Haydi Öğrenelim!
Kort:
(Badminton Ter.) 6.10 m. ve 13.40 m. boyutlarındaki badminton sahası.
MecmuaN.com Nedir?
MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.
Kelime Arama
Sende Yolla Hata Bildir!GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK
Mersin:
Mersin İlçeleri: 1-Akdeniz (22.03.2008) 2-Anamur 3-Aydıncık (04.07.1987) 4-Bozyazı (04.07.1987) 5-Çamlıyayla (20.05.1990) 6-Erdemli (01.06.1954) 7-Gülnar 8-Mezitli (22.03.2008) 9-Mut 10-Silifke (01.06.1933) 11-Tarsus 12-Toroslar (22.03.2008) 13-Yenişehir (22.03.2008)(Konusu: İl İlçeleri, Kökeni: )
Mersin:
Mersin; Doğudan Adana, Kuzeyden Karaman, Konya, ve Niğde, Batıdan Antalyaili ile komşudur. Güneyden Akdeniz ile çevrilidir.(Konusu: İl Komşuları, Kökeni: )
Mersin:
Nesiyle Meşhur: Silifke Yoğurdu, Anamur Muzu, Yer fıstığı, Turunçgil, Keçi Boynuzu, Cezerye, Seracılık Üretimi, Tantuni, Yaban mersini meşhurdur.(Konusu: İl Nesiyle Meşhur, Kökeni: )
Mersin:
Mersin'de Gezilecek Yerler: Tisan Yarımadası, Yapraklı Koyu, Akçakıl Koyu, Meydancık Kalesi, Yelbiz Kalesi, Mersin Asar Kalesi, Gülek Kalesi, Evciler Kalesi, Gediği Kalesi, Belenkeşlik Kalesi, Softa Kalesi, Çandır Kalesi, Sinap Kalesi, Tokmar Kalesi, Susanlık Kalesi, Gözne Kalesi, Mut Kalesi, Mamure Kalesi, Silifke Kalesi, Mezgit Kalesi, Korykos Kara Kalesi, Helenistik Kule, Tekirambarı Sarnıcı, Titiopolis Antik Kenti, Kleopatra Kapısı, Astım Dilek Mağarası, Gilindire Mağarası, Köşekbükü Mağarası, Çukurpınar Düdeni, Kayacı Vadisi, Karboğazı Kuvayi Milliye Anıtı, Refah Şehitleri Anıtı, Donuktaş Anıtı, Karacaoğlan Heykeli, Zeyne Türbesi, Dağpazarı Kilisesi, Cambazlı Kilisesi, Aya Tekla Kilisesi, Hazreti Mikdat Camii, Gözlükule Höyüğü, Nagidos Antik Kenti, Soli Antik Kenti, Kelenderis Antik Kenti, Olba Antik Kenti, Yumuktepe, Tarsus Müzesi, Mersin Müzesi, Üçgüzeller Mozaik Müzesi, Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi, Narlıkuyu Akyar Turizm Merkezi, Boğsak Adası, Taş Köprü, St. Paul Kuyusu, Limonlu Çayı, Anamur Çayı, Tarsus Şelalesi, Ilısu Şelalesi, Roma Yolu, Kanlıdivane, Alahan Manastırı, Uzuncaburç Kalıntıları, Adam Kayalar, Cennet Cehennem Mağaraları, Kızkalesi Deniz Kalesi, Kırkkaşık Bedesteni.(Konusu: İl Gezilecek Yerler, Kökeni: )
Mersin:
Genel Bakış: Akdeniz Bölgesinde yer alır. • Türkiye’nin güneyinde bulunan bir liman kentidir. Mersin Limanı Türkiye’nin en büyük limanıdır. •(Konusu: İl Genel Bakış, Kökeni: )
Mersin:
(asmar) Mersingiller familyasından; daima yeşil çalı veya 2-5 metre boyunda bir ağaçcık olan bir bitkidir. Yaprakları deri gibi serttir. Çiçekleri beyazdır. Kokusu güzeldir. 100 kadar türü vardır. Yabani mersin Akdeniz çevresinde yetişir. Meyvesine de mersin denir. Küçüktür. Tatlı bahratlı ve kokuludur. Yenir. Yapraklarında ve çiçek dallarında reçine, tanen, sinaol, terpen, mirtol, pinen gibi maddeler vardır. Meyvelerinde ise uçucu yağ, şeker, sitrik asit bulunur. Faydası:: Bronşitte faydalıdır. Mesane iltihaplarını da giderir. Nezlede faydalıdır. Akciğer iltihaplarında kullanılır. Bel soğukluğunda faydalıdır. İshali keser. Mide ağrılarını giderir. Egzamada faydalıdır. Saçları boyamakta kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Mersin:
1. Mersingiller familyasından, yaprakları yıl boyunca yeşil kalan, güzel kokulu ağaç türü (Myrtus communis). 2. Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde yer alan bir il ve liman kenti.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mersin balığı:
(Genel) Keski solungaçlılar (Acipenseriformes) takımına dahil olan büyük, pullu balık türlerinin genel adı. Yumurtalarından havyar elde edilen belirli türler bu gruba dahildir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mersin balıkları:
Mersin balıklarının (Acipenseridae) çoğulu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mersinbalığıgiller:
