MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Paleografi:

Eski yazıları ve yazı sistemlerini inceleyen bilim dalı.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




İllüzyon Tiyatrosu:  

(Alm. Lılusionstheater - İng. lılusionistic) Başlıca iki tiyatro anlayışından biri. Bu tür oyunlar, seyircinin, dramatik yönden, sahnedeki olaylar -onları yaşıyormuş gibi- katılmasını sağlar. (bkz:: Benzetmeci Tiyatro)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

İllüzyonist:  

İllüzyon (göz bağı) yapan kişi, sihirbaz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İllüzyonizm:  

(fr.i. illusionnisme) Göz bağcılık. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

İllüzyonizm:  

İllüzyona dayalı sanat veya düşünce anlayışı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İlma:  

(a.i. ka.erk.) 1- Parlatma. 2- Belirleme, işaret etme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İlmen:  

(t.i. erk.) Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlmi:  

(a.i. erk.) İlimle, bilgi ile ilgili.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

ilmihâl:  

1- Bir Müslümanın içinde yaşadığı zaman içerisinde inanç, ibadet, ahlak, sosyal ve ekonomik hayatıyla ilgili davranışlarını Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinden güncelleştirerek hayatına katma bilgisi. 2- İnanç, ibadet, ahlak, sosyal ve ekonomik hayatla ilgili dinî bilgiler kitabı. Örn:: “Yandı kitap dağlarım, ne garip bir hâl oldu! / Sonunda bana kalan, yalnız ilmihâl oldu.” (N. F. Kısakürek)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ilmiilahî:  

1- Allah’ın bilgisi. 2- Vahiy, Kur’an-ı Kerim. 3- Allah’ın yaratmış olduğu bütün varlıklar hakkında ezelde takdir etmiş olduğu; ömürleri, şekilleri, cinsiyetleri, coğrafyaları, renkleri ile ilgili bilgi, kader.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İlmiye:  

(a.i. ka.) İlme ait, ilme mensup.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İlsak:  

(a.i. ka.erk.) Birleştirme, kavuşturma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İlsavun:  

(t.i. erk.) Ülkeni düşmanlardan koru.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlsev:  

(t.i. ka.erk.) Ülkeni sev, ülkesini seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlseven:  

(t.i. ka.) (bkz.:: İlsev)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İlsu:  

(t.i. ka.erk.) Ülkenin suyu, bereketi, bolluğu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İlşen:  

(t.i. ka.) Mutlu, şen ülke.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Türkçe)

İltan:  

(t.i. erk.) Ülkeni tanı, ülkesini tanıyan seven.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İltay:  

(t.i. erk.) (bkz:: İltan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlteber:  

(t.i. erk.) Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarında unvan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İltekin:  

(t.i. erk.) Tek ve eşsiz ülke.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İltemir:  

(t.i. erk.) (bkz:: İltekin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İltemiz:  

(t.i. erk.) (bkz:: İltekin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İltemür:  

(t.i. erk.) (bkz:: İltekin)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlter:  

(t.i. erk.) Yurdunu seven, koruyan, gözeten.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İlticaullah:  

(a.i. erk.) Allah'a sığınma, iltica etme. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İltifaf:  

(a.i. ka.) 1- Sarınma, bürünme, örtünme. 2- Çiçeklerin bürüm bürüm katmerleşmesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İltifat:  

(a.i. ka.erk.) 1- Yüzünü çevirip bakma. 2- Dikkat. 3- Hatır sorma, gönül alma. 4- Sözünü başka bir kişiye çevirme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

İltika:  

(a.i. ka.) Rast gelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İltikaullah:  

(a.i. erk.) Allah'a kavuşma, hidayete erme. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İlyas:  

(ibr.i. erk.) Yağmurlara hükmeden İsrail peygamberi. Kur'an-ı Kerim'de 3 yerde adı geçen peygamberin ismidir. Hızır (a.s.) olduğunu söyleyenler vardır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: İbranice)

İlyas Peygamber:  

Kur'an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrailoğulları’na gönderilen peygamberlerden biri. İlyas Peygamber, İsrailoğlulları içerisinde çıkan bidat ve sapıklıkları düzeltmek için gönderilmiştir. Onları “Ba’l” putuna tapmayı bırakıp Allah’a inanmaya davet etmiştir. Yahudiler ise defalarca onu öldürmek istemişlerdir. Allah, ona birçok mucize vermiştir. Hızır’la beraber İlyas Peygamberin de hâlen yaşadığı bir söylenceden ibarettir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

ima:  

