MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Ön Yargı:

Yanlış: Önyargı Doğru: Ön Yargı

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Husye

*Husye

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




ruziceza:  

1- Dünyada yapılan her şeyin karşılığının görüleceği hesap günü, mahkeme günü, karar günü, haşr günü. 2- Kıyametin başlangıcından itibaren cennetliklerin cennete, cehennemliklerin cehenneme gidecekleri zamana kadar geçecek süre.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Ruziye:  

(f.i. ka.) Gündüze ait, gündüzle ilgili.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Rücum:  

(a.i. erk.) Akan yıldız.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rüçhan:  

(a.i. erk.) Üstünlük, üstün olma.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rükneddin:  

(a.i. erk.) Dinin temel direği. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Rükni:  

(a.i. erk.) l- Bir şeyin en sağlam yanı. 2- Saygın, güçlü, önemli kimse.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

rükû:  

Namazın farzlarından olmak üzere, kıraatten sonra ellerin dizlerin üzerine konulup tespih dualarını okumak için eğilme. Rükûya, “Allahüekber” denilerek varılır. Rükûda, “Yüce Allah’ım! Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim.” anlamına gelen ‘Sübhane Rabbiyel Azim’ duası üç defa okunur. Sonra, “Allah kendisine yapılan hamd ve şükrü işitir.” anlamına gelen “Semiallahu limen hamideh” duası okunarak rükûdan kalkılır. Rükûda kişi, sırtını olabildiğince düz tutar. Cemaate gelen kişi ayakta tekbir alıp imama rükûda yetişirse o rekâta yetişmiş sayılır. Tekbiri rükûda veya rükûya yakın vaziyette alırsa o rekâtı kaçırmış olur. Örn:: “Namazı tam olarak kılınız, zekâtı veriniz, rükû edenlerle beraber rükû ediniz.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/43 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Rükunet:  

(a.i. ka.) Ağırbaşlılık, gururluluk.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

rükün:  

1- Bir şeyi oluşturan asıl parçalardan her biri, dayanak. 2- Bir ibadet veya muamelenin varlığı kendisine bağlı olan esas(lar). 3- Hukuki bir işlemin tamamlanabilmesi için yerine getirilmesi gereken şartların her biri.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Rüstem:  

(f.i. erk.) Yiğit, kahraman. İran'ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rüsti:  

(f.i. erk.) Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rüstik:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Rüsuhi:  

(a.i. erk.) 1- Sağlam, güçlü. 2- Becerikli, yetenekli.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

rüşt:  

1- Akıl, akıl sahibi olma, ergenlik, büluğa erme, iyiyi kötüden ayırt etme, doğru yolu bulma. Örn:: “(Ey yetimlerinin mallarını koruma altına alan veliler!) Yetimlerin rüşdüne tanık olduğunuzda mallarını kendilerine veriniz…” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/6 ncı Ayet) 2- Çocukluk devresini geçirip ergin hâle gelme, kişinin dinine ve dünyasına zarar verip vermeyecek şeyleri bilmesi. 3- Kişinin malını her türlü savurganlıktan koruyabilmek için gerekli tedbirleri alması ve malını kendisi, ailesi ve toplumun yararına kullanabilmesi hâli. Örn:: “Kişi, sakalından tutulacak kadar büyük olmasına rağmen rüşdünü kazanmamış olabilir.” (İmam Şa’bi) 4- Hak din, İslam. Örn:: “Dinde zorlama yoktur. Artık rüşt ile batıl iyice ayrılmıştır.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/256 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Rüştü:  

(a.i. erk.) Doğru yolda olan. Akıllı, ergin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

rüşvet:  