Mersinbalıkları takımına (Acipenseriformes) bağlı, mersinbalığı ve benzeri türleri içeren familya (Acipenseridae).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mersingiller:
Mersin, karanfil, okaliptüs gibi, genellikle güzel kokulu çiçekleri ve almaşık yaprakları olan, iki çenekli bitkiler familyası.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mersinmorinası:
Mersinbalığıgiller familyasına ait, Karadeniz ve Hazar Denizi’ndeki büyük mersin balığı türü (Huso huso); havyar üretiminde kullanılan önemli bir türdür.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Mert:
(f.i. erk.) 1- Özü, sözü doğru yiğit. 2- Erkek insan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)
Mertel:
(f.t.i. erk.) (bkz:: Mert)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Merter:
(f.t.i. erk.) (bkz:: Mert)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Mertkal:
(f.t.i. erk.) Her zaman doğru kal.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Mertkan:
(f.t.i. erk.) Mert soydan gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Mertol:
(f.t.i. erk.) Her zaman sözünün eri ol.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Fars+Tür)
Mervan:
(a.i. erk.) Emevi sülalesinin Mervan kolu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Merve:
(a.i. ka.) Mekke'de bir dağın adı olup hacılar, Merve ile Safa arasında Sa'y ederler yani 7 defa gidip gelirler.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Merve:
Mekke’de Kâbe’nin yakınlarında bulunan iki küçük tepeden biri. Hac sırasında Safa’dan Merve’ye dört gidiş ve Merve’den Safa’ya üç geliş olmak üzere aradaki mesafeyi yürümek haccın vaciplerindendir. Hac ve umre ibadetinde Safa tepesinden başlayan sa’y Merve’de biter. Rivayete göre, Hz. İbrahim’in hanımı Hz. Hacer, oğlu İsmail için su ararken Safa ile Merve arasında gidip gelmiştir. Hacılar, sa’y yapmakla Hz. Hacer’in bu eylemini canlı tutarlar. Örn:: “Şüphesiz ki Safa ile Merve (sıkıntılara göğüs germe ve inanç uğruna yapılan fedakârlık konusunda) Allah’ın sembollerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse bu iki tepe arasında sa’y etmesinde bir sakınca yoktur.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/158 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Meryem:
(ibr.i. ka.) 1- Abid. İbadete düşkün insan. 2- Hz. İsa'nın annesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: İbranice)
Meryem Suresi:
(a.i. سورة مريم) meryem suresi; hz. meryem'den ve onun hz. isa'yı dünyaya getirmesinden bahsetmesi sebebiyle "meryem sûresi" adını almıştır. kur'an-ı kerim'de 19 ncu sure, 16 ncı cüz, 304 ncü sayfadadır. 98 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 44 ncü sıradadır. fatır suresi'nden sonra, taha suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. Bazı tefsircilere göre 58. ayet, bazılarına göre de 71. âyet medine'de nâzil olmuştur. sure meryem'in isa'yı dünyaya getirişini anlatır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)
Meryem suresi:
Kur’an-ı Kerim’in on dokuzuncu suresidir. Mekke’de inmiştir. Doksan sekiz ayettir. İçerisinde (16-37 ayetleri arasında) Meryem kıssası anlatıldığı için bu adı almıştır. Sureye, Zekeriya Peygamberin Allah’tan aldığı emirleri insanlara tebliğ edecek ve kendisine mirasçı olacak bir oğul istemesini anlatan ayetlerle başlanır. Onun, bu isteğini Allah’a dua ederek arz ettiğini ve duasında ahlaki ölçülere uyduğu haber verilir. Allah’ın da Zekeriya Peygamberin duasını kabul ettiği anlatılır. Kur’an-ı Kerim’de, Zekeriya Peygamberin oğlu olan Hz. Yahya merhametli, kibar, günahlardan sakınan, anne ve babasına iyilik eden, toplumsal barışa katkı sağlayan bir kişi olarak tanıtılır. Surede, Hz. Meryem ile oğlu Hz. İsa’nın kıssasına da ayrıntılı bir biçimde yer verilir. Hz. Meryem’in Allah’ın emri ile hamile kalması, onun iffeti ve terbiyesi, doğum