1- İşaret etme, dolaylı anlatım, üstü kapalı belirtme. 2. Geçerli bir özrü veya hastalığı bulunan Müslümanın kılmak istediği namazının rükû ve secdelerinin yerine geçmek üzere baş ve gözüyle yaptığı işaret.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmad:  

(a.i. erk.) Direk, kolon.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İmadeddin:  

(a.i. erk.) 1- Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İmaj:  

Zihinde oluşan görüntü, izlenim veya algı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmajinasyon:  

Hayal gücü, zihinde canlandırma yetisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmajizm:  

Şiirde açık ve somut imgeleri ön plana çıkaran edebî akım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmalathane:  

(b.i) Hammaddelerin işlenerek, mal olarak piyasaya sunulacak duruma getirildiği işyeri.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

İmam:  

(a.i. erk.) 1- Namazda kendisine uyulan kimse. 2- Önde bulunan, önayak olan kimse. 3- Halife. Devlet başkanı. 4- Mezhep kuran yüksek dereceli alim. 5- Hz. Ali neslinden gelen. 6- İmam-ı Âzam: Hanefiyye mezhebinin kurucusu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

imam:  

1- Önder, lider, rehber, devlet başkanı. 2- Büyük İslam bilgini ve mezhep kurucusu. 3. Camilerde cemaate namaz kıldıran ve başta Kur'an-ı Kerim bilgisi olmak üzere diğer İslami ilimlere sahip kişi. “Kim âlim ve takva sahibi bir imamın arkasında namaz kılarsa sanki Peygamberin arkasında namaz kılmış gibi olur.” (Hadis) 4- Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma ilmi olan kıraat ilminde yetki sahibi olan âlim. 5. Sahasında otorite ve güvenilir olan hadis âlimi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmam Evi:  

(d. a. imam, türk.) Kadınların bulunduğu tutukevi ya da cezaevi. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmam Suyu:  

(d. a. türk.) Rakı. Örn:: -Sesin mi yok? Açılır şimdi. Bir imam suyu iç (Mehmet Akif Ersoy, Meyhane-Safahat) Örn:: Olga- Bizde whisky içilir kızım White Lady Black Horse o da yoksa Martini. Hha- Bizde rakı çekilir madam imam suyu anzorot o da yoksa ispirto. (Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

imame:  

1- Fes üzerine sarılan sarık. 2- Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca kısım ve başlık.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

imamet:  

1- Camilerde Müslümanlara namaz kıldırma görevi. 2- Önderlik, liderlik, devlet başkanlığı, halifelik. 3- Hz. Peygamber’in vefatından sonra İslam toplumunun dinî ve siyasi liderliği.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

imameyn:  

‘İki imam’ anlamında olup Hanefî mezhebinin kurucusu olan Ebu Hanife’nin iki öğrencisi; Ebu Yusuf Yakup b. İbrahim el-Kûfi (ö. 182/798) ile İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybani (ö. 189/805) için kullanılan ortak unvan.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmamı Azam:  

(bkz:: Ebu Hanife)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmamın Kayığı:  

(d. a. türk.) Tabut.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmamın Kayığına Bindirmek:  

(d. a. imam, türk.) Öldürmek, (birisinin) ölmesine yol açmak. Örn:: Kuaförümüz de pusu kurup beş kişiyi İmamın kayığına bindiren İsmet. (Yalçın Doğan, Kodes A.Ş.)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmamın Kayığına Binmek:  

(d. a. türk.) Ölmek, cenazesi götürülmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmamiye:  

İmamet konusunu İslam dininin esaslarından kabul eden ve Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali ve onun iki oğlu Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ve bunların torunlarını Allah’ın emri, Peygamberin de tayiniyle imam kabul edenlerin mezhebi. Günümüzde, Şia denince genellikle İmamiye mezhebi anlaşılır. İsnaaşeriye adı da verilen İmamiye, inanç, ibadet ve toplumsal ilişkilerde İmam Cafer es- Sadık’ın görüşlerine dayandığından dolayı da Caferiye olarak da bilinir. İmamiye mezhebi İslam âleminde Sünnilikten sonra en yaygın mezheptir. İran’ın resmî mezhebi olan İmamiye; Irak, Suriye, Hindistan ve Pakistan’da oldukça kalabalık bir kitleye sahiptir. İmamiye’ye göre iman esasları üç tanedir: 1- Allah’ın varlığını, birliğini ve fiillerinde adaletini tasdik etmek 2- Peygamberlerin elçiliğine iman etmek. 3- Şia imamlarının imametini kabul etmek. İmamiye mezhebine göre imamet, çözümü halka bırakılacak basit bir mesele olmayıp namaz, oruç, zekât gibi dinin rükünlerinden biridir. Dolayısıyla, Hz. Peygamber kendisinden sonra yerine geçecek kişiyi hayatında belirlemiştir ki bu Hz. Ali’dir. Hz. Ali’den önce kendilerine bağlanılan ilk üç halife meşru değildir. Bu mezhebe göre imamlar, başta Hz. Ali olmak üzere insanların muhtaç olduğu her şeyi bilir. Ayrıca imamlar, peygamberler gibi günahlardan korunmuştur. Takıyye İmamiye’de vaciptir. Takıyyeyi terk eden, namazı terk etmiş gibi olur. İmamiye inanç konularında genel olarak Mutezile mezhebinin görüşlerini benimsemiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