1- Yetkili şahıs ve makamlara hakkı olmayan bir şeyi verme, özel çıkar sağlama. Örn:: “Rüşvet ile yaşayan ahmaktır / Anı bilmez ki sonu topraktır.” (Taşlıcalı Yahya) 2- Memurun yapmaya zorunlu olduğu şeyi yapmaması veya yapmamak zorunda olduğu şeyi yapması için ona yarar sağlama. Örn:: “Allah rüşvet alana da verene de lanet etsin!” (Hadis) 3- Kişinin lehine hüküm vermesi için hâkime verilen mal ve para. Örn:: “Mallarınızı aranızda batıl (helal olmayan) yollarla yemeyin; insanların mallarından bir kısmını bilerek haram bir biçimde yemeniz için hâkimlere rüşvet vermeyin!” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/188 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Rütbe:  

Özellikle orduda subayların, astsubayların sahip oldukları aşama, derece.(Konusu: Askeri Terim, Kökeni: )

Rüveyda:  

(a.i. ka.) Hoş, ince, nazik, Rüveyde.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rüveyde:  

(a.i. ka.) (bkz:: Rüveyda)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rüveyha:  

(a.i. ka.) Zariflik, incelik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rüvide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Rüveyde)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Rüya:  

(a.i. ka.) 1- Uyku sırasında görülen şey, düş. 2- Hayal, umut.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

rüya:  

ad 1. ➽düş. 2. MEC. gerçekleşmesi olanaksız durum, şey. 3. çok etkilenmek, çok istemek. 4. çok korkmak.(Konusu: , Kökeni: )

Rüya İlacı:  

(d. a. rüya, ilaç, türk. e.) Morfin.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

rüyayısadıka:  

1- Doğru ve görüldüğü gibi çıkan, gerçekleşen rüya, rüyayısaliha. Örn:: “Rüyayısadıkayı doğru sözlü kişiler görür ve bu kişilerin rüyası Allah’ın bir müjdesidir.” (Hadis) 2- Hz. Muhammed’in peygamberliğinden önce, peygamber olacağının müjdesi olarak Allah’ın ona gündüz aydınlığı gibi göstermiş olduğu rüya. Örn:: “Resulullah’a vahiy rüyayısadıka ile başlamıştır. Hz. Peygamber’in gördüğü bütün rüyalar, sabah aydınlığı gibi apaçık rüyalardı…” (Hz. Ayşe)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

rüyayısaliha:  

(bkz:: rüyayısadıka)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Rüyet:  

(a.i. ka.erk.) Görme, seyretme, bakma, görüş. Basiret, isabetli düşünme hassası. Kalp gözüyle manevi alemi görme, müşahade. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Rüzgar:  

(f.i. erk.) 1- Zaman, devir. 2- Dünya, alem. 3- Talih. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Rüzgar:  

(fars.i. rüzgar'dan) Gösteriş, çalımlı davranış, afi.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

rüzgar:  

ad havanın yer değiştirmesinden oluşan esinti. Benzer: yel(Konusu: , Kökeni: farsca)

Rüzgar Makinesi:  

(Alm. Windmaschine - Fr. appareil d vent - ing. wind machine) Oyunda, rüzgar etkisi yapan makine.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Rüzgarüstü Adaları:  

Rüzgarüstü Adaları; Küçük Antillerin güney bölümünü teşkil eden, Atlantik Okyanusu ve Karayip Denizi arasında bulunan ada topluluğu. Toplam arazi 3500 km2yi geçmez. En büyük adalar Dominica, Martinique, Greneda Grenadines, St. Lucia, St. Vincent'tir. Rüzgarüstü Adalarının en büyüklerinden olan Dominica, 1493'te Christopher Columbus tarafından keşfedilmiş, bundan sonraki on sene içerisinde adaların tamamına Avrupalılar girmiştir. Çeşitli tarihlerde İspanyol, İngiliz, Hollanda ve Fransız hakimiyetinde kalan bölge 1783 Versailles Antlaşması ile İngiltere'ye verilmiştir.(Konusu: Coğrafi Konum, Kökeni: )

RYU:  

(ryu) Okul.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

RYU:  

(ryu) Okul.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

RYU HA KARATE JITSU:  

Karate sanatının akademik aşaması.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

RYU HA KARATE JITSU:  

Karate sanatının akademik aşaması.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Saad:  

(a.i. erk.) Mutluluk, kutluluk.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Saadeddin:  

(a.i. erk.) Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. Türk dil kuralı açısından "d/l" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Saadet:  

(a.i. ka.) Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlık.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Saadet Partisi:  

Kısa Adı: SP Genel Merkezi: Ankara Kuruluş Tarihi: 20.07.2001 Genel Başkanı: Temel Karamollaoğlu, Kurucusu; Recai Kutan Sona Eriş Tarihi: FAAL Sona Eriş Nedeni: FAAL Siyasi Pozisyonu: Aşırı Sağ İdeoloji: Millî Görüş, İslamcılık, Ümmetçilik NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan Siyasi Parti - III (1980 Sonrası)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Saadethane:  

(b.i) 1- Yüksek rütbeli kimselerin evi. 2- Mutlu ve huzur içinde yaşanılan yer.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

saat:  

1- Zaman, belirli bir zaman, vakit, an, günün yirmi dörtte biri ölçüsünde zaman dilimi. Örn:: “Onların ecelleri geldiği zaman ne bir saat ertelenir ne de bir saat öne alınır.” (Kur’an-ı Kerim Yunus suresi 10/49 ncu Ayet) 2- Kıyamet, kıyametin kopması, kıyametin kopma zamanı. Örn:: “Ey insanlar! Allah’ın emir ve yasaklarına titizlikle uyarak Rabbinizin korumasına giriniz. Şüphesiz ki saatin sarsıntısı çok korkunç bir şeydir.” (Kur’an-ı Kerim Hac suresi 22/1 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Saat Ayarı:  

(d. a. saaf, ayar, türk. e.) Her işi tam vaktinde yapan ya da günlük yaşamı dakikası dakikasına düzenli kişiler için kullanılır.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Saat Dilimi:  

"Windows ayarlarına dahil olan ve Tarih / Saat özellikleri arasında yer alan bu seçenek, içerisinde bulunduğumuz meridyen aralığına göre saat ayarlarının doğru bir şekilde yapılmasını sağlar. Buradaki listeden bulunduğunuz ile en yakın olan ili seçmeniz gerekir. Örneğin Türkiye'deki kullanıcılar, her zaman için İstanbul'u seçmelidirler. İstanbul için bu değer ""GMT +2""dir. Yani Türkiye'deki saat ayarı, Greenwich'e göre 2 saat ileridedir. Dünya'daki saat farkları da, saat dilimlerinin farklı olması ile açıklanabilir."(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Saba:  

Resmi Tam Adı: Saba Adası Yerel Tam Adı: Eilandgebied Saba(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Saba:  

Yer Aldığı Kıta: Avrupa Kıtası'nda, Karayipler'de (Batı Hint Adaları) yer alır.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Saba:  

Hollanda Krallığı'na bağlı özel belediye. NOT: 10 Ekim 2010'da yapılan referandum sonucunda, Hollanda Antilleri dağılmış, Bonaire, Saba ve Sint Eustatius adaları BES Adaları'nı meydana getirip Hollanda'nın üç özel belediyesi olmuştur. Aruba (1986'da Hollanda Antilleri'nden ayrıldı), Curaçao, Sint Maarten ise doğrudan Hollanda Krallığı'na bağlı 3 Özerk bölge olmuştur.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Saba:  

Yönetim Şekli: Hollanda Krallığı'na bağlı özel belediye. NOT: 10 Ekim 2010'da yapılan referandum sonucunda, Hollanda Antilleri dağılmış, Bonaire, Saba ve Sint Eustatius adaları BES Adaları'nı meydana getirip Hollanda'nın üç özel belediyesi olmuştur. Aruba (1986'da Hollanda Antilleri'nden ayrıldı), Curaçao, Sint Maarten ise doğrudan Hollanda Krallığı'na bağlı 3 Özerk bölge olmuştur.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Saba:  

İdari Yapısı: Şehirleri: Rendezvouz, Windwardside, Flat Point, Fort Bay.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Saba:  

Başkenti: The Bottom(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Saba:  

Komşuları: Karayipler'de (Batı Hint Adaları), Porto Riko'nun doğusunda, Küçük Antiller'in bir parçasını oluşturur.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Saba:  

Resmi Dili: Flemenkçe Tanınan dil; İngilizce(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Saba:  

Para Birimi: ABD Doları Para Birimi Kodu: USD (United States Dollar)(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Saba:  

Plaka Kod: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Saba:  

Tel. Kodu: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

Saba:  

Dini: bilgisi bulunamadı Mezhebi: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Dini, Kökeni: )

Saba:  

Saba Bayrağı: bilgisi bulunamadı(Konusu: Ülke Bayrağı, Kökeni: )

Saba:  

Milli Marşı: "Saba you rise from the ocean"(Konusu: Ülke Milli Marşı, Kökeni: )

Saba:  

Genel Bkş: Adanın ana gelir kaynakları gelen gezginler ile Hollanda'nın yardımlarıdır. •(Konusu: Ülke Genel Bakış, Kökeni: )

Saba:  

(a.i. erk.) Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabah:  

(a.i. ka.erk.) Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

sabah:  

ad 1. günün ve gündüzün başlangıcı, gün ağarmasından sonraki kısa zaman. \"Sabah kar yağıyordu\" 2. Güneş’in doğduğu andan öğleye değin geçen zaman. \"Sabah okula, öğleden sonra sinemaya gittim\" 3. belirteç sabah vakti, sabahleyin. \"Oraya yarın sabah gitmek gerekiyormuş\" 4. sabaha değin hiç uyumamak, uyumadan sabahlamak. 5. bir konuyla bütün gece uğraşarak sabaha erişmek.(Konusu: , Kökeni: )

sabah namazı:  

Sabaha karşı doğu tarafında görülen beyazlığın yayılmasından veya tan yerinin ağarmasından güneşin doğmasına kadar geçen sürede kılınan iki rekâtlık farz namaz. Sabah namazının önce iki rekât sünneti, daha sonra da iki rekât farzı kılınır. En önemli sünnet namaz, sabah namazının sünnetidir. Örn:: “İki rekâtlık sabah namazının sünneti dünya ve içindeki her şeyden hayırlıdır.” (Hadis) Örn:: “Münafıklara sabah namazından ve yatsı namazından daha ağır gelen bir namaz yoktur. Hâlbuki insanlar bu namazdaki sevabı bilselerdi emekleye emekleye de olsa gelir, cemaate katılırlardı.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Sabah Sabah:  

(be.) Sabahın erken saatinde, sabah erkenden, sabah vakti, sabahleyin. "Sabah sabah kavga etmeyelim" NOT: Aynı Kelimenin Tekrarıyla Oluşur.(Konusu: İkileme, Kökeni: )

Sabahaddin:  

(a.i. erk.) Dinin güzelliği. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabahat:  

(a.i. ka.) Güzellik, letafet.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabahnur:  

(a.i. ka.) Sabah ışığı, aydınlığı. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

SABAKI:  

(sabaki) Dönüş, yumuşak geçiş.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

SABAKI:  

(sabaki) Dönüş, yumuşak geçiş.(Konusu: Karate Terimi, Kökeni: )

Saban Sürme:  

(Güreş Ter.) Rakibini yüzüstü yakalayıp ayaklarından tutarak sürükleme.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Sabataycılık:  

Sabataycılık (eskiden Dönmeler ya da Avdetiler), 17. yüzyılda İzmir ve çevresinde ortaya çıkan Sabatay Sevi'nin kurucusu olduğu, onu Mesih kabul eden mistisizme ve Kabbala'ya dayanan inanç. Türkiye'de İzmirli olarak bilinen Kapaniler, Karakaşiler ve Yakubiler olarak üç gruba ayrılırlar. Sabatay Sevi (İbranice: שַׁבְּתַי צְבִי - Şavtay Tsvi; 1 Ağustos 1626, İzmir - muhtemelen , Ülgün), Yahudi din adamı ve tarikat lideriydi. ... Bunlar dış görünüşte Müslüman veya Hristiyan, gerçekte Kabbala Musevi inancına sahip günümüze kadar gelen bir cemaattir. Halk arasında Sabataycılık adı ile bilinir.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Sabbar:  

(a.i. ka.erk.) 1- Çok sabırlı. 2- Atlas çiçeği. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

sabır:  

1- Tutma, engelleme, direnç gösterme, kararlılık, cesaretli olma, acele etmeme. 2- Hoşa gitmeyen olaylar, nefse ağır gelen şeyler ve insanı zorlayan durumlar karşısında ruhsal dengeyi bozmamak için, dünya ve ahiret yararlarını düşünerek insanın kalbinde yer tutan sükûnet ve dayanma kuvveti, Allah’a sığınıp güvenerek bela ve felaketlere direnç gösterme. Örn:: “Biz, sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabır gösterenleri müjdele!” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/155 nci Ayet) 3- Mümin bir kişinin farzları yerine getirmede devamlılık ve kararlılık göstermesi. Örn:: “Ailene namazı emret, sen de namazları kılmada sabırlı ve sebatlı ol!” (Kur’an-ı Kerim Taha suresi 20/132 nci Ayet) 4- İnsanın, arzu ve isteklerini kontrol altına alması; aşırı tutku ve şehvete karşı doğruluk ve dürüstlükte kararlı olması, helal olmayan yollardan elde edilecek kazançlardan kaçınması, eksik ve yetersiz de olsa, helal yollarla kazandığı ile yetinmesi. Örn:: “Sabırlı olmalarına karşılık Allah, onları (müminleri) cennette köşklerle ödüllendirecektir.” (Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 25/75 nci Ayet) 5- Müminlerin hakikati inkâr edenlerden görmüş oldukları maddi ve manevi kötülüklerden dolayı yılgınlık göstermeyip inançlarına bağlılıkta kararlı olmaları. Örn:: “Ey inananlar! Sabredin, direnin, savaşa hazırlıklı, uyanık olun ve Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak onun koruması altına girin ki başarıya eresiniz!” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/200 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Sabi:  

(a.i. erk.) Yedinci.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabia:  

(a.i. ka.) (bkz:: Sabi) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabih:  

(a.i. erk.) Güzel, şirin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabiha:  

(a.i. ka.) Güzel, latif, şirin.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabihat:  

(a.i. ka.) 1- Gemiler. 2- Yıldızlar. 3- İmanlıların ruhları.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabii:  

Sabiîlik dinine inanan kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Sabiilik:  

Kur’an-ı Kerim’de Yahudilik ve Hristiyanlıkla birlikte anılan bir din. Sabiiliğin ilahî bir din olduğunu söyleyenler olmuşsa da zamanla felsefi ve siyasi etkilerle bozulma ve sapmalara uğrayarak batıni bir özellik kazanmıştır. Sabiiler, ilk Sabiiler ve sonraki Sabiiler olmak üzere ikiye ayrılır. İlk Sabiilik; Hindistan, eski Mısır, Suriye ve Keldanilerin bağlı oldukları bir ekoldür. Sonraki Sabiilik; İsrail, İran, Yunan ve Roma gibi değişik kültürlerin etkisinde kalan Süryani ve Keldanilerin bağlı olduğu dindir. Tarihi bilgilere göre Sabiiler, önceleri Hz. İbrahim’in dinine bağlı iken sonradan yıldızlara tapmaya başlamışlardır. Sabiiler, Yahudilik ve Mecusilik arasında bir cemaat olup Zebur okurlar. İslam bilginleri Sabiilere ehlikitap muamelesi yapılacağı görüşünü benimsemişlerdir. Sabiiler yaşadıkları coğrafyaya göre adlandırılmışlardır. Cezire bölgesinde yaşayanlara Mandeiler, Harran bölgesindekilere ise Sabiiler denir. Başlıca özellikleri: İlahî bir kitaptan ayrılmış olmaları, meleklere, putlara ve yıldızlara tapmalarıdır. Örn:: “Allah, Müminler ile Yahudiler, Sabiiler, Hristiyanlar, Mecusiler ve (Allah’a) ortak koşanlar arasında kıyamet günü hüküm verecek (haklıyı haksızı ortaya çıkaracak)tır. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.” (Kur’an-ı Kerim Hac suresi 22/17 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Sabir:  

(a.i. erk.) 1- Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. 2- Acele etmeyen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Sabır)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabit:  

(a.i. erk.) 1- Değişmeyen, kımıldamayan. 2- Kanıtlanmış, anlaşılmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabit Disk:  

Her bilgisayarda mutlaka bulunması gereken bu donanım aygıtları, bilgisayarların bilgi depolama üniteleri olarak değerlendirilebilirler. Kapasiteleri GB (Gigabyte) birimi ile ölçülür. Birkaç yıl öncesine kadar kullanılan sabit disklerin kapasiteleri ise MB (Megabyte) birimi ile belirtilmekteydi. Sabit diskler, bağlantı tiplerine göre 3 farklı kategoriye ayrılırlar. Ev kullanıcıları için en uygun bağlantı tipi IDE'dir. Yüksek performans bekleyen kullanıcılar ise, SCSI ya da Seri-ATA bağlantılarını destekleyen bir sabit diski tercih edebilirler.Günümüzde kullanılan işletim sistemleri ve programlar büyük bir depolama alanına ihtiyaç duyuyorlar. Bu yüzden satın alacağınız sabit diskin en azından 20 GB'lık bir kapasite sunmasında yarar var. Ancak 100 GB'dan daha fazla depolama alanına sahip olan gelişmiş ürünler bulabileceğinizi de unutmayın.(Konusu: Bilgisayar T., Kökeni: )

Sabit Duruş:  

(Bsketbol ter.) Savunmacı oyuncunun, kafası ve omzu kendisini geçmeden, hücum oyuncusunun önünde durduğu pozisyondur. Eğer hücum oyuncusu bu savunmacıya çarparsa hücum faul yapmış olur.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Sabite:  

(a.i. ka.) 1- Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. 2- Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabitlemek:  

(Halter Ter.) Barın baş üzerinde kol uzunluğu kadar mesafede kollarla tutulması durumu.(Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Sabiye:  

(a.i. ka.) Küçük kız çocuğu, küçük kız.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabo:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sabotaj:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sabotajcı:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sabote Edilmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sabote Etmek:  

(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Sabretmek:  

Yanlış: Sabır Etmek Doğru: Sabretmek(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Sabri:  

(a.i. erk.) Sabırla ilgili, sabra ilişkin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Sabrinnisa:  

(a.i. ka.) Kadınların sabırlısı.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabriye:  

(a.i. ka.) (bkz:: Sabri)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Sabuncu:  

(a.sf. sabun, türk. e.) Oğlancı, kulampara.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Sabunhane:  

(b.i) Sabun yapılan yer, sabun fabrikası.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Sabunlamak:  

(a.f. sabun, türk. e.) 1- (Kumarda) Yenmek, (birisinin) bütün parasını almak. Örn:: Bende beş yok vire, Elimi görsene. -Nesini görecekmişim Bizi sabunladılar ki tertemiz. (Kemal Tahir, Esir Şehrin Mahpusu) 2- Bir işi kolayca çözümlemek. Bir işi üstünkörü yapmak, kolaya getirmek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

WhatsApp