MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Batı Şeria:

Resmi Dili: Arapça Diğer Dili: İbranice, İngilizce

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Nahçıvan:  

Resmi Dili: Azerice(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Para Birimi: Azerbaycan Manatı Para Birimi Kodu: AZN(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Dini: İslamiyet Mezhebi: Sünnilik NOT: İslamiyet'in 2 ana mezhebi: Sünnilik, Şiilik(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Nahçıvan Bayrağı: Azerbaycan bayrağından farklı bir Nahçıvan bayrağı hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Azerbaycan Cumhuriyetinin sahip olduğu tüm devlet simgelerinin tamamı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti için de geçerlidir. Şu an Azerbaycan bayrağı olarak kullanılan, mavi, kırmızı ve yeşil renkli bayrak ilk defa 1988 yılında Nahçıvan'da kullanılmaya başlanmış ve daha sonra, 90'lı yılların başında Nahçıvan'ın resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyetinin genelinde ise, aynı bayrak birkaç ay sonra tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Bahsi geçen bayrak ilk defa 1918 yılında ilk, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde kabul edilmiştir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Milli Marşı: "Azərbaycan Respublikasının Dövlət Himni" Nahçıvan'ın (Azerbaycan Cumhuriyeti'nin özerk bölgesi olduğundan) ulusal marşıdır.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Nahçıvan:  

Genel Bkş: Azerbaycan'a bağlı olmakla birlikte, bu ülkeyle fiziki bağlantısı olmayan Nahçıvan, Türk devletleri arasında Türkiye ile kara sınırı bulunan tek toprak parçasıdır. Türkiye ile Nahçıvan arasında 17 km'lik bir sınır bulunmaktadır. Nahçıvan şehir merkezi ile Türkiye'nin Iğdır şehri arasındaki uzaklık 160 km olup, iki şehir karayolu ile birbirlerine bağlanmıştır. İki ülke arasındaki ulaşım ve ticari ilişkiler Dilucu Sınır Kapısı'ndan gerçekleştirilmektedir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Nahha:  

(bkz:: Nakka)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nahid:  

(f.i. erk.) Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça'da) Yeni yetişen kız. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Nahide:  

(f.i. ka.) (bkz:: Nahid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nahif:  

Yanlış: Naif (Saf, Deneyimsiz, Acemice anlamında) Doğru: Nahif(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Nahik Çelebi:  

(d. a. nahik, anıran eşek, türk.) (Kumarda) Dikkatsiz, akılsızca oynayan kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nahire:  

(a.i. ka.) Ayın ilk günü ya da son gecesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nahl Suresi:  