iman:  

1- İnanma, tasdik etme. Örn:: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere; hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna (kesin bir şekilde) inanmaktır.” (Hadis) 2- Emniyette olma, güvende olma, güven verme. Örn:: “İbrahim: ‘Rabbim! Burayı (Mekke’yi) bir iman yurdu kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır.’ diye dua etti…” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/126 ncı Ayet) 3- Kişinin Allah’ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, peygamberlerini, ahiret gününü ve bunlardan başka iman edilmesi gereken şeyleri kalp ile tasdik edip dil ile söylemesi. Örn:: “Peygamber ve onunla birlikte olan müminler Rabbi tarafından ona (Hz. Muhammed’e) indirilene iman ettiler. Hepsi, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.’ (dediler.) Ve yine dediler ki: ‘(Hakikati) işittik ve itaat ettik! Rabbimiz! Bizi bağışlamanı dileriz. Dönüşümüz sanadır.” (Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 2/285 nci Ayet) 4- Son peygamber Hz. Muhammed’e ve onun tarafından insanlığa bildirilen şeylere hiçbirini dışta bırakmaksızın inanma, onun doğruluğu konusunda herhangi bir kuşku duymama. Öneminden dolayı Kur'an-ı Kerim ayetlerinin çoğunluğunu imanla ilgili ayetler oluşturur. Kur'an-ı Kerim’den çıkarılan sonuçlara göre imanın Allah katında geçerli olabilmesi için; iman ölüm anına ertelenmemeli, inanılan şeylerin doğruluğu hakkında hiçbir kuşku bulunmamalı, dinen kesin olan bir hüküm dışta bırakılmamalı, iman ve ibadet konularında kibirlenmekten kaçınılmalıdır. “Allah’a yemin ederim ki benim kendilerine gönderilmiş olduğum insanlardan ister Yahudi ister Hristiyan olsun, Allah katından getirdiğim şeylerin tamamına iman etmeden ölürse cehennemlik olur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

iman:  

ad 1. dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, dinsel inanış, inanç. 2. Tanrı’ya ve İslam dinine inanma. 3. MEC. güçlü inanç. 4. Tanrı’ya ve İslam dinine inanmak. 5. MEC. güçlü bir inanç duyumsamak, güçlü bir biçimde inanmak. 6. Tanrı’ya ve Müslümanlığa inanmış kimse. 7. güçlü inancı bulunan, inanmış kimse. 8. İslamlığı kabul etmek, Müslüman olmak. 9. sonunda doğruyu, gerçeği söylemek. 10. önce reddettiği bir şeyi sonradan kabul edip, doğru bulup uymak. 11. (birine) Müslümanlığı kabul ettirmek. 12. istenilen biçimde davranmayı birine zorla kabul ettirmek. 13. acımasız, insafsız, zalim. 14. kahrolası! \"Bre imanı yok, bu yapılır mı?\"(Konusu: , Kökeni: )

İmanım:  

(d. a. türk. e.) Herhangi birisine karşı azizim, arkadaşım anlamında kullanılır. Örn:: Külhanbeyi: Eyvallah babacığım.. Malum ya biz namuslu delikanlılardanız. Bize kimse kaşının üstünde gözün var dememeli Eyvallah imanım.. (Ortaoyunu, Telgrafçı) Örn:: Haaaaa-ayt imanım.. İstanbul'un nizamcısı ben, sabık kabadayılar kıralı Arap Nasruttini cehennemin lüküs kısmına buyur eden ben. (Turhan Selçuk, Abdülcanbaz)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmanım Tahtelbahir:  

(d. a. türk. esk. osm. denizaltı anlamında n.) İmanım hitabının saygısızca bir çeşitlemesi. Örn:: İmanım tahtelbahir bize de mi torpil? Bir ses- Çok adileşti cıvıdı. (Sait Faik, Korkunç Bir Pastane)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmar:  

(a.i. erk.) Şenlendirme, bayındırma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

imare:  

Kâbe’nin bakımını yapma, çevresini bayındır duruma getirme, orada huzur ve emniyeti sağlama görevi. İmare görevi, İslam öncesi dönemde Hz. Peygamber’in amcası Abbas b. Abdülmuttalip’e verilmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmareddin:  

(a.i. erk.) Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İmarethane:  

(b.i) Yoksullara ve medrese öğrencilerine yiyecek dağıtan hayır kurumu.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

imarethane:  

1- Osmanlılar döneminde yoksullara, yolculara, öğrencilere yardım etmek amacıyla kurulmuş hayır kurumu. 2- Aşevi, aşhane.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

imbilim:  

bileşik · ad ➽göstergebilim.(Konusu: , Kökeni: )

İmdad:  

(a.i. erk.) 1- Yardım eden. 2- Yardıma gönderilen kuvvet. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İmer:  

(t.i. ka.erk.) Çok zengin, varlıklı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İmge:  

(t.i. ka.erk.) Hayal karşılığı olarak kullanılan ve Fransızca İmaj kelimesine benzetilerek uydurulan kelime.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İmmoral:  

Ahlak dışı, ahlaka aykırı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmmoralizm:  

(fr.i. immoralisme) (fel.) Töretanımazlık. Toplumca benimsenmiş törel değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

İmmoralizm:  

Ahlaki kuralları reddeden veya önemsemeyen görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

immünoloji:  

(ing.i. immunology) bağışıklık bilimi. bağışıklık sistemini inceleyen tıp dalı. biyoloji alt dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

İmmünoloji:  

Bağışıklık sistemini inceleyen bilim dalı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmparator:  

Bir imparatorluğun başındaki en yüksek hükümdar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmparatoriçe:  

İmparatorun eşi ya da kadın hükümdar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmparatorluk:  

Bir imparator tarafından yönetilen geniş devlet.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmparatorotu:  

Genellikle süs bitkisi olarak yetiştirilen, gösterişli bir bitki türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

İmperfore Himen:  

(hymen imperforatus) Açıklığı (deliği) bulunmayan himen.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İmran:  

(a.i. erk.) 1- Evine bağlı kalan. 2- Hz. Meryem'in babası, Âl-i İmran: İmran ailesi. Musa, Harun-Meryem ve İsa. Kur'an-ı Kerim'in 3. suresi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İmren:  

(t.i. ka.erk.) Görülen bir şeyi veya herhangi bir isteği elde etmek istemi, gıbta. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

İmruz:  

(f.i. ka.erk.) Bugün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

imsak:  

1- Tutma, el çekme, geri durma, çekinme, sakınma, korunma. Örn:: “Şayet Allah, vermiş olduğu rızkı imsak edecek olursa size kim rızık verecektir?...” (Kur’an-ı Kerim Mülk suresi 67/21 nci Ayet) 2- Oruca başlama zamanı. 3- Oruçlunun ikinci fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar ibadet etme amacıyla yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durması. 4- Kur’an-ı Kerim’deki müteşabih ayetler konusunda herhangi bir yorum yapmama; bu ayetlerle ilgili kararı Allah’a havale etme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

imsakiye:  

Ramazanda oruca başlangıç, iftar ve namaz vakitlerini gösteren çizelge.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İmşa:  

(a.i. imşa) Bir kazancı bölüşme, ortaklaşma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İmşa Olmak:  

(d. a. türk.) (Esnaf) Ortak olmak. Örn:: kılavuz-simsar ufak bir ondalık ile yetinmeyeceğini belirtmek isteyerek imşayım der böylece elde edilecek kardan eşit pay alacağını bildirir. (Arslan Kaynardağ, Bitpazarının Gizli Dili ve Argosu) Örn:: Eşleri çıkarsa imşayım. (Hulki Aktunç, Aşka Kimse Yok)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

imtiyaz:  

ad 1. ➽ayrıcalık. 2. HUKUK TERİMİ maden aramak, işletmek, fabrika kurmak vb. için bir kimseye ya da kuruluşa devletçe verilen özel izin. 3. TARİH TERİMİ ➽gedik7. 4. TOPLUMBİLİM TERİMİ ➽ayrıcalık3.(Konusu: , Kökeni: arapça)

İmza:  

(signature) Bir kimsenin, bir yazının altına bu yazıyı yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde yazdığı ad veya işaret.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İmza Tersimi:  

(signature construction) İmzayı oluşturan tüm hatların yapılması, resmedilmesi.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İmzalı:  

(a.sf. türk. e.) Bir suçluyu (özellikle rüşvetçiyi) yakalamak için işaretlenmiş (kağıt para).(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

İn Vitro:  

(in vitro) Yapay çevrede; deney tüpü içerisinde.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

İn Vivo:  

(in vivo) Canlı organizma içerisinde.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

inabe:  

1- Biat etme, söz verme. 2- Tövbe etme, vazgeçme, pişman olma. Örn:: “Ey Rabbimiz! Yalnızca sana tevekkül ettik, inabemiz sanadır ve dönüşümüz de senin huzurunadır.” (Kur'an-ı Kerim Mümtehinesuresi 60/4 ncü Ayet) 3- Gözüken ve gözükmeyen bütün günahlardan vazgeçip Allah’ın affına, bağışına yönelme. Örn:: “Onlar ki tağutlara (Allah’tan başka ilah sanılan uydurma şeylere) ibadet etmekten uzak durdular. Yalnızca Allah’a inabe ettiler. Onlara müjdeler olsun, böyle kullarımı müjdele.” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/17 nci Ayet) 4- Tasavvufta ahlaken olgunlaşıp kendisini geliştirmek isteyen kişinin bir mürşide başvurup onun huzurunda tövbe ederek Allah’ın emirlerine daha sıkı bir şekilde uyma konusunda bağlılık sözü vermesi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İnak:  

(a.i. erk.) Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İnaka:  

(a.i. ka.) Aşırı güzelliği ve çekiciliği ile hayat verme, verilme.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

İnalkut:  

(t.i. erk.) İnanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İnaltekin:  

(t.i. erk.) (bkz:: İnalkut)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

inam:  

1- Güzel ve parlak olma. 2- İyilik ve ihsanda bulunma, bağışlama, nimet verme. Örn:: “Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine inam ettiği peygamberler, sıddikler, şehitler ve salihlerle beraber olacaklardır. Bunlarla dost olmak ne güzeldir.” (Kur'an-ı Kerim Nisa suresi 4/69 ncu Ayet) 3- Yeme, içme, nefes alma başta olmak üzere, Allah’ın kullarına her türlü hayır yollarını kolaylaştırarak ikramda bulunması. Örn:: “Allah bir kavme inam ettiği nimeti o kavim kendi özlerinde olanı değiştirmedikçe (ahlaken bozulmadıkça) onlardan geri almaz…” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/53 ncü Ayet) 4- Osmanlılarda devlet hazinesinden padişah adına yapılan maddi yardım.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

İnamullah:  

(a.i. erk.) Allah'ın nimeti, iyiliği.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

İnan:  

(a.t.i. erk.) 1- Dizgin. 2- İdare etme, yürütme. 3- (Tür.) Bir kimse ya da şeyin doğruluğunu büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Tür)

İnanç:  

(t.i. erk.) 1- Bir fikre olan bağlılık, kesin kabul. 2- İman. 3- Kesin kabulle bağlanılan şey. 4- İnanılır şey. 5- Doğru, emin. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İnanç:  

1- İnanılan şey, itikat, iman, bir fikre olan bağlılık. 2- Birine duyulan güven. 3- İslam dinini son din olarak kabul edip onun içerisinde bulunan her şeye gönülden bağlanıp Allah’ın emirlerine teslim olma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

inanç:  

ad 1. bir düşünceye çok sağlam bir biçimde, içten, gönülden bağlı bulunma, güvenle doğru sayma, inanma. 2. Tanrı’ya, dine inanma, inan. Benzer: iman itikat 3. birine duyulan güven, inanma duygusu. 4. kendisine bağlanılan düşünce, görüş, öğreti.(Konusu: , Kökeni: )

İnanç Konukçu:  

Dizi Karakteri: Hayalet (Sabri Özay) Dizi Adı: Behzat Ç. 2010-2019 yılları arasında yayımlanan, Emrah Serbes'in Her Temas İz Bırakır romanından esinlenerek hazırlanmış Türk yapımı polisiye, macera, komedi ve aksiyon türündeki televizyon ve internet dizisi.(Konusu: Film & Dizi Karakteri, Kökeni: )

İnanöz:  

(t.i. erk.) Özünde inanç olan, iman eden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

İnare:  

(a.i. ka.erk.) Nurlandırma, aydınlatma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

WhatsApp