MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Kostak:

Gösterişli, çalımlı veya kendini beğenmiş kişi (argo).

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




ilahî gazap:  

(bkz:: gazap) (Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ilahî kitaplar:  

İnsanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için peygamberler aracılığıyla gönderilen, inanç, ibadet, ahlak ve her türlü toplumsal kuralları içeren vahiyler bütünü. Allah’ın gönderdiği vahiylerin toplandığı kitaplara “semavi kitaplar” da denir. Bunlar, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim’dir. Bu kitaplardan ayrı olarak 10 sayfa Hz. Âdem’e, 50 sayfa Hz. Şit’e, 30 sayfa Hz. İdris’e ve 10 sayfa Hz. İbrahim’e verilmiştir. Bu sayfalara “suhuf” denilmiştir. Kitaplara iman konusunda ayırım yapılmaz. Allah’tan geldiği biçimiyle hepsine inanmak zorunludur. Birini inkâr etmek tamamını inkâr etmek gibidir. Kur'an-ı Kerim’in verdiği bilgilere göre aslı bozulmadan varlığını devam ettiren tek kitap Kur'an-ı Kerim’dir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ilahiyat:  

1- Allah’a ait, tanrısal ve tanrı ile ilgili. 2- İslam inanç esaslarının ilki olan Allah inancı, Allah’ın isim ve sıfatlarıyla ilgili konuların genel adı. 3- Dinin çıkış yerini, tarih içindeki etkinliğini ve değişik alanlardaki faaliyet şekillerini araştıran bilimler, teoloji.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlarya:  

Eskiden kullanılan, ince ve parlak bir kumaş türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

ilave:  

ad 1. ekleme, katma, ulama. Benzer: ek 2. bir şeyin eksiğini gidererek bütünlemek için ona katılan parça ya da bir şeyin yanına katılan bir başka şey. 3. MEC. abartma, artırma, büyütme. 4. ➽ek4. 5. sıfat eklenmiş, katılmış olan. "İlave iş için ayrı para istediler" Benzer: ek(Konusu: , Kökeni: arapça)

ilayıkelimetullah:  

1- Allah kelimesini yüceltme. 2- Allah’ın dininin ve tevhit inancının yüceltilip yaygınlaştırılması yolunda gösterilen her türlü gayret ve faaliyet. Örn:: “…Kim ilayıkelimetullah için çalışırsa onun çalışması Allah yolundadır.” (Hadis) 3- Müslümanın Allah’a kulluk ve onun rızasını elde etmek için İslam dininin prensiplerini öğrenme, öğretme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlbaşı:  

(t.i. erk.) Selçuklular'da köy yöneticisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlbey:  

(t.i. erk.) Bir müddet "vali" karşılığında resmen kullanılan uydurma kelime.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlbeyi:  

(t.i. erk.) Eski Türkler'de ve Osmanlılarda bazı oymak beyleri ve ileri gelenler için kullanılan ünvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlbilge:  

(t.i. erk.) Bir ülkenin tanınmış saygın, bilgin kişisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlcan:  

(t.i. erk.) Ülkenin canı, sevdiği kişisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ilçe:  

ad merkezi yönetimin, yönetim bakımından yurt bölümlenmesinde, ilden sonra gelen ve bir kaymakamca yönetilen bölümü. Benzer: kaza(Konusu: , Kökeni: )

İldemir:  

(t.i. erk.) Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İldeniz:  

(t.i. ka.erk.) 1- Ülkenin denizi. İldeniz Şemseddin: Azerbaycan Atabeyleri diye de anılan İldenizler Sülalesinin kurucusu. Kıpçaklardandır. (Öl. 1175) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

ile:  

ilgeç (edat) belirteç · bağlaç 1. sözcüğün sonuna getirilerek birliktelik, işteşlik, araç, neden ya da durum bildiren tümleçler oluşturmaya yarar. "ör. Onunla gidin. Elinle yaz. İş kavgayla çözülmez. Çocuk sevinçle güldü" 2. belirteç kimi soyut adlara getirilince durum bildiren belirteçler oluşturur. "Çocuk sevinçle güldü" 3. bağlaç tümce içinde görevdeş iki öğeyi birbirine bağlar. "Ali ile Mehmet gitsin" 4. –diği anda. "Gelmesiyle birlikte ortalığı karıştırdı" 5. –diği halde. "Yapacağını söylemekle birlikte yapmadı" 6. –den başka, ayrıca. "Bunu söylemekle birlikte ona telefon da etti" ile içeren sözcükler ... ile birlikte (ya da beraber) — –diği anda. "Gelmesiyle birlikte ortalığı karıştırdı"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )

İlenç:  

(t.i. erk.) İlenmek amacıyla söylenen söz, ilenme.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ileri:  

ad 1. herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geriye göre önde olan yer, ön. "Buradan ileride bir şey yoktur" 2. bir şeyin ulaşılacak olan yönü, yeri, ön. "İleriye yürüyün" 3. henüz gelmemiş olan zaman, gelecek zaman, gelecek, sonra. "Bunu, ileriyi düşünerek söylüyorum" 4. sıfat önde bulunan. "İleri sınıflarda felsefe öğrenecek miyiz?" 5. sıfat vakti gerçek zamandan daha önde gösteren (saat). "Bu saat ileri, iki dakika geri alın" 6. sıfat önceki. "O bizden ilerki sınıftaydı" 7. sıfat MEC. herhangi bir nitelikçe, herhangi bir yönden, benzerlerini geride bırakmış olan. "Sen ondan ileri olmaya çalış" 8. ünlem ulaşılması gereken yere doğru durmadan yürü anlamında söylenir. "İleri, hiç durmadan ileri!" 9. belirteç öne doğru. "Biri ileri çıktı" 10. SPOR TERİMİ temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.(Konusu: , Kökeni: )

ileri çıkmaz yol:  

(B-17) Trafik Bilgi İşareti: bu İşaret levhası, ileride çıkmaz yol olduğunu bildirir ve çıkışı olmayan yolların girişlerinde kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

İleri Geri:  

(be.) Tek başına kullanılmaz, “yersiz, yakışıksız olarak, gönül kırıcı, incitici” vb. anlamıyla ileri geri konuşmak, ileri geri söylemek, ileri geri laflar etmek gibi kimi deyimlerde geçer. NOT: Zıt Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

İleri kapı:  

Rakibin 4 veya 5 kapısına demirlemek.(Konusu: Tavla Terimi, Kökeni: )

ileri mecburi yön:  

(TT-35c) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileri tek yönlü yol:  

(B-16b) Trafik Bilgi İşareti: yolun ok yönünde tek yönlü olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileri ve sağa mecburi yön:  

(TT-35d) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileri ve sola mecburi yön:  

(TT-35e) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileride:  

belirteç 1. gelecek zamanda, gelecekte. 2. ötede. "İleride bir çeşme var"(Konusu: , Kökeni: )

ilerideki kavşakta sola dönüş yasağını gösteren yön levhası:  

(B-3) Trafik Bilgi İşareti: Bu işaret levhası, bir sonraki kavşakta sola dönüşün yasak olduğu durumlarda, sola dönmek için takip edilecek güzergahı belirtmek amacıyla söz konusu kavşaktan önce gelen kavşakta kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileriden sağa mecburi yön:  

(TT-35g) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ileriden sola mecburi yön:  

(TT-35h) Trafik Tanzim İşareti: bu işaret levhaları sürücülerin levha üzerinde belirtilen istikameti takip etmek zorunda olduklarını bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

İlerleme ve Koruma Partisi:  

Kısa Adı: * Genel Merkezi: Gaziantep Kuruluş Tarihi: 11.07.1950 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1950 Sona Eriş Nedeni: Dağıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti -1 (1945 - 1960)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

ilerlemek:  

1. bulunduğu yerden daha ileriye, daha öne doğru gitmek. 2. ileriye doğru yol almak. "Kamyon ilerlerken toz kaldırıyordu" 3. (zaman için) geçmek. "Saat ilerlemişti" 4. MEC. daha etkili, daha güçlü bir duruma gelmek. "İki gencin aşkları ilerledikçe dertleri artıyordu" 5. daha kötü bir duruma gelmek. "Hastalık sinsice ilerlemekteydi" 6. daha iyi, daha yüksek bir düzeye erişmek, gelişmek. "Ulus olarak ilerlemek, çalışmakla olur"(Konusu: , Kökeni: )

İleti:  

"Outlook ve Outlook Express gibi e-posta düzenleme yazılımlarında mesajlara verilen isimdir. Örneğin yeni bir e-posta göndermek istediğinizde, açılan pencerenin adı ""Yeni İleti"" olacaktır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

ileti:  

ad 1. söz ya da yazıyla gönderilen ve belli bir anlamı olan haber. Benzer: mesaj 2. bir devlet büyüğünün ya da bir sorumlunun, belirli bir durum dolayısıyla, ilgililere ya da kamuoyuna gönderdiği haber. Benzer: mesaj 3. DİLBİLİM TERİMİ dilsel bildirişimde konuşucunun dinleyiciye yönelttiği göstergesel bütün, bildiri5. Benzer: mesaj 4. YAZIN TERİMİ bir yapıtın, bir yaratının dokusunda bulunan, sanatçının, yapıtın iletmek istediği temel düşünce, bildiri4. Benzer: mesaj 5. RUHBİLİM TERİMİ bildirişimde, vericinin belli bir anlam yükleyerek alıcıya gönderdiği ve onun da anlamını çözdüğü herhangi bir simge. Benzer: mesaj(Konusu: , Kökeni: )

İleti Kimlik Doğrulama:  

Bir veri bloğunun halasız olarak karşı tarafa ulaşmasını sağlayan özel algoritmaya verilen isimdir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

iletişim:  

ad 1. kişiler arasında, duygu, düşünce, bilgi, haber alışverişi, duygu, düşünce, bilgi ve haberlerin, akla gelebilecek her türlü biçim ve yolla kişiden kişiye karşılıklı olarak aktarılması. 2. kişilerin birbirlerini anlaması. 3. telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. gibi aygıtlardan, yazı, simge ve benzeri araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi. Benzer: komünikasyon(Konusu: , Kökeni: )

İley:  

(f.i. ka.erk.) 1- Huzur. 2- Yan, yön, karşı taraf. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

İlgar:  

(t.i. erk.) 1- Eski Türklerde at koşularına ve tören olarak yapılan koşulara verilen ad. 2- Atın dört nala koşması.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlgari:  

(t.i. erk.) 1- Artukluların Mardin ve Silvan kolundan iki Atabeyin adı. 2- Komutan, önder.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlgi:  

(t.i. ka.erk.) 1- İki nesne arasındaki bağ, alaka. 2- Kimyada bir cismin başka bir cisimle birleşmeye olan meyli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlgi:  

ad 1. iki ya da daha çok şey arasında herhangi bir benzerlik, bağlılık, ilişki. Benzer: alaka 2. ruhbilim terimi belli bir olay, etkinlik, şey ya da kişiye yakınlık duyumsama, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.(Konusu: , Kökeni: )

İlgi Alaka:  

(i.) İki ya da daha çok şey arasında herhangi bir benzerlik, bağlılık, ilişki. NOT: Eş Anlamlı Kelimelerden Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

ilgili:  

sıfat 1. ilgi duyan, ilgisi bulunan, ilgilenmiş olan ya da ilgilendiren. 2. ad bir işle ilgisi bulunan ya da bir işe bakan, o işle görevli kimse. "Bu konuyu ilgilisiyle görüşelim"(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )

İlgü:  

(t.i. ka.erk.) Engel, mania. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlgül:  

(t.i. ka.) 1- Ülkenin gülü. 2- Çok güzel kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlgün:  

(f.i. ka.) Halk, ahali.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

ilhad:  

1- Doğru ve orta yoldan sapma. 2- İslam’dan çıkıp İslam’ın dışındaki dinlerden veya görüşlerden herhangi birisine meyletme. Örn:: “Ayetlerimiz hakkında ilhad içinde olanlar bize gizli değildir. Ateşin içine atılacak olan mı daha hayırlıdır; yoksa kıyamet günü güven içerisinde gelecek olan mı? Dilediğinizi yapın, o, yaptıklarınızı görmektedir.” (Kur’an-ı Kerim Fussilet suresi 41/40 ncı Ayet) 4- Allah’ın varlığına, birliğine inanmama. Örn:: “Beşeriyet yeni bir din tanıyıp ilhadı, / Beşerin hafızasından silinir Hakk’ın adı.” (M. A. Ersoy) 4- Dinden çıkma sonucunu doğuracak inanç ve görüşleri savunma. Örn:: “En güzel isimler Allah’ındır. Ona o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında ilhad içerisinde olanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekecekler.” (Kur'an-ı Kerim A'raf suresi 7/180 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlham:  

(a.i. ka.erk.) 1- Allah tarafından insanın gönlüne doldurulan şey. 2- Peygamberin gönlüne gelen ilahi düşünceler. 3- Günlük, olağan şey. 4- İçe gönüle doğma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

ilham:  

1- önle doğan şey, kalbe gelen mana, akıl yürütme ve düşünmeye dayanmaksızın elde edilen bilgi. Örn:: “Allah’ım! Bana gerçeği bulma yeteneğini ilham et.” (Hadis) 2- Allah’tan peygamberlerin kalbine gelen ve vahiy şeklinde inen bilgi ve düşünceler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlhami:  

(a.i. erk.) (bkz:: İlham)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İlhan:  

(f.i. erk.) Moğol hükümdarlarına verilen unvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

İlhan Şeşen:  

(lakabı/müz.) Amca(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

İlhan Şeşen:  

Dizi Karakteri: Feyyaz Dizi Adı: Aliye. 2004-2006 yılları arasında atv'de yayımlanan dram türündeki Türk televizyon dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

İlig:  

(t.i. erk.) Hükümdar ve hükümdar ailesi mensupları.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlighan:  

(t.i. erk.) Karahanlı hükümdar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlik:  

(sf.) Çok güzel, çok çekici cinsel istek uyandıran. (kimse) Örn:: Sandık, şimşir, gümüş tepelik Bir uşağını sevdim ilik mi ilik. (Üsküdarlı Aşık Razi, kanto) Örn:: -Oğlum gene Kürt Kamile gün doğdu şu yavriye bak İlik ilik namussuzum. (Aziz Nesin, Surname)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İlik Gibi:  

(d. eşanl.) İlik. Örn:: O ilik gibi kızı banyoya sokuyor ve elleri ile sabunluyordu. Altan Erbulak - Orhan Alev, İki Üşütük)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İlikleri Gevşemek:  

(d.) Hoş bir insan, iyi bir durum vb. karşısında çok ilgi duyduğunu açıkça belli edecek tavır göstermek. Örn:: Maksadı Coniyi yolmak. İki taraflı avantayı görünce ilikleri gevşedi. (Attila İlhan, Kurdlar Sofrası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

ilim:  

1- Bilgi, bilim, marifet, haber. Örn:: “İlim, kadın ve erkek her Müslümanın üzerine farzdır.” (Hadis) 2- Bir şeyi olduğu gibi ve gerçeğe uygun şekilde bilme. Örn:: “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır. / Okumaktan mana ne?/Kişi Hakk’ı bilmektir, / Çün okudun bilmezsin / Ha bir kuru emektir.” (Yunus Emre) 3- İnsanın duyu organlarıyla elde ettiği veya Allah’ın vahiy yoluyla doğrudan doğruya gönderdiği ve kesinliği konusunda şüphe olmayan bilgi. Örn:: “Musa olguluk çağına ulaşınca biz ona hüküm ve ilim verdik. Güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız.” (Kur'an-ı Kerim Kasas suresi 28/14 ncü Ayet) 4- “Gerek duyular âlemine gerekse duyularla kavranılmayan âleme ait her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilen.” anlamında Allah’ın sıfatlarından biri. “(Melekler) şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz! Seni her türlü eksiklikten ve kusurdan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğin hariç bizim hiçbir ilmimiz yoktur. Mutlak anlamda ilim ve hikmet sahibi sensin.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/32 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlim Yayma Cemiyeti:  

İlim Yayma Cemiyeti (kısaca İYC) 1951 yılında İstanbul'da kurulan kamu yararına faaliyet gösteren bir dernektir. 2020 itibarıyla bünyesinde 173 şube, 186 yurt, 80 eğitim merkezi bulunmaktadır. Cemiyet, binlerce öğrenciye barınma hizmeti ve karşılıksız burs sağlamaktadır. Celalettin Ökten ve 68 arkadaşı tarafından 11 Ekim 1951 yılında İstanbul'da kuruldu. Cemiyetin ilk icraatı 17 Ekim 1951'de Vefa Lisesi'nin karşısında Türkiye'nin ilk imam hatip okulu olan İstanbul İmam-Hatip Okulu'nu açmak oldu.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

ilişki:  

ad 1. iki ya da daha çok şey arasındaki karşılıklı ilgi, bağ. "Sınıfın birbiriyle ilişkisi çok güzeldir" 2. kişileri birbirine bağlayan bağ, yakınlık, dostluk. "Onunla ilişkim kalmadı" 3. bağlantı. "O şimdi İstanbul’da, ilişki sağlamak olanaksız" 4. bağlantı sağlamak, bağlantı kurmak. "Depremde köylerle ilişki kurmak güçleşir" 5. yakınlaşmak. "Onunla ilişki kurmak çok zordur" 6. işine son verilmek, bağı kalmamak. "İşyeriyle ilişkisi kesildi" 7. haber vb. alamaz olmak, bağlantısı kesilmek, bağlantı kuramamak. "Köyle ilişkimiz kesilmişti" 8. yakınlığı, dostluğu kalmamak. "Onlarla ilişkimiz kesildi" 9. (birinin) işine son vermek. "Onun bu işle ilişkisini kestik" 10. (biri) bağına, ilişkisine kendi son vermek. "Onlarla ilişkisini kesmekte geç kalmııştı"(Konusu: , Kökeni: )

ilişkili:  

sıfat 1. ilişkisi bulunan, bağı olan. "Olayla ilişkililer tutuklandı" 2. belirteç ilgili olarak. "Olayla ilişkili görülmek yeterli olmuştu"(Konusu: , Kökeni: )

ilişkin:  

sıfat ilişiği, ilgisi, bağı olan, ilgili, bağlı, değgin. Benzer: ait (Konusu: , Kökeni: )

ilk:  

(sf.) 1- Zaman, sıra, yer ve önem yönünden ötekilerden önce gelen. "Onu ilk gün görememiştim" 2- (i.) Herhangi bir şeyin önce geleni ya da en önde bulunanı. "Kadının ilki bir oğlandı" 3- (be.) Birinci olarak, en önde, en başta. "İlk yaptığı, çiçekleri sulamak oldu" 4- İlk doğan evlat, ilk çocuk. 5- Bir kimsenin âşık olduğu, sevdiği ilk insan, ilk sevgili, eski sevgili, ilk aşk.(Konusu: Dilbilgisi, Kökeni: )

İlk Oynanım:  

(Alm. Erstaufführung - Fr. premiere - lng. premier) Bir oyunun seyirci önünde ilk oynanışı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

İlkan:  

(t.i. erk.) 1- İlk kan. 2- İran'da İlhanlılar'dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdarı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkay:  

(t.i. ka.erk.) Yeni ay, ayın ilk hali. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkay Saran:  

Nedime AKKAYA (d:1938; ö:) Baykal SARAN'ın ilk eşidir. (bkz:: Beyhan Saran)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

İlkbahar:  

(t.i. ka.) Yılın ilk mevsimi, bahar.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlkbal:  

(t.i. ka.) İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlkcan:  

(t.i. erk.) İlk doğan erkek çocuklarına verilen ad.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlke:  

(t.i. ka.erk.) 1- Kendisinden türetilen ilk madde. 2- Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. 3- Temel bilgi. 4- Öncül. 5- Davranış kuralı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkehan:  

(t.i. erk.) Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ilkel:  

sıfat 1. ilk durumunda kalmış olan, gelişememiş bulunan. "İlkel bitki" 2. FELSEFE TERİMİ zaman bakımından en eski olan. "İlkel toplum, doğal kalmış olandır" Benzer: primitif 3. FELSEFE TERİMİ henüz gelişmemiş olan, gelişmesinin başında bulunan. Benzer: primitif 4. (sanatta) yapmacıksız olan, yalın bir nitelik gösteren. Benzer: primitif 5. MEC. çağın gelişimiyle birlikte gelişememiş, kaba, eğitimsiz, görgüsüz (kimse). 6. tarih öncesi insanlarını anlatmak için kullanılan terim. 7. yazılı kültürü bulunmayan, kentleşmemiş, sanayileşmemiş, tarımcı ya da avcı bir toplumun üyesi.(Konusu: , Kökeni: )

İlkeler ve Değerler Partisi:  

Kısa Adı: İLK Parti Genel Merkezi: Kavaklıdere, Ankara Kuruluş Tarihi: 15.03.2015. Öncülü; Alternatif Parti Genel Başkanı: Kurucu:Eran Tapan Genel Başkan: Süleyman Yağcıoğlu Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez Sağ İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

İlker:  

(t.i. erk.) İlk doğan çocuk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkim:  

(t.i. ka.erk.) İlk doğan çocuklara verilen ad. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkin:  

(t.i. ka.erk.) Önce, öncelikle, uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

ilkin:  

belirteç ilk olarak, ilk başta, en önce, en başta, başlangıçta, önce.(Konusu: , Kökeni: )

İlknaz:  

(t.i. ka.) İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlknur:  

(t.i. ka.) İlk ay, ayın ilk hali.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlksel:  

(t.i. ka.erk.) Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim. Erkek ve kadın adı olarak kulanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlksen:  

(t.i. ka.erk.) (bkz:: İlknaz) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkser:  

(t.i. erk.) İlk baş, ilk önce, birinci.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkser:  

(t.i. ka.) (bkz:: İlksen)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlksev:  

(t.i. ka.) (bkz:: İlknaz)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlkut:  

(t.i. erk.) Kutlu, mutlu, uğurlu ülke.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlkutay:  

(t.i. erk.) Kutsal ülke. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

ilkyardım:  

(B-23) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir ilkyardım merkezi olduğunu ve sürücülerin bu yol kesimini geçerken gürültü yapmamaya çalışmaları gerektiğini belirtir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )

ilkyardım:  

bileşik · ad 1. hiç vakit geçirilmeden bakılması gereken hastalara uygulanan ilk sağaltım işlemi. 2. bu tür sağaltım işleminin uygulandığı sağlık kuruluşu.(Konusu: , Kökeni: )

İlkyaz:  

(t.i. ka.) İlkbahar, yaz başlarında doğanlara verilen ad. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

illa:  

belirteç (.'–).(Konusu: , Kökeni: arapça)

İllegal:  

Yasa dışı, hukuka aykırı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

illet:  

1- ebep, neden, gerekçe. 2- Bir hükmün amacının kendisiyle gerçekleştiği sıfat, hükmü gösteren veya gerekli kılan gerekçe, mana. İslam dininde haram veya helal gibi hükümler illetin varlığına göre belirlenir. İllet bilinmezse hüküm de bilinmez. Örneğin, içkinin haram oluşunun illeti, içinde akla ve bedene zarar veren uyuşturucunun az veya çok olarak bulunmasıdır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

illet:  

ad 1. hastalık. 2. MEC. dert. 3. MEC. kötü alışkanlık. 4. MEC. bozukluk, sakatlık. 5. MEC.•TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA kızdıran, öfkelendiren, sinirlendiren kimse ya da şey. 6. sakatlamak, bozmak. 7. MEC.•TEKLİFSİZ (SENLİBENLİ) KONUŞMADA kızdırmak, sinirlendirmek.(Konusu: , Kökeni: )

İllingofobi:  

(ing.i. ıllyngophobia) vertigo (baş dönmesi) veya aşağı doğru bakınca baş dönmesinden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

İlliyet:  

(casual) Bir sonucu ortaya çıkaran eylem ve hareketle, o sonuç arasındaki bağıntı. Nedensellik. Sebep sonuç ilişkisi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İlliyyun:  

(a.i. ka.erk.) Gökyüzünün ve cennetin en yüksek tabakası. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İllüstrasyon:  

Bir metni açıklamak veya süslemek için yapılan resim, çizim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İllüzyon:  

(illusion) Yanılsama.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İllüzyon:  

Göz bağı, yanılsama; gerçekte olmayan bir şeyi varmış gibi algılama.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İllüzyon:  

Yanlış: İlizyon Doğru: İllüzyon(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

WhatsApp