için kavminden uzak bir yere çekilmesi, doğum esnasındaki sıkıntıları ve Allah’ın ona ikramları, doğumdan sonra çocuğunu alıp kavminin huzuruna gelmesi ve kavminin ona karşı yapmış olduğu çirkin saldırılar anlatılır. Zekeriya Peygamber’in çocuğu olmayan hanımından çocuk yaratan Allah, bakire olan Meryem’den de babasız çocuk yaratmak suretiyle yaratmadaki kudretinin eşsizliğini tüm insanlığa göstermiştir. Her şey Allah’ın ‘ol’ demesiyle olur. Allah için, yaratmada hiçbir güçlük yoktur. Hz. İsa’nın annesinin kucağında konuşması, Hristiyanların Hz. İsa’yı Allah’ın oğlu sayan bütün yanlış düşüncelerini ve inanışlarını reddedercesine “Ben, Allah’ın kuluyum ve onun peygamberi olacağım.” demesi, Allah’ın gönderdiği bütün dinlerin özü olan tevhit inancına vurgu yapması, namaz ve zekâtı emretmesi, anne ve babaya iyi davranmanın önemli bir ahlaki ilke olduğunu belirtmesi, surede işlenen en önemli konulardandır. Surede, Hz. İbrahimle Azer arasında geçen tevhit mücadelesine de yer verilir. Hz. İbrahim, tevhit dinini tebliğ edip putperestliğe karşı çıkarken Azer’in bu nedenle onu öldürmek istemesi anlatılır. Hz. İbrahim’in ise onun bu karşı çıkışına iyilik ve dua ile karşılık verdiği belirtilir. Surede, Hz. Musa ve onun Tur dağında aldığı vahiy, Hz. İsmail ve onun tebligatı da çok kısa olarak anlatılır. Bu çerçevede müminlerin sahip olması gereken özelliklere de yer verilir. Müminlerin vahye uymaları, imanlarında sadık olmaları, günahlardan tövbe etmeleri, namaz kılmaları, zekât vermeleri emredilir. Ahiret hayatının mutlaka gerçekleşeceğine dair açıklamalar yapılır. Allah, vahye karşı çıkanlara ve ahirete inanmayanlara süre tanıdığını hatırlatır. Peygamberden, müşriklere gelecek azabı isteme konusunda acele davranmaması tavsiye edilir. Ayrıca Hz. İsa’yı veya melekleri Allah’ın çocukları diye anan tüm müşriklere uyarılar yapılır. Bu uyarılara kulak vermeyenlerin ahiret gününde cezalandırılacağı haber verilir. Kur’an-ı Kerim’in müminler için bir müjde olduğunu bildiren, vahye inanmayanların ise helak olacaklarını anlatan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Meryem Uzerli:
Meriem Sarah Uzerli (d:1983; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Meryemotu:
(mübarekotu) Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Faydası:: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Meryempelsengi:
(çalapa) Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir. Faydası:: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Merzat:
(a.i. erk.) Rıza, hoşnutluk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Merzuk:
(a.i. erk.) Rızıklandırılmış, rızık verilmiş.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Merzuka:
(a.i. ka.) (bkz:: Merzuk)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
mesafe:
ad 1. uzaklık, ara. 2. MEC. ilişkilerde senlibenli olmama, belli bir uzaklık bulunma durumu. 3. yol almak, ilerlemek. 4. MEC. (bir işte) oldukça ilerlemek, belli bir aşamaya ulaşmak. 5. belli bir boşluk, aralık bırakmak. 6. MEC. (bir ilişkide) belli bir ölçü koymak, çok senlibenli olmamak.(Konusu: , Kökeni: arapça)
mesafe kevhaları:
(B-13b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, meskun mahal ve kavşak çıkışı mesafe levhalarında belirtilen yerleşim birimlerine olan uzaklıkları bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
mesafe paneli:
(PL-2) Trafik Panel İşareti: Bu panel levha, bir tehlikeye veya (B) grubu işaretleri ile aktarılan bilgiye olan mesafeyi gösterir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Mesaj:
Kısa yazılı bildiri; telefon, e‑posta veya uygulama üzerinden gönderilen iletidir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
mesalihimürsele:
Hakkında ayet, hadis, icma ve kıyas gibi emir veya yasak edici dini bir delil bulunmayan ve İslam dininin ruhuna uygun olan faydalı şeylere göre hüküm verme veya davranma. İslam hukukçuları, mesalihimürselenin dini bir delil olup olmadığı konusunda ayrılığa düşmüşlerdir. Hanefiler ve Şafiiler mesalihimürseleyi kıyasın içinde düşünürlerken, Malikiler ise hüküm çıkarmada başvurulan ayrı bir kaynak olarak ele almışlardır. Maliki Mezhebi’ne göre mesalihimürseleyle varılan hüküm akla aykırı olmamalı, bir güçlüğü veya zorluğu ortadan kaldırmalı ve İslam dininin gönderiliş amacına uygun olmalıdır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mesbuk:
1- Geçilen, geride kalan kimse. 2- Cemaatle kılınan namazın birinci rekâtını kaçırıp namazın arasında veya sonunda imama uyan kimse. Mesbuk, imamla birlikte son oturuşa oturduğunda selam vermez. İmam selam verince ayağa kalkar ve imamla birlikte kılamadığı rekâtleri yalnız başına kılar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mescidiaksa:
Kudüs’te bulunan, Kâbe ve Mescidinebi’den sonra Müslümanların en önemli üçüncü mescidi. Mescidiaksa, Hz. Süleyman Mabedi’nin bulunduğu yerde Süleyman Peygamber tarafından yapılmıştır. Beytimakdis adı da verilir. Mekke’ye çok uzak olmasından dolayı ‘en uzak mescit’ anlamında Mescidiaksa adı verilmiştir. Müslümanlar hicretten sonra bir buçuk yıl kadar Mescidiaksa’ya yönelerek namaz kılmışlardır. Hicretten önce gerçekleşen İsra ve Miraç olaylarında da Hz. Peygamber’in uğrak yeri olmuştur. Mescidiaksa’nın bulunduğu yerler Hz. Ömer’in hilafeti döneminde fethedilmiştir. Örn:: “Kulu (Muhammed’i) gece vakti ayetlerimizden bir kısmını göstermek için Mescidiharam’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidiaksa’ya götüren Allah’ın yüceliğinde sınır yoktur. O her şeyi işitir ve görür.” (Kur’an-ı Kerim İsra suresi 17/1 nci Ayet) Örn:: “Mescidiaksa’da kılınan bir rekât namazın sevabı diğer yerlerde kılınan beş yüz rekât namazın sevabından daha çoktur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mescididırar:
Hicretten sonra H.9- M. 630 yılında Tebük seferi öncesi münafıklar tarafından Müslümanları gözetim altında tutmak, onlara tuzak kurmak için Kuba Mescidi’nin tam karşısında yapılan bir mescit. Mescididırar’ın yapılış amacı Allah tarafından bildirilmiştir. Hz. Peygamber de bu mescidi Tebük seferinden (9/630) sonra yıktırmıştır. Dırar mescidinin yapılma fikrini veren Ebu Amir er- Rahip adlı Medine asıllı Hristiyan bir münafıktır. O, İslam’ın Medine’de yayılmasını engellemek ve Hz. Peygamber’in varlığına son vermek için bu mescidin yapılmasını planlamıştır. Ebu Amir; Hz. Peygamber ve arkadaşları, cumartesi günleri Kuba mescidine geldiklerinde bu planını gerçekleştirmek istemiştir. Allah’ın, peygamberine bildirmesi üzerine bu kötü planını gerçekleştirememiştir. Örn:: “(Sefere katılmayanlar arasında) bir de müminlere zarar vermek, hakikati inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaş açmış olan (adamın gelmesini) beklemek için Mescididırar’ı kuranlar ve ‘(bununla) iyilikten başka bir şey kastetmedik.’ diye yemin edecek olanlar vardır. Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/107 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mescidiharam:
(bkz:: Kâbe)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mescidinebi:
Hz. Peygamber’in hicretten sonra Medine’de yaptırdığı Kâbe’den sonra en önemli ikinci mescit. Hz. Peygamber hem ibadet hem de eğitim, öğretim amacıyla Mescidinebi’yi yaptırmıştır. İlk İslam üniversitesi olan Suffa’yı da bu mescidin yanında kurmuştur. Çeşitli dönemlerde ihtiyaç oldukça genişletilmiş ve bugün yüz binlerce insanın namaz kılabileceği duruma gelmiştir. Mescidinebi’nin arsasını Hz. Peygamber, Neccaroğullarından Sehl ve Süheyl adlı iki kardeşten paralarını ödeyerek satın almıştır. Yapımı sırasında Resulullah sırtında taş ve kerpiç taşıyarak çalışmıştır. Bu mescit o gün için üstü açık olarak inşa edilmiş daha sonraları hurma dalı ve yapraklarıyla üstü örtülmüştür. Hz. Peygamber, hutbelerini burada bir hurma kütüğünün üzerine çıkarak okumuştur. Mescidin doğu tarafında duvara bitişik olarak Resulullah’ın hanımları için odalar yapılmıştır. Mescidinebi o gün için tüm devlet işlerinin görüldüğü merkezi bir konuma sahip olmuştur. Müslümanların nüfusunun artmasıyla zaman zaman genişletilmiştir. Örn:: “Mescidinebi’de kılınan namaz diğer mescitlerde kılınan bin rekât namazdan daha faziletlidir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mescit:
İçerisinde beş vakit namaz, cuma ve bayram namazlarının kılındığı Müslümanların ibadet yeri, cami, namazgâh. Türk toplumunda içinde ibadet edilen küçük yerlere mescit, büyüklerine de cami denir. Yeryüzünde ilk yapılan mescit Kâbe’dir. Hz. Âdem tarafından yapılmış, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından da yeniden inşa edilmiştir. Hz. Peygamber’in yaptırdığı ilk mescit ise Kuba Mescidi’dir. Bu mescitten sonra Medine’de Mescidinebi yapılmıştır. Mescidin bölümleri şunlardır: 1- Mihrap: İmamın öne geçip namaz kıldırdığı, mescidin en ön kısmında ve kıble tarafında bulunan genellikle oyuk olan yer. 2- Minber: Basamaklarla çıkılan ve üzerinde ayakta hutbe okunan yer. 3- Kürsü: Vaizlerin halka İslami bilgileri anlatmak için oturdukları yüksekçe yer. Örn:: “Bir kimsenin (cemaatle namaz kılmak için) mescide sürekli gittiğini gördüğünüz zaman onun mümin olduğuna şahitlik ediniz.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mesen:
Mesen, özellikle sanat, edebiyat ve bilim insanlarını maddi olarak destekleyen, onları koruyan zengin ve nüfuzlu kimse veya sınıfa verilen addır. Fransızca mécène kelimesinden gelen bu kavram, günümüzdeki sponsorluk kavramının tarihsel temeli olup, Rönesans döneminde sanatın gelişmesinde büyük rol oynamıştır. MS 1. yüzyılda yaşamış olan Romalı devlet adamı ve şair koruyucusu Gaius Maecenas'tan ismini almıştır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Meserret:
(a.i. ka.) Sevinçler. Şenlik, sevinç.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Meset suresi:
Tebbet suresi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
mesh:
1- Silme, sıvazlama, ıslak eli bir şey üzerine sürme. 2- Abdest alırken ıslak eli başın üzerine sürme. 3- Abdest alırken ıslak eli ayağa giyilen mestin üzerine sürme. Abdestte başı mesh etmek farzdır. Ayağa giyilen mest üzerine mesh etmek ise dinin ibadetlerde tanıdığı bir kolaylıktır. Örn:: “Ey iman edenler! Namaz kılmak istediğiniz zaman (abdest alırken) yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızı meshedin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın...” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/6 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mesih:
(a.i. erk.) 1- Üzerine yağ sürülmüş. 2- Mesholunmuş, başka bir şekle girmiş olan. 3- Acaip, tuhaf. 4- Ölmek. Mesih: Hz. İsa'nın elini sürdüğü hastaların derhal iyileşmesi dolayısıyla kendisine isim olarak verilmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mesih:
(bkz:: İsa Peygamber)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
meskun:
sıfat üzerinde, insanların oturduğu konutlar bulunan, insan oturan, yerleşilmiş (arazi).(Konusu: , Kökeni: arapça)
meskun mahal levhası (il merkezi):
(B-9a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir il merkezine girilmekte olduğunu, il'in nüfus ve deniz seviyesinden yüksekliği ile azami hız sınırının 50 Km/saat olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal levhası (ilçe merkezi):
(B-9b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir ilçe merkezine girilmekte olduğunu ve ilçe nüfusu ile birlikte azami hız sınırının 50 Km/saat olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal levhası (köy,belde,bucak merkezi):
