Haydi Öğrenelim!
Batman:
Genel Bakış: Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan bir ildir. • İl, merkez ilçenin kurulu olduğu alan, Dicle Nehri ve bu nehrin yan kolları olan Batman ve Garzan Çayları arasında kalan Batman Ovası üzerindedir. •
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Fallaş:
(sf. i.) (faraş'tan b.) Yaşlı, (fahişe) müptezel, (orospu) Örn:: Yaşı ilerlemiş kıçı başı tutmaz turşular böylelerine fallaş olmuş denirdi. Faraş kelimesinden galat. (Engin Ardıç, Huoop Hadi Beyler Haftayım) Follaş, Folloş'da denir. (bkz:: Faraş)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Fallik:
(lat.sf.) (halk d.) 1- (kadın için) utanma duygusu olmayan, yüzü kızarmayan. 2- (kadın için) oynak yürüyüşlü, oynak, kırıtkan. 3- Kendini erkeklere veren, orospu, sürtük.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Latince)
Fallofobi:
(ing.i. phallophobia) penisten, özellikle dikleşmiş halinden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Fallus:
(penis) Erkek üreme organı.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Falso:
(Futbol Ter.) Topun yanına vurma şekli. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Falso:
(it.i.) (müz.) 1- Bir müzik yapıtını çalarken ya da söylerken yapılan nota yanlışlığı. 2- (mec.) Yanlış davranış. 3- (müz.) Bir müzik parçasını çalarken ya da söylerken notalarda yanlışlıklar yapmak. 4- (mec.) Yanlış davranışta bulunmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Falsolu:
(it.t.sf.) Yanlış, hatalı, kusurlu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Falsosuz:
(it.t.sf.) Yanlışsız, hatasız, kusursuz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Falya:
(it.i.) (esk.) 1- Eskiden ağızdan dolma toplarda bulunan, topu ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik. 2- Kapıp koyuverme, salıverme, bırakma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Falya Vermek:
(d. it. fogna, türk.) Açık vermek, kendisini güç duruma sokabilecek ya da bilgisizliğini gösterecek bir şey yapmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Falyanos:
(yun.i.) (hayb.) Yunusbalığının iri bir türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Familya:
(it.i.) 1- Aile. 2- (yaşb.,hayb.,bitb.) Birçok ortak özellikleri dolayısıyla bir araya getirilen cinslerin oluşturduğu topluluk. 3- (halk d.) Karı, eş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Fanatik:
(fr.i.sf.) Bir öğretiye, bir dine, bir kimseye, bir şeye çok aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlı olan, bağnaz (kimse). Örn:: "Partideki fanatikler atıldı"(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fanatizm:
(fr.i. fanatisme) Bağnazlık. Yüksek sempati ve sevginin bir marka, kurum ya da topluma mal olmuş birey üzerinde yoğunlaşmasına denir. Bu duyguyu yaşayan insanlara fanatik adı verilmektedir.(Konusu: izm ile biten, Kökeni: fransızca)
Fanatizm:
(fr.i.) Bir dine, bir öğretiye, bir kimseye, bir şeye çok aşırı ölçüde, coşku ve tutkuyla bağlılık, insanı bu konularda aşırılıklara sürükleyen, körü körüne yandaşlık. eş anl: bağnazlık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fanfar:
(fr.i.) (müz.) 1- Bakırdan yapılmış üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. 2- Böyle bir orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı müzik parçası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fangri:
(yun.i.) (hayb.) Ilıman ve sıcak denizlerde yaşayan, mercan türünden bir balık.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fangri Mercan:
Bilimsel Adı: Pagrus pagrus. Familyası: Deniz balığı. Mercan türüdür. Diğer Adı: Yabani Balık. Trança ile büyük benzerlik gösterir. Ortalama 25-35, en çok 80 cm. boyda sıcak denizlerde, Güney Ege ve Akdenizde yaygın bulunan kabuklular, yumuşakçalar ve küçük balıklarla beslenen etçil bir balıktır. Taşlık ve kayalıkların mağaralı oyuklarında yaşar. Mercan ailesi içinde eti lezzetli olanlardandır. ancak seyrek bulunduğu için ekonomik değeri bölgeseldir. Ege Denizi ve Akdeniz’de Ağustos-Ekim ayları arasında ürerler.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )
Fanila:
(it.i.) 1- Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, vücudun üst bölümüne ten üzerine giyilen iç çamaşırı. 2- İnce pamuk ipliğinden dokunmuş ve iç çamaşırı yapmakta kullanılan kumaş. 3- İnce ve taranmış yünden dokunmuş, hafif ve gevşek bir kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İtalyanca)
Fanta:
(kbd.i.) (hayb.) Baştankaragillerden, gök baştankara da denilen, mavimsi yeşil renkte bir kuş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Fantasma:
(yun.i.) Gerçekte var olmadığı halde gözün var gibi gördüğü imge, görme yanıltısı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fantastik:
(fr.sf.) 1- Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, düş ürünü olan. 2- (i.) (yaz.ter.) Her dönemin yazınında görülmekle birlikte Fransa’da XVIII. yüzyılın sonlarında, İngiliz korku romanlarının etkisiyle başlayan, düş gücünün alabildiğine çalışarak ortaya koyduğu düş ürünü öğelere bolca yaslanan, bilimkurgu benzeri bir yazınsal tür.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fantazya:
(fr.i.) 1- Düş gücünün özgür işleyişiyle ortaya çıkan düşünü ya da düş gücünün özgür işleme yeteneği. eş anl:: düşlem. 2- Fantastik.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fantezi:
(fr.i.) 1- Sonsuz, sınırsız düş. 2- Düş gücünün özgür işleyişiyle ortaya çıkan düşünü ya da düş gücünün özgür işleme yeteneği. eş anl.:: düşlem. 3- Değişik beğeni, değişik düşünüş, değişik heves. 4- (sf.) Değişik türde ve süslü. "Fantezi kumaştan bir bluzu vardı" 5- (müz.) Serbest biçimli beste ya da alaturka müzikte serbest biçimli şarkı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fanti:
(yun.i.) İskambil kâğıtlarında üzerinde oğlan resmi bulunan kâğıt.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fanus:
(yun.i.) 1- Üzerinde süsler bulunan, uzun ayaklı fener. 2- Mikroskop, saat gibi araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan yarımküre biçiminde cam kap. 3- Genellikle silindir biçiminde olan gaz lambası, mum gibi aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak ışığını rüzgârdan koruyan, camdan yapılmış koruyucu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fanuslu:
(yun.t.sf.) Fanusu olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fanya:
(yun.i.) İnce gözlü bir balık ağına, mantar yakasından kurşun yakasına değin uzanan iri gözlü ikinci bir ağ eklendiği zaman bu ikinci ağa verilen ad.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Fanyalı Ağ:
(yun.t.sf.) Palamut, Kalkan, Tekir, Barbunya gibi balıkları avlamakta kullanılan, fanya eklenmiş ağ.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yun+Tür)
Fanyon:
(Binicilik Ter.) İki tarafı kırmızı ve beyaz olan ve başlangıcı, geçiş noktalarını, engel sınırlarını ve bitişi gösteren işaretler. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
FAQ:
"Frequently Asked Questions"" (Sık sorulan sorular) teriminin kısaltmasıdır. Merak edilen konuları ve cevabı bilinmeyen soruları içeren belgeleri tanımlamak için kullanılır. Belge içerisinde önemli sorular ve bu sorulara uzmanlar tarafından verilmiş cevaplar bulunur. Eğer bir konu hakkında sorularınız varsa, bu soruların cevaplarını bulmak için ilk olarak FAQ belgelerine göz atmanız tavsiye edilir. Hemen hemen tüm yazılım ve donanımlar için özel bir FAQ belgesi bulabilirsiniz. Hatta spesifik bir konuda hazırlanmış FAQ belgeleri bile vardır. Bu belgelere internet üzerinden ulaşabilirsiniz."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
Far:
(fr.i. phare'dan) 1- (Kızda, kadında) 1- Göğüs, meme(ler). 2- Göz. Örn:: Ah lan uzun Elbet bi gün etime geçicen. Farımı çürütmeyi sorucam sana. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Far:
(fr.i.) 1- Taşıtların önünde bulunan ve önü ve uzağı aydınlatan, güçlü ışık verici. 2- (arg.) (kadında, kızda) meme. 3- (arg.) Göz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Yunanca)
Far:
(fr.i.) Kadınların süs için gözkapaklarına sürdükleri, çeşitli renkte ve parıltılı boya.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
far paneli:
(PL-4) Trafik Panel İşareti: bu panel levha, karayolu üzerindeki tünellere girişte farların yakılması gerektiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Farabi:
(t.h.i. erk.) 870-950 yıllan arasında yaşamış ve Aristo felsefesinin İslam aleminde yayılmasına yol açmış Türk filozofudur. Kendisine muallim-i sani (Aristo'dan sonra 2. üstad) unvanı verilmiştir. Eserlerinin İbn-i Sina üzerinde büyük tesiri vardır. Kanun dediğimiz çalgının mucididir. Asıl adı "Ebu Nasır Muhammed'tir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Faraklit:
İncil’de, Hz. İsa’nın kendisinden sonra geleceğini müjdelediği peygamber, Hz. Muhammed. İslami kaynaklara Faraklit şeklinde geçen bu kelimenin aslı Grekçedir. Latinceye “Paracletus” olarak geçmiştir. Kilise dilinde “Tesellici” anlamında kullanılmıştır. (Yuhanna 14/16-26) Müslüman âlimler ise Faraklit biçiminde geçen bukelimenin Ahmed anlamına geldiğini söylemişlerdir. Hz. İsa’nın müjdelediği Ahmed adlı bu peygamber ise Hz. Muhammed’dir. Bu durumu Kur'an-ı Kerim şöyle dile getirmiştir: “Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulamak, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdelemek için size gönderilmiş Allah’ın bir peygamberiyim.” (Kur'an-ı Kerim Saff suresi 61/6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Faraş:
(fars.sf.i. ferraş, oda hizmetçisinden) Yaşlı müptezel. (fahişe) (bkz:: Fallaş)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Farba:
(fr.i.) (bkz:: farbala)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farbala:
(fr.i.) Giysi, perde ve benzeri şeylerin kenarlarına dikilen, kırmalı ya da büzgülü süs. eş anl:: fırfır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Fare:
İyk İyk(Konusu: Hayvan Sesleri, Kökeni: )
Fare:
(a.i.) 1- Yaşça, gövdece küçük kimse. 2- Hırsız, özellikle belirli bir yere dadanıp hep orada iş gören hırsız. Örn:: Şah İsmail bey -Otel faresi Paşaoğlu Fuat efendiii. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Fare:
Bilgisayarda en çok kullanılan kontrol cihazıdır. Standart bir bilgisayarda mutlaka bulunması gereken fare, ekranda gördüğünüz küçük oku, yani işaretçiyi hareket ettirmekle görevlidir. Fare üzerindeki tuşlar ise, pencereleri ve uygulamaları açmak ya da menüleri ortaya çıkartmak için kullanılır. Piyasada bulabileceğiniz fareler, bilgisayara USB ya da PS/2 arabirimi yardımıyla bağlanır. Birkaç yıl öncesine kadar yoğun olarak kullanılan toplu fareler, son zamanlarda yerlerini optik farelere bırakmış durumda. Optik farelerin en büyük avantajı, toplu farelerde görülen kirlenme sorununu yaşatmamalarıdır. Ancak optik fare fiyatları, genellikle toplu farelerden biraz daha yüksektir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )
fare:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ ad 1. sıçangillerden, sıçandan ufak, küçük vücutlu, sivri çeneli, uzun bıyıklı, uzun ve çıplak kulaklı, ufak ve kara gözlü, kemirgen bir memeli hayvan. 2. kimileyin sıçan yerine de kullanılır. 3. bilgisayarda, ışıklı göstergeyi ya da başka bir nesneyi ekranda hareket ettirmek için kullanılan, bir kordonla bilgisayara bağlı araç. 4. ARGO ufak tefek kimse. 5. ARGO özellikle belirli bir yere dadanıp hep orada iş gören hırsız. 6. üstesinden gelemeyeceği kadar işi varken bir iş daha yüklenmiş. 7. kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış. 8. gizlenilecek yer. 9. küçük bir barınak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
Farekulağı:
(güveyotu) Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Faydası:: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Fareler ve İnsanlar:
Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: John STEİNBECK Kitabın Konusu: Birlikte dolaşan iki gezici toprak işçisinin bir çiftlikte yaşadıklarını, bağlılık ve dostluklarını anlatmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Hayallerimiz bizimdir. Kimse hayallerimizi yok edemez. İnsan dostlarının sonuna kadar yanında olmalı, onu desteklemelidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )
Farenjit:
(fr.i.) (hek.) Yutakta oluşan, boğaz mukozasının şişmesi, yangılanması biçimindeki hastalık, yutak yangısı. eş anl:: anjin.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farfarallu:
(sf.i. esk.) (yun. perperos, a. ferfere farfarad'd an.ge.) 1- Kumarhanelerde tutulan masraf defterine adının yazılmasında mahzur görülen kimselerin isimlerinin yerine yazılan bir tabirdir. 2- Eskiden polise verilen haftalık hakkında kullanılırdı. (Hulusi Kodaman, Zar-Kağıt Oyunları ve Hiteteri)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Farik ve Mümeyyizlik:
(ability of realization and distinction) Bir çocuğun (12-15 yaş), işlediği suçun bilincinde olması, bilerek, isteyerek suç işlemesi, eylemin anlam ve sonuçlarını kavraması.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Faril:
(ing.i.) Balık ağlarının alt ve üst kenarlarına geçirilen, hafif ve elastikî olduğundan ağ toplamaya çok elverişli keçi kılından yapılmış ip.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: İngilizce)
Faris:
(a.i. erk.) 1- Atlı (bkz:: Süvari) 2- Binici, ata binmekte maharetli. 3- Ferasetli, anlayışlı. 4- İran'ın güneyindeki Şiraz vilayeti.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Farise:
(a.i. ka.) (bkz:: Faris)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
fariza:
(bkz:: farz) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
fark:
ad 1. ➽ayrım2. 2. MANTIK TERİMİ ➽ayrım4. 3. (futbol ve benzeri oyunlarda) rakibe göre önemli bir gol, sayı üstünlüğü elde etmek. 4. yarışta, rakibi çok gerilerde bırakmak. 5. (rekabette) biri ötekinden çok üstün olmak. 6. anlamak, sezmek, ayrımında olmak. "Onun gideceğini fark etmiştim" 7. görmek, seçmek. "Renginin değiştiğini fark ettim" 8. eskisinden başka bir duruma gelmek, başkalaşmak, değişmek. "Durum biraz fark etti" 9. ayırt etmek, ayrımsamak. "Olan biteni fark etmek olanaksızdı" 10. etkisi, önemi olmaz, bir şey değiştirmez. 11. bir şey değişmez. 12. seçilip ayırt edilmek, ayrımsanmak. 13. anlaşılmak. 14. sezilmek.(Konusu: , Kökeni: )
Fark Atmak:
(d. a. türk.) 1- Futbol vb. oyunlarda rakibe göre önemli bir gol (sayı) üstünlüğü elde etmek. 2- Yarışta rakibi çok geride bırakmak. Örn:: Kaburgaları dışarda, garip merkepler fırla işareti ile birlikte nereden buldukları bilinmez bir güçle çavuşa on boy fark atmışlar. (Halit Çapın, Amerikan Tarzı Eşek) 3- an.ge. (Herhangi bir rekabet durumunda) Rakiplerden biri diğerlerinden bir hayli üstün olmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
farklı:
sıfat aralarında ayrım2 bulunan, değişik. Benzer: ayrımlı(Konusu: , Kökeni: )
Farkmaz:
(d. a. fark, türk. e.) Fark etmez anlamında söylenir.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Farmakodinami:
(fr.i.) (tıp.) Hasta veya normal organizmalar üzerinde, ilaçların etkisini deneysel olarak inceleyen, araştıran bilim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmakodinamik:
(fr.i.) (tıp) 1- İlaçların etki gücü. 2- Hasta veya normal organizmalar üzerinde ilaçların etkisini inceleyen eczacılık dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmakofobi:
(ing.i. pharmacophobia) ilaçlardan, ilaç almaktan korkma. (Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)
Farmakolog:
(fr.i.) (tıp) Farmakoloji ile uğraşan, farmakoloji uzmanı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
farmakoloji:
(ing.i. pharmacology) (tıp) ilâçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı. İlaç bilimi.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)
Farmakoloji:
(fr.i.) (tıp) İlaçlar konusunda araştırmalar yapan, ilaçların etkisini ve kullanışlarını konu alan bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmakolojik:
(fr.sf.) (tıp) Farmakolojiyle ilgili.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmakolojist:
(fr.i.) (tıp) (bkz:: Farmakolog)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmason:
(fr.sf.i. francmaçon'dan) Dünyaya boş vermiş midesi geniş. (erkek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Farmason:
(fr.i.) 1- (bkz:: Mason.) 2- (halk ağzı) İnançsız, dinsiz. 3- (arg.) (erkek için) dünyaya boş vermiş, mezhebi geniş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farmasonluk:
(fr.t.i.) (bkz:: masonluk)(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fr + Tür)
Faroe Adaları:
Resmi Tam Adı: Faroe Adaları Yerel Tam Adı: Foroyar (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nın Kuzey Avrupa bölgesinde yer alan ada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Bağımlı Ülke: Danimarka'ya bağlı, 1 Nisan 1948 yılında kurulmuş özerk yerel yönetime sahiptir.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Meşrutî Monarşi. (Anayasal Monarşi ya da Meşrutiyet) (Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Faroe Adaları:
İdari Yapısı: Önemli Adaları: Streymoy, Kalsoy, Kunoy, Vidoy, Fugloy, Svinoy, Bordoy, Eystroy, Koltur, Estur, Mykines, Vagar, Sudhuroy.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Komşuları: Norveç Denizi ile Kuzey Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) arasında ada. Norveç ile İzlanda'nın arasında bulunan özerk ülke, (Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Resmi Dili: Faroece, Danca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Para Birimi: Danimarka Kronu Para Birimi Kodu: DKK(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Plaka Kod: FO (1996 yılından beri) Önceki Kodu: FR(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Tel. Kodu: +298 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Dini: Hristiyanlık Mezhebi: bilgisi bulunamadı NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Faroe Adaları Bayrağı: Faroe Adaları'nın bugünkü hali ile 5 Temmuz 1959 yılından bu yana kullandığı bayrağıdır. Dalgalanan Faroe Adaları bayrağı, beyaz zemin üzerinde bulunan ve mavi ile çevrelenmiş kırmızı iskandinav haçından oluşmaktadır. Haç birçok İskandinavya ülkesinde olduğu gibi Faroe bayrağında da kendisini göstermektedir. Beyaz zemin ada ülkesini saran denizin köpüğünü ve gökyüzünün aydınlığını sembolize etmektedir. Bayrakta var olan diğer iki renkler kırmızı ve mavi Faroe halkının uzun yıllardır kullandığı renkler olup, aynı zamanda diğer kuzey topluluklara olan bağlılığı ifade etmektedir. Ülkenin ilk orijinal bayrağı günümüzdeki kullanılan şekli ile hala muhafaza edilmekte olup, adalarda bulunan Famjin kilisesinde sergilenmektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Milli Marşı: "Mítt alfagra land" genellikle kullanılan adıyla "Tu alfagra land mítt" Faroe Adaları'nın milli marşıdır. Marşın hitap ettiği başlıca ögeler ise din ve milliyetçiliktir. Sözleri Simun av Skaroi, bestesi Peter Alberg tarafından yazılmıştır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )
Faroe Adaları:
Genel Bkş: Yıl boyunca sıcaklıklar Körfez Akıntısından dolayı donma sıcaklığının üstündedir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )
Faroe Adaları Milli Tk:
milli tk.lakabı: Ulusal Takım (Landslidid)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )
Fars:
(Alm. Farce - Fr. farce - İng. farce) İlkel, yalınç güldürme öğelerinden yararlanan, kimi kez inanırlığın sınırını aşan, gülümsemekle yetinmeyip güldürmeyi erek edinen hafif komik oyun. (Örn. Ortaçağda "Maitre Pathelin")(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Fars:
(fr.i.) (tiy.) İlkel, sıradan ve kaba güldürme öğelerinden yararlanılarak, kimi kez de inanırlığın sınırlarını zorlayarak oluşturulan, ciddi bir havası ve iletisi bulunmayan, yalnızca güldürme ereğini güden, incelikten yoksun güldürü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: Fransızca)
Farta:
(kbd.i.) (halk ağzı) Abartılmış söz, abartılmış yalan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: kökeni belli değil)
Faruk:
(a.i. erk.) 1- Haklıyı-haksızı ayırmakta güçlü olan. 2- Doğruyu yanlıştan ayıran. 3- Keskin. Hz. Ömer'in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için "Faruk" kelimesiyle adlandırılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Faruki:
(a.i. erk.) Hz. Ömer'in nesline yahut adaletine mensup.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Faryab:
(f.i. erk.) 1- Dere ve ırmak suyu ile sulanan yer. 2- Eski Horasan'da Delh'e yakın bir şehir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
farz:
1- Belirleme, tayin ve takdir etme, karar verme. 2- İslam dininde mükelleflerden yapılması kesinlikle istenen ve terk edilmesi günah olan fiiller, emirler. Farzların yapılmasında büyük sevaplar vardır. Özürsüz yere terk edilmesi cezayı gerektirir. Müslüman, dinin farz kıldığı bütün fiilleri kayıtsız şartsız yerine getirmekle yükümlüdür. İslam fıkıh âlimleri farzları inkâr edenin İslam dininden çıkacağını söylemişlerdir. Örn:: “Ey iman edenler! Oruç, sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı…” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/183 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
farzıayın:
Dinen sorumlu sayılan kimselerin her birinin ayrı ayrı yapması zorunlu olan fiiller, emirler. Mükelleflerin farzıayın emirleri bizzat kendilerinin yerine getirmesi gerekir. Kimse kimsenin yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Farzıayın olan fiil ve emirleri terk edenler günah işlemiş sayılırlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
farzıkifaye:
Dinen sorumlu sayılan kimselerden bazılarının yapmalarıyla diğerlerinden sorumluluk kalkan fiiller, emirler. Farzıkifaye olan yükümlülükleri mükelleflerin bir kısmı yerine getirdiğinde diğerlerinden sorumluluk kalkar. Örneğin, bir beldede Müslüman bir kişinin cenaze namazını Müslümanlardan bır kısmı kıldığında diğerlerinden sorumluluk düşer.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Fas:
Resmi Tam Adı: Fas Krallığı (المملكة المغربية) Arapça: El-Memleket'ül-Mağribiyye Arapça Kısa Adı: El-Mağrib (المغرب) İngilizce: Morocco(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Fas:
Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nın Kuzey Afrika bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Fas:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Fransa'dan 2 Mart 1956 tarihinde, İspanya'dan 7 Nisan 1956 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Fas:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Parlamenter Monarşi. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )