Haydi Öğrenelim!
Denyoluk:
(çing.i. türk. e.) Denyo olma durumu, dengesizlik, çılgınlık. Örn:: -Sen ne yaptın böyle?.. -Denyoluğum tuttu işte. Gidip iğne yaptırmaya başladım. (Ümit Oğuztan, Kraliçe Sisi)
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Kurukafa:
(i. türk. a.) Eroin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kuruluk:
ad kuru olma durumu.(Konusu: , Kökeni: )
kurum:
ad 1. kuruluş2. 2. HUKUK TERİMİ•TOPLUMBİLİM TERİMİ toplumun din, dil, adalet, aile, hukuk, mülkiyet, devlet vb. gibi, insanlarca oluşturulan ve belli düzeni, yasası, ilkesi bulunan manevi varlıklarından her biri. "Din, topluma yol gösteren bir kurumdur"(Konusu: , Kökeni: )
kurum:
ad ocak bacalarında biriken ya da dumanla birlikte çevreye savrulan kalın is.(Konusu: , Kökeni: )
kurum:
ad kendini üstün ve büyük gösterme davranışı, büyüklenme, kasılma. \"Böyle kurumla yürüyüşü beni öfkelendiriyor\"(Konusu: , Kökeni: )
kuruntu:
ad 1. olmayacak bir şeyin olacağı sanısına kapılma. 2. yersiz ve yanlış sanı, düşünce. 3. bir konuyla ilgili olarak birtakım kötü olasılıkları düşünerek üzülme.(Konusu: , Kökeni: )
Kurusıkı Tabanca:
(blank cartridge) Tam otomatik olmamak şartıyla, ses ve gaz fişeği atabilen, namlusu hiçbir şekilde katı cisim atamayacak şekilde imal edilmiş tabanca.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Kuruş:
(alm.i. Groschen, Avusturya şilini'nin yüzde birinden) Edilgin eşcinsel erkek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuruş:
1. Türk parasının alt birimi (1/100 lira). 2. (tarihî) Osmanlı para birimi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuruşlandırmak:
Bir şeyi kuruş üzerinden hesaplamak veya fiyatlandırmak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuruşluk:
1. Değeri kuruşla ölçülen. 2. Küçük değerli para.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kurye:
Evrak, paket vb. taşıyan görevli.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuryelik:
Kurye olma işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kusay:
(a.i. erk.) 1- Uzaklaşmak. 2- Peygamberin 5. dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke'de Kabe'yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
KUSHANKU / KANKU:
(kuşnku / Kanku) Göğe bakmak. / Koshokun!(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )
Kuskunu Koparmak:
(d.) (kuskun, eyer kayışı) Kaçmak, savuşmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kusmak:
(f.) Konuşmak, söylemek. Örn:: -Sen mevzuyu kus, reis iş ne?.. -Bu gece bi eve dalıcaz İçerisi acayip parlak. Çete İçin aynalı bi İcraat olucak. (Erdal Belenlioğlu - Latİf Demirci, Çete) 2- Çirkin şeyler söylemek, nicedir söylemek İstediği kötü düşüncelerini ortaya koymak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kusmak:
1. midesinde bulunanları ağız yoluyla dışarı atmak, çıkarmak. 2. (temizlenen ya da üzeri boyanan şeyler için) yeniden ortaya, yüzeye çıkmak. \"Duvar lekeleri kustu\" 3. MEC. içinde birikmiş kızgınlığını, kinini açığa vurmak. \"O gün bütün öfkesini kusup rahatladı\"(Konusu: , Kökeni: )
Kuso:
(kusso) Gülgiller familyasından Habeşistan'da yetişen almaşık yapraklı, katmerli çiçekli ve dişi organı geniş tepecikli bir ağaçtır. Faydası:: Bağırsak solucanlarını düşürmeye yarar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kusur:
(a.i.) Erkeklik organının ucunda bulunan sünnet derisi, sünnet edilerek alınacak bölüm, gulfe. Örn:: kusura bakmayın evde başka çatal olmadığı için getiremedim dedi Yaşar. Kusura, sünnetçi bakar oğlum dedi İzzet. (Muzaffer Buyrukçu, Bir Olayın Başlangıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kusurlu:
sıfat bir eksiği, noksanı, özürü, kabahati bulunan, kusuru olan.(Konusu: , Kökeni: ar+t)
Kusva:
(a.i. erk.) 1- Son derece bulunan. 2- Nihayet son. 3- Erişilecek son nokta son sınır. 4- Peygamber (s.a.s)'in devesinin adı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kuş:
Cik Cik(Konusu: Hayvan Sesleri, Kökeni: )
Kuş:
(i.) (Herhangi bir konuda, bir oyunda vb.) 1- Deneyimsiz, acemi kimse. 2- Masum, toy, genç kız. 3- (Dolmuşçu, minibüsçü için) Yolun kenarında binecek, araç bekleyen yolcu. 4- Uyuşturucu madde taşıyıcısı kimse, hapishaneye uyuşturucu (eroin) sokmakta kullanılan kimse. Örn:: Esrar getirmek en tehlikeli işti hapishanelerde. Dolayısıyla en fazla para kazandırana Kuş denirdi. Maaşı 700 lira olan bir gardiyan çekinmeden omuzlardı işi. Yakalandığında 15 yıl yerdi. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 5- Penis, erkeklik organı. Örn:: Kuşum taş gibi oldu. 6- Uyuşturucu madde, esrar, eroin vd. Örn:: Adembabanın gelip gelmediğini sorduğu bu kuş hangi kuştu? Bu bir parolaydı. Hapiste eroine kuş diyorlardı. (Recep Bilginer, Hapisliğim)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kuş:
ad 1. yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcak kanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. 2. HALK AĞZINDAN uçurtma. 3. ARGO penis. 4. çok hafif. 5. eline ayağına çabuk, çabuk iş gören (kimse). 6. çok kısa süren bir hastalıkla ölmek. 7. çok kısa sürmek, çabucak geçmek. \"Zaman kuş gibi uçup gitmekteydi\" 8. kuşlara yem olabilecek tahıl taneleri. 9. ➽kuşyemi. 10. yaradılışı bir şeyden yararlanmasına elverişli olmayan kişi, ne denli çabalasa da o şeyden yararlanamaz. 11. kişi en yakınından sağlayamadığı yardımı, yararı başkasından sağlayamaz.(Konusu: , Kökeni: )
Kuş Kaldıran:
(d.) Erkeklik organının sertleşmesine yol açan. (kimse, olay özellikle yiyecek) Örn:: Zencebil asa çüki virür sakan-durdan nişah, Ol kebuter-baza benzer var mıdır kuş kaldıran. (Nevizade Atal, Hezliyat)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kuş tüyü:
KUŞ TÜYÜ birl. i. 1. Bâzı kuşların, yatak, yastık, yorgan vb. içine doldurulan yumuşak tüyü.(Konusu: , Kökeni: )
Kuşadası:
Kuşadası; Türkiye'nin Aydın ilinin bir ilçesidir. İlçenin kuzeyinde İzmir ili, doğusunda ve güneyinde Söke ilçesi, batısında Ege Denizi bulunmaktadır. İlçede turizm gelişmiştir. Kuşadası, 1957 yılında İzmir ilinden ayrılarak Aydın iline bağlanmıştır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
kuşbilim:
HAYVANBİLİM (ZOOLOJİ) TERİMİ bileşik · ad kuş taşıllarını, kuşları ve onların doğal ortamlarını vb. konu alan hayvanbilim dalı.(Konusu: , Kökeni: )
Kuşburnu:
(fructus rosa canina) Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Faydası:: İdrar söktürür, ishali keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kuşçu:
(i.) Muhabbet tellalı, fuhuş aracısı, pezevenk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuşdili:
(d.) (Edirneli Ekmekçizade Şeyh Muhiddinin icat ettiği konuşma biçimi XVI. yy.) Sözcükler arasına tekdüze heceler yerleştirerek uygulanan bir tür konuşma biçimi. Örneğin: [Be-ge-ne-ge] (ben), [sa-ga-na-ga] (sana), [bi-gi-ti-gi-gim] (bitiğim) gibi. (bkz:: Aganigi)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuşe:
Parlak, pürüzsüz, kaliteli baskı kâğıdı türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuşekmeği:
(çobandağarcığı) Turpgiller familyasından; beyaz veya mor çiçekli otsu bir bitkidir. Birçok türü vardır. Faydası:: Basur memelerini tedavi eder. Boğaz ağrılarını geçirir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kuşet:
Tren veya gemide yatmaya uygun ranza veya yatak.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuşetli:
Kuşeti (yataklı düzeni) olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuşeyr:
(a.i. erk.) Büyük beni Amir b. Şaşa'a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kuşhane:
(b.i) İçinde süs kuşları beslenilen ve yetiştirilen küçük oda ya da büyük kafes.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Kuşkirazı:
Küçük, yabani kiraz türü bitki ve onun meyvesi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuşkonmaz:
(asparagus) Zambakgiller familyasından; çalı veya yarı çalı halinde odunsu, çoğu sarılıcı, bazı türleri de otsu olan Asya, Afrika ve Akdeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir. Yaprakları pul gibi ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri küçüktür. Renkleri yeşilimsi veya beyazdır. Meyveleri üzümsüdür. 150 kadar türü vardır. Tıbbi kuşkonmaz Trakya ve Doğu Anadolu'da yabani olarak yetişir. Çiçekleri sarımsı yeşildir. Meyvesi kırmızıdır. Kök ve rizomlarında şekerler, mannit, koniferin, asparajin A ve C vitaminleri vardır. Hekimlikte toprakta sürünen gövdesi, kökü ve tomurcukları kullanılır. İlkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Faydası:: Kalp hastalıklarından doğan ödemleri giderir. İdrar söktürür. İdrar yollarını temizler. Sinirleri kuvvetlendirir. Kanı temizler. Karaciğer ve böbreklerin muntazam çalışmasını sağlar. Karaciğer şişliğini indirir. Dalak hastalıklarında faydalıdır. Zihin yorgunluğunu giderir. Sivilce ve egzamanın iyileşmesinde yardımcı olur. Kandaki şeker miktarını düşürür. El ve ayaklarda görünen şişlikleri indirir. Bel soğukluğu böbrek ve mesane iltihabı olanlarla, çok sinirli kimselerin kullanmaması gerekir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Kuşlama:
(i.) Özensizce, gelişigüzel bildiri dağıtma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuşlamak:
(f.) (Bir sınav, bir ders için) Çok çalışmak, başka konularla ilişkisini keserek yoğun biçimde çalışmak. Eşanl. İneklemek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
kuşluk namazı:
Güneşin doğuşundan kırk beş, elli dakika sonra başlayıp tepe noktasına gelmesine kadarki sürede iki, dört, altı, sekiz ve on rekât olarak kılınan nafile namaz, Duha namazı. Örn:: “Kuşluk namazına Allah’a çokça tövbe eden insanlar devam eder.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
kuşluk vakti:
Kuşluk, güne ait bir zaman dilimidir. Arapça karşılığı duhadır. Güneşin doğuşundan kırkbeş dakika sonrasında başlar ve öğle vaktinden 20 dakika kadar önce sona erer. Halk arasında sabah ile öğle vakti arasında kalan zaman dilimi olarak da tanımlanır.(Konusu: , Kökeni: )
Kuşu Kalkmak:
(d.) Erkeklik organı dikelmek. Örn:: Kızlarla arkadaş olmak istiyorum.. Deyyus kuşun kalktı di mi?.. (Derya Sayın, karikatür) (bkz:: Kuşu Ötmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuşu Ötmek:
(d.) Erkeklik organı, cinsel birleşme, dölleme yetisi taşımak. Örn:: Kuş bir ötmeye başlasın Galataya seni ben götürecem parası benden dedi Safa. (Muzaffer Buyrukçu, Mağara) Kuşu Kalkmak, Kuşu Uyanmak gibi çeşitlemeleri de vardır. Örn:: Ne o almışın manitayı uzuyorun kenardan Sende kuş uçmuyodur. Kenara kaç şööle de biz tadına bakalım. (Abdülkadir Elçioğlu, karikatür)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kuşu Uyanmak:
(d.) (Yeni ergen erkek çocuk) Erkeklik organı sertleşir olmak. Erkeklik organı sertleşmek, dikelmek. (bkz:: Kuşu Ötmek)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kutal:
(t.i. erk.) Mutlu ol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutalmış:
(t.i. erk.) Mutlu olmuş, kutlu olmuş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutalp:
(t.i. erk.) Kutlu, uğurlu, yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutam:
(a.i. erk.) Akbabaya benzeyen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Kutan:
(t.i. ka.erk.) 1- Dua, yalvarma. 2- Saka kuşu. 3- Saban. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutay:
(t.i. erk.) 1- Mübarek ay. 2- Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutbay:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutalp)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutberk:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutbay)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutcan:
(t.i. erk.) Kutlu, uğurlu can.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutel:
(t.i. erk.) Uğurlu el.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuter:
(t.i. erk.) Mutlu, uğurlu kişi.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutertan:
(t.i. erk.) (bkz:: Kuter)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuthan:
(t.i. erk.) (bkz:: Kuter)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutkan:
(t.i. erk.) Saygın, kutlu soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlan:
(t.i. erk.) Kutlu, mutlu ol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlar:
(t.i. erk.) Mutluluklar, uğurlar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlay:
(t.i. erk.) 1- Uğurlu kutlu ay. 2- Kır donlu at.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlu:
(t.i. erk.) 1- Uğurlu, hayırlı. 2- Mübarek. 3- Mesut, bahtiyar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlualp:
(t.i. erk.) Uğurlu yiğit.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutluay:
(t.i. erk.) Uğurlu ay. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlubay:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlucan:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutluğ:
(t.i. erk.) Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutluğhan:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutluğ)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutlutekin:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutlu)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutsal:
(t.i. erk.) Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
kutsal:
sıfat 1. güçlü bir dinsel saygı uyandıran ya da uyandırması gereken. 2. tapılacak ya da yolunda can verilecek denli sevilen. \"Yurt herkes için kutsaldır\" 3. dokunulmaması, bozulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. \"Bayrak kutsal bir simgedir\" 4. FELSEFE TERİMİ Tanrı’ya adanmış olan, Tanrısal olan.(Konusu: , Kökeni: )
Kutsal Mantar:
(d. türk. yun. manitari'den) Bir tür uyuşturucu madde. psilobine. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kutsalan:
(t.i. erk.) Uğur getiren, kutlu kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutsalmış:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutsalan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutsan:
(t.i. erk.) Uğurlu, talihli ol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutsel:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutsan)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
kutsi hadis:
1. Allah’ın, Hz. Muhammed’in gönlüne ilham ettiği, onun da bu ilham edilen şeyleri kendi ifadesi ile dile getirdiği hadis(ler), rabbani hadis. 2- Hz. Peygamber’in Kur'an-ı Kerim dışında Allah’a nispet ederek söylediği sözler, hadisler. Kutsi hadislerle Kur'an-ı Kerim’in ayetleri arasındaki farklar şöyledir: Kutsi hadisin anlamı, Allah tarafından Hz. Peygamber’e ilham edilmiş olup kelime ve ifadeleri –diğer nebevi hadisler gibi- Hz. Peygamber’e aittir. Ayetlerin ise hem anlamı hem de kelime ve ifadeleri Allah’a aittir. Bundan dolayı Kur’an-ı Kerim’in ayet ve sureleri mucizedir. Kur’an-ı Kerim tevatür yoluyla –hiçbir değişiklik olmadan- günümüze kadar gelmiştir. Kutsi hadisler ise tevatür yoluyla nakledilmediği için sahih, hasen ve zayıf olanları vardır. Kur’an-ı Kerim ayetleri gerek namazda gerekse namaz dışında ibadet amacıyla okunur. Kutsi hadisler ise ibadet amacıyla okunmaz.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kutsoy:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutsel)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutu:
(yun.i. kutis, koitis'den) 1- Dişilik organı, vagina, ferç. Örn:: Gösterme halka giy donun örtüp bacağını, Dil olma gayrı kapa kutunun kapağını. (Enderunlu Fazıl, Zenanname) (bkz:: Bal Kutusu, Kuku) 2- (Kumarda) Kasa çanak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kutu Hakkı:
(d. yun. türk. e.) (Kumarhane gibi yerlerde) Kazanan kişinin kumar oynatan kişiye kazancından verdiği yüzdelik. Örn:: Kazanan %5 olan 50 lirayı kumarhane deyimiyle kutu hakkı olarak hemen öderdi krupiyeye. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) (bkz:: Tabela, Tebeşir)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Kutu Sahne:
(Alm. Gckkastenbühne) Rönesanş'ta ortaya çıkan, Barok döneminde gelişen, xvııı. yüzyılda iyice yayılan, bugün de en yerleşmiş sahne biçimidir: Üç duvarı kutu gibi kapalı, dördüncü duvarı seyirci salonuna sahne ağızı çerçeveli olan ve bir perde ile açılan sahne biçimi. (bkz. çerçeve sahnesi.)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Kutu Savunma:
(Basketbol Ter.) Box and one savunma.Dört savunmacının baklava şeklinde dizilip alan kapatması, bir savunmacının da serbest bir şekilde rakip skoreri tutmaya çalışması. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Kutulmuş:
(t.i. erk.) Kurtulmuş, aydınlığa kavuşmuş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutun:
(t.i. erk.) Kutlu, kutsal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutunalp:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutun)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kutuner:
(t.i. erk.) (bkz:: Kutun)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
kutup:
Tasavvufta veliler zümresinin başkanı, dünyanın ve âlemin manevi yöneticisi olduğuna inanılan en büyük veli, insanı kamil.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Kutyan:
(t.i. erk.) Uğurlu kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)
Kuvars:
Silisyum dioksitten oluşan, doğada yaygın bulunan sert mineral.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuvarsit:
Kuvars bakımından zengin, sert bir metamorfik kayaç.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Kuvayi Milliye Partisi:
Kısa Adı: KMP Genel Merkezi: Çankaya, Ankara Kuruluş Tarihi: 20.08.2020 Genel Başkanı: Sona Eriş Tarihi:FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Merkez Sol İdeoloji: Atatürkçülük NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )
Kuveyt:
Resmi Tam Adı: Kuveyt Devleti Arapça: Devletü'l-Kuveyt (دولة الكويت) (Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )
Kuveyt:
Yer Aldığı Kıta: Asya Kıtası'nda, Arap Yarımadası'nın (Arabistan Yarımadası) Kuzeydoğusunda, Basra Körfezi kıyısında yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )
Kuveyt:
Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Birleşik Krallık'tan (Büyük Britanya) 26 Ocak 1961 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )
Kuveyt:
Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Emirlik, Üniter. İktidar Kaynağı: Parlamenter Monarşi. NOT: Monarşi; Mutlak Monarşi veya Meşruti Monarşi (Parlamenter Monarşi, Anayasal Monarşi, Meşrutiyet) olarak ikiye ayrılır.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )
Kuveyt:
İdari Yapısı: 6 İdari Bölge: (Valilik) 1- El Ahmedî 2- El Asime 3-El Cehrâ 4- El Fervaniye 5- Havallî 6- Mübarek El Kebir(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )