MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Kakofobi:

(ing.i. cacophobia) çirkinlikten, çirkin şeylerden korkma.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Rasime:  

(a.i. ka.) 1- Âdet, töre. Merasim, tören. 2- Formalite.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rasin:  

(a.i. erk.) Sağlam, dayanıklı, güçlü. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rasist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rasiye:  

(a.i. ka.) Büyük dağ.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rasizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raskolnikov:  

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin Suç ve Ceza adlı kitabının baş karakteridir. Hukuk öğrencisi bir katildir. İnsanlarda türlü türlü duygular uyandırır ve bir kere tanışıldıktan sonra kendisini asla unutturmaz. Kitap boyunca düşündükleriyle insana sürekli bir şeyleri sorgulatmasıyla meşhurdur.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Raspa:  

(ita.i.) İştahlı olma, çok yemek yeme, oburluk.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Raspa:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raspacı:  

(ita.sf.i. türk. e.) Obur boğazlı. (kimse)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Raspacı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raspalamak:  

(ita.f. türk. e.) (Birisinden) Çıkar sağlamak, (birisinin) parasından, olanaklarından, yararlanmak. Yontmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Raspalamak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raspalanmak:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rast:  

(f.i. ka.erk.) 1- Sağ. 2- Haklı, doğru. Uygunluk. 3- Türk müziğinin en eski makamlarından. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Rastban:  

(f.i. erk.) Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rastbin:  

(f.i. ka.erk.) Herşeyin doğrusunu gören. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Farsca)

Rastgele:  

Yanlış: Rasgele Doğru: Rastgele(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Rasti:  

(f.i. erk.) Doğruluk, gerçeklik, istikamet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rastkar:  

(f.i. erk.) Doğru adam.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rastlantı:  

Yanlış: Raslantı Doğru: Rastlantı(Konusu: Tarih Terimi, Kökeni: )

Rasyonalist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rasyonalite:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rasyonalizasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rasyonalizm:  

(fr.i. rationalisme) (fel. topb.) Akılcılık, usçuluk. Bilginin doğruluğunun duyum ve deneyimde değil, düşüncede ve zihinde temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Rasyonalizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rasyonel:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raşan:  

(a.i. ka.) Titreme, titreyiş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Raşid:  

(a.i. erk.) 1- Olgun, ergin, akıllı. 2- Doğru yolda olan. 3- Hak din olan İslam'ı kabul eden. Kur'an'da Hucurat suresi ayet 7'de geçmektedir. Ayrıca 4 halife için Raşid halifeler denmiştir. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Raşide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Raşid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

raşit:  

Öğrendiklerini hayata katmada yüksek gayret sahibi olan ve bu birikimleriyle insanları uyaran, onları aydınlatıp onlara doğru yolu gösteren önder, imam, kılavuz, rehber. Örn:: “Bilin ki, Allah’ın Resulü aranızdadır. Eğer o, birçok işte size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu sizin kalplerinizde süsledi. Size küfrü, Allah’a itaatten ayrılmayı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte raşit olanlar bunlardır.” (Kur’an-ı Kerim Hucurat suresi 49/7 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

raşit halifeler:  

Seçimle iş başına gelmiş, ümmetin sorunlarını istişare yoluyla çözüme kavuşturmuş, tevhit inancını ve adalet prensibini ilke edinmiş ve Hz. Peygamber’den sonra devleti yönetmiş ilk dört halife. Raşit halifeler, yönetime geçiş sırasıyla şunlardır: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali. Örn:: “Benim sünnetime ve benden sonra da (benim sünnetimi devam ettiren) raşit halifelerin yoluna uyun.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Raşitik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Raşitizm:  

(fr.i. rachitisme) (tıp) Özellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Raşitizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ratanya:  

(krameria triandra) Baklagiller familyasından; Amerika'da yetişen ve birçok türü olan bir bitkidir. Kökü toz haline getirilip, kullanılır. Çiçekleri kırmızı; yaprakları uzun, ince ve uçları dilimlidir. Faydası:: Şurubu; ishali keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Basur memelerine karşı pomad ve fitil olarak kullanılır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Ratanya:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rate:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ratib:  

(a.i. erk.) 1- Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2- Sabit, sağlam, yerleşmiş. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Ratibe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Ratib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

rating:  

satrançta oyuncuların seviyesini belirleyen puan sistemi.(Konusu: satranç terimi, Kökeni: )

Rating:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rauf:  

(a.i. erk.) Esirgeyen acıyan, çok merhametli. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır. (bkz:: Abdürrauf) Kur'an-ı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçmektedir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rauf:  

(er-Rauf) “Yarattığı varlıklara karşılıksız ikramda bulunan, cömert davranan, iyilik edip şefkat gösteren, tehlikelerden koruyan ve yardım eden.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “…Gerçekten Allah (sizlere karşı) çok Rauf ve Rahim’dir.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/47 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Raufe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Rauf)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Raund:  

(Boks Ter.) Boks maçında devrelerden her biri. Üç dakika süren raund, amatör boksta üç; profesyonel boksta anlaşma zeminine bağlı olarak 4-15 raund arasında değişir.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Raunt:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Ravend:  

(f.i. erk.) Kökleri ve sapları ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Ravend:  

(ışgın) Karabuğdaygiller familyasından; büyük yapraklı, çok yıllık bir bitki cinsidir. Sebze veya süs bitkisi olarak da yetiştirilen türleri vardır. Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek yerlerde ışgın denilen türü yetişir. Boyu 150 cm kadardır. Mayıs - Haziran aylarında çiçek açar. Yaprakları dairemsi, kenarları ince dişli, yüzeyi pürüzlü ve serttir. Kökleri ilaç yapımında kullanılır. Taze sürgünleri ve genç yapraklarından da sebze olarak faydalanılır. İçeriğinde Tanen vardır. Kokusu kendine hastır. Tadı acıdır. Faydası:: İştah açar, vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. İdrarın rengini sarıya boyar. Çok miktarda kullanılırsa ishal yapar.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Ravent:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

ravi:  

1- Hadis nakleden kimse. 2- Hz. Peygamber’in hadislerini, senetleriyle beraber kitaplaşma dönemine kadar rivayet eden kimse. Bir hadisin sıhhati, onu nakleden ravilerin güvenilir (sika) olmalarına bağlı olduğundan, hadis bilginleri ravilerde şu temel nitelikleri aramışlardır: a. Adalet: Ravinin Müslüman olması, büyük ve küçük günahlardan kaçınması, güzel ahlaklı olması. b. Zabt: Ravinin, gerek sözlü gerekse yazılı olarak aldığı ve öğrendiği hadisleri sonraki raviye aynen nakletmesi. 3- Kur’an-ı Kerim’in okunuşu ile ilgili sahih olan on kıraati temsil eden imamların okuyuş tarzlarını, sonraki nesillere aktaran Kur’an bilgini.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ravza:  

(a.i. ka.) Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. Ravza-i Mutahhara; Rasulullah'ın medfûn olduğu mekan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Ravzayimutahhara:  

1- Hz. Peygamber’in kabrinin bulunduğu yer. 2- Hz. Peygamber’in Medine’deki mescidinde, kabri ile minberi arasındaki “tertemiz gül bahçesi.” anlamına gelen bölüm. Ravzayimutahhara, on metre genişliğinde yirmi metre uzunluğunda iki yüz metre kare bir alandır. Burada namaz kılmak çok sevap olduğu için, müminler Ravzayimutahhara’da ibadet etmeye ayrı bir önem verirler. Örn:: “Evimle minberim arasında bulunan Ravzayimutahhara cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ray:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rayba:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rayet:  

(a.i. ka.erk.) Bayrak. Sancak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Rayiha:  

(a.i. ka.) Güzel koku.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rayihan:  

(a.f.i. erk.) Han bayrağı, han sancağı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Ar+Fars)

Razi:  

(a.i. erk.) Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. İslam dünyasında meşhur bir isimdir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Raziyane:  

(rezene) Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İaçlarda tohumları ve kökü kullanılır. Faydası:: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Raziye:  

(a.i. ka.) Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

RD Komutu:  

"Çok eski bir DOS komutu olmasına rağmen günümüzde de kullanılan önemli komutlardan birisidir. Eğer Windows'un DOS penceresini kullanıyorsanız, bu komut ile herhangi bir dosyayı silmeniz mümkün. Örneğin ""mektuplar"" isimli bir dosyayı silmek istiyorsanız, komut satırına ""RD mektuplar"" yazmanız yeterli olacaktır."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Re:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reaksiyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reaksiyon Zamanı:  

(Atletizm Ter.) Start işaretinden start hareketine kadar geçen süre.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Reaksiyon Zamanı:  

(Okçuluk Ter.) Okun clickerdan çıktığı andaki ses veya hissetme ile oku bırakma arasındaki süre.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Reaktör:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Real Player:  

Shareware olarak dağıtılan ve genelde internet üzerinde kullanılan bir multimedya yazılımıdır. Asıl amacı, gerçek zamanlı (canlı) yayınları internet üzerinden izlemenizi sağlamaktır. Bu tip yayınların görüntü kaliteleri çok yüksek olmaz. Tabii buna bağlı olarak dosya boyutları da küçük tutulmuştur. Yani bu tip yayınları internet üzerinden izlemek için 56K'lık bağlantılar bile yeterli olabilir. Ancak kablo ya da ADSL gibi hızlı bağlantılar, işinizi oldukça kolaylaştırabilir.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Realist:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Realist Tiyatro:  

(Alm. realistisches Theater - Fr. theatre realiste - İng. realistic theatre) Olayları, kişileri gerçekçi bir görüşle ele alan tiyatro türü. XIX. yüzyılın ortasından bu yana güç kazanmıştır. Karakterler, psikolojik bir doğrulukla incelenir. Konuşma düzeni, belli bir mantık gelişimi içindedir. Konu, doğrudan doğruya hayattan alınır. İlk gerçekçiler Almanya'da: Büchner. Fransa'da: Dumas Fils.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Realite:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Realizasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Realize Etmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Realizm:  

(fr.i. realisme) Gerçekçilik. Bir estetik ve edebi kavram olarak XIX. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasisizme hem de romantizme bir başkaldırıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Realizm:  

(Alm. Realismus - Lat. realis = nesnellik, gerçeğe uygunluk.) XIX. yüzyıl ortalarında, sanat alanında, doğa bilimleri, teknik ve sanayileşme sonucunda ortaya çıkan sorunlar ele alınmıştır: bireyin topluluğa olan ilişkisi ve çevresine uyumunu nesnellikle inceler. Darvin'in ve Heckel\'in yapıtları ile de bilimsel temel kazanır. Üslup akımı olarak klasik sanatın ülkücülüğünden ve romantizmden dönüştür. Bu sanat üslubunda insan, günlük yaşamında, işinde ve topluluğa olan doğal ilişkileri içinde gösterilir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Realizm:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reanimasyon:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reasürans:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rebab:  

(f.i. ka.) 1- Bir çeşit kemençe. 2- Arapça'da dostlar anlamına gelir. Hz. Hüseyin'in hanımının ismidir(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Rebi:  

(a.i. erk.) Bahar, ilkyaz. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rebia:  

(a.i. ka.) (bkz:: Rebi)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rebiye:  

(a.i. ka.) 1- Kış sonlarında yapılan ekim. 2- Eskiden ozanların bahara girerken büyüklere sundukları kaside.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

rebiyülahir:  

Ay takvimine göre senenin dördüncü ayı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

rebiyülevvel:  

Ay takvimine göre senenin üçüncü ayı. Hz. Peygamber rebiyülevvel ayının on ikinci gecesinde dünyaya gelmiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Reca:  

(a.i. erk.) Umut, umma. İstek, dilek.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

reca:  

1- İnsanın, olmasını istediği şeyleri umması, arzu etmesi. 2- Müminlerin günahlarının affedilip cennete gireceklerine dair Allah’a karşı besledikleri duygu, hüsnüzan, Allah’ın bağış ve affını umma. Müslüman ne ibadet ve davranışlarına güvenerek kesinlikle cennetlik olduğunu iddia edebilir, ne de günahlarının çokluğundan dolayı cennete girme konusunda Allah’tan ümidini kesebilir. Müslümana yakışan ibadetlerini samimi bir biçimde yerine getirmek ve Allah’tan da yardım beklemektir. Örn:: “Tüm mahşer halkına cennetten bir ses yükselse: / Bir kişi cennetlik olacak! / Acaba ben miyim? diye reca ederim. Cehennemden de bir ses yükselse: / Bir kişi cehennemlik olacak!/Acaba ben miyim? diye korkarım.” (Hz.Ömer)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Recai:  

(a.i. erk.) İsteyen, rica eden, yalvaran. Allah'a yalvaran. Ashab'ın kullandığı isimlerdendir.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Recep:  

(a.i. erk.) 1- Hicri kameri ayların yedincisi, üç ayların ilki. 2- Gösterişli, haybetli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

recep:  

1- Ay takviminin yedinci ayı, Müslümanlarca kutsal kabul edilen üç ayların ilki. Üç aylar recep, şaban, ramazan şeklinde sıralanır. Recep ayının ilk cuması Regaip Kandili; yirmi yedinci gecesi de Miraç Kandili’dir. Örn:: “Recep Allah’ın, şaban benim, ramazan da bütün müminlerin ayıdır.” (Hadis) 2- Tarihte, Araplar tarafından içerisinde savaş yapmanın ve kan dökmenin yasak olduğu dört haram aydan biri. Savaşmanın haram olduğu bu aylar şunlardır: recep, zilkade, zilhicce, muharrem.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Recep Amca:  

(d. fr. röception, a. ammcan, amca) Resepsiyon, bir kuruluşun resepsiyonunda görevli kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Recep Çetin:  

(lakabı/sp.) Takoz Recep(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

recim:  

Semavi dinlerde, zina eden evli veya dul erkeklerin ve kadınların bu suçları mahkemece kanıtlandığında taşlanarak öldürülmeleri. Zina, bütün semavi dinlerde haram kılınmış ve en büyük günahlardan biri olarak kabul edilmiştir. İslam dini de zinayı, namus ve insan soyuna yapılan bir hakaret kabul ettiği için en büyük suçlardan saymıştır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Recurve:  

(Okçuluk Ter.) Olimpik yay.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Reçete:  

(ita.i. ricetta'dan) Kolay çözüm, kolay yol.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Reçete:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reçete Yazmamak:  

(d. ita. türk.) 1- Önem vermemek, aldırış etmemek. 2- (Bir şey) Birisinin istediği sonucu sağlamamak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Reçeteli:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reçetesiz:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Reçine:  

1- Doğal veya sentetik şeffaf ve eriyen ürünlerin büyük bir bölümüne verilen ad. Farklı renklerde bulunabilirler. Yüksek molekül ağırlığına sahip sentetik reçineler polimer olarak etki ederler. 2- Belirsiz veya çok büyük molekül ağırlığı olan, strese maruz kaldığında akışkanlık kazanan, yumuşama ve erime aralığı bulunan ve konkoidal kırılan katı, yarı katı, sahte(psödomer) katılardır. 3- Genellikle bu terim kaplama ve plastiklerde temel materyal olan her hangi bir polimerin yerine kullanılır.(Konusu: Boya Terimi, Kökeni: )

Reçine:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Red:  

(Binicilik Ter.) Engel atlamada atın isteksizlik göstermesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

WhatsApp