçek" anlamına gelen Addis Ababa'dır.(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Etiyopya:  

Komşuları: Kuzeyde Eritre, Cibuti, Güneyinde Kenya, Batısında Sudan, Doğusunda Somali ile çevrilidir.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Etiyopya:  

Resmi Dili: Amharca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Etiyopya:  

Para Birimi:Etiyopya Birri Para Birimi Kodu: ETB(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Etiyopya:  

Plaka Kod: ETH (1964 yılından beri) Önceki Kodu: (AOI 1941 - 1964)(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Etiyopya:  

Tel. Kodu: +251 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Etiyopya:  

Dini: Hristiyanlık, İslamiyet Mezhebi: Roma Katolikleri Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi, Sünnilik (Şafii, Selefiyye mezhebi), Şii (azınlık) NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi NOT2: İslamyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Etiyopya:  

Etiyopya Bayrağı: Pan-Afrika renklerinden esinlenerek ilk 19.yy'da kullanılmaya başlanmış, üzerinde amblem ilave edilen bayrak 6 Şubat 1996 tarihinde göndere çekilmiş, ülkede yaşanan rejim değişiklikleri ile sık sık revize edilen bayrak, son olarak 28 Ağustos 2009 tarihinde yapılan değişiklik ile günümüzdeki halini almıştır. Bayrak yukarıdan aşağıya doğru üç yatay şerit halinde yeşil, sarı ve kırmızı renklerden oluşmaktadır. Bayrağın tam ortasında mavi daire içerisinde beş köşeli yıldızdan ve ışından oluşan ülkenin arması yer almaktadır. Yeşil renk ülkenin verimli topraklarını sembolize ederken, sarı renk ana yurduna duyulan sevgiyi, kırmızı renk ise gücü ve zalime karşı verilen savaşta dökülen kanı ifade etmektedir. Bayrağın ortasında bulunan devlet armasında dairenin içerisindeki mavi zemin barışı ve demokrasiyi, beş köşeli yıldız ülkedeki tüm etnik grupları, cinsiyetleri ve inançları sembolize ederken, beş eşit boydaki ışın ise Etiyopya'nın parlak geleceğinin bir göstergesi olarak yer almaktadır.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Etiyopya:  

Milli Marşı: "Wädäfit Gäsgeshi Wudd Ennate Ityop’ya" (İlerle, Sevgili Annemiz Etiyopya) Afrika ülkesi Etiyopya'nın ulusal marşıdır. 1992 tarihinde kabul edilen marşın sözleri Dereje Melaku Mengesha, bestesi Solomon Lulu tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Etiyopya:  

Genel Bkş: Etiyopya, Avrupalı sömürge güçlerini yenen ve bağımsız bir ülke olarak egemenliğini koruyabilen iki Afrika ülkesinden biridir (diğeri Liberya) • Afrika kıtasının ikinci en kalabalık ülkesidir. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Etiyopya:  

NISS Etiyopya'nın Dış İstihbarat Teşkilatı. National Intelligence and Security Service (Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi)(Konusu: Ülke İsth. Teş., Kökeni: )

Etiyopya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Walya Antilopları (The Walya Antelopes) (Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Etken Kahraman:  

(Alm. aktiver Held - İng. active hero) Oyunu yürüten, öbür karakterlerin hareketlerine etki yapan baş oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Etki:  

(Alm. Effekt - Fr. effet - İng. effect) Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik, gürültü, sis, yağmur, kar, güneş, gece, fırtına, yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

etki:  

ad 1. bir kimsenin ya da bir nesnenin başka bir kimse ya da nesne üzerindeki düşünce, yön, eğilim vb. değiştirmeye yol açan gücü. \"İçkinin etkisiyle saçmalıyorsun\" Benzer: tesir 2. bir etken ya da nedenin sonucu. \"İçkinin etkisi geçti\" 3. MEC. bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. \"Çocuğun bendeki etkisi çok olumluydu\" 4. FELSEFE TERİMİ bir nedenin sonucu olarak düşünülen, onun doğurduğu gerçek olay. 5. KİMYA TERİMİ maddenin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başka maddelerde yol açtığı her türlü değişiklik. Benzer: aksiyon(Konusu: , Kökeni: )

etkileşim:  

ad 1. karşılıklı olarak birbirini etkileme işi, etkileşmek eylemi. 2. KİMYA TERİMİ fiziksel ya da kimyasal bir olayı oluşturan maddelerin ya da güçlerin eş türden karşılıklı etki ve katkılarının tümü. 3. TOPLUMBİLİM TERİMİ toplum yaşamında her şeyin, hem kendisinin bağlı olduğu, hem de kendisine bağlı olan bir karşılıklı etkiler bütünlüğü içinde bulunması, neden ile sonucun karşılıklı ilişkisi.(Konusu: , Kökeni: )

Etkili Servis:  

(Voleybol Ter.) Rakip pasörün iyi oyun kurmasına geçit vermeyecek şekilde rakibin taktiğini bozan servis. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Etkin:  

"O an için kullanımda olan, ya da başka bir deyişle seçili durumda bulunan pencereleri ve simgeleri belirtmek için kullanılan terimdir. Yapılan her türlü işlem, etkin pencere üzerinde gerçekleşir. Örneğin Word uygulaması etkinse, ""F1"" tuşuna basarak Word'ün yardım seçeneklerine ulaşabilirsiniz. Ancak herhangi bir Windows penceresi aktif durumdaysa, ""F1"" tuşu Windows'un yardım menusunu açacaktır.Bazen ""Etkin"" teriminin yerine ""Aktif"" kelimesinin kullanıldığını da görebilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

etkinlik:  

ad 1. etkin olma durumu. 2. çalışma, iş yapma, işlerlik, devinim. 3. RUHBİLİM TERİMİ bir canlının iç ya da dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. 4. TOPLUMBİLİM TERİMİ insanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü. 5. FELSEFE TERİMİ eylemde bulunanın, devinenin niteliği. 6. FELSEFE TERİMİ etkili olma durumu, etkileme gücü, etkililik. "Onun üzerimizdeki etkinliğini yadsıyamayız" 7. KİMYA TERİMİ bir ışınetkin maddede birim zamandaki parçalanma sayısı. 8. KİMYA TERİMİ bir gaz karışımında ya da bir sıvı çözeltide bulunan bir maddenin etkin derişmesi.(Konusu: , Kökeni: )

etmek:  

yar 1. yapmak, bir durum oluşturmak, bir şeyi bir duruma sokmak. "İşi cılk etmek" 2. bir eylemde bulunmak. "Asker, akın etmek için komut bekliyor" 3. ( iyi, kötü, güzel gibi belirteçlerle) davranmak, yapmak. "Söylemekle iyi ettiniz" 4. (olumsuz biçimiyle) bir gereksinimini karşılamadan durmak. "Bebek aç edemez" 5. (zaman bildiren bir sözcükle birlikte) erişmek, ulaşmak, bulmak. "Konuşarak sabahı etmiştik" 6. –İ•–DEN yitirmesini sağlamak, uzak ya da yoksun bırakmak. "Bizi işimizden etmek istiyorlar" 7. vermek. "Bunu size armağan etmek istiyorum" 8. herhangi bir değerde olmak, değerce bir niceliğe denk gelmek. "Bu masa yüz lira eder" 9. eşit değer kazanmak, toplam olarak tutmak. "On, beş daha on beş eder" 10. ( az, çok, neler gibi belgisiz sıfatlarla) çok kötü davranmak, kötülüklerde bulunmak. "O bana neler etti, bilsen" 11. (tümleç olarak yatak, alt, don gibi sözcüklerle) küçük ya da büyük aptesini yapmak. "Adam korkudan donuna etmiştir" 12. yapılan kötülük yapanın amacına ulaşmamak. 13. yaptığı kötülüğü başarıya ulaştıramayan kimse, kötü olan, kınanan davranışının utancı ve üzüntüsü içinde kalmak.(Konusu: , Kökeni: )

Etnik:  

(fr.sf.) (insanda) Soyla, budunla ilgili. eş anl: budunsal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etnograf:  

(fr.i.) Etnografya alanında araştırmalar, incelemeler yapan bilim adamı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etnografya:  

(fr.i. ethnographe < Yun.) İnsan topluluklarının, özellikle de ilkel halkların kültür oluşumlarının bilimsel incelenmesini yapan, budunları karşılıklı olarak ele alıp inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etnolog:  

(fr.i.) Etnoloji alanında araştırmalar, incelemeler yapan bilim adamı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

etnoloji:  

(ing.i. ethnology) soybilim. ırk bilimi. insanların ırklara ayrılışını, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Etnoloji:  

(fr.i.) İnsan cinsinin soylara, ırklara ayrılışını, bu soyların nereden çıktığını, oluşumlarını, yeryüzüne yayılışlarını, aralarındaki ilişkileri ele alan ve onları belirleyen nitelikleri araştırıp, inceleyip karşılaştıran ve bölümleyen bilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

etnomüzikoloji:  

(ing.i. ethnomusicology) toplumda müziği inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Etokrasi:  

(fr.i.) Yalnızca töreye dayanan, ahlak üzerine kurulu yönetim biçimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etol:  

(fr.i.) Genellikle kürkten yapılan, gösterişli kumaşlardan ya da yün örgüden de yapılabilen, kadınlarca kullanılan uzun omuz atkısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

etoloji:  

(ing.i. ethology) hayvanlar alemindeki kural ve ilişkileri ve hayvanların davranışlarını konu alan bilim dalı. biyoloji alt dallarından zooloji'nin alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

etüt:  

taraflardan birinin koşulan şartlara göre oyunu kazanmak veya beraberliği sağlamak zorunda bulunduğu, dizili bir durumdur.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Etüt:  

(fr.i.) 1- Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. 2- Bir konuda ön çalışma. 3- (yaz.ter.) Belli bir konuyu ele alıp araştıran, inceleyen yapıt, inceleme. 4- (müz.) Genellikle öğretim amacıyla bestelenmiş müzik parçası. 5- Öğrencilerin, bir öğretmenin ya da öğretim görevlisinin gözetimi, denetimi altında, kendi kendilerine ders çalışmaları için ayrılmış zaman.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

Etüv:  

(fr.i.) 1- Nesneleri, yiyecek maddelerini yüksek ısıyla mikroplardan arındırmakta kullanılan kapalı aygıt. 2- Türlü eşyayı kurutmakta, temizlemekte kullanılan aygıt. 3- Mikropların üretilmesi için gerekli olan uygun sıcaklığı sağlayan kapalı aygıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)

etyoloji:  

(ing.i. etiology) neden bilimi. hastalıkların tıbbi nedenlerini inceleyen bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Eudora:  

Elektronik postalarınızı kontrol altında tutmak için kullanabileceğiniz kapsamlı bir programdır. Günümüzde en çok tercih edilen e-posta yazılımı Outlook Express olsa da, Eudora 'nın önemli bir kullanıcı grubuna hitap ettiği de açıkça ortadadır. Kullanımı Outlook Express'den çok farklı değildir ve standart bir ev kullanıcısı bile Eudora ile e-posta alıp gönderebilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Eufobi:  

(ing.i. euphobia) iyi haber duymaktan korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

euloji:  

(ing.i. eulogy) tümcebilim. cümleleri inceyen dal.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Eurotofobi:  

(ing.i. eurotophobia) kadın cinsellik organından korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

euzü besmele:  

“Allah’ın rahmetinden kovulup uzaklaştırılan şeytan(ın şerrin)den Allah’a sığınırım.” ve “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.” anlamına gelen “Eûzübillâhimine’ş-şeytâni’r-racîm”, “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.” cümlelerinin kısaltılmış biçimi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ev:  

ad 1. içinde bir tek ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı. Benzer: mesken 2. bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu, içinde yaşadığı yer, konut. 3. bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu yerin iç düzeni. "Evi çok dağınıktı" 4. (gözlemevi, halkevi gibi bileşik oluşturduğunda) içinde bir iş görülen ya da belli bir amaçla kullanılan yer ya da kuruluş. 5. MEC. aile. "Evini geçindirecek kazancı var" 6. birlikte yaşadıklarından ayrılıp ayrı bir ev düzenleyip oturmak, yerleşmek. 7. evlenmek. 8. ev, barınak, mülk. 9. çoluk çocuk, aile, ev halkı. "Bu zamanda ev bark edinmek, ev bark geçindirmek kolay mı?" 10. dışarda herhangi bir işte çalışmayıp evinin işleriyle uğraşan kadın. 11. ev işleriyle uğraşan ve bu işleri iyi yapan kadın. "Ondan ev kadını olmaz" 12. evi olan kimse. "Kira vermiyor, o ev sahibi" 13. kiradaki evin sahibi bulunan kimse. "Ev sahibi kirayı artırdı" 14. konukların bulunduğu, ağırlandığı yere onları çağıran kimse. "Burada ev sahibi kim?" 15. yeni eşyanın güzellikleri arasına eski eşya yakışmıyor. 16. düzen yenilendi, eskileri nereye yerleştirmeli? 17. çok az olan eşyasını hemen yüklenip istediği yere göçebilen. 18. yeri yurdu, evi olmayan, evi olmadığı için rast geldiği yerlerde kalan, yaşayan.(Konusu: , Kökeni: )

Ev Mev:  

Benim ev mev umrumda değil; hatırası önemli. NOT: "M" Harfi Eklenerek Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Ev Pilici:  

(d.) Bakire, toy, genç kız, ev kızı. Örn:: Ben senin yaştayken haftada üçünü, dördünü sırtlar gelirdim. Hepsi de el değmemiş ev piliçi. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Ev Tahtası:  

Oyun tahtasının 1'den 6'ya kadar sayılar bulunan çeyreği. (her bir oyuncu ayrı ev tahtasına sahiptir). Her bir oyuncu toplamadan once tüm pullarını kendi ev tahtasına ilerletmelidir. Ayrıca kırık pullarını Çubuktan girmiş olmalıdır. “İç tahta” olarak ta bilinir.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

Ev Tavuğu:  

(d. türk. mo. tauguk, türk. e.) Ev kadını, evli kadın. Örn:: Beye sana bir ev tavuğu buldum Fakat yalnız ona onbeş lira vereceksin dersin. (Ahmet Rasim, Hamamcı Ülfet) (Sözcük genellikle fuhuş iması taşır. Örn:: Nerede hangi yosma hangi ev tavuğu var?.. (Sermet Muhtar Alus, İstanbul Kazan Ben Kepçe)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ev tozu:  

Ev tozu akarları eklem bacaklılar ailesinden olup gözle görülemeyen ancak mikroskopla seçilebilen küçük canlılardır. Çoğunlukla ev içi ortamında bulunurlar. Özellikle sıcak ve nemli ortamları çok sever ve hızla çoğalırlar. İnsanlarda alerjiye neden olan bu akarlar insanların deri döküntüleri ile beslenirler.(Konusu: , Kökeni: )

Evamiriaşere:  

(bkz:: On Emir)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Evangelista Torricelli:  

Evangelista Torricelli (1608–1647) İtalyan matematikçi, fizikçi, mucit. 1643 yılında hava basıncını ölçmek için yeni bir yöntem olan Cıvalı Barometre'yi buldu. Optik alanında yaptığı önemli çalışmalarla da bilinmektedir. (Konusu: Mucid ve İcadı, Kökeni: )

Evanjelizm:  

Evanjelizm, genel anlamıyla inciller hakkında vaaz vermektir. İsa üzerinde yoğunlaşan bu vaazların amacı Hristiyan olmayanları bu dine davet etmektir. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik incilin her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anlamına gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, incil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

evans gambiti:  

1.e4 e5 2.Af3 Ac6 3.Fc4 Fc5 4.b4... evans gambitindeki amaç b4 piyonunu sürerek c4 deki fil'i merkezden düşürmektir. burada yapılan piyon fedası pek önemsenmez. aynı zamanda bu gambitin yapılmasında en önemli etkenlerden biri rakibi tempo kaybına uğratmasıdır. son olarak beyazın bir bu feda'daki bir diğer düşüncesi ise siyahların yapmış olduğu İtalyan açılışını bozmaktır.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Evcan:  

(t.i. erk.) Evdeki insan evcimen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

evcil:  

sıfat eve ve insana alışmış, evde beslenebilen, kendisinden yararlanılabilen (hayvan). "Kedi, at gibi evcil hayvanlar dağda yabanıllaşabilir"(Konusu: , Kökeni: )

WhatsApp