(a.i. سورة النحل) nahl suresi; 68. âyette balarısı'ndan söz edildiği için sûreye bu ad verilmiştir. kur'an-ı kerim'de 16 ncı sure, 14 ncü cüz, 268 nci sayfadadır. 128 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 70 nci sıradadır. kehf suresi'nden sonra, nuh suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede başlıca, kainatta Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, vahiy, öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. surenin 90. ayeti her Cuma namazında hutbenin ardından okunmaktadır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Nahl suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in on altıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Yüz yirmi sekiz ayettir. Adını altmış sekizinci ayette geçen ve ‘bal arısı’ anlamına gelen ‘nahl’ kelimesinden almıştır. Sureye, şirkin kötülüğü ve çirkinliği dile getirilerek başlanır. Vahyi melekler aracılığıyla gönderen Allah’ın birlik ve yüceliğine dikkat çekilir. İnsanın yoktan yaratılışı ve hizmetine verilen nimetler sıralanır. Allah’ın yağmuru yağdırması, ekinleri, meyveleri yaratması, gezegenleri, yeryüzünü ve güneşi insanların emrine vermesi, birçok yarar için denizleri var etmesinin birer lütuf olduğu üzerinde durulur. Surede, dağların, ırmakların ve yolların yaratılış hikmet ve gerekçeleri anlatılır. Bütün bunları yoktan var edenin sayısız nimetler veren Allah olduğu vurgulanır. Allah’ın gizli açık her şeyi bildiğinden bahsedilir. Putların dualara cevap veremeyen âciz varlıklar olduğu belirtildikten sonra insanlarda ahiret bilincinin kuvvetlenmesi için kıyamet ve ölümün mutlaka gerçekleşeceği ile ilgili açıklamalar yapılır. Salih müminlerin ölüm anında canlarının çok kolay bir şekilde çıkması ve ahirette onlara bağışlanacak nimetlere yer verilir. İnkârcıların ölüm anı anlatıldıktan sonra onların hesaba çekilirken, yaptıkları kötülükleri itiraf etmeleri ve inançlarında başkalarını taklit ettikleri için duydukları pişmanlıklar gözler önüne serilir. Bu çerçevede elçi göndermenin amacına değinildikten sonra tekrar dirilme üzerinde durulur. Dünyada, dini uğrunda zulme uğrayıp sabreden müminlere cennetteki konumlarıyla ilgili müjdeler verilir. Kur'an-ı Kerim’in gönderiliş amacı açıklandıktan sonra müminler Kur'an-ı Kerim’in ayetleri üzerinde düşünmeye davet edilirler. Tabiattaki tüm varlıklar, ayrıca melekler Allah’a sürekli kulluk ederken insanların bazısının ibadet yapmaması ve inkârcı davranışlar sergilemesi kınanır. Surede müşriklerin, melekleri Allah’ın kızları olarak kabul edip sonra da kendilerinin kız çocuğu olunca bu durumdan utanma duymalarındaki çelişkiye dikkat çekilir. Her topluma içine düştükleri inanç alanıyla ilgili yanlışları düzeltmek için peygamber gönderilmesine ve gönderilen bu peygamberlerin görevlerine değinilir. Tüm canlıların insana hizmet için yaratıldığı ve bal arısının da Allah’ın emri üzerine insanların yararlanması için gösterdiği çaba açıklanır. İnsanlara çocuklar, eşler, torunlar ve rızık veren Allah’ı ululamanın önemi belirtilerek kişiler Allah’a şükretmeye davet edilirler. Bütün bu nimetleri insanlara karşılıksız verenin Allah olduğu vurgulanır. İnsanın, bu nimetlerin şükrü için tabiata ve içindeki olaylara bakıp ibret alması öğütlenir. Evler, hayvanlar, elbiseler ve savunma amaçlı yapılan savaş aletlerinin her birisi birer nimet olarak takdim edilir. Tüm bu nimetlere şayet insan nankörlük eder ve Allah’a şirk koşarsa bu durumun insanın aleyhine olacağı belirtilir. Hz. Peygamber’in, ümmeti ve tüm insanlık için şahit ve örnek olduğu belirtildikten sonra insanlık için çok önemli evrensel ilkeler açıklanır. Bunlar; adalet, iyi ve güzel davranma ve akrabalara yardım etmektir. Ayrıca zina, zulüm, akla ve dine aykırı olan her türlü davranış yasaklanır. Surede, Allah’a ve insanlara verilen sözlerde durmanın gereği hatırlatılıp yapılan yeminleri yerine getirme tavsiye edilir. Kur'an-ı Kerim’i okumanın önemi üzerinde durulduktan sonra Kur'an-ı Kerim’in yaşanan olaylar üzerine inen ve insanların sorunlarını çözen ilahî kelam olduğu anlatılır. Bu ilahî kelama karşı çıkanların hüsrana uğrayacaklarına işaret edildikten sonra da ahirette verilecek olan cezaların bireyselliğine değinilir. Leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların haram oluşu anlatılarak insanların Allah’a rağmen haram ve helal koymada yetkili olmadıkları buyrulur. Günahlara tövbe etmenin önemi üzerinde durulur. Müminlerin inançlarını korumakta İbrahim Peygamber gibi olmaları önerilir. İnsanların dinin özünde düştükleri ayrılıkları Allah’ın kıyamet günü açıklayacağı bildirilerek Yahudilerin düşmüş olduğu dinî ayrılıklara Müslümanların düşmemesi tavsiye edilir. Surede, İslam dinine davetin evrensel ilkelerine vurgular yapılır. Her İslam davetçisinin Allah yoluna bilgi ve öğütle çağırıp insanlarla en güzel biçimde iletişimde bulunmaları emredilir. İnkârcılar İslami davete olumlu cevap vermezlerse davetçilerin sabır ahlakı ile ahlaklanmaları önerilir. Allah’ın inanç ve ibadetlerine karşı duyarlı olan Müslümanları koruyacağını bildiren ayetle sure son bulur(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Naib:  

(a.i. erk.) 1- Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, Şeriata göre hükmeden hakim. 2- Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naibe:  

(a.i. ka.) Vekil, birinin yerine geçen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nail:  

(a.i. erk.) Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Salih'tir. Manastır'da doğmuş, Mısır'da vefat etmiştir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naile:  

(a.i. ka.) (bkz:: Nail)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Naim:  

(a.i. erk.) 1- Bollukta yaşayış. 2- Cennetin bir kısmı. dâr-ün-naîm: Cennet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naim Süleymanoğlu:  

(lakabı/sp.) Cep Herkülü(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Naima:  

(a.i. erk.) Haleb'te doğmuş, asıl adı Mustafa Naim'dir. Naima tarihiyle meşhurdur.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naime:  

(a.i. ka.) Güzel zarif kadın. Nazlı büyütülmüş kadın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Naire:  

(a.i. ka.) Ateş, alev, sıcaklık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nakaranta:  

(i.) Yok, olmaz, hiç anlamlarında kullanılır. Örn:: Ama madi laçolara koli nakaranta. (Dr. Arslan Yüzgün, Mavi Hüviyetli Kadınlar) (Nakinta)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nakarat:  

Kitabın Türü: Hikaye Kitabın Yazarı: Ömer SEYFETTİN Kitabın Konusu: Bir Türk subayının hayalperest ve bilinçsiz davranışları sonucu içine düştüğü durum anlatılmaktadır. Kitabın Ana Fikri: Devlete zarar veren Bulgar çetelerine karşı görevli bir Türk subayının, Bulgar milliyetçisi bir kadının güzelliğine kapılarak gaflet ve dalalette bulunması, vazife mesuliyetinden uzaklaşması, bilinçsizliğidir.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Nakavt:  

(Boks Ter.) Bir boksörün aldığı darbelerden sonra yere düşüp hakemin 10 saniye saymasına rağmen ayağa kalkamaması durumunda yenil ilan edilmesi. Knock-out. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Nakavt:  

1. Boksta, bir yumrukla rakibi yere serip ayağa kalkamayacak duruma getirme. 2. Mecaz: Tam anlamıyla etkisiz bırakma, susturma.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

NAKAYUBI:  

(nakayubi) Orta parmak.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Nakış:  

(a.i. nakş'tan) (esk.) Yüzdeki öğeler, kaş göz gamze vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Naki:  

(a.i. erk.) 1- Temiz, pak. 2- Çok ince, çok güzel, zarif.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nakib:  

(a.i. erk.) Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nakibe:  

(a.i. ka.) 1- İnsan ruhu. 2- Akıl.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nakil:  

(a.i. naki) (Esrarlı sigara içen iki kişi, çift) Dumanı birbirine ağızdan ağıza aktarmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nakinta:  

(çing.i.) Hayır, yok anlamında kullanılır. Örn:: Beş kieopatrası bile nakintadır. (Dr. Arslan Yüzgün, Eşcinsellik)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nakiye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Naki)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nakka:  

(a.i. naka, dişi, deve'den) 1- Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Gabriel bir nakkalar kulübünde Sevilyalı kadın kılığında dans eder. (Raymond Oueneau - Tahsİn Yücel, Zazie Metroda) 2- Yok, hiç anlamlarında da kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nakkal:  

(İsl. Tiy.) İran'da hikaye anlatıcı.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Nakkarhane:  

(bkz:: Mehterhane)(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Nakşibendi:  

Nakşibendi tarikatına bağlı olan kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nakşibendi Tarikatı:  

Nakşibendilik; (Osmanlıca: نقشبندیه Nakşbendiye), Abdulhalik-ıl Güjdevani tarafından sistemleştirilen, Muhammed Bahauddin Şah-ı Nakşibendi'nin isim babası olduğu Sünni İslam dini tarikatı. "Nakış yapan" anlamına gelen Nakşibend, Nakşibendi mürşidlerinin, kalbi dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü için bu adı almıştır. Türkiye'de en fazla kolu, en fazla cemaati, en fazla müridi bulunan, siyaset ile iç içe olan, Türkiye'nin en etkili tarikatıdır. Nurcular da nakşibendiliğin bir koludur. Nakşibendi Kolları: 1- Menzil Cemaati (gavsçılar) (semerkand) 2- İskenderpa Cemaati 3- İsmailağa Cemaati (ihvancılar-cübbeli ahmet hoca) 4- Süleymancılar Cemaati 5- Hazneviler Cemaati (şeyh izzettinciler) 6- Yahyalı Cemaati (kayserililer) 7- Erenköy Cemaati 8- Tufancılar Cemaati 9- Kıbrısi Cemaati (şeyh nazım kıbrısi) 10- Zilan Cemaati 11- Reyhaniler Cemaati 12- Hacegan Cemaati 13- Arvasiler Cemaati 14- Akfırat Cemaati 15- Halidiyye Cemaati(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Nakşibendilik:  

Büyük İslam Bilgini Şeyh Muhammed Bahauddin Nakşi273 bendi’nin (öl. 791/1389) insanlara Allah sevgisini kazandırmayı amaçlayan ve hayatın akışı içerisinde gönülde sessizce zikretmeyi esas alan bir tasavvuf ekolü. Nakşibendilik Muhammed Bahauddin, 718/1318’de önderliğinde Buhara yakınlarındaki Kasrı Arifan kasabasında doğmuştur. Devrinin büyük âlimlerinden çeşitli ilimler okumuş ve hadis ilimlerinde uzmanlaşmıştır. Kendisi Hanefi mezhebine mensuptur. Nakşibendiliğin esası sohbet, vaaz ve nasihate dayanır. Dinin emirlerine sıkı sıkıya sarılma, tarikat vasıtasıyla gönül dünyasını temizleme, aşkla Allah’a yaklaşma, bilgi ve marifetle Allah’a ulaşma Nakşibendiliğin temel ilkelerindendir. Bu tarikatta ilimle meşgul olma, pozitif ilimlerden bilhassa fizik, kimya, biyoloji gibi Allah’ın kudret ve yüceliğini anlamaya vesile olan ilimlerden faydalanma zikir olarak tanımlanır. Dinin kurallarına uyma, mekruhlardan birini terk etme zikirden ve diğer nafile ibadetlerden daha önemlidir. İnsanların kendilerini geliştirip iç dünyalarını temizlemeleri için kötü alışkanlıkları bırakmaları, günahlardan tövbe ve istiğfar etmeleri, zikir, tefekkürle meşgul olmaları ve nafile namaz kılmaları önemle tavsiye edilir. Bu tarikatta yapılan toplu zikirlere ‘hatmihacegân’ denilir. Nakşibendilik Fatih Sultan Mehmet zamanında Molla Simavi (ö. 896/1490) vasıtasıyla İstanbul’a girmiştir. Osmanlı padişahları da Nakşibendiliği himaye etmişlerdir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nakşidil:  

(a.i. ka.) Gönül resmi, gönül süsü.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nal Gibi Olmak:  

(d. a. nal, türk.) Uyuşturucu kullanıp çok esrimek. Kendisinden geçmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nalan:  

Kerime Nadir'in yazdığı Hıçkırık kitabındaki ana karakter. Evin tek çocuğu olan Nalan’ın her isteği yerine getirilmiştir ve özel hocalardan ders alarak iyi bir eğitim almıştır. Çelimsizliğine rağmen çok hareketli ve neşeli bir çocukluk yaşamıştır; fakat küçük yaşlarda yakalandığı zatüre illeti onu mutlu edemeden öldürmüştür. Doktor İlhami Bey'den Handan isminde bir kızı vardır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Nalan:  

(lakabı/müz.) Of Aman Nalan(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Nalan:  

Emine Nalan TOKYÜREK (d:1973; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Nalan:  

(f.i. ka.) İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden. Manası dolayısıyla isim olarak kullanılmamalıdır.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nale:  

(f.i. ka.) İnleme, inilti.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nalezen:  

(f.i. ka.) İnleyen, inildeyen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nallamak:  

(d. a. türk.) 1- Öldürmek. Örn:: Beleşinoyu nallamazsak Kont Barbarnebu bizi astırır. (Oğuz Aral, Utanmaz Adam) 2- Kurşunlamak, tabancayla ateş ederek isabet ettirmek. Örn:: Maazallah bir titrese eli "büyük anamın deliği gibi" çocuğu şakası makası yok alnının ortasından nallayacak. (Tarık Dursun K. Hasangiiler) 3- (Mahkeme, yargıç için) Ceza vermek, hapse atmak. Örn:: Seni Harp Divanı nalladıydı öyle ya? (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nalları Atmak:  

(d. a. türk.) Ölmek. Son haber. Örn:: Hakkı nalları attı bamya tarlasında kemiciklerini dinlendiriyor. (Özdemlr Kaptan Arkan, Beyoğlu-Kısa Geçmişi Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nalları Dikmek:  

(d. a. türk.) Ölmek. Örn:: Adam daha dün güzel güzel konuşuyordu. Şimdi nalları dikmiş. (Ahmet Çakal, Serseriler Arasında)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nallı Fatma:  

(d. a. nal, kadın ismi, Fatıma, türk. e.) Eşek, ender olarak tay, at.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nallı Kuzu:  

(d. a. türk.) (Eşek etinin koyun, kuzu eti diye satılması, etinden sucuk vb. yiyecekler yapılması çağrışımıyla) Örn:: Eşek at: Köfteler çok lezzetliymiş. Helal olsun. Tabi oğlum eşek etinden nalli kuzu. (Muzaffer Buyrukçu, Bir Olayın Başlangıcı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nalsız:  

(a.i. türk. e.) Yalın ayak, çıplak ayak. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

namahrem:  

1- Mahrem olmayan, yasak olmayan, el, yabancı. Örn:: “Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli, / Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.” (M. A. Ersoy) 2- Evlenilmesi dinen yasak olmayan yani birinci dereceden akraba sayılmayan kişi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Namal:  

(t.i. erk.) Adın duyulsun, ün kazan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Türkçe)

Namatofobi:  

(ing.i. namatophobia) isimlerden korkma.(Konusu: Fobiler, Kökeni: ingilizce)

namaz:  

1- Allah’a imandan sonra her Müslümanın yerine getirmesi gereken İslam’ın beş temel esasından biri. Örn:: “İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in onun elçisi olduğuna şehadet getirme; namaz kılma; zekât verme; oruç tutma; hacca gitme.” (Hadis) 2- Tekbir ile başlayıp selam ile son bulan, Hz. Peygamber’in yapıp öğrettiği belirli fiil, söz ve dualarla yerine getirilen ibadet. Örn:: “Allahuteala, insanlara farz kıldığı beş vakit namazı, hakkını vererek eksiksiz olarak kılan kimseyi cennetine girdirmeye söz vermiştir.” (Hadis) 3- Allah’ın verdiği nimetlere şükrün bir gereği olarak onun rızasını kazanmak, manevi yönden Allah’la iletişim kurup ruhen yücelmek ve Kur’an-ı Kerim’in teşvik ettiği güzel ahlakla donanmak için her Müslümanın yerine getirmesi emredilen ibadet. Namaz Allah’ın gönderdiği bütün dinlerde vardır. Kur’an-ı Kerim Hz. Nuh’un, Hz. İbrahim’in, Hz.İsmail’in, Hz. Şuayp’ın, Hz. Musa’nın, Hz. Zekeriya’nın, Hz. İsa’nın namazlarından bahseder. Bütün peygamberlerin ümmetlerinin yerine getirmiş olduğu bu ibadet, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin başlangıcından itibaren Müslümanlara da farz kılınmıştır. İslam bilginleri, insan ile Allah arasındaki iletişimi gerçekleştiren en önemli ibadetin namaz olduğunu belirtmişlerdir. Namaz akıllı, ergin her Müslümana farzdır. Namazın farz, vacip ve nafile çeşitleri vardır. “Beş vakit namaz sizden birinizin evinin önünden akan bir nehir gibidir. Günde beş defa bu nehirde yıkanan kimsede nasıl ki kir kalmazsa, beş vakit namazı kılan insan da (manevi yönden) arınarak tertemiz olur.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Namaza Gitmek:  

(d. a. türk.) (Açık artırmada) Esnaf malın daha pahalı satılması için çabalamak, tavcılık etmek. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Namazdan Çağırmak:  

(d. a. türk.) (Açık artırmada) Bir mala heyecanlanıp ederinden çok pey süren, esnafı uyarmak için kullanılır. Seni namazdan çağırıyorlar denir. (Arslan Kaynardağ, Bitpazarının Gizli Dili ve Argosu)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

namazgâh:  

Açıkta namaz kılmak üzere hazırlanmış olan ve kıble yönünde Kâbe’yi göstermek için dikili taş bulunan geniş alan, musalla. Namazgâhlar, mevcut cami ve mescitlerin halkın tamamını almaması nedeniyle oluşturulmuşlardır. Bazı mezheplerde cuma ve bayram namazlarının tek yerde; büyük bir namazgâhta kılınması esas kabul edilmiştir. Örn:: “Kim kurban kesebilecek zenginliğe sahip olur da kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Namdar:  

(f.i. erk.) Namlı, ünlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Name:  

(f.i. ka.) Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Namık:  

Kerime Nadir'in yazdığı Samanyolu kitabının ana karakteri. Eski okul arkadaşı Namık, Nejat’a iş bulur ve Nejat’la görüşmeye gittiğinde Zülal’le tanışır ve Zülal’e aşık olur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Namık:  

(a.i. erk.) Yazıcı, katip, yazar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Namık Kemal:  

(lakabı/ed.) Vatan Şairi(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Namıka:  

(a.i. ka.) (bkz:: Namık)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Nami:  

(f.i. erk.) Namlı, şöhretli ünlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Namibya:  

Resmi Tam Adı: Namibya Cumhuriyeti İngilizce: Republic of Namibia Eski Adı: Güney Batı Afrika(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Namibya:  

Yer Aldığı Kıta: Afrika Kıtası'nda, Güney Afrika bölgesinde yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Namibya:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. Güney Afrika'dan 21 Mart 1990 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Namibya:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Namibya:  

İdari Yapısı: 14 Bölge ve Başkentleri: 1- Zambezi (Katima Mulilo) 2- Erongo (Swakopmund) 3- Hardap (Mariental) 4- Karas (Keetmanshoop) 5- Kavango Doğu (Rundu) 6- Kavango Batı (Nkurenkuru) 7- Khomas (Windhoek) 8- Kunene (Opuwo) 9- Ohangwena (Eenhana) 10- Omaheke (Gobabis) 11- Omusati (Outapi) 12- Oshana (Oshakati) 13-Oshikoto (Omuthiya) 14- Otjozondjupa (Otjiwarongo)(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Namibya:  

Başkenti: Windhoek(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Namibya:  

Komşuları: Kuzeyinde Zambiya ve Angola, doğusunda Bostvana, güney ve doğusunda Güney Afrika Cumhuriyeti ile sınır paylaşmaktadır. Zimbabve ile sınırı olmamasına rağmen, Zambezi Nehri'nin 200 metreden daha az bir kısmı iki ülkeyi en yakın noktalarında ayırır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Namibya:  

Resmi Dili: İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Namibya:  

Para Birimi: Namibya Doları Para Birimi Kodu: NAD(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Namibya:  

Plaka Kod: NAM(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Namibya:  

Tel. Kodu: +264 Bölge 2 – Çoğunlukla Afrika Kıtası, bazı Atlas Okyanusu (Atlantik Okyanusu) ve Hint Okyanusu Adaları numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Namibya:  

Dini: Hristiyanlık, yerel Dinler Mezhebi: Roma Katolik Kilisesi NOT: Hristiyan'lığın 3 ana mezhebi: Roma Katolik Kilisesi, Protestanlık, Ortodoks Kilisesi(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Namibya:  

Namibya Bayrağı: Günümüzde kullanılan hali ile ülkenin bağımsızlığını kazandığı 21 Mart 1990 tarihinde kabul edilerek göndere çekilmiştir. Bayrak, göndere çekilen sol alt köşeden başlayarak dalgalanan taraftaki sağ üst köşeye uzanan ve bayrağı iki bölüme ayıran kalın kırmızı bir şeritten ve bu şeritin sol üst ve sağ alt bölümde oluşturduğu üçgenlerden oluşmaktadır. Çapraz olarak bayrağı ikiye ayıran şerit kırmızı renk olup halkın kahraman davranışlarını ve iyi ve herkes için eşit bir gelecek için ortak iradeyi temsil etmektedir. Sol üst bölüme rengini veren mavi gökyüzünü, kıyısının bulunduğu Okyanusu, zengin su kaynakları ile topraklarına yağan yağmurları sembolize ederken, sağ alt bölüme renk veren yeşil ise ülkenin bitki örtüsünü ve topraklarının verimliliğini ifade etmektedir. Kırmızı şeriti mavi ve yeşil bölümlerden ince bir şerit ile ayıran beyaz renk ise birliği ve barış içerisinde birlikte yaşamayı temsil etmektedir. Sol üst bölümde bulunan mavi alanın ortasında, göndere yakın 12 ışınlı sarı renkte bir güneş bulunmaktadır. Güneş yaşamı ve yaşama sevincini sembolize ederken, 12 ışın ülkede bulunan etnik grupları ifade etmektedir.(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Namibya:  

Milli Marşı: "Namibia, Land of the Brave" (Namibya, cesurların ülkesi) Afrika ülkesi Namibya Cumhuriyeti'nin ulusal marşıdır. Ülkenin 1990 tarihinde bağımsızlığını kazanmasından bir yıl sonra kullanılmaya başlanmıştır. Sözleri be bestesi Axali Doeseb'a aittir.(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Namibya:  

Genel Bkş: Ülke Almanya'dan bağımsız hale geldiğinde, Namibya olarak yeniden adlandırıldı. Bu 1990 yılında olmuştur. Almanca olan şehir ve bölgelerin adı da ayrıca değiştirilmiştir. • (Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Namibya Milli Tk:  

milli tk.lakabı: Cesur Savaşçılar (the Brave Warriors)(Konusu: Lakap Milli Tk., Kökeni: )

Namiye:  

(a.i. ka.) Olma, yerden bitme kuvvetli, gelişme yetişme. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Namus:  

(a.i. ka.erk.) 1- Kanun nizam. 2- Ar, edep, haya, ırz. 3- Temizlik, doğruluk. 4- Allah'a yakın olan büyük melek.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

namus:  

1- Irz, edep, haya, iffet, şeref, haysiyet. Örn:: “Asım’ın nesli… Diyordum ya… Nesilmiş gerçek; / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.” (M. A. Ersoy) 2- Kanun, hüküm, din. Örn:: “Helal apaçık bellidir. Haram da apaçık bellidir. İkisinin arasında ise şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa dinini ve namusunu korumuş olur.” (Hadis) 3- (Büyük N ile) Dört büyük melekten biri olan Cebrail, Namusuekber. Örn:: “Sana (Hz. Muhammed’e) gelen melek Hz. Musa’ya da vahiyler getiren Namus’tur.” (Varaka b. Nevfel)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Namusuekber:  

(bkz:: namus) 3. ncü madde.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Namver:  

(f.i. erk.) Adlı, ünlü.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Nanay:  

(sf.i.) (hayır, yok anlamında çing. k.) Yokluk, olmama. Yok hiç anlamlarında kullanılır. Örn:: Geride kalana kerdan selamet. Nanay bahtalı (talihsiz) arkadaş köleniz: Gavur Etem. (Osman Cemal Kaygılı, Çingeneler) (Sözcük Alman argosunda none, hayır, yok biçiminde kullanılır. (Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nanay:  

(T.K.O.) Orta Anadolu'da ağır danslara verilen ad.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Nanay:  

1. Olmaz, yok, gerçekleşmez anlamında kullanılan söz. 2. Boşa çıktı, umulan olmadı anlamında kullanılan argo söz.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nane:  

(a.i. nana'dan) Esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nane:  

(mentha) Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur. Faydası:: Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir. Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır. Şekercilik, likörcülük, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

nankör:  

Kendisine yapılan iyiliğin değerini bilemeyen, iyiliğe kötülükle karşılık veren. Nankörlük, insanlar arası ilişkilerde olabildiği gibi, verdiği sayısız nimetleri fark etmeyerek Allah’a karşı da olabilir. Kur'an-ı Kerim, nankörlüğü kâfirlerin ve münafıkların bir sıfatı olarak anlatır. Örn:: “Doğrusu biz insana bir nimet tattırırsak, ona sevinir ama kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman insan pek nankör olur.” (Kur'an-ı Kerim Şura suresi 42/48 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nannik:  

(erm.i.) Metres, dost, kapatma.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nanogram:  

(nanogram) Gramın milyarda biri.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

WhatsApp