(B-9c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir bucak-belde-köy merkezine girilmekte olduğunu ve azami hız sınırının 50 Km/saat olduğunu bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal sonu levhası (il merkezi):
(B-10a) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir il merkezi meskun mahallinin ve azami hız sınırı 50 Km/saatin sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal sonu levhası (ilçe merkezi):
(B-10b) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir ilçe merkezi meskun mahallinin ve azami hız sınırı 50 Km/saatin sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal sonu levhası (köy,belde,bucak merkezi):
(B-10c) Trafik Bilgi İşareti: bu işaret levhası, bir bucak-belde-köy merkezi meskun mahallinin ve azami hız sınırı 50 Km/saatin sona erdiğini bildirir.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
meskun mahal ve kavşak çıkışı mesafe levhaları:
(B-13a) Trafik Bilgi İşareti: meskun mahal ve kavşak çıkışı mesafe levhaları, daha önce kavşak öncesi yön levhası üzerinde belirtilmiş olan mesajları teyit etmek üzere il ve ilçe çıkışlarında kullanılır.(Konusu: trafik işareti, Kökeni: )
Meslek Hastalığı:
(occupational disease) Çalışanın, çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza hâlleri.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )
Meslekten Oyuncu:
(Fr. acteur professionel (actrice) - İng. professional actor (avtress) - Alm. Berüfsschauspieler (-in)) Oyunculuk eğitiminden geçmiş, oyunculuğu meslek edinmiş, para karşılığında oynayan kadın ve erkek oyuncu. Acemi olmayan oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Mesnevi:
Büyük Türk İslam düşünürü Mevlana Celaleddin Rumi’nin (ö. 235 672/1273), 25618 beyitten oluşan Farsça eseri. Mevlana, Mesnevi’yi öğrencisi Hüsamettin Çelebi’nin teşviki ve ısrarı ile yazmıştır. İlk 18 beytini bizzat Mevlana kendisi yazmış geri kalan kısmını ise Hüsamettin Çelebi’ye (ö. 683/1284) söyleyerek yazdırmıştır. Akıcı bir üslupla insanları aydınlatmak ve onlara yol göstermek amacıyla yazılan eserde, birçok hikâye vardır. Ayrıca peygamber kıssaları ve evliya menkıbeleri de bolca yer alır. Mesnevi, hem doğu hem de batı ülkelerinde tanınan bir eserdir. Doğu ve batı dillerine çevirileri yapılmıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mesrur:
(a.i. ka.erk.) Sevinçli, memnun, sevinmiş meramına ermiş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)
Mesrure:
(a.i. ka.) (bkz:: Mesrur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Messina:
Messina; (İtalyanca: Messina; Sicilyaca: Missina) İtalya'da Sicilya Adası özerk bölgesinin en büyük üçüncü şehri olup, Messina ilinin başşehridir. Messina Boğazı'nda Sicilya'nın kuzeydoğu kenarında; İtalyan anakarasını Sicilya'dan ayıran Messina Boğazı'nın batısında konumlanır. Reggio Calabria'nın kuzeyinde konumlanan Villa San Giovanni'nın karşısında yer alır. Günümüzde bu iki taraf arasında ulaşım deniz yolu ve feribotlara dayanmakta ise de iki tarafı uzun bir köprü ile birleştirme planları ileri safhalardadır. Messina şehri Iyon Denizi ve "Peloritani" tepeleri arasında kurulmuştur. Efrafındaki tepeler Sicilya adasının içinden uzandığı için Messina şehrinin gelişimi dar olan deniz sahillerinde olmuştur. Bu nedenle Messina şehri dünyanın "en uzun şehri" lakabına hak kazanmıştır.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )
mest:
Topukları örtecek biçimde ayaklara giyilen ve belli mesafede yola dayanıklı, bağsız olarak ayakta durabilecek şekilde kalın, suyu hemen içine çekmeyen, deri veya keçe gibi maddelerden yapılan bir çeşit ayakkabı. Mestler üzerine mesh vermek müminler için bir dinî kolaylıktır. Mest üzerine mesh müddeti: yolcu olmayanlar için 24 saat, yolcular için ise 72 saattir. Mest üzerine mesh yapılabilmesi için mestin ayağa abdest alındıktan sonra giyilmesi, mestin topukları örtmesi, üzerinde geniş bir yırtığın olmaması gerekir. Örn:: “Yolcu olmayanlar bir gün bir gece, yolcular ise (isterlerse) üç gün üç gece mest üzerine mesh ederler.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mestan Ağa:
(Kar.) Karagöz oyununda ezik bir göçmen ağzıyla tane tane konuşan Rumeli tipi. Çoğu kez pehlivan, kimi kez de arabacı olur. Durmadan köyünden bıktığını söyler. Pehlivanlıktan dem vurur. Ama koftur. Kendinden zayıfına bile yenilir. Korkak değilse de yılgındır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
mesture:
(bkz:: tesettür)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Mesud:
(a.i. erk.) Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Mesude:
(a.i. ka.) (bkz:: Mesud) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Mesut Engin:
Mesut Kundak (d:1953; ö:2011)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )
Meş’ariharam:
1- Saygıya değer, ibadetlere ait dini sembolleri taşıyan yer. 2- Arafat’la Mina arasındaki Müzdelife adlı yerde “Kuzah” denilen ve üzerinde “Mikade” adında silindir şeklinde bir taşın bulunduğu tepe. Hz. Peygamber, Veda Haccı’nda Müzdelife’ye gelince Meşariharam denilen bu tepenin yanında sabaha kadar dua ve ibadet etmiştir. Meşariharam’da bir süre kalmak haccın sünnetlerindendir. “Arafat’tan kitleler halinde ayrılırken Meşariharam’da Allah’ı zikredin.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/198 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Meşale:
(Kar.) Karagöz perdesinin ardında yakılan ışık. (bkz:: Şem'a)(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Meşale Çanağı:
(Kar.) Eski Karagözcülerin meşaleyi yaktıkları çanak ya da altlık.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )
Meşe:
(bişe) Kayıngiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yapraklı olan, uzun ömürlü bir orman ağacı cinsidir. Odunu sık dokulu; ağır, sert ve damarlıdır. Erişkin meşenin odunu, kızıla çalan koyu sarı renktedir. Doğal olarak 30'dan fazla türü vardır. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır. Faydası:: İshal ve dizanteriyi keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını tedavi eder. Kanamaları durdurur. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )
Meşe Büken:
(d. fars. bişe, türk.) İri yarı, güçlü erkek. Güçlü ama pek akıllı olmayan adam. Örn:: - Ulan sen gavur musun meşe büken? -Efendim? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Meşe Odunu:
(d. fars. türk.) Kaba saba kimse, taşralı görgüsüz. Örn:: Ahfeşin keçisi gibi boyuna baş sallıyor. Cahil eşşek yarma meşşe odunu. (Orhan Kemal, Kadın Parmağı) (Genellikle ş harfi vurgulanarak şeddelenerek söylenir: Yür-rüü Meşşe odunu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )
Meşhed:
(a.i. erk.) Bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin gömüldüğü yer. İran'da ziyaretgah olan meşhur şehir. Hz. Peygamber (s.a.s)'in isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Meşhur:
(a.i. erk.) Ünlü, argın, tanınmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Meşhure:
(a.i. ka.) (bkz:: Meşhur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
Meşkhane:
Yeni dervişlerin sema talimleri yapmaları için döşemesine iri çiviler çakılı büyük oda.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )
Meşkur:
(a.i. erk.) Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)
Meşkure:
(a.i. ka.) (bkz:: Meşkur)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)
meşru:
1- Yapılmasına dinen izin verilmiş, dine uygun olan şey. Örn:: “…Yöneticilere itaat ancak meşru konulardadır…” (Hadis) 2- İslam hukukunda farz, vacip, sünnet, müstehap ve mübah olan tüm davranışlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
meşru müdafaa:
1- Mal, can, namus ve akla yönelik haksız bir saldırı karşısında kişinin kendini savunması. 2- Bir kimsenin haksız bir saldırıyı kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak amacıyla zorunlu tepki göstermesi ve bunu uzaklaştıracak ölçü ve oranda kuvvet kullanarak bir hakkı koruması. Meşru müdafaa, hukukun kişiye tanıdığı bir haktır. Kişi bu hakkı haddi aşmamak şartıyla yerinde kullanabilir. Örn:: “Kim malı, namusu ve canı için meşru müdafaa yaparken öldürülürse şehit olur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
meşveret:
(bkz:: istişare)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Metabolit:
(Biy.Sp.Ter.) Metabolik olaylar sonucu üretilen herhangi bir madde.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Metabolizma:
(Biy.Sp.Ter.) Vücutta oluşan tüm kimyasal değişiklikler ve reaksiyonlar.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )
Metabolizma:
Canlıdaki tüm kimyasal süreçlerin bütünü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
metaf:
Hac, umre ya da ibadet amacıyla Kâbe’nin etrafında tavaf yapılırken dönülen alan. Tavaf, Mescidiharam denilen ve sınırları belirlenmiş olan alan içerisinde yapılır. Bu alanın dışında yapılan tavaf geçerli değildir. Kâbe duvarının hemen bitişiğinde yarım ay şeklindeki ‘Hicr’ denilen yer, metaftan sayılmadığı için tavafın Hicr’in dışından yapılması gerekir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )
Metafizik:
Fizik ötesi varlık ve gerçeklik alanını inceleyen felsefe(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metafor:
Mecaz, benzetme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metaforik:
Mecazlı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metal:
Metal, yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, şekillendirmeye yatkın, katyon oluşturma eğilimi yüksek, oksijenle birleşerek çoğunlukla bazik oksitler veren elementlerdir. Metaller, kendi aralarında soy metaller ve soy olmayan metaller şeklinde sınıflandırılabilir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metalbilim:
Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metalbilimsel:
Metal bilimsel, Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre "metal bilimi (metalurji) ile ilgili" veya "metalürjik" anlamına gelen sıfat türünde bir ifadedir. Metallerin yapısı, üretimi, işlenmesi ve özellikleri üzerine yapılan bilimsel çalışmaları ve teknik işlemleri kapsar. (Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metalik:
Metal özellikleri taşıyan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metalograf:
Metallerin iç yapısını inceleyen meslek dalının çalışanına "metalograf" ismi verilir. Metalograf, metalurji ve malzeme mühendisine bağlı olarak metalin yapısını ve bileşenlerini inceleyen teknik bir alandır. Mikro yapı malzeme özelliklerini inceleyerek, mikro yapıda gözlenmesi gereken bileşenleri nicelik ve nitelik olarak ortaya koyan çalışmalar yapan meslek dalına ait profesyonellere verilen unvandır. Metalograf, optik spektrometre ile kimyasal analizler yapar. Sertlik, basma, çentikli darbe, tokluk gibi deneylerle malzemelerin mekanik özelliklerini ölçer. Metalograf olmanız için üniversitelerin "Metalografi ve Malzeme Muayenesi" ön lisans bölümünü tamamlayarak kariyerinizi bu alanda yönlendirmeniz gerekir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metalografi:
Metalografi, metal ve alaşımlarının iç yapısını (mikroyapı) mikroskop altında inceleyen bilim dalıdır. Tanelerin boyutu, faz dağılımı, alaşım bileşimi ve çatlaklar gibi özellikleri analiz ederek malzemenin performansını, ısıl işlem durumunu ve üretim kalitesini belirlemek için kullanılır. Metalik malzemelerin kalite kontrolü, hasar analizi ve araştırma-geliştirme süreçlerinde temel bir yöntemdir.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )
Metaloit:
Yarı metal özellikli